Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1

Sizce Cukurovanın En Büyük Takımı Hangisi?
Mersin İdmanyurdu 26.1%  26.1%  [6]
Adanaspor 30.4%  30.4%  [7]
Adanademirspor 43.5%  43.5%  [10]
Toplam Oy : 23

ceyhanlı umut
5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 14:44
Sizce Adanaspor-Adanademirspor Derbisi Dünya derbisi Olabilir Mi ?


bence olabilir ikiside köklü kulüp

En son ceyhanlı umut tarafından Prş 07 Arl 2017, 15:14 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


Misafir ed4

5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 14:56

adanaspor en çok süperligde oynayan takım çukurovada 22 kez

Misafir c3b

5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 15:02

Tabiki adanaspor...



Misafir a32

5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 15:47

Olamaz, şu anda yerel düzeyde ( ülke içinde ) bile ilgi çekmiyor. Sadece spor gazetelerinin ya da genel basının yerel eklerinde, sayfa doldurmak ve gazete satmak için bir ara gazı veriliyor. Onun dışında kimse için kıymeti harbiyesi yok.

Ancak bu 2 kulüp de aynı anda 1. ligde uzun seneler kafaya oynarsa, belirli bir başarı yakalarsa, UEFA'ya vs giderse, herhangi bir kupa finalinde karşılaşırlarsa, o zaman ses getirmeye başlar. Şu anda adını hatırlamadığım, Mehmet Yüce adlı bir spor araştırmacısı, bu anlamda Adana-ADS maçlarının, FB-GS-BJK arasındaki derbi niteliğinden daha fazla derbi niteliği taşıdığını belirtiyor. M. Yüce, bir maçın Derbi kabul edilmesi için, iki kulüp arasında değerler veya başka şeyler anlamında "farklılık" olması gerektiğini söylüyor. Bizce temsil ettikleri değerler, idealler bakımından toplumun geneli için yeterince farklılık içeriyor ama Mehmet Yüce'ye göre bu 3 takım da benzer nitelikte ve yeterince farklılık içermiyorlar. Bu anlamda Adana-ADS maçı, onun için daha bir derbi. Kısacası Adana ve ADS, şu an için dünya derbisi değil ve olamaz, ama ülke çapında başarıları ve sporda etkinlikleri artarsa listeye girebilecek durumda.

Yine Mehmet Yüce diyor ki, bir derbinin dünya derbisi olabilmesi için dünyanın geri kalanının bu derbilerde kendilerinden birşeyler bulabilmesi gerek. İstanbul derbilerinde bu yok. Ona göre, GS-FB derbisi, bir Alman, bir Çinli, bir Kanadalı, Brezilyalı veya bir İngiliz için niye ilgi çekici olsun ki? Bu ülke veya toplumların hangi değerine hitap eden yanı var? Olsa olsa bu ülke vatandaşı o derbide forma giyiyorsa, ancak o anlamda çekiciliği olabilir. Olaya bu gözle bakıyor. Bu anlamda bizim derbilerimiz şu an için sadece Türk dünyası ve yakın coğrafya için kısmen ilgi çekici olabilir nitelikte.

Aşağıda da genel bir alıntı paylaşmak istiyorum, ilginizi çekebilir ( spor editörü Ahmet Sivaslı'dan alınt olup onun alıntıladığı yer de Katar merkezli Al Jazeera sitesidir :

'Osmanlı Melekleri' ezber bozuyor

15 yıllık bir çalışmanın ardından ortaya çıkan Osmanlı Melekleri adlı kitap, Türk futbolunda birçok noktada ezber bozuyor. Yazar Mehmet Yüce'ye göre Beşiktaş 1909 yılında kuruldu, Galatasaray - Fenerbahçe rekabetinin temelinde ise bir 'şilt' meselesi var.

Mehmet Yüce, futbol sevdalısı bir mühendis. 15 sene önce, o dönem amatör maç yöneten hakem arkadaşı Adil Sinem'in hediye ettiği dört ciltlik futbol tarihi kitabını okumaya başladı.

Futbol Federasyonu’nun yayınladığı bu kitabı okurken gözü ebedi puan tablosuna takıldı. Rakamlara olan yakınlığından, puan durumlarında galibiyet sayılarının, atılan yenen gollerin birbirini tutmadığını gördü. İşte o anda aklına bir kuşku düştü ve araştırmaya başladı. Osmanlı dönemine kadar indi. İngilizce, Fransızca, eski harfli Türkçe metinleri inceledi. Ermenice ve Rumca kaynakları çevirtti.

Sonunda resmi kitaplarda yazan birçok bilgiyi çürütecek haberler, belgeler buldu. Bunları da bir kitap haline getirdi. Kitap, İletişim Yayınları’ndan yayınlandı, iyi de ilgi gördü. Fakat araştırmaları sürüyor. Çünkü ona göre İzmir, Selanik, İstanbul, Trabzon, Mersin, Amasya gibi yerlerde her belgeyi incelemeden bu araştırma bitmiş sayılmaz.

Peki, Mehmet Yüce'nin araştırmaları sonucu karşımıza çıkan en ilgi çeken bilgiler neler?

* Beşiktaş’ın kuruluş yılı 1903 değil, 1909.
* Türk futbolunun tarihi bilindiği gibi 1890 değil, 1875 yılına kadar uzanıyor.
* 1918-19 sezonunda ligin düzenlenmediği yazılır. Ama aslında o sezon da lig gerçekleşmişti.
* Altınordu'nun bir şampiyonluğu eksik.
* Fenerbahçe-Galatasaray derbisi tarihindeki esas kavga, sarı lacivertli kulübün Galatasaray'ın şampiyonluk şildini vermemesiyle başladı.
* 1922'de İstanbul'da mini olimpiyatlar düzenlendi. Ama Türkler milli mücadele nedeniyle yer almadı.
* İstanbul'da kriket ligi düzenlenirdi. Deplasmanlı ligde, her takımın kendi sahası vardı.
* Arşivlerde rastladığım ilk tenis maçları Kadıköy Çim Kort Tenis Turnuvası adıyla 14 Eylül 1883 tarihinde oynanmıştır.
* Türkiye'de kayıtlara geçen ilk futbol maçı diyebileceğimiz karşılaşma Yakışıklılar ve Tipsizler takımları arasında oynanmıştır.

Yazar, bu bilgilerin tüm detaylarına belgeleriyle 397 sayfalık kitabında veriyor.

Türkiye’de futbolun popülerleşmesi Cuma Ligi’nin kurulmasıyla başlıyor. 1910’lu yıllarda Dünya Savaşı'nda Türkiye'nin müttefiki Almanların, izcilik teşkilatını kurması ve genel bir görüş olarak futbol oynayanın daha iyi asker olacağı fikrini ortaya atmasının ardından futbol ülkede yavaş yavaş tanınıyor. Mehmet Yüce'ye göre Türkiye, futbolu en erken keşfeden ülkelerden biri. Hatta Brezilya ve Arjantin bile Türkiye’den bu alanda daha geride olabilir. Bunda da Selanik, İstanbul ve İzmir gibi önemli liman şehirlerine sahip olmanın ve kapitülasyonların rolü büyük.

'Beşiktaş 1909'da kuruldu'

'Üç Büyükler' arasında ilk kurulan kulübün, 1903 ile Beşiktaş olduğu bilinir. 'Osmanlı Melekleri'nde ise siyah beyazlı kulübün kuruluş yılı 1909 olarak gösteriliyor.

1903 yılında kurulan ekip, Beşiktaş değil Bereket'ti. Bereket bir süre atıl halde kaldı. Zira hakkında hemen hiç kayıt yok. Fakat bu kulübü kuranların bazıları Beşiktaş'ın kuruluşunda da yer alınca onlar ilk futbol girişimlerini değer aldılar ve Bereket'in kuruluş tarihi olan 1903'ü belirlediler.

"1903'te kurulan Bereket Kulübü'ydü. Bu kulübün kurucularından Ahmet ve Mehmet Fetgeri Kardeşler, Beşiktaş'ın kuruluş aşamasında da rol aldılar. 1903'te kurulan kulüp 1909'a kadar gelemedi. 1903'de Bereket Jimnastik Kulübü'nü kuranlardan ikisi 1909'da Beşiktaş'ın da kuruluşunda yer alınca kulübün kuruluş tarihini 1903 senesine çekmekte bir beis görmediler. Hem böylece ilk olma şerefine sahip olacaklardı. Oysa yaşayan en eski kulüp Tatavla'dır.

Yıllardır süren Fenerbahçe-Galatasaray gerginliğine hangi olay sebep oldu?

"Fenerbahçe ve Galatasaray arasındaki ilk maç 17 Ocak 1909'da oynandı. O maçın gazete haberini buldum. Şura-yı Ümmet Gazetesi'nde. Ama asıl dikkatimi çeken iki kulüp arasındaki bu gerginliğin neden başladığı oldu.
İstanbul'un her yerinde kriket sahası var ve lig deplasmanlı, boğazın iki tarafında oynanıyor. Gemilerle seyirci gidiyor. Muazzam bir organizasyon ve yıllarca sürüyor.

