1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7  |
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Prş 17 May 2018, 19:04
İyilik ve Kötülük Edenlerin Durumu
İyi adam, hatta en iyi adam bile, kötülüğü olmayan değil, iyiliği kötülüğüne galip olan kişi; kötü ve en kötü adam bile hiç iyiliği olmayan değil, kötülüğü iyiliğine galip olan kişi demektir.
Bir kurum da bir insan gibi, iyilikleri de kötülükleri de olur. İnsaflı insan, kusurunu gördüğü kimsenin kusurunu görmesi, güzelliklerini görmeye engel olmayan; güzelliğini gördüğü kimsenin de güzelliklerini görmesi, kusurunu görmesine engel olmayan kişidir. Yine insaflı insan, güzellikleri ve iyilikleri çok olan kimsenin artık kusurlarına bakmaz olur. Kusurunu, güzelliklerine feda eder.
“Bir adamın iyilikleri, kötülüklerinden çok olursa, kötülükleri anılmaz olur. Kötülükleri iyiliklerinden fazla olursa, iyilikleri anılmaz olur.”
Hasta ruhlu insanlar, hep kusur araştırırlar; hiç iyilik görmek istemezler, gözlerine sokulsa bile görmek istemezler, olan güzellikleri de beğenmezler.
İnsanın kıymetini ancak insan bilir. Herkes esasında iyilik edilmeye layık değildirler.
Şahsiyeti düşük insana iyilik edersen, o kimsenin şerrinden sakın denmiştir. Ama bize gereken ve bize yakışan, önce ehline, layık olana iyilik etmek; sonra da herkese iyilik etmektir. Zira her kap, içindekini dışına sızdırır. Bazen iyilik, düşmanlığı yok etmek bazen de düşmanlığı azaltmak için yapılmalıdır.
“İyilik ve tevazu, bütün düşmanlıkları yener.”
Kötülük etmeye hakkı ve gücü yettiği halde yapmamak gerçekten büyüklüktür. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Mekke’yi fethettiği zaman her türlü kötülük yapan Mekke müşriklerini affetmesi gibi.
“Her türlü kötülüğü yapmaya muktedir iken, kötü bir şey yapmamak; işte budur iyilik..”
Kötülüğü iyilik gibi yenen bir şey yoktur.
“Eğer hasmını yenmek istersen, fenalığa karşı iyilikle mukabele et!”
Mecbur olunca harbin durumu ve hukuku farklıdır ve farklı cereyan eder. O zaman harpte iken yapılan adalet olur ki bu da bir iyiliktir.
İyiliği de yaparken usulünce olmalı ve kötülük yapar gibi olmamalıdır.
“Yalnız iyilik yapmak yetmez; iyiliği zerafetle yapmak da lazımdır.
Özellikle iyilik yaptıktan sonra söz veya işaretle de olsa bahsedilmemelidir.
“İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç söz etmeyin.”
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 18 May 2018, 19:40
İYİLİK YAPMANIN FAYDALARI
İyilik yapmanın kendimize ve çevremize sayısız faydaları vardır.
Günümüzde insan o kadar çok şey ile meşgul olmaya başlamıştır ki hayatımız hep bir koşuşturma ve bir yarış içinde geçmeye başlamıştır. Özellikle teknolojinin gelişmesi ile de zamanımız artık bize yetmemeye başlamıştır. Ancak hayatın içinde yaşarken iyilik yapmaya, yardımlaşmaya zaman bulamamak ve ertelemek çoğu kişinin alışkanlığı haline gelmiştir. Oysaki hayatın içinde en değerli en kalıcı olan çevremize, insanlığa , kendimize bıraktığımız en büyük miras karşılıksız iyilik yapmak, yardımlaşmak, sevgimizi gösterebilmektir.
İyilik yapmanın hayatımızdaki sayısızı faydalarından bazılarını kısaca özetlersek;
* İyilik, hem iyiliği yapanı, hem de bu iyilikten faydalananları mutlu eder.
