Baktığında kâfirleri refah/bolluk içinde imişler gibi görürsün. Onların refah içinde olmaları ve diyar diyar dolaşmalarına aldanmayasın. Onların ellerindeki imkânları gelip geçicidir/kısa bir süre yararlanabilirler. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır cehennem. (Âl-i İmran suresi, ayet: 196-197)
Allah-u Teâlâ Müslümanlara dünyayı terk edin, ihmal edin, bırakın orası kâfirlerin "cennet"i olsun demiyor. Dünyayı mâmur etmek de Müslümanın vazifesidir. Asıl olan dünya hayatına aldanmamak ahireti unutmamak, ebedi hayat için dünyayı da ahireti de kazanmaktır.
Allah (c.c.) bizden:
? İman etmeyi ve inancımızı muhafaza etmeyi,
? Dünyada yararlı işler yapmayı,
? Allah‘ın düzenini yaşamayı ve yaşatmayı,
? O‘nun koyduğu kurallar çerçevesi içinde dünyaya nizamat vermeyi,
? Emirlerini yerine getirip yasakladıklarından kaçınmayı,
? Rızıkların helâllerini helâl yoldan temin etmeyi,
? İnsanlara faydalı olmayı,
? Dinin Allah‘ın oluncaya kadar gayret etmeyi,
? Geçici dünyada ebedi kalacakmış gibi davranıp ahireti ihmal etmemeyi... emrediyor. Bu doğrultuda da yaşayanlar dünyalarını da ahiretlerini de kazanırlar. Böyle bir tarz davranışların en doğrusudur. Allah (c.c.) rızasını kazananları sever ve korur. O‘nun koruması altına girmenin yolu ve yordamı da budur...
Hayatın sonu ölüm, ölümden sonrası ise bir başlangıçtır. Yaşam süresince yapılan iyilikler ve kötülüklerin karşılığında tüm kullara cennet veya cehennem sunulacaktır. Cehennem azabını çekmek istemeyenler imtihan yeri olan bu dünya yaşamını bilinçle yaşamalıdırlar. Cennet kazanılması gereken bir yerdir. Oraya ulaşmak için yapılması icap eden pek çok şey vardır. Allah Teâlâ Hac Suresi, 23. ayetinde " Şüphesiz, Allah iman edip salih ameller işleyenleri içlerinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak, orada altından bileziklerle, incilerle süsleneceklerdir. Oradaki giysileri ise ipektir," der. Hangi amellerin bizi cennet yoluna soktuğunu, hangilerininse cehennem kapılarına yürüttüğü bilgisi her Müslümanın bilincinde olmalıdır.
İnsanı Cennet ve Cehenneme götüren nedenler nelerdir?
Ebû Hüreyre (r.a.) şöyle dedi:
Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e:
– İnsanları Cennete en fazla götürecek şey nedir? diye soruldu.
Resûlullah:
– “Allah’a saygı (takvâ) ve güzel ahlâktır” buyurdu.
– İnsanları Cehenneme en fazla götürecek şey nedir? diye sorulunca da:
– “Ağız ve cinsel organdır” buyurdu. (Tirmizî, Birr 62. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 29)
CENNETE GÖTÜREN AMELLER
Ashâb-ı Kirâm merak ettikleri konuları Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e sorup öğrenirlerdi. Bir gün ona:
– En fazla hangi hal ve davranışımız, hangi sözümüz Cennete girmeye sebep olacaktır? diye sordular. Peygamberimiz de:
– “Allah’a saygı ve güzel ahlâk” cevabını verdi. Takvâ diye ifade ettiğimiz kulun Cenâb-ı Hakk’a gösterdiği en üstün saygı ile insanların karşılıklı münasebetlerini düzenleyen güzel ahlâk, Cennete en fazla girmeye sebep olan iki hal ve davranıştır.
Takvâ’nın ne olduğu 70-74. hadisler arasındaki “Takvâ” bölümünde muhtelif âyet-i kerîmelerle açıklanmıştır.
Güzel ahlâka gelince, Hasan-ı Basrî Hazretleri onu çok iyilik yapmak, kötülükten sakınmak ve güler yüzlü olmak diye tarif etmiştir.
Büyük âlimlerimizden Şifâ-yı Şerîf müellifi Kâdı İyâz da güzel ahlâkın insanlarla güzel geçinmek, onlara kendini sevdirmek, merhamet etmek, verdikleri sıkıntılara katlanmak, yaptıkları kötülüklere sabretmek, kibirlenmemek, şiddet göstermemek, öfkelenmemek ve azarlamamak olduğunu söylemiştir.
