1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Sal 17 Nis 2018, 22:32
SADAKA İLE İLGİLİ AYETLER
Kuran’da geçen sadaka ayetleri ve Hadis-i şerifler nelerdir? Sadaka ile ilgili ayet ve hadisleri sizler için derledik…
BAKARA SÛRESİ
“Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah’tan korkun. Biliniz ki Allah’ın vereceği ceza ağırdır.” (Bakara Suresi 196)
“Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).” (Bakara Suresi 263)
“Ey iman edenler! Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde insanlara gösteriş olsun diye malını harcayan kimse gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve gönül kırmak suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan ve maruz kaldığı şiddetli yağmurun kendisini çıplak bıraktığı bir kayanın durumu gibidir. Onlar kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah kâfirler topluluğunu hidayete erdirmez.”(Bakara Suresi 264)
“Sadakaları açıktan verirseniz ne güzel! Fakat onları gizleyerek fakirlere verirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızdan bir kısmına da keffaret olur. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” (Bakara Suresi 271)
“(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.” (Bakara Suresi 273)
“Allah, faiz malını mahveder, sadakaları ise artırır (bereketlendirir). Allah hiçbir günahkâr nankörü sevmez.” (Bakara Suresi 276)
“Eğer borçlu darlık içindeyse ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sadaka olarak bağışlamanız, sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara Suresi 280)
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Prş 19 Nis 2018, 17:29
SADAKANIN ÖNEMİ
Sadaka nedir? Sadaka dünya ve ahiret için ihtiyaç sahiplerine verilen para, mal öğüt hatta bir tebessümdür. Çünkü peygamberimiz : “Hak söz kadar efdal sadak yoktur” buyurmuştur.
İnsanlara eziyet veren bir şeyin giderilmesi sadakadır. Sadakada sevabı bol olan bir davranıştır. Hz. Peygamber (s.a.) : “Sadaka kıyamet gününde sahibine <gel, gel der> onu cennete çağırır” demiştir.
Kur’an’da da:
– “Allah iyiliğin karşılığını kat kat verir ve arttırır.” (Nisa:40)
– “İyiliğin karşılığı, iyiliktir.” (Raman:60)
– “Onların mallarından sadaka al, sadaka onları günahlardan temizlesin, onları arıtıp yüceltsin…” (Tevbe:103)
– “Allah sadakaları geri çevirmez.” (Tevbe:104) buyrularak sadakanın önemine işaret edilmiştir.
Fakirin bile sadakası vardır. Sadaka her müslümana vaciptir. Peygamberimizin bildirdiğine göre; sadakanın en faziletlisi, zor durumda olana ve zor durumda iken verilen sadakadır.
Bir hadiste : “Sadakanın en üstünü, müslümanın öğrendiği ilmi, Müslüman kardeşine öğretmesidir” buyrulmuştur.
– “Zalime de mazluma da yardım” ediniz diyen peygamberimize :
– Zalime nasıl yardım ederiz? Denilince:
– Zulmünden vazgeçirerek, buyurmuştur.
Birgün Ebu Ümame (r.a.) dudaklarını kıpırdatıyormuş. Peygamberimiz sormuş:
– Dudaklarını niye kıpırdatıyorsun, ne diyorsun?
– Bakıyorum başkaları, malları var sadaka veriyor, ben veremiyorum. “Sûbhanellahi velhamdülillahi velâ ilâhe illallahü vallahü ekber” “diyorum“ cevabını vermiş. Peygamber (s.a.) :
– Bu senin için fakire vereceğin bir müd (832 gr.) altından daha hayırlıdır.
Demek ki, herkesin verebileceği bir sadaka, yapabileceği bir hayırlı iş vardır.
Bazıları hayırlı işlere destek olur, hizmetin devamını sağlar.
– İyiliği emretmek
– İyiliğe çığır açmak.
– Doğacak fitneyi önlemek sadakadır.
– Hayırlı evlât yetiştirmek sadakadır.
– İstifade edilen eser bırakmak sadakadır.
– Müslümanlara zarar verebilecek bir şeyin yok edilmesi sadakadır.
– Güzel söz sadakadır. Öğüt, uyarı sadakadır.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 20 Nis 2018, 17:50
Sadaka ile İlgili Ayet ve Hadisler
Yüce Allah buyuruyor:
Sizden birinize ölüm (ün belirtileri) geldiğinde: “Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar ertelesen de sadaka versem ve iyilerden olsam!” demeden önce, size verdiğimiz rızıktan infak edin (yoksullara sadaka verin). (Münâfikûn, 10)
Ölüm meleği Azrâil (a.s.) karşısına dikilip de gözlerinden perde kaldırıldığı ve hayatta iken inanması gereken şeyleri gözleri ile açıkça gördüğü zaman, pişmanlıktan içi yanar, kendini şiddetle kınar ve “Rabbim! (Ne olur) beni yakın bir süreye kadar ertelesen (hemen canımı almasan) da sadaka versem ve iyilerden olsam” der ama çook geç ve iş işten geçtikten sonra!..
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Sadakanın en üstünü, sağlıklı olup da aşırı mala düşkün ve zengin olmaya istekli olduğun zaman ki verdiğin sadakadır. Sakın ha! Can boğaza dayandığı zaman, filâna şu kadar, filâna bu kadar verin diyecek zamana erteleme! Çünkü (o zaman malın) zaten filânların oldu ki! (Buhârî-Müslim-Ebû Dâvûd-Nesâî-Ahmed İbni Hanbel)
Ölümün belirtileri gelip de hayattan ümidini kesen kimse, gece-gündüz ve helâl-haram demeden hırsla çalışıp kazandığı mallarının artık kendisine hiçbir yararı olmayacağını ve özellikle arkasından sevmediği varislerine kalacağını anlayınca,
Derin bir ah çekip, filân kimseye şu kadar para verin, filân kimselere şu eşyalarımı verin ve filân yerlere de şu kadar mal verin diye içi yana yana vasiyet eder ama vasiyet etmese de öldüğü an tüm malı, mülkü zaten başkalarının oldu ki!
Yukarıda geçen âyet-i kerîmede ve hadîs-i şerifde belirtildiği gibi sadakanın
en güzeli, kişi sağlığı yerinde ve yaşama ümidi varken kendi eliyle verdiği çeşitli hayırlar ve sadakalardır. Sadaka vermekle mal eksilir mi?
Yüce Allah buyuruyor:
(Ya Muhammed!) De ki: Kuşkusuz Rabbim kullarından dilediğine rızkı yayar (bol rızık verir) ve (dilediğine de) kısar. Siz (hayır yolunda) ne harcarsanız, Allah onun yerine başkasını (daha iyisini) verir. (Çünkü) O rızık verenlerin en hayırlısıdır. (Sebe, 39)
Zekât ve sadaka vermek, meyve ağaçlarını budamaya benzer. Budanan ağaçlar daha bol ve daha kaliteli meyveler verdikleri gibi zekâtı ve sadakası verilen malların yerine de kuşkusuz Allah (c.c.) daha iyi ve daha güzel mallar verir, ayrıca onları mânevî sigorta ile koruma altına alır.
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Kulların sabahladığı her gün (yeryüzüne) iki melek iner. Bunlardan biri: Allahım! İnfak edene (sadak verene) yenisini ver! Diye dua eder. Diğeri de: Allahım! Cimrilik edenin malını helâk et! Diye beddua eder. (Buhârî-Müslim)
Kaynak:İnternetten Alıntıdır, kovboy
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cmt 21 Nis 2018, 18:29
Sadaka Nedir, Nelerden verilir ve nasıl yapılır?
Sadaka, Allah rızası için fakirlere, muhtaç kimselere, karşılıksız olarak verilen şey; yapılan yardım, her türlü iyilik; Allah yolunda yapılan harcamadır.(1)
Yapılan herhangi bir yardım veya iyiliğin sadaka sayılabilmesi için şu üç özelliğin birlikte bulunması gerekmektedir.
1. Allah rızası için yapılmalıdır,
2. Özellikle fakir ve ihtiyacı olan kişilere yapılmalıdır,
3. Karşılıksız olarak yapılmalıdır.
Bu üç şart birlikte gerçekleşmezse verilen şey sadaka olarak değer kazanmaz.
Sadaka, Allah’ın buyruklarına uymanın açık bir işareti ve fiili bir şahididir.
Yüce Rabbimiz; “Herhangi birinize ölüm gelip de, “Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar ertelesen de, sadaka verip iyilerden olsam! demeden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın.”(2)
“Ey iman edenler! kazanlıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın…”(3) buyurarak inananlara sadaka vermeyi emretmekte,
Gerçek müminleri ise; “Kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.”(4)
“Onlar bollukta, darlıkta Allah yolunda harcarlar.”(5) diye tarif etmektedir.
Sadaka, Allah’ın rızasını kazanmanın, dünya ve ahiret mutluluğunu elde etmenin yoludur.
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim'de; Allah yolunda yapılan her iyi ve güzel davranışın karşılığını vereceğini belirterek şöyle buyurmaktadır:
“Allah müminlerden mallarını ve canlarını, kendilerine (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır.”(6)
“Kendiniz için yaptığınız iyiliği daha iyi ve daha büyük ecir olarak Allah katında bulursunuz.”(7)
“Mallarını Allah yolunda harcayan, sonra da harcadıklarının peşinden (bunları) başa kalkmayan ve gönül incitmeyenlerin Rabbleri katında mükafatları vardır. Onlar için korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.”(8)
“Yaptıklarına karşılık olarak onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilmez.”(9)
“…Sadaka veren erkeklerle, sadaka veren kadınlar….var ya, işte onlar için Allah bağışlama ve büyük bir mükafat hazırlamıştır.(10)
“Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa salih amel işlesin ve Rabbine ibadette hiçbir şeyi ortak koşmasın.”(11)
Sadaka, malı eksiltmez(12), malı çoğaltır ve bereketlendirir.
Bir kutsi hadiste: “Ey Ademoğlu! İnfak et ki, Ben de sana infak edeyim.”(13) buyrulmaktadır.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v), Hz. Ebu Bekir’in kızı Esma’ya şu tavsiyede bulunmuştur.
“Ey Esma! Cimri olma ki, Allah da sana eksik vermesin. Saymadan ver ki, Allah da sana saymadan versin. Kesenin ağzını bağlama ki, Allah da sana nimetini eksik etmesin, kesenin ağzını bağlamasın. İnfak et ki Allah da sana infak etsin.”(14)
Kaynak: sorularla islamiyet
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pzr 22 Nis 2018, 19:03
Nâfile Olan Sadakalar
İslâm'da farz ve vacib olan sadakalardan başka, kapsamı çok geniş bir sadaka anlayışı vardır. Mal veya parayı tasadduk etme yanında, mü'min kardeşine aracına binerken veya inerken yardımcı olmak, güler yüz veya tatlı dille onun gönlünü hoşnut etmek gibi pek çok fiil ve davranışlar sadaka olarak nitelendirilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.), Ebû Zer (r.a)'i tasaddukta bulunmaya teşvik ederek şöyle buyurmuştur: "Şu Uhud dağı altın olarak elime geçse üçüncü geceyi ondan bende bir dinar bulunduğu halde geçirmek istemem. Yalnız borç ödemek için ayırdığım dinar bunun dışında olur, -Önüne, sağına ve soluna saçma işareti yaparak- Onu Allah'ın kullarına bu şekilde dağıtmak isterim. Şüphesiz malı çok olanlar, kıyamet günü sevabı en az olanlardır. Yine yoksullara tasaddukta bulunma işareti yaparak, bu durumda olanlar müstesnadır" (Müslim, Zekât, bab: 9, H. No: 32).
Farz ve vacib sadaka dışındaki sadaka kapsamının genişliğini şu hadiste görmek mümkündür: "İçinde güneş doğan her gün, insanların her bir mafsalı için kendilerine bir sadaka gerekir. Meselâ; İki kişinin arasında adaletle hükmetmen bir sadakadır. Hayvanına binmek isteyen bir kimseye yardım ederek, hayvana bindirmen veya eşyasını hayvana yüklemen bir sadakadır. Güzel söz bir sadakadır. Namaza giderken attığın her adım sadakadır. Gelip geçene sıkıntı veren şeyleri yoldan kaldırman bir sadakadır" (Buhârî, Sulh, 11; Cihâd, 72,128; Müslim, Zekât, 56; Müsâfirîn, 84; Ebû Dâvud, Tatavvu', 12; Edeb,160; Ahmed b. Hanbel, II, 316, 350, IV, 423, V, 178). Bu hadiste, "sülâmâ" parmak kemikleri demektir. Ancak burada vucuttaki tüm kemik ve mafsallar kastedilmiş, kemiklerin insanın oturup kalkması ve hareket etmesi için ne kadar gerekli olduğuna dikkat çekilmiştir. İşte böyle bir nimete karşılık farz olan sadaka yerine, günlük bir takım hayra yönelik hareket ve davranışların bu nimetin sadakası olduğu belirtilmiştir. Burada nimetin şükür borcunun hafifletildiği görülür. Namaza giderken her adımın sadaka sayılması, her adım karşılığında bir derece yükseltme ve bir günah affetme anlamındadır (Ahmed Davudoğlu, Sahihi Müslim Terceme ve Şerhi, İstanbul 1977, V, 374).