* İyilik yapmak bulaşıcıdır. İyilik yaptığınız kişi de karşılıksız iyilik karşısında daha iyi bir insan olur.
* Hayatı daha anlamlı yaşamaya başlarız.
* İnsanlara güven duymaya başlarız.
* Korkularımız azalır.
* Olumlu düşünmeye ve olumlu düşündükçe de güzel şeyler yaşamaya başlarız.
* İşimizde ve yaşantımızda daha mutlu oluruz.
* Yaptığımız bir iyiliğin bizde uyandırdığı o tarif edilemez duyguyu yaşarız.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pts 21 May 2018, 19:05
İyilik ve Kötülük Üzerine
Genel olarak kötüler, kadirşinas değildir, nankördür. Kendisine iyilik yapıldığı zaman, bir kötülük yapabilir. Nitekim Kuran-ı kerimde, (Allah ve Resûlü kendi lütuflarından onları [kötüleri] zenginleştirdiği için öç almaya kalkıştılar) buyuruluyor. Demek ki kötü kimselerin, kendilerine iyilik edenlere zararları dokunabilir. Bunun için atalarımız şöyle demişlerdir: (İyilikten maraz doğar), (İyiliğe iyilik olsaydı, kara öküze bıçak çalmazlardı) Ancak bu atasözleri, iyiliğin mutlaka zararlı olduğunu göstermiyor, kötülere iyilik edince onlardan bazı zararların gelebileceğini gösteriyor. Hz. Ali (r.a.), (Kerim kimse, iyilik görünce yumuşar, kötü kimse de, kendisine iyilik yapılınca katılaşır) buyuruyor. Hz. Ömer (r.a.) de, (Kötü insanlar mürüvvetsizdir) buyurmaktadır. Hikmet ehli buyuruyor ki: Kendisine iyilik edene kötülük eden, benim nimetime nankörlük etmiş olur, kendisine kötülük edene iyilik eden de, bana şükretmiş olur. Bir menfaat elde etmek için seninle arkadaşlık edenin şerrinden sakın! Çünkü beklediği şey kesilince; özür kabul etmez. Yine genel olarak bir kimse, hiçbir menfaat beklemeden Allah rızası için, kötü birine de iyilik ederse, ondan zarar gelmez. Eğer, bir menfaat karşılığı iyilik ediyorsa, iyilik ettiği kimseden zarar gelebilir. Allah adamları İyi olan da kötü olan da, iyilik yapabilir. Kötülük yapmamak ise, ancak Allah adamlarının özelliğidir. Herkese iyilik yapamayız; fakat, kâfir bile olsa, hiç kimseye kötülük yapmaya hakkımız yoktur. İyiye ihanet edince, kötüye iyilik edince, akıllıyı sıkıntıya sokunca, ahmağa acıyınca, facirle düşüp kalkınca şerrinden sakın! Suâl sormayana cevap verilmez, cevap vermeyene suâl sorulmaz ve dinlemeyene laf anlatılmaz. Hiçbir menfaat beklemeden, sırf Allah rızası için iyilik etmekten korkmamalıdır. Kötü kimse, buna zarar vermeye kalksa da, fazla başarılı olamaz. İyilik eden, kendine iyilik etmiş olur. Onun için atalarımız, (İyilikten kötülük gelmez), (İyilik eden iyilik bulur), (İyilik et, denize at, balık bilmezse Halık bilir) demişlerdir. Demek ki, iyilik balık için değil, Halık için, yani Allah rızası için yapılırsa zararı olmaz. İhsan eden, iyilik eden sevilir. Hadis-i şerifte, (İhsan sahibini sevmek, insanların yaratılışında vardır) buyuruldu. İnsan, ihsanın, iyiliğin kölesidir. Gönül, kendine iyilik edeni sever, kötülük edenden nefret eder. İster istemez iyilik edene karşı sevgi duyulur. Bunun için Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle duâ ederdi: (Ya Rabbi, kötü birinin, bana iyilik etmesini nasip etme!) Allah sevgisi için İnsanlara iyilik etmek, onların işlerini güler yüzle ve tatlı dille ve kolaylıkla yapmak, insanı Allah sevgisine