Görüldüğü gibi güzel ahlâkın kapsamı çok geniştir.
CEHENNEME GÖTÜREN AMELLER
Ashâb-ı Kirâm Resûl-i Ekrem Efendimiz’e ikinci olarak:
– Cehenneme en fazla girmemize sebep olan nedir? diye sormuşlardı. Efendimiz de:
– “Ağız ile cinsel organ” diye cevap verdi.
Ağız, söyleyeceği güzel sözler, yapacağı zikirler ile insanı Cennete gönderebileceği gibi, insanlara ve kendisini yaratana karşı söyleyeceği çirkin sözler, küfürler, gıybet ve koğuculuklar, iftiralar ve daha başka kötülüklerle sahibini Cehenneme yollayabilir.
Al-i İmran Suresi, 12. ayet: İnkar edenlere de ki: “Yakında yenilgiye uğratılacaksınız ve toplanıp cehenneme sürüleceksiniz.” Ne kötü yataktır o.
Al-i İmran Suresi, 106. ayet: Bazı yüzlerin ağaracağı, bazı yüzlerin de kararacağı gün… Yüzleri kapkara-kesilecek olanlara: “İmanınızdan sonra inkar ettiniz, öyle mi? Öyleyse inkar etmenize karşılık olarak azabı tadın” (denilir).
Nisa Suresi, 56. ayet: Ayetlerimize karşı inkara sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
En’am Suresi, 27. ayet: Ateşin üstünde durdurulduklarında onları bir görsen; derler ki: “Keşke (dünyaya bir daha) geri çevrilseydik de Rabbimiz’in ayetlerini yalanlamasaydık ve mü’minlerden olsaydık.”
En’am Suresi, 30. ayet: Rablerinin karşısında durdurulduklarında onları bir görsen: (Allah:) “Bu, gerçek değil mi?” dedi. Onlar: “Evet, Rabbimiz hakkı için” dediler. (Allah:) “Öyleyse inkar edegeldikleriniz nedeniyle azabı tadın” dedi.
En’am Suresi, 128. ayet: Onların tümünü toplayacağı gün: “Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz” (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: “Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tespit ettiğin süreye ulaştık.” (Allah) Diyecek ki: “Allah’ın dilediği dışta olmak üzere, ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir.” Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.
Araf Suresi, 38. ayet: (Allah) diyecek: “Cinlerden ve insanlardan sizden önce geçmiş ümmetlerle birlikte ateşe girin.” Her bir ümmet girişinde kardeşini (kendi benzerini) lanetler. Nitekim hepsi birbiri ardınca orada toplanınca, en sonra yer alanlar, en önde gelenler için: “Rabbimiz, işte bunlar bizi saptırdı; öyleyse ateşten kat kat artırılmış bir azap ver diyecekler. (Allah da:) “Hepsi için kat kattır. Ancak siz bilmezsiniz” diyecek.
Araf Suresi, 39. ayet: (Bu sefer) Önde gelenler, sonda yer alanlara diyecekler ki: “Sizin bize göre bir üstünlüğünüz yoktur, kazandıklarınıza karşılık olarak azabı tadın.”
Araf Suresi, 40. ayet: Şüphesiz ayetlerimizi yalanlayanlar ve onlara karşı büyüklenenler, onlar için göğün kapıları açılmaz ve halat (ya da deve) iğnenin deliğinden geçinceye kadar cennete girmezler. Biz suçlu-günahkarları işte böyle cezalandırırız.
Araf Suresi, 41. ayet: Onlar için cehennemden yataklar ve üstlerine örtüler vardır. Biz zulme sapanları işte böyle cezalandırırız.
Araf Suresi, 44. ayet: Cennet halkı, ateş halkına (şöyle) seslenecekler: “Bize Rabbimiz’in vadettiğini gerçek buldunuz mu?” Onlar da: “Evet” derler. Bundan sonra içlerinden seslenen biri (şöyle) seslenecektir: “Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun.”
Araf Suresi, 47. ayet: Gözleri cehennem halkından yana çevrilince: “Rabbimiz, bizi zalimler topluluğuyla birlikte kılma” derler.
Araf Suresi, 48. ayet: Burcun üstündeki adamlar, kendilerini yüzlerinden tanıdıkları (ileri gelen birtakım) adamlara seslenerek derler ki: “Ne (güç ve servet) toplamış olmanız, ne büyüklük taslamanız (istikbarınız) size bir yarar sağlamadı.”
Araf Suresi, 50. ayet: Ateşin halkı cennet halkına seslenir: “Bize biraz sudan ya da Allah’ın size verdiği rızıktan aktarın.” Derler ki: “Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır.”
Araf Suresi, 51. ayet: Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve Bizim ayetlerimizi ‘yok sayarak tanımadıkları’ gibi, Biz de bugün onları unutacağız.
Enfal Suresi, 36. ayet: Gerçek şu ki, inkar edenler, (insanları) Allah’ın yolundan engellemek için mallarını harcarlar; bundan böyle de harcayacaklar. Sonra bu, onlara yürek acısı olacaktır, sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkar edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.
Enfal Suresi, 37. ayet: Bu, Allah’ın murdar olanı temizden ayırt etmesi; murdarı, bir kısmını bir kısmı üzerinde kılıp tümünü biriktirerek cehenneme atması içindir. İşte bunlar hüsrana uğrayanlardır.
Tevbe Suresi, 35. ayet: Bunların üzerlerinin cehennem ateşinde kızdırılacağı gün, onların alınları, böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak (ve:) “İşte bu, kendiniz için yığıp-sakladıklarınızdır; yığıp-sakladıklarınızı tadın” (denilecek).
Yaa kardeşim, artık dünya başdöndürücü bir hızla döner hale geldi. İnsanoğlu herşeyi artık çok hızlı tüketiyor.
Bu fastfood çağında linkini bile vermediğin 1800 kelimelik kopyalayıp yapıştırdıklarını kimse okumuyor. Kısa, az, öz, çarpıcı olmalı. Anlayamıyor musun?
Peygamber Efendimiz (s.a.v) cenneti kazandıran bir kısım salih amelleri şöyle haber vermişlerdir…
“Allah’a ortak koşmadan ölen cennete girer; Allah’a şirk koşarak ölen de cehennemi boylar.” (Müslim, Îmân 151)
“Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah Teâlâ ona cennet yolunu kolaylaştırır. Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler. Göklerde ve yerde bulunan varlıklar, hatta sudaki balıklar bile âlimlerin bağışlanması için Allah’a yalvarırlar. Bir âlimin sadece ibadetle uğraşan bir kimseye üstünlüğü, on dördüncü gecesinde ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler altın gümüş değil, sadece ilmi miras bırakmışlardır. İşte bu ilim mirasına konan kimse, çok büyük bir kısmet kazanmış olur.” (Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19)
“Şüphesiz ki sözde ve işle doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.” (Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105)
“Allah’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan orucunuzu tutunuz. Mallarınızın zekâtını veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz! (Bu takdirde doğruca) Rabbinizin cennetine girersiniz.” (Tirmizî, Cum’a, 80)
“(Geçmiş) ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanında üç-beş kişilik küçük bir grup vardı. Peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve peygamber gördüm, yanında kimsecikler yoktu. Bu arada önüme büyük bir kalabalık çıktı. Kendi ümmetim sandım. Bana ‘Bunlar Mûsâ’nın ümmetidir, sen ufka bak!’ dediler. Baktım; (çok) büyük bir karaltı. ‘İşte bunlar senin ümmetindir. İçlerinden hesapsız-azabsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır’ dediler…
Onlar büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine güvenenlerdir.” (Buhârî, Tıb 1, Rikak 50, Libâs 18; Müslim, Îmân 374)
“Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalpleri kuş kalbi gibi (rakîk ve tevekkül üzere)dir.” (Müslim, Cennet 27)
“Kızma, sana cennet verilsin!” (Taberânî, Evsat, III, 25)
Not:misafir Yav he he
Üşenmiyorsun her baştıkta benzer şeyleri yazıyorsun sende olmasan kimse yazmıyor zaten birde faydalı şeyler bilsende yazsan
Dürüstlük, üstün iyilik demek olan birr’e; birr ise, cennet’e uzanan bir çizgidir. Sözünde ve işinde doğru olmaya gayret edenler cenete giden yolda emin adımlarla ilerlerler.
Abdullah İbni Mes’ud radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ki sözde ve işte doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.”
"Doğruluktan ayrılmayınız. Doğruluk sizi birr'e, o da sizi Cennet'e götürür. Kişi doğru olur ve daima doğruyu araştırırsa Allah katında sıddîklardan yazılır. Yalandan sakının. Yalan insanı günaha, o da Cehennem'e götürür. Kişi durmadan yalan söyler ve yalan araştırırsa Allah katında yalancılardan yazılır." (Buhari, "Edeb", 69)