Diğer yandan başka hadislerde, insanlara iyiliği emretmenin (Tirmizi, Birr, 36; Müslim, Müsâfirîn, 84; Ebû Davud, Tatavvu', 12), Allah'a hamdetmenin ve O'nu tesbih etmenin bir sadaka olduğu belirtilmiştir (Müslim, Mûsafirîn, 84). Bir kimseye yol veya adres tarif etmek sadaka sayıldığı gibi (Buhârî, Cihâd, 72; Ahmed b. Hanbel, V,154), gönül alıcı yumuşak söz (Buhârî, Cihad, 72, Edeb, 34; Müslim, Zekât, 56), bir ağaç dikenin bu ağacından insan veya hayvanların yemesi ya da yararlanması da sadaka sayılmıştır (Ahmed b. Hanbel, VI, 362).
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 25 Nis 2018, 19:29
Ölen Kimse Adına Sadaka Vermek Caiz midir?
Bazı ibadet ve taatların ölen bir kimse adına yapılması mümkün ve caizdir. Bunların sevabı ölüye ulaşır. Ölü nâmına verilen sadakalar başta gelir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'e bir adam gelerek şöyle demiştir: "Ey Allah'ın elçisi! Annem ansızın öldü, vasiyet de etmedi. Öyle sanıyorum ki, konuşmuş olsa sadaka verilmesini vasiyet ederdi. Acaba onun adına ben sadaka versem, anneme sevap olur mu?" demiş. Hz. Peygamber (s.a.v.); "Evet" cevabını vermiştir" (Buhârî, Cenâiz, 95; Vesâyâ, 19; Müslim, Zekât, 51; Vasiyye, 12, 13; Ebû Dâvud, Vesâyâ, 15; Nesâî, Vesâyâ, 7).
Hz. Enes (r.a), Rasûlüllah (s.a.v.)'e; "Biz ölülerimize dua ediyor, onlar adına sadaka veriyor ve haccediyoruz. Acaba bunların sevabı onlara ulaşıyor mu?" diye sormuş, Allah elçisi şöyle cevap vermiştir: "Şüphesiz, onlara ulaşır ve onlar sizden birinizin hediyeye sevindiği gibi ona sevinirler" (Sahih-i Müslim Terceme ve Şerhi, V, 366).
Hanefilere göre, bağışlanan her çeşit ibadetin sevabı ölülere ulaşır. Ancak ölen kimse namına zekât, adak, hac gibi mali yönü olan ibadetleri ifa etmek mümkün ise de; namaz, oruç gibi ibadetleri onun namına ifa yeterli değildir. Bunların bizzat hayatta iken ifası gerekir. Çünkü bu ibadetler, ferdi, beden ve ruh bakımından olgunlaştırır, olumlu etkileri bizzat bunları yapanların kendilerinde görülür. Başkalarının bunları yapmasıyla asıl yükümlü üzerindeki fayda sağlanmış olmaz.
|
 |
Misafir c18
5 yıl önce - Çrş 25 Nis 2018, 20:40
İnternetten herkesin ulaşabileceği konuları kopyalayıp kopyalayıp yapıştırmaktan bıkmamak nasıl ruh hali acaba? Ya, alıntıların linkini ısrarlara rağmen vermeyip, kendi bilgisi, birikimi, görüşü gibi yapıştırmasına ne demeli? Biraz izan.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Prş 26 Nis 2018, 19:31
SADAKANIN DİNİMİZDEKİ YERİ NEDİR?
Allahü Teala insanı, yaratılmışların en şereflisi ve en merhametlisi olarak halk etmiştir. Bu meziyetlere sahip bulunan insan, halka yardımcı olmayı vazife bilir.
Allah’ın lütfuna erişmek gayesiyle,din kardeşine yardımcı olmak isteyen bir mümin zengin veya fakir herkesin iyiliğine koşar. Düşünceli bir mümin Allah’ın ihsan buyurduğu mal ve servette, fakirlerin, yetimlerin ve yoksulların bir hakkı bulunduğunu kabul eder. Merhametli bir baba, çocuklarının üzerine nasıl kanat gererse mümininde fakirleri himayede aynı his ve şefkatle hareket eder.
Sadaka, Allah’ın emirlerine sadakatin açık bir alameti ve fiili şahididir. Sadaka,malı çoğaltan ve bereketlendiren manevi bir budamadır. Sadaka dünyada fakirin, ahirette sahibinin yüzünü güldürecek bir vericidir.
Sadaka,rıza-i İlahinin tahsiline ve ebedi hayatın saadetine ulaşmanın merdivenidir. Bir insan yoksul olsa da haline göre bir hayır yapabilir. Peygamberimiz bir hadisi şeriflerinde buyuruyorlar ki, “Sadaka verin zira sadaka sizin ateş(cehennem) den kurtulmanız”buyrulmuştur. İnsanların hayırlısı, insanlara daha faydalı olandır. Hayırlı olan kimsenin dili ,eli ve düşüncesi hayırda olur. Peygamber efendimiz`(Sadakanın en hayırlısı,
Müslüman kişinin ilim öğrenip de sonra onu Müslümanlara öğretmesidir )
buyurmuştur.
Sadaka, malın kiridir. O çıkınca mal temizlenmiş ve bereketlenmiş olur. Sadaka kalpteki cimrilik, hırs ve tama gibi hastalıkları tedavi eder. Birçok belalara karşı sadaka,siper-i saika gibidir. Kişinin üzerine gelecek belaları defeder ve ömrü uzatır. “Sadaka(vermek), muhakkak RABBIN gazabını söndürür,kötü bir durumda ölmeyi de önler”
Allah-ü Teala kulunun yaptığı hayırdan razı olunca son nefesini kamil bir imanla teslimini ona müyesser kılar ve ahiret hayatının azabın korur. Bir hadisi şerifte buyururlar ki: “Sadaka, kabrin hararetini uzaklaştırıp söndürür. Mümin, kıyamet günü sadakanın gölgesinde (bulunacak) dır.” Resulullah efendimiz veren eli, “yüksek el” diye tavsif etmiştir. Milletini terakkiye götürecek, yoksulun yüzünü güldürecek hep bu yüce eldir.
Sadaka veren ,yaptığı iyilikle birçok fenalıkların önünü almış olur. Resulullah efendimiz bu hakikati şöyle açıklamaktadır: <> <>
Fakirin çektiğini anlayabilmek için; yoksulların arasında dolaşmalı, evlerine gitmeli ve sohbetlerinde bulunmalıdır. Böyle yapan onları yakından görmüş ve daha iyi anlamış olur.
Bir Müslüman, bu gibi yoksullara yardım elini uzatacak olursa Allah’ın lûtfu da ona ulaşır. Bir hadisi şerifte buyruluyor ki:
<>
Birçok kimseler,sağlığında kimseye bir şey vermez, ebedi hayat yolculuğu yaklaştığında, vasiyet ederek hayır yapma gayretine düşerler. Esasen hayır; can bedende,irade sende para kesende iken yapılacaktır. Resulullah efendimiz Buyuruyor ki;
“Sadakanın en faziletlisi; sen sıhhatte, mala düşkün, zenginlik emeli ve fakirlik korkusu içinde bulunurken sadaka vermendir.(can boğaza ulaşıp da) falana şunu filana bunu(verin) diyeceğin zamana kadar(hayrı) geciktirme.
Ölümden sonra rahmetle anılmayı istersen,kalplerde taht kur ;kabrine ilahi rahmetin inip durmasını arzu edersen, çeşmeler ve köprüler yap. Kabrin azabından, ahiretin ateşinden korunmak dilersen yoksulları gözet,çıplakları giydir ve yetimleri doyur.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 27 Nis 2018, 22:52
Sadakayla İlgili Çeşitli Sual Cevaplar
Sual: Borcu olan bir kimsenin sadaka vermesi caiz olur mu?
CEVAP
Ödünç alınan ve acil verilmesi gereken borçlar ise sadaka vermek caiz olmaz. Fakat taksitli borçlar ise mahzuru olmaz.
Sual: Taksitli borçlarım var. Muntazaman ödüyorum. Borçlunun önce borcunu ödemesi lazım olduğu için, cüzi miktarda da olsa sadaka versem olur mu?
CEVAP
Evet, kabul olur.
Sual: Hediye mi, sadaka mı daha sevaptır?
CEVAP
Önce aileye nafaka, sonra sadaka, sonra hediye.
Sual: Sadaka niyetiyle yapılan para yardımları vekaleten de olur mu?
CEVAP
Olur.
Sual: Sadaka verirken sevabını Peygamber efendimize göndermeye de niyet etmek caiz mi?
CEVAP
Sadaka verenin, sadaka sevabını Resulullah efendimize ve bütün müminlere göndermeye niyet etmesi iyi olur. Çünkü, kendi sevabından bir eksilme olmadığı gibi, hepsine de ayrı ayrı, hep o kadar sevap verilir. (Redd-ül Muhtar)
Sigara istemek
Sual: Dilenmek haram olduğuna göre, birinden bir tek sigara veya ateş istemek caiz midir?
CEVAP
Caizdir. O kadarcık şey dilenmeye girmez.
Sadaka ve kibir
Sual: Bir arkadaş, şeker, gofret gibi bir hediye verirken (Yakala!) diyerek uzaktan atıyor. Bu, kibir alameti değil midir?
CEVAP
Belki, samimi olduğu için veya hediyeye önem vermediği için olabilir, çünkü İslam Ahlakı kitabında, (Sadaka verenin kibirli görünmesi, fakire karşı değildir. Verdiği malı küçültmektir. Mala kıymet vermediğini gösterir) deniyor. Hediye veren de, hediyesine önem vermediği için öyle yapmış olabilir, ama aralarında samimiyet yoksa, öyle yapmak doğru değildir.
Hayır kurumu
Sual: Cami için verilen parayı, daha önemli bir hayır kurumuna vermek caiz midir?
CEVAP
Daha önemliyse, daha iyi olur.
Hayvan beslemek
Sual: Evdeki kedilere veya sokaktaki köpeklere verdiğimiz yiyecekler sadaka hükmüne girer mi?
CEVAP
Elbette girer. Hattâ kedi, köpek, domuz gibi hayvanlar, evimizdeki, bahçemizdeki buldukları şeyleri yeseler, mesela kurt koyunumuzu, tilki tavuğumuzu, kartal civcivlerimizi yese hepsi sadaka olur. Bir hadis-i şerif:
(Müslümanın diktiği ağaçtan yenilen şey sadakadır. O ağaçtan çalınanlar, vahşi hayvanların ve kuşların yedikleri sadaka olur.) [Müslim]
Paraya kıymet vermemek
Sual: Mendil serip dilenenin önüne parayı, eğilmeden ayakta iken atmak uygun mudur?
CEVAP
Paraya önem vermemek maksadıyla yapılırsa mahzuru olmaz. Çünkü İslam Ahlakı kitabında, (Sadaka verirken, neşe ve sevinçle karışık tekebbür etmeli. Sadaka verenin tekebbürü, fakire karşı değildir. Verdiği malı küçülttüğünü ve mala kıymet vermediğini gösterir) deniyor. Dilenciye niye kibirlensin ki? Dilenci de o hareketten alınmaz. Atılan parayı havada kapar.
Sual: Bir kimse, kendisi ve ailesi muhtaç oldukları hâlde, sadaka verebilir mi?
Cevap: Bu konuda İbni Âbidînde, zekât verilecek yerlerin sonunda buyuruluyor ki:
“Kendisine ve bakması vacib olanlara lazım olandan fazla malı bulunan kimsenin sadaka vermesi müstehabtır. Bakması vacib olan kimsesi muhtaç iken, bunun sadaka vermesi günahtır. Sıkıntıya sabredemeyecek kimsenin, kendi muhtaç olduğu malı, parayı sadaka vermesi caiz değildir, tahrimen mekruhtur. Sadaka veren kimsenin, sadaka sevabını, Resûlullah efendimize, kadın, erkek bütün müminlere göndermeye niyet etmesi iyi olur. Çünkü, kendi sevabı azalmaz ve hepsine de ayrı ayrı, hep o kadar sevap verilir.”
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pts 30 Nis 2018, 18:54
Hz.Ali (r.a.) Verdiği Sadaka!
Fatıma(Radıyallahü anha) iştahsız olmuştu. Hazreti Ali(Radıyallahü anh) Hazreti Fatıma(Radıyallahü anha)’nın hanei şeriflerine teşrif edip:
“Ya Fatıma! Dünya tatlılarından gönlün ne istiyor?” diye sordu. Hazreti Fatıma(Radıyallahü anha):
“Ya Ali, nar istiyorum” buyurdu. Hazreti Ali Efendimizin yanında hiç para yoktu. Uzun uznun düşündü. Sonra kalkıp çarşıya gitti. Biraz borç para aldı ve onunla bir nar satı aldı. Eve giderken yol kenarına bırakılmış bir ihtiyar hasta gördü. Hazreti Ali Efendimiz o ihtiyara yaklaşıp:
“Gönlün ne istiyor?” diye sual buyurdu. O da:
“Ya Ali! Beş gündür buraya atılmış duruyorum. İnsanlar geçip giderler. Kimse bana iltifat etmez. Benim canım nar istiyor.” Dedi. Hazreti Ali Efendimiz düşündü.
“Eğer bu elimdeki narı bu ihtiyara verirsem, Fatıma narsız kalacak. Eğer buna vermezsem Cenabı Hakk’ın ayeti celilesine “Ve dilenciye gelince (onu) azarlama” (Duha 93.10) ve Resulüllah Efendimizin(Laa teruddüsseeile velev kene ale fersin) emirlerine muhalefet etmiş olurum” diye düşündü ve narı ihtiyara verdi. İhtiyar şifa buldu. Hazreti Fatıma validemiz de evde şifa buldu. Hazreti Ali Efendimiz Fatıma(Radıyallahü anha)’dan haya ederek hanei saadetine geldi. Hazreti Fatıma, Hazreti Ali Efendimizi görünce O’nu ayakta karşıladı. Narın hadisesini öğrenince:
“Ya Ali! Sen üzülme; Allahü Teala’nın izzet ve celaline yemin ederim ki sen o ihtiyara o narı verdiğinde gönlümde, nara karşı olan iştah gitti” dedi. Hazreti Ali(Radıyallahü anh) O’nun bu sözleri ile ferahladı. O anda bir kimse gelip Hazreti Fatıma’nın kapısını çaldı. Hazreti Ali Efendimiz:
“Kimsin?” diye sual buyurduklarında:
“Aç kapıyı ben Selman-ı Farisi’yim” diye ses geldi. Hz. Ali(Radıyallahü anh) kalkıp kapıyı açtı ve Selman (ra) içeri girdi. Elinde üzeri mendille örtülü bir tabak vardı. O tabağı Hz. Ali’nin(Radıyallahü anh) önüne koydu. Hz. Ali Efendimiz:
“Bunu kim gönderdi?” Dedi. Hz. Selman:
“Bunu Allah Teâlâ Hazretleri Resûllah’a gönderdi. Nebi Aleyhisselam da zatı şerifinize gönderdi” buyurdu. Hz. Ali Efendimiz tabağın örtüsünü açtı. Baktı ki, tabakta dokuz tane nar var. İmam-ı Ali buyurdular ki:
“Yâ Selman! Bu getirdiğin bana olsa on olurdu. Çünkü Hakk Teâlâ: “Kim bir iyilik ile gelirse onun için on misli vardır” (En’am 6, 160) buyuruyor. Bu ise ona uymuyor. Buyurdular. Selman (r.a) tebessüm ederek, sakladığı bir narı da çıkarıp tabağa koydu. Ve:
“Yâ Ali! Allah’a yemin ederim ki bu narlar on idi. Fakat ben seni tecrübe için bir tanesini saklamıştım” buyurdu.
(Ka’bül Ahbar’dan rivayet olunmuştur-Mekasıdu-t-ı Talibiyn, sayfa.300)
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|