kavuşturur. Ahıret azaplarından kurtulmaya ve cennet nimetlerinin artmasına sebep olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Her iyilik sadakadır.) (İnsanların iyisi, insanlara iyilik edendir.) (En iyiniz, kendisinden hep iyilik beklenilen ve şerrinden emin olunandır. En kötünüz, kendisinden iyilik beklenilmeyen ve şerrinden emin olunmayandır.) (Sıkıntıya düşene, çaresiz kalana yardım edeni Allahü teâlâ sever.) (İyilik zayi olmaz, kötülük unutulmaz, herkes ettiğini bulur.) (Sana darılana git, barış! Zulmedeni affet. Kötülük edene iyilik et!) İyilikten zarar gelmez. Kötülük edenlere dahi iyilikle karşılık vermeliyiz! İyi insan, sadece başkalarına kötülük etmeyen kimse değildir. Başkalarından gelecek sıkıntılara, eziyetlere katlanan kimsedir. Atalarımız, (Kötülük her kişinin kârıdır, iyilik er kişinin karıdır.) demişlerdir. İyi insan, herkese iyilik eder. Kendisine kötülük yapanlara iyilikle karşılık verir. İyilik yapamazsa, hiç olmazsa sabreder. Bölücü olmaz, yapıcı olur. Böylece, hem rahata, huzura kavuşur, hem de, ahiretin sonsuz azablarından kurtulur. İyi kimse, Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) güzel ahlâkını örnek alır.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 23 May 2018, 10:12
İnsanlara iyilik etmek,
İyilik etmenin dindeki yeri nedir?
Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
Ömür kısadır. Sonsuz olan ahiret hayatında, insanın karşılaşacağı şeyler, dünyada yaşadığı hâle bağlıdır. Akıllı olan, ileriyi görebilen bir kimse, kısa olan dünyada, hep, ahirette iyi ve rahat yaşamaya sebep olan şeyleri yapar. İnsanlara hizmet etmek için çalışır. İnsanlara iyilik etmek, ahirette azaptan kurtulmaya ve Cennet nimetlerinin artmasına sebep olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Müslüman, müslümanın kardeşidir. Onu incitmez, üzmez. Bir kimse bir müslümanın aybını, kusurunu örterse, Allahü teâlâ, kıyamette onun ayıplarını, kabahatlerini örter.) [Buhari]
(Bazı kimseler, başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak, onlara yardımcı olmak için yaratılmıştır. İhtiyaç sahipleri bunlara başvurur. Bunlar için ahirette azap korkusu olmaz.) [Taberani]
(Allahü teâlâ, bazılarına çok nimet vermiştir. Bunları, herkese faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri dağıtırlarsa, azalmaz, dağıtmazlarsa bunlardan alıp, başkalarına verir.) [Taberani]
(Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihtiyacını karşılaması on yıl itikâftan iyidir. Allah rızası için bir gün itikâf ise, insanı Cehennem ateşinden pek çok uzaklaştırır.) [Taberani]
(Din kardeşinin bir işini yapana, melekler dua eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı af olur ve kıyamette çeşitli nimetlere kavuşur.) [İbni Mace)
(Din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan kurtulması için idarecilere gidip uğraşana, sırat köprüsünden, herkesin ayağı kaydığı zaman, Allahü teâlâ ona yardım eder.) [Taberani]
(Allahü teâlânın en sevdiği iş, elbise vererek veya yedirip içirerek yahut başka bir ihtiyacını karşılayarak, bir mümini sevindirmektir.) [Taberani]
(Saygısızlık edene yumuşak davranan, zulmedeni affeden, vermeyene veren, kendisini arayıp, sormayan ahbabını, akrabasını gözeten, Cennette yüksek derecelere kavuşur.) [Taberani]
