-Aleyhisselam
Manası: Allahın selamı, onun üzerine olsun.
-Aleyhissalatu vesselam
Manası: Allahın salatu selamı onun üzerine olsun.
-Sallallahu aleyhi ve sellem
Manası: Allahu Teala, Ona salatu selam etsin.
-Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed
Manası: Allahım! (peygamberimiz) Hz.Muhammed’e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.
-Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
Manası: Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'(s.a.v.)'e salatu selam getirmek için sadece “Allahümme salli ala Muhammed” demek de yeterlidir.
Ancak pek çok salavat çeşidi vardır. Bunların arasında en meşhur olanları namazlar tahiyyattan sonra okunan salli ve barik dualarıdır:
“Allahümme salli alâ Muhammed’in ve alâ âli Muhammedin, kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim, inneke hamîdun mecîd. Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, kemâ bârekte alâ İbrahim’e alâ âli İbrahime, inneke hamîdun mecîd.”
Manası: “Allahım! Muhammed’e ve ailesine rahmet kıl, tıpkı İbrahim’e ve ailesine rahmet kıldığın gibi. Sen övülmeye lâyıksın, şerefi yücesin. Muhammed’i ve ailesini mübarek kıl, tıpkı İbrahim’i ve ailesini mübarek kıldığın gibi. Sen övülmeye lâyıksın, şerefi yücesin” (bk. Buhârî, da’avât 33: Müslim, salât 66-68)
"Bir gün Peygamber Sallü aleyhi ve Sellem minbere çıktı birinci basamağa çıktığında 'Amin!' dedi. Sonra diğer basamağa çıktı. Onda da 'Âmin!' dedi. Sonra üçüncü basamağa çıktı ve onda da: 'Âmin!' dedi. Minberden indikten sonra: 'Ey Allah'ın Resulü! Senden bugün bir söz duyduk.' diye sorduk.
'Duydunuz mu?'
'Evet' dedik; şöyle buyurdu: 'Birinci basamakta Cibril gelip bana şöyle dedi: 'Ana babasına ya da onlardan birine ihtiyarladıklarında erişip de onların sebebiyle cennete giremeyen (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun’ Ben de ona karşılık 'Âmin!' dedim.
'Yanında anıldığında sana salâtü selâm getirmeyen de (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun’ dedi, ben de 'Amin!' dedim.
'Ramazana erişip de bağışlanmayan (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun' dedi. Ben de: 'Amin!' dedim.' Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr
İbn Abbâs radıyellahü anh'dan: Allah Resulü Sallü aleyhi ve Sellem buyurdu:
"Kim bana salâtü selamı getirmeyi unutup ihmal ederse, Cennet yolunu şaşırır."İbn Mâce
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
Manası: Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)
1- İbn Mes’ud (r.a) şöyle demiştir: “Allah Teâlâ, gecenin ortasında kimseye duyurmadan kalkan, güzelce abdest alan, sonra da Allah’a hamdedip Peygamer’e salavat getiren, ardından da Kur’an-ı Kerimi açıp okuyan kimseye (tebessüm buyurup, Zât’ına ait şekliyle) güler.”
2-Abdurrahman b. Semur (r.a) anlatıyor:
Bir gün Allah Resûlü (s.a.v.) yanımıza geldi. Biz Medine Mescidi’nde idik. Şöyle buyurdu: (uzunca bir hadisin parçası)
“Ümmetimden birini Sırat üzerinde gördüm; bazen yorgun argın yürümeye çalışıyor, bazen de emekliyor. Bana getirmiş olduğu salavatlar gelmişler, elinden tutmuşlar, onu doğrultmuşlar ve oradan geçirmişler”.
3-Abdullah b. Bişr (r.a)’dan rivayet edildiğine göre Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Bütün dualar, başında Allah’a hamd ve Peygamber’e salavat olmadıkça perdelidir. Fakat bunu yapar, sonra dua edilirse mutlaka kabul olunur.”
4-Enes b. Malik’ten: “Bana bir defa salavat getiren kimseye, Allah on defa salat eder. Onun on tane günahını siler ve onun derecesini on kat artırır.”
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed”
Anlamı: “Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed (s.a.v.)' e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.” Amin.
1- Salavât okumak, hataların affına, derecelerin ref'ine (yükselmesine), amellerin kabulüne sebep olur.
2- Dünya ve ahiret âfetlerine karşı gelir, mânî olur Kıyamet günü o kimsenin imanına Rasûl-ü Ekrem (sav) şehâdet eder "Şahidin benim ya Rabbi! Bu kulun, bu ümmetim imanlıdır Bana salavât okumuştu", der.
3- Kul hakkı dışında bütün günahların bağışlanmasına ve Şefaat-ı Nebeviyye'ye vesile olur.
4- Allahu Teâlâ'nın gazabından, azâbından emin olarak, Rahmet-i Hakk'a mazhar olur. Güneşin bir mızrak boyu inip, beyinlerin kaynadığı mahşer gününde arşın gölgesinde gölgelenir.
5- Salavât okuyanın mizanda sevabı ağır gelir. Peygamberimizin Kevser havzından kana kana içer.
6- Daha dünyada iken cennetteki makamını görür. Ahirete intikali anında cennetteki makamı gösterilir.
7- Salavât okumak, Allah indinde ibadetlerin en makbullerindendir. Rasulullah sevgisi gönüllerimizin gıdasıdır. Sadece insanlar değil, bütün yaratılmışlar O'na hayrandır. Rivayete göre, gök ile yer iddiaya girdiler, Gökyüzü dedi ki:
"Yağmur bizden iner, Dünyayı aydınlatan güneş, meyvelerin rengini veren yıldızlar, lezzetini veren ay bizdedir. Hiç günah işlemeyen melekler bizde, Cebrail, Mikâil, İsrafil, Azrail bizde; Beytü'l Mâmur, Arş-ı Azâm, Levh ü Kalem, Sidretü'l-Müntehâ hepsi bizde; ben üstünüm", dedi
Yeryüzü mahsun olunca, ilham yoluyla şöyle söyletildi: "Ey gökyüzü, senin yaratılmana vesile olan iki cihan güneşi Hz Muhammed Mustafa (sav) de bizde doğacak, bizde büyüyecek ve bizim toprağımızda, Medine-i Tahire'de yatacak."
Bunun üzerine gökyüzü ağladı ve yâ Rabbî, Habibim, eğer sen olmasaydın kâinâtı yaratmazdım dediğin Rasûlün ne olur beni de şereflendirsin. Miracın sebeplerinden biri de budur denir. Allah, Peygamberimizden ayırmasın bizi..Amin..
Şairin biri diyor ki: Bütün ağaçlar kalem olsa, bütün denizler mürekkep olsa, yer gök kağıt olsa Hz. Peygamber (s.a.v)'in vasfını bitiremezler. Allah O'nu kendi nurundan yaratmış.
Bir toplantının sonunda salavât-ı şerife getirmek adabdandır. Ayet-i Celilede: "Şüphesiz ki iyilikler, kötülükleri yok eder" buyurulur.
8- Salavât, meclisleri nurlandırır, fakirlik ve sıkıntıların yok olmasına sebeptir. Çok salavât okuyanın ehl-i cennet olduğu kesin gibidir.
9- Salavâta devam eden kimse, mahşer gününde Peygamberimize en yakın olacak kişidir. Çünkü salavât, sevginin işaretidir ve sevdiği ile beraberdir.
10- Salavât okumak kalpten pası siler, Münafıklığı, şâkiliği temizler. Bütün mü'minlerin kalbinde o kimseye karşı muhabbet tecelli eder Ve devam edilirse Fahr-i Kâinat Efendimizi evvela rüyada, sonra açıktan görmeye vesile olur.
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed”
Anlamı: “Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed (s.a.v.)' e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.” Amin.
Salevatın en kısası,
(Allahümme salli alâ Muhammed ve alâ âli Muhammed) demektir.
Peygamber efendimiz buyurdu ki:
Bir gün dört büyük melek geldi.
Cebrail aleyhisselam dedi ki:
(Ya Resulallah, sana her gün on salevat getirenin elinden tutar, sıratı kuş gibi geçiririm.)
Mikail aleyhisselam dedi ki:
(Ben de, ona, Kevser havuzundan kana kana içiririm.)
İsrafil aleyhisselam dedi ki:
(Ben de, onun affı için başımı secdeye koyarım. Allahü teâlâ onu affetmedikçe başımı secdeden kaldırmam.)
Azrail aleyhisselam da dedi ki:
(Ben de, onun ruhunu, Peygamberler gibi kabzederim.)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, (Bu ne büyük lütuf ve ne büyük bir ihsandır ya Rabbi) dedi.
Birkaç Hadis-i Şerif meali daha şöyledir:
(Şefaatime en layık olan, bana en çok salevat okuyandır.)
[Tirmizi]
(Sabah akşam on salevat getiren, kıyamette şefaatime kavuşur.)
[Taberani]
(Abdestten sonra, on defa salevat getirenin gamı gider, duası kabul olur.)
[Ey oğul İlm.]
(Kıyamette bana en yakın olan, en çok salevat getirendir.)
[Tirmizi]
(Günde yüz salevat okuyan, kıyamette şehitlerle beraber olur.)
[Taberani]
(Her gün yüz defa salevat getiren, münafıklıktan ve Cehennem ateşinden uzaklaşır ve kıyamette şehitlerle beraber olur.)
[Taberani]
(Bir kimse, bana salevat getirdiği sürece, melekler de, onun için istiğfar eder. Artık isteyen az, isteyen çok salevat getirsin.)
[İ.Ahmed]
Hazret-i Ebu Talha (r.a.) anlatır:
Bir gün Resulullah, sevinçli olarak gelip buyurdu ki:
(Cebrail bana gelip, şu müjdeyi verdi:
Ya Resulallah! Rabbin, "Sana bir defa salevat okuyana, ben on salat okurum. On defa rahmette bulunur, on günahını affeder, on derece yükseltirim. Sana bir defa selam veren herkesin selamına da, ben on defa selam ile karşılık veririm, Bu sana ikram olarak yetmez mi, razı olmaz mısın?" dedi. Ben de, razı olurum dedim.) [Nesai]
“Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR.”
“Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez.”
“Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır.”
“Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem’e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.O makamdan bir melek şöyle seslenir:
-Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir.”
Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der:
-Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım:
-Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah’tan rahmet ve bereket diliyorum.”
“Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah’ın yardımı ile muradına nail olur.”
“Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir.”
Salavât, salât kelimesinin çoğuludur. Peygamber Efendimiz’in ismi zikredildiğinde yapılan duâ demektir.
Salavat bir çok şekilde getirilebilir. En kısa şekli ile salavat: “Âllâhümme salli alâ Muhammed” Anlamı: “Allâh’ım, Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e, salatu selam eyle.”
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuşlardır:
“Bir kimse bana salât ü selâm getirdiği zaman, onun selâmına karşılık vermem için Allah Teâlâ rûhumu iâde eder.” (Ebû Dâvûd, Menâsik, 96)
“Kim kabrimin yanında bana salât ederse ben onu işitirim. Kim de uzaktan salât ederse o bana ulaştırılır.” (Beyhakî, Şuab, II, 215)
Bilhassa cuma günü salât ü selâm ile meşgul olmak, çok fazîletli bir ibadettir.
Ebu’d-Derdâ -radıyallâhu anh- anlatıyor:
Bir gün Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Cuma günü bana çok salevât getirin! Zira o gün, meleklerin hazır ve şâhid olduğu bir gündür.[3] O gün bir kişi bana salât ettiğinde onun salâtı mutlakâ bana arz edilir. Salevât getirmeyi bırakıncaya kadar bu durum böyle devam eder.” buyurdular. Ben:
“–Vefâtınızdan sonra da mı?” diye sordum. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
“–Evet, vefâtımdan sonra da! Allah Teâlâ peygamberlerin vücutlarını yemeyi yeryüzüne haram kılmıştır. Allâh’ın Nebîsi hayattadır ve dâimâ rızıklandırılır.” buyurdular. (İbn-i Mâce, Cenâiz, 65. Bkz. Ebû Dâvûd, Salât 201/1047, Vitir 26)
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- bu hususta şöyle demiştir:
“Her kim cuma günü Peygamberimiz’e yüz kere salevât getirirse kıyâmet günü mahşer yerine yüzü çok güzel ve nurlu olarak gelir. İnsanlar gıptayla, «Bu zât acaba hangi ameli işliyordu?» diye birbirlerine sorarlar.” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân, III, 212)
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed”
Anlamı: “Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed (s.a.v.)' e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.” Amin.
Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e çokça salavât getirebilmek için O’nu çok sevmeliyiz. Zîrâ insan sevdiğini dilinden düşürmez; O’nu her fırsatta anar. Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’in dindeki ve Allâh katındaki yerini ve önemini gerektiği şekilde kavrayamayanlar “Ben Allâh’ı daha çok seviyor ve her fırsatta O’nu anıyorum; ayrıca Hazret-i Peygamber’i anmaya ne gerek var?” diye düşünebilirler.
