1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
Metin Arslan
17 yıl önce - Çrş 21 Arl 2005, 20:31
| Alıntı: |
| En önemli Dünyada ses getirmiş bir hizmeti de stratejik olan demiryolu inşasıdır. |
100 yıl önceki imkan ve şartları düşünürsek bu çok büyük bir başarıdır. Demiryolu hayat veren kanı taşıyan damar gibiydi. Araplar ingiliz kışkırtmalarıyla bu damarı keserek intihar etmiştir. Arap yarımadasına hayat veren kan yerine mikroplar istila etmistir. Günümüzde Arap milletinin başına gelen hastalıkların sebebide budur. Bir yarayı kapatsalar ikinci yara çıkıyor.
|
 |
Edadil
17 yıl önce - Pzr 19 Mar 2006, 00:44
Sultan II. Abdülhamid Han deyince bakalim aklimiza ne geliyor. Bir cok sey aslinda, avrupalilar icin kizil Sultan, kisa boylu yahudi diyenlerde vardir. Hatta Sultan'in kendi kullari bile zaman zaman Ermeni'nin oglu demis, cok agir hakaretlerde bulunmuslardir. Fakat bu söylenenlerin cogu dogru degildir. Mesela Ermeni'nin oglu hic degildir, annesi Tir-i Müjgan Kadinefendi, aslen Cerkes olup Sapsig kabilesine mensuptur.
Sultan Abdülhamid'i tanimak icin en iyi eser kizi Ayse Sultan'in hatiralaridir. Olaylari cok iyi izah edip anlatmaktadir. Herkese tavsiye ederim. Ayrica bu kitap cok önemlidir, zira hatiralarini yazan ilk osmanli prensesidir Ayse Sultan, ayirca bir de o döneme ait saray yasantisini anlatan cerkes prensesi Leyla Acba'nin hatiralarida iyi bir kaynaktir.
|
 |
İsmail Erdoğan
17 yıl önce - Pts 20 Mar 2006, 09:34
Toplum olarak "hain" üretmeyi o kadar çok seviyoruzki , zannederim dünyada bu konuda hiçkimse bizimle yarışamaz.
Yoksa , bu da bizi dışarıdan idare etmek isteyenlerin bir başka taktiği mi...
50-60 yıl sonrasını düşünüyorum, acaba tarih kitaplarımız veya o zamanın anlı şanlı yazarları, gazetecileri, tarihçileri araştırmacıları ; 12 Eylül hakkında, Demirel, Ecevit, Türkeş,Erbakan, Evren, Erdoğan, Baykal vs. hk. neler yazacaklar diye...
Daha doğrusu hiç merak etmiyorum, ne yazacaklarını görür gibiyim çünkü ; bir kısmı bazıları için çok iyi şeyler yazacaklar, bazıları ise çok kötü .
Yukarıda saydığım isimlerden bir kısmı , hiç şüpheniz olmasın, yine "hain" ilan edilecek.
Ve biz yine "Hain" di, vatanseverdi...tartışmaları içinde olacağız, ve biz yine anlaşamayacağız. Ve biz yine birbirimizi mutlaka birşeylerle suçluyor olacağız.
"Hataları ile, olumlu yanları ile bunların hepsi bizim insanlarımızdı" noktasına hiçbir zaman gelemeyeceğiz.
"Hain üretmeye mecbur bir toplum "olarak görevimizi hakkıyla yapıyor olacağız.
Başka söze gerek yok sanırım.
Sağlıcakla kalınız.
|
 |
ruhiugural
17 yıl önce - Sal 21 Mar 2006, 14:50
Şu ana kadar Abdülhamit hakkında gerek okuyarak, gerekse kulaktan dolma edindiğim bilgilerde, hep ikilem içinde kaldım. Çünkü bir bakıyorum, çok mübarek ve değerli bir insan, daha sonra başka bir kaynak veya kişiden fikir veya bilgi ediniyorum. Bu sefer de tam tersi. Neticede koskoca bir Osmanlı Padişahlığı yapmış olan birinin kötü olabileceğine inanmıyorum. Tabiiki her insan gibi mutlaka hataları ve yanılgıları vardır; olmaması da mümkün değildir. Tabi bazı şeyleri bizler bugünkü şartlar ve durum için değerlendiriyoruz. İnsanların yanıldığı en birinci nokta bu. O günler ve o şartlar altında neler yapılabilirdi, olması gereken neydi bilemiyoruz.
Abdülhamit hatalı veya değil, yanlış veya doğru mutlaka bir şeyler yapmış ancak kötü niyetli olduğunu zannetmiyorum. Fakat benim üzüldüğüm; O'nu çok kötü lanse etmeleridir.
Yukarıda da belirttiğim gibi çok kesin O'nun hakkında kesin kaynaklar olmadığı için; çünkü her yazan veya söyleyen kendi zihniyetine veya siyasi görüşüne göre Abdülhamit hakkında fikir yürütüyor veya bazı belge ve kaynakları değerlendiriyor.
Bu yüzden diyeceğim şudur ki; kötü bir insan değil, hatalı bir insan veya kötü bir padişah değil hatalı bir padişah olabilir. Bu perspektiften bakılarak olumlu veya olumsuz eleştiri yapılabilir.
Eleştirenlerin de çok yüklenmemeleri, övenlerin de çok gök yüzüne çıkarmamaları gerektiği kanısındayım.
|
 |
Levent Ülgen
17 yıl önce - Cum 05 May 2006, 16:23
Bence Abdülhamit Han iyi niyetli ve vatansever bir padişahtı. Tamam bir çok yanlış kararı vardı, mesela en yanlış davranışı donanmayı, bahriyeliler darbe yapar korkusuyla demirletip çürümeye terkettirmesidir. Ayrıca İslam birliğine dayanan politikası da eleştirlebilir.
Ama memlekete, demiryolu yapmaktan başka büyük hizmetleri de vardır. Topraklarımız üzerindeki emellerini onun zamanında gerçekleştiremeyen Yahudiler ve Ermeniler 'kızıl sultan' lakabı takmışlardır. Bizim bazı aydın geçinen insanlarımız da hemen kraldan çok kralcı kesilip Abdülhamit'i karalamaya başlamışlardır. Neden kızıl sultan oluyormuş ki, tahrip edici yalan yayınlar yapan gazeteleri sansürlediği için mi, yoksa hainleri tek tek tesbit edip, faaliyetlerine son verdiği için mi? Mithat Paşa konusunda emin değilim ama bu cezalandırdığı kişilerin hiç birisine idam cezası vermemiş, sürgüne göndermekle yetinmiştir.
Bazılarımız, onun Osmanlı Devleti'nin ömrünü uzatmasını olumsuz görmektedir. Çünkü Osmanlı zaten miyadını doldurmuş sona yaklaşmış bir devletti. Ama gözden kaçırdığınız bir sürü gerçek var. Siz bu devletin sonunu tarihten gördüğünüz için biliyorsunuz. Ama o zamanki insanlar ve Abdülhamit, 1909'da bir avuç kendini bilmezin yönetimi ele geçirip, koskoca devleti birkaç senede mum gibi eriteceğini nereden tahmin edebilirdi? Balkan Savaşı'nda, yıllar boyunca böyle bir durum olursa diye planlanan genelkurmay stratejilerinin bir kenara atılacağını, korkakların şerefizce cepheden kaçacağını nerden bilebilirdi?
Ayrıca hiçbir devlet adamı, başına geçtiği devlet az çok işler durumdayken bile onun sona ermesini istemez. Eğer vatansever bir insansa önce durumu düzeltecek reformlar ve önlemler almaya çalışır. Abdülhamit'in bunları ne kadar etkili yaptığı tartışılır ama o da kendince doğru bildiğini vatanı için yapmaktan geri durmadı. Ayrıca yabancı ülkelere sızdırdığı istihbarat sistemi de çok iyiydi. Her devletin sarayında onun adamları cirit atardı. Mükemmel bir denge politikası izlerdi ve gerçekten Avrupa devletlerinin birbirlerine olan düşmanlıklarını çok iyi kullanırdı...
