Sabah namazları hariç diğer vakitleri kaçırmam vaktin sünnetlerini bazen yorgunluktan dolayı kılmıyorum günde en az 1 kere namazı cemaatle kılarım ama doğru olan bu değil allah affetsin banada ibadet sabrı nasip etsin
Cennet-Cehennem gibi, sevap-günah da, birbirinin tam zıddıdır. Sevabın genel anlamı, Cennet’e giden yol demektir. bu yolun başlangıcında, yani dünya bölümünde, islâm düş- manlarının zulûm, baskı ve zorbalıkları vardır.
İki yüzlü münafıkların sapıklık hareketleri ve sahte din istis- marcılarının çıkar kavgaları vardır.
Diğer yandan, insanın kendi nefsinin hayvâni duyguları- nın, günah işleme yönünde istek, eğilim ve hatta baskısı vardır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Allah’ın inançlı, bilinçli ve ihlâslı kulları, başta beş vakit namaz olmak üzere, ibâdetlerden aldıkları mânevi feyizler ve ruhsal zevklerle bu engelleri aşar ve diğer insanları da kurtarmaya çalışırlar.
Aşırı soğuklardan korunmak için, daha fazla giyinmeye ve daha fazla kaloriye ihtiyacımız olduğu gibi.
Günümüzde sokağa taşan haramlardan korunabilmek için, daha güçlü ve daha bilinçli îmâna ve daha fazla sevaba ihtiyacımız vardır.
Allah’ın emirlerine ve rızasına uygun olma koşulu ile ve Allah rızası için yapılan her ibâdetin bir sevabı vardır.
Ancak sevapların başında Yüce Allah’ın kesin emirleri olan farzlar gelir. Farzların başında da beş vakit namaz gelir.
Her gün beş defa tekrarlanan ve sürekli bir ibâdet olan namaz, Allah’ı hatırlatır ve kişiyi Allah’ın huzuruna taşır.
Yüce Allah buyuruyor; “Ancak Allah benim. Benden başka ilâh yoktur. Yalnız bana ibâdet et ve beni hatırlaman için namaz kıl!” (Tâ hâ-14)
Dînin direği olan namaz, insanlara, Allah’ı hatırlatır. Allah’ın emirlerini, yasaklarını hatırlatır ve insanları haramlardan korur.
Yarı çıplak kadınların ve alkolik erkeklerin toplandığı sazlı cazlı düğün salonlarında ve gazinolarda, caz takımları, oyun havaları çalarken veya çıplak dansözler gösteri yaparken hiç kimse Allah’ı ve Allah’ın emir ve yasaklarını hatırlamaz.
Aksine alkolün etkisi, cazların coşkusu ve cinsel arzuların gerilimi ile daha fazla günah işleme yönünde birbirleri ile yarı- şırlar.
Sevgili kardeşlerim!
Bu dünya vefasızdır. Hiç kimseye yar olmamıştır, bizlere de olmayacaktır.
En üst makamlarda oturanlar, tüm yetkileri ellerinde top- layanlar ve ellerinde demir gibi sağlam tapuları bulunanlar, tüm mallarını, mülklerini bırakıp gitmişlerdir.
Ölüm, yalnız onların değil, hepimizin ve tüm canlıların müşterek kaderidir.
Vaktimiz gelince, sayılı nefeslerimiz tükenince, devletin tepesinde de olsak, tıp profesörü de olsak, beyaz kefene bürü- nüp bu vefasız dünyadan göçüp gideceğiz.
Yaşam boyu hırsla, ihtirasla didinip biriktirdiğimiz mallar, arkamızda dövüş, kavga ve mahkeme kararı ile paylaşılırken, sevap ve günahlarımız bizimle birlikte kabre girecektir.
Beş vakit namazı, vaktinde, düzenli bir şekilde, dosdoğru ve güzelce kılanların, günlük yaşamlarının büyük bir çoğunlu- ğu ibâdetle geçer.
Sevgili Peygamberimiz; “Ameller (işler) niyetlere bağlıdır ve her kişi için, niyetinin karşılığı vardır.” buyurmuştur.
Sabah namazına kalkma niyeti ile yatan ve çalar saati ayar- lama gibi gerekli önlemleri alanların, namazla ilgili sevapları başlamıştır.
Tatlı uykularından ve sıcak yataklarından Allah rızası için ve namaz kılma niyeti ile kalkanlar, tuvalet dahil namazın ön hazırlıklarına başlarken attıkları adımlarının ve hareketlerinin ayrı ayrı sevapları yazılır.
Abdest almaya başladıkları an, yıkadıkları organlarından damlayan su damlacıkları ile birlikte, küçük günahları dökül- meye başlar.
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor; “Bir müslüman kul (ki- şi), abdest almaya başlayınca, ağzını yıkarken, ağzındaki günahları, burnunu yıkarken, burnundaki günahları, yüzünü yıkarken, göz kapaklarının altına kadar yüzündeki günahları, kollarını yıkarken, tırnak altlarına kadar kollarındaki günahları, başını mesh ederken, kulak altlarına kadar başındaki günahları ve ayaklarını yıkarken, tırnak altlarına kadar ayaklarındaki günahları dökülür.”
Namazın anahtarı olan abdestle ilgili pek çok hadis-i şerif- ler ve sevindirici müjdeler var. Anahtarı bu derece değerli olan hazineyi düşünelim ve bu düşüncenin ışığı altında namazın sevaplarını düşünelim.
Dünyada iken namaz kılmayanın başına gelecekler,kılanın başına gelecekler
Sabah namazını kılmayanın: Yüzünde nur kalmaz
- öğle namazını kılmayanın: Rızkından bereketi kaldırılır
- Ikindi namazını kılmayanın: Vücudunda kuvvet olmaz
- Akşam namazını kılmayanın: Evladının hayrını göremez
- Yatsı namazını kılmayanın: Uykusunda rahat edemez
Dünyadaki cezası- ömrü kısalır
- Salihlerin (nur) simasını yüzünden siler
- Yaptığı hiç bir amele sevap vermez
- Duası Allah katına çıkmaz
- Dünyadaki bütün mahlukat ona buğuz eder
- Salihlerin duasından nasibini alamaz
ölür iken- Zelil olarak ölür
- Aç olarak ölür
- Susamış olarak ölür (ne kadar içerse içsin susuzluğunu gideremez)
Kabirde- Allah kabrini daraltır. (kaburgaları birbirine girer)
- Kabrinde ateş yanar
- Allah ona yılan musallat eder ki kiyamete kadar ona eşlik ederek (vurarak) kıyamete kadar azap eder
Kiyamette- Allah ona yüzünün üzerinde sürünerek gider,azap eder Cehenneme kadar.
-Dünyada Namaz kılmayanların başına gelecekler.!
- Allah ona gazapla bakar ki yüzünün eti eriyip gider.
- Allah onu en küçük günahlardan bile hesaba ceker af etmez.
Rabbim namazı dosdoğru kılanlardan eylesin İNŞAAllah.
Amin
FAZİLETLERİ:
Resulullah "Bana haber veriniz ki kimin evinin önünden bir ırmak geçse ve beş defa o ırmaktan yıkansa onun üzerinde pislik kalır mı?" buyuruyor. Ashab da "elbette kalmaz" diyor işte günde beş vakit namaz kılanın durumu da böyledir. Yine Resulullah "insanlar beş sıkıntıda kalacaklardır. Birincisi ölüm anı ikincisi kabirde üçüncüsü münker nekir suallerine cevap dördüncüsü seyahat yani suallere cevaba göre günah ve hasenatın sevabının dağıtılması beşincisi Sırattır." buyurunca Hz.Ebubekir ve ashab ağlamaya başladı.
CEBRAİL (AS): "ALLAH-U TEALA EBU BEKİR'E SELAM SÖYLEDİ"
Bunun üzerine Cebrail (as) gelerek "Ya Resulullah Allah-u Teala Ebubekir Sıddık'a selam söyledi. O her zehirin bir de panzehiri her hastalığın bir şifası olduğunu bilmiyor mu? Kim sabah namazını kılarsa ölümü ve ölüm anındaki durumu kolay olur. Kim öğle namazını kılarsa Allah onun kabrini nurlandırır. ikindi namazını kılana münker ve nekir sorularına cevap kolaylaştırılır. Akşam namazını kılanın sevabı artırılır. Yatsı namazını kılan sırat köprüsünü yıldırım gibi geçer." buyurdu.
Resulullah Efendimiz "Eğer benim bildiğimi bilseydiniz muhakkak az güler çok ağlardınız" buyurmuşlardır. Hz. Ali (ra.) bildirdiği hadisi şerifte "Bir kimse hafife alsa namazını Allah-u Teala o kimseyi on beş bela ile cezalandırır.
1-Salih ve saliha kimselerin defterinden silinir.
2-Hayatından bereket kaldırılır.
3- Rızkının bereketi kaldırılır.
4-Bir hayır hasenatta bulunsa da onu kabul edilmiyor.
5-Duası kabul olunmaz.
6-Salihin duasından nasip almaz. Kendisi kılsa milyarlarca Müslümanın duasından nasibini alıyor.
7-Ölürken ateş içinde kalır su bile içemez
8-Ölümü ansızın olur. Tövbe edecek zamanı bulamaz.
9-Ölürken üzerine büyük ağırlık gelir.
10-Kabir onu sıkar.
11-Kabirde zulmette kalır.
12- Münker ve nekir suallerine cevapta kusurlu olur.
13-Kabrinden kalktığında Allah-u Teala ondan razı olmaz.
14-Hesabı şiddetli olur.
15-Cehenneme sevk olunur."
(Güzelce alınan abdest, imanın yarısıdır.) [İbni Hibban]
(Abdest alanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.) [Taberani]
(Can alıcı melek gelince, abdestli olan, şehitlik mertebesine kavuşur.) [Taberani]
(Bir mümin, abdest için yüzünü yıkayınca, gözü ile işlediği günahların hepsi su ile birlikte dökülür. Ellerini yıkayınca, elleriyle işlediği günahlar, suyun son damlası ile dökülür. Ayaklarını yıkayınca, ayakları ile işlediği günahlar, su ile dökülür. Böylece bütün [küçük] günahlardan temizlenmiş olur.) [Müslim]
(Abdest için yüzünü yıkayınca günahların kirpiklerinden dökülür. Ellerini yıkayınca el tırnaklarından, başını mesh edince başından, ayaklarını yıkayınca ayak tırnaklarından günahların dökülür. Namazın sevabı yanına kalır.) [Ramuz]
Abdest alanın bütün küçük günahları affolur. Büyük günahları, insan ve hayvan hakları kendisine veya vârislerine ödenmedikçe günahları affedilmez. Nafile ibadetin sevabına kavuşabilmek için imanda ve farzlarda kusurlu olmamak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek ve o işi ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır. (İ. Ahlakı)
Namaz kıldıktan sonra tekrar abdest almak sevabdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Abdestli iken abdest alana on sevab verilir.) [İbni Mace]
(Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur.) [İ. Gazali]
(Meşakkat olmasaydı, her namaz için abdest almayı emrederdim.) [İ. Gazali]
(Allahü teâlâ buyurdu ki: Abdesti bozulunca abdest almayan bana cefa etmiş olur. Abdest alıp da, iki rekât namaz kılmayan da bana cefa etmiş olur. İki rekât namaz kılıp da benden bir ihtiyacını istemezse yine bana cefa etmiş olur. Abdest alıp, iki rekât namaz kıldıktan sonra dua edenin duasını kabul etmezsem ben de ona cefa etmiş olurum. Halbuki ben cefa etmem.) [Şir’a]
(Abdest alınan suyun artanından içmek 70 türlü derde devadır. Bunun en aşağısı hem [sıkıntı, keder]dir.) [Deylemi]
(Abdestten sonra Kadir suresini okuyanın elli yıllık günahı affolur.) [Halebi]
(Abdestten sonra Kadir suresini okuyan sıddıklardan, 2 defa okuyan şehitlerden yazılır. 3 defa okuyan, Peygamberlerle haşrolur.) [Deylemi]
(Abdest alıp, iki rekât namaz kılan, Cennete girmeye layık olur.) [Halebi]
(Abdest alıp, 2 rekât namaz kılanın günahları affolur.) [Buhari]
(Güzelce abdest alanın, iki namaz [kılacağı namaz ile gelecek namaz vakti] arasındaki günahlarının hepsi affolur.) [Buhari]
(Abdestten sonra, on defa salevat-ı şerife getirenin gamı gider, duası kabul olur.) [Ey Oğul İlmihali]
(Ancak [kâmil] mümin, devamlı abdestli durabilir.) [İbni Mace]
Abdestli olmaya devam edene, Allahü teâlâ şunları ihsan eder:
1- Melekler onun yanından ayrılmaz.
2- Devamlı sevab yazarlar.
3- Bütün azaları tesbih eder.
4- Uyuyunca melekler, insan ve cin şerrinden korur.
5- Sekerat-ı mevti kolaylaşır.
6- Abdestli iken Allahü teâlânın emanında olur.
7- İftitah tekbirini kaçırmaz.
Allahü teâlâ, Hazret-i Musa’ya buyurdu ki:
(Ya Musa, sana bir musibet gelince abdestsiz isen, kusuru kendinde bul!) [Şir’a]
Evliya-i kiram, her zaman abdestli durabilmek için, az yiyip az içerlerdi. İmam-ı Malik hazretleri, üç günde bir yemek yerdi. Sebebi sorulunca, (Allahü teâlânın huzurunda sık sık helaya gidip gelmekten utanıyorum) buyurdu. (Envar-ül-Kudsiyye)
Yatağa abdestli girmenin fazileti de büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kim, yatağa abdestli yatarsa, o gece bir melek sabaha kadar "Ya Rabbi bu kulunu affet!" diye dua eder.) [Hâkim]
(Abdestli yatıp Allahü teâlâyı anarak uyuyan, uyanana kadar namazda sayılır. Bir melek onun için ibadet eder. Uyandığı zaman yine Allahü teâlâyı anarsa, o melek, bu kulun affı için Allah’a dua eder.) [İbni Hibban]
(Abdestli yatan, gece ibadet eden, gündüz oruç tutan gibidir.) [Deylemi]
(Abdestli yatan, gece vefat ederse şehit olur.) [İbni Sünni]
"NAMAZI TAM OLANLARA KIYAMETTEKİ SORGULAMALARDA KOLAYLIK GÖSTERİLİR"
Peygamber Efendimiz "Kıyamette muhasebeye evvela namazdan başlanır. Eğer namaz sorularına cevap verilirse diğer suallarde kolaylık gösterilir." buyurmaktadır.
"Namazı huşu ile kılanlar felah bulurlar." Mü'min suresi 1. ve 2. ayet mealidir. Namazı huşu ile kılmakta tarikat ile mümkün olur. Namazı ehven tutanların başına gelecekleri Resulullah(sav) şöyle buyurmaktadır: (Yani namazı tam manasıyla vaktinde kılamayan gelişigüzel kılanlara)
“Dünyada olan zararları :
1- Rızkından bereket kalkar
2- Hanesinden bereket kalkar
3- İman nurunu kaldırır.
4-Müslümanlar yanında da ayıplanır.
Ölüm anındaki zararları:
1- Susuz olarak vefat eder. Su yanında olsa dahi kullanamaz.
2- Aç olarak ölür
3- Ruhunu almak güç olur.
4- imansız gitmesi muhtemeldir.
Kıyamette ki zararları:
1- Kabirden kalkınca yüzü siyah olarak kalkar.
2-Hesabı gayet güç olur.
3- Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden uzak olduğu alnında yazılı olur.
4-Cehennemdekilere dahil olur.
Çünkü namaz edepsizlikten akıl ve şeriata uymayan her şeyden uzak tutar" buyuruyor Cenab-ı Allah. Ana babalar çocuklarını çok sever. Çirkin dahi olsalar çok sever. Eğer insan Cenab-ı Allah'ı severse her emri de hoş görülür ve sevilir. Bir ayeti kerimenin mealinde buyuruyor ki :
“Müslümanın cennette de cehennemde de makamı vardır. Eğer namazı devamlı olarak kılarsanız cennetteki makama ulaşırsınız.” Mesela; yatsı namazını kılarsanız yatsı için cehennemde yanan ateş söner. Sabah namazı için yanan ateş devam eder. Eğer sabah namazını kılarsanız o da söner. Böylece yanıp sönmeler devam eder.
HUŞU İLE NAMAZ NASIL KILINIR?
Namaza başlarken kendimizi sırat köprüsünün üzerinde görmemiz lazım. Sağımız cennet solumuz cehennem. Arkamızda ise Azrail as. Var. İki kaşımız arasında da Kabe'yi Muazzamayı göreceğiz.
Ellerimizi kaldırdığımızda da ellerimizin biri dünyayı öbürü de ahireti temsil edecek. 'Ya Rabbi emrin olan namazı huzurunda kılmak için geldim.' demeliyiz. Allahu Ekber deyip elini kaldırdığın zaman bütün aklın ve şuurunla beraber bu tekbiri alacaksın. Farzdır. Yani 'Ya Rabbi sen büyüksün' deyip dünyayı arkaya atıyorum diyorsun. Ellerini bağladığın zaman da 'Ya Rabbi ne kadar kötü düşüncelerim varsa huzuru ilahinde bunları dağıtıyorum1 diyorsun. Ondan sonra subhaneke ve fatihadan sonra rükuya varırsın. Rüku islam'la beraber gelmiştir. Önceden direk secdeye varılıyordu. Rükuda 'Ya Rabbi ben Sen'i noksan sıfatlardan tenzih ediyorum. Ya Rabbi ben kemal sıfatınla Sen'i takdis ederim' diyorsun. 'Ya Rabbi ben Sen'in büyüklüğünü söylemekten acizim. Sen kendi büyüklüğünü nasıl biliyorsan ben de öyle kabul ediyorum' diyeceksin.
ALLAH SANA GÜNDE BEŞ DEFA RANDEVU VERİYOR!
Namaz Allah ile kulun buluşmasıdır. En büyük zikir namazdır. Allah sana beş sefer randevu veriyor günde. Namaz kulun Allah'la konuşmasıdır. Bu fırsatı kaçırmamak lazımdır.
SECDE YERİNE BAKMAK GÖZBEBEĞİNİ DİNLENDİRİR!
"Namaz gözümün nurudur " diyor Resulullah.. Kıyamda secdeye bakacaksın. Gözbebeğinin en iyi dinlendiği andır. Beyin hücresi tam kapasite ile namazda çalışıyor. Glikoz beyin hücrelerine namazda ayakta iken yüzde 25 rükuda yüzde 40 secdede ise yüzde 75 oranında intikal ediyor.
Hapishanede Kılınan Namaz
Dini Hikayeler
Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur'a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar.
Vâli dedi ki:
- Hepsini hapsedin!
Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp:
''Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!'' diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rek'at namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı.
Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu:
- Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı?
Müdür dedi ki:
- Bunu bilemem efendim. Yanlız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor.
- Hemen adamı buraya getiriniz. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler.
Vâli hâlini sorup, durumu anladı, ve dedi ki:
- Sizden özür.diliyorum. Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel!
Demirci de cevabında dedi ki:
-Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem.
- Neden gelemezsiniz?
- Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Pek çok murâdıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım? Rabbim, nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını, ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de, boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın!
Akıl isen nemâzı, çün saâdet tâcıdır.
Sen namazı şöyle bil ki, mü'minin mi'râcıdır.
İnsanın düzenli bir şekilde Rabbi ile bağlantısını sağlayan namaz, İslamın şartlarından biri ve en önemlisidir. Ergenlik çağına gelen, akıl sahibi her Müslüman’a günde beş vakit namaz kılmak farzdır. Gerek kitabımız Kur an-ı Kerimde, gerek Peygamberimizin Hadisi Şeriflerinde namazla ilgili pek çok emir ve öğüt vardır. Hutbemizin başında okuduğum ayet i kerimede Cenabı Hak şöyle buyuruyor:
“(Ey Muhammed !) Kitaptan sana vahyolunanı oku ve namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah ı anmak elbette ( ibadetlerin ) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (1)
Namazın kişinin kalbini aydınlatacağı, kalbindeki aydınlığı artırmak isteyenin bunu namazla elde edebileceği de hadislerde vurgulanmıştır. Sevgili Peygamberimiz ( as.) şöyle buyuruyor: “ İslam beş temel üzerine kurulmuştur. Allah tan başka ilah olmadığına ve Muhammedin (a.s.) Allah ın Resulü olduğuna şahitlik etmek, namazı dosdoğru kılmak, zekât vermek, Allah ın evi Kabeyi haccetmek ve Ramazan Orucunu tutmaktır.” (2)
Allah ın sonsuz güç ve kudreti, kâinata koyduğu harika uyum ve nizamı, insana lütfettiği sayısız nimetler, akıl sahibi insanları O’na kaşı derin bir övgü, saygı, sevgi ve şükre yöneltir. Namaz bu saygı ve sevginin sürekli ve düzenli bir şekilde ifadesidir. İnsanın buna ihtiyacı vardır. Çünkü insan diğer canlılardan farklı olarak akıl, duygu, düşünce ve ruh sahibi olarak yaratılmıştır. Bedenin ihtiyaçları olduğu gibi ruhun da ihtiyaçları vardır. Namaz Allah’a inanan insanın ruhunun günlük gıdasıdır. Namazdan uzak kalmak, ruhu açlığa mahkûm etmek demektir. Her an Yüce Allah’ın sayısız nimet ve ihsanlarına kavuştuğunun bilinciyle yaşayan ve her an O’nun rahmetini üzerinde hisseden bir kul, o lütuf, ihsan ve rahmetin kaynağı ile bağını canlı tutmak ister. Namaz, kul ile rabbi arasındaki bağın güçlenmesine büyük katkı sağlar.
Değerli Müminler!
İmanın alameti, dinin direği, müminin miracı ve huzurun kaynağı olan namazı, cemaatle kılmak yalnız başına kılmaktan daha faziletlidir. Zira cemaatle kılınan namaz, Müslümanların kaynaşmasına vesile olur. Bir Hadis-i Şeriflerinde Efendimiz (sav.) : “ Cemaatle kılınan namazın sevabı, yalnız başına kılınan namazdan 27 derece efdaldir” buyurmuştur. (3)
Ancak cemaate devam eden kardeşlerimiz özellikle temizlik hususunda her zamankinden daha çok titiz olmalı, camide kimseyi rahatsız etmemeli, safları sık ve düzgün tutmalıdırlar.
Rabbimizin ilahi rahmet ve mağfiretine nail olmak istiyorsak, namazlarımızı tam bir samimiyetle kılmalıyız. Özellikle cemaatle namaza devam etmeliyiz. Peygamber efendimiz (a.s) ve sahabelerin namazı niçin hiç terk etmediklerini iyice düşünmeliyiz. Aile halkımıza da küçük yaştan itibaren namazı öğretmeli ve onlara bizzat örnek olmalıyız. Aksi halde Yüce Allah’ın “Sonra arkalarından öyle bir nesil geldi ki, namazı bıraktılar, şehvetlerine uydular. İşte bunlarda azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.” (4) ilahi hükmü gereğince yargılanacağımızı, hesaba çekileceğimizi bilmeliyiz.
Yazımızı müslim’in Kab El-Eslemi’den rivayet ettiği bir Hadis-i şerifle bitirelim. Adı geçen sahabi diyor ki: Bir yolculuk sırasında Hz. Peygamber(sav.) le birlikte geceledim, hizmetinde bulundum. Bana: “Neyi arzu ediyorsun, iste” buyurdu.
— Ya Resulullah, Cennette seninle beraber olmayı arzu ediyorum, dedim. Gerçekten yalnız bunu mu istiyorsun? buyurdu.
— Evet, yalnız bunu istiyorum, dedim. Bunun üzerine Hz. Peygamber: “O halde pek çok namaz kılarak nefsin için bana yardımcı ol” diye öğüt verdi.
Namaz kıldığında bir daha namaz kılmayacakmışsın gibi kıl. Hz. Ubbâde (R.A.)“
“Sabah namazını kılan kimse, Allah’ın himayesinde olur. Hz. Ebubekir (R.A.)“
“Bilerek kılmadığın namaza kaza deme, unutma; arabanın önüne atlayana da kaza geçirdi değil intihar etti diyorlar…“
“İbâdet içinde en büyük namaz..
Onunla yapılır Allah’a niyaz.
Hem sevabı çoktur, hem de ucuzdur,
Kılmayan huzursuz, hem de nursuzdur.“
Ahmet Tevfik PAKSU
“Dünya ve ahreti çok seven adam!
İman et, namaz kıl, kurtul vesselâm...”
Ahmet Tevfik PAKSU
düzelir inşallah durumunuz, ben de iş görüşmeleri yaptığım zaman ilk görüşmede soruyorum namaz kılmam size bir sorun teşkil eder mi diye
müslüman memleketinde düştüğümüz hâle bak
Ya aslında biz ne ediyorsak kendimize ediyoruz.
Bizim şirkette öncesinde Cuma namazı serbest imiş.
Fakat çalışanların büyük çoğunluğu Cuma'ya gidiyorum diye kahvede okeye gidince, patron yasaklamış.
Birçok kişi de Cuma namazını bir eksiklik olarak görmediği için bu düzen aynı şekilde devam ediyor ne yazık ki.
5 vakitte sıkıntı yok, iş yerinde rahatlıkla eda edebiliyoruz, ama cuma işi sıkıntılı.
Alıntı:
Islam geldiginde sadece 7.000 kisinin yasadigi Mekke'de bile namaz kaza edilebildigine gore, namazi kazaya birakmakta bir sakinca gormuyorum.
İbadetin nüfus sayısı ile doğru orantılı olduğuna nasıl kanaat getirdiniz.
7000 kişi de kaza oluyorsa, 15 milyonda da olur gibi.
Namaz'da kazanın şartları bellidir.
Uyku hali, unutma yada kılamayacak fiziki koşullarda olma.
Bunun dışında keyfe keder namazı kazaya bırakmak Haram olarak nitelendirilmiştir.
Alıntı:
Namazı camide kılmak zorunda değiller ki.
Böyle bir zorunluluk tabi ki yok.
Ama kılmanın fazileti çok başkadır.
Alınan sevap, silinen günah kat be kat evde kılınan namazdan fazladır.
Alıntı:
Namaz kılıp kılmama gelince sabah Namazları özellikle çok kaçırmaktan ve üşengeçlikten böyle hata yapmaktansa kılmamayı tercih ettim.
Çok uzun bir süre kendimi bu şekilde kandırdım kardeşim.
Neden kılmıyorsun diye soranlara, yahu cafe de kağıdın başından kalkıp da camiye gidilir mi diye savundum kendimi. Yada 2-3 vakiti kaçırıyorum, kalanları kılsam ne olur ki hepsini eda edemedikten sonra diye yıllarımı kaybettim.
Yanlışın sende farkındasın aslında, yapma.
İnan samimi bir duygu ile başladığında göreceksin ki ne sabah namazı kaçıyor, nede iş yerinde yer ve imkan sorun oluyor...
Kılmamak için bahanemiz o kadar fazla ki kendimizi inandırmamız çok da zor olmuyor.
Ama düzenli kılmaya başlasak ne kadar boş bahanelerin ardına sığındığımızı bir fark edebilsek hayat çok farklı bir boyuta geçecek bizim için.
Alıntı:
dinde zorlama olmaz
Bu doğru bir bilgi değil. Aslında eksik bir bilgi desek daha güzel olur.
Dinde zorlama gayrimüslim için yoktur.
Alıntı:
Sabah namazları hariç diğer vakitleri kaçırmam vaktin sünnetlerini bazen yorgunluktan dolayı kılmıyorum günde en az 1 kere namazı cemaatle kılarım ama doğru olan bu değil allah affetsin banada ibadet sabrı nasip etsin
Sabah namazı bence niyet ile ilgili.
Kendimden biliyorum.
Gece yatarken, of çok uykum kesin namaza kalkamam dediğim gün Allah bana kılmayı nasip etmiyor.
Ama gece yatarken, kalkayım diye saatin sesini daha da açıp, özel ilgi gösterip yatarsam 1 saat uyumuş olsam bile namaza kalkabiliyorum.
Aslında en önemli vakitlerin başında Sabah, Yatsı ve İkinci geliyor.