İnsanın en fazla sevip sayması gereken şüphesiz Allâh Teâlâ’dır. O’na beslenecek muhabbeti ve hürmeti bir başka muhabbet ve hürmetle kıyaslamak elbette mümkün değildir. Bununla beraber Allâh Teâlâ Rasûl-i Ekrem’e beslenecek sevgi ve saygının önemini Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle hatırlatmaktadır:
“Ey Rasûlüm insanlara de ki: Eğer Allâh’ı seviyorsanız bana uyun ki Allâh da sizi sevsin ve suçlarınızı bağışlasın.” (Âl-i İmrân 31)
Allâh katında böylesine üstün yeri olan bir peygamber elbette sevilmeye sayılmaya ve her fırsatta anılmaya lâyık bir kimsedir.
Müslümanlar hayatı ve yaşama biçimi olduğu kadar duâ ve ibâdeti de Allâh’ın Rasûlü’nden öğrenirler. Her işte olduğu gibi duânın da bir âdâbı ve usûlü vardır.
Birgün Rasûlulllâh -sallallâhu aleyhi ve sellem- namazdan sonra Allâh’a hamd etmeden Peygamber’e salavât getirmeden duâ eden bir adamı işitti. Bunun üzerine:
“-Bu adam acele etti.” buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı ve:
“-Biriniz duâ edeceği zaman önce hamd ü senâ etsin sonra bana salât ü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde duâ etsin.” buyurdu. (Ebû Dâvud Nesâî)
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed”
Anlamı: “Allahım (peygamberimiz) Hz.Muhammed (s.a.v.)' e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.” Amin.
Hz.Peygambere (s.a.v.) salat ve selam okumanın önemi, faydaları ve kerameti
Üstad-ı Muhterem der ki: "Cenab-ı Hakk’ın rahmet hazinesinin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. O kapının birinci anahtarı “Bismillahirrahmanirrahim”dir. İkinci ve en kolay bir anahtarı da salavattır." (1)
Ömürde bir kere olsun Hz. Peygamber(s.a.v.)’e salat ve selam getirmek farzdır. Bir rivayete göre O’nun adı her anıldığında salat ve selam getirmek vacibdir. “Allahümme Salli ala Muhammedin” demek salat; “esselamü aleyke eyyühennebiyyü” demek, selamdır. Peygamberimiz’den rivayet edilen birçok salavat-ı şerife vardır. Bunları okumak, mümkün olduğu kadar çok salat ve selam getirmek, bize karşı peygamberin sevgisini çeker. Ve kendimiz için de rahmet olur. (2)
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) Makam-ı Mahmud’u, ilahi bir sofradır. Dağıtılan nimetler, lütuflar, feyizler o sofradan akıyor. Her mümin o sofraya davetlidir. Ancak Hz. Peygamber (s.a.v.)’e salavat-ı şerife okuyanlar, o davete icabet etmiş olurlar. (3) O sofraya oturtulurlar.
Rasulullah (s.a.v.) Efendimiz buyurmuşlardır ki: “Bir salat ve selam okuyana Allah on karşılık verir. On hatasını siler, on derece artırır. Sabah on, akşam on salat ve selam okuyana kıyamet gününde şefaatim yetişir.” (4)
Abdulvehhab Şarani, Envar-ı Kudsiyye’sinde “Cihanda mürşid kalmadığı devirlerde insanlar için en güzel iş, Peygamberimiz (s.a.v.)’e salavat okumaktır,” der ve bunun şu faydalarını sayar:
1-Hataların affına, derecelerin yükselmesine ve amellerin kabulüne sebep olur.
2-Dünya ve ahiret afetlerine karşı bir kalkan olur. Kıyamet gününde o kimsenin imanına Hz. Peygamber (s.a.v.) şahitlik eder.
3- Bütün günahların bağışlanmasına ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in şefaatine vesile olur.
4-Allah Teala’nın azabından ve gazabından kurtarır, arşın gölgesinde bulundurur. Allah’ın rahmetine mazhar eder.
5-Mizanı ağır yapar. Hz. Peygamber(s.a.v.)’in havzından içirtir, kıyametin susuzluğundan korur. Sırat köprüsünden yıldırım gibi geçirir.
6-Okuyana ölmeden dünyada iken cennetteki makamını gösterir ve yüksek mertebelere kavuşturur.
7-Salavat okumak, Allah katında ibadetlerin en makbulleridir.
8-Salavat okumak meclisleri süsler, aydınlatır. Fakirlik ve sıkıntıların atılmasına sebep olur. Çok okuyan cennet ehli olur.
9-Salavat okumak kalpten pası siler, nifak ve şıkakı yani münafıklığı ve ayrılığı temizler, düşmanlara karşı kalkan olur.
10-Bütün mü’minlerin kalbinde salavat okuyana karşı sevgi oluşur.
Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed”