1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 28  |
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Çrş 12 Eyl 2018, 09:41
Allah (c.c) şeytanı ve kötülükleri niçin yarattı?
Allah (c.c) benim kötülük yapmamı istemiyorsa kötülükleri ve şeytanı neden yarattı?
Kötü olan kötünün yaratılması değil kötülüğün yapılmasıdır.
Mesela çok faydalar düşünülerek bıçak gibi kesici bir alet icat edilmiş. Bu faydalı aletle aklını kullanamayan biri tutup kendini öldürmüşse “bıçak kötüdür ve icadı boşunadır. Neden icat edilmiş!” denilebilir mi?
Allah'ın şeytanı, nefsi ve kötülükleri yaratmasındaki maksat insanoğlunun makamını yükseltmek içindir. Bir çekirdek ağaç olana kadar birçok kademelerden geçer ve sonucunda meyve verir. İnsanlığın da çok mertebeleri var. Nefis ve şeytana uymadığı müddetçe insanın mertebesi artar ve Allah'ın kendisine yerleştirdiği yüksek kabiliyetler mertebesi yükseldikçe ortaya çıkar. Cehaletin babası Ebu Cehillerden, insanlığın şerefi olan Hz. Ebu Bekirler’e kadar insaniyette çok mertebeler vardır.
Hem şeytanlar ve kötü şeyler yaratılmasaydı insanların makamı melekler gibi sabit olacaktı. Oysa Allah (c.c) insana meleklerden daha üstün olma kabiliyetini vermiştir. Nefis ve şeytan insana musallat olmalı ki insan yükselsin.
İmtihan için açılan bu dünyada insan ya nefsine uyarak hayvandan daha aşağıya düşecek ya da nefis ve şeytana uymaksızın meleklerden daha üstün bir dereceye çıkacaktır.
|
 |
Samet Metin 01
4 yıl önce - Prş 13 Eyl 2018, 14:19
Boş silahtan değil boş insandan korkun. Şeytan boş silahı değil boş insanı doldurur…
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Cmt 15 Eyl 2018, 09:21
ŞEYTAN VE YANDAŞLARI
Şeytan, insanları İslam’dan uzaklaştırıp karanlığa çağırırken bunu, “Ben şeytanım” diyerek değil, bu işi başka bir kimlikle yapmaktadır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de yandaş olan birlikleri, ülkeleri, hareketleri kullanmaktadır. Bunlar, “Size demokrasi, hürriyet, eşitlik getireceğiz” diyerek şeytanlık yaparlar. Bu gerçek Kur’an’da bize haber verilir. MÜCADELE 19-20: “Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah’ı anmayı unutturdu. İşte onlar Şeytan yandaşı olanlardır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar. Allah’a ve Peygamberine düşman olanlar, işte onlar en aşağıların arasındadırlar.” Günümüz dünyasına baktığımızda, İslam düşmanlığında şeytan ile gaye birliğine sahip bir dünya düzenini görmekteyiz. Bu dünya düzeni ırkçı emperyalizmin kontrolü altındadır. ABD, AB, Birleşmiş Milletler, DB, NATO ve benzeri kuruluşlar, insanlık âlemini köleleştirmek, İslam’dan uzaklaştırmak için bütün ifsad yollarını kullanmakta şeytanla yarış halindedirler. Çünkü Şeytan bunları kendine pay edinmiş ve onları çeşitli kuruntularla ümitlendirmiştir. Rabbimiz buyuruyor: NİSA 118-121: “Allah onu (Şeytanı) lanetlemiş; o da: “Yemin ederim ki, kullarından belli bir pay edineceğim” demiştir. Onları mutlaka saptıracağım, muhakkak onları boş kuruntulara boğacağım, …şüphesiz onlara emredeceğim de Allah’ın yarattığını değiştirecekler” (dedi). Kim Allah’ı bırakır da şeytanı veli edinirse elbette apaçık bir ziyana düşmüştür… İşte onların yeri cehennemdir; ondan kaçıp kurtulacak bir yer de bulamayacaklardır.” Şeytan ve yandaşları, batıl gayelerine ulaşmak için Allah’a, İslam’a ve şuurlu Müslüman topluluklara savaş açmışlardır. Şuurlu Müslüman toplulukların görevi, onlara teslim olmak değil, şerlerine engel olmak için onlarla mücadele etmektir: NİSA 76: “İman edenler, Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise tağut (batıl davalar ve şeytan) yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın; şüphe yok ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır.” Allah inananların yardımcısıdır.
