Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Anne ve Babamız Sağmı.?Onların Hayır Dualarını Alıyormuyuz,Kıymetlerini Biliyormuyuz.?
« önceki   123 ... 171819 ... 252627   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 18
Mustafabey 01
6 ay önce - Sal 29 May 2018, 18:29


Anne ve Baba zor şartlarda yetiştirir, büyütür yemez yedirir, giymez giydirir evlatlarına sonra büyüyünce evlatlardan böyle yapanlar da az değil malesef.


Mustafabey 01
6 ay önce - Cum 01 Hzr 2018, 10:00

Anne ve Baba Hakkın da Ayette de Hak Teâlâ şöyle buyurmaktadır:



"Eğer onlardan biri veya ikisi yaşlılık çağına erişince, onlar bu yaşlılık, zayıflık ve tahammülsüzlük sebebiyle, seni üzecek bile olurlarsa, yine de onlara öf bile deme, seni döverlerse sesini yükseltme, onlarla güzel bir şekilde konuş, yüce sözlerle karşıla. Eğer yine sana el kaldıracak olursa, onlara şöyle de: "Allah, her ikinize de mağfiret etsin”" ve işte bu söz yüce bir sözdür.

İmam daha sonra şöyle buyurdu:

"Onlara karşı mütevazı ol, onlara rahmet ve şefkat gözüyle bak, onların sesine ve eline karşı sesini ve elini kaldırma, onlardan önce oturma ve onlardan öne geçme. Onlara dua et ve şöyle de: ”Allah’ım! Bu ikisine rahmet et. Nitekim onlar da bu yaşıma gelinceye kadar beni terbiye ettiler.”"

Başka bir ayette ise Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:

"Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş banadır. Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz banadır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm."


Mustafabey 01
6 ay önce - Pts 04 Hzr 2018, 09:57

Musa (a.s) ve Cennetteki Arkadaşı Dini Hikayeler

Hz. Musa Aleyhisselâm, bir gün münacatları esnasında «Ya Rabbî! Cennette benim arkadaşım kimdir, bana göster.» diye iltica eder. Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri:
- Ya Musa! Filan şehirde, filan çarşıda ve şu şemail ve isimde bir kasap vardır. O kimsedir, diye ilham eyler.

Hz. Musa Aleyhisselâm hemen hareket eder ve o kasabı bulur. Dükkânının karşı tarafında, bir miktar seyrederek ahvaline vâkıf olmak üzere oturur. Görür ki gayet gaddar ve zalim bir kimsedir. Sattığını hep eksik tartmaktadır. Hz. Musa'nın hatırına, bu kimse bana nasıl arkadaş olabilir, her halde o başka bir kimse olması lâzımdır, diye gelir. Tam o esnada Hz. Cebrail gelerek, o kimsenin olduğunu haber verir.

Hz. Musa Aleyhisselâm akşama kadar dükkânın önünde oturur ve akşam olunca, kasap bir miktar et alarak elindeki zembiline koyar ve evine gitmek üzere iken, Hz. Musa: «Ya kasap, beni misafir kabul eder misin? diye sorar. Kasap da «Buyurun, sizin gibi muhabbetli misafiri asla görmedim. Bu gece hizmetinizle şerefleneyim.» der ve beraberce giderler. Hemen Hz. Musa Aleyhisselâmm önüne yemekler koyar ve «Ey mübarek zat isterseniz siz yeyin. Şayet beraber yiyelim derseniz, bir miktar beklemeniz lâzım gelecek. Zira benim çok mühim bir işim vardır, müsâdenizle onu yerine getireyim.» der. Ve getirmiş olduğu eti iyice pişirip, evin köşesinde asılı bir zembıM aşağıya indirir. İçinden son derece küçük ve zayıf bir kadın çıkarır. O'nun ağzına yavaş yavaş eti verir. Karnını doyurduktan sonra altını da temizler ve tekrar yerine asarak Hz. Musa Aleyhisselâmın yanına gelir. Özür dileyerek birlikte yemek yemeye başlarlar.

Kadına yemek yedirirken kadının dudakları bir kaç defa hareket etmiş ve konuşur gibi olmuş. Bu hali Hz. Musa Aleyhisselâm farketmiş olduğu için o kimseye:

- Ey kişi, bu senin annen midir?

