1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
Misafir 402
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 09:07
Gördüğünüz gibi tarihimizin en büyük istihbarat başarısı, 2. gezi kalkışması planlayan hainler, provakatörler, iç savaş şakşakçıları, Türkiye'nin gücünü kıskanan onun geleceğinden korkan bütün ajanlar adil Türk yargısı tarafından gece yarısı tahliye edilmişler. Şimdi dönün ve bu başlıkta yazılan diğer yazıların hepsini okuyun ve insanlar hakkında iftira atmanın, onlara suç yüklemenin, onları olmadıkları bir şeyin içine sokmanın ne kadar kolay olduğunu görün.
|
 |
MeteHan!
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 09:22
Gereken yerlere çok güzel mesaj gitti siz hiç merak etmeyin.
Bu topraklarda artık İstediğiniz her moku yiyemezsiniz, adım adım izleniyorsunuz, FETÖ'cü hainler temizlendikçe istihbarat akışımız daha da güçleniyor.
Belli ki fazla sürtüşme olsun istenmedi çünkü fena ağladı ve panikledi batılılar, alın köpeklerinizi ama herşeyin farkındayız mesajı bu
|
 |
Misafir 402
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 09:30
Bu derin analizler için çok teşekkür ediyorum. Demek ki sadece sürtüşme olmasın diye 2. geziyi başlatabilecek kadar etkili, ajanları serbest bırakmışız. Türkiye'nin geleceğine kastedenlerin cezası sadece 110 gün hapis midir? Bu insanlar bu kadar kritik konumlarda Türkiye'nin altına dinamit yerleştiriyorsa sırf daha fazla 'sürtüşme' olmasın diye serbest mi bırakılmalılardır?
|
 |
Misafir 3fb
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 09:31
Siz komplo teorileri okumaktan mantığınızı kaybetmişsiniz. Gezi protestoları planlanmış falan değildi, yılların biriken öfkesi kendiliğinden boşaldı. Daha geçen hafta CB İstanbulu mahvettik ben de sorumluyum diyordu, demek ki Geziciler haklıymış, tecavüz edilmedik park yeşil alan kalmadı..
|
 |
Mehmet DK
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 09:38
| Alıntı: |
Biz bunları hain ilan etmemiş miydik... Neden serbest kalıyorlar
|
Beynimin sol tarafı haksız oldukları anlaşıldığı için serbest bırakılmış olabilirler diyor.Sağ tarafım ise, reis bu, serbest bırakmanın karşılığında muhakkak birşeyler koparmıştır diyor.Beynimini ikiye ayırmadan tümü ile düşündüğümde ise şu olasılığın olabileceğıne inanıyorum.Reis öyle kolay kolay kimseyi serbest bırakmaz,,birilerinden birşeyleri muhakkak garanti etmiştir..ama neyi ! 
|
 |
Misafir 180
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 09:38
Almanya'nın kredileri keseceğiz haberinden sonra tahliyelerin gelmesi manidar.
|
 |
Rüştü BAKMAZ
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 10:32
| Alıntı: |
| Tüm sanıklar gece yarısı serbest bırakılmış. Şimdi tekrar ajanlık mı yapacaklar? |
| Alıntı: |
| Biz bunları hain ilan etmemiş miydik... Neden serbest kalıyorlar |
| Alıntı: |
| Yine mi kandırıldık serbest kalmışlar.. |
| Alıntı: |
| Bu insanlar bu kadar kritik konumlarda Türkiye'nin altına dinamit yerleştiriyorsa sırf daha fazla 'sürtüşme' olmasın diye serbest mi bırakılmalılardır? |
| Alıntı: |
| Yine mi kandırmışlar? |
Bu tür arkadaşlardaki motivasyon kaynağı nedir acaba?
Ne oluyor da, ne hissediyorlar da, nasıl bir memleket sevdaları, kaygıları var da, nasıl bir adalet anlayışları bulunuyor da;
kendi rutini içerisinde devam eden bi mahkeme sürecindeki,
kendi içindeki yargılama bilgilerine göre şekillenen gelişmeleri böyle dalga geçerek, saptırarak, akılları sıra hakaret ederken bir yandan da geçmişteki Gezi olayları kahpelikleri ve hala yaşatılmaya çalışılan "Haziran" melanetini bile bile göre göre Polyannacılıktan öte bir sorumsuzluk sergileyebiliyorlar..
Bu ülkede, hala "Tutuklu Yargılama" ile "Tutuksuz Yargılama" meselesini anlayamadılar. Ya da anlamamazlıktan geliyorlar ki, birileri tutuklansa da çemkirebiliyorlar, tutuksuz yargılama yapılırsa da. Öyle bir nalıncı keseri ki sürekli bu beyzadelerden yana kesim yapıyor..
