"İnsanlar Ezan okumanın ve Namazda birinci safta bulunmanın ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, sonra bunları yapabilmek için kur'a çekmek zorunda kalsalardı kur'a çekerlerdi. Şayet camide cemaate erken yetişmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, birbirleriyle yarışa girerlerdi. Eğer yatsı namazı ile sabah namazındaki fazileti bilselerdi, emekleyerek ve sürünerek de olsa bu iki Namaza gelirlerdi."
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu; “Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.” (Mecmâü’l-Evsat, 3:154, (2313.) İmam Taberâni, Mu’cemu’s-Sağir)
* * *
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:
“Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın” buyururken işittim.
(Buhârî, Vudû’ 3; Müslim, Tahâret 35)
* * *
Ebu’d-Derda (r.a) şöyle dedi:
“Dostum Muhammed (s.a.v) bana şöyle tavsiyede bulundu. Parça parça kesilsende, yakılsanda Allah ‘a ortak koşma ve farz olan namazı bilerek terk etme. Kim ki farz olan namazı bilerek terk ederse Allah ‘ın koruması ondan uzaklaşmıştır.” (Müsned:5/238, El-Bani Sahihi ibn Mace:3529, Beyhaki)
* * *
Abdullah bin Kurt radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir.
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu;
“Kıyamet günü kul, ilk önce namazdan hesaba çekilecektir. Namaz düzgün ise diğer ameller de düzgün olacaktır. Eğer namaz bozuk ise diğer ameller de bozuk olacaktır.” (Taberâni, Terğib)
"Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir."
"Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona:
Allahım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazda imiş gibidir."
''Gerçekten ben,Allah'ım benden başka ilah yoktur,şu halde bana ibadet et ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.'' TAHA 14.AYET
''Sana kitaptan vahy edileni oku ve namazı dosdoğru kıl,gerçekten namaz kötülüklerden ve çirkinliklerden alı koyar.'' ANKEBUT 45.AYET
''Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki bunlar nefislerinin arzularına uydular,namazı terkettiler.bu yüzden ileride sapıklıkların cezasını görecekler,onlar gayya kuyusuna atılacaktır ( cehennem kuyusu).'' MERYEM 59.AYET
''Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin,şüphesiz ki o (sabır ve namaz)Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen görevdir.'' BAKARA 45.AYET
''Mücrimlere (günahkarlara) sorulacak ,sizi cehenneme sokan nedir? onlar,biz namaz kılanlardan değildik diyecekler.'' MÜDDESİR 43.AYET
Şüphesiz ki namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar." Ankebût sûresi (29), 45
“Kıldıkları namazın önemini kavramadan namaz kılanların vay haline” Mâun/4-5
“Sizi cehenneme sürükleyen sebep nedir? Derler ki: ‘Biz namaz kılanlardan değildik’.” Müddessir/42
"Gecenin bir bölümünde de uyanıp kalk ve sana mahsus olmak üzere, nâfile namaz kıl; ola ki bu sâyede Rabbin seni övgüye değer bir makama ulaştırır." İsrâ sûresi (17), 79
Namazın önemi çok büyüktür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Namazın dindeki yeri, başın vücuttaki yeri gibidir.)
(Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibâdet, namazdır. Namazı düzgün ise, diğer amelleri kabul edilir. Namazı düzgün değilse, hiçbir ameli kabul edilmez.)
(Namazı doğru kılanın, ağaçtan yaprakların döküldüğü gibi günahları dökülür.)
(Allah buyuruyor ki, “söz veriyorum ki, namazlarını vaktinde, doğru olarak kılana, azap etmem, onu sorgu suâle çekmeden cennete koyarım”)
(Namaz dinin direğidir, terkeden dinini yıkmış olur.)
(Namaz kılan, Kıyamette kurtulacak, kılmayan perişan olur.)
(Namaz kılmayan, Kıyamette, Allahü teâlâyı kızgın olarak bulur.)
(Namazı kasten bırakanın ibâdetleri kabul olmaz ve namaza başlayana kadar Allahü teâlânın himayesinden uzak kalır.)
Namaz kılmayanın kalbi kararır, diğer günahları işlemekten çekinmez. İmam-ı Rabbanî hazretleri buyuruyor ki:
(Namaz kılmak ve diğer ibâdetleri yapmak ancak müminlere kolay gelir. Kur’an-ı kerimde, (İman ve ibâdet etmek, müşriklere güç gelir) ve (Namaz kılmak müminlere kolay gelir) buyurulmaktadır. Namaz kılmamak, iman zayıflığından ileri gelir. İmanın kuvvetli olmasının alameti, dinimizin emirlerine severek kolaylıkla uymaktır.)
