Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2
merdoo93

7 ay önce - Pzr 14 Oca 2018, 12:40

Ne karadeliği İstanbul bence Türkiyenin güneşi olmuş durumda. Türkiyenin yarısını İstanbul besliyor ekonomi burda dönüyor İstanbulda toplanan vergiler sadece İstanbulda kalsaydı bugün İstanbulun birçok altyapı ve üst yapı problemi çözülmüştü ama ne yazıkki İstanbuldan toplanan vergilerin çoğu anadoluya dağıtılıyor asıl haksızlık bu bence. Burası 15 milyonluk bir şehir ihtiyaçları daha fazla tabii ki altyapı üstyapı konusunda mega projeler buraya yapılacak. ayrıca şunada katılmıyorum İstanbulun belli mahalleleri veya yerleri dışında ciddi bir güvenlik sorunu yok yani Türkiyede ne kadar güvenlik sorunu varsa İstanbulda da o kadardır. ama trafik ve stres konusunda katılıyorum fakat ulaşım konusunda ciddi atılımlar yapıldı. Artık ben pendikten 20 dk da kadıköye 40 dk da mecdiyeköye 1 saatte taksime 1:20 dk da küçükçekmeceye varabiliyorum. eğer o toplanan vergiler anadoluya dağıtılmasa şimdi İstanbul çok daha iyi bir konumdaydı. Avrasya tüneli marmaray 3. köprü gibi projeler çok daha önceden yapılıp bitirilebilirdi.

mahmut11
7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 05:03

yalan dinlemeyi severim. Anlat Yiğido., güzel sarıyor

ÖzgürZB

7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 06:58

Herşey İstanbul’a yapılacak tabi ki!

Bu şehire ihanet edip, 2000’lere kadar yatırım mı yapıldı, hakettiği değer ve yatırım verildimi ki? Şimdi ard arda yapılan projelere laf ediyorsun?

İstanbul’a bu yapılan projeler az bile, daha çok proje ve yatırım yapılmalı ki en büyük markamız İSTANBUL’umuz hakettiği yatırım ve değere kavuşsun!

2000 öncesi İstanbul’un halini bilmediğin için atıp tutuyorsun... İstanbul’un her sokağı çamur çökek, çöp içinde idi, suyu akmaz, elektiriği gelmez, ulaşımı yok, yolu hiç yok virane şekilde bedbaht umutsuz bir şehirdi!

Hiç kimse kusura bakmasın Cumhuriyet Dönemi ile birlikte tarihi dokusuna da, tarihi mirasına da çok büyük ihanetler edildi İstanbul’un...

Düzensiz Nufus artışı, çarpık kentleşme yetmezmiş gibi tarihi mirasları da birer birer ya yangında, ya sel’de, ya bakımsızlıktan kaybolup gitti bu şehrin...

Bu yönetim geldi İstanbul’a yıllardır yapılmayan ama hakkı olan projeleri yaptı yapmaya da devam ediyor... Ulaşım sorununu, sağlık sorununu, kentsel dönüşüm sorununu şimdilerde halletmeye çalışan İstanbul’un tarihi mirasına da bu yönetim sahip çıktı ve bir çoğu aslına uygun bir şekilde yeniden yerinde restore edildi!

İstanbul’a ne yapılsa azdır!
Çünkü bu şehir yıllardır kendisine ihanet edilmesine sessiz kaldı, ipini koparan geldi vergisini ödedi hiç hizmet almadı!

Çarpık kentleşme, düzensiz yapılaşma, yatırımsızlıktan bu şehir bütün şehirlerden daha fazla dert çekti, üstelik en çok parayı kazandığı halde yatırımsızlıktan bitti, çürüdü!

Şimdi yapılan yatırımlar geçmiş zamanı telafi eder mi asla! İstanbul’a yapılan ihanetleri affettirirmi asla!

İstanbul şu zamanlar yapılan yatırımları 1960’larda, 1970’lerde, 1980’lerde, 1990’larda çok daha fazla almalıydı ama nasip 2002 sonrasına imiş...

Şimdi hakkı verilmeye çalışılan şu Garip İstanbul’a lütfen KISKANÇLIK yapmayın, İSTANBUL HAKKINDAN AZINI ALIYOR, sesinide hiç çıkarmıyor... Sizde çıkarmayın!



Misafir bd0

7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 07:42

Yöneticilerin kendisi biz bu şehre ihanet ettik derken size ne oluyor yahu!
Yatay mimari bizim kültürümüz diyip mahalle arasında kırk katlı gökdelenler dikilmiş neyin tartışması bu.


ÖzgürZB

7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 07:51

Sen veya Sayın Yönetici kırk katlı gökdeleni şehre ihanet olarak görüyor olabilir... Ama kimi şehirlerde de gökdelenler gelişmişliğin göstergesidir...

Cumhuriyet Dönemi boyunca yapılan ihanetin yanında sözüm ona şimdiki yapılan ihanet solda sıfır, devede kulak kalır...

Eğer o dönemlerde ülkenin tarihi mirasları, İstanbul’u İstanbul yapan eserler, semtler, yapılar korunabilse 1931’de Nuri Demirağ o hayal ettiği köprüyü kimse engellemeden İstanbul’un ortasına kurabilse, şehir’e güzel bir 100 yıllık plan çıkartılabilseydi ve ona göre düzenlenseydi İstanbul şimdi ki ihanet olarak görülen o gökdelenleri çok daha güzel yerlere çok daha güzel şekilde çok çook önceden kondururdu, çokta yakışırdı kesinlikle!

Bunun yerine 2001’de geldiğimiz nokta her sokağı çamur çökek içinde, havası resmen GAZ olmuş, sokakta MASKE’siz dolaşılamayan çarpık kentleşme ve düzensiz bir şehir konumunda ki suyu akmayan, yolu olmayan, HALİǒinde bile bir dünya dolusu bok bulunan kokusunu bile km’lerce öteden alıp, midemizin bulandığı bir İstanbul oldu!

Keşke öyle olmasaydı da, İstanbul hakettiği bu yatırımları 1931’lerden itibaren alsaydı, düzenli şekilde bugünlere gelseydide biz de bugün bahsettiğin SÖZDE İHANETİ gönül rahatlığıyla yüzümüzde gelişmiş bir şehrin günlük sıkıntılarının verdiği ufak tefek sorun olarak yüzümüzde tebessüm olarak tartışsaydık şimdiki acınası gerçek yerine!


Çakırbey
7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 07:53

Peki Istanbulun bu kötü özelliğinin durdurulması için neler yapılabilir bunları da tartışalım, şehir iyice yaşanmaz bir hal almaya başladı. Güzelim belde mahvoluyor.



ÖzgürZB

7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 07:59

İstanbul tamamen Güney kıyılarına yayılmış, neredeyse bir ülkenin ancak barındırabileceği bir nufusu ve yapıyı kısacası günlük yaşamı Güney Kıyılarından ortalara doğru sıkıştırmak zorunda kalmış bir şehir...

Bu bahsettiğimiz bölgede 20.000.000 insan yaşıyor, günü birlik uğrayan ve kaçağı köçeği ile...

Yatırımlarınıda bu yüzden doğru düzgün yıllarca alamadığı gibi keşmekeşte şehrin malesef şehrin doğal olarak kaderi oldu bu yüzden!

Şehiri yeniden planlamanın vakti geldi de geçiyor...

Şehri artık Kuzey’e doğru, Batıya doğru, gerekirse de Anadolu yakasının arkasına doğru biraz daha açmanın, planlı şekilde yaymanın zamanı geldi de geçiyor...

Kimse şimdi ağaçlar ormanlar gidiyor yaygarası ile karşımıza çıkmasın! İstanbul artık bu nufusu bu güney kıyılarında kaldıramıyor... şehrin artık Kuzeye doğru, Batı’ya doğru yayılma yeni semtler yaratma ve buraya doğru günlük yaşamı kaydırma vakti geldi diye düşünüyorum...

3. Köprü, 3. Havaalanı ve Kanal İstanbul’da bu projenin adımlarıdır, destekliyorum...


İnsan
7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 09:18

Yukarida yazdıklarınıza harfi harfine katılıyorum özgür bey, fakat kabahati hep geçmişe yüklemek birazda sorumluluktan kaçış olmuyor mu?

Geçmişte olduğu gibi maalesef bugün de aynı umarsızca plansız yapılaşmasına göz yumuluyor İstanbul'un; çok yazık ediliyor.

Sonraki yıllarda üstüne kat çıkılarak ilkin gecekondu mahallesi olarak yapılaşmış şehrin inşaatlaşmasında müthiş bir keşmekeşlik almış başını gidiyor; olmadık cadde sokaklar genişletilmesi, sosyal alanlara ayrılması gerekirken hala 3-5 katlı binaların inşaatına izin veriliyor.

Bırakalım büyük şehri büyük kalabalık bir alan da bile basitinden temizlik dahi yapılacak ise herkesin en başından görev dağılımı ile planlı yapılır değilmi?

Peki o halde her 300- 500 bin lira bulup buluşturup müteahhitliğe soyunanların geldiğimiz 2018 yıında şehir, daha fazla kazanma hırsına nasıl kurban edilir, ediliyor? Bir türlü aklım almıyor.

Geçmiste betonlaşmaya karşı ekolojik yurtlanmayı savunmuş ben, artan dünya nüfusu ile daha fazla yaşamı barındıran alanların betonlaşmamasının da önüne geçmek ayrıcada konfor bakımından, enerji tasarufu ve ulaşımın kolaylığı açısından cok fazla olmamak kaydıyla yüksek katlı yapılaşmanın zorunluluğunun farkındayım, ve bunun zorunluluğu kabullenilneli, tartışılması bile gereksiz, zamann kaybindan baska birbsey degildir.

Elbette uzmanı değilim bilenen fakat 99 depreminden bu yana uzmanların yaptığı açıklamalardan biliyoruz ki şehrin kuzey bölümü zemin olarak daha sağlam. Olası deprem durumunda yapının sağlamlığının zeminin sağlamlığı ile bütün olmaması durumunda pek önemi olmuyor.

Velhısılı geçmiş geçmişte kaldı önümüze bakmalıyız. 20 yıl evvel bilgi için onlarca insana danışıp ansiklopedileri dahi edinnekniçin çabalarken bugün bilgiye ulaşan iletişimde hayal edilenez noktaya gelmiş halk; yani bizler fikirsel anlamda daha katılımcı olabiliyoruz.

Ülkemiz de bir çok sehri dolasma imkanim oldu ve onca imkansızlıklara rağmen hiç bir sehirde kasabada hatta koylerde bile bu derce yaşadığı sehri sahiplenmemislik görmedim. Sahsen İtanbul'da bir karış tapulu arazim 50 m2'lik dahi mülkiyet sahibi olamamışsamda sahiplenip sorunlarını dert ediniyorum. Ancak ne yazıkki gördüğüm kadarıyla İstanbul halkının %80 kadar bir kitlesi halen Istanbullu zenginleşmek için çarşı pazarmiş gibi görüyor; günün birinde cekip gidecekmiscesine.


En son İnsan tarafından Pts 15 Oca 2018, 09:26 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


murad_1299
7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 09:22

o ormanları da yok edersek İstanbul Pekin gibi olur
Pekin'in havası çok temiz seyahati öneririm


İnsan
7 ay önce - Pts 15 Oca 2018, 09:40

Mutlaka! Kesinlikle ormanlar korunmalı zaten yüksek katlı yapılaşmanın da daha fazla ormanların korunabilmesi için doğru karar olduğunu düşünüyorum. Fakat ormanlar şehrin dışında olmalı tabikide, ancak şehrin içinde de olmalı; koruluklar, çamlıklar...
Yani sehir binalarla tıkıstirilmamali. Zemini balçık olan dere yataklarına, deniz ve göl kıyılarına boylu boyunca milyonlarca ağaç dikilebilir, nakil ile taşınabilir. Öyleki haritadan bakıldığında yeşil alanlar ile keskin farkı olmayacak derecede yeşillendirilebilir şehir.
Bir kaç on yıldır istanbul'da yasayıpda belgrad ormanlarina-kuzey marmara ormanlarına bir kez dahi gidip görmemis o havayi solumamış eminim bir kaç milyon insan var istanbul'da.



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> İSTANBUL - Haberler ve Sohbet