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Çrş 19 Eyl 2018, 09:55
Şeytanın Lanetlenmesi ve Cennetten Kovulması
Hz.Adem'e (a.s) secde emrine kadar hissiyatına dokunan bir teklif yapılmamış ve imtihan olunmamıştı. Onun bu ana kadar, Allah'ın emirlerine göre mi, yoksa öz nefsinin isteklerine göremi hareket ettiği bilinmiyordu. Emir hissiyatına ters düştü ve emri yerine getirmekten kaçındı. Gerekçesi, kendisinin ateşten, Adem'in ise topraktan yaratılmış olmasıydı. Böylece o, ateşin topraktan üstünlüğü gibi iki madde arasında, aslında olmayan bir farklılık görmüştü. Her iki maddenin yaratıcısının da Allah olduğunu itiraf etmesine rağmen Adem'in yeryüzünde Allah'ın halifesi olması, Allah'tan bir ruh taşıması gibi asıl üstünlüklerini bilmezden gelmişti. Adem'de toprak toprak, kendisinde ateşten başka bir mahiyet görmemiş; ölüden diri, diriden ölü yaratan ve bütün meziyetleri bahşeden Allah'ı maddeye mahkum sanmıştı.
Bu anlayış, Şeytan'a Allah huzurundan kovulma, rahmetinden ümit kesme ve kıyamete kadar O'nun lanetini haketme dışında hiçbirşey kazandırmadı. Çünkü o dar görüşlüydü, maddenin ötesini görememişti. Maddeyi tek ve gerçek ölçü sanmakla şeytanca bir yanılgıya düşmüştü.
Şeytanın bu itirazı, büyüklük taslamaya ve neticede kendisini inkara götüren bir isyana dönüştü. Çünkü o, neticede sahibini alçaltacak olan bir büyüklük anlayışına sahipti.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
Allah, “Şimdi in aşağı oradan. Çünkü senin orada büyüklük taslamak haddine değil! Hemen çık!
Çünkü sen aşağılıklardansın” dedi.
(Araf, 13)
Allah, “Öyleyse çık oradan, çünkü sen kovuldun.
Şüphesiz hesap gününe kadar lânet senin üzerinedir” dedi.
(Hicr,34-35)
Yücelik sıfatları kendisine ait olan Yüce Allah, bu emirle onu bulunduğu makamdan derhal azledip indirdi. Kibirine karşılık küçüklüğe ve hakarete mahkum etti. Aslının ateş olmasına güvenerek, hayırlılık ve fazileti kendisinde aslından intikal eden bir miras, elinden alınmaz bir kişisel özellik gibi varsayarak bu imtihan zamanına kadar bulunduğu o mutluluk makamından düşmeyeceğini zanneden ve bu zannıyla:
Yaratıcı'nın emrini eleştirmeğe kalkışan İblis'e bu ilâhî emir, eşyanın bütün özelliklerinin sadece bir Allah vergisi olduğunu, bu şekilde bir defada fiilen anlatıverdi.
Kaynak: Elmalı Tefsiri, Araf Suresi.
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Çrş 19 Eyl 2018, 19:41
ŞEYTANLA İLGİLİ AYET VE HADİSLER
Kur’ân’da ilk şeytandan İblis diye bahsedilir. İblis, hased, kibir ve hırs yüzünden azmış ve isyan ederek sapıklığa düşmüş cinlerdendir.Onun, cinlerden ve insanlardan yardımcıları vardır. Bir zamanlar kendisine melekler arasında yer verilen bu ilk ve en büyük şeytan, sonradan kibre kapılarak Allah’a isyân etmiş ve ilâhî rahmetten kovulmuştur. Cenâb-ı Hak şöyle haber verir:
“Meleklere: «Âdem’e secde edin» demiştik, hemen secde ettiler, ancak İblis diretti, kibirlendi ve kâfirlerden oldu.” (Bakara, 34)
“(Allah Teâlâ) «Sana emrettiğim hâlde, secde etmene mânî olan şey nedir?» buyurdu. (İblis) «Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan!» dedi.” (A‘râf, 12)
Yine: “«Ben, hiç çamurdan yarattığın bir kişiye secde mi ederim! Şu benden üstün kıldığın şeye de bir bak! Yemin ederim ki, eğer beni kıyamete kadar yaşatırsan, pek azı müstesnâ, onun neslini kendime bağlayıp kumandam altına alacağım!» dedi.
Allah Teâlâ şöyle buyurdu: «Git! Onlardan kim sana uyarsa, iyi bilin ki hepinizin cezası, yaptıklarınızın tam karşılığı olarak cehennemdir.»” (İsrâ, 61-63)
Görüldüğü gibi, Cenâb-ı Hak isyanı sebebiyle şeytanı hemen huzûrundan kovmamış, ona önce konuşma fırsatı vermiş, hatasını anlayıp tevbe etme imkânı tanımıştır. Fakat o, inat ve küfründe ısrar edince, ilâhî rahmetten kovulmuş ve bulunduğu makamdan indirilmiştir.
Cenâb-ı Hak, çok iddialı konuşan İblis’e, imtihan âleminde olması hasebiyle istediği mühleti vermiş, ancak onun, iman edip yalnız Rab’lerine tevekkül eden ihlâslı ve takvâ sahibi kullarına bir şey yapamayacağını, onları kendisinin muhafaza edeceğini beyân buyurmuştur.
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Cmt 22 Eyl 2018, 09:38
ŞEYTANIN TUZAKLARI
Şeytan, Hz. Âdem’den itibaren insanları hak yoldan uzaklaştırmak için elinden geleni yapmaktadır. Cenâb-ı Hak, şeytanın insanoğluna düşman olduğunu birçok vesile ile ifade ederek “Şeytanın adımlarını takip etmeyin!” buyurur. Bilhassa Hz. Âdem (a.s) ile alâkalı hâdiselere vurgu yaparak onun soyuna karşı düşmanlığının kıyamete kadar devam edeceğini bildirir.Kur’ân’da, şeytanın ve avenesinin, insanları kendisini göremeyecekleri cihetten gördüğü, sırât-ı müstakîm üzerine oturup insanlara sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından yanaştığı, kötülükleri süsleyip güzel gösterdiği, boş kuruntulara sürükleyip yalancı vaatlerde bulunduğu, Allah’ın emirlerini çiğneyip haramları işlemeye sevkettiği insanların arasına düşmanlık atıp onları birbirine düşürdüğü, vesvese verdiği, hile ve tuzaklar kurduğu haber verilir.
Âyet-i kerîmelerde şöyle buyrulur:
“Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakır ve rezil rüsva eder.” (Furkân, 29)
“Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz şüphesiz gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın ve o aldatıcı (şeytan), sizi Allah(ın affına güvendirmek sûreti) ile aldatmasın! Şüphesiz şeytan, sizin düşmanınızdır, siz de onu düşman tutun! Zira o, kendi taraftarlarını ancak cehennem ehlinden olmaya çağırır.” (Fâtır, 5-6)
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Sal 25 Eyl 2018, 17:03
ŞEYTAN İNSANA NASIL YAKLAŞIR?
Şeytan insana nasıl yaklaşır? Hazret-i Âdem ile Hazret-i Havva’ya yaklaştığı gibi, sûret-i haktan görünerek, samimiyet gösterip yeminler ederek yaklaşır. İnsanın sadece iyiliğini istediğini söyler. İnsanı, “Allah’tan daha çok” sevdiğini, düşündüğünü, onun iyiliği için çalıştığını ifade eder ve insanların zaaflarını kullanır.
İnsanın zaafları nelerdir? İnsanın “ebedî yaşama isteği” vardır. O hiç ölmemek, hiç hasta olmamak ister. Eksik, kusur, engel ve hastalıklardan kurtulmak için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır.
İnsan, kendisini sever. Gurur, benlik ve bencillik duygularıyla menfaatlerine dört elle sarılır. Kendi için biriktirmeyi, başkasına harcamamayı ister. Şeytan da cimriliği teşvik edip fakirlik korkusuyla infakı engeller. Şeytan, bu hususta o kadar mahir ve tecrübelidir ki, insana, kendisinin bir parçası olan evlâdını bile, fakir düşme korkusuyla öldürmeye sevk edebilir.
İnsan nankördür. Rabbi kendisine ikram ve ihsanda bulunduğunda O’na bağlıyken en küçük bir musibetle yoklandığında hemen isyan ve feryada başlar. Şeytan da insanların musibet, hastalık ve belâ anlarını kollar; en küçük bir sıkıntıda hemen yanıbaşında bitiverir. İnsanı en nâzik ânında, Allâh’a isyan etmeye sevk eder.
Şeytan insanlar arasındaki dostluk, sevgi, bağlılık ve şefkati de çekemez. Kardeşleri birbirinden, anne-babayı evlâdından ayırmak için gece gündüz uğraştığı gibi, en mutlu olduğu felâketler de âile yuvalarının dağılmasıdır. Karı ile koca arasındaki muhabbet ve sadakate gölge düşüren her şeyi büyük bir ustalık ve titizlikle örer. Akraba münâsebetlerini bitirmek, herkesi tek başına bırakıp ağına düşürmek en büyük zevkleri arasındadır.
Şeytan, insanı, geçmiş günahlarının büyüklüğü ile korkutur. Şeytan, insanı gelecekte karşısına çıkabilecek binbir endişe ve korku ile kıvrandırır. Belki hiçbir zaman karşılaşmayacağı türlü türlü endişeler yüzünden insanı büyük bedeller ödemeye iter.
Şeytan, insanı yapmış olduğu güzel işler, sâlih ameller, hayır ve hasenâtla aldatır. Onların ne kadar kıymetli olduğunu söyler, insana, kendisini över. Bilhassa bu kadar fitne fesat içinde “kendisinin ne kadar seçkin bir kul” olduğunu söyleye söyleye onun ayağını kaydırır.
Şeytan insanı, Allâh’ın affıyla kandırır. “Sen istediğin kötülüğü işle, Allah seni zaten affedecektir!” der.
Şeytan insanı, hayırlı işleri erteletmek sûretiyle aldatır. “Acelesi yok, sonra yaparsın!” diye diye insanın içindeki o hayra karşı meylin geçip gitmesini bekler.
Şeytan insanı, kendi dost ve ahbâbıyla aldatır. En sevdiği, en güvendiği kişilerin kılığında yanına gelir ve en zehirli sözleriyle, “aklı başındayken yapmayacağı” türlü kötülükleri yaptırır. Eşinin, hanımının ve çocuklarının fitnesi olur.
Şeytan, insana kötülükleri süslü göstererek onu aldatır. Böylece insan, temizi bırakır, kirliye meyleder. Kirli de olsa “çok” olanın cazibesine kapılmasını sağlar; az ama tertemiz olanı terk ettirir.
Şeytan, bazen intikam duygusunu sevdirerek insanı avlar. Onun gözünü, öfke ve intikamla kör eder. Cinnet hâli geçtikten sonraki pişmanlıklar için ise artık iş işten geçmiştir.
Şeytan ve arkadaşları, insanların “göremediği yerden” onları görür, hep birlikte hareket ederler ve gözünü kapatıp ölene kadar insanın peşini bırakmazlar. Bazen çok sevindiği anlarda, bazen çok üzüldüğü anlarda yanına yaklaşırlar. En tehlikeli oyunlarını da insanoğlu son nefesini verirken oynarlar. Böylece bütün hayatın rövanşını almış olurlar.
Rabbimiz, bizi ve neslimizi, şeytanın her türlü tuzak ve taarruzlarından muhafaza eylesin. Bizi, rızâsına uygun bir hayat yaşamaya muvaffak kılsın. Âmin.
Kaynak: Zahide Topcu, Şebnem Dergisi
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Pzr 30 Eyl 2018, 17:26
Şeytan insanların fıtratına müdahale etmek ister.
“…Onlara emredeceğim de Allah’ın yaratışını değiştirecekler...” (Nisa Suresi, 119)
İnsanlar, şeytanın telkinleriyle Allah’ın yaratışına müdahale ederler. Bu, yaratışın şeklini veya bazı özelliklerini değiştirmek şeklinde olabilir. İnsanlar, şeytanın telkinleriyle, mesela:
-Fıtratı kemaline götürecek yerde bozacaklar, çığırından çıkaracaklar. Mesela, kadını erkek, erkeği kadın yapmaya çalışacaklar, kadın yerine erkek, erkek yerine kadın kullanacaklar.
-İhtiyaçtan ve zorunluluktan kaynaklanmayan estetik ameliyat yaptıracaklar.
-Fıtri ve helal olan evlilik yerine gayr-ı fıtri ve gayr-ı meşru olan evlilik dışı beraberliği esas alacaklar, temizi bırakıp pise koşacaklar.
-Hayat ciddi gayeler için verilmişken, ciddiyeti bırakıp eğlenceye heveslenecekler, görevlerini terk edip oyuna koşacaklar.
-İnsanın tabiatı şerefli iken, insan şerefine yakışmayan tavırlar benimseyecekler. Mesela, doğruluğu budalalık, eğriliği hüner sayacaklar.
-İnsan, yaratılışı gereği dine muhtaç iken, bunu değiştirip dini bir öcü gibi kabul edecekler, dinden ve dinin değerlerinden uzak kalacaklar.
Günümüzde insanın ve diğer canlıların genleriyle oynanması, ayetin şümulü çerçevesinde değerlendirilebilir. Bunlardan faydalı uygulamalar elbette vardır, ama bir kısmı art niyetle de yapılabilmekte, söz gelimi bir insana verilen bazı özel ilaçlar onu asıl fıtratından çıkarıp bir zavallı haline getirebilmektedir. Bu tür uygulamaların şeytanî olduğunda şüphe yoktur.
Hayatı şehveti tatmin olarak gören kimselerin, bu gayeyle kullandıkları haplar da fıtrata bir müdahaledir, zevk çılgınlığıdır.
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Sal 02 Ekm 2018, 17:19
Şeytana Karşı İnsanlara Uyarı
Şeytanla Adem ve Havva arasında geçen bu hadiseden sonra Allah, şeytana karşı tedbirli olmaları için, insanları da uyardı ve şöyle buyurdu:
"Ey Âdemoğulları. Şeytan, ana babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sizi de bir belaya düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanların dostu yaptık. "
(Araf 27)
İblis de cinden olduğundan, o şeytan ve onun hemcinsleri nesil ve insan askerleri gözünden gizlenebilen cin toplulluğundandırlar. Hafiye ve casus gibi insanı görmediği tarafından vurur avlarlar. Tefsirciler demişlerdir ki, bundan insanın şeytanı hiç görmeyeceği sanılmamalıdır. Görülmeyecek yönden görebilmek hiç bir şekilde görülememeyi gerektirmez. Gerçekte bir insan bile diğer insanı göremiyeceği yönden görebilir, şeytan da insanı böyle görmediği tarafından aldatır ve hatta bazan görünür de şeytan olduğunu sezdirmez, şeytan olduğunu gizlemiyerek göründüğü de olur. "Şeytan sizi belaya uğratmasın." yasaklaması da gösterir ki, bir insan için şeytanın fitnesinden geri durmak ve çekinmek mümkündür.
Demek ki şeytan, gözle görünmediği halde bile onun şeytanlık ve aldatma noktaları bilinebilir. Ve bilinemediği halde bile takva giysisi, iman ve korku hissi onun fitnesine en kuvvetli bir engel teşkil eder. İnsan dışıyla ve içiyle maddî ve manevî bakımdan silahlanmış olur. Takva elbisesi, ile içinden dışından giyinmiş bulunursa, şeytan ona görmediği tarafından, gördüğü halde bile etki edip aldatamaz. Şu halde şeytandan takva elbisesi ile sakının. Muhakkak ki biz şeytanları iman etmeyen imansızların dostları kılmışızdır. İmansızlıkla şeytanlık arasında bir çekicilik vardır. Korusuz bahçeye haşerelerin üşüştüğü gibi.
"Muhakkak biz kâfirlere şeytanları gönderdik, onları günaha sevkediyorlar."