Olan şu,
Toplam 11 kişinin katıldığı, 8 tanesi tutuklu bulunan bu mesele için dava açıldı.
Bu tutuklamalar sonucunda yapılan tahkikatlar eşliğinde ilgili davada, ilk duruşma dün yapıldı.
Savcı, 11 kişi ile devam eden ve 8 tanesi halihazırda tutuklu bulunan sanıklardan 7 tanesinin tahliyesini talep etti, birinin tutukluluk halinin devam ettirilmesini istedi.
Mahkeme 8 tutuklu da dahil 11 kişinin tümünün tutuksuz yargılanmasını uygun gördü.
Mahkeme bitmedi,
Hukuk işlemeye devam ediyor,
Burada aklamaya çalışılsalar da suçlanmaya çalışılsalar da kararı mahkeme verecek..
Bakınız Hürriyet adlı gayrımilli amiral gemisi haberi ilk sayfasında nasıl sunmuş:
Bununla birlikte dikkat çeken üç nokta var.
1. Tutuksuz Yargılama diyememişler, "serbest bıraktı" ifadesini tercih etmişler.
2. Nasıl bir habercilik anlayışı ise, 5N1K denen naneden eser yok, sadece savunmanın iddialarıyla manşeti geçiştirmişler.
3. Dikkat edilsin, acaba neden bir Türk yetkilinin veya başka birinin değil de ALMAN DIŞİŞLERİ'nin görüşü manşete büyük ve kalın harflerle taşınma ihtiyacı hissedilmiş?..
Aslında her şey ve bağlantıları o kadar açık ki..
İşbirlikçi ve hain sözde medyasına mı yanarsın,
her meselede memleket düşmanlarıyla aynı saflarda dikilmeyi marifet sanan bir kısım "çağdaş" geçinen tipin şuursuzluğuna ve körkütük cahilliğine mı yanarsın,
bunların bin bir türlü melanetle ve ihanetle artık ders alıp millileşmesi bir yana, her meselede daha da marjinal noktalara savrulmalarına mı yanarsın,
sürekli "hukukun üstünlüğüüü" diye ünleyenlerin o çook sever göründükleri "hukukun" değil, ideolojik duruşlarının üstünlüğünü, daha doğrusu jüristokrasi vesayetini savunduklarının bu kadar ayan beyan ortada olmasına rağmen, bu noktalarda akıl baliğ vatan evlatlarının %100 mertebesinde kendiliğinden olması gerekirken hala çok azınlıktaki bir kısmının meseleleri isabetli tahlil edebilmesine mi yanarsın,
hemen tüm melunlar topyekün ve işbirliği içinde her vesile ile memlekete saldırırken, hala ama hala gerçekten bir milli ve derli toplu topyekün duruş sergileyemediğimize mi yanarsın...
Şu son 109 senemiz milletimizi nasıl da perperişan etmiş böyle.. Milli duruş noktasında bu kadar şuursuzluk, vurdumduymazlık, gaflet ve garez olabilemez, kabul edilemez.
Bu meseleyi, (ki ana konusu ülkenin karıştırılması, ihanet, terör, aleyhte casusluk faaliyetleri) anlamadan, dinlemeden, anlamaya bile çalışmadan, süreçleri doğru tahlil etmeden bu kadar düşmanca ve tek taraflı yorumlamak "milli" bir zihin için mümkün değil.
Kimseye de otomatikman "suçlu" demiyoruz, denmesini istemiyoruz. Ancak kabul edilemez olan, böylesine kritik ve ciddi bir durumda bile sanıklar lehine bu kadar tek taraflı ve kolayca sergilenebilen hüsnüniyetin, HİÇ BİR ZAMAN ve ASLA "milli" hassasiyetler, ülke ve yöneticileri lehine sergilenememesindeki akıl almaz çifte standart ve bunun kök sebebi zihniyettir..
**
| Alıntı: |
| Siz komplo teorileri okumaktan mantığınızı kaybetmişsiniz. Gezi protestoları planlanmış falan değildi, yılların biriken öfkesi kendiliğinden boşaldı. Daha geçen hafta CB İstanbulu mahvettik ben de sorumluyum diyordu, demek ki Geziciler haklıymış, tecavüz edilmedik park yeşil alan kalmadı.. |
Geziciler haklı değil, hain teröristlerdi. Komplo teorisi falan da okumakla olmuyor, ilgili başlıkta meselenin tüm serencamı duruyor.. Orada otobüs balyozlayan kahpenin neresi haklı? Sapan atan kadın? "Zulüm 1453'te başladı" diyen tohum? Bunlara "haklı" diyen de en az o teröristler kadar haindir. O kadar.
|
 |
Rüştü BAKMAZ
5 yıl önce - Prş 26 Ekm 2017, 11:59
Asla kanıtlayamayacağınız, asla zerre kadar gerçeklik içermeyen, asla bir tek örnek dahi sunamayacağınız iftiralarla, aynı ezberleri aynı sloganları söylemekle "zorbalık", "baskı", icad olunamaz.
