1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 19  |
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Sal 03 Nis 2018, 22:42
Şeytanın Tuzakları, Şeytan İnsanı Nasıl Kandırır!
Kim olursa olsun, her insanın sonsuz bir azap çekmesini isteyen, bütün varlığını buna adamış olan, son derece tehlikeli bir varlık var...
Bu varlık tarihin her aşamasında insanın düşmanı oldu. Yaşamış ve ölmüş milyarlarca insanı ateşin içine çekti ve halen çekmeyi amaçlıyor. Onun için genç, yaşlı, kadın, erkek, devlet başkanı veya dilenci fark etmiyor. Her insan onun hedefi...
Bu sinsi varlık, insanın apaçık düşmanı olan “şeytan”dır.
Siz bu yazıyı okurken sizi gözleyen, sizinle ilgili planlar yapan ve sizi Allah’ın dosdoğru yolundan alıkoymak isteyen önemli bir düşmanınız var. Bu düşmanın tek arzusu, olabildiği kadar çok insanı kendisiyle beraber cehenneme sürüklemek... Hangi sebeple olursa olsun, onu takip edenlerin sonu hiç değişmiyor. Bu son Kuran’da şöyle haber verilir:
"Ona yazılmıştır: "Kim onu veli edinirse, şüphesiz o (şeytan) onu şaşırtıp-saptırır ve onu çılgın ateşin azabına yöneltir." (Hac Suresi, 4)
Şeytan var gücüyle insanları Allah’ın yolundan saptırmak için çalışır. Bu nedenle, kullandığı taktiklerin iyi bilinmesi büyük önem taşımaktadır. Böylelikle müminler, Allah’ın izniyle kendileri üzerinde etkisi olmayan şeytanın hilelerini daha çabuk fark edip, onun zayıf düzenini daha etkili bir şekilde bozabilirler.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 04 Nis 2018, 23:14
Ya Adam Olacağız, Ya da Savrulacağız Şeytanın Kölesi Olacağız!
Hepimiz, insan olarak birer yolcuyuz ve varacağımız yere doğru farkında olsak da olmasak da gidiyoruz. Kimimiz yaratılış gayesinin ve gerçek hedefinin tamamen farkında; kılı kırk yararcasına bir hassasiyetle hayatını yaşarken kimilerimizse bir yarış atı misali gerçek hedefini şaşırmış, dünyayı amaç edinmiş koşturuyor.
Bir kere insan, aldanıvermeye görsün şeytana…
Edindiği sahte amacına ulaşmak uğruna ailesini, insanlığını, namusunu, değerlerini satanlar mı dersiniz; kazanıyorum derken kaybedilenlerin trilyon dünyaya bedel olduğundan haberi olmayanlar, şaşkın şaşkın ömür tüketip ölenler, boş sevdalar uğruna kendinden geçerken zamanı yetiremeyenler mi?
Arada kalanlarımızda yok değil elbette! Artık son deminde hangi yola meyli ağır basarsa öyle göçecek olanlarımız…
İki seçeneğimiz var önümüzde; ya adam gibi yaşayacağız hayatımızı ve adam gibi öleceğiz ya da Allah korusun savrulup gideceğiz şeytana aldananlar gibi…
Ya Allah’ın razı olduklarından olacağız ya da mazallah şeytanın kendi yolundan gittikleri için sevindiği kimselerden… Hem de en büyük düşmanımızken kim sevindirmek ister ki şeytanı…
Adam gibi adam olmak demek; Allah’a kul olmak demektir… Seyyid Abdulhakim el Hüseyni Hazretlerinin tabiiriyle asıl hür olanlar, Allah’a kul olmayı başarmış olan; mutlak kazananlar… Kaybedenlerse kul olmayı başaramamış olanlar… Dedik ya; Şeytana aldananlar…
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 06 Nis 2018, 17:17
Allah (c.c.) Şeytanı ve Kötülükleri Niçin Yarattı?
Allah (c.c.) benim kötülük yapmamı istemiyorsa kötülükleri ve şeytanı neden yarattı?
Kötü olan kötünün yaratılması değil kötülüğün yapılmasıdır.
Mesela çok faydalar düşünülerek bıçak gibi kesici bir alet icat edilmiş. Bu faydalı aletle aklını kullanamayan biri tutup kendini öldürmüşse “bıçak kötüdür ve icadı boşunadır. Neden icat edilmiş!” denilebilir mi?
