Bu garipse dünyada önceden söyleyip sonra bunu başaran bütün insanlarda garip olur.
Bu garipse önceden söylenen ve sonrasinda gerçeğe dönüşen bütün başarılarda şaibeli, garip olur.
Mesela uefa kupası almadan once fatih terimin soyunma.odasinda bu kupayi alacagiz deyip arkasindan kupanin alınmasıda sana garip geliyor o zaman.
Yada bir siyasetçinin bu seçimi alacagiz dedikten sonra o seçimi aldiysa bununda altinda birşey yatıyor demek mi oluyor ?
Ben dünya üzerinde düşmana geldiği gibi gider diyen başka bir lider görmedim, duymadım.
Sizin bu mantığınız ile bakarsak, bu doğru ise, o zaman o tarihten bu yana olan tüm olaylar da doğrudur, herkesin dedikleri, yaptıkları, icraatları. Böyle bir yaklaşım olabilir mi yahu ?
Verdiğiniz örneklerin konu ile benzer yanı bile bulunmamakta.
Sadece cevap verilmek için yazılmış onca kelime.
Cemil TAN
Hocam, bugünün şartları ile aynı durumda bir savaş çıksa, tüm cihan karşınıza dikilse bu savaşı kazanabilir misiniz ? Bence hayır.
Diyeceksiniz bugün atom bombası var, adam ülkene girmeden seni yerle bir eder.
Haklısınız. Eder. Ama o günün şartları da çok farklı değildi.
Gemileri vardı, uçakları vardı, bombaları, bizden kat be kat üstün silah ve fazlaca sayıda askeri.
Nasıl ki bugün bile biz şu ülkeyi devirir 15 saatte alırız diyemiyorsak, o günün şartlarında da dünyanın en donanımlı ordularını bir söz ile bu ülkenin dışına atmamıza kolayına inanamıyorum.
Ben olayı basit görmüyorum. Hatta aksine, benim için anlaşılması, idrak edilmesi çok zor bir durum.
Gazi Mustafa Kemal Paşa, Mersin Millet bahçesinde, Türk ocağı'nın düzenlediği açık hava toplantısında nutkunu okurken (17 Mart 1923)(rebirth of a nation: Turkey FS)
Mersin halkına hitap ettiği nutkun son cümlesi; "Son söz olmak üzere ben, MEMLEKETİN HAKİKİ SAHİBİ OLUNUZ, diyeceğim
Mersin halkına hitap ettiği nutkun son cümlesi; "Son söz olmak üzere ben, MEMLEKETİN HAKİKİ SAHİBİ OLUNUZ, diyeceğim
Gerçekten çok güzel bir final cümlesi olmuş.
Ama,
Osmanlı zamanında bile olabilen, özgür ve seçme hakkı bulunmadan yapılan göstermelik seçimlerle nasıl olacakmış o iş ayrı mesele tabii.. 1950 senesine kadar bu imkan asla millete verilmedi. Oysa Osmanlı zamanında bile vardı...
Tek adamın köşkünde belirlediği listenin onaylanmasından ibaret ve katılım oranı %30-40'larda sürünen sözde seçimler ile Halk, nasıl memleketin sahibi olacakmış ve de olabilmiş mi acaba...
16 Nisan gerçek bir sahip olma fırsatıdır. Dileyen bu fırsatını kullanır, dileyen sloganlarla süslü ve slogandan başka bir şey olmayan, ama "gerçek sahip"i asla halk olmayan bir sistematiğe devam edilsin diyerek, "bu memleketin gerçek sahibi olmak ister misin?" sorusuna, "hayır" der...
Bu mesajda hiç bir hakaret, yalan ve yanlış şey yok. İddiası olan buyursun, alıntılasın ve de kanıtlasın... Yalanlar ve masallar dünyası da bir yere kadar...
Recep Alkan gibi kafalar olduğu sürece hakikate ulaşmanın önünde engel olmaz.Böyle cins kafaların değerini bilmek lazım.
Hund,sana da bir sorum var,
İslamiyet ile tanışmayıp da Türk Kültürünü devam ettiren her hangi etkili Türk boy-grup-topluluk var mı?
Ben günümüz kafatasçı olan Ulusalcı Türkçüleri anlamıyorum,adamların hayatı İslamiyet'e küfretmekle geçiyor,soruyorum İslamiyet dışında kalan Türkler neden asimile olmuşlar,neden Hunlar,Macarlar,Bulgarlar,Avarlar yok oldular,Türklükle ilişkisi kalmadı bunların hatta Vikingler de dahil,öyle mal mal bakıyorlar.
Sonra diyorum sizin asıl amacınız Türk çocuklarını İslamiyet'ten uzaklaştırıp,zamanla asimile etmek,Türklüğü yok etmek mi?
Ne alakası var diyorlar.
Sonra yaşayışına bak kime benziyor diyorum bir İngiliz,Alman,Fransız'a mı yani İslamiyet'ten nefret ederek büyüyerek tam bir Batılı olmuşsun,dejenere olmuşsun diyorum ama kabul etmiyorlar.
Devlet Bürokrasisi Karadeniz'de bir gezintiye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum. Rize'ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Vali'ye :
"Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz?" diye sordu.
Vali de anlattı; yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol onarımında çalıştırmış.
Ata'nın kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille :
"Vali Bey" dedi. " 'Corvee' nedir bilir misin? Öyle ise ben söyleyeyim: Angarya demektir. Ve şu anda bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyet'te angarya diye bir şey yoktur.
(Tarih tarih FS)
Atatürk'ün dediği gibi; "Hocalık sarıkla değil dimağla olur". İşte Kuva-yi Milliye'nin Börekçizade Rıfat Efendisi ve Cumhuriyetin ilk diyanet işleri başkanı Rıfat Börekçi, Atatürk'ün bu tanımına şüphesiz verilecek ilk örnektir. Rıfat Hoca daima Milli Mücadeleyi desteklemiş, halkı işgale ve emperyalizme karşı savaşmaya çağırmış, Mustafa Kemal Paşa'nın yanında yer almış, bu nedenle İstanbul Hükümeti tarafından verilen, içinde Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa ve daha bir çok kişinin bulunduğu idam kararında onun da ismi yer almıştır.
Mehmet Rıfat Börekçi, Atatürk'ün kendisine büyük hürmet gösterdiğini şöyle anlatmıştır:
" Ata'nın huzuruna geldiğimde beni ayakta karşılardı. Utanır, ezilir, büzülür, 'Paşam beni mahcup ediyorsunuz' dediğim zaman, 'Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır' buyururlardı. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete alet eden cahil din adamlarını sevmezdi. "(1)
Kaynak:
(1). Ercüment Demirer - Din Toplum ve Atatürk s.10
Arkadaslar bir sorum var. Ataturk Lubnanda komutanlik yaptimi? Birinci dunya savasinda Suriye ve Filistinde savastigini biliyorum fakat birisi bana Lubnanda da komutanlik yaptigini soyluyor, dogrumudur?
Tesekkurler.