Size yakın geçmişimizden zorbalık örnekleri vermeye bile gerek yok, şu an iktidara gelebilseniz yapacağınız her şey kesinlikle zobalık olur.
Aynen 1909'dan 12 Eylül 2010 tarihleri arasında yaşatılan iklim gibi..
Buradan 2002-2010 arasına çamur atmaya da kalkılmasın; o süreçte zalim, zorba vesayet sistematiği hakimdi ülkeye.. Seçimle muktedir olunması hayılısı ile 2019 sonrasında...
|
 |
Muallim Akif
5 yıl önce - Cmt 28 Ekm 2017, 13:38
Birilerinin utanıp sıkılmasını boşuna bekliyoruz. Hakan Albayrak'ın Karar gazetesindeki yazısını kopyalıyorum aşağıya. İslami camiadan vicdan sahibi birisinin yazısını özellikle yapıştırıyorum ki gene birileri ağzını gevrete gevrete bu konuyu suistimal etmeye devam etmesin. Unutmadan bir de yalanın dinimizin en büyük günahlarından olduğuna dair başlık mevcut forumda. 28 Ekim 2017 tarihli yazıdır:
"CASUSLUK TEZVİRATININ SONU
Büyükada’da insan hakları konulu seminer kisvesi altında düzenlenen toplantı aslında 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünün devamı niteliğinde bir tezgâhmış… Masada büyük bir Türkiye haritası varmış; o harita üzerinde kaos planı yapılmış… Katılımcılardan birinin bilgisayarından Türkiye’yi bölünmüş gibi gösteren bir harita da çıkmış… En önemlisi, Alman Konsolosluğu’nun, Büyükada ekibinin başı olan Peter Steudtner’in cep telefonuna, Berlin tarafından adım adım izlenmesine yarayan “Elephant” isimli bir program yüklediği tespit edilmiş…
Bazı anlı şanlı gazetelerimize ve televizyonlarımıza göre bunlar ajan provokatörlüğün ve casusluğun şeksiz şüphesiz delilleriydi.
Gelin biraz yakından bakalım bu “delil”lere…
***
Üzerinde kaos planı yapıldığı ileri sürülen Türkiye haritasından başlayalım. Aslında, katılımcılardan birinin A-4 kâğıda çizdiği bir harita bu. Söz konusu toplantıda mütercim olarak bulunan bir şahıs, mahkemedeki ifadesinde konuyu şöyle anlatmış: “...Daha sonra medyada çıkan haberlerde bir Türkiye haritası üzerinde bazı planlar yapıldığını okudum. O haritayı Alman vatandaşı olan eğitmen şahsın katılımcılardan hatırladığım kadarıyla son bir haftada ya da bir ay içinde sizi etkileyen önemli bir olayı resmedin demesi üzerine Özlem Dalkıran’ın çizdiğini hatırlıyorum. Daha sonra bu harita üzerinde herhangi bir konuşma geçmedi.”
Hikâyenin teferruatı için, Yıldıray Oğur’un 5 Ağustos 2017 tarihli Karar’da çıkan “Büyükada’da aksayan vapur seferleri üzerine” başlıklı yazısına bakalım: “Toplantı sırasında stresle baş etme eğitimi verilirken iki yıldır Suriyeli mültecilerle çalışan BM çalışanı Veli Acu, bir cinsel taciz hikayesi anlatmış, katılımcılar bu olaydan çok etkilenmiş ve bazıları ağlamıştı. Bunun üzerine eğitimi veren Peter Peter Steudtner, katılımcılardan kendilerini strese sokan şeyleri çizmelerini istemişti. Squash oynayan avukat İlknur Üstün, üzerine gelen toplar çizmiş, Diyarbakır’dan katılan avukat Şehmuz Özbekli, klastrofobik olduğu için asansör çizmiş, Özlem Dalkıran da Güneydoğu’da savaş, İstanbul ve Ege kıyılarında yapılaşma, Karadeniz’de HES’ler gibi kendisini strese sokan sorunları bir Türkiye haritası üzerinde resmetmişti.”