Allah'ın şeytanı, nefsi ve kötülükleri yaratmasındaki maksat insanoğlunun makamını yükseltmek içindir. Bir çekirdek ağaç olana kadar birçok kademelerden geçer ve sonucunda meyve verir. İnsanlığın da çok mertebeleri var. Nefis ve şeytana uymadığı müddetçe insanın mertebesi artar ve Allah'ın kendisine yerleştirdiği yüksek kabiliyetler mertebesi yükseldikçe ortaya çıkar. Cehaletin babası Ebu Cehillerden, insanlığın şerefi olan Hz. Ebu Bekirler’e kadar insaniyette çok mertebeler vardır.
Hem şeytanlar ve kötü şeyler yaratılmasaydı insanların makamı melekler gibi sabit olacaktı. Oysa Allah (c.c.) insana meleklerden daha üstün olma kabiliyetini vermiştir. Nefis ve şeytan insana musallat olmalı ki insan yükselsin.
İmtihan için açılan bu dünyada insan ya nefsine uyarak hayvandan daha aşağıya düşecek ya da nefis ve şeytana uymaksızın meleklerden daha üstün bir dereceye çıkacaktır.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cmt 07 Nis 2018, 22:21
ŞEYTAN NASIL BİR VARLIKTIR?
Şeytan, ilahi rahmetten nasipsiz lânetli, kovulmuş bir varlıktır. Halk arasında güçlü bir varlık olmadığı halde korkutan, zarar veren bir varlık olarak bilinir.
Cenab-ı Allah ‘‘Adem’e boyun eğin dediği halde şeytan boyun eğmeyip isyan etmiş, üstünlük taslamıştır, ‘‘Ben ateşten yaratıldım. Adem ise topraktan yaratıldı’’demiştir. Cenab-ı Allah: ‘‘sen aşağılık bir varlıksın defol git’’ diye kovmuştur. (A’raf:11-13)
Kur’an, zehirli ateşten yaratıldığını bildirir. (Hıcr:27) Cenab-ı Allah insanı topraktan, melekleri nurdan, şeytanı da ateşten yaratmıştır.
Şeytanın eli ayağı vardır. Peygamberimiz (s.a.v
) ‘‘şeytan sol eliyle yer’’ buyurur.
Şeytan, insanları sapıtacağını dair yemin etmiş, Cenab-ı Allah’da tövbe ettikleri müddetçe affedeceğini vaad etmiştir. Şeytan, son ana kadar mühlet istemiş, buda ona verilmiştir. (A’raf:14-15)
Şeytan, Peygamberimiz (s.a.v.)’ın bildirdiğine göre ‘‘Kemik, gübre ve üzerine besmele çekilmemiş şeyleri yer. (Ramuz el-Ehadis:396/9+102/5)
Birde israf edilen şeyleri yer, onlarla güçlenir. İsraf edenler, şeytanla baş edemezler.
Peygamberimizin ifadesine göre;
– ‘‘Şeytan Allah’a sorar,
– Benim kitabım ne?
– Senin kitabın dövmedir.
– Yemeğim nedir?
– Üzerine besmele çekilmeyen şeydir.
– İçeceğim nedir?
– İçkidir.
– Evim neresidir?
– Evin hamam, tuzağın kötü kadın, çağırıcın çalgı, eğleşeceğin yerler, çarşı-pazardır.’’ (Ramuz el-Ehadis:332/4) denmiştir.
Herkesin bir şeytanı vardır. İnsanı sapıtmak için önünde, ardında, sağında, solunda dolaşır durur.
Peygamberimiz (s.a.v.): ‘‘Şeytan insanın içinde kanın dolaştığı gibi dolaşır’’ buyurmuştur.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pts 09 Nis 2018, 17:48
Şeytanın, “Yapıp Ettiklerimizi” Süslü Göstermesi Hakkında.
