Hayatımızda çoğu zaman başımıza gelmiştir birisine iyilik edersiniz çoğu zaman pişman olursunuz, bir daha yapmam dersiniz çünkü iyilik yaptığınız kişiler çabuk unuturlar, bazende size kötülük yaparlar ve bu kişilere iyilik yaptığınıza pişman olursunuz bir daha yapmayacağım dersiniz.
Ama aslında yaptığınız iyilikleri her şeyi bilen ve gören Allah'u Teala vardır belki bu dünyada görmesenizde Ahirette mutlaka ecir ve sevapını alırsınız inşallah bu yüzden siz kötülük yapanlara iyilik yapmaya devam edin siz onları utandırın ve insanlığın ölmediğini hatırlatın.
Alıntı:
Kötülük Yapana İyilik Yaparak Cezalandır!
____________
1) "Yapana" değil, "yapanı" şeklinde yazılmalıydı.
2) Başlığın sonuna konulan ünlem işareti gereksiz.
Allah'ın rızasını kazanmaya sebep olacak her güzel iş, hayır. Müslüman, iyi olan, iyilik yapan ve başkalarının iyiliğini isteyen kişidir. Başkaları hakkında iyilik dilemeye "hayırhahlık" denir. Bunun aksi, yani başkalarının kötülüğünü istemek ise "bedhahlık"tır. Bedhahlık bir ruh hastalığıdır. Haset denilen kötü huy bedhahlıktan başka bir şey değildir.
İyilik yapmanın yolları çoktur. Müslüman, eli, dili ve malı ile yapabileceği kadar iyilikte bulunmalıdır. Bu, onun görevidir. Allah, mutlaka yaptığımız iyilikleri bilir ve karşılığını verir. Kötülük (şer) ile müslümanlık hiç bir şekilde bağdaşmaz.
Müslüman sadece iyi olan değil, aynı zamanda başkalarının iyiliğini de isteyen, onlara iyiliği tavsiye eden, kendilerine iyilik için yol gösteren insandır. Hatta kötülükten sakındırmak da sonuç itibariyle iyiliktir.
Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: "İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir" (Âlu İmrân, 3/ 104). "Siz insanlık için meydana çıkmamış en hayırlı bir ümmetsiniz; iyiliği emreder, fenalıktan alıkorsunuz ve Allah'a imanınızda devam edersiniz" (Âlu İmrân, 3/110).
"İyiliği emretmek ve fenalıktan sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın, günah islemek ve düşmanlık yapmakta yardımlaşmayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah'ın azabı çok şiddetlidir" (el-Mâide, 5/2).
"Mümin erkeklerle mümin kadınlar birbirinin yardımcılarıdır. İyiliği emreder, Fenalıktan alıkorlar, namazı gereği üzere kılarlar, zekâtı verirler. Allah ve Resulune itaat ederler" (et-Tevbe, 9/71).
"Bir kimse iyi bir iş işlerse faydası kendisinedir" (el-Câsiye, 45/15).
Not:Misafir uyarıların için teşekkürler,
Yapanı dediğin zaman tekil bir kişi anlaşılır,
Yapana dediğin zaman çoğul kişiler anlaşılır,
Kötülük yapan birden fazla kişilere iyilik etmek amacıyla o kelimeyi kullandım, Ünlemide dikkat çekmesi açısından kullandım kendime göre doğrudur ama başkasına görede yanlış olabilir.
Alıntı:
Yapanı dediğin zaman tekil bir kişi anlaşılır,
Yapana dediğin zaman çoğul kişiler anlaşılır, Kötülük yapan birden fazla kişilere iyilik etmek amacıyla o kelimeyi kullandım.
____________
Yine yanlış kullanmışsın. Kötülük yapan birden çok kişiden bahsetmek istiyorsan başlık; "Kötülük Yapanları İyilik Yaparak Cezalandır" şeklinde yazılmalıydı. Bu kadar basit.
Adam yaptığı yanlışta direten, hatasını kabul etmeyen , ayrı yazılması gereken "-de" "-da" eklerini birleşik yazacak kadar dil kurallarına uzak ve dahası bunu söyleyip, doğrusu budur dediğinizde bile ısrarla kendi bildiğinin doğru olduğunu savunacak kadar trajik bir vaka... daha önceki başlıklarında da örneğin "yapılır mı", "edilir mi" şeklinde ayrı yazılması gereken soru eklerini birleşik yazmıştı ve uyarılara rağmen aynı yanlış kullanıma devam etmişti. O yüzden başlıkları çok ilgi çekici olsa da dil kullanımı iyi olmayınca bırakmıştım okumayı.
Ne diyelim sağlık olsun.
Hatayı öğrenmemekte diretmek, hatayı kabul etmemek konularının İslam'daki durumu ile ilgili bir konu açılsa fena olmaz.
