Allah ın olduğunu kabul ediyorsun buda iyi bir şey imanın var demektir.
Ama Cennet ve Cehennem safsata,milleti korkutmak için uydurulmuş şeyler diyorsan bu yanlıştır.Doğruyu öğrenmek için gogol a yazarsan her şey ortaya çıkar öğrenirsin.
Sütün içindeki Yağı nasıl görüyorsun.?
Sütün içindeki Yağı kimse göremez...!
Senin gördüğün taze Süt piştikten sonra bekleyince üzerinde oluşan Yağlı Kaymaktır.
mustafa bey, kendini alim sanıp insanları insanları inceden alaya almak bir mümine yakışmaz. görünen o ki siz tartışma amaçlı yazıyorsunuz. benim imanımın olup olmaması senin yorumuna bağlı bişey değil. söz ucar yazı kalır, seninde yazdıkların ortada benimde yazdıklarım ortada son 3 mesajdır bana attığın iftiralara cevap verdim. taktir bu mesajları tek tek okuyanlarındır. hesabını soracak ise Allah'tır. beni google cılıkla sucluyorsun sen copy and paste işini bırak gönlünden ne geçiyorsa onu yaz
Ben kimseyi yargılamıyorum sadece sizin yazdıklarınıza göre yorum yapıyorum zaten kimsenin kimseyi burda yazdıklarıyla değişeceğini sanmıyorum.Eger sen dikkatli okusan benim yazdıklarımı zaten açıklamışım
Önceki mesajda yazmıştım ama dikkat etmemişsin.Yazıları takip edenler daha iyi bilir bu forumlarda kendi düşüncesini yazar ve paylaşır beğenende olur beğenmeyende olur.
Benim kimseye bir üstünlük sağladığım yok sana öyle geliyor.Kendi görüşümüde yazıyorum daha çok bu işlere ömürünü vermiş kişilerin yazılarınıda paylaşıyorumki konu daha iyi anlaşılsın diye.Addulkadir Geylani k.s. yazisini bir daha okursan ve Cüppeli Ahmet hoca nın video sunu tekrar izlersen daha iyi anlarsın.
Bilmedende seni incitecek bir saygısızlık yapmışsamda senden özür dilerim,amacım kimseyi incitmek değil bu konulara dikkat çekmek bildiklerimi paylaşmak,yazılanların içinde bilmediklerimide okuyup öğrenmektir.
Allah ın olduğunu kabul ediyorsun buda iyi bir şey imanın var demektir.
mustafa bey bu senin benim tarafıma olan bir yazıydı, ben bunu hangi duygularla bana yazdınız bilmiyorum ama bir alaya alma hissettim. kaldı ki mustafa bey bende bu yazdıgınızı yanlış anlamış olabilirim.
yanlız bir hususa dikkat çekeyim, Allah ın varlığını kabul etmek demek iman var demek değildir. bunu iki ayetle örnekliyeyim
Yunus suresi 31. ayet : De ki: “Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hâkimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? İşleri kim yürütüyor?” “Allah” diyecekler. De ki: “O hâlde, Allah’a karşı gelmekten sakınmayacak mısınız?”
Ankebut suresi 61. ayet: Andolsun ki onlara: «Gökleri ve yeri yaratan, güneşi ve ayı buyruğu altında tutan kimdir?» diye sorsan, mutlaka, «Allah» derler. O halde nasıl (haktan) çevrilip döndürülüyorlar?
Zümer Suresi 38. ayet: Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan elbette, “Allah”, derler. De ki: “Peki söyleyin bakalım? Allah’ı bırakıp da ibadet ettikleriniz var ya; eğer Allah bana herhangi bir zarar dokundurmak isterse, onlar Allah’ın dokundurduğu zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilese, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” De ki: “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.”
yani kısacası kafirler Allah'ı biliyorlar. ama Allah ile beraber putlara da tapıyorlar. Resullah efendimizin veda hutbesinde Ben artık ümmetimin putlara tapacağına ihtimal vermiyorum ama dünyaya tapacaklarından endişe ediyorum sözünü yaşıyoruz. Evet bir Allaha inanıyoruz ama O nun esmasını bir kenara bırakıp rızkı verenin patronumuz oldugunu düşünüyoruz gibisinden.
Resullah efendimizin yanına bir grup insan geliyor ve bizde müslüman olmak istiyoruz diyorlar. Resullah efendimiz tebliğ yapıyor ve gelen gurup müslüman oluyor akabinde bizde iman ettik diyorlar ve şu ayet nazil oluyor
Hucurat Suresi 14. ayet: Bedevîler iman ettik dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah'a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
sözün başına gelirsek Allah'a inanmak imanın bir parçcası belki olabilir ama asla bütünü değildir. iman inanmak değildir çünkü eğer öyle olsaydı şeytan en imanlımız olurdu sana da bunu acıklaya bilirim
Sedettekin.
Ben bu başlıklarda gereksiz yere tartışma çıkmasın diye uğraşıyorun sende ısrarla tartışma ortama yaratmak istiyorsun bunu bir faydası olmaz bu Dini konularda gereksiz boş yere mesaj yazılmaz kendi kafandan geçenleri yazıp ben böyle düşünüyorum böyle kabul ederim başkası beni ilgilendirmez diyemezsin.
Yoksa ben senin yazdıklarına cevap veririm ama sen git o uçak düşmesi ile yazdığin mesajı en yakında olan Cami hocasına sor sana daha iyi anlatır. Son iki mesajında alıntı yaptıkların senin için yazılmış şeyler değil sen onları kendi üstüne alıp cevap yazma derdine düşüyorsun.
Eğer o alıntıları senin için yazdığımı ıspat edersen ben yazmam,edemezsen sen yazma.
Son iki mesajda alıntı yaptıkların
Gerfeger ere adlı üyenin yazdığı mesajlara karşı yazılmıştı,eğer zaten dikkatli okusan görürdün.
Doğruysa bir Özür dilersin .
Bir insanın iman etmiş olması islam dinini kabul etmiş Allahın birliğini kabul etmiş,
Hz.Muhammed (s.a.v.) son Peygamber olduğuna inanıp ona inen Kur'an Kerim kitapını kabul etmiş demektir.Ama ibadet yapmaz Namaz kılmaz,Oruçtutmaz,içki içer,Kumar oynar onların günahının cezasını çeker sonra Cennete Allah dilerse girer onu Allah bilir.
Hiristiyan yahudi de ibedet yapıyor Dua ediyor yahudilerde belli günlerde oruç tutuyorlar ama Allaha inanmıyorlar Hz.isa nın babası olan tanrıya inanıyorlar bu yüzdende Cehenneme gideceklerdir bunu ben kafamdan söylemiyorum Dini kitaplarda yazıyor zaten.
İnanan Müslüman ile inanmayan hiristiyan yahudi bir değildir olamaz zaten.
.
İman Etmeyenlerin Ahiretteki Durumları.
İnkarcılar, ölüm ve sonrası üzerinde çok fazla kafa yormazlar. Bazısının inancına göre ölüm bir yok oluştur ve yeniden diriliş olmayacaktır. Bazısı da ölümden sonra farklı bir bedenle dünyada tekrar var olacağını düşünür. Ahiret inancına sahip olmayan bu insanlar, ölümden sonra çürümüş kemiklerinin bir araya getirilip diriltileceklerine inanmaz, alaycı bir üslupla bu gerçeği inkar ederler. İnkarcıların bu tavrı, Kuran’da Rabbimiz tarafından şu şekilde haber verilmiştir:
…Bizi kim (hayata) geri çevirebilir" diyecekler. De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bu durumda sana başlarını alaylıca sallayacaklar ve diyecekler ki: "Ne zamanmış o?" De ki: "Umulur ki pek yakında." (İsra Suresi - 51)
Kemik haline gelip, toprak olduktan sonra tekrar dirileceklerine kanaatleri gelmezken, kendi ilk yaratılışlarındaki mucizeyi asla düşünmezler.
İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir. Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?" De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."(Yasin Suresi -77,79)
Cennet, bu dünyada yapılan iyiliklerin ahirette Allah tarafından verilen karşılığıdır. Kur'an'da Cenâb-ı Allah şöyle buyurmaktadır:
"Adn Cennetleri vardır ki altlarından ırmaklar akar. Onlar orada ebedî kalıcıdırlar. İşte günahlardan temizlenenlerin mükâfatı." (Tâhâ, 20/76).
Kur'an'da Cennet'in niteliklerinden bazılarına şu şekilde değinilir:
1- Altlarından ırmaklar akan, birbiri üzerine bina edilmiş yüksek köşkler (ez-Zümer, 39/20), güzel meskenler (et-Tevbe, 9/72)
2- Türlü ağaç ve meyvalara, akar kaynaklara, görünüş ve kokusu güzel, isteyenlerin yanına kadar sarktığından koparılması kolay, türlü bol meyvelere sahip (er-Rahmân, 55/58-54)
3- Gönlün çekeceği her türlü yemek ve etler, türlü kokulu içecekler, temiz şaraplar ve çeşit çeşit tükenmez nimetleri içeren bir mekân.
"Onlara Cennet'te bir meyve, içlerinin çekeceği bir et verdik (vereceğiz)" (et-Tûr, 52/21).
"Canların isteyeceği ve gözlerin hoşlanacağı ne varsa, hepsi oradadır. Siz de orada devamlı olarak kalacaksınız. İşte bu, sizin çalıştığınız ameller sebebiyle mirasçı kılındığınız Cennet'tir. Sizin için orada çok meyveler vardır, onlardan yiyeceksiniz." (ez-Zuhruf 43/71-73).
"Cennet şarabından (dünya Şarabı gibi) mide ızdırabı yoktur" (Saffât, 37/47).
4- Cennet'te hayat sonsuzdur, kin yoktur, boş lâf ve günah'a sokacak söz işitilmiş. "Biz o Cennetliklerin kalblerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar. Orada kendilerine hiç bir zahmet dokunmaz ve onlar oradan çıkarılacak da değillerdir" (el-Hicr, 15/47-48).
"Onlar Cennet'te ne bir boş laf işitirler ne de bir hezeyan. Ancak bir söz işitirler: Selâm.. (birbirleriyle selâmlaşır dururlar)." (el-Vâkıa, 56/25-26).
5- Cennet nimetleri insan hayalinin erişemeyeceği güzelliktedir. Cennet'i aslında dünya ölçüleriyle tarif etmek mümkün değildir. Bununla beraber Cennet'teki eşsiz nimet ve saltanatı anlayabilmemiz için Allah Teâlâ onu bize şu şekilde tasvir etmiştir:
Cennet ve Cehenneme kimler girecek.?
Allahü teâlâ, Cenneti de, Cehennemi de dolduracaktır. Müminler, Cennette ebedi kalacak ve sayıları hiç eksilmeyecektir. Kâfirler de, Cehennem de sonsuz kalacak ve sayıları eksilmeyecektir. Cehennemden sadece, günahkâr müminler, cezalarını çektikten sonra çıkıp Cennette girecek ve orada sonsuz kalacaklardır.
Ebedi olan Cennet ve Cehennemin dolacağını bildiren bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cennet, “Bana güçsüzler ve yoksullar girecektir” diye bazı deliller bildirdi. Cehennem de, “Bana da, cebbarlar ve kibirliler girecektir” dedi. Allahü teâlâ da buyurdu ki: “Ey Cehennem, sen benim azabımsın; dilediğim kimseleri [kâfirleri] seninle cezalandırırım. Ey Cennet, sen de benim rahmetimsin; dilediğim kimselere [müminlere] seninle rahmet ederim. İkinizi de dolduracağım.”) [Müslim]
«Ey Rabb'imiz! Bize dünyada ve âhirette iyilik ver. Bizleri cehennem azabindan koru.» diye duâ ederdi.
Ebû Ya'lâ'ya göre Peygamber ´imiz bir gün sahâbilere hitâb ederken:
«iki önemli konu olan cennet ile cehennemi hiç bir zaman hatirinizdan çikarmayiniz» buyurdu, bu arada gözlerinden süzülen yaslar sakalinin her iki yanini da islatti. Sonra sözlerine söyle devam etti.
"Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, ahiret ile ilgili olarak benim bildiklerimi bilseniz, toprak üzerinde gezinir ve basiniza toprak serperdiniz.»
Taberânî'ye göre bir gün Cebrail (A.S), alisilmamis bir zamanda Peygamber 'imize geldi. Peygamber 'imiz ona
«Niye senin rengini degisik görüyorum» diye sordu. Cebrail (A.S) «Ulu Allâh su sirada cehennem körüklerine islesinler diye emir verdi de sana onun için geidim» dedi.
Peygamber 'imiz ona «Yâ Cebrail (A.S), bana cehennemi anlat» dedi. Bunun üzerine Cebrail (A.S) söyle dedi:
«Ulu Allah emir verdi de cehennem bin yil yandi. Sonunda bembeyaz oldu. Arkasindan yine ona emir verdi de bin yil daha yandi. Bu defa kipkirmizi oldu. Daha sonra ona yine emir verdi de bin yil daha yandi. Sonunda simsiyah oldu. Simdi o kapkaradir, ne kivilcimi isik verir ve ne de yalazi söner.
Seni, hakki bildirmek üzere peygamber olarak gönderen Allah'in adina yemin ederim ki, eger cehennemden igne burnu girecek kadar bir delik açilsa hararetinin yüksekliginden dolayi yeryüzündeki bütün canlilar ölürdü.
Seni, hakki bildirmek üzere peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, eger cehennem korucularindan biri yeryüzü halkina görünse, yüzünün korkunçlugunun ve bayiltici kokusunun tesiri ile hepsi ölürdü.
Seni, hakki bildirmek üzere peygamber olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, ulu Allah'in kitabinda bahsettigi cehennem zincirlerinin bir halkasi yeryüzü daglari üzerine indiriise, daglar çöker ve bu halka yerin en alt tabakasina inmedikçe duramazdi.»
Peygamber `imiz duyduklarinin bu noktasinda "Yâ Cebrail (A.S), yeter. Yoksa kalbim yuvasindan firlayacak ve ölecegim" dedi.
Bu sirada Peygamber `imiz Cebrail (A.S)'in aglamakta oldugunu gördü. Bunun üzerine Peygamber `imiz ona «Yâ Cebrail (A.S), Allah Kati'nda bu kadar yüce bîr mertebenin sahibi oldugun halde sen de mi agliyorsun» dedi. Cebrail (A.S) Peygamber `imize su cevabi verdi. «Niye aglamayayim? Asil benim aglamam gerekir. Belki de Allah'in bilgisine göre durumum bu günkünden degisiktir. Bilmiyorum, belki de önceleri meleklerden biri olan seytanin basina gelen felâket, benim de basima gelir. Bilmiyorum, belki de Hârut ile Mârut'un baslarina gelenler, benim basima gelir.»
Bunun üzerine Cebrail (A.S) ile Peygamber `imiz birlikte aglamaya basladilar. Nihayet söyle bir ses geldi.
«Ey Cebrail ve Muhammed Allah sizleri kendisine âsi olmaktan korumustur.» Bu sesin arkasindan Cebrail (A.S) tekrar göge yücelir. Peygamber ´imiz de biraz sonra disari çikinca gülen ve eglenen bir Ensâr gurubuna rastladi. Onlara söyle buyurdu:
«— Önünüzde cehennem varken nasil gülebiliyorsunuz? Benim bildiklerimi bilseniz, az güler çok aglardiniz. Girtlaginizdan ne bir lokma yemek ve ne de bir yudum su geçmezdi. Yüksek daglara çikarak Allâh'a yalvarirdiniz.» Bu sirada söyle bir ses geldi:
«— Yâ Muhammed! Kullarimi umutsuzluga düsürme. Ben seni, çetin gösterici olarak degil, ancak müjdeleyici olarak gönderdim.»
Bunun özerine Peygamber ´imiz «Dogruluktan ayrilmayiniz. Allah'a yakin olunuz» buyurdu.
Ileri sürüldügüne göre bir gün Peygamber ´imiz Cebrail (A.S)'e «Niye Mikâil (A.S)'i hiç gülerken germedin mi?» diye sorunca Cebrâil (A.S) de O'na «Mikail (A.S)' cehennem yaratila beri hiç gülmedi» diye cevap verdi.
Ibni Mâce ve Hakim'e göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Sizin kullandiginiz bu ates, cehennem atesinin yetmiste biri derecesinde bir yakiciliga sahibtir. Eger iki sefer suda söndürülmeseydi, ondan yararlanamayacaktiniz. Bu ates, tekrar cehenneme döndürülmesin diye Allah'a dua etmektedir.»
Beyhâkî'ye göre Hz. Ömer bir gün;
«Derileri her eridiginde azabi duysunlar diye onlara baska bir deri veririz.» (Nisa - 56)
Mealindeki ayeti okuyarak Ka'b Ibni Ahbâr'a «Bu âyeti tefsir et. Eger dogru söylersen, sözlerini tasdik ederim. Yanlis söylersen sana karsi çikarim, dedi.
Bunun üzerine Kâ'b, âyeti tefsir etmeye giriserek «Ademoglu cehennemde yanarken derisi ya bir saat içinde veya bir gün içinde altibin kere yeniden yaratilir» dedi.
Hz. Ömer «Dogru söylüyorsun» dedi.
Yine Beyhâki'ye göre Hasan-ül Basrî bu âyeti söyle tefsir eder.
«Cehennemlikleri ates, her gün yetmis bin kere yakip eritir. Her eriyisten sonra onlara «eski durumunuza dönünüz» denir ve hemen eskisi gibi oluverirler.»
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Cehennemlikler arasinda dünyada en mutlu yasayanlardan biri getirtir. Cehenneme bir kere kanup çikarildiktan sonra ona «Ey Ademoglu, hiç hayir gördün mü? Hiç mutlulukla karsilastin mi?» diye sorulur. Adam; «Vallahi, hayir, yâ Rabbi» diye cevap verir.
Buna karsilik dünyada en çok sikinti çeken bir cennetlik getirilir. Cennete bir kere konup çikarildiktan sonra ona «Yâ Ademoglu, hiç sikinti çektigin oldu mu? Darlikla hiç karsilastin mi?» diye sorulur. Adam «Vallahi, hayir, ya Rabb'i. Ben hiç bir sikinti ile karsilasmadim, hiç bir darlik görmedim» diye cevap verir.»
Ibni Mâce'ye göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Cehennemliklere aglama gönderilir. Öyle çok aglarlar ki, sonunda yaslari kurur. Sonra yanaklarinda, içine gemi salinsa yüzebilecek derinlikte çukurlar açilincaya kadar kan aglarlar.»
Ebû Ya'lâ'ya göre Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«— Ey insanlar, aglayiniz. Aglayamiyorsaniz, hiç olmazsa aglamakli olunuz. Cünki Cehennemde cehennemlikler yanaklarinda kanal gibi yariklar belirinçeye kadar yas dökerler. Sonunda yaslar kuruyunca da gözleri irinlesinceye dek kan aglarlar.»