Cennet, Ahirette, Allahü Tealanın razı olduğu kimselerin gidecekleri ve sonsuz olarak zevk ve saadet içinde yaşayacakları yer.
Cennete gitmek isteyen bir kişi ibadetlerini yerine getirmeli, haramlardan uzak durmalı, çevresine zarar vermemeli, kötü düşüncelerden uzak durmalı ve Rabbinin büyüklüğünün farkında olmalıdır.
Aslında cennete gitmek o kadar da zor değildir. İnsan, Rabbi’nin emir ve yasaklarına uyduğu sürece, O’na hiçbir şeyi ortak koşmadıkça cennete girebilir. Yeter ki insan Rabbine karşı gelmesin, haddini aşmasın ve haram olan fiilleri işlemesin.
Emevi halifelerinden Ömer bin Abdülaziz dünyadan el-etek çekerek kendini Allah'a ibadete adamış üstün devlet adamlarından biridir. Tarih sayfaları arasında gezinirken görmekteyiz ki, bu üstün devlet adamı adaleti, güzel ahlakı ve devamlı ibadetiyle zamanında tüm müslüman halkının gönüllerinde saygı ve sevgiden yıkılmaz bir taht kurmuştur.
İşte bu haliferin kadın hizmetçisi bir gece uykusunda ilginç bir rüya görür. Kıyamet kopmuş, insanlar dirilmiş, amel terazisi kurulmuş ve tüm insanlar Mahşer toplantısına akın ederek sorgu suale çekilmektedirler. Hesabı görülen bütün hükümdarlar Sırat Köprüsünün başına getirirler. İlk önce Mervanoğlu Abdül-Melik getirilir. Sırat köprüsünü geçmek üzere daha bir veya iki adım atar atmaz ateşler ve dehşetlikler yeri Cehenneme düşer. Ardından oğlu Velid getirilir. O da adımlarını daha atar atmaz Cehennem alevleri arasına yuvarlanıp gider. Böylece yeryüzü hükümdarları kıldan ince kılıçtan keskin Sırat Köprüsü üzerinden geçirirler. Hepsi de, birer birer Cehennem alevleri arasına yuvarlanır. Sıra Emevi Halifesi Ömer bin Abdülaziz'e gelir.
Gördüğü rüyasını çok sevdiği halife Abdülaziz'e anlatan kadın hizmetçisi sözün burasına gelince coşkun iman sahibi halife hıçkırıklar salarak ağlamaya ve başını dövmeye başlar. Bütün ev halkı başına toplanarak teskin etmeye çalışırlarsa da boşunadır. O, Cehennem azabına uğramanın ve Allah'ın gazabına çarpmanın acı akibetine dalmış yaşın yaşın ıstırap gözyaşları dökmektedir. O'nun acı ve ıstırabına dayanamayan kadın hizmetçi de oluk oluk yaş dökmeye başlar. Halife sanki ağa tutulmuş, artık hayatını kaybetmek üzere olan balık gibi çırpınıp didinmektedir.
Gözyaşları arasında kadın hizmetçi Halifesine sözünü duyurmaya çalışır, ama boşunadır. Bir türlü, "Allah'a and olsun ki, sizi Cennette gördüm. Sırat Köprüsünü kolaylıkla geçtiniz." diyen sözlerini duyuramaz. Halifenin çığlıkları ve acı acı çınlayan iniltileri kesilince bakarlar ki ruhunu teslim ederek öbür dünyaya göçmüştür.
Yüce Allah (c.c.) cümlemizi kendi korkusu gönlünde kökleştiren kullarından eylesin ve Ceneti kazanan kullarından eylesin insallah, Amin...
Peygamber Efendimiz (s.a.v) cenneti kazandıran bir kısım salih amelleri şöyle haber vermişlerdir…
Cennete götüren ameller
“Allah’a ortak koşmadan ölen cennete girer; Allah’a şirk koşarak ölen de cehennemi boylar.” (Müslim, Îmân 151)
“Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah Teâlâ ona cennet yolunu kolaylaştırır. Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler. Göklerde ve yerde bulunan varlıklar, hatta sudaki balıklar bile âlimlerin bağışlanması için Allah’a yalvarırlar. Bir âlimin sadece ibadetle uğraşan bir kimseye üstünlüğü, on dördüncü gecesinde ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler altın gümüş değil, sadece ilmi miras bırakmışlardır. İşte bu ilim mirasına konan kimse, çok büyük bir kısmet kazanmış olur.” (Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19)
“Şüphesiz ki sözde ve işle doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.” (Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105)
“Allah’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan orucunuzu tutunuz. Mallarınızın zekâtını veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz! (Bu takdirde doğruca) Rabbinizin cennetine girersiniz.” (Tirmizî, Cum’a, 80)
“(Geçmiş) ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanında üç-beş kişilik küçük bir grup vardı. Peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve peygamber gördüm, yanında kimsecikler yoktu. Bu arada önüme büyük bir kalabalık çıktı. Kendi ümmetim sandım. Bana ‘Bunlar Mûsâ’nın ümmetidir, sen ufka bak!’ dediler. Baktım; (çok) büyük bir karaltı. ‘İşte bunlar senin ümmetindir. İçlerinden hesapsız-azabsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır’ dediler…
Onlar büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine güvenenlerdir.” (Buhârî, Tıb 1, Rikak 50, Libâs 18; Müslim, Îmân 374)
“Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalpleri kuş kalbi gibi (rakîk ve tevekkül üzere)dir.” (Müslim, Cennet 27)
“Kızma, sana cennet verilsin!” (Taberânî, Evsat, III, 25)
Cennet ucuz değilse, kolay kazanılması nasıl açıklanabilir?
Soru Detayı Cennet ucuz değil, diyoruz.. Ama bazen hocalardan duyuyoruz ki; falanca ameli yap gir Cennete, bir sadaka ver gir Cennete.. Bu ikisi çelişmiyor mu? Hani Cennet ucuz değildi? Buradan Cennet çok basit amellerle de kazanılabiliyor demek ki? Ya da bu ikisi çelişki değil mi? Bazen Cennet ucuz değil diyorlar, bazen de Cennet ne kadar az bir masraf ile kazanılır diyorlar. Burada tezat yok mu?
“Cennet ucuz değil” ifadesi bir hakikatin ta kendisidir. Çünkü eğer ucuz olsaydı, insanların çoğu onu almaktan mahrum kalmayacaktı.
- Cennetin ucuz olmadığı bir gerçek olduğu gibi, cennete girmenin kolay olduğu da bir hakikattir.
- Her konunun zorluğu yanında kolay tarafı da vardır. İşlenen konunun konumuna göre, bunlardan biri ön plana çıkartılabilir. Kur’an’da her derde deva var. Mürşit bir hekimdir. Hastanın durumuna göre reçete verir.
Örneğin; günahlarından dolayı ümitsizliğe kapılmış kimselere “Cennetin kolay kazanılacağını” söylemek hem doğrudur, hem de belagatin gereğidir. “De ki: Ey nefisleri aleyhine haddini aşmış olan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Hiç kuşkusuz, O çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir” (Zümer,39/53) mealindeki ayetin ifadesinde ümitsizlik hastalığına “cennetin ucuz olduğu” reçetesi verilmiştir.
- Aşırı güvenle “şımarıklık” hastalığına tutulmuş olan kimseye de, “cennet ucuz değildir, cehennem de lüzumsuz değildir” gerçeğini hatırlatmak da doğrudur ve “mukteza-yı hale mutabakattan ibaret olan” belagat kuralına da uygundur.
“Allah'ın vaadi ne sizin kuruntularınıza tâbidir, ne de Kitap Ehlinin kuruntularına. Kötülük işleyen onun cezasını görür; kendisine Allah'tan başka bir dost veya yardımcı da bulamaz.” (Nisa, 4/123)
Cennet ucuzdur: Çünkü,
1) Allah’ın insanlara yaptığı dini teklifler onların gücünün üstünde değildir.
2) Alışıncaya kadar dini bir hayat yaşamak biraz zor gelse de, alıştıktan sonra ondaki lezzetin varlığına doyum olmadığını tasdik eden binlerce insan vardır.
3) Allah iyilikler için en az 10 sevap verirken, işlenen bir kötülüğü yalnız bir sayar. Bu da işin kolay tarafını göstermektedir.
Cennet ucuz değildir. Çünkü:
1) İman esaslarını sağlam bir şekilde kavramak ve onların gereğini yerine getirmek kolay değildir.
2) Bütün bir hayatı kapsayan İslam’ın emir ve yasaklarına hayat boyu riayet etmek öyle kolay olmasa gerektir.
3) İbadet ederken, emirleri yerine getirirken, sırf Allah’ın rızasını gözeterek yapmak, başka hiç bir dünyevi maksadı düşünmemek oldukça zordur.
4) “Kim zerre miskal hayır işlerse onu görür, kim de zerre miskal şer işlerse onu görür.” (Zilzal, 99/8) mealindeki ayetin ifadesinden de cennetin öyle ucuz bir yer olmadığını göstermektedir.
5) “Kimin iyilikleri ağır basarsa, o razı olacağı bir hayatta(Cennette) olacaktır. Kimin iyilikleri hafif gelirse onun da yeri Haviye(Cehennem) olacaktır.” (Karia:6-9) mealindeki ayette ifade edilen muvazeneden de Cennetin ucuz olmadığı anlaşılmaktadır.
Alıntı:
Bu yanlış yunluş Türkçe kullanılarak, imla ve ifade hataları ile yazılmış başlığı açan bey bey sağolsun. Aynı alıntıları paylaşıp duru.
Misafir böyle boş şeyler yazacağına sen daha güzelini paylaş bizde görelim Aklına sahip ol sende olmazsan kimse yazmıyor birde faydalı şeyler yazarsan daha iyi olur
Sırrı Sakatî Hazretleri, bir gün çevresindekilere sabırdan bahsederken, bir akrep gelip onu birkaç defa soktuğu halde hiç kıpırdamadı. Sebebi sorulunca şu cevabı verdi:
– Sabırdan bahsettiğim bir sırada sabredememekten korktum.
Cennet Nasıl Kazanılır?
Hasan-ı Basrî Hazretleri, niyet üzerinde çok dururdu. Soruldu ki:
– Bu niyet nedir ki, hep “niyetinizi düzeltin, kalbinizi ıslah edin” diyorsunuz?
Şöyle cevap verdi:
– Ebedî ve sonsuz Cenneti şu birkaç günlük amelinizle mi kazanacağınızı sanıyorsunuz? Belki o sonsuz Cenneti, amelinize eklediğiniz iyi niyet ve ihlasınızla kazanabilirsiniz. Niyetinizi düzeltmedikten sonra, amelinizi de makbul kılamazsınız. Niyetinize dünyevî maksatlar katmayın, yalnız Allah rızasını gaye edinin.
Doğruluk iyiliğe ve cennete, yalan günaha ve cehenneme götürür.
“Ebubekir Sıddîk (r.a), Hz. Peygamber (s.a.v.) benim şu makamımda durarak (Ebubekir (r.a.)bunu söyledikten sonra ağladı) şöyle dedi:
“Doğruluktan ayrılmayınız. Çünkü doğruluk, sevapla beraberdir. Onların ikisi cennettedir.” (Ebu Nuaym)
Resulüllah (asm) buyuruyor ki:
“Doğru söz söylemekten ayrılmayınız. Çünkü doğru konuşmak, kişiyi iyiliğe, iyilik ise sahibini cennete götürür. Yalandan kaçınınız. Çün¬kü yalan konuşmak kişiyi günahlara kaydırır. Bu ise, sahibini cehenneme götürür. Allah'tan ancak faydalı bilgi ve can sağlığı isteyiniz. Birbirinizi kıskanmayın, öfkelenmeyin, iyilikleri koparıp atmayın, sırt çevirmeyin ve emrettiği şekilde Allah'a kul, Müslümanlarla ise kardeş olunuz.” (İmam Suyuti)
Resulüllah (asm) buyuruyor ki:
“İnsanları cennete ulaştıran şey doğruluktur. Çünkü doğruluktan ayrılmayan bir kul, iyiliksever ve Allah'ın emirlerine itaat ederek sağlam bir imana kavuşur. Sağlam bir iman ise, sahibini cennete götürür. İnsanı cehenneme götüren sebep ise yalancılıktır. Çünkü yalan söyleyen kimse, kötülükten ayrılmaz. Bu ise, insanı küfür, küfürde cehenneme koyar.” (İmam Suyuti)
“Üç sınıf vardır ki, Allah onlarla ne konuşur, ne de onlara iltifat eder ve ne de onları över veya kalplerini temizler. Onlar için elem verici bir azap vardır:
1.Zina eden evli veya yaşlı bir kimse
2.Yalan söyleyen padişah
3.Gururlu olan bir fakir.” (Müslim)
Dürüstlük, üstün iyilik demek olan birr’e; birr ise, cennet’e uzanan bir çizgidir. Sözünde ve işinde doğru olmaya gayret edenler, Nisâ sûresi’nin 69. âyetinde belirtildiği üzere, peygamberlikten sonraki en yüksek mertebeye (sıddîkıyet) ereceklerdir.
Abdullah İbni Mes’ud radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.”
Vaktiyle bir müminle kafir beraberce balık avına çıkarlar. Deniz kenarında avlanmaya dalarak akşama kadar olta sallarlar.
Kafir oltasını her denize saldığnda tapındığı putun adını anar. Müminde her olta atışında Allahın adını dilinden düşürmez. Fakat akşama kadar süren avcılık sonunda kafir torbasını balıkla doldurmasına karşılık mümin hiçbir şey tutamamıştır. Güneş battığı sıralarda bir balık tutu ise de onuda neşe içinde elinden kaçırıverdi.
Böylece de kafir eli dolu olarak müminin de eli boş olarak üzüntü içinde evlerine dönerler. Bunun üzerine koruyucu melek mümin avcı hesabına üzüntüye düşer. Göğe çıktığında Allah (c. c. ) kendisine müminin Cennetteki yerine kafirinde Cehennemdeki yerini gösterir.
Bu durumu gören melek şöyle der. Allaha and olsunki Cennetle kazandıktan sonra müminin dünyada uğradığı zararların hiçbir değeri yok. Cehennemlik olan kafirinde dünyadaeriştiği zenginliklerin bir değeri yok. O Yüzden müminin öbür dünyada çektiği çile ve sıkıntılar hiç kalır. Buna karşılık kafirin de bu dünyada eriştiği nimet ve zenginlikler öbür dünyada uğrayacağı çetin azabı bir nebzecik olsun hafifletmez.
Yüce Allah (c. c. ) Cümlemizi Cennetlik olan kullarından eylesin inşallah, Amin.