Bir asker, Namaz kılan diğer askere ‘Arkadaş kaçıncı asırda yaşıyoruz? Niçin kendini zahmete sokup her gün, günde 5 defa Namaz kılıyorsun?’ diye sorar. Namaz kılan asker, tam o sırada uzaktan görünen teğmeni gösterir ve ‘Şu insan niçin yanından geçerken toplanıyor, selam veriyor ve bütün emirlerine itaat ediyorsun. ‘yat’ derse yatıyor, ‘kalk’ dese kalkıyor, sürün derse sürünüyorsun? O da senin gibi iki ayağı, iki eli ve bir başı olan bir insan değil mi?’ diye karşı bir soru sorar.
Diğer asker cevap verir: ‘Evet! O da benim gibi bir insan; ama rütbesi var, omuzun da yıldızı var’ diye cevap verir.
Namaz kılan askerin sözleri can alıcı noktaya temas etmeye yöneliktir. ‘Ey arkadaş! Sen omuzun da bir tane yıldızı var diye, senin gibi bir insana itaat ediyorsun da ben, yerdeki kumlar adedince yıldızları olan ve hepsini gökyüzünde tespih taneleri gibi kudret eliyle çeviren Allah’a niçin itaat etmeyeyim? Ben niçin Namaz kılıp onun emrini yerine getirmeyeyim’ diye sözü bağlar. Diğer asker şaşkın şaşkın bakakalır.
Hicri 11.yıl Alemlere Rahmet olarak gönderilen Hz. Peygamber’in kendi ifadesi ile Refik-i A’la’ya doğru yolculuğa çıktığı tarihtir. Efendimiz’in (s.a.v.) vefatı öncesi son on üç günü bizler için çok önemlidir ve derinlemesine tahlil edilmelidir. Çünkü Allah Resulü bu zaman zarfında sürekli ashabına hassasiyetlerini, neye ne kadar önem verdiğini,ümmetine neleri nasıl tavsiye ettiğini bildirmiştir. Efendimiz’in (a.s.) bu günlerde en fazla üzerinde durduğu husus neydi diye araştıracak olursak, bunun Namaz olduğunu görürüz. İsterseniz kısa bir yolculuğa çıkalım ve Allah Resulü’nün o günlerini hızlı bir biçimde gözlerimizde canlandıralım.
Bir gece vakti kalkmış, Baki Kabristanlığına gitmiş, kabir sakinlerine selam verip oturmuş, onlar için dua ve istiğfarda bulunmuştu. O günden sonra iyice fenalaşmış, eşlerinden izin alarak, Hz. Aişe’nin odasında kalmaya başlamıştı. Şiddetli bir baş ağrısına duçar olmuştu. Öyle ki Bilal’in Hayye ala’s salâhhaykırışını duyunca başını mendillerle bağlayarak büyük bir zorlukla Mescide gelebilmişti. Vakit akşamdı. Mihrabına geçti, Sahabe son kez O’nun arkasında namaz kılacaktı. O namazda; mübarek dudaklardan, Mürselat Sûresi süzülmüştü. Allah Resulü namazdan sonra odasına çekilmişti. Yatsı vakti gelince Bilal yeniden gelmişti. O gür sesi ile Efendimiz’e namaz vaktinin geldiğini haber vermişti. Ama Allah Resulü bir türlü yerinden kalkamıyordu. Su istedi, elini,yüzünü yıkayıp,abdest aldı. Ayağa kalktı, Mescide gitmek üzere yürümeye başladı. Birkaç adım atmıştı ki, oracıkta düşüp bayıldı. Bir müddet sonra uyandı. Ağzından çıkan tek kelimeydi. Namaz diyordu. Namaz,ah namaz diye inliyordu.“Müslümanlar namaz kıldı mı?” diye sordu. “Hayır; İnsanlar sizi bekliyor” dediler. Bir daha su istedi, boy abdesti aldı. Yeniden Mescide doğru yöneldi. Ama yine yürümeyerek bayıldı. Bir müddet sonra gözünü açınca aynı soru yeniden dudaklarından döküldü: “İnsanlar namaz kıldı mı?” Cevap yine aynıydı: “Hayır.” Nasıl namaz kılacaklardı ki? Mihrabın sahibi olmadan, o güzide cemaat nasıl namaza durabilirlerdi ki? Resulullah (s.a.v.) üçüncü kez su istedi, yıkanıp abdest aldı. Ama bu sefer hiç yerinden kalkamadı. Yürüyecek hali kendinde bulamayınca; “Söyleyin Ebubekir’e namazı kıldırsın” buyurdu. Hz.Aişe bazı mülahazalarla bu emri biraz ağırdan alınca, gadaplandı ve mihrabın kendinden sonraki sahibini işaret edercesine emrini yeniledi.
Bunun üzerine Hz.Ebubekir mihraba geçti ve gözyaşları içerisinde Müslümanlara namaz kıldırdı. Allah Resulü hasta yatağında Ebubekir’in her sesini duyduğunda tebessüm ediyor, ümmetinin selameti için dualarda bulunuyordu. Hz.Ebubekir, Allah Resulü hayattayken 17 vakit namaz kıldırmıştı.
Bir öğle namazı vakti idi. Cemaat yine Ebubekir’in arkasında saf bağlamış, El-Vahid olan Allah’a yönelmiş, tevhidin etrafında vahdet etmişlerdi. Resulullah (s.a.v.) odasından çıkmış, ümmetini o halde görünce mübarek dişleri görünürcesine gülmüştü. Ümmetin o hali hasta yatağında Seyyid-i Ruhu Enam’ı hoşnut etmişti. Mihraba doğru yürüdü. Ebubekir O’nun gelişini görünce mihrabı asıl sahibine bırakmak için harekete geçti. Ama O (s.a.v.), buna müsaade etmedi. Hz.Ebubekir böyle bir şerefe de nail olacak ve bu hatırayı hep hüzünle ama büyük bir iftiharla anlatacaktı. O namaz Resulullah’ın ashabı ile son namazı idi. Efendimiz o son namaz ve hutbesinden sonra da dünya hayatına veda etti.
Allah Resulü’nü sevindiren Amel, Namazdı. Ümmetinin hep bir arada aynı ruh hali ile Rablerine yönelmesi idi.
Namaz saati kaçmasın diye! Hastane bankında...
Bir vatandaş tarafından cep telefonu ile çekilen görüntülerde, namazın geçmesini istemeyen yaşlı bir adam oturduğu banktan yere inerek namazını kıldı.
Edinilen bilgiye göre, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yaşlı bir adam hasta olduğu için mescide gidemedi. Oturduğu banktan yere inerek ayakkabılarıyla birlikte namaz kılmaya çalıştı. Yaşlı adamın namaz hassasiyeti bir vatandaş tarafından görüntülenirken çevredekilerin şaşkın bakışlarına aldırmayan yaşlı adam, namazı kıldıktan sonra yine oturduğu banka geçti.
http://www.haber7.com/kahramanmaras/2551361-namaz ...e-bankinda
Şeytan ve nefsimiz bizi oyalayarak namazdan uzaklaştırıyor. O yüzden sıkça Allahu tealayı zikretmek gerekiyor. Ufak da olsa günah işlediğimizde hemen tevbe etmemiz gerekir.yoksa o günah lekeleri kalbimizi kaplar mazallah. Allah bizleri namazını dosdoğru kılan müminlerden eylesin (amin)
Hükümdârın biri,
bir yere gitmeye hazırlanırken üzerine giymek için sayısız elbiseler içinden en güzelini ve binmek için de birçok at içinden en rahvan ve gösterişli olanı seçmişti.
Adamlarıyla birlikte muhteşem bir tavırla, böbürlenerek ve etrafına çalım satarak yola çıktı.
Yolda, üstü-başı perişan biri, atının yularına yapıştı! Hükümdar:
“Sen de kimsin,
benim karşımda kim oluyorsun,
çekil önümden!” diye hışımla bağırdı! Adamcağız ise sâkince:
“Sana söyleyeceklerim var!
SENİN İÇİN ÇOK HAYATÎ BİR MESELE! …” dedi.
Hükümdar merakla karışık bir hiddetle:
“Söyle bakalım!” deyince, adam:
“Gizlidir, eğil de kulağına söyleyeyim!” dedi. Hükümdar eğilince, adam:
“Ben Azrâil’im, canını almaya geldim!” dedi.
Hükümdar bir anda neye uğradığını şaşırdı, telâşa kapıldı,
aman dilemeye başladı:
“Ne olur biraz müsâade et!..” dedi.
Azrâil -aleyhisselâm- ise:
“Hayır, sana müsâade yok!
Âilene de ulaşamayacaksın!”
dedi ve oracıkta hükümdârın canını alıverdi!
Daha sonra yoluna devam eden
Azrâil -aleyhisselâm- sâlih bir mü’min kul ile karşılaştı. Ona selâm verdikten sonra:
“Seninle bir işim var,
bunu sana gizli söyleyeceğim!”
dedi ve kulağına eğilerek kendisinin Azrâil olduğunu söyledi!
Mü’min kul buna sevindi ve:
“HOŞ GELDİN,
KAÇ ZAMANDIR SENİ BEKLİYORDUM!
BÜTÜN GAYRETİM,
NOKSANLARIMI VE KUSURLARIMI BERTARAF EDİP ÖLÜM ÂNIMI GÜZELLEŞTİREBİLMEK İÇİNDİ! DÂİMÂ SON NEFESİMİN ENDİŞESİ VE HAZIRLIĞI İÇİNDE İDİM! ” dedi.
Azrâil -aleyhisselâm-:
“ÖYLE İSE YAPMAKTA OLDUĞUN İŞİ TAMAMLA! ” dedi.
Adam:
“BENİM EN MÜHİM İŞİM,
ALLAH TEÂLÂ'YÂ VUSLATTIR!” dedi.
Bunun üzerine ölüm meleği:
“Hangi hâl üzere istersen,
o hâl üzere canını alayım!” dedi.
Adam:
“Buna imkân var mı?” diye sordu.
Melek:
“Evet, senin için bununla emrolundum!” dedi.
Adam:
“O HÂLDE ABDESTİMİ TÂZELEYEYİM,
NAMAZA BAŞLAYAYIM VE
BAŞIM SECDEDE İKEN CANIMI AL!”
dedi ve hakikaten öyle oldu!
Bu hâdiseden idrâk ettiğimiz kadarıyla ölümü güzelleştirmenin çâresi;
ALLÂH’I SEVMEK VE RASÛLÜ'NÜN İZİNDEN GİDEBİLMEKTİR!
Nitekim Cenâb-ı Hak, ömrünü amel-i sâlihlerle tezyîn edip hiçbir zaman Rabbini unutmayan kuluna son nefesinde şu güzel müjdeyi verir:
"ŞÜPHESİZ, RABBİMİZ ALLÂH'TIR DEYİP, SONRA DOSDOĞRU YOLDA YÜRÜYENLERİN ÜZERİNE MELEKLER İNER, ONLARA :
- KORKMAYIN, ÜZÜLMEYİN,
SİZE VAAD OLUNAN CENNETLE SEVİNİN! - DERLER." (Fussilet, 30)
RABB'İMİZ!
CÜMLEMİZE BU MÜJDENİN MUHTEVÂSINA GİREBİLMEYİ LUTFEYLESİN İNŞALLAH! ÂMÎN!
Vaktinde kılınamayan kaçırılan Sabah Namazı nasıl kılınır?
Sabah namazının vakti çıkmadan kılmaya gayret etmek gerekir. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Sabah namazının iki rek`at sünneti, dünya ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır."
Vaktinde kılınamayan kaçırılan sabah namazı nasıl kılınır?
Sabah namazını zamanında kılamayan kişi güneşin doğmasından ve kerahet vaktinin çıkmasından sonra, Öğle vakti kerahet girmeden önce kılabilirse hem sünnetini hem de farzını kaza eder.
Sabah namazı öğleden önce kaza edildiğinde vakti içinde kaza edilmiş olur.
Sabah namazının sünnetini kaza ederken, "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının sünnetinin kazasını kılmaya." denir.
Sabah namazının farzını kaza ederken, "Niyet ettim Allah rızası için sabah namazının farzının kazasını kılmaya." diye niyet edilir.
Sabah namazı için kerahet vakti güneşin doğmasından itibaren 45 dakikadır. Bu vakitten öğle vaktine 20 dakika kalana kadar sabah namazı sünnetiyle beraber kaza edilebilir.
Sabah namazının kerahet vakti güneşin çıkışından itibaren 45 dakikadır. Bundan sonra öğlen namazına 20 dakika kalıncaya kadar sabah namazını sünnetiyle birlikte kaza etme vaktidir.
Eğer bu vakitte sabah namazının kazası kılınmaz ise Öğle vaktinden sonraya kalan sabah namazlarının sadece farzı kaza edilebilir. Sünnetini kazaya bırakma şansı kaybedilmiş olur.
Kuranı-ı Kerim’de Fatiha suresinden Nas suresine doğru bir sıralama var. Namazda bu sıralamaya uyulması gerekli.
Fatiha suresini namazda okumak vaciptir. Bu nedenle zammı surelere dâhil edilemez. Yani sıralamalarda yeri yoktur. Fatiha Suresini zammı sureden önce okumak gereklidir.
Namaz sureleri olarak adlandırılan 10 surenin namazda okunma sırası ise Fil suresinden Nas suresine doğrudur. Sıralama aşağıdaki gibidir.
1. Fil Suresi
2. Kureyş Suresi
3. Maun Suresi
4. Kevser Suresi
5. Kafirun Suresi
6. Nasr Suresi
7. Tebbet Suresi
8. İhlas Suresi
9. Felak Suresi
10. Nas Suresi
Okuma sırasıyla ilgili aşağıdakilere aykırı davranmak mekruh olarak görülmüştür.
1. İkinci rekâtta okunan sure, birincide okunan surenin hep aşağısında olacak, yukarısında olmayacaktır. Yani hiç sure atlamadan sırasıyla okunur.
2. Atlayarak okunacak olursa arada tek sure bırakılmayacak, iki veya daha fazla sure atlanarak okunacaktır.
3. Okunan bu ikinci sure, birinciden iki ayetten daha fazla uzun olmayacaktır.
4. Okuma sıralaması yukarıdan aşağıya doğru yapılır; aşağıdan yukarı doğru yapılmaz.