Gelelim, Türkiye’yi bölünmüş gibi gösterdiği ileri sürülen haritaya. Ortadoğu’nun hangi bölgesinde hangi dilin konuşulduğunu gösteren bir haritadan bahsediyoruz aslında. Her dil havzası için ayrı bir rengin kullanıldığı, mesela Türkiye’nin falan bölgesiyle Suriye’nin filan bölgesinde aynı dil konuşuyorsa ikisinin aynı renkte gösterildiği, ama Türkiye’nin ve diğer ülkelerin resmî sınırlarının hiç tahrif edilmeden ve gayet belirgin şekilde yer aldığı bir harita. Bu da yanlış alarm.
Son olarak, Alman Konsolosluğu tarafından Peter Steudtner’in cep telefonuna yüklendiği iddia edilen ve casusluğun en önemli kanıtı gibi sunulan “Elephant” programına gelelim. Aslında yok öyle bir şey. Federal Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın “Elefand” (Eelektronische Erfassung von Deutschen im Ausland / Yurtdışındaki Almanların Elektronik Kaydı) diye bir uygulaması var ama bunun cep telefonu uygulamalarıyla hiçbir alâkası yok. Ülke dışına çıkan Alman vatandaşlarına, başlarına kötü bir şeyin gelmesi halinde büyükelçilik yahut konsoloslukların hızlı bir şekilde müdahale edebilmesi için, internette bir “Elefand” formu doldurarak, telefon numaralarını, elektronik posta adreslerini, gittikleri ülkelerdeki adreslerini ve bir arada olacakları kimselerin irtibat bilgilerini, ayrıca Almanya’daki yakınlarının da adreslerini ve telefon numaralarını bildirmeleri tavsiye ediliyor. Hepsi bu. Siz de isterseniz Federal Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın internetteki ilgili sayfasına (elefand.diplo.de) girip, Peter Steudtner ve daha yüzbinlerce Alman’ın doldurduğu formdan doldurabilirsiniz.
***
Hülasa, düpedüz yalan söylendi bu konularda. 28 Şubat medyasının izinden giden gazetelerimiz ve televizyonlarımız, Büyükada Davası sanıklarına düpedüz iftira attı. Yalanlarıyla, iftiralarıyla hem kamuoyunu hem de siyasi iktidarı etkiledi. Türkiye’yi saçma sapan bir senaryoyla aylarca meşgul etti ve o sanıkların aylarca zindanda tutulmasını ‘makulleştiren’ zehirli bir atmosfere yol açtı.
Yıldıray Oğur gibi gazeteciler gerçekleri bir bir ortaya çıkardığında geri adım atabilir, sanıklardan ve yanılttıkları okuyucularından/izleyicilerinden özür dileyebilirlerdi, ama onu da yapmadılar. Savcılığın iddianamesi ajanslara düşüp, sanıkların casusluk veya kaos planlamakla filan suçlanmadığı, terörist de ilan edilmediği (sadece “terör örgütlerine mensup şahıslarla ve ülkemiz Anayasal düzeni aleyhine faaliyet yürüten kurum ve kuruluşlarla ilişki ve irtibat”ta bulunduklarına dikkat çekildiği) ortaya çıktığında bile kendilerini tekzip etmeye yanaşmadılar. Öyleyse, yalanlarının taammüdî (kasıtlı) olduğunu, bile isteye iftira attıklarını söyleyebiliriz.
Büyükada Davası’nın bütün tutuklu sanıkları (8 kişi) evvelki gün tahliye edildi. Peter Steudtner’in Almanya’ya dönüşüne izin de verildi. Elde kalan son suçlama olan “terör örgütlerine mensup şahıslarla ve ülkemiz Anayasal düzeni aleyhinde faaliyet yürüten kurum ve kuruluşlarla ilişki ve irtibat”ın mahiyeti de pek öyle dramatik değilmiş demek. Gelin görün ki, aylardır ‘büyük casusluk skandalı’ tezviratı yapan medya mensuplarında hâlâ mahcubiyetten eser yok. Vicdanları sızlamadığı gibi, inandırıcılıklarını kaybetmekten ötürü meslekî bir kaygı da duymuyorlar. Ya okuyucuya / izleyiciye ihtiyaçları yok veya “Bizim okuyucularımız / izleyicilerimiz salaktır” diye düşünüyorlar.
Tahliye edilen Büyükada Davası sanıklarına ve ailelerine geçmiş olsun, gözünüz aydın diyorum."
|
 |
Mete1965
5 yıl önce - Cmt 28 Ekm 2017, 13:45
davanın seyrini değiştirecek gelişmeler olmasa salınmazlardı herhalde.bilmediğimiz neler döndü allah bilir.
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|