-Evet, annemdir. Çok ihtiyar ve mecalsizdir. Her gün böylece dükkândan geldiğim zaman hizmet ederim.

- Yemek yedirirken dudakları kıpırdadı. Sözü anlaşılır mı?

- Evet anlaşılır. Her ne zaman, karnını doyurup hizmetini yaptığımda «Ya Rabbî, bu oğlumu cennette Musa'ya arkadaş eyle.» diye dua eder.

- Ey kimse! Sana müjdeler olsun kî, annenin duası dergah-ı izzette kabul oldu. Musa benim, der ve ilham-ı ilâhî ile oraya geldiğini söyler.

O kimse de çok sevinir ve bütün günahlarına tevbe ve istiğfar ederek ibadet ile meşgul olmaya başlar.

Böylece annesine yapmış olduğu hizmet sebebi ile, salihler zümresine dahil olur.

Kaynak: Büyük Dini Hikayeler, İbrahim Sıddık İmamoğlu, Osmanlı Yayınevi



bahadır 0302

6 ay önce - Prş 07 Hzr 2018, 08:56

Eskiden huzur evleri yoktu !
Evlerde huzur vardı . ..
Vay babam vay . ..
Şimdi ne günlere kaldık!
Evlatlar kendi aralarında para toplayıp anasını babasını huzurevlerine gönderiyorlar !
Neymiş efendim gelin istemiyormuş neymiş efendim damat istemiyormuş !
Gün ola harman ola değirmen bu tersinede akar . ..
Gel zaman git zaman evladında sana böyle yapar !



Mustafabey 01
6 ay önce - Prş 07 Hzr 2018, 09:57



Doğru söze Amin denir. Rabbim bizi de böyle evlatlar olmaktan korusun İnşAllah.


Mustafabey 01
6 ay önce - Pts 11 Hzr 2018, 19:24

Evladın Günahları Sevapları

Sual: Bir evladın işlediği sevapları ana-babasına da yazılıyormuş. Günahları da yazılır mı? Kabil'in işlediği günahlardan babası Âdem aleyhisselama da yazılır mı?
CEVAP
Evet evladın işlediği sevaplar, müslüman ana-babaya da yazılır. Günah işlemeyi öğreten ana-babaya evladının günahı da yazılır. İbadet öğretirse, onun sevabı da ana-babasına yazılır. Hadis-i şerifte, (Bir müslümanın evladı, ibadet edince, kazandığı sevap kadar, babasına da verilir. Bir kimse, çocuğuna günah öğretirse, bu çocuk ne kadar günah işlerse, o günahı öğreten babasına da o kadar günah yazılır) buyuruldu. (S. Ebediyye)

Günah öğretmeyen Hazret-i Âdem'e, kardeşini öldüren Kabil'in günahı yazılmaz. Peygamberler günah işlemez. Birinin günahı, başkasına yazılmaz. Hadis-i şerifte, (Hiç kimse diğerinin günahını çekmez) buyuruldu. (Hakim)

Kur'an-ı kerimde aynı manadaki âyet-i kerimelerden birinin meâli şöyle:
(Hiçbir günahkâr, diğerinin günahını çekmez.) [Enam 164]

Halkı sapıtanlar, sapıklıkta önder olanlar, kendi günahlarını yüklendikleri gibi o kimselerin günahlarını da yüklenirler. (Nahl 25-Beydavi)

Bir kimse, bir iyiliği yapmaya gücü yetmiyorsa, o iyiliğin yapılmasına sebep olursa, o iyiliği yapmış gibi sevap kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hayra delalet eden [yol gösteren, sebep olan] o hayrı yapan gibi sevaba kavuşur.) [Beyheki]



Misafir 02c

6 ay önce - Pts 11 Hzr 2018, 20:18

Arka sayfada aynısını paylaşmış

Mustafabey 01
5 ay önce - Prş 14 Hzr 2018, 18:29

Ramazan'ın son günü ikindi ile iftar arası duaların makbul olduğu bir vakit bu duayı can parçalarımız için yapalım

ÇOCUKLARIMIZ İÇİN MÜTHİŞ BİR DUA

Ya Rabbi! Kızım ... oğlum ... hiçbir dahlim olmadan bana emanet ettin. Hiçbir dahlim olmadan Sen onları hıfzet.

Ya Rabbi! Beni onlarla imtihan etme.

Ya Rabbi! Onları açık, gizli hertürlü fitneden muhafaza et.

Ya Rabbi! Onları kitabını hıfzeden, dinlerini samimi yaşayan, ibadetlerine azami dikkat eden, güzel ahlakla bezenmiş salih kullarından eyle. Dünyadaki en mutlu ve azdırmayan bolluk, ferahlık içinde yaşayan insanlardan olsunlar.

Ya Rabbi! Onları helallerinle haramlardan muhafaza et ve fazlınla Senden başkasına muhtaç etme.
Ya Rabbi! Kitabını muhafaza ettiğin gibi onları da şeytanın şerrinden muhafaza et.

Ya Rabbi! Onları en hayırlıların sohbetleriyle, en temizlerin ahlaklarıyla ve sana tevekkülle rızıklandır.

Ya Rabbi! Kalp ve beden hastalıklarından onları koru. Havlinle, kuvvetinle onlarla ilgili hayırlı muradımı nasip et.

Ya Rabbi! Hayatımda beni onların iyilikleriyle nimetlendir ve öldükten sonra da hayır dualarıyla beni mesut et.

Ya Rabbi! Kalbimden birer parça olan çocuklarımı gözümle göremediğim bir yerde Sana emanet ettim. Ama herşey Sana âyan. Azametine, yüceliğine yakışır bir şekilde onları muhafaza et, koru.

Ya Rabbi! Yavrularımızı her türlü kötülükten, kötülerden, kötü anlayışlardan muhafaza buyur. Onlara İslâmi şuur nasip et. Kendine kul, Râsulüne ümmet eyle…

Ya Rabbi! Zihinlerini her türlü boş şeylerden arındır. Akıllı ve ferasetli davranmalarını inayet buyur.

Ya Rabbi! Nefislerinin ve arzularının azgın isteklerine uyduklarında, onları doğru yola ilet.

Ya Rabbi! Kaldırıp götüremeyecekleri imtihanlarla sınama. Son nefeslerine kadar dinin üzere yaşamalarını nasip buyur.

Ya Rabbi! Anneye, babaya ve tüm Ümmeti Muhammed'e iyilik yapma ve hayırlı olma gibi güzel huylar nasip eyle..

Ya Rabbi! Son nefeslerine kadar yolundan ve rızandan ayırma.

Ya Rabbi! O, incecik kalp ve gönül dünyalarına bulaşmak isteyen şerlerin, şerirlerin kötülüklerinden “Hafiz” isminle muhafaza eyle.

Ya Rabbi! Kardeşler olarak aralarındaki sevgiyi, muhabbeti, samimiyeti, yakınlığı arttır.

Ya Rabbi! Son nefesleri dahil imana ve Kuran’a hizmetten ayırma.

Ya Rabbi! Bilip söyleyemediğim, düşünüp dile getiremediğim inayet ve ihsanlarının en güzelini, bütün kardeşlerimizin çocuklarına ve benimkilere de nasip eyle…

Ya Rabbi! Sen onları üzecek, kıracak, inciteceklerin şerrinden emin eyle. {amin elfi elfi amin…

Ya Rabbi! Fereç, mahrec nasib et. Haklarında hayırlı olacak istekleriyle rızıklandır.

Salatu selam insanların en hayırlısı Efendimiz (asm), âl ve ashabının üzerine olsun. Amin


Mustafabey 01
5 ay önce - Cmt 16 Hzr 2018, 10:20



Bayramların en büyük özelliği bir araya gelmek ve sevdiklerimizle bir araya gelmek beraber vakit geçirmektir, esas Bayram sevinci böyle olmalıdır, Anne ve Babalarımız başta olmak üzeri diğer büyüklerimizi de ziyaret edip bayramlaşmak gerekir, küs dargın olduğumuz kişilerle barışmamız gerekir, uzakta olanlarada gidemezsek de bir telefon edip hal hatır sormak lazımdır, Rabbim böyle Bayram günlerini Hayırlara vesile eylesin inşallah,Amin.


