Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 10
Göktuğra
1 yıl önce - Pzr 03 Ekm 2021, 16:34



Cemoli D18
1 yıl önce - Sal 09 Ksm 2021, 08:35



BJK 5106
1 yıl önce - Çrş 08 Arl 2021, 21:29

Alıntı:
İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN'ın haberine göre, Bar, casusluk olayının ortaya çıkmasından sonra oluşturulan komisyon tarafından yürütülen soruşturmanın sonuçlarını açıkladı.

"Operasyonu çökertmeyi başardık ama engelleyemedik" diyen Bar, Şin Bet görevlisi iki müdürün siciline "dikkat" notu düşülmesi talimatı verdiğini aktardı. (Dikkat, uygunsuz davranış veya hatalı performans nedeniyle personelin siciline işlenen not.)

Bar, soruşturma komisyonunun, Gantz'ın evinde hizmetli olarak çalışan Omri Goren Gorochovsky (37) için yapılan güvenlik inceleme sürecinde mesleki başarısızlıklar, bakan ve çevresini güvence altına almak için çalışan (izleme birimi ve Şin Bet'teki güvenlik biriminin yanı sıra Başbakanlık ve Savunma Bakanlığı tarafından korumadan sorumlu olanlar da dahil olmak üzere) tüm unsurların iş akışında boşluklar tespit edildiği sonucuna vardığını aktardı.

Olaydan derhal ders çıkarma süreci kapsamında koruması sağlanan herkese kapsamlı bir inceleme yapıldığını, güvenliği sağlamakla yükümlülerin yakın çevrelerinde araştırma ve teşhis işlemlerinin sıkılaştırıldığını kaydeden Bar, istihbarat servisi tarafından korunan kişiliklerin çevresine istihbarat ve operasyonel koruma çemberleri eklenmesi talimatı verdiğini ifade etti.

Bar, ayrıca, Şin Bet'in güvenliğini sağlamayı üstlendiği siyasi şahsiyetlerin çevresinde çalışan çeşitli meslekler için yapılan güvenlik tarama sürecini izlemek üzere koruma halkasına istihbarat unsurlarının eklenmesine karar verildiğini sözlerine ekledi.

İsrail basını 18 Kasım'da, Gantz'ın evinde hizmetli olarak çalışan Omri Goren Gorochovsky (37) isimli kişinin, İran ile ilişkili olduğu ifade edilen hacker grubu Black Shadow'a bilgi aktarma girişiminde bulunduğu gerekçesiyle tutuklandığını duyurmuştu.

İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet, basında çıkan haberlerin ardından söz konusu kişinin evdeki data güvenlik protokolü nedeniyle herhangi bir gizli bilgiye ulaşamadığını ve bunları hacker grubuna aktaramadığını duyurmuştu.AA


Bu da başlıktaki "yüz" nitelemesinin farklı bir yönü!

Yani İsrail istihbaratta şöyle mahirdir, heryerde eli kolu vardır, güçlüdür vs. algısına yönelik.

Aslında bunun da kastettiğim algı, bilnçaltı, hasılı psikolojik bir hususiyeti olduğu.

Yani bunların da bu konulardaki vasfını (bilhassa sinsilik bağlamlı) elbet önemsemek ve müteyakkız icap eder ancak abartılı ("payelendirir") agısallıkta da olmamak gerek.

Gerek sahada, gerekse bu haber örneğindeki gibi konularda acz, zaaf veya gaflet içinde kalabiliyorlar da işte!..




Bu arada işgalci provokasyonları da türlü formatlar ile sürmekte...



İşgal altındaki Doğu Kudüs'te yasa dışı Yahudi yerleşimcilerden kışkırtıcı yürüyüş

İsrail'in işgali altındaki Doğu Kudüs'te onlarca aşırı görüşlü yasa dışı Yahudi yerleşimci, bugünkü bıçaklı saldırı girişimi üzerine provokatif yürüyüş gerçekleştirdi.

Alıntı:
İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi'nde İsrail bayraklarıyla toplanan onlarca yasa dışı yerleşimci, "Saldıranlara ölüm", "Hırsızlar hırsızlar evlerden çıkın" gibi çok sayıda kışkırtıcı slogan attı.

Yahudi yerleşimciler ayrıca üzerinde "Teröristleri öldürmeyi kanunlaştırın", "İntikamın alınması gerek" yazılı dövizler taşıdı.

Yürüyüş sırasında bölgede yaşayan Filistinliler ve yasa dışı yerleşimciler arasında sözlü sataşmalar yaşandı.

İsrail polisi, tarafları birbirinden ayırırken, evlerinin önüne çıkan Filistinliler, İsrail polisine yerleşimcilerin evlerine yaklaşmasına ve kışkırtıcı sloganlar atmasına izin verdiği için tepki gösterdi.

Göstericiler, Şeyh Cerrah Mahallesi'nde mayıs ayında olayların yaşandığı caddeye doğru yürüdü. İsrail polisi, bu noktada göstericilerin ilerlemesini engellemek için demir bariyerlerle caddenin giriş-çıkışını kapattı.

İsrail polisi, işgal altındaki Doğu Kudüs'te Yahudi yerleşimci bir kadına bıçaklı saldırıda bulunduğu iddia edilen Filistinli çocuğu, okuluna baskın düzenleyerek gözaltına almıştı. İsrail polisi, yaptığı yazılı açıklamada, Doğu Kudüs'ün Şeyh Cerrah Mahallesi'nde bir kadının bıçaklı saldırıya uğradığını duyurmuştu.AA


Video görüntü



BJK 5106
1 yıl önce - Pzr 09 Oca 2022, 22:18

Alıntı:
Burak Derneği Başkanı Adem Yenihayat, derneğin 2021 yılı Kudüs Raporu'na ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, yaşanan insan hakları ihlallerine ve bölgedeki yardım çalışmalarına değindi.

Yenihayat, Kovid-19 salgınına karşın İsrail’in haksız ve hukuksuz uygulamalarının devam ettiğini belirterek, geçen yıl Kudüs’te 15 kişinin şehit edildiğini, 2 bin 488 kişinin tutuklandığını, 38 bin 150 İsrailli Yahudi'nin Mescid-i Aksa'ya baskın düzenlediğini, 495 kişinin ise Mescid-i Aksa'dan uzaklaştırıldığını, 280 Kudüslü ailenin evinin ve çok sayıda iş yerinin yıkıldığını bildirdi.

İsrail'in 2022’de de Kudüs’teki çeşitli mahallelerde yüzlerce ev için yıkım kararı çıkarttığını ve şehri Yahudileştirme çalışmalarının sürdüğünü aktaran Yenihayat, şu ifadeleri kullandı:

"İşgalci İsrail güçleri evlerini yıktığı Kudüslü bina sakinlerine 4 milyon dolar ceza kesti. Evlerin kolaylıkla yıkıldığı Kudüs'te evi için ruhsat almak isteyen bir Filistin'in 30 bin dolardan fazla bir ödeme yapması gerekiyor. İşgal devletinin Kudüs'ü Yahudileştirme çalışmaları da tüm hızıyla devam etti. Kudüs'te 210 bin işgalci yerleşimci için 15 yeni yerleşim alanı inşa etti. Yine 43 bin Yahudi için başka bir yerleşim birimi inşa edildi. Kudüs'ün doğusundaki Kalendiya bölgesinde yer alan eski Uluslararası Kudüs Havalimanı'nın bulunduğu alana Yahudi yerleşimciler için 11 bin yeni konut inşa projesi de onaylandı. İsrail'in bu yayılmacı politikası sonucu Kudüs'ün doğusundaki arazilerin yalnızca yüzde 13'ünde Filistinlilere ait binalar bulunuyor."

Kudüs halkına yapılan yardımlar

Kudüs’ün Müslümanların ilk kıblesi ve kutsal bir mekan olduğunu ifade eden Yenihayat, Türk halkının da Kudüs için duyarlılığını ve desteğini eksik etmediğini belirtti.

2021 yılında Türk halkının desteğiyle Kudüs’te yaptıkları çalışmalara da değinen Yenihayat, şunları kaydetti:

"Geçtiğimiz yıl Kudüs’te 7 bin 700 kişiye iftar paketi, 500 kişiye sahur paketi, 666 kişiye fitre yardımı, 1925 kişiye gıda kumanyası, 2100 kişiye sıcak yemek, 1250 aileye kurban eti, 300 çocuğa kış kıyafeti, oyuncak, 300 öğrenciye okul kıyafeti, 501 çocuğa bayram harçlığı, 605 kişiye bayramlık kıyafet, 80 kişiye nakdi yardım, 150 kişiye sağlık paketi, 275 kişiye soba dağıtımı gerçekleştirdik. Yapılan toplam yardım miktarı 4 milyon 570 bin 228 Türk lirasıdır. 10 yıldır Kudüs halkının ve Kudüs'ün hizmetinde olan Burak Derneği halkımızın teveccühüyle kararlılıkla çalışmalarına devam edecektir."AA






BJK 5106
1 yıl önce - Pts 10 Oca 2022, 20:41
Kazara ifşa!


Alıntı:
İsrail Devlet Arşivinin internet sitesinde sansürlenen ancak yaşanan teknik bir hata nedeniyle ilk kez ortaya çıkan 1948 yılına ait bazı belgeler, üst düzey İsrailli yetkililerin Filistinli kadınlara tecavüzü ve Filistin köylerinin yok edilmesini savunan skandal açıklamalarını gün yüzüne çıkardı.

Haaretz gazetesinin haberine göre, geçtiğimiz günlerde İsrail Devlet Arşivinin internet sitesinde yayınlanan belgeler, İsrailli yöneticilerinin Temmuz 1948'de yaptığı bir toplantının dökümünü içeriyordu.

1948 Arap-İsrail Savaşı dönemine ait dijitalleştirilmiş belgelerde, Yahudi asker ve sivillerin Filistinli Araplara karşı işlediği savaş suçlarına ilişkin İsrailli yöneticilerin bazı beyanları karartılarak sansürlendi.

Sansür kazası skandal ifadeleri gün yüzüne çıkardı

Ancak sitede yaşanan teknik bir hata nedeniyle, bazı cümlelerin üzerinde sansür amacıyla kullanılan karartmaların tek bir tıklama ile kaldırılabildiği görüldü.

Haaretz'in sansürsüz halini de paylaştığı belgelere göre, toplantıya katılan İsrail'in ilk Tarım Bakanı Aharon Zisling, 1948'de Yahudilerin Arap kadınlara yönelik "tecavüz olaylarını affedebileceğini" söylüyor.

Zihling, şu ifadeleri kullanıyor:

"Ramle'de tecavüz vakaları yaşandığını varsayalım. Tecavüz olaylarını affedebilirim ama diğer eylemleri affetmeyeceğim."

Ben Gurion'dan "Filistin köylerinin yok edilmesi" çağrısı

Belgenin ilerleyen sayfalarında sansürlenen bir diğer ifade ise İsrail'in kurucusu ve ilk Başbakanı David Ben Gurion'a ait.

Belgenin sansürlü versiyonunda Ben Gurion'un "Köylerin toptan yıkılmasına karşıyım." sözlerine yer veriliyor. Ancak karartılan cümleler açığa çıktığında, İsrail liderinin tam olarak şu ifadeleri kullandığı görülüyor:

"Köylerin toptan yıkılmasına karşıyım. Ancak büyük tehlike oluşturan ve büyük tehlike oluşturacak yerler var ve bunları yok etmemiz gerekiyor."

Toplantıdaki İsrailli yetkililer ayrıca Kudüs, Yafa ve Hayfa gibi kentlerde "Yahudi askerler kadar sivillerin de savaş suçlarına karıştığını" belirtiyor ve Yahudi sivillerin bile bu savaş suçlarına ortak olması karşısında şaşırdıklarını ifade ediyor.

Filistin'deki "Büyük Felaket": Nekbe


Tarihi Filistin topraklarında 14 Mayıs 1948'de İsrail devletinin kuruluşunu ilan eden David Ben Gurion, 1948 Arap-İsrail Savaşı'nda da ülkesinin liderliğini yapmıştı.

Filistinliler, İsrail'in 14 Mayıs 1948'de işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi ve Filistinlileri zorunlu göçe tabi tutması nedeniyle 15 Mayıs'ı "Nekbe" (Büyük Felaket) olarak anıyor.