Namaz kılmamanın ne kadar büyük günah olduğunu bilen, ayakta duramayacak kadar hasta olsa bile, mutlaka namaz kılar. Ateşin yaktığını bilen kimse, kendini nasıl ateşe atar? Cehennemden kaçan, cenneti isteyen namaz kılmaz mı? Hadis-i şerifte, (Cenneti isteyip de, Allahın yasakladıklarından kaçınmayan, isteğinde yalancıdır) ve (Cenneti isteyen, hayırlı işlere koşar, cehennemden korkan, haramlardan kaçar) buyuruluyor.
Bütün ibâdetler içinde en faziletlisi namazdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Namaz, Allahü teâlânın hoşnut olduğu bütün amellerin en faziletlisidir. Rızkın bereketi, kabirde ışıktır. Sıratı yıldırım gibi geçiricidir. Cennette başa taçtır. İmanın başı, gözün nuru ve cehennemden kurtarıcıdır.)
(En faziletli amel, vaktinde kılınan namazdır.)
(Namazın farz olduğuna inanıp huşu içinde, eksiksiz kılan Cennete gider)
(Allah, beş vakit namazı farz kıldı, eksiksiz eda edeni Cennete koyacağına söz verdi. Namaz kılmayana verilmiş bir sözü yoktur, buna dilerse azab eder, dilerse Cennete koyar.)
(Müslüman, namaz kılarken günahları başı üzerine konur. Her secde ettiğinde başından dökülür. Namazı bitirince hiç bir günahı kalmaz.)
(Her namaz vakti gelince, melekler, “Ey insanlar, günahlarınız sebebiyle hasıl olan ateşi namaz kılarak söndürün!” derler.)
Cemaatle namaz kılmak dinimizin alameti olan önemli bir sünnettir. Özürsüz terketmek asla caiz değildir. Bilhassa yatsı ve sabah namazını cemaatle kılmak daha önemlidir. Hadis-i şerifte, (Yatsı namazını cemaatle kılan, gecenin yarısını, sabahı da cemaatle kılan, gecenin tamamını ibâdetle geçirmiş sayılır.) buyuruldu.
Yolculuk durumu, genel olarak meşakkat ve sıkıntı içerdiğinden bu durumdaki kişi için bazı kolaylıklar getirilmiştir. Bunlar yolcuya tanınan ruhsatlardır. Yolcu olan kişinin, dört rekatlı farz namazlarını ikişer rekat olarak kılmasına da izin verilmiştir.
“Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, eğer kafirlerin size kötülük etmesinden (fitne) korkarsanız, namazları kısaltmanızda bir sakınca yoktur.” (en-Nisâ 4/101)
SEFERİ KİMDİR?
Seferi, kişinin herhangi bir nedenle ikamet ettiği yerden kalkıp başka bir yere gitmesi veya gitmek için yola çıkmış kişiye de seferi veya misafir denilir. Bulunduğu yerden ayrılıp 90 km. veya daha uzak bir mesafeye yolculuk yapan kişi yol boyunca seferî hükmündedir. Gittiği yerde 15 gün veya daha fazla kalmaya niyet eden kişi seferî olmaz, mukîm olur ve seferîye tanınan ruhsatları kullanamaz. Ancak 15 günden az kalmaya niyet ederse seferîliği devam eder.
SEFERİLİKTE SÜNNET NAMAZ KILINIR MI?
Seferi olduğunuz durumlarda 4 rekatlık farz namazlar (öğle, ikindi, yatsı), 2 rekat kılınır. Sabah, akşam ve vitir namazı aynı kılınır.
Sünnetlerin tamamı kılınır, müsait olunmazsa sünnetler terk edilebilir.
Cennet-Cehennem gibi, sevap-günah da, birbirinin tam zıddıdır. Sevabın genel anlamı, Cennet’e giden yol demektir. bu yolun başlangıcında, yani dünya bölümünde, islâm düş- manlarının zulûm, baskı ve zorbalıkları vardır.
İki yüzlü münafıkların sapıklık hareketleri ve sahte din istis- marcılarının çıkar kavgaları vardır.
Diğer yandan, insanın kendi nefsinin hayvâni duyguları- nın, günah işleme yönünde istek, eğilim ve hatta baskısı vardır.
Tüm bu olumsuzluklara rağmen, Allah’ın inançlı, bilinçli ve ihlâslı kulları, başta beş vakit namaz olmak üzere, ibâdetlerden aldıkları mânevi feyizler ve ruhsal zevklerle bu engelleri aşar ve diğer insanları da kurtarmaya çalışırlar.