(Din kardeşine güler yüz göstermek, iyi şeyler öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, sorana yol göstermek, sokaktaki pis ve zararlı şeyleri temizlemek, birer sadakadır.) [Tirmizi]
(Selam verirken gülümseyen, sadaka sevabına kavuşur.) [İ.E.dünya]
(Seferde, topluluğun efendisi, onlara hizmet edendir. Şehitlik hariç, hiçbir amel onun sevabına erişemez.) [Hakim]
(Kim, bir müslümanın sıkıntısını giderip, onu sevindirse, Allahü teâlâ, kıyamette en sıkıntılı anlarda, onu sıkıntılardan kurtarır.) [Buhari]
(Din kardeşine yardım edenin yardımcısı, Allahü teâlâdır.) [Müslim]
(İnsanların en iyisi, onlara faydası çok olanıdır.) [Kudai]
(Allahü teâlânın farzlardan sonra en çok sevdiği iş, bir mümini sevindirmektir.) [Taberani]
(İmanı en kuvvetli olan, ahlakı en güzel ve hanımına karşı en yumuşak olandır.) [Tirmizi]
(Söz veriyorum, tartışmayan, haklı da olsa, kimseyi incitmeyen Cennete girer.) [Tirmizi]
(Müminler, birbirine karşı sevgi ve merhamette, bir vücut gibidir. Vücudun bir yeri rahatsız olunca, bütün vücut huzursuz olur. Oranın tedavisi ile meşgul olurlar. Müslümanlar da böyle birbirine yardıma koşar.) [Buhari]
(Çevrendekilerle güzel komşuluk et ve kendin için sevdiğini, başkaları için de sev ki müslüman olasın.) [Harâiti]
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Prş 24 May 2018, 18:56
İYİLİK VE KÖTÜLÜK ETMEK
İyilikle kötülük bir değildir. İyiliğin yaptığını kötülük yapamaz. İyilik, Allah için yapılmalı, insanlardan bir karşılık beklenmemeli, sadece ecri Allah’tan istenmelidir.
İyiler iyilik eder, kötüler kötülük eder. Yani herkes kendisine yakışanı yapar. İyilik eden, hem dünyada hem âhirette; hem Hak’tan hem halktan iyilik görür.
İyilik yapana, Allah Teâlâ, iyiliğin yerine, yenisini daha dünyada iken vermektedir. Âhirette vereceği de ayrıdır. İşte bundan dolayı iyilik yapmada mü’minler yardımlaşmalı ve hatta yarışmalıdırlar.
İyilik yapmayı Allah emretmektedir. İyilik yapanlar, kurtulanlardır. Kurtulmak isteyen, iyilik etmelidir. Önce kişi, hak yolun önde olan zatları izleyerek ve hak yolun gereğince davranmak suretiyle kendisine iyilik etmeli, sonra da önce layık olana sonra da herkese; özellikle sorumlu olduğu kimselere karşı iyilik etmelidir.
İyilik yapana, melekler dua ederler. Mü’min, iyiliğin temelini yok eden ve tamamen zayi eden, küfür ve şirkten sakınmak; iyiliklerin kemalini ve sevabını gideren, riya, başa kakmak ve hased gibi bu kötü anlayış ve davranışlardan son derece sakınması gerekir.
İnsanlara yapılan iyilik, genel olarak canı, aklı, dini, nesli ve malı korumak konusunda olmalı ve bu esasları korumada ciddi olmalı, gayret etmeli ve hatta savaş vermeli; insanlığın bu beş kıymetine kötülük edilmemelidir. Önce hayat hakkı korunmalı, akıl korunmalı da akla zarar verenlerden uzak durulmalıdır. Sonra hayatı garanti eden, aklı yanlış anlayıştan koruyan dini korumalıdır ki hem hayat devam edebilsin hem de akıl yanlış ve batıl yola yönelmesin. Batıl dinlerin de bulunmasına müsaade eder ki hak dinin hak olduğu kıyas edilince anlaşılsın. Can, akıl ve din korunarak insanlığa iyilik edilince nesil ve mal da korunmuş olur.
İslâm dini, canı, öldüreni öldürmekle korumuş ve böylece ölümü öldürmüş; aklı, zarar veren içecek ve yiyeceklerden yasaklayarak korumuş; dinin anlaşılmasını ve yaşanılmasını sağlayarak korumuş; zinayı yasaklayarak, zina edeni cezalandırarak nesli korumuş ve böylece zinayı öldürmüş; hırsızlık edenin elini keserek malı korumuştur.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pzr 27 May 2018, 10:14
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki;
“Allahım! Beni iyilik işledikleri zaman sevinen ve kötülük yaptıkları zaman bağışlanma dileyen kullarından eyle.”
(İbn Mâce, “Edeb”, 57)
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 30 May 2018, 19:11
Kötülük yapmayı düşünmek mesuliyet gerektirir mi?
Cenab-ı Hakk'ın insanlar üzerindeki rahmet tecellileri çeşitlidir. İster iyilik, ister kötülük olsun insanların yaptıklarına rahmeti ile karşılık verir. Kur’an-ı Kerim'de bir kimsenin iyilik yapmasına on kat sevap verileceği, kötülük yapmasına da misli kadar günah yazılacağının beyan buyurulması, bu sonsuz rahmetin bir tecellisidir.
Resul-i Ekrem (a.s.m.) bir hadis-i şerifte bu hususu açıklamaktadır. “Allah iyiliklerin ve fenalıkların yazılmasını emretti.” buyurduktan sonra şöyle devam etmektedir:
“Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, Allah kendi katında o kimse için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer hem niyetlenir hem de o iyiliği yaparsa on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkarır. Ve eğer fenalık yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse, Allah onun için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer kötü işe hem niyetlenir hem de onu yaparsa, Allah o kimse için bir günah yazar.”
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 01 Hzr 2018, 10:17
İyilik ve Kötülük Yapmak!
Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Rasulüne itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah Azîzdir, Hakîmdir.”
İşte bu hayatî çok önemli olan görevi terk etmek, hem cisme hem ruha kötülük etmektir. Çünkü insanlar doğru yoldan çıkıp şeytanın yoluna girince, birbirlerinin dostu değil birbirlerinin kurdu olurlar, birbirlerine zarar verirler.
Mü’minler, birbirlerine dostluk etmez, dostluğun gereği İslâm Natosunu kurmazlarsa yeryüzünde fesat olur. İşte âyet-i kerîme, sanki bu gün nazil olmuştur:
“Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.”
İyilik emredilmez, kötülük de yasaklanmaya çalışılmazsa başımıza azap iner; hem cisim hem ruh zarar görür demektir. İşte hadîs-i şerîf:
Huzeyfe (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Nebî (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülükleri yasaklarsınız, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azab gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama duanız kabul edilmez.”
Fesada, ancak Müslümanlar karşı çıkarlar. Müslümanlar, güçlü olunca karşı çıkabilirler. Güçlü olmak, İslâmî ittifaklar kurarak ve Allah’ın da yardımına mazhar olarak gerçekleşebilir.
İyilik, ancak iyiler vasıtası ile hâkim olur; kötülüğün kötüler vasıtası ile hâkim olduğu gibi. İyiler, iyilik taraftarı olacak, kötülüğe de karşı çıkacaklar ki hem cisimler hem ruhlar huzur içinde yaşayabilsinler. İşte özellikle kalburüstü tabaka buna sahip çıkmaları gerekir. Bu konuda da Rabbimiz ne güzel buyurmuştur:
“Sizden önceki nesiller arasında yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışacak fazilet sahipleri olmalı değil miydi? Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. Zâlimler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular. Rabbin o ülkeleri, ehli içinden ıslaha çalışanlar varken zulümle onları helâk edecek değildi.”