Kuran, pek çok Ayette, şeytanın bir şeyleri süslü göstermesinden söz eder. Eğer kafanı çalıştırmazsan, iradeni sağlamlaştırmazsan, çok rahat onun peşi sıra sürüklenebilirsin. Zaaflarımızın bizi nasıl perişan ettiğine kendimiz tanık olmuşuzdur. Tamam, bunda şeytanın suçu büyük, ama bakın ne diyor şeytan:
İş bitirilince şeytan onlara şöyle dedi: “Allah size hak bir vaatle vaatte bulundu, ben ise vaat ettim ama vaadimden caydım. Benim sizin üzerinizde bir gücüm yoktu. Sizi davet ettim, siz de bana uydunuz. Şimdi beni kınamayı bırakın da kendinizi kınayın. Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz. Aslında ben sizin, daha önceden beni şirk aracı yapmanıza karşı çıkmıştım. Muhakkak ki zalimler için acı bir azap vardır.”( İbrahim Süresi, 22)
Şeytan, üzerinizde bir gücüm yoktu diyor, sadece davet ettim diyor, kendinizde suç arayın diyor. Şeytan iş işten geçtikten sonra tam da bunları söylüyor (söyleyecek). Şeytanın suçu yok mu? Var, elbette var. Zaten kendisi Allah’a kafa tutmuş, kıyamete kadar kötülük için çalışan bir zavallı. Peki şeytanın suçu nereye kadar var? Şeytan, allayıp pullayıp gözümüze soktuğu şeyler için suçlu, fakat onun bu oyunlarına kandığımız için biz suçlu değil miyiz? Yukarıdaki ayete bakarsanız, göreceksiniz ki, kötülüğe çağıran bir davetçi olarak sadece şeytan cehenneme gitmemiş. Hayat boyu onun davetlerine uymuş insan ve cin şeytanları da cehennemde. Ve ne diyor şeytan? Birbirimize yardım edemeyiz artık diyor. Demek ki cehennem sadece kaypak şeytan için hazırlanmamış. Onun davetlerine cevap verenler için de hazırlanmış.
Allah’a ortaklar tanıdılar. Peki, her benliğin yaptığı işin başında duranla bunlar bir mi? De ki: “Onları isimlendirin. Yoksa siz Allah’a, yeryüzünde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? Yoksa, anlamsız bir laf mı ediyorsunuz?” Hayır, küfre sapanlara, tuzakları süslü gösterildi de yoldan döndürüldüler. Allah’ın şaşırttığına kılavuzluk edecek yok.( Rad Süresi, 33)
Şeytan, kandırmak için dünya hayatını süsler, insanların gerçeğe ulaşmasını engeller. Bir anda şu gelip geçici hayat sana pek çok şey vaat ediyormuş gibi olur. Dünya, sadece senden, hazdan, senin arzularından ibaretmiş gibi bir hava eser. Dünya hayatına ilişkin maddi ve manevi tüm acı ve ızdıraplar yok olmuş gibidir. Şeytan, şu an önünde görmek istemeyeceğin şeyleri sana erteletir. “Boşver çok sorgulama, yaşa işte” der, “öleceksin tamam ama şu anda yaşıyorsun, düşünme öyle şeyler” der. İşte bu an gerçeklerin üstünü örtmeye başladığın andır. Gerçekleri çöpe atarsan, şeytana uyar, sonra da onun peşinden uçuruma sürüklenirsin. Bazı insanlar kötü durumda geçim sıkıntısı çekiyor, bazıları hasta, bazıları ölüyor, bazısının morali bozuk, ama sen sakın bunları görme. Şeytan, “Sen bunları görme” diyor, “sen daha çok gençsin, hastalanmana, ölmene daha çok var. Baksana, hayat güzel, başkaları sıkıntı çekiyor olabilir ama sen çekmiyorsun, paran var, ye, iç, gez, oyna, dilediğini yap. Mesela, dünyayı dolaşmaya ne dersin? Hayat cıvıl cıvıl, hiçbir şeyi kafana takma, kendi mutluluğun için yaşa. A, bak ne kadar cici bir kız, onunla beraber olabilirsin mesela, ne dersin? Hazır yurtdışındayken paranı şu casinoda çoğaltmaya ne dersin? Hem zevkli, hem de ortam güzel. Bütün seçkin insanlar orada para kazanıyor. En güzel kıyafetleriyle, en güzel yiyecekler ve içkilerle oradalar…” Şeytanda kandırmaca bitmez. Neye zaafın varsa süsler o onu. İçkiye zaafın varsa, o kadehteki rengarenk şemsiyeyle bile çekmeye çalışır seni. Karşı cinse zaafın varsa, bir geniş omuz, bir bakış, bir topuklu ayakkabı işini görür. Kumara düşkünsen, devamlı kumardan köşe olan insanlar olduğunu duyurur, haber verir sana. Daha fazla zengin olmayı, çoğaltmayı, biriktirmeyi zevkli bulursun. Önce birazcık haz, sonra, yiyeceklere zehir katmaya ve para kazanmaya devam.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Çrş 11 Nis 2018, 22:29
ŞEYTANA UYMA!