Neyse burada hepsini saymaya gerek ama şunu da görmenizi istedim. Abdülhamit, hataları da olan iyi niyetli bir insandır. Onu eleştirmek başkadır ona Ermeniler gibi çamur atmak başkadır. Abdülhamit'den ölesiye nefret eden aydıncıklar başta olmak üzere hepimiz lütfen bunu bir düşünelim ve günahlarını da sevaplarını da korkmadan, objektif şekilde değerlendirelim...
En son Levent Ülgen tarafından Cum 05 May 2006, 16:55 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
mekselina
17 yıl önce - Cum 05 May 2006, 16:37
"kızıl sultan" ifadesini batılılar ve içimizdeki yerli temsilcileri kullanmıştı.
biz niye o kadar acele ettik, bunu içselleştirmek için.
abdülhamit'i tahtan devirenler değil miydi artık iş işten geçince şu dizeleri onun mezarı başında okuyan!
tarih adını andığı zaman
sana hak verecek ey koca sultan
bizdik utanmadan iftira atan
asrın en siyasi padişahına.
ruhu şad olsun benim ulu hakan'ımın...
|
 |
cengizdagince
17 yıl önce - Cum 05 May 2006, 19:32
Bu konu hakkında Raif Karadağ'ın Muhteşem İmparatorluğu Yıkanlar adlı kitabı çok faydalı bir eser. Sultan Abdülhamid'in nasıl katledildiği, şimdi adı bile geçmenyen Balkanlar'daki Türk katliamı, Selanik'in nasıl bir kurşun bile sıkılmadan düşmana bırakıldığı, unutmamız değil çok iyi bilmemiz gereken tarihimizi anlatıyor.
Not: Ben de sizlerden çoğu gibi büyük bir devlet adamı olduğunu düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın.
|
 |
cengizdagince
17 yıl önce - Cum 05 May 2006, 20:00
Bilge Kaan şöyle demiş:
| Alıntı: |
| Osmanlı Devleti'nin son büyük padişahı 2. Abdülhamit Han'dır.İmparatorluğun (aslında imparatorluk hoş bir sözcük olmuyor.ingilizce "empire" sözcüğünden gelen bu kelime sömürgeci anlamındadır.Osmanlı Devleti asla bir sömürgeci devlet değildi) ömrünü uzatarak yıkılışını geciktirmiştir |
Mustafa Taşlı da eklemiş:
| Alıntı: |
| Bilge Kaan çok doğru söylemiş.Empire kelimesi manası itibarıyla Osmanlılar'a yakışmıyor. |
Arkadaşlara tamamen katılıyorum, çünkü atalarımıza imparatorluk diyerek onları emperyalizmle suçluyoruz. Oysa onlar böyle bir politikayı asla gütmemiş, kendi asil tabiatına emperyalizm denen illeti yakıştırmamıştır. Bu yüzden adları Devlet-i Âliye-i Osmâniyye ya da kısaca Osmanlı Devleti'dir. Kendi tarihimize batılıların gözüyle bakmaktan vazgeçmeliyiz. Onların kelimelerini kullandıkça, onların kaynaklarını esas gördükçe, onların istediği şeyleri düşünmeye devam edeceğiz, yani Abdülhamid Han gibi büyük devlet adamlarına Kızıl Sultan yakıştırmasını layık göreceğiz. Oysa tarih bizim laflarımızla değişecek mi? Biz mevcudiyetimizi o sözlere mi, yoksa bu insanların dirayetine mi borçluyuz?
|
 |
Akınyakup
17 yıl önce - Cmt 06 May 2006, 18:11
Sultan Abdulhamit Han'ı kimsenin (Türk olan) kötülemek istediğini düşünmüyorum.Daha dogrusu düşünmek istemiyorum Neden mi!
Hiç bir Osmanlı sultanı Vatanına ihanet etmemiştir ve Ülkesini bırakıp kaçmamıştır.
Benden önce yazan arkadaşlarında söylediği gibi nasılki geçmiş tarihimizle öğünüyorsak bizim atalarımız olan bu yüce kişiliklere sahip çıkmalı hakaret ettirmemeliyiz.Sultan Vahdettinden Osman Gaziye kadar.
Ruhun Şad olsun Ulu Hakan Mekanınız cennet olsun.
Alıntı:
Abdülhamit(2.)
Osmanlı padişahlarının otuz dördüncüsü ve İslam halifelerinin doksan dokuzuncusu.
Saltanatı: 1876-1908
Babası: Abdülmecid Han - Annesi: Tir-i Müjgan Sultan
Doğumu: 21 Eylül 1842 Vefatı: 10 Şubat 1918
Çok iyi bir tahsil görerek din ilimlerini ve Fransızcayı mükemmel bir şekilde öğrendi. Amcası Abdülaziz Han onu Mısır ve Avrupa seyahatlerinde yanında götürdü. Abdülaziz Han'ı tahttan indirip şehit ettiren, böylece Osmanlı Devleti'nde idareyi ele geçirin batı kuklası bazı paşalar, V. Murat'ın şuurunun bozulması üzerine, devlet işlerine karışmaması ve yalnız millet meclisinin çıkaracağı kanunlara göre hareket etmesi şartıyla, Abdülhamid Han'ı sultan ilan ettiler.
Tahta çıktığında Osmanlı Devleti tam bir bunalımın eşiğindeydi. Karadağ ve Sırbistan'da savaş aleyhimize dönmüş, Bosna-Hersek ve Girit'te ayaklanmalar çıkmış, mali kriz son haddine varmıştı. Bu arada sadrazam Mithat Paşa ve arkadaşlarının isteği üzerine 23 Aralık 1876'da Birinci Meşrutiyet ilan edildi. Ancak gayrimüslimlerin dahi yer aldığı Meclis-i Mebusan'ın ilk işi Rusya'ya harp ilanı oldu. 93 harbi diye tarihe geçen bu savaş, Osmanlı Devleti için tam bir felaket getirdi. Ruslar İstanbul önlerine kadar geldi. Bir milyondan fazla Türk, Bulgaristan'dan İstanbul'a hicret etti. Mütareke isteyen Sultan Abdülhamid, ilk iş olarak devleti parçalanma ve yok olma yoluna doğru götüren Meclis-i Mebusan'ı kapattı (13 Şubat 1878) ve devlet idaresini eline aldı. Ayastefanos antlaşması ile Osmanlı Devleti Makedonya, Batı Trakya, Kırklareli, Kars, Ardahan ve Batum'u kaybediyordu. Ancak İngiltere ile anlaşan Abdülhamid Han, Kıbrıs'ın idaresini onlara bırakmak şartıyla, yeniden topladığı Berlin Konferansı'nda kaybedilen toprakların bir kısmına sahip oldu.
Abdülhamid Han büyük meseleler karşısında bunalan Osmanlı Devleti'ni bundan sonra dahiyane bir siyaset, adalet ve fevkalade bir kudretle yönetti. Düyun-u Umumiye idaresini kurarak iki yüz elli iki milyon tutan devlet borçlarını yüz altı milyona indirdi. Memlekette büyük bir imar faaliyeti ile eğitim ve öğretim seferberliği başlattı. Çoğu şahsî parasından olmak üzere cami, mescit, mektep, medrese, hastane, çeşme, köprü vs. gibi toplam 1552 eser yaptırdı. Ülkenin dört bir yanını demiryolu ile döşedi. Yunanlıların Girit'te isyan çıkarıp, Türkler arasında toplu katliamlar yaptırmaya başlamaları üzerine, Yunanistan'a harp ilan etti. Alman kurmaylarının altı ayda geçilemez dedikleri Termopil geçidini 24 saatte aşan Osmanlı ordusu, Atina önüne vardı. Yunanistan'ın tamamen Osmanlı eline geçeceğini anlayan Avrupalı devletler, sulha zorladılar ve bunda muvaffak oldular.
