sayfa 7  |
 |
EnderYıldırım
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 20:33
Dizilerde dikkat ettiğim bir nokta var. Oyuncu otomobile binerken kesinlikle emniyet kemeri takmıyor. Bence RTÜK, bu konuda dizileri uyarmalı. Çünkü insanlar burlardan örnek alıyor. Yabancı filmlere dikkat edin, hepsinde emniyet kemeri takılıyor. Şimdi size önemsiz gibi gelebilir ama bence çok önemli. Aslında bu bizim toplumumuzun bir yansıması. İnsanlarımız emniyet kemeri takmadığı için, bu dizilerde de böyle oluyor. Trafik ülkemizin en önemli problemrinde bir tanesi ve bu konuda kesinlikle çok duyarlı olunmalı.
|
 |
Mustafa Taşlı
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 20:42
Ülkemizdeki asıl çoğunluğu oluşturan sıradan insanların hayat standartları ve şekilleriyle uzaktan yakından ilişkisi olmayan;çok değil 10 sene öncesine kadar söyleseler inanmayacağımız adilikleri,edepsizlikleri her an gösteren dizileri ve Güneydoğu'nun ilkel ağalık düzenlerini sanki ülkede başka bölge yokmuş gibi ekranlara taşıyan yapımcıları kınıyorum ve büzden dizi seyretmiyorum.
Güneydoğulu diye yutturdukları birbirinden güzel mankenler ne simaları ne sesleri ne de kullandıkları Türkçe ile yöreyi anlatmıyorlar.Bayağılıkları buradan başlıyor.
|
 |
EnderYıldırım
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 20:46
Size katılıyorum, o tarz dizileri bende izlemiyorum. Haliyle çok fazla dizi çekiliyor. Tabiki az sayıda kaliteli yapım var.
|
 |
muratmaca
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 21:07
Benim dikkatimi yeni yıl dolayısıyla geçtiğimiz günlerde çeken bir konu da hemen hemen her dizinin minik yıldızlarının istisnasız olarak evde yeni yıl ağacı istemeleri oldu. Hadi noel baba eğlencelik dedik, kabul ettik ama bu dayatma/ özendirme ne oluyor? Hakikaten istisnasız 3-4 dizide birden aynı olayı o veya bu şekilde görünce durum bana oldukça garip geldi.
En son muratmaca tarafından Prş 11 Oca 2007, 14:25 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
gürkang
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 21:09
Ben dizilerdeki uzatılan diyalogların biraz insanları aptal yerine koymak olduğunu düşünüyorum. Normalde her bölümü 45 dakika yazılması gereken diziler 60-70 dakika yazılıyor. Bu da sahnelerin gereksiz yere uzamasına yol açıyor. Aksiyon dizilerinde bile bu böyle. Bu farkı CNBC-E'deki polisiye-aksiyon dizilerine bakın, bir de bizdeki dizilere. Dizilerin ritmi arasında dağlar kadar fark var.
|
 |
UygarHyt
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 21:12
ya hep aynı şeyler zaten. bir dizide güzel kızımız ata biiyor. haftaya bir bakmışız öteki dizide de öyle. genelde hep bir patron var ayrıca. işler ondan soruluyor. bir de şu çam ağacı olayı...
iyi niyetli bir anneyi kızının çeyiz sandığını yaptırdı diye kınayanlar yılbaşında nedense (noel yaklaşıyor diye) camının önüne koyuyor o çam ağacını. bir de jingıl belslerle süslemesini yapıyor! bunlar hep tv'de görüp de etkiliendildiği için oluyor sanırsam ki. kendi değerlerimizden kopup özenti bir millet olma yolunda emin adımlarla(!) ilerliyoruz.
|
 |
muratmaca
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 21:24
Dakika olayına buradan bakınca biz de çok uyuz oluyoruz. Hasret yüzünden ister istemez türkçe dizileri de seyrediyoruz ve alman kanallarındaki dakikliği gördükçe... Her dizi saat 20:15de başlar ve tek bir reklam kuşağı alır ve o da 7 dakika sürer. Bu her kanalda böyledir. Adamlar açıkladıkları program akışına uyarlar. Son dakikada değişiklik yapmazlar. Ama bunlar akıllı değiller bizim kadar; yasaları delmek için 45 dakikalık diziyi gereksiz uzatmalarla (özetler, gereksiz diyologlar, abartılı sahne geçişler vs...) ile bir buçuk saate uzatıp içine yarımşar saatlik reklam kuşakları alsalar, parayı kırsalar ya bizimkiler gibi... Bunlar akılsız, seyirciyi adam yerine koyup değer veriyorlar. Bunun ülkemizdeki örneği CNBC-e kanalını oradayken ben de zevkle izliyordum. Onun da yabancı ortaklı bir kanal olduğunu düşününce...
|
 |
sıdıka bilgiç
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 21:39
Zaten izldiğimiz diziler yeterince az .Bunları da reklam arası dizi olarak izlemek canımı sıkıyor.O nedenle bütün dizileri izlemeyerek protesto ediyorum.
|
 |
Fatih Sayar
16 yıl önce - Çrş 10 Oca 2007, 22:24
Televizyondaki yayınlar beni kendine çekmiyor. Tüm televizyon kanallarında magazin ve kadın programları almış başını gidiyor. Akşamları film diye içerisinde pek çok müstehcen sahne olan filmler yayınlanıyor. Şöyle oturupta ailece seyredemiyoruz. Diziler desen ayrı bir sorun. Birkaç tane seyredilebilecek dizi ve yayınlar da var tabi bunların yanında.