Şeytan nasıl aldatır? Şeytanın en büyük tuzağı nedir?
Cenâb-ı Hak buyuruyor:
“Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Şeytan insana «İnkâr et» der. İnsan inkâr edince de: «Ben senden uzağım, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım» der.” (Haşr, 16)
Resûlullah (s.a.v.) buyurdular:
“Şeytan insanın kurdudur. Tıpkı sürüden ayrılan koyunu kapan kurt gibi. Sakın gruplara bölünmeyin. Cemaatten, toplumdan ve mescitlerden ayrılmayın.” (Ahmed, II, 400; V, 335; Hâkim, I, 73/59)
ŞEYTANIN EN BÜYÜK TUZAĞI
Hz. Ali (r.a.) şöyle anlatır:
Bir râhip vardı, kendi hâlinde manastırında ibadet ederdi. Bir kadın süslenip yanına gitti ve onu cilveleriyle aldattı. Râhip onunla zina etti. Kadın hâmile kalınca şeytan râhibe gelip:
“–Onu öldür! İnsanlar bu yaptığını öğrenirse rezil rüsvâ olursun!” dedi.
Râhip kadını öldürüp toprağa defnetti. İnsanlar araştırıp bu cinâyeti onun işlediğini öğrendiler. Hemen yakalayıp cezâlandırmak üzere götürdüler. Yolda yürürken şeytan râhibe yaklaşarak:
“–Ben bu kötülükleri sana süslü gösterip işleten kişiyim! Bana bir defa secde et seni bu belâdan kurtarayım” dedi. Râhip şeytana secde etti ancak şeytan onu bir kez daha aldatmıştı. Kendisinden uzaklaşıp gitti, ne onu ölümden kurtarabildi ne de bir faydası oldu.
“İNKAR ET”
Cenâb-ı Hak, insanları şeytanın bu tür aldatmalarına karşı îkâz etmek için şu âyet-i kerimeyi inzâl buyurmuştur:
“Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Şeytan insana «İnkâr et» der. İnsan inkâr edince de: «Ben senden uzağım, ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım» der.” (Haşr, 16) (Hâkim, II, 526/3801)
Kaynak: Dr. Murat Kaya, Hz. Ali’(r.a.)den 111 Hatıra.
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cum 13 Nis 2018, 10:06
ŞEYTANIN İNSANA TESİRİ!
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki şeytanın ve meleğin insanoğlunun kalbi üzerinde yönlendirici tesiri vardır. Şeytanın tesiri kötülüğe sevketmeye ve hakkı yalanlamaya, meleğin tesiri ise hayra doğru ve hakkı tasdik etmeye yöneliktir. Meleğe ait tesiri gönlünde hisseden kimse bunu Allah’tan bilsin ve Allah’a hamd etsin. Kendisini kötülük tarafına çekmeye çalışan bir tesir hisseden kimse de kovulmuş şeytanın şerrinden Cenâb-ı Hakk’a sığınsın.”
Sonra Rasûlullah (s.a.v) şu âyet-i kerimeyi okumuştur:
“Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkinlikleri telkin eder.” (Bakara, 268) (Tirmizî, Tefsîr, 2/2988)
Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle îkâz buyurur:
“Şeytan, namazda iken birinize gelir ve: «şunu hatırla, bunu hatırla» der, namazdan ayrılıp gidinceye kadar buna devam eder. Neticede kişi (namazdan sonra yapılması tavsiye edilen) tesbîhâtı bile terk eder. Kişi yatağına girince de şeytan ona gelir, (tavsiye edilen zikirleri yapmadan) uyutmaya çalışır ve uyutur da!” (Tirmizî, Deavât, 25/3410; Ebû Dâvûd, Edeb 99-100/5065; Nesâî, Sehv, 90)
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Cmt 14 Nis 2018, 13:45
Şeytani Düşüncelerin Sınıfı ve Sınırı Yoktur.
O her şeye karışmak, her şeyi bulandırmak ister ve kendisine uyduğumuz şeyler küçük de olsa bunlardan memnun olur. Çünkü onun ileriye dönük yatırımları vardır ve bunun daha büyüklerini yaptırmayı planladığı için önce ufaktan ufağa bizleri yoklar. Birinci günahı işlettiği zaman büyük bir zafer kazanmış gibi sevinerek çığlık atar. Zira şeytanın çağırdığı birinci basamağa çıkan ikinciye daha kolay ve daha rahat çıkacaktır.
Şeytandan Allah’a sığınmak, sadece normal insanlara mahsus bir şey değildir. Ondan peygamberler, veliler ve salih kimseler de Allah’a sığınmışlar, dua ederek onun rahmet kapısını çalmışlardır. Zaten Kur'an-ı Kerim'de;
“De ki: Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?” (Furkan, 25/77);
“Bana dua edin, kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak cehenneme gireceklerdir.” (Mü'min, 40/60);
“El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak Odur. Onun dışında el açıp dua ettikleri onların isteklerini hiçbir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki (suyu ağzına götürmedikçe) su onun ağzına girecek değildir. Kâfirlerin duası kuşkusuz hedefini şaşırmıştır.” (Ra'd, 13/14)
ayetleriyle, müminler Allah’a dua etmeye ve ona sığınmaya davet edilmişlerdir. Şu da unutulmamalıdır ki, “Rızasını kazanmak için, korkarak ve umarak, gizlice, haddi aşmadan, darlık ve bolluk zamanlarında” (Ra’d, 7/55-56, 205-206; Kehf, 18/28; Secde, 32/16.) Allah’a dua etmek bizim için bir görevdir ve bunu Rabbimiz bizden istiyor. Zira dua, aynı zamanda bir ibadettir.
Not:Eksi veren seni ve amacını kişisel sayfam da yazdım ne yaparsan yap amacına ulaşamıyacaksın.
|
 |
Samisen
5 yıl önce - Cmt 14 Nis 2018, 13:54
İSRAYİL
|
 |
Mustafabey 01
5 yıl önce - Pzr 15 Nis 2018, 17:41
Şeytan İnsanları Esnetir!
Esnemek gevşekliğin ve tembelliğin göstergesidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Esnemek şeytandandır” buyurur. (Müslim, Zühd, 56)
Buna rağmen insan uykusuzluk ve yorgunluk gibi sebeplerle esneyebilir. Böyle hallerde bunu engellemeye çalışması uygun olur. Üstteki hadisin devamında Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle der: “Binaenaleyh sizden herhangi biriniz esneyeceği zaman gücü yettiği kadar onu tutsun.”
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir başka hadislerinde şöyle der:
“Biriniz uyuduğu zaman şeytan onun ense köküne üç düğüm atar. Her bir düğümü attığı yere ‘Haydi sana uzun bir gece, yat uyu!’ diye vurur. Şayet o kimse gece uyanarak Allah’ı anarsa düğümlerden biri çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Bir de namaz kılarsa, şeytanın attığı bütün düğümler çözülür ve böylece neşeli ve huzurlu bir şekilde sabahlar. Eğer Allah’ı anmaz, abdest alıp namaz kılmazsa uyuşuk ve tembel bir şekilde sabahlar.” (Buhari, Teheccüd, 12)
İnsanı tembelliğe sevk eden hallerden birisi, fazla yemektir. Tıka basa dolu bir mide, bütün vücudu kendiyle meşgul edeceğinden o kimsede ilim ve hikmete yer kalmaz. Konuşsa gevşek konuşur, dinlese esneyerek dinler, çalışsa verimli çalışamaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) karnını tamamen doyurmaz ve şöyle buyururdu:
“Mü’min, karnını tamamen doyurmaz.” (Dârimî, Vesâyâ, 1)
Az yemek; insana tembellik, uyuşukluk ve ahmaklık veren fazla uykuyu giderir. Çok yiyenin gafleti artar. O yüzden Peygamberimiz (s.a.v.) az yeme hakkında ısrarlı tavsiyelerde bulunmuştur:
“Âdemoğlu, midesinden daha fena bir kap doldurmamıştır. Belini doğrultacak birkaç lokmacık ona yeter. Şayet birkaç lokma ile yetinmeyip mutlaka midesini dolduracaksa, hiç olmazsa onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine.” (Tirmizî, Zühd, 47)
|
 |
sayfa 19  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|