İsrail'in tarihi Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi, Filistinliler için onlarca yıldır devam eden felaketler silsilesinin başlangıcı oldu.AA











BJK 5106
1 yıl önce - Pzr 23 Oca 2022, 17:30

Alıntı:
Tanık ifadelerine göre, bugün İsrail'in Akdeniz sahilindeki Kayserya kentinin kuzeyinde yer alan Tantura köyünde, savaş esiri Filistinli köylüler katledilerek toplu mezarlara gömüldü.

"Aleksandroni Tugayı" adlı Siyonist milis gücünün, birbirinden farklı tanıklıklar içeren ifadelerinde, vurularak öldürülen Filistinli köylülerin tam sayısı tespit edilemezken, bu sayının onlarca olduğuna işaret ediliyor.

Kurbanların gömülmesine yardım eden bir bölge sakininin ifadesine göre, 1948 mayısında siyonist milisler tarafından ele geçirilen Filistin'in Tantura köyünde 200'den fazla Filistinli köylü öldürüldü.

Tanık ifadeleri ve belgelere göre, köylülere ait toplu mezarlar, bugün İsrail'in popüler sahil noktalarından Dar plajının arkasındaki otopark alanında gömülü.

Katliama ilişkin bir belge, İsrail devletinin ilan edildiği Mayıs 1948'ten sonra, Filistinli köylülere ait cesetlerin durumunu kontrol etmek üzere 9 Haziran'da bölgeye gönderilen bir milis "komutanının" el yazısı notuna ait.

Milis komutanı notunda şunları paylaşıyor:

“Bölge komutanına: Dün Tantura mezarlığındaki toplu mezarı kontrol ettim. Her şeyi yerli yerinde buldum.”

"Üzerini örttüler çünkü büyük bir skandala yol açabilirdi"


Savaşta bu bölgede görev yapan eski milis Moshe Diamant'ın yıllar sonraki tanıklığına göre, Filistinli köylüler, bir “barbar” tarafından hafif makineli tüfekle vurularak öldürüldü.

Diamant, katliama ilişkin, "Üzerini örttüler. Söylenmemeliydi çünkü büyük bir skandala yol açabilirdi. Bunun hakkında konuşmak istemiyorum ama oldu. Ne yapabilirsin? Oldu işte." ifadelerini kullandı.

"Varile koyup vurdular. Varildeki kanı hatırlıyorum"

Adı paylaşılmayan bir başka tanık milis, Tantura'da meydana gelen bir başka dehşeti anlatıyor:

"Bunu söylemek hoş değil. Onları bir varile koydular ve varilin içinde vurdular. Varildeki kanı hatırlıyorum.”

Haim Levin adında başka bir milis ise tanık olduğu şeyin kendisini "dehşete düşürdüğünü" ifade ederek, birliklerinden bir "askerin" 15 veya 20 savaş esirinden oluşan bir grubun “hepsini öldürdüğünü” açıkladı.

"Ben bir katildim, esir almazdım"

1948 savaşına dair en acımasız tanıklıklardan biri ise milis mensubu Amitzur Cohen'e ait.

“Ben bir katildim. Esir almazdım." diyen Cohen, "bir bölük Arap askeri ellerini havaya kaldırarak dursa da hepsini vuracağını" anlattı.

Cohen, savaş kapsamı dışında kaç Arap öldürdüğü sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

"Saymadım. 250 mermili bir makineli tüfeğim vardı. Kaç tane olduğunu söyleyemem."

Tugaydaki bir diğer eski milis Micha Vitkon da bir subayın işlediği katliamı aktararak, "Tabancasıyla Arapları birbiri ardına öldürdü. Biraz rahatsızdı ve bu onun rahatsızlığının bir belirtisiydi." dedi.

Vitkon, adını paylaşmadığı ancak İsrail'in kurulmasının ardından Savunma Bakanlığında önemli bir mevkiye geldiğini belirttiği bu subayın katliamı "mahkumlar köydeki diğer silahları nereye sakladıklarını açıklamayı reddettikleri" için işlediğini savundu.

Milislerden bir başkası ise katliamı, "silah arkadaşlarının köyde insan gibi davranmadıklarını" söyleyerek özetledi.


Teddy Katz, Tantura Belgeselinde. Sundance Enstitüsü'nden

Tartura Katliamı'nı belgeleyen "gizli" yüksek lisans tezi