Her şey Fenerbahçe'nin Galatasaray'ın kazandığı şampiyonluk şildi vermemesiyle başladı. O zamanki ligin ilk iki yılını Kadıköy kazanır. Üçüncü sene şampiyon Moda olur. Fakat Kadıköy, şampiyonlukla birlikte el değiştirmesi gereken bu şildi Moda'ya vermez. Dördüncü sene ise şampiyonluk Galatasaray'a geçer. Ali Sami Yen de gidip Kadıköy'den şildi alır.

Öyle bir fair-play ruhuna sahiptir ki Ali Sami Bey, bu şildi alıp önce Moda'ya götürür. 'Sizin de isminizi buraya yazalım' der. Sonra da şilt üst üste üç sene Galatasaray'da kalır. Ve Fenerbahçe şampiyon olur, şildi Galatasaray'dan alır. Araya Balkan Savaşı girer. Sonraki sene şampiyon yine Fenerbahçe olur. Fakat sarı lacivertliler bir sonraki sezon, önce lige katılmama kararı alır. Sonra ise katılmaya karar verir. Fakat lig başlamıştır, Fenerbahçe'yi lige dahil etmezler. Sarı lacivertliler de, "Madem öyle, ben de bu şildi Galatasaray'a vermiyorum" der ve uzun yıllar sürecek bir gerginliğe, rekabete zemin hazırlar.

Fenerbahçe'nin Kuşdili Çayırı'ndaki kulüp binasında çıkan bir yangın sonucu da bu şilt yanar, kül olur.

'1922'de İstanbul'da Mini Olimpiyat düzenlendi. Sadece Türkler yoktu'

"İstanbul o dönemlerde çok başka bir gezegen. Bir yanda Balkan Savaşları veya daha sonra Milli Mücadele yapılırken bir yanda spor organizasyonları düzenleniyor. Şu an 1919 İstanbul'una gitseniz savaşı hissetmezsiniz. İşgali hissedersiniz, ama paranız varsa onu da hissetmezsiniz. Düşünün 1922'de olimpiyat düzenlenmiş İstanbul'da. Tüm milletler var. Ruslar, İtalyanlar, ABD'liler, Fransızlar, İngilizler, Ermeniler, Rumlar ve yabancı mektepler. Bir tek Türkler yok! Çünkü o sıralar savaş var. Sporcular var ama o günlerde babaları, amcaları savaşıyor. Böyle bir durumda bu çocuklar atletizm mi yapacak? Aslında yapacaklardı ama bana göre bir yerlerden 'dur' emri geldi. Olimpiyatı düzenleyen de bir Türk. Çelebizade Said Tevfik Bey"

Dört yılda bir düzenlenen olimpiyat oyunları 1920'da Belçika Anvers'te 1924'te de Fransa'nın başkenti Paris'te yapıldı.

'İstanbul'un her yerinde kriket sahaları vardı'

"Kriket Ligi, İstanbul'da çok muntazam düzenlenmiş. Kulüpler belli, herkesin kendi sahası var. Hünkar İskelesi-Beykoz, Moda Çayırı, Bakırköy Çayırı, Bebek, Tarabya. İstanbul'un her yerinde kriket sahası var ve lig deplasmanlı, boğazın iki tarafında oynanıyor. Gemilerle seyirci gidiyor. Muazzam bir organizasyon ve yıllarca sürüyor. O zamanki gazetelerde kriket istatistikleri yayınlanıyor.

Kriketin yanı sıra İstanbul'da ragbi de oynanıyor. Onun ligine rastlamadım. Ama tenisin şampiyonası var. Osmanlı İmparatorluğu Tenis Şampiyonası var. Tarabya, Beyoğlu, Moda kortlarında oynanıyor. İstanbul'da bir sürü de kort bulunuyor. İstanbul'da oynanan ilk tenis maçları muhtemelen Kırım Savaşı dolayısıyla şehre gelen İngiliz subay ve eşleri tarafından Selimiye Kışlası civarında oynanmıştır. Benim rastladığım ilk tenis maçları ise Kadıköy Çim Kort Tenis Turnuvası adıyla 14 Eylül 1883 tarihinde oynanmıştır. Son derece iyi organize edilmiştir."

Seri devam ediyor

Mehmet Yüce bu kitabı yazarken zamanının büyük bölümünü gazete kupürleri arasında, kütüphanelerde geçirdi. Türkiye'de kütüphanelerin içerik açısından zayıf olduğunu düşünüyor, 'Arşive inmek beni çok hırpaladı' diyor. Fakat buna karşın yeni bilgi edinmenin heyecanıyla araştırmalarını sürdürüyor. Yeni kitaplar da yolda.