Alıntı:
Yapanı dediğin zaman tekil bir kişi anlaşılır,
Yapana dediğin zaman çoğul kişiler anlaşılır, Kötülük yapan birden fazla kişilere iyilik etmek amacıyla o kelimeyi kullandım.
____________
Yine yanlış kullanmışsın. Kötülük yapan birden çok kişiden bahsetmek istiyorsan başlık; "Kötülük Yapanları İyilik Yaparak Cezalandır" şeklinde yazılmalıydı. Bu kadar basit.
mesajı beğendiniz mi?#
Misafir a5f
3 saat önce - 15:20 (bugün)
@Misagir223
Niye kasıyorsunuz bu kadar?
Adam yaptığı yanlışta direten, hatasını kabul etmeyen , ayrı yazılması gereken "-de" "-da" eklerini birleşik yazacak kadar dil kurallarına uzak ve dahası bunu söyleyip, doğrusu budur dediğinizde bile ısrarla kendi bildiğinin doğru olduğunu savunacak kadar trajik bir vaka... daha önceki başlıklarında da örneğin "yapılır mı", "edilir mi" şeklinde ayrı yazılması gereken soru eklerini birleşik yazmıştı ve uyarılara rağmen aynı yanlış kullanıma devam etmişti. O yüzden başlıkları çok ilgi çekici olsa da dil kullanımı iyi olmayınca bırakmıştım okumayı.
Ne diyelim sağlık olsun.
Hatayı öğrenmemekte diretmek, hatayı kabul etmemek konularının İslam'daki durumu ile ilgili bir konu açılsa fena olmaz.
Misafir223 ve misafir a5f aynı kişi üstekide misafir de kendisi, yapana veya yapanı yazılsa ne olur ne fark edecek? Senin kim olduğunu çok iyi biliyorum, Burç da biliyor senin amacın belli her sayfa da yaptığın gibi yine trolluk yapmak, diğer dini başlıklarda yaptığın gibi
Siteden atılıyorsun yalvararak geri dönüyorsun bir daha yapmayacağım diye yine aynı şeyleri yapıyorsun hiç değişmiyorsun niye zamanını böyle boş şeylerle uğraşark geçiriyorsun?
Misafir olarak yazıyorsun, üyeliğinle kendine artı veriyorsun, kendin sorup peşinden kendin cevap veriyorsun eline ne geçiyor?
Muratenes,fernando24,oflii61,misafir571
Ogünler,BahadırDumlu,Efeli daha sayayım mı?
Millet denize olta atar Levrek çıkar, bizim şansımızada küçük hamsi çıkıyor Sen olmasan kimse de gelmiyor zaten ne yapalım razı olacağız artık, başka şeyler yazacaktım böyle boş şeylerle uğraşıyoruz sayende, Kul hakkı başlığını okuyorsan eğer üyelerin boş yere zamanını almanın sana Ahirette sorulacağınıda unutmazsın inşallah.
Üyeliğinle bir Batum başlığı açsan orda kendin sorsan üyeliğinle, misafir olarak cevap yazıp kimseyi rahatsız etmeden eğlensen olmazmı?
1 - Sana iyilik yapana daha iyisi ile karşılık ver.
2 - İyilik yaptığın kişi sana kötülük yapıyorsa bırak kendi haline onu. İntikam almaya çalışma. Kopar bağlarını ondan. Hergün görmek zorundaysan idare et. Kötülüğünün kesinlikle önüne geç. Buna kesinlikle bir son ver. Müsaade etme ona böyle birşey için.
3 - Kötü yanlış insanlardan mümkünse baştan uzak dur. İyilik de yapma kötülük de. Sana kötülük yapmasına da meydan verme. Bir kötülüğe girişiyorsa bunu kesinlikle sonuçlandır.
Yanlış insan kendi belasını kendi satın alıyor.
1 - Allah'a güvenin. İntikam almaya çalışmayın. Gerek olduğunda yalnızca karşılık verin.
2 - Allah'tan daha çok merhametli olma hiç kimseye. Allah'ın tokadını yersin o zaman. Kötülük yapan adama hep de iyilik yapmaya gerek yok.
İyilikle kötülük bir değildir. İyiliğin yaptığını kötülük yapamaz. İyilik, Allah için yapılmalı, insanlardan bir karşılık beklenmemeli, sadece ecri Allah’tan istenmelidir.
İyiler iyilik eder, kötüler kötülük eder. Yani herkes kendisine yakışanı yapar. İyilik eden, hem dünyada hem âhirette; hem Hak’tan hem halktan iyilik görür.