(Meryem, 83) âyeti delaletince imansız kalblere de şeytanlar musallat olur. İmansızlar şeytanlığı sever, şeytana mahsus hasletlere, hareketlere meftun olurlar. Hayırsız, hayırsızla düşer kalkar, eşkiyanın reisi, en büyük haydut olur. Bunun gibiimansızların bütün eğilimleri şeytanlıkta olduğundan önlerine şeytanlar düşer, başlarına şeytanlar geçer ve artık onları diledikleri yere sevkeder, soydurur, soyarlar.
"Ey insanlar! Bütün yeryüzündeki nimetlerimden helal olmak, temiz olmak şartıyla yiyin. Fakat şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size belli bir düşmandır. O size hep çirkin ve murdar işleri emreder, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyler söylemenizi ister."
(Bakara - 168-169)
"Onlar, Allah'ı bırakırlar da, yalnız dişilere taparlar. Böylece ancak inatçı şeytana tapmış olurlar. Allah o şeytana lanet etti. Ve o da: "Elbette senin kullarından belirli bir pay alacağım, onları mutlaka saptıracağım, onları boş kuruntulara sokacağım, ve onlara emredeceğim de hayvanların kulaklarını yaracaklar, onlara emredeceğim de Allah'ın yaratışını değiştirecekler" dedi.Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost edinirse, şüphesiz o, apaçık bir ziyana uğramış olur. Şeytan onlara vaad eder ve onları boş umutlarla oyalar. Oysa şeytanın onlara vaadi, aldatmadan başka bir şey değildir. Bunların varacakları yer cehennemdir. Ondan kurtulmak için çare bulamazlar."
(Bakara 117-121)
Bu ayetler aynı zamanda insanın, şeytanın fitnesinden sakınmasının mümkün olduğunu da gösterir.
|
 |
Mustafabey 01
4 yıl önce - Cmt 06 Ekm 2018, 09:21
Şeytan nasıl bir varlıktır?
Şeytan, ilahi rahmetten nasipsiz lânetli, kovulmuş bir varlıktır. Halk arasında güçlü bir varlık olmadığı halde korkutan, zarar veren bir varlık olarak bilinir.
Cenab-ı Allah ‘‘Adem’e boyun eğin dediği halde şeytan boyun eğmeyip isyan etmiş, üstünlük taslamıştır, ‘‘Ben ateşten yaratıldım. Adem ise topraktan yaratıldı’’demiştir. Cenab-ı Allah: ‘‘sen aşağılık bir varlıksın defol git’’ diye kovmuştur. (A’raf:11-13)
Kur’an, zehirli ateşten yaratıldığını bildirir. (Hıcr:27) Cenab-ı Allah insanı topraktan, melekleri nurdan, şeytanı da ateşten yaratmıştır.
Şeytanın eli ayağı vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘‘şeytan sol eliyle yer’’ buyurur.
Şeytan, insanları sapıtacağını dair yemin etmiş, Cenab-ı Allah’da tövbe ettikleri müddetçe affedeceğini vaad etmiştir. Şeytan, son ana kadar mühlet istemiş, buda ona verilmiştir. (A’raf:14-15)
Şeytan, Peygamber (as)’ın bildirdiğine göre ‘‘Kemik, gübre ve üzerine besmele çekilmemiş şeyleri yer. (Ramuz el-Ehadis:396/9+102/5)
Birde israf edilen şeyleri yer, onlarla güçlenir. İsraf edenler, şeytanla baş edemezler.
Peygamberimizin ifadesine göre;
– ‘‘Şeytan Allah’a sorar,
– Benim kitabım ne?
– Senin kitabın dövmedir.
– Yemeğim nedir?
– Üzerine besmele çekilmeyen şeydir.
– İçeceğim nedir?
– İçkidir.
– Evim neresidir?
– Evin hamam, tuzağın kötü kadın, çağırıcın çalgı, eğleşeceğin yerler, çarşı-pazardır.’’ (Ramuz el-Ehadis:332/4) denmiştir.
Herkesin bir şeytanı vardır. İnsanı sapıtmak için önünde, ardında, sağında, solunda dolaşır durur.
Peygamberimiz Efendimiz (s.a.v.): ‘‘Şeytan insanın içinde kanın dolaştığı gibi dolaşır’’ buyurmuştur.
|
 |
sayfa 28  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|