Aşırı soğuklardan korunmak için, daha fazla giyinmeye ve daha fazla kaloriye ihtiyacımız olduğu gibi.
Günümüzde sokağa taşan haramlardan korunabilmek için, daha güçlü ve daha bilinçli îmâna ve daha fazla sevaba ihtiyacımız vardır.
Allah’ın emirlerine ve rızasına uygun olma koşulu ile ve Allah rızası için yapılan her ibâdetin bir sevabı vardır.
Ancak sevapların başında Yüce Allah’ın kesin emirleri olan farzlar gelir. Farzların başında da beş vakit namaz gelir.
Her gün beş defa tekrarlanan ve sürekli bir ibâdet olan namaz, Allah’ı hatırlatır ve kişiyi Allah’ın huzuruna taşır.
Yüce Allah buyuruyor; “Ancak Allah benim. Benden başka ilâh yoktur. Yalnız bana ibâdet et ve beni hatırlaman için namaz kıl!” (Tâ hâ-14)
Dînin direği olan namaz, insanlara, Allah’ı hatırlatır. Allah’ın emirlerini, yasaklarını hatırlatır ve insanları haramlardan korur.
Yarı çıplak kadınların ve alkolik erkeklerin toplandığı sazlı cazlı düğün salonlarında ve gazinolarda, caz takımları, oyun havaları çalarken veya çıplak dansözler gösteri yaparken hiç kimse Allah’ı ve Allah’ın emir ve yasaklarını hatırlamaz.
Aksine alkolün etkisi, cazların coşkusu ve cinsel arzuların gerilimi ile daha fazla günah işleme yönünde birbirleri ile yarı- şırlar.
Bu dünya vefasızdır. Hiç kimseye yar olmamıştır, bizlere de olmayacaktır.
En üst makamlarda oturanlar, tüm yetkileri ellerinde top- layanlar ve ellerinde demir gibi sağlam tapuları bulunanlar, tüm mallarını, mülklerini bırakıp gitmişlerdir.
Ölüm, yalnız onların değil, hepimizin ve tüm canlıların müşterek kaderidir.
Vaktimiz gelince, sayılı nefeslerimiz tükenince, devletin tepesinde de olsak, tıp profesörü de olsak, beyaz kefene bürü- nüp bu vefasız dünyadan göçüp gideceğiz.
Yaşam boyu hırsla, ihtirasla didinip biriktirdiğimiz mallar, arkamızda dövüş, kavga ve mahkeme kararı ile paylaşılırken, sevap ve günahlarımız bizimle birlikte kabre girecektir.
Beş vakit namazı, vaktinde, düzenli bir şekilde, dosdoğru ve güzelce kılanların, günlük yaşamlarının büyük bir çoğunlu- ğu ibâdetle geçer.
Sevgili Peygamberimiz; “Ameller (işler) niyetlere bağlıdır ve her kişi için, niyetinin karşılığı vardır.” buyurmuştur.
Sabah namazına kalkma niyeti ile yatan ve çalar saati ayar- lama gibi gerekli önlemleri alanların, namazla ilgili sevapları başlamıştır.
Tatlı uykularından ve sıcak yataklarından Allah rızası için ve namaz kılma niyeti ile kalkanlar, tuvalet dahil namazın ön hazırlıklarına başlarken attıkları adımlarının ve hareketlerinin ayrı ayrı sevapları yazılır.
Abdest almaya başladıkları an, yıkadıkları organlarından damlayan su damlacıkları ile birlikte, küçük günahları dökül- meye başlar.
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor; “Bir müslüman kul (ki- şi), abdest almaya başlayınca, ağzını yıkarken, ağzındaki günahları, burnunu yıkarken, burnundaki günahları, yüzünü yıkarken, göz kapaklarının altına kadar yüzündeki günahları, kollarını yıkarken, tırnak altlarına kadar kollarındaki günahları, başını mesh ederken, kulak altlarına kadar başındaki günahları ve ayaklarını yıkarken, tırnak altlarına kadar ayaklarındaki günahları dökülür.”
Namazın anahtarı olan abdestle ilgili pek çok hadis-i şerif- ler ve sevindirici müjdeler var. Anahtarı bu derece değerli olan hazineyi düşünelim ve bu düşüncenin ışığı altında namazın sevaplarını düşünelim.
Beş vakit namazı vaktinde ve düzenli bir şekilde kılan, Allah’ın inançlı, bilinçli ve ihlâslı kulları, her gün tam kırk rekât namaz kılmaktadırlar.