Ali bey biraz üsluba da dikkat ederseniz iyi olur.Burada Milli Mücadele'de sizin bizim geleceğimiz için cepheden cepheye koşturan Atatürk ve silah arkadaşlarından bahsediyoruz.
o değil de atatürk ile erdoğanın aynı kefeye koyulduğu mesajları okumak çok komik.
yahu el insaf birisi bir milleti yoktan var etmiş bir hanedana bağlı olmaktan çıkarmış ve bunların yanı sıra yepyeni modern bir cumhuriyet kurmuş böyle birini erdoğan ile nasıl aynı kefeye koyarsınız.
ayrıca halifeliği kaldırması neden eleştiriliyor. halifelik kalkmasaydı halife büyük ihtimalle amerikan uşağı arabistan kralı olacaktı. böyle bir halife istermiydiniz.
"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."
Mustafa Kemal Atatürk
atatürk bu sözü 90 yıl önce söyledi şu ana baktığımızda cumhurbaşkanı adayı seçimden bir gün önce tarikat liderini ziyaret ediyor ailesi ile birlikte.
din başka siyaset başka konulardır. atatürk islam düşmanı değildir sadece dinin siyasete alet edilmemesi gerektiğini savunmuştur ki bu konuda yüzde yüz haklı.
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz
siz bu cümleden dini, devlet işlerine karıştırmama lafını mı çıkartıyorsunuz? biz de yedik.
cümleyi tek tek tanımlayalım.
şeyh : tasavvufta, kendisine bağlanan insanları tarikat kuralları içinde eğiten mutasavvıftır.
derviş : Tasavvufi mana itibarı ile Allah fakiri, Allah'a muhtaç olduğunu hisseden, Allah'ı talep eden, Ehl-i Suffa (Peygamberin en yakın arkadaşları) anlamında derviş sıfat olarak kullanılmıştır..
mürit : Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse
meczup : Allah aşkıyla aklını yitirmiş kimse.
Şimdi soruyorum memlekette, şeyh derviş mürit ve meczupların olmasının ne sakıncası var.
madem benim dediklerim yalan nasıl bu adamlar bağımsız oldu? eğer halife için şehit olmaya geldilerse neden halifenin sözünden çıkımayıpta ingiliz destekli devletlerine başkaldırmadılar? niçin bize karşı ayaklanıp devleti zor durumda bıraktılar?
ya da peşinden gittikleri lawrence sadece filmlerde olan bir hayal ürünü müydü?
Bağımsız mı oldular?
Şöyle etrafınıza bir bakarsanız Avrupadakiler hariç, Osmanlı bakiyesi, özellikle müslüman ülkelerde, nerede bir azınlık kitle var, ülke iktidarının o azınlık yapıya ciro edildiğini, Emperyalistlerle işbirliğine elverişli, ülke genelinin değil de kendi dar çevrelerinin menfaatine olmak üzere ama batılı sahiplerinin yararına sadık bir uşak gibi dikta yapıları kurulduğunu görürsünüz.
Bu dikta yapılar evet Osmanlı'ya ihanet etmiştir, zaten o yüzden seçilip semirtilmişlerdir.
Bu dikta yapılar evet, kendi halklarına da ihanet etmiştir, ülkelerinin kaymağını geğire geğire yiyip, istifleyip ülkenin geri kalanını açıkhava hapishanesine çevirmişlerdir.
Bu dikta yapılar evet, ümmete ihanet etmiştir, Ortadoğuda birlik ve ülkü birliği oluşmasın diye bölge halklarının aleyhine ama ağababaları emperyalistler lehine her türlü ihaneti sergilemiş ve sergilemektedirler.
İki defa dünya savaşı yapıp birbirlerini kökten yok etmeye kalkan Avrupa ülkeleri arasında bugün sınır bile kalmamışken; aralarında gerçek manada hiç bir husumet, çelişki, karşıtlık bulunmayan, 100 yıl önce aynı ülkenin (Osmanlı) fertleri olan ülkelerin halklarını birbirine kötü gösteren batı işbirlikçisi yönetimler "ihanet", "başkaldırı" yalanları ile bölge halklarının kardeş halklarının entegrasyonunu engellemektedirler. Benzer söylem sahipleri de aynı yalan dünyasının hınk deyicisi hayal satıcılarıdır.
Bölgemizde, Suriye'de sunni çoğunluk nusayri azınlığın;
Irak'ta şii çoğunluk sunni azınlığın;
Türkiye'de dindar müslüman çoğunluk kendine laik diyen kemalist azınlığın, onlar yönetimde olamadığında darbecilerin;
Mısır'da, kurulduğundan beri darbecilerin;
Libya'da benzer şekilde darbecilerin;
Suudi Arabistan'da vahhabi azınlığın, Suud diktasının;
Bahreyn'de şii çoğunluk sunni azınlığın;
vs.vs. yani hemen her ülkede kendi halkından uzak ama batılılara yakın işbirlikçi kesimlerin yönetiminde rejimler kurgulanmıştır.
Çok şükür ülkemizde kemalist azınlıktan uzun mücadeleler ve bedeller sonunda özgürlüğümüzü almak yolundayız. Ne yazık ki hala tam olaram alamadık, zira hala 12 Eylül darbesinin artığı bir cunta anayasası ile yönetiliyoruz.
**
Alıntı:
Osmanlı'yı sırtından vurmuş Araplara Atatürk neden güvensin. Sen 1.Dunya Savaşında Ingilizlerle işbirliği yap sirtimizdan vur sonra güven bekle. Mektupmus yardım edelimmiş. Yalan dolan bunlar.
Yukarıdaki alıntıda Osmanlı'yı sırtından vuran sadece işbirlikçi kabile şefleriymiş gibi bir anlam var. Oysa 1923 senesine kadar olan söylemlerini Lozan sonrası 180 derece değiştiren başkaları da var...
Tabii bunları algılayabilmek için taa ilkokuldan başlayarak maruz kalınan "narkoz"dan kurtulmak gerek. Yoksa, son derece açık tarihi gerçekleri inkar edebilecek; hadi doğrudan kabul etmek narkozlu zihinler için kolay değil anlıyoruz ama, kıyas yapıp ne nedir sorgulayamayacak kadar zihini tembelliğe teslim olacak kadar doğruyu aramaktan kaçmamak da gerek.