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Sal 05 Hzr 2018, 09:25
İYİLİK YAPMANIN FAZİLETİ
İyilik, insanlar arasındaki kaynaşmanın yollarından biridir. Kişiler başkalarına yardım ettikçe, onlara güzel davrandıkça, aralarında kavga, anlaşmazlık ve düşmanlık yerine dostluk, barış ve kaynaşma olur.
İyilik, sosyal hayatın kurulması ve işlemesi konusunda son derece önemli bir ahlâk kuralıdır.
Hz. Câbir'in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v), "Her iyilik sadakadır"380 buyurmuştur.
Yine Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"İyiliklerine sevinen, kötülüklerine üzülen kimse mümindir."381
Adî b. Hatim (r.a) anlatıyor: Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdular:
"Âhirette herkese Rabb'i, aralarında bir tercüman olmaksızın, doğrudan doğruya hitap edecektir.
Kul ilâhî huzurda durdurulur; sağına bakar, hayatta iken gönderdiği (hayır) amellerden başka bir şey göremez. Soluna bakar, orada da hayatta iken işlediği (kötü) amellerden başka bir şey göremez. Ön tarafına bakar; karşısında (kendini beklemekte olan) ateşi görür.
(Ey bu dehşetli güne inanan müminler!) Yarım hurma sadaka vererek de olsa kendinizi ateşten
koruyun. Bunu da bulamazsanız karşınızdaki insana güzel bir söz söyleyerek kendinizi ateşten koruyun."382
Enes b. Mâlikin (r.a) bildirdiğine göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Kıyamet günü insanlar saf saf dizilir. Cennet ehli de saf saf olur. O sırada cehennem ehlinden bir kişi cennet ehlinden birine uğrar ve, 'Ey falan! Hatırladın mı sen su istemiştin de ben sana bir içimlik su vermiştim'der. (Bu iyiliğini bahane ederek şefaat diler). Adam, o kimseye şefaat eder. Yine cehennemlik olan bir başka adam, cennetlik olan bir başkasının yanından geçer ve ona, 'Sana abdest suyu verdiğimi hatırlıyor musun?'der. (Bu iyiliği için kendisine şefaat ister. Oda hatırlar) ve ona şefaat eder."
Diğer rivayette şu kısım da vardır:
"Cehennemlik olanlardan biri cennetlik olanlardan birine gelir ve, 'Ey falan! Beni şöyle şöyle bir işe gönderdiğin günü hatırlıyor musun? Ben o gün senin için gitmiştim (Bu sözüyle şefaatini ister). Cennetlik olan kimse de ona şefaat eder."383
Emîrü'l-müminin Hz. Ali (r.a) der ki:
"Müslümanların hayırlısı, müslümanlara yardım eden ve faydalı olandır."384
Muhammed b. Hanefiyye'nin (r.a) bir sözü: "İyilik yapan düşmez, düşse bile kırılmaz."385
Muhammed b. Suka (k.s), "Bir insan, müslüman kardeşinin ihtiyacını görürse, Allah Teâlâ da ona çok yüksek dereceler verir" demiştir.
İbn Abbas (r. ah), "Bir din kardeşini sevindiren kimse, kıyamet günü Allah'ın azabından emin olan kimseler arasında yer alır" demiştir.386
Hasan b. Salih (rah) der ki: "İyilik yapmak, bedende kuvvet, kalpte nur, gözde ışıktır. Kötülük
yapmak ise bedende gevşeklik, kalpte karanlık ve gözde körlüktür."
İmam Mücâhid (rah) der ki: "Kişi evlâdının iyiliği ile mezarında güzel müjdelere ulaşır."