Yahudilerin Filistin'de bir cumhuriyet kurma teşebbüslerinin karşısına çıktı. Onların Osmanlı borçlarını bütünüyle silelim tekliflerini reddetti. Bu toprakların kanla alındığını, asla terk edilemeyeceğini sert bir dille bildirdi. Filistin topraklarının yahudilere satılmaması için gerekli tedbirleri aldı. Doğu Anadolu'da Ermeni hareketlerine karşılık Hamidiye alaylarını kurdu ve bölgede asayişi temin ile Osmanlı hakimiyetini pekiştirdi.
Sultan Abdülhamid Han'ı tahttan indirmeden Osmanlı Devleti'ni parçalamanın ve İslam'ı yok etmenin mümkün olmadığını gören bütün iç ve dış düşmanlar bu Türk hakanına karşı cephe aldılar. Bir taraftan Sultan'ı gözden düşürmek üzere her türlü iftira ve kötüleme kampanyaları yaparlarken, diğer taraftan suikastlar tertip ettiler. Ermeni asıllı Fransız yazar Albert Vandal'ın "Le Sultan Rouge=Kızıl Sultan" şeklinde ortaya attığı iftiraları aynen alan bazı gafiller, ansiklopedilere bunları yazarak genç nesilleri aldattılar.
Bu arada Padişah'ın devlet idaresinde nüfuzunu kırmak isteyen batılılar, İttihat ve Terakki mensuplarını kışkırtarak 23 Temmuz 1908'de İkinci Meşrutiyeti ilan ettirdiler. Böylece otuz yıl durmuş olan facialar tekrar başladı. 31 Mart Vakası sebebiyle İttihat ve Terakki ileri gelenleri tarafından tahttan indirilen Abdülhamid Han, Selanik'e gönderildi (27 Nisan 1909). 10 Şubat 1918'de Beylerbeyi Sarayı'nda vefat eden Abdülhamid Han'ın naşı Çemberlitaş'ta dedesi Sultan II. Mahmut'un türbesindedir.
II. Abdülhamit Han'ın güzel ahlakı, dine olan bağlılığı, edep ve hayasının derecesi, akıl ilim ve adaletinin çokluğu, milleti için gece-gündüz çalışması, düşmanlarına bile iyilik yapması, ciltler dolusu eserlerle anlatılmaktadır. Onun tahttan indirilmesinin üzerinden 10 yıl geçmeden imparatorluğun dörtte üçünün elden çıkması, memleketi 33 yıl nasıl idare ettiğine en açık delildir. Yine Abdülhamid Han'ın tahttan indirilmesiyle beraber kan gölü haline çevrilen Ortadoğu'da hala huzur tesis edilememiş olup, Arap alemi siyonizmin oyuncağı haline gelmiştir.
Vaktiyle İttihat ve Terakki fırkasının içinde Abdülhamid Han'a düşmanlık eden Filozof Rıza Tevfik ve Süleyman Nazif pişmanlıklarını aşağıdaki şiirliri ile dile getirmişlerdir.
Tarihler adını andığı zaman,
Sana hak verecek hey Koca Sultan,
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyasî Padişahına.
(Rıza Tevfik)
-------------------------------------------------------
Padişahım gelmemişken ya da biz,
İşte geldik senden istimdada biz,
Öldürürler başlasak feryada biz,
Hasret olduk eski istibdada biz.
(Süleyman Nazif)
ESERLERİ
1.Sultan Abdülhamid'in Hatıra Defteri
İsmet Bozdağ
Pınar Yayınları
HAKKINDA YAZILANLAR
1.Abdülhamid'in Son Günlerinde "İstanbul"
(Constantinople Aux Derniers Jours D'Abdul-Hamid)
Paul Fesch
Pera Turizm ve Tic.Aş.
|
 |
Oktay Kasman
17 yıl önce - Sal 09 May 2006, 02:10
Sultan Abdülhamit çok özel bir kişidir.Bir iki sayfa ile değil,hakkında yazılan kitapların ışığında yargılanmalıdır.Yalnız devrinde yapılan eserlerin,halen kullanılmakta olan demiryollarının,Darülacezenin de aralarında olduğu onlarca eseri unutmayalım.
Sorunun cevabına gelince: HAN.
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|