Sual: Deylemi’de bildirilen, (Cennetin bedeli Lâ ilâhe illallah, nimetin bedeli de Elhamdülillah’tır) hadisine göre, bir gayrimüslim, lâ ilâhe illallah dese, Cennetin bedelini ödeyip, onu satın almış olmaz mı?
CEVAP
Kur’an-ı kerimin bazı âyetleri, diğerlerini açıkladığı gibi, hadis-i şeriflerin bir kısmı da diğerlerini açıklar. (Şartsız bildirilen haberler, şartlı olarak anlaşılır) ifadesi, dinimizde bir kuraldır. Müslüman olmayan kimse, kesinlikle Cennete giremez. Bir gayrimüslim, lâ ilâhe illallah dese de Cennete giremez. İmanın altı şartına inanma mecburiyeti vardır. İnanmak da yetmez, ayrıca beğenerek söylemek gerekir. Dille söylemek de yetmez, kalble tasdik etmek de şarttır.
İhlas da şarttır, (Ancak ihlâsla, lâ ilâhe illallah diyen Cennete girer) hadis-i şerifi ihlâssız söylemenin değersiz olduğunu gösteriyor. Peki, ihlâs nedir? Bunu da Peygamber efendimiz açıklıyor, (İhlâs, haramlardan sizi menetmesidir) buyuruyor. (Bezzar, Hatib)
İmanın alameti, farzları yapıp haramlardan sakınmaktır. Haramlardan sakınılmıyorsa, ihlâs yok demektir. Sadece ihlâs yetmiyor, kalble tasdik de gerekiyor. Bir hadis-i şerif meali:
(Kalble tasdik edip, ihlâsla kelime-i şehadeti söyleyen Cennete girer.) [Taberani]
Bir de bunları beğenmek şartı vardır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(İnanarak, beğenerek ihlâsla Lâ ilâhe illallah diyene Cennet vardır.) [İbni Hibban]
Kalble tasdik, ihlâs, haramlardan kaçmak ve beğenmek de yetmez. Bir hadis-i şerif meali:
(İhlâsla, “Rabbimin Allah, dinimin İslam ve Peygamberimin Muhammed aleyhisselam olduğuna razıyım” diyen Cennete girer.) [İ. Ahmed]
Demek ki gayrimüslim, diğer bütün dinleri bâtıl, İslamiyet’i de tek hak din olarak kabul etmezse, Muhammed aleyhisselamı kendi peygamberi olarak kabul etmezse, Cennete giremez. Ayrıca, Amentü’de bildirilen imanın altı esasına da inanmak şarttır. Biri noksan olursa, iman olmaz.
(Nimetin bedeli Elhamdülillah) emrine uyarak, sadece Elhamdülillah demekle nimetin bedelini vermiş olur muyuz? Bir kimsenin eline bir miktar para geçse, onunla şarap alıp içse, (Elhamdülillah, elime para geçti, şarabımı alabildim) dese, nimetin şükrünü eda etmiş olamaz. O nimeti, dinimizin yasaklamadığı yerde, hattâ dinimizin emrettiği yerlerde kullanırsa, ancak o zaman şükretmiş olur.
İnsanoğlunun yaşantısı üç devreden geçerek dördüncüsünde ebediyyen olmak üzere devam eder.
1- Ana rahminde geçen hayat.
2- Dünyada devam eden hayat.
3- Kabir aleminde geçen hayat.
4- Âhirette ebediyyen sona ermeyecektir.
İnsanlar ve cinler için imtihan sahnesi olan hayat dünya hayatıdır. Dünya, kabir ve âhiret hayatının kazanılacağı ve kaybedileceği sahne dünya hayatıdır. İnsan bu üç alemi bu dünyada kazanır veya kaybeder. Yâni dünya, kazanmak veya kaybetmek arenasıdır.
Allah (c.c), dünyayı da sonrasını da dünyada kazanmamızı emrediyor. Kazanmanın yolunu da Kur‘ân ve Sünnet ile belirtmiştir. Kuralları konulmuş bir oyun ve oyalanma sahnesidir dünya. Gelip geçicidir; öyle ki, nasıl geçtiği anlaşılmayacak kadar hızlı geçer. Kur‘ân ve Sünnette çok sıklıkla hatırlatılır ki, Dünya fâni ahiret ise bâkidir. Bu husus ile ilgili âyetlerden biri Hadid Suresinin 20. âyetidir. Rabbimiz Teâlâ mealen buyurur ki:
"Kesinlikle bilmelisiniz ki, dünya hayatı oyun, eğlence, süs, övünç vesileniz, mal ve evlât sahibi olmak için yarış arenanız olmaktan ibârettir. Bunlar yok olmaya mahkum boş sevdalarınızdır. Sakın ola ki, bunlara aldanmayınız..."
Rabbimiz Teâlâ yine meâlen buyurur ki:
Yarış ederek sahip olmak için ömürlerinizi tükettiğiniz menkuller, gayr-i menkuller ve evlad-u iyaliniz; bunlar netice itibâriyle dünya hayatınızın süsüdür/ oyalayıcılarıdır. Size dünya ve âhirette faydası dokunacak olan sâlih amellerinizdir. Allah katında bu amellerinizin mükâfatını alacaksınız. Sevap ve ümidin hayırlısı salih amellerinizdir. Allah katında sevap sayılan amellerle hayatınızı câzibeleştiriniz... (Kehf suresi, âyet: 46)
Allah‘ın sana ihsanda bulunduklarından âhiret yurdunu ara... Dünyadan da nasibini unutma... Allah‘ın sana ikram ve ihsanda bulunduğu gibi sen de sana verilen nimetlerle başkalarına iyilikler yap, ikramlarda bulun... Yeryüzünde bozgunculuk çıkarma, bozguncuların tarafında da olma... Çünkü Allah bozguncuları asla sevmez... (Allah‘ın sevmedikleri de iflâh olmaz...) (Kasas suresi, âyet: 77)
Baktığında kâfirleri refah/bolluk içinde imişler gibi görürsün. Onların refah içinde olmaları ve diyar diyar dolaşmalarına aldanmayasın. Onların ellerindeki imkânları gelip geçicidir/kısa bir süre yararlanabilirler. Sonra onların barınağı cehennemdir. Ne kötü bir yataktır cehennem. (Âl-i İmran suresi, ayet: 196-197)
Allah-u Teâlâ Müslümanlara dünyayı terk edin, ihmal edin, bırakın orası kâfirlerin "Cennet"i olsun demiyor. Dünyayı mâmur etmek de Müslümanın vazifesidir. Asıl olan dünya hayatına aldanmamak ahireti unutmamak, ebedi hayat için dünyayı da ahireti de kazanmaktır.
Sayın Adana müftüm, hayırlı günler dilerim. Benim bir sualim! var:
Biz yazları Tekir'e çıkıyoruz. Cennet gibi yer. Buraya çıktığımız için ahirette "Siz dünyadayken cennetteydiniz. Buradaki cennete girecekler listesinde adınız yok" deyip geri çevrilir miyiz?
Sual: Genel olarak kimler Cennetlik, kimler Cehennemliktir?
CEVAP
Allahü teâlâya inanan, Onun emir ve yasaklarına riayet eden, hepsini beğenen kimse yani Müslüman olarak ölen Cennete gider. Bunun tersi olan da Cehenneme gider. Genelde iyi huylular Cennete, kötü huylular Cehenneme gider. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Cennete gidecek olanları haber veriyorum, dikkatli dinleyin. Zayıftır, mazlumdur, güçleri yetmez. Bir şey için yemin ederlerse, Allahü teâlâ, bu Müslümanların yeminlerini, muhakkak yerine getirir. Cehenneme gidecek olanları da bildiriyorum: Sertlik gösterirler ve kendilerini üstün görürler.) [Tirmizi, Ebu Davud]
Peygamber Efendimiz (s.a.v) cenneti kazandıran bir kısım salih amelleri şöyle haber vermişlerdir…
“Allah’a ortak koşmadan ölen cennete girer; Allah’a şirk koşarak ölen de cehennemi boylar.” (Müslim, Îmân 151)
“Kim ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah Teâlâ ona cennet yolunu kolaylaştırır. Melekler, ilim öğrenenlerden hoşlandıkları için onlara kanat gererler. Göklerde ve yerde bulunan varlıklar, hatta sudaki balıklar bile âlimlerin bağışlanması için Allah’a yalvarırlar. Bir âlimin sadece ibadetle uğraşan bir kimseye üstünlüğü, on dördüncü gecesinde ayın diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler altın gümüş değil, sadece ilmi miras bırakmışlardır. İşte bu ilim mirasına konan kimse, çok büyük bir kısmet kazanmış olur.” (Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19)
“Şüphesiz ki sözde ve işle doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.” (Buhâri, Edeb 69; Müslim, Birr 103-105)
“Allah’tan korkunuz. Beş vakit namazınızı kılınız. Ramazan orucunuzu tutunuz. Mallarınızın zekâtını veriniz. Yöneticilerinize itaat ediniz! (Bu takdirde doğruca) Rabbinizin cennetine girersiniz.” (Tirmizî, Cum’a, 80)
“(Geçmiş) ümmetler bana gösterildi. Peygamber gördüm, yanında üç-beş kişilik küçük bir grup vardı. Peygamber gördüm, yanında bir iki kişi bulunuyordu. Ve peygamber gördüm, yanında kimsecikler yoktu. Bu arada önüme büyük bir kalabalık çıktı. Kendi ümmetim sandım. Bana ‘Bunlar Mûsâ’nın ümmetidir, sen ufka bak!’ dediler. Baktım; (çok) büyük bir karaltı. ‘İşte bunlar senin ümmetindir. İçlerinden hesapsız-azabsız cennete girecek yetmiş bin kişi vardır’ dediler…
Onlar büyü yapmayan, yaptırmayan, uğursuzluğa inanmayan ve Rablerine güvenenlerdir.” (Buhârî, Tıb 1, Rikak 50, Libâs 18; Müslim, Îmân 374)
“Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki, onların kalpleri kuş kalbi gibi (rakîk ve tevekkül üzere)dir.” (Müslim, Cennet 27)
“Kızma, sana Cennet verilsin!” (Taberânî, Evsat, III, 25)
“Cennete girecek olan ilk kişi üç ikisi ile cehenneme girecek olan ilk üç kişi bana gösterildi. Cennete girecek olan ilk üç kişi şehit, Rabbine karşı ibadetini güzel yapıp efendisine sadık olan köle ve iffetli, namuslu kişi. Cehenneme girecek olan ilk üç kişiye gelince:
Toplumun başına musallat olan sultan, malının zekâtını vermeyen servet sahibi ve kendiğini beğenmiş yoksul.”[731]
2- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İyilik insanlar arasında kesilebilir, fakat Allah ile o iyiliği yapan arasında kesilmez.”[732]
İnsanlar, iyiliğe karşı teşekkürü kesebilirler. Hatta iyiliğe karşı kötülükle mukabele edebilirler. Fakat iyilik, Allah katında hiç bir zaman zayi olmaz. Cenâb-ı Hakk, iyilik yapan kişiye mükâfatını en iyi şekilde verir.[733]
3- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Cehennem halkı bütün kaba, boşboğaz ve kibirli kişilerdir. Cennet halkı da güçsüzler ve yenik düşenlerdir.”[734]
Cennet halkını zayıfların ve güçsüz kişilerin ve halk arasında yenik düşenlerin teşkil edecekleri belirtilmektedir ki, burada güçsüzlerden maksat, bedenden güçsüz olanlar değil, manevî ve maddî yönden güçsüz olanlardır. Çünkü Peygamber-i Zîşân efendimizin diğer bir hadis-i şeriflerinde güçlü mü'min güçsüz mü'minden daha hayırlı olduğu, mamafi her ikisinde de hayır bulunduğu belirtilmiştir. Aynı zamanda cennet halkının çoğunluğunu yoksul kişilerin teşkil edeceğine dair olan hadis-i şerif de buradaki güçsüzlerden maksadın yoksullar olduğunu gösterir.[735]
4- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Beni görüp de bana iman edene ibir defa ne mutlu ve (fakat) beni görmeden bana iman edene yedi defa ne mutlu!.”[736]
5- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Kendi kusurları kendisini başlkaların kusurlarından meşgul eden malının fazlasını dağıtan, sözünün fazlasını tutan ve Sünnete ayak uydurup ondan bid'at yoluna sapmayan kişiye ne mutlu!.”[737]
6- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Dilini tutan, yuvasına bağlanan ve hatasını anlayan kişiye ne mutlu!.”[738]
7- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“İslâm'a hidayet edilip de geçimi yetecek kadar olan ve buna kanaat edene ne mutlu!.”[739]
8- Rasulullah (s.a.v.) buyuruyor ki:
“Herkesten önce Alılah'm gölgesine varanlara ne mutlu! Onlar ki kendilerine hak verildiği zaman onu kabul ederler, kendilerinden hak istendiği zaman onu verirler ve kendileri için hüküm verircesine başkaları için hüküm verirler.”[740]
Not:Kaynak göstermeliydi diye eksi veren Mal kaynak internet ara bul, sen de yaz bir işe yara
Sual: İnsan, iman etmekle mi yoksa çok amel, ibadet etmek suretiyle mi Cennete girer?
Cevap: Miftâhul-Cennet kitabında, konu ile alakalı olarak deniyor ki:
“Yalnız iman etmekle Cennete girilir, fakat, yalnız amel, ibadet yapmakla, Cennete girilmez. Amelsiz iman makbuldür, imansız amel ise, makbul değildir. İmanı olmayanların yaptıkları ibadetler, hayırlı işler, sadakalar, kıyamette hiçbir işe yaramaz. İman başkasına hediye verilmez, amelin, ibadetin sevabı ise verilir. İman vasiyet edilmez, amma bir kimse, kendisi için amel yapılmasını, vasiyet edebilir. Ameli, ibadeti terk eden, kâfir olmaz, lakin imanı terk eden ve amele kıymet vermeyen kâfir olur. Özrü olandan, aciz olandan amel affolunur. İman ise, hiç kimseden af olunmaz."
Cennete Gitmek İçin Neler Yapmalıyız, Cennete Nasıl Girilir?
Allah c.c nün bize vaat ettiği cenneti haketmek her müslümanın en büyük arzusu. Rabbim cümlemize o mükemmel mükafatı kazanıp ebedi hayatımızın ihya olmasını ve buna ulaşacak yolları bizlere vesile kılmasını niyaz ederiz. İşte bu sayfada okuyacaklarınız, cenneti kazanmak için ipuçları verecek ve yön gösterecektir inşAllah. Bizler ancak umarız, umutla niyaz eder, tevekkül eder, üzerimize düşenleri yapmaya gayret eder. Gerisini RABBİMİZİN SONSUZ RAHMETİNDEN BEKLERİZ. ALLAH C.C CÜMLEMİZE CENNETE KAVUŞMAYI NASİP ETSİN. Hüküm Allah c.c nün dür.
1. Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
2. Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır. Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.
3. Bağışını geri alan kimsenin durumu şu köpeğin durumu gibidir: Sadece yer, iyice doyunca kusar. Sonra kusmuğuna tekrar dönüp onu yer.
4. Bir genç, ihtiyar bir kimseye yaşı sebebiyle ikramda bulunursa, Allah yaşlılığında ona ikram edecek kimseleri mutlaka takdir eder.
5. Bir insan ölünce üç kişi hariç herkesin ameli kesilir: Sadaka-i cariye bırakan, veya istifade edilen bir ilim bırakan veya kendine dua edecek salih evlat bırakan.
6. Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.
7. Biriniz kardeşini Allah için seviyorsa ona sevdiğini söylesin
8. Bizi aldatan bizden değildir
9. Cennet anaların ayağı altındadır
10. Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle geçiren kimse gibidir.
11. Ey iman edenler Allah’ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın. Doğrusu Allah, aşırı gidenleri sevmez. Allah’ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah’dan sakının.
12. Halka teşekkürde bulunmayan Allah a şükretmez.
13. Her kim borçlu fakire mühlet verir, yahut borcundan indirirse Allahu Teala da onun Arşının gölgelerinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde arşının gölgesi altında dinlendirir.
14. Herhangi bir müslüman çıplak bir müslümanı giyindirirse, Allah da ona Cennetin meyvelerini ikram eder. Herhangi bir müslüman susuz bir müslümanı suya kandırırsa, Allah da ona ağzı mühürlü (el değmemiş) Cennet meşrubatından ikramda bulunur.