Suudi Arabistan'ın Birleşmiş Milletler Daimi Elçisi Abdullah el Muallimi, Katar krizine yönelik yaptığı açıklamada Türkiye'ye ilişkin sert ifadeler kullandı. Muallimi, "Türk kardeşlerimizin, Arap dünyasında gizli ya da belirli ölçüde istenmeyen bir (askeri) müdahale etme döneminin çoktan bittiğini anlaması lazım. Eğer Türkiye yapıcı bir rol oynamak istiyorsa bunu hoş karşılarız ancak bu rolü askeri üs ya da askeri müdahale ile oynamak isterlerse bu verimli bir durum olmaz" dedi.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Reem el Haşimi de Katar'ı Türkiye'yi topraklarında askeri güç bulundurmaya teşvik ederek gerilimi daha da tırmandırmakla suçladı. Bölgede hiçbir askeri gerilim istemediklerini belirten El Haşimi, "Bu konuyu ABD ya da Kuveyt olsun, güçlü bir arabuluculuk yardımıyla kendi aramızda çözebilmeyi umuyoruz" dedi.
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı, bugün Ermenistan'daki sözde soykırım anıtını ziyaret edip saygı duruşunda bulunmuş.
Bu arada ilginç gelişmelerde yaşanıyor. Katar, BAE'ni Kuzey Kore'den silah satın almakla suçladı. ABD'nin elinde bununla ilgili kanıtlar olduğu iddia ediliyor. Washington Post gazetesi ise Katar krizinin sorumlusu olarak BAE'nin görüldüğü, BAE'nin ABD'nin yeni hedefi olduğunu iddia etti.
Çanlar Birleşik Arap Emirlikleri için mi çalıyor? Katar'ı yutmaya çalışan BAE'ne demokrasi mi gelecek yoksa?
Suudi Arabistan ise Türkiye'nin güvenliği için elzem bir ülkedir.
İhtiyacımız olduğunda elindeki F-15 uçaklarını yardımımıza göndermesi
Türkiye'nin Rus nükleer bombalarına karşı güvenliği için çok elzem.
Maalesef bizim F-15 savaş uçağımız yok ve
İncirlikteki nükleer bombaların çoğunluğu ancak bu tip uçaklarda kullanılabiliyor.
Bu yorumunuza hemen bir alttaki mesajda alim80 ve sonrasında başka forumdaşlar da tezinizi çürütecek bazı cevaplar da vermişler ama, askeri bilgileriniz olmadığından en önemlisininin farkında değilsiniz.
Türkçemizde güzel bir deyiş vardır: "Her sakallıyı baban/deden zannetme!..." diye. Bunun gibi her F-15 birbirinin aynısı değildir. İncirlik'te de stoklanmış B-61 nükleer bombaların bir bölümü (tamamı değil)
Amerikan ve Türk silahlı kuvvetlerinin kontrolundadır. Ancak bir taraf razı gelmezse, diğer taraf bunu kendi isteğiyle kullanamaz; teknik olarak!... Ayrıca bu bombaların kullanılacağı uçak tipi ne olursa olsun (F-15, F-16, F-35 gibi) bu zaten o bombaları taşımak için özel donanımlı olması gereken bir uçaktır. Bu (alt) donanım o hava kuvvetinin elinde yoksa zaten nükleer bomba taşıma kapasitesi de olmayacaktır. Kaldı ki, söz konusu donanım, elde olsa bile donanımsız "uçağı hangara sok 2-3 saat sonra donanımlı halde uçuşa çıkar" tarzında bir donanım da değildir.
Bugün Ortadoğu'da hem İsrail hem de Suudi Hava Kuvvetlerinde F-15'ler var ama bu ikisi dış görünüşleri açısından aynı olmakla beraber böyle alt donanımları açısından tamamen farklı uçaklardır ve farklı görevler için donatılmıştır. Suudi F-15'leri asla ve kat'a nükleer silah taşıyamaz. Bunlar Suudi petrodolarlarını biraz daha bol keseden gaspetmek üzere ABD gazlamasıyla bol sayıda alınan (tabir-i caizse, "kakalanan") uçaklardır.
Suudi Arabistan, Amerika ve Çin'den sonra savunmaya en çok para harcayan 3. ülke. Önceden Arapların lider ülkesi Mısır'dı. Şimdi Suudi Arabistan Arapların lideri ve İslam dünyasında da en önde gelen ülke.
Otadoğu'da 2 cephe var. Birisi Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkeler. Diğeri İran'ın başını çektiği ülkeler.
Bu iki kesim çatışıyor.
Bir de Katar, Türkiye, Mısır'daki devrik Müslüman Kardeşler, Somali gibi ortada, ne olduğu pek belli olmayan ülkeler var. Zayıf ülkeler bunlar.
Suudi Arabistan'ın başını çektiği ülkeler, Doha yönetiminin terörizmle mücadelede iyi niyet göstermesi halinde diyaloğa hazır olduklarını duyurdu.
İkinci ayını doldurmak üzere olan Katar krizinde, Suudi Arabistan'ın başını çektiği Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn ve Mısır yeni bir açıklama yaptı.
Dört Arap ülkesi, Doha yönetiminin terörizmle mücadelede iyi niyet göstermesi halinde diyaloğa hazır olduklarını duyurdu.
Katar'a ambargo uygulayan ülkeler, daha önce 13 maddelik bir talep listesi sunmuş ve söz konusu liste Doha tarafından reddedilmişti. Talep listesinde Türk askeri üssünün kapatılması da vardı.
Katar karşıtı blok, daha sonra listeyi yumuşatmış ancak yine istediği sonucu elde edememişti.
ABD'den gelen son mesajlar ise, Washington'ın krizin bitmesini beklediğini gösteriyor.
Türkiye, krizin çıktığı günden bu yana Katar'a destek veren en önemli ülke konumunda.