Muhammed Bakır (r.a) demiştir ki: "Dünyada insana en iyi yardımcı, din kardeşlerine iyiliktir."387
Şa'bî (rah) şöyle der: "Dünyada iyi bir şey bırakana, Allah Teâlâ ona âhirette daha hayırlısını
verir."388
İbn Abbas (r.a) diyor ki: "Müslümanlardan bir ailenin bir aylık, bir haftalık veya Allah'ın dilediği
zamana kadar geçimini temin etmem, benim için ikinci kez hac yapmaktan daha iyi ve daha faziletlidir."
Müminlerin emîri Hz. Ali (r.a) şöyle demiştir:
"İhtiyacını karşılayabileceğimi veya benim vasıtamla işlerinin kolaylaşacağını umarak bana gelen bir kimsenin ihtiyacını karşılamaktan daha büyük bir nimet bilmiyorum. Bir müslümanın ihtiyacını karşılamak, benim için, dünya dolusu altın ve gümüşümün olmasından daha iyidir."
Şu söz de onun: "Her kişinin kıymeti, yaptığı iyilikle belli olur."389
İsâ (a.s), "Ateşin ve toprağın yemediği şeyden çokça elde etmeye bakınız" der. Bunun ne
olduğunu sorduklarında, Hz. İsâ, "İyilik yapmaktır" demiştir.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 06 Hzr 2018, 10:29
KİMİN YANINDASINIZ?
İYİLERİN YANINDA MI, KÖTÜLERİN YANINDA MI?
Rivâyet edilir ki bir gün, İbrahim bin Edhem Hazretleri rüyasında Cebrâil -aleyhisselâm-’ı gördü. Hazret-i Cebrâil’in elinde bir defter vardı. İbrahim Edhem Hazretleri sordu:
“–O defter nedir yâ Cebrâil?”
O da cevap verdi:
“–Hak dostlarının isminin yazılı olduğu defterdir.”
İbrahim Edhem Hazretleri merak etti:
“–Acaba benim ismim de Hak dostlarının arasında yazılı mıdır?”
Cevap olumsuzdu:
“–Hayır. Senin ismin, Hak dostlarının arasında yoktur.”
İbrahim Edhem Hazretleri boynunu büktü ve bir ümit şöyle sordu:
“–Acaba ismim Hak dostlarını sevenler arasında da mı yok?”
Bu defa cevap olumluydu:
“–Evet, Hak dostlarını sevenlerin listesinde ismin var.”
Bunun üzerine İbrahim Edhem heyecanlandı, gayri ihtiyârî bir şekilde talep etti:
“–Öyleyse bu âcizi de o dostların arasına yazar mısın?”
Cebrâil -aleyhisselâm- ne diyeceğini bilemedi, Allâh’a ilticâ etti:
“–Ey Rabbim! Ne ferman buyurursun?”
Bu talep üzerine Cenâb-ı Hak buyurdu:
“Kişi sevdikleriyle beraberdir. İbrahim kulum da Hak dostlarını seviyor ve daima onların yanında yer alıyor, onu da dostlarımın defterine yaz!”
Ne büyük lütuf… Hak dostlarını sevenler ve onların yanında yer alanlar da dostluk defterine yazılıyor. Fakat Hak düşmanlarını ve yandaşlarını sevenler ise düşmanlar listesinde…
Yani insan; ömrünü nerede, kiminle, hangi sevgide geçiriyorsa ona göre neticelere mazhar oluyor.
Allah Teâlâ kendi Zât-ı ulûhiyyetine ve Habîb-i edîbine inanan ve itaat edenler hakkında şöyle buyuruyor:
“Kim Allâh’a ve Rasûl’e (yanlarında yer alarak) itaat ederse; işte onlar, Allâh’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddîklar, şehidler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel dostlardır.” (en-Nisâ, 69)
Bu hakikati Efendimiz de veciz bir şekilde şöyle ifade ediyor:
‘‘Kişi sevdiği ile beraberdir.’’ (Buhârî, Edeb 96)
İnsan, hangi hayırlı işte bulunursa; bunun karşılığını hem dünyada hem de âhirette alır. Hayırlı ve güzel faaliyetleri yapmayı seven, ancak bazen zaruretler yüzünden yapmak istediği hâlde yapamayan; fakat kendi yapamasa da hiç olmazsa kalbiyle ve duâsıyla yapanların yanında bulunan kimseye bu hâli bile, iki dünyada rahmet vesilesidir.
