Türkiye ne yaparsa yapsın,ne karar alırsa alsın Kerkük ve Türkmen bölgesindeki durumlara göre işler ilerleyecek.
Türkiye isterse 1 aydan kısa sürede bütün Suriye ve Irak'ı alır eğer arkada ABD ve Rusya olmasa.
Her şeyi eleştiren kesimler bu gerçeğin farkında olursa Türkiye sanki,Esad,Barzani veya İbadi'ye karşı başarısız oluyor,onlara laf geçiremiyor gibi içi boş eleştiriler olmaz.
Sonuç olarak adamların burada bir planı,projesi var 1000 yıl önce de geldiler,100 yıl önce de korkarım bu bölge halkındaki cahillik ve mikro milliyetçilik olduğu sürece de gelip elimizdekini alıp,zenginliklerine katıp,mutlu mesut yaşamaya devam edecekler.
Bizim bu petrol ambargosunu yapmamızdaki en büyük engel 2013 anlaşması. Semih Bey de yazmış bizim boru hattından giden petrolun çoğunluğu merkezi hükümetin ve bizde pay edillip sonra Bağdat Yönetimine ve Erbil yönetimine ödeniyor. Bunun bu şekil olmasını da biz 2013 yılında yaptığımız petrol anlaşması ile sağladık.
Ondan öncesinde tüm gelir Bağdat yönetimine gider oradan pay edilirdi. Eğer 2013 deki anlaşmayı Türkiye Erbil ile yapmamış olsaydı ödeme önce Bağdat'a gider sonra iş onlara kalırdı ister verirler ister vermezlerdi ve şuanda bize gerek kalamdan bağdat yönetimi gerekli petrol ambargosunu koyardı ya da barzani tüm hattı kapatır tüm dünyayı karşısına alıp hem kendine gol atar hem de haklılık payını düşürürdü.
Özetle geçmişte yaptığımız özellikle yakın gelecekte yaptığımız yanlışlar sürekli elimizi kolumuzu bağlıyor.
Bu şekilde bir alaşma yapmamızın sebebi de geçmişte bağdat yönetimine cephe aldığımız zamanlar da bağdat yönetimi kürt bölgesine ödemeleri geç veya eksik yapıyordu ve biz aracı olup alıcı ülkelerle de görüşüp ödemenin Türkiye üzerinden yapılmasını sağlayıp merkezi hükümeti petrol konusunda zayıflatıp erbil i güçlendirdik. Amacımız da buydu o zamanlarda. Gözümüzü oyacak kargayı besledik.
Gönül isterki doğudaki pyd ve ıykb olusumlarını yok edelim ama 45 yıllık siyaset yorumcusu olarak şunu diyebilirimki 2 yıl içinde kürdistanı tanıyacağız.
İranıda tebrik ediyorum adamlar açıklama yerine icraat yaptılar.
Barzani madem abd nin adamı idi biz neden 15 senedir bu adamı destekliyoruz.
bu işin kopma noktası bu referandum değil işin kopma noktası 2003 de Kerkük tapu kayıtlarının yağmalanmasıydı.
Öncesi de var asıl o işin kopma noktası bunlarla Saddam arasında geçen hadisede bizim peşmergeden yana tavır koymamızdı sonrasında zaten sınırlarımızı bunlara açtık terör zirve yaptı falan filan yani fitili özal ateşledi saddam zamanında bu peşmerge itlerinin canına okuyordu sonra biz gittik bunlara her türlü desteği verdik peşmergeyi biz eğittik bunların tüm kamu binalarını vs bizim müteahhitler inşaat şirketleri falan yaptı petrollerini biz alıp sattık taa o zamanlar oraya gidenlerin pasaportlarına kürdistan damgası vuruyorlardı yani adamlar bu aşamaya göstere göstere geldiler bizse yıllardan beri kenardan öylecene izledik sahaya inip dişimizi göstermeyi hiç düşünmedik.
Bu belayı başımıza özal sardı özal tam bir Amerikancıydı sürekli 1 koyup 3 alma hayali kuruyordu Amerika ne derse onu yapıyordu 36. paralel denen bişey icad ettiler orayı Saddam'a uçuşa yasak bölge ilan edip Saddam'ın savunma hakkını elinden alıp terörü ve barzaniyi bi güzel beslediler adamlar taa o zamanlardan beri devletleşmeye başladılar yani yeni bi sorun değil ki bu.
İşte o zamanlar hata yaptık ve bu günlere gelindi biz Esad gitmesin savaşı o kazansın yoksa Suriye 2. ırak olur diye boşuna demiyorduk Suriye iç savaşı da BOP Projesi kapsamında bir Amerikan tezgahıdır öyle Esad katliam yapıyordu şunu bunu yapıyordu değil işin aslı ABD'nin enerji hatlarını kontrol etmesi için kendi yanında olan bir devlet şart orada ha Esad'ı devirmenin zor olduğunu anladıkları anda Suriye'yi bölüp kuzeye bir kürt devleti daha kurup barzaniye Akdenize çıkış imkanı sağlamayı deneyeceklerdir ki bizim için felaketlerin en büyüğü bu olur.
Birde geçmişten ders alıp gerekli yasaları çıkartıp ülkemizde öncelikle denize kıyısı olan Çukurova bölgesindeki malum nüfusu buralardan göçertmek lazım tabi Gaziantep ve büyük su ve tarım potansiyeli bulunan Şanlıurfa'yı da dahil edebiliriz buralara,, yok kalsınlar kardeş kardeş geçiniriz diyorsanız 30-40 yıl sonrasını hiç düşünmeyin.
Özal kürt kökenli biriydi. Duyarlı olması normaldi. Saddam'dan sonra Ortadoğu'da işler çığırından çıktı. Saddam diktatör falandıda yinede istikrar sağlıyordu adam.
Rüştü Bakmaz sence ülkemiz nasıl bir tavır ortaya koymalı? Milli çıkarlarımız nasıl hareket etmeyi gerektiriyor.
Tavırdan önce doğru teşhiste bulunmak lazım. Biraz detaya gireceğim, lütfen anlayarak okuyunuz:
Ortadoğu malesef çok değişken dengeleri/dengesizlikleri olan; Osmanlı yıkıldıktan sonra 100 yıl boyunca tüm bölge ülkeleri içten dıştan bu şekilde ve kasten karışıklık yaşasın ve daima bu şekilde toz duman halinde kalsın, emperyalist sırtlanlara muhtaç, mahkum ve sığıntı olsun diye kurgulanmış.
Her türlü hile, dolap, gerilim, ayırım, kutuplaşma, zıtlaşma bilinçli şekilde semirtilmiş. Osmanlı bakiyesi her ülke, kasten o ülkedeki batı taşeronu belli azınlıklara pay edilmiş. Bu azınlıklar her türlü despotlukla, akla hayale gelmedik hamaset ve zorbalıkla öyle veya böyle batılılara hizmetkar olmuş.
Bölgenin karışık olması, batılı sırtlanların bölgedeki örtülü hegemonyasını ve bölge ülkelerinin iç ve birbirine karşı zıtlıklarından her türlü istifade etmesini ve bölge ülkelerinin her türlü kaynağını geğire geğire sömürmesini kolaylaştırdığı gibi; batılı emperyalistlerin son 100 yıl boyuncaki refahının de ana finansörü olmuştur. Teknolojileri ve üretimleri hem ürün hem de silah satışı hem de bölge ülkelerinin güvensiz durumları yüzünden doğrudan finans akışı şeklinde çok kolayca paraya tahvil edilebilmiştir.
Geçen yüzyılda iki defa kendileri ile birlikte tüm dünyayı yok etme ve topyekün katletme gibi birbirini boğazlayan Avrupa ülkeleri arasında bugün sınır bile yokken; 100 yıl önce ezici çoğunluğu aynı ülkenin (Osmanlı) halkları olan ve cetvelle çizilmiş sınırlarla parça pinçik edilip yukarıda izah etmeye çalıştığım yöntemlerle tekrar birlik kurmaları kasten engellenen bölge ülkeleri hem içlerinden hem birbirleri ile büyük bir güvensizlik içerisinde birbirleri ile çatıştırılmaktalar.
İçlerinde çeşitli bahanelerle batıya uşaklık eden hainler türetilmiş olduğundan da tüm bölge ülkeleri 100 yıldır istikrarsızlıkla malul ve içlerinde en iyi drumda sayılabilecek ülkemizin durumu da malumunuz. Öyle ki, SİHA'lara bile karşı çıkabilen, doğrudan her türlü teröristi arkalayan, her melanete destek çıkan sözde siyasi yapılar buna örnektir.
Bu durum sadece bizim ülkemiz için değil dediğim gibi tüm bölge ülkeleri için de geçerlidir. Yani batılılar, her bir ülkede üçer beşer kesimi maniple edebilmekteler.
Bu ahval ve şerait içerisinde, bölgedeki dengeler büyük değişiklikler gösterebilmektedir. Bazı muhalif arkadaşlar bunu bilerek ama kasten, bazıları da bu durumun farkında bile olmadan bölge ülkeleri arasında yaşanan değişimleri, gel gitleri, politika değişikliklerini son derece hamasi ama kesinlikle memleketimiz aleyhine söylemlerle maniple etmeye çalışıyorlar.
Burada "ülkemizin ve yöneticilerimizin her yaptığı doğrudur, hatamız yoktur" anlamı çıkartılmasın. A şartları koşullarına göre alınan tedbirlere karşı emperyalistler bin bir türlü melanet kanalını kullanıp A koşulları işlemez hale getirildiğinde B şartlarına göre yeni politikalar güdülmesi gerekir. Şartlar yine maniple edilince de C, D, E; sonra tekrar A, tekrar C veya türevleri.
Malesef durum böyle.
Ha şu andaki bölge durumuna, batılıların görünürdeki ve gerçekteki hissedebildiğimiz rollerine, ülkemizin iç dinamiklerine, bölgedeki rakiplerimizin hamlelerine bakılınca; referandumun birinci muhatabı olan Irak'ın ve hamisi haline getirilen İran'ın tavırlarında bile mevcut olmayan bir hamle olan; doğrudan ve tek başımıza askeri operasyona girmek hatalı görünüyor. Irak Merkezi hükümetinin desteklenmesi, güçleri yetmezse (ki aslında yeter) Irak'ın daveti ve talebiyle Irak ile ikili veya İran'ın da katılımıyla üçlü koalisyon halinde operasyon seçeneğinin değerlendirilmesi kanaatimce daha makul görünüyor.
Bu görüşüm daha önceki mesajlarımda var ama sebepleri bu mesajda.
Bölge siyaseten o kadar dengesiz ve kaypak ki, yarın ne olur naçizane bizler bilemeyiz. Bu hususta, muhalif arkadaş ve bir kısım muvafık arkadaş ister katılır ister burun kıvırır ama fakir, devletimize ve mevcut yönetimine güveniyor. Ne gerekiyorsa yapılacağına, elden gelenin esirgenmeyeceğine de kaniyim.
Okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım faydası olur.
Not: Birileri İran'a tebrik yağdırıyor. Ne yapmış mesela İran? Sınırını kapatmış, sonra yememiş açmış.. Bunu Türkiye yapsa ne derlerdi acaba?
Türkiye isteseydi Saddam'ı ayakta tutabilir miydi? Neden kendisine düşmanlık eden bir diktatörü ayakta tutmak istesin?
Türkiye istese de Esed'i ayakta tutabilir mi? Neden kendine düşmanlık eden bir diktatörü ayakta tutmak istesin?
Türkiye; Saddam güçlüyken Kuzey Irak'a, Esed güçlüyken Kuzey Suriye'ye operasyon yapabilir miydi?
Barzani, 90 öncesi Saddam'a göre, Pyd'de 2010 öncesi Esed'e göre çok daha kolay lokmadır.
Barzani, Pyd korkusuyla diktatörlerden medet ummak korkakların yada ulusalcı gözüken Rus ve Pers ajanların işidir.
Bizim Barzani'ye de, Pyd'ye de verecek çakılımız yok.
Onların gücü İran ve Rus sömürgesi Irak ve Suriye'ye yeter, bize yetmez.
Türkiye; Saddam güçlüyken Kuzey Irak'a, Esed güçlüyken Kuzey Suriye'ye operasyon yapabilir miydi?
Barzani, 90 öncesi Saddam'a göre, Pyd'de 2010 öncesi Esed'e göre çok daha kolay lokmadır.
Ne garip adamsin o operasyonlari gerekli oldufu icin yapiyoruz. O ikisi güçlü olsaydi buna gerek kalmazdı.