Ben bir iki dizi, tartışma prıgramları ve belgeseller dışında televizyon seyretmek istemiyorum. Boş vaktimin çoğunu sitemizde mesajları okuyarak geçiriyorum. Televizyonun karşısında boş boş oturmaktansa en azından sitede bir şeyler öğreniyorum.
|
 |
ziya güney
16 yıl önce - Prş 11 Oca 2007, 13:36
TV PROĞRAMLARI VE GERÇEKLER..
Ülkemizde yaklaşık 20-25 civarında ulusal düzeyde olmak üzere yerel ölçekte yayın yapanlarla birlikte yüzlerce TV kanalı var..
Bu kanalların büyük çoğunluğunun arkasında içerden ve dışarıdan çeşitli sermaye grupları yer almaktadır..Bize göre sorunun en önemli kaynağı burada yatmaktadır. Büyük holding ve sermaye gruplarının medyada hakim güç olmaları mutlaka önlenmelidir.
Ayrıca bu kanallar ülkemizde yaklaşık 3-4 milyar dolar civarında bulunan reklam pastasından da pay alıyorlar.. Bu pay da bağımsız AGB şirketinin ülkemizin değişik yöre ve sosyal kesimlerine yerleştirdiği 1776 özel reyting cihazının tespit ettiği izleme oranlarına göre belirleniyor..
Reyting cihazlarının yerleştirildiği aileler sosyal statülerine göre A,B, C1,C2 ve D grubu olarak belirlenmiş. A ve B grupları eğitim ve kültür seviyeleri en yüksek kesim. 1776 aile içerisinde oranları % 5 ler civarında. Sosyal ve ekonomik yönden kent ortalamasını teşkil eden C1 grubu da genel ortalamanın küçük bir yüzdesini teşkil ediyor..
En büyük yüzdeyi ise özellikle büyük kentlerin varoşlarında yaşayan eğitim ve kültür seviyeleri düşük sosyo ekonomik problemler altında ezilen kesim oluşturuyor..
Kısacası bir tarafta bilgi toplumunun standartlarını yakalamaya çalışan küçük bir yüzde,diğer tarafta tarım toplumundan henüz sanayi toplumuna geçişin sancılarını benliğinde hisseden büyük bir kesim..
Mesela hemen hemen herkesin haklı olarak eleştirdiği magazin ve televole proğramları A ve B gruplarına girenlerin içinde son sıralarda yer alırken C2 ve D gruplarında ilk sıralarda yer almaktadır.
Şüphesiz çıtanın daha yükseltildiği eğitim ve kültür düzeyi yüksek sosyo-ekonomik,sosyo-kültürel proğramlarda da bunun tam tersi geçerli..
Özellikle son yıllarda TV lerdeki proğramların kalitesinin bu derece düşmesinin, kalitesiz diziler eğlence, magazin ve televole ağırlıklı olmasının en önemli sebebi bu reyting endişe ve hesaplarıdır. Çünki reklam pastasından en büyük payı almanın yolu da bu tür proğramlardan geçmektedir.
Bugün uygulanan reyting dolayısiyle de reklam alma sistemindeki bu çarpıklık sebebiyle TV ler birbirlerinden güzel ve kaliteli proğramlar yapma yarışı yerine adeta seviye ve kaliteyi düşürmek için yarış halindedirler!..
TV lerdeki bu kötüye, seviyesizliğe, kalitesizliğe prim veren yarışın mutlaka durdurulması gerekir..
Ülkemizde ortalama eğitim seviyesinin 3.6 olduğu gerçeği karşısında yapılacak iş ülkenin siyasetini,eğitimini, kültürünü,sosyal ve ekonomik problemlerini bu 3.6 ya endekslemekten, buna teslim olmaktan çıkarıp bu sistemi değiştirecek köklü ve kalıcı çözümleri bir an önce uygulamaya sokmak olmalıdır.
RTÜK Başkanı göreve geldiğinde ilk yapacağı icraatlardan birinin bu sistemi değiştirmek olduğunu ifade etmişti.
Ülkemizin geleceği açısından son derece önemli ve öncelikli bu çarpıklğın giderilerek, en yaygın ve etkili iletişim aracı olan TV lerin gerçek güç ve fonksiyonuna kavuşturulmaları gerekir
|
 |
sayfa 7  |