İşte böyle güzel bir insan için; âhiretin hakikatleri çerçevesinde bugünden tasavvur edebiliriz ki, mahşer günü, hayattayken işlemediği fakat samimiyetle yanında yer aldığı, tarafında bulunduğu güzellikleri amel defterinde görünce şaşıracak ve diyecek ki:
“–Ey Rabbim! Benim böyle güzellikler işleyecek ne gücüm vardı ne de kuvvetim, doğrusu maddî imkânım da yoktu. Ama amel defterime yazılmış.”
Ona denilecek ki:
“–Doğrudur, senin böyle gücün ve kuvvetin yoktu. Maddî imkânın da yoktu. Ancak her türlü güzel faaliyeti seviyor, bu amelleri işleyenlerin yanında ve tarafında yer alıyordun. Bu sevgin ve güzel duyguların sayesinde o güzellikler yapılmış gibi amel defterine kaydedildi.”
Mesele şu: Güzelin yanında yer alanlar güzelliklere mazhar. Hayırlıların yanında yer alanlar hayırlara mazhar. Hakk’ın yanında yer alanlar Hakk’a mazhar. Dostun yanında yer alanlar dostluğa mazhar.
Lâkin ya kötülüğün yanında yer alanlar? Üstelik kendisi iyi olduğu hâlde kötülüğün yanında yer alanlar?
Onların mahşerdeki hâlini buradan görebilmek mümkün… Onların oradaki acı feryatları şimdiden duyuluyor gibi. Kulak versek işiteceğiz. İşte o feryat gününde amel defterinde işlemediği günahların yazılı olduğunu görüp de şaşıran, ürperen, korkan ve gözyaşları içinde nidâ edenlerin faydasız ifadeleri:
“–Ey Rabbim! Ben bu günahları işlemedim. Hem benim mevkiim, makamım, durumum böyle günahları işlemeye müsait değildi.”
İlâhî cevap çok mânidar:
“–Ey kulum, senin dediğin doğrudur. Sen bu günahları işlemedin. Ama senin yanında oldukların, tarafında oldukların bu günahları işlediler. Sen de o günahları işleyenleri sevdin ve râzı oldun. Dolayısıyla sen de onlara ortak olmuş oldun.’’
Bu tefekkürle idrake yansıyan hususlar gösteriyor ki; aklımızı ve duygularımızı iyi kullanıp, nerede, hangi safta ve kimin yanında olduğumuzun farkında olmalıyız.
Hak dostlarından İmâm-ı Şiblî Hazretleri de ne güzel söylemiş:
“–Allah Teâlâ bize mahşerde soracak:
«Ey kulum! Dünyada Ben seninleydim, ya sen kiminleydin?»’’
Evet kiminleyiz? Allah ile beraberliğin şuurunda mıyız? Bu şuurla O’nun dostlarıyla birlikte bir kul olabiliyor muyuz?
Âyet-i kerîmedeki;
“Ey îman edenler! Allah’tan korkun da sâdıklarla beraber olun.” (et-Tevbe, 119) fermanına riâyet edebiliyor muyuz? Ne kadar?
Unutmamalı ki güzel koku satanın yanında duran kimse, güzel kokar. Bu koku, cennet kokusu…
Günah körüğü çekenin yanında duran da is kokar. Bu is, cehennem isi…
Kendimize şimdi tekrar soralım:
«KİMİN YANINDAYIZ?»
|
 |
sayfa 7  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|