Mustafabey 01
5 ay önce - Pzr 17 Hzr 2018, 19:45

Yaşlı bir baba…
Kuzu etinden imal edilmiş yaprak döneri çok severmiş…
Bir gün canı yaprak döneri çok çekmiş. Babasının isteğini fark eden oğlu, almış babasını ve güzel bir lokantaya götürmüş… Baba, yemeği önce kendisi yemek istemiş… Ancak yaşlılığın verdiği zayıflık sonucu elleri titrediği için lokmayı ağzına götürmek istediği her seferinde üzerine dökmüş, yağı sakalına damlamış…
Lokantadaki insanların bakışları da pürdikkat onların üzerindeymiş… Aşağılayıcı bakışlar, alaycı tavırlar, surat ekşitmelerle arada bir yaşlı babaya bakıyorlarmış. Bir süre sonra oğlu sabır ve itina ile lokmaları babasının ağzına koymaya başlamış…
Nihayet yemek bitmiş ve oğlu babasını alıp lavaboya götürmüş, elini-yüzünü iyice yıkamış, üstünü-başını silip temizlemiş, saçını-sakalını düzeltip taramış, gözlüklerini silip gözüne takmış, ardından da koluna girip dışarı çıkarmış…
Lokantada bulunanların hakaretamiz bakışları hâlâ onların üzerinde… Hiçbir bakışı umursamayan çocuğun ise yüzünde hep tebessüm varmış, babası çok sevdiği yemekten yiyip lezzet aldığı için…
Yemek parasını ödeyip çıkıyorlardı ki, arkalardan yaşlı bir amca seslenmiş:
– Hey evlat, burada bir şey bıraktığını unutmadın mı?
Az düşündükten sonra çocuk cevap vermiş:
– Hayır, masada bir şey bıraktığımı sanmıyorum!
Yaşlı amca:
– Hayır evlat, yanılıyorsun. Sen burada çok değerli bir şey bırakıp gidiyorsun!
Şaşkınlık içinde:
– Ne bırakmışım ki amca?!
– Sen burada, her evlat için bir ders ve her baba için bir umut bırakıp da gidiyorsun!…
Tam bir sessizlik hâkim olmuştu salona… Herkes yaptığından, düşündüğünden utanç duyuyordu…
Unutmuşlardı bir an, her sıkıntıda babalarına sığındıklarını:
– Baba! Şunu istiyorum.
– Baba! Bana şunu al.
– Baba! Şu okulda, şu üniversitede okumak istiyorum, şu kadar harç gerekiyor.
– Baba! Okul masrafları için şu kadar para lazım.
– Baba! Falan şehre gezmeye gitmek istiyorum, para ver.
– Baba! Doğum günümde bana ne aldın?
– Baba!…
– Baba!…
Ama bir defa olsun dememişlerdi sanki:
– Yanımdasın ya baba, benim için her şeye değer ve yeter!…
– Babam! Senin yanında olmak benim için bir dünyadır…
Hep sahip olmak istediklerimizden söylenip durduk, yokluklarımızdan sitem edip şikâyetçi olduk… Ama belki de hiç sormadık ona:
– Baba! Senin benden bir isteğin var mı?
Çoğumuza sormuşlardır kesin çocukluğumuzda, “Anneni mi çok seviyorsun, babanı mı?” diye. İlk başta “Her ikisini.” desek de az ısrar sonucu utanarak, sıkılarak kısık sesle, “Annemi.” diyorduk; buna rağmen baba içindeki acıyı bize hissettirmeden tebessüm ediyordu. Kim bilir, belki de herkesin yanında utanıyordu…
Ama bir gün gelir de kayıp giderse elinden, aile fertlerinin güzel yaşaması için ne tür zahmetlere katlandığını işte o zaman anlarsın…
Düşünüyorum da baba hakkında bir sure inmiş olsaydı, kesin babaya da yemin edilirdi:
Andolsun ekmek kokan nasırlı ellerine!…
Andolsun hep kaygı taşıyan gözlerine!…
Andolsun içine akan kutsal gözyaşlarına!…
Andolsun keder dağına dönüşen yüce kalbine!…
Andolsun gururuna, garipliğine, kadri bilinmeyen kadrine!…
Cennet senin ayaklarının altında olmasa da…
Anneler kadar kıymetli olmasa da tüm Babaların babalar günü kutlu olsun.

Rabbim babaları ölmeden onların kıymetlerini bilen anlayan evlatlardan eylesin inşallah, Amin



sayfa 18
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 171819 ... 252627   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET