"Bir gün Peygamber Sallü aleyhi ve Sellem minbere çıktı birinci basamağa çıktığında 'Amin!' dedi. Sonra diğer basamağa çıktı. Onda da 'Âmin!' dedi. Sonra üçüncü basamağa çıktı ve onda da: 'Âmin!' dedi. Minberden indikten sonra: 'Ey Allah'ın Resulü! Senden bugün bir söz duyduk.' diye sorduk.
'Duydunuz mu?'
'Evet' dedik; şöyle buyurdu: 'Birinci basamakta Cibril gelip bana şöyle dedi: 'Ana babasına ya da onlardan birine ihtiyarladıklarında erişip de onların sebebiyle cennete giremeyen (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun’ Ben de ona karşılık 'Âmin!' dedim.
'Yanında anıldığında sana salâtü selâm getirmeyen de (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun’ dedi, ben de 'Amin!' dedim.
'Ramazana erişip de bağışlanmayan (Allah'ın rahmetinden) uzak olsun' dedi. Ben de: 'Amin!' dedim.' Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr
İbn Abbâs radıyellahü anh'dan: Allah Resulü Sallü aleyhi ve Sellem buyurdu:
"Kim bana salâtü selamı getirmeyi unutup ihmal ederse, Cennet yolunu şaşırır."İbn Mâce
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim
Manası: Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed’e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)
Sual: Kur'anda Allah ve meleklerin Peygamberimize salât getirdiği, müminlerin de salevat getirmesi bildiriliyor. Allah’ın salâtı ne demektir?
CEVAP
Kur’an-ı kerimin birçok yerinde Resulullah övülmekte ve Ona uymak emredilmektedir.
Birkaç âyet-i kerime meali şöyledir:
(Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]
(Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5]
(Allah ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]
(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]
O’na salât ü selâm’da bulunmak o kadar ehemmiyetli bir ameldir ki, yalnız Allâh’a tahsis etmemiz gereken bir ibadet olan namazlarımızda bile Yüce Rabbimiz, Habîbi’ne selâm vermemize izin vermiş ve hattâ istemiştir. Nitekim namaz içinde tahiyyat esnasında:
“es-Selâmü aleyke eyyühe’n-nebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtüh.” diyerek “Ey Nebiyy-i Ekrem! Allâh’ın selâmı, rahmet ve bereketi Sen’in üzerine olsun.” şeklindeki selâm verişimiz, namazımızı bozmamaktadır. Hâlbuki bir başkasına namazda selâm verecek olsak, namazı iade etmemiz gerekecektir.
Allahümme salli alâ Muhammed’in ve alâ âli Muhammedin, kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim, inneke hamîdun mecîd.
"Üzerime Salâvat-ı Şerife getiren kimseleri melekler rahmetle anar, meleklerin rahmetle andıkları kimseyi Allah (c.c.) affeder. Allah'ın affetti i kimse için bütün varlıklar rahmet okurlar."
"Üzerime bir defacık Salâvat-ı Şerife getiren kimse için Allah Teala görevli meleklere:
Bu kulumun üç gün içerisinde meydana gelen günahlarını yazmayınız emrini verir."
"Üzerime bin defa Salâvat getiren kimseye Allah (c.c.) narı ile azab etmez."
"Cibril bana: Ya Muhammed (s.a.v.) Sana senden önce hiçbir kimseye getirmedi im bir müjde ile geldim. Allah Teala senin için söyle buyurdu:
Ümmetin den kim ayakta iken üç defa Salâvat getirirse, oturmadan önce Allah (c.c.) onu bağışlar. Otururken üç defa getirirse kalkmadan Allah'ın affına mazhar olur, buyurunca efendimiz (s.a.v.) bu müjdeler üzerine şükür secdesine kapandı."
Allah Resulü (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyuruyor:
“Dua ile sema arasında bir engel vardır.Üzerime salavat getirilince engel açılır, DUA YERİNE ULAŞIR.”
“Üzerime bir günde bin defa salavat getiren kimseye cennetteki makamı gösterilmedikçe ölmez.”
“Bana en yakın olanlar, üzerime en çok salavat getirenler olacaktır.”
“Her kim, farz namazını kıldıktan sonra bana on defa salevat okursa, Allah Teala, onun namazını kabul buyurur. Onun bu namazını Adem’e secde eden meleklerden daha üstün meleklerin makamı olan İlliyyine ulaştırır.
O makamdan bir melek şöyle seslenir:
-Artık dileğin neyse dile, her dileğin yerine getirilecektir.”
Vefatımdan sonra sizden kim bana selam gönderirse Cebrail(a.s.) gelir ve bana şöyle der:
–Ya Muhammed! Ümmetimden falan kimsenin sana selamı var.Bana karşılık ben şöyle selam alırım:
-Benden de ona selam olsun.Ayrıca onun için Allah’tan rahmet ve bereket diliyorum.”
“Kim altından kalkamayacağı güç bir işle karşı karşıya gelirse, üzerime çok çok salavatı şerife getirsin.Çünkü Allahü Teala, üzerime getirilen salavat-ı şerife sebebi ile onun sıkıntılarını, kederlerini giderir, rızkını çoğaltır, Allah’ın yardımı ile muradına nail olur.”
“Kıyamet gününde, katımda insanların en değerlisi, bana en çok salatü selam getirenlerdir.”
Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidün mecîd.
Allâhümme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ barekte alâ İbrahîme ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidün mecîd.
Fudale bin Ubeyd (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Sizden biri dua edeceği vakit Rabbine hamd ve sena ile başlasın. Sonra Nebi’ye salât etsin. Sonra dilediği şeyi istesin’ buyurdu.”
Tirmizi: 3708
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e salât etmeye yelince şöyledir:
Abdurrahman bin Ebu Leyla (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Ka’b bin Ucre (Radiyallahu Anh) bana karşı geldi ve:
−Ey İbni Ebi Leyla, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’den işittiğim bir salât ve selam hediyesini, ben de sana hediye edeyim mi? dedi. Ben de:
−Evet, hediye et dedim. Ka’b bin Ucre (Radiyallahu Anh):
−Biz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e sorduk ve dedik ki:
−Ya Rasulallah! Sizin Ehli beytinize has olarak salât nasıldır? Çünkü Allah bize sana nasıl selam vereceğimizi öğretmiştir. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize:
−‘Allahumme Salli Alâ Muhammedin ve Alâ Ali Muhammedin. Kema Salleyte Alâ İbrahime ve Alâ Ali İbrahime İnneke Hamîdun Mecid.’
−‘Allahumme Barik Alâ Muhammedin ve Alâ Ali Muhammedin. Kema Barekte Alâ İbrahime ve Alâ Ali İbrahime İnneke Hamîdun Mecid’ deyiniz buyurdu.”
Buhari: 3168, Müslim: 406/66, Tirmizi: 482, İbni Ebi Şeybe: 2/390
Evs b. Evs (r.a)’ten rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
Günlerinizin en değerlisi Cuma günüdür. Adem (a.s), o günde yaratıldı, o gün vefat etti, ilk sur’a o gün üfürülecek, ikinci sur’a yine o gün üflenecektir. Bana çok salevat getirin. Sizin salevatlarınız Bana arzolunur.
Ashab: “Ey Allah’ın Rasûlü! Siz çürüyüp toprak olduğunuz halde bizim salevatlarımız size nasıl arzolunmaktadır” diye sorunca, Peygamber (s.a.v) şu cevabı verdi: “Aziz ve Celil olan Allah, toprağa Peygamberlerin cesetlerini çürütmeyi yasak etmiştir.”
(Ebû Davud, Salat: 207; İbn Mâce, Cenaiz: 65)
Ömer (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
‘Kuşkusuz ki dua, gök ile yeryüzü arasında durdurulur ve Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’e salât edinceye kadar duadan hiçbir şey çıkmaz.’
Tirmizi: 1/485
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmaktadır:
“Sizden biri dua edeceği vakit Rabbine hamd ve sena ile başlasın. Sonra Nebi’ye salât etsin. Sonra dilediği şeyi istesin”
Tirmizi: 3708