1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cmt 28 Nis 2018, 22:42
İYİLİK YAPMAK
Her şeyin bir şerefi vardır, iyiliğin şerefi de çabuk yapılmasındandır. (Hz. Ömer r.a.)
İyilik ediniz, onun karşılığında kötülük göreceğinizi hiç aklınıza getirmeyiniz. (Hz. Ali r.a)
İyilik, sana kötülkü edene iyilik etmendir. İyiliğe karşı iyilik etmek, satın aldığın bir şeyin parasını vermeye benzer. (Süfyan-ı Servri)
Bir kul, iyiliği dolayısıyla yeryüzünde övülürse, gökyüzünde de övülür. (Ka’ab el-Ahbar)
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 02 May 2018, 22:52
İyilik ve Kötülük Nedir?
İman etmiş herkesin ilk başvuracağı kaynak Kur ân-ı Kerîm dir. Sonra Peygamber (SAV) Efendimiz in Sünneti, müteakiben de Kıyas ve İcma gelir. Bunlara edille-i şeriyye (4 şer i delil) denir.
Allah (CC) mü minlere iyilikleri yapmayı, kötülüklerden de sakınmayı emrediyor. İyilik yapanlar imanlarında sadakate ulaşanlar ve iman etmenin zevkine erenlerdir.
Peki iyilik ve kötülük nedir Bu sorunun cevabını âlemlere rahmet Hz. Muhammed (SAV) Efendimiz şöyle beyan ediyor:
"İyilik, aklın ve kalbin itminana erdiği şeydir. Kötülük ise, nefsini daraltan ve kalbini tereddüde düşüren şeydir. İnsanlar sana fetva verseler de bu böyledir." (Sünen-i Dârimi. K.Büyû 2. İst.-1401)
Kur ân-ı Kerîm i açalım, Bakara sûresi 177 nci âyeti birlikte mütalâa edelim. Allah (CC), iyiliğin ne olduğunu şöyle açıklıyor:
İyilik:
l Allah a,
l Ahiret gününe,
l Meleklere,
l Kitab a,
l Peygamberlere iman edenin;
l Sevdiği mallardan:
-Akrabaya,
-Yetimlere,
- Yoksullara,
-Yolda kalana,
-Dilencilere,
-Geçim darlığı çekenlerin ezilmişliğini, rûh ve beden hürriyetini sağlamaya verenin;
l Verdikleri sözleri yerine getirenlerin;
l Sıkıntı,
-Hastalık,
-Şiddet zamanında da sabredenlerin yaptıklarıdır.
Bunlar imanlarında sâdık/samimi olanlardır.
Müttakiler (sâlih amel işleyenler) de işte bunlardır..."
Allah (CC) biz mü minlere bu amelleri yapmamızı, herkes tarafından yapılması için tedbirleri almamızı ve yapılması için de teşvikte bulunmamızı da emrediyor. (Saf sûresi, âyet: 2-3)
İyilikleri önce kendimiz yapacağız, sonra da insanlardan yapmalarını isteyeceğiz. Yapmadıkları iyilikleri insanlardan isteyenler kınanmışlardır. (Saf sûresi, âyet: 2) Yapmadığı iyiliği emreden/isteyen hem kendini hem de çevresini aldatır. İnsanları aldatmak haramdır. Yapmadığı iyiliği emredenlerin, hesap gününde karşılaşacakları muameleyi Peygamberimiz Efendimiz (SAV) şöyle haber vermiştir:
"Miraca çıktığım gece dudakları ateşten makaslarla kesilen bir topluluğun yanına vardım.
-Bunlar kimdir diye sordum.
Dediler ki:
-Bunlar dünyada iyiliği emreden, fakat kendi nefislerinde yaşamayanlardır." (İbni Kesir, Tefsirû l-Kur ân il Azîm, C/1, Sf: 8, Beyrut-1969)
Her mü min bu hadis-i şerifin mahiyetini tefekkür etmek mecburiyetindedir. Bu mecburiyeti şu hadis-i şerif çok net ifade ediyor:
"Benden önce gönderilmiş bulunan her peygamberin ümmetinden mutlaka sünnetine sarılan ve emrine uyan havarileri (yardımcıları) ve dostları olmuştur. Ancak bunlardan sonra, yapmadıklarını söyleyen bir takım gruplar zuhur etmiştir. İşte kim bunlara karşı eliyle mücadele ederse, o mü mindir. Diliyle mücadele ederse, o da mü mindir. Kim onlara karşı kalbiyle mücadele ederse, o da mü mindir. Bundan ötesinde bir hardal tanesi kadar bile iman yoktur." (Sahih-i Müslim. C/1, Sf: 70, H.No: 80, K. İman 20)
|
 |
Misafir 6ca
5 yıl önce - Çrş 02 May 2018, 22:56
Sitede var bazı kötülük yapanlar beybey Onlara iyilik yapılmaz. Yapmamak iyidir. Kötüye kötülük kötü olur, iyiye iyilik iyi olur. İyilikle iyileşmeyenin hakkı kötektir.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Prş 03 May 2018, 23:16
İyilik ve Kötülük Yapmak
Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Rasulüne itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah Azîzdir, Hakîmdir.”[4]
İşte bu hayatî çok önemli olan görevi terk etmek, hem cisme hem ruha kötülük etmektir. Çünkü insanlar doğru yoldan çıkıp şeytanın yoluna girince, birbirlerinin dostu değil birbirlerinin kurdu olurlar, birbirlerine zarar verirler.
Mü’minler, birbirlerine dostluk etmez, dostluğun gereği İslâm Natosunu kurmazlarsa yeryüzünde fesat olur. İşte âyet-i kerîme, sanki bu gün nazil olmuştur:
“Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.”[5]
İyilik emredilmez, kötülük de yasaklanmaya çalışılmazsa başımıza azap iner; hem cisim hem ruh zarar görür demektir. İşte hadîs-i şerîf:
Huzeyfe (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülükleri yasaklarsınız, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azab gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama duanız kabul edilmez.”[6]
Fesada, ancak Müslümanlar karşı çıkarlar. Müslümanlar, güçlü olunca karşı çıkabilirler. Güçlü olmak, İslâmî ittifaklar kurarak ve Allah’ın da yardımına mazhar olarak gerçekleşebilir.
İyilik, ancak iyiler vasıtası ile hâkim olur; kötülüğün kötüler vasıtası ile hâkim olduğu gibi. İyiler, iyilik taraftarı olacak, kötülüğe de karşı çıkacaklar ki hem cisimler hem ruhlar huzur içinde yaşayabilsinler. İşte özellikle kalburüstü tabaka buna sahip çıkmaları gerekir. Bu konuda da Rabbimiz ne güzel buyurmuştur:
“Sizden önceki nesiller arasında yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışacak fazilet sahipleri olmalı değil miydi? Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. Zâlimler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular. Rabbin o ülkeleri, ehli içinden ıslaha çalışanlar varken zulümle onları helâk edecek değildi.”[7]
|
 |
Beratk
5 yıl önce - Prş 03 May 2018, 23:37
Müslümanlar olarak teknolojinin getirdiği menfi dalgaya çözüm üretemezsek nesillerimiz fesada uğrayacak. Batıl bütün gücüyle para ve imkanlarıyla nesillerimizi mankurtlastirmak isterken bizler sadece kendi ahiretimizin hesabina düşersek Allaha hesabını veremeyiz. Emri bil maruf nehyi anil münker ilahi emrini anlamadıkça hakiki imani kavrayamayız.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 04 May 2018, 18:27
Düşmanı Dost Yapmak
Bütün peygamberler gibi Hz. Peygamberimizin (s.a.v) misyonu da insanları kaybetmek değil, kazanmaktı
Dostları düşman yapmak çok kolaydır. İnsan kadim ve çok sevdiği bir dostunu kırıcı bir sözle gücendirip kendinden uzaklaştırabilir.
Dostluğu kazanmak ise çok zordur. Bir binayı yapmak ne kadar zor, yıkmak ne kadar kolaysa dost kazanmak ve kaybetmek de öyledir.
Önemli olan dostu düşman değil, düşmanı dost yapabilmektir.
Bu engin bir gönül, büyük bir sabır ister. Sevgi en büyük güçtür. Sevgi karşısında direnmek zordur
Sıcak bir yaklaşımın, tebessümün karşısında nefretten oluşan buz dağları bile erir
Yüce Mevlâ düşmanları dost yapmanın sınırını şöyle belirtiyor:
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir tarzda önle.
O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse candan bir dost oluverir” (Fussilet, 34)
“Sen kötülüğü en güzel bir tutumla sav.” (Mü’minûn, 96)
Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) sabrı, affı ve hoş görüşüyle Süheyl b. Amr gibi nice azılı düşmanları İslam’ın en hararetli savunucuları ve hizmetkarları haline getirmiştir.
Kendisini öldürmeye kalkışanları bile bağışlayarak, onların hidayeti için dua ederek en ideal tebliğ ve davranış modelini ortaya koymuştur
Zaten o her konuda en güzel örnektir.
“Andolsun ki, içinizden Allah’ın lutfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar
Allah’ı çokca ananlar için hiç şüphe yok ki, Rasûlullahta güzel bir örneklik vardır.” (Ahzab, 21)
Haksızlık ve zalimane tutumlara iyilikle mukabele her zaman müsbet neticeler doğurmayabilir
Adalet, bir şeye karşı denk bir karşılık vermektir. Bu bir hukuk kuralı olmakla beraber işin ahlak ve rahmet yönü daha güzeldir.
“Bir kötülüğün cezası, ona denk bir kötülüktür. Ama kim bağışlar ve barışı sağlarsa onun mükafatı Allah’a aittir. Doğrusu O, zalimleri sevmez.” (Şûra 40)
“Kim sabreder ve affederse, şüphesiz bu, yapılmaya değer işlerdendir.” (Şûra, 43)
Şiddet görüntüsündeki davranışlarda bile bir rahmet havası estirilmeli. Sevgi kokusu duyulmalıdır.
Hastanın tedavisine yönelik ameliyat, görünürde kesme, biçme şeklindedir.
Fakat neticesi sağlığa yönelik olduğu için kabullenilir, yerine göre ısrarla istenir.
İnsanlara yaklaşımı bu tarzda olursa sıcak bir sevgi ve dostluk ortamı oluşur.
Böyle bir ortamda da her türlü müspet gelişme olur. Düşmanlıklar düşmanlıkları, dostluklar dostlukları üretir.
Ateşi su söndürdüğü gibi düşmanlık ateşlerini de dostluk için akıtılan sevgi göz yaşları söndürür.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pzr 06 May 2018, 10:35
Yaptığımız 10 tane iyilik ve kötülük örnekleri!
1- İnsanlara yardım etmek
2- Birilerine bir şeyler öğretmek
3- Hasta birini ziyaret etmek, iyileştirmek
4- Zina edenleri uyarmak
5- Müslüman olmayan bir insanı Müslüman yapmak
6- Yaşlıları ziyaret etmek
7- Annemize yemek yapmak
8- Öğretmenimizi üzmemek
9- Kavga edenleri ayırmak
10- Görevlerimizi zamanında yapmak
İyiliklerdir.
1-Büyüklerimize kötü davranmak
2- İnsanlara bağırmak
3- Kavgacı olmak
4- Dedikodu yapmak ve gıybet etmek
5- Zina etmek
6- Kumar oynamak
7- Sigara içki ve alkol kullanmak
8- Küçükleri ezmek onlara kötü davranmak
9- Anne ve babamızı üzmek
10- Büyüklerimize saygısız davranmak
Kötülüklerdir.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pts 07 May 2018, 09:59
İyilik yerine kötülük yaparsanız şeytan sevinir!
İnsan aklını ve iradesini kullanarak doğru yolda yürürse, bunun bir değeri olabilir, mesul ve mükellef olmak bir mânâ kazanır. Asıl fazilet ve meziyet, kötülük yapma imkân ve sebepleri varken iyilik yapmaktır. Aksi halde iyilik yapmanın o kadar değeri olmaz. Kötülük yapmak imkânı ve arzusu varken, aklı ve iradeyi kullanarak ve daimî bir cehd içinde bulunarak iyilik yapmak, insanı meleklerden üstün kılan bir fazilettir. Bundan dolayıdır ki peygamberler ve veliler, büyük ve şerefli insanlar olmuşlardır. Şeytan kendilerine musallat olup durmadan kandırmaya çalıştığı halde onlar iyilik üzere yaşamaya devam etmişler, hata yaptıkları zaman da derhal kendilerine gelerek tevbe edip af dilemişler, bu sûretle daha da yükselmişlerdir.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 09 May 2018, 18:21
Cismî ve Rûhî Kötülük Etmek
Cisme kötülük, en kıymetli varlık olan insanı fıtratından uzaklaştıracak, fıtratına zarar verecek kullanım ve zararlı yiyecek ve içecekleri insan cismine vermektir. İnsan için haram olan bütün yiyecek ve içecekler, kullanılınca insana vermek kötülük etmektir.
İnsan, helal bile olsa insan fıtratına uygun olan sünnete göre yaşamayı terk edince zarar görür. Meselâ insan, midesini daima helalinden bile doldursa şişmanlık olur. Şişmanlık hastalıkların kaynağıdır. İşte bu hususta olduğu gibi diğer konularda da en üstün fıtrat olan sünnete göre yaşama terk edilince fıtrat bozulmaktadır. Kişi böylece kendisine kötülük etmektedir.
Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle demiştir:
“Bu ümmetin Peygamberinden sonra başına gelen belanın ilki doymaktır. Mide daima doyunca beden semizleşir, kalp za’fa uğrar, şehvet de kalbi za’fa uğrayan kişiyi alt eder.”
İslâm’a göre bütün mü’minler, birbirilerinden yana da sorumludurlar. Çünkü mü’minler, birbirlerinin dostudurlar. Dostluğun gereği, birbirlerine emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker yapmalarıdır.
Bu konuda Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Erkek ve kadın bütün müminler birbirlerinin dostları ve velileridirler. İyiliği emrederler, kötülükten vazgeçirirler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Rasulüne itaat ederler. İşte Allah bunlara rahmet edecektir. Şüphesiz Allah Azîzdir, Hakîmdir.”
İşte bu hayatî çok önemli olan görevi terk etmek, hem cisme hem ruha kötülük etmektir. Çünkü insanlar doğru yoldan çıkıp şeytanın yoluna girince, birbirlerinin dostu değil birbirlerinin kurdu olurlar, birbirlerine zarar verirler.
Mü’minler, birbirlerine dostluk etmez, dostluğun gereği İslâm Natosunu kurmazlarsa yeryüzünde fesat olur. İşte âyet-i kerîme, sanki bu gün nazil olmuştur:
“Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız, yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.”
İyilik emredilmez, kötülük de yasaklanmaya çalışılmazsa başımıza azap iner; hem cisim hem ruh zarar görür demektir. İşte hadîs-i şerîf:
Huzeyfe (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Nebî (s.a.s.) şöyle buyurdu:
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyilikleri emreder ve kötülükleri yasaklarsınız, ya da Allah kendi katından yakın zamanda üzerinize bir azab gönderir. Sonra Allah’a yalvarıp dua edersiniz ama duanız kabul edilmez.”
Fesada, ancak Müslümanlar karşı çıkarlar. Müslümanlar, güçlü olunca karşı çıkabilirler. Güçlü olmak, İslâmî ittifaklar kurarak ve Allah’ın da yardımına mazhar olarak gerçekleşebilir.
İyilik, ancak iyiler vasıtası ile hâkim olur; kötülüğün kötüler vasıtası ile hâkim olduğu gibi. İyiler, iyilik taraftarı olacak, kötülüğe de karşı çıkacaklar ki hem cisimler hem ruhlar huzur içinde yaşayabilsinler. İşte özellikle kalburüstü tabaka buna sahip çıkmaları gerekir. Bu konuda da Rabbimiz ne güzel buyurmuştur:
“Sizden önceki nesiller arasında yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışacak fazilet sahipleri olmalı değil miydi? Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. Zâlimler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular. Rabbin o ülkeleri, ehli içinden ıslaha çalışanlar varken zulümle onları helâk edecek değildi.”
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 16 May 2018, 10:46
İyilik yapılmasına yardım etmek
Halkı sapıtanlar, sapıklıkta önder olanlar, kendi günahlarını yüklendikleri gibi o kimselerin günahlarını da yüklenirler. (Nahl 25-Beydavi)
Bir kimse, bir iyiliği yapmaya gücü yetmiyorsa, o iyiliğin yapılmasına sebep olursa, o iyiliği yapmış gibi sevap kazanır.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hayra delalet eden [yol gösteren, sebep olan] o hayrı yapan gibi sevaba kavuşur.) [Beyheki]
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|