Serinin, 1923-1952 yıları arasını anlattığı ikinci cildi 'İdmancı Ruhlar' bu ay içinde çıkacak. Üçüncü ciltte 1952-1992 yılları arasını anlatacak. 1992'den sonrası ise yok. Çünkü endüstriyel futbol doğuyor.

Şu an 'Alelıtlak Baldırı Çıplak' adında bir kitap yazıyor. Alelıtlak, Osmanlı Türkçesi'nde 'genel olarak' anlamına geliyor. 1900'lü yılların başında futbolculara 'Alelıtlak Baldırı Çıplak' denirmiş. Bu kitabında futbolcu hatıralarına yer verecek.

İki insanı çok merak ediyor. Refik Osman Top ve Yusuf Ziya Öniş. Refik Osman, Beşiktaş tarihinde çok önemli bir isim. Aynı zamanda üç büyüklerde de oynayan ilk futbolcu. Yusuf Ziya Öniş de eski Galatasaray Başkanı. Galatasaray-Fenerbahçe derbisinin başı çekeceği 'Türkiye Derbiler Tarihi' de projeleri arasında.

Yazmaktan çok zevk alan Mehmet Yüce, çok ilgi görse de görmese de yazmaya devam edeceğini söylüyor. Çünkü yaşam amacı dünyaya ufak da olsa iz bırakmak. Tıpkı Türkiye'de futbolu ilk defa oynayan ve onu yerleştirip, öğreterek yeni nesillere miras bırakan 'Osmanlı Melekleri' gibi.

Kaynak: Al Jazeera

Mehmet Yüce'nin radyoda geçtiğimiz günlerde oynanan BJK-GS derbisi nedeniyle konuk olduğu programda anlattıklarına göre İstanbul'da futbolun ilk oynandığı yer Kadıköy, Papazın Çayırı'dır ( bugünkü Şükrü Saracoğlu Stadı ). Ona göre Fenerbahçe - Moda derbisi de FB-GS'den daha fazla derbi niteliği taşımaktadır. BJK'nin uzun yıllar futbolla alakası olmamıştır. Bu durum, FB ve GS ile ilk maçlarının 1924 tarihinde oynanmış olmasından da anlaşılabilmektedir. Oysa ilk FB-GS derbisi 1909 yılında oynanmıştır. BJK'nin bu takımlarla maç yapması için 15 sene geçmesi gerekecektir.

Ayrıca Bursa'dan amatör düzeyde 2 Türkiye Şampiyonu daha vardır ( biri Akınspor diğeri Acar İdman Yurdu olmalı, Bursaspor'un 2010'daki şampiyonluğu ile il bazında 3 şampiyonluğu oluyor ). Gençlerbirliği, Muhafızgücü vs pek çok şu an adı bilinmeyen takımın da, o zamanki adı Türkiye Futbol Ligi olmasa da, o sene için ülke genelinde yapılmış en geniş kapsamlı organizasyonda bu tür şampiyonlukları vardır.

Konuyu biraz dağıttım, kusura bakmayın ama başlığa yönelik pek çok malzeme çıkacağın düşünüyorum.


Cemoli D18
5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 16:31

Olamaz...
İki takım arasında maç olduğunda, spora az çok ilgisi olan bir adamın bile haberi olmuyorsa bu maçtan. Dünyayı bırak Türkiye derbisi bile olamıyor.


Murat Ds
5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 16:43

Bence rahatlikla olur. O potansiyel var. İnsanlar Adana kulüpleri kötü yönetiliyor diye biraz uzak duruyor. Aslında uzaktan uzaktan takip ve tutma var.



ceyhanlı umut
5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 16:52

doğru yönetilse altyapıya önem verilse ikiside çok rahat süperligde oynar birazda iş adamları desteklemeli temsa dışında destekleyen yok

ali şükrü bey
5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 17:04

Samimi söylüyorum İstanbul derbileri ile aynı gün aynı saatte Ads-Adana derbisi olsun hangi maçı izleyeceğim konusunda en ufak tereddütüm olmaz.
Direkt olarak bu maçı açarım,zevkle izlerim,dünya derbisi olur mu bilmiyorum ama en kısa sürede Süper Lig derbisi olmasını isterim.
Adana şehri zaten potansiyelini kullanabilse bölgenin değil bölge ülkelerinin de merkezi olur,ticaret oradan döner.


Emir ERTEN

5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 17:08

Bu derbi zaten bir dünya derbisidir. Medyanın derbi diye pazarladığı ise sadece istanbul derbileridir. Esasen bu maçlar da sadece Türkiye'de bilinir. O da medyanın pohpohlaması sayesinde.

Gokhan Bayraktar

5 gün önce - Prş 07 Arl 2017, 17:08

Once Adana''yi dunyada tanitin, sonra derbiniz dunya derbisi olur



sayfa 1
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET