Şu anda en sevdiğim çizgi film South Park.Ama çocukluğumdan unutamadıklarımda var.Bunların başında Ninja Kaplumbağalar gelir.Birde Voltran.Hey gidi günler hey.Heidi yi de unutmamak gerek.
Tom ve Jery,Red Kit,Şirinler,Atom Karınca ve Değerli (Her yaptığı şeyden sonra kıh kıh diye gülerdi)
Birde Çiçek Kız vardı tam hatırlayamıyorum ama film bitiminde o bölümde adı geçen çiçeğin çiçek dilindeki anlamı açıklanırdı bizde kardeşimle ezberlemeye çalışırdık.
tonton ailesini hatırlayan varmı haa birde yedi renkli çiçek vardı kızın bir tanesi hasta annesini iyileştirmek için yedi renkli çiçeği dağ bayır arayıp duruyordu. Haaa şimdi aklıma geldi birde pembe panter ve 80 günde devri alem vardı. O dönemlerde tek kanal vardı ama tadı başkaymış insan sonradan değerini anlıyor...
*Clementine (yanlış yazıyor olabilirim)
*Voltran (onlar bir efsaneydi)
*Nils ve Uçan Kaz
*Pinokyo
*Şirinler
*He-Man
*Taş devri& Kaptan Mağara Adamı
*Scooby doobie doo
*ismini hatırlayamadım fakat hanna-barbera karakterlerinin 3 takım halinde yarıştıkları kötülerin hep sonuncu oldukları bir çizgi film vardı...
*Ayı yogi
*Walt disney çizgi filmleri(c.tesi kuşağında)
*Tom ve Jerry
*Yakari
*Musti
*Richie Rich(hiç sevmezdim ama gıcıklığına izlerdim nefretim hep arttı
*Heidi
*Sinbad
*Vikingler
*pembe panter
*red kid
*pepe le pew (kokarca vardı bir tane,sırtı yanlışlıkla beyaza boyanan siyah kedinin peşinden koşturur dururdu)
*jetgiller
*calimero
*esteban
*hop hop değiş tonton (adı bu değildi ama aklımda kalan bu:)
*snoopy
*denver (last dinasour)
*road runner
*buggs bunny (bunun eşcinsel bir çizgi film karakteri olduğunu daha ufakken anlamıştım
*casper
*arı maya
*Temel Reis
*****
(amma çok çizgi film izlermişiz biz böyle ben bile şaştım-ki eminim bir o kadar da unuttuğum vardır)
CLEMENTINE YI IZLEMIS OLAN HERKEZE!!
aRKADASLAR BU CIZgi film gercekten cok farkli seyler barindiriyo ardinda.O donemde izleyen tum bireylerde ayni sorunlari ve takintilari olusturmus.Bicok insan suanda sirf bu cizgi dizi yuzunden sorunlu.GERCEKTEN Onemli.Okuyun bence::Yazi alintidir!!
1. Ufakken allah deyince aklıma bir resim gelirdi ve ben allahın o resimde gördüğüm kişi olduğunu düşünürdüm. hala şu anda allah deyince aklıma aynı resim geliyor, bu nedenle allah sözcüğündense başka sözcükler kullanmayı tercih ediyorum ama o ayrı bir mesele şimdi. benim clementine'i seyretmiş olduğumu hatırlamam bir-iki sene önceye rast geliyor. 1984 doğumlu bir insan için ayrıntıları hatırlanamayacak kadar küçük yaşlarda yayınlanmış clementine (iki ya da üç yaşında sanırım). iki sene öncesine kadar adını çok az duymuştum, ve önemsememiştim. candy tadında bir çizgi filmdir diye içimden geçirmiştim. ancak bu düşüncem iki sene önce değişti. internette gördüğüm bir resimden sonra bu fikrim değişti... internette benden başka hiç kimsenin bilemeyeceği bir görüntüyü görmemden sonra.... bu düşünce değişti!
allahı gördüm! benim allahımı gördüm. daha bir sene öncesinde bir arkadaşımla spiritual black dimension'daki bir muhabbetin içindeyken birbirimize allahlarımızı çizmiştik. o kağıdı hala saklıyordum ve işte çizmiş olduğum allah şimdi internetteki resimdeydi. turuncu, tırtık tırtık ve muğlak .... bilinçaltındaki en mahrem şeylerden biri olan allah imgemin sahibi malmot'tu. bu resmi görür görmez tanrısını kaybetmiş bir insana döndüm. sözlükle de internette clementine ile ilgili daha çok şey ararken tanıştım, ve ben ekşi sözlüğe yazar olmayı aslında yalnızca ve yalnızca bu entryi girmek için istedim. bir çocuğu allahlandıran ve yıllar sonra bir genci allahsızlaştıran bu çizgifilme kızgınlığımı haykırmak için istedim. nasıl kendi varlığım için ona ihtiyacım olduğunu hissettiğim çok güçlü bir babayı sevdiğimi sanıyorken aslında kendimi onun gücüne teslim etmiş ve kendimi onun sınırsız gövdesinde eziliyormuş gibi hissediyorsam clementine'in de içimdeki metafizik her şey için aynı hisleri yarattığını fark ettim. ben aslında onu sevmiyordum, ondan nefret ediyordum, etmeliydim. benim bağımsızlaşmam karşısındaki en büyük engeldi o, hala da odur. bu çizgi film, bir insanoğlunu yeryüzünden silmiştir, onu hayal dünyasında yaratılmış turuncu renkli bir hayal kahramanının her şeyi yapmaya kadir allah olduğuna inandırmıştır; üstelik sadece bunu yapmakla da kalmamış, onun girebileceği belki en mahrem yerine girmiştir: hayatı boyunca bir şey arama, bu aradığına sürekli yaklaşırken onun ne olduğunu asla bilmediğinden onu hiçbir zaman elde edemeyecek olmanın verdiği bilginin hayatına kazandırdığı mistik lezzetin içine girmiş, onu ele geçirmiş ve akabinde onu mahvetmiştir.
her yazdığım öyküde ulaşmaya çalıştığım, her filmde aradığım, her romanda altını çizdiğim cümlelerle bir parçasını daha tamamlamaya çalıştığım (büyülü bir kadın olan) bu mistik lezzeti bir kerede lop diye önüme çıkarmıştır: hemera. malmoth hiç olmazsa başkaları allah sözcüğünü kullandıkça, ya da ben dua ettikçe karşımda gördüğüm yaratıktı ve hala öyledir. ancak bir de allah ile kul arasında değil de kulun kendi içinde gizlediği ve ancak çok özel anlarda ifşa ettiği şeyler vardır, dualarına bile eklemez bu özel şeyleri. bu özel şeylerin teşhir edildiği özel anlardan birisi yazı yazmak, öykü yazmaktır benim için. allahımla karşılaştıktan sonra clementine'in jeneriğini seyrettim ve yazmaya çalıştığım her kısa öykünün sonuna koyduğum, ulaşıp içimde erimek istediğim kadını gördüm. aynı saçlar aynı beyaz kıyafet ve aynı doğaüstü güçlerle. beni alıp bir başka yere götürecek kadın, kız, peri. gözlerini açan clementine'in boynunun eğikliği ve dans eden pervaneli kedinin havada çizdiği kavis rüyalarımın diğer silinmez imajlarıydı.
iki yaşımdan yirmi yaşıma uzanan yolculuğumda clementine'i ve onun hayatıma getirdiklerini hep taşıdım. ve az sonra yatağa girip uyuduğumda da rüyamda allahı göreceksem eğer malmothu, ulaşılamayacak büyü dolu bir kadını göreceksem de hemerayı göreceğim. ben clementine'den dolayı ve ona rağmen benimdir. özün varlıktan sonra geldiğinin en büyük kanıtı da benim için budur. cehenneme de gidecek olsam cennete de gidecek olsam clementine, helena ya da malmothtan en az birinin öteki dünyada var olduğunu bilmek isterim. çünkü aksi takdirde içimin bir yanı hep boş kalacak ve tamamlanmak için turuncu allahı, havada süzülen peri kızını aramaya devam edecek.
sözlüğü psikanaliz seansına çevirdiğim için bu entryi okumuş olanlar bir özürü hak ediyorlar, özür dilerim.
BU DA FARKLI BI ALINTI YAZI.OKUYUN,BAYA ILGINC !!
2. Sanılabileceğinin aksine; clementine nâm efsanevi 80'ler çizgifilminin, yayınlandığı dönem çocuklarını akıl sağlığı, ruh bütünlüğünden etmiş olması durumuna verilen ad değil (bu durumların psikoloji ve psikiyatri literatürlerinde hâlihazırda ismi vardır ve her biri üstün yetkili kişiler tarafından yeterince irdelenmiştir); bu çizgifilmi zamanında korkuyla olsun tırsıyla olsun, iştah ve şevkle takip ederek bütün ayrıntılarını bir camcorder edasıyla kaydeden genç dimağların ilerleyen zaman içerisinde değil ayrıntıları, çizgifilmin varlığını bile unutması; sonra günlerden bir gün çizgifilmle alakalı küçüçük bir bilgi kırıntısının hafızayı tetikleyerek sadece programın kendisiyle değil, hissettirdikleriyle de ilgili herşeyi su yüzüne çıkarması durumu. böyle bir "arıza" tanımı yaratılması ihtiyacı, clementine başlığındaki entrylerden hatrı sayılır miktarının, entry yazarının başlığı okuyana ya da verilen linklerden birindeki resimlere göz gezdirene dek çizgifilmi tamamiyle unutmuş olduğu, şimdi ise bilimum ayrıntıyı hatırladığı beyanını içerdiğinin gözlemlenmesi sonucu hissedilmiştir.
yayında olduğu dönemin iki kanallı televizyonunda kırk yılda bir gösterilen bir kaç çizgifilmden biri olan ve yayınlandığı saat içerisinde başka alternatifi bulunmayan clementine'ın, günde 12-24 saat sadece ve sadece çizgifilm yayınlayan kanallara ve çeşitli saatlerde çeşitli kanallardaki çeşitli çizgifilm kuşaklarına erişimi olan ve kendilerini korkutan bi çizgifilmi izlemektense kanalı değiştiriverme imkanı bulunan günümüz çocuklarının üzerinde, trt dönemi çocuklarındaki güçlü etkiyi asla yakalayamayacağı da aşikardır
Garip bir durum ama bende sizin gibi küçük yaşlardayken bu çizgi filmi yani Clementin'i izlerdim ve cidden Malmot'tan korkardım. Hatta tüm çizgi filmi izlerken sorun yoktu ama Malmot'u gösteren sahnelerde odadan kaçardım. Ayrıca filmin sonunda cam bir küre içinde gelen iyilik perisini görünce de sanki ben o alevlerden kurtuluyormuşum gibi içimde çok ciddi bir ferahlık olurdu. Filmin sahneleri ve müziği halen aklımda kalmış. Şapkasının ucunda bir pervane olan ve uçan bir kedisi falan vardı kızın galiba. Yüzü çok şirindi ama halen bi garip ediyor
Clementin ile ilgili bir site linki bilen varsa özele yollarsa çok sevinirim.
Bu arada eski çizgi filmlerden bende birkaç şey yazayım
- Yakari (birde garip bir kuşu vardı yanında uçarken YAKARİKUUU diye bağırırdı)
- ThunderCats (içindeki karakterlerin ismini unuttum ama çok hızlı koşabilen Chetara adında bir karakterini hatılıyorum)
- Lazerion (Galibe Voltran bitince bunu koymuşlardı. Pazar ve Cumartesi günler sabah 10.00 civarlarında başlardı)
- Beverly Hills Gençleri - Hayalet Avcıları (iki farklı türü vardı. Birinde Bir goril vardı. Konuşan iskelet telefonlar, BaşKötü falan. Diğerini daha çok severdim. Yapışkan bi korkak hayalet beslerlerdi. Doymazdı bi türlü ama neyse )