İyilik yapana, Allah Teâlâ, iyiliğin yerine, yenisini daha dünyada iken vermektedir. Âhirette vereceği de ayrıdır. İşte bundan dolayı iyilik yapmada mü’minler yardımlaşmalı ve hatta yarışmalıdırlar.
İyilik yapmayı Allah emretmektedir. İyilik yapanlar, kurtulanlardır. Kurtulmak isteyen, iyilik etmelidir. Önce kişi, hak yolun önde olan zatları izleyerek ve hak yolun gereğince davranmak suretiyle kendisine iyilik etmeli, sonra da önce layık olana sonra da herkese; özellikle sorumlu olduğu kimselere karşı iyilik etmelidir.
İyilik yapana, melekler dua ederler. Mü’min, iyiliğin temelini yok eden ve tamamen zayi eden, küfür ve şirkten sakınmak; iyiliklerin kemalini ve sevabını gideren, riya, başa kakmak ve hased gibi bu kötü anlayış ve davranışlardan son derece sakınması gerekir.
İnsanlara yapılan iyilik, genel olarak canı, aklı, dini, nesli ve malı korumak konusunda olmalı ve bu esasları korumada ciddi olmalı, gayret etmeli ve hatta savaş vermeli; insanlığın bu beş kıymetine kötülük edilmemelidir. Önce hayat hakkı korunmalı, akıl korunmalı da akla zarar verenlerden uzak durulmalıdır. Sonra hayatı garanti eden, aklı yanlış anlayıştan koruyan dini korumalıdır ki hem hayat devam edebilsin hem de akıl yanlış ve batıl yola yönelmesin. Batıl dinlerin de bulunmasına müsaade eder ki hak dinin hak olduğu kıyas edilince anlaşılsın. Can, akıl ve din korunarak insanlığa iyilik edilince nesil ve mal da korunmuş olur.
İslâm dini, canı, öldüreni öldürmekle korumuş ve böylece ölümü öldürmüş; aklı, zarar veren içecek ve yiyeceklerden yasaklayarak korumuş; dinin anlaşılmasını ve yaşanılmasını sağlayarak korumuş; zinayı yasaklayarak, zina edeni cezalandırarak nesli korumuş ve böylece zinayı öldürmüş; hırsızlık edenin elini keserek malı korumuştur.
Madde, manaya alet olunca mana kadar kıymet görür. Mutlak bakılınca elbette mana maddeden daha önemlidir. Ama manayı, madde korumaktadır. Elbette cevizin içi, dışından daha değerlidir. Çünkü cevizin dışı, cevizin içi içindir. Ama cevizin dışı olmadan, içi korunamamaktadır. Yani içini koruyan dışıdır. Görülüyor ki dışı, içi koruduğundan içi kadar kıymet görüyor.
Âyet-i kerîmede Allah Teâlâ, önce maddî olan yardımı öne almış, manevî yardımı sonra getirmiştir. Önce faydayı celbetmeyi, sonra zararı defetmeyi ifade etmiştir:
“Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur, ancak sadaka vermeyi veya bir ma’rûf (İslâm’ın ve aklın iyi gördüğü şey) işlemeyi veya insanların arasını düzeltmeyi emreden başka ve her kim bunu Allahın rızasını arayarak yaparsa yarın biz ona büyük bir ecir vereceğiz.”[1]
Maddî yardım olan sadaka, manevî yardım olan ma’rûfu işlemek, bu ikisi faydayı celbetmek; insanlar arasını düzeltmek de zararı defetmektir.
Bunlar, toplantı ve istişare konusudur. Bunları konuşmaya ecir vereceğiz buyurmuyor, “bunları her kim Allahın rızasını arayarak yaparsa yarın Biz ona büyük bir ecir vereceğiz” buyuruyor. Çünkü amellerin kabul edilmesinin temel iki şartı; birinci şartı, kalpte niyetin Allah rızası olan ihlâs ve ikinci şartı, uygulamada Hz. Peygamberimiz (s.a.v.)’i izleyip örnek almak olan sünnettir.
Bazen, manevî tarafını halletmiş kişi için maddî konu öncelikli olur; bazen de manevî tarafını halledebilmemiz için maddî problemini halletmemiz öncelikli olur; bazen de aralarında düşmanlık bulunan kimselerin barışmalarını sağlamak öncelikli olur. İşte bunlar her zaman böyle olmaz, bazen olur.
İnsanlar için manevî iyiliğin en başında, insanların; imanlarının sahih, amellerinin salih, niyetlerinin hâlis olması için bilgilerinin doğru olması gerekir. Doğru olması da yetmemektedir. Demek ki ilk ve önemli manevî iyilik, doğru, lazım ve isabetli olan ilmi öğretmektir.
“Sana ilim öğreten arkadaş, her karşılaştığında eline bir altın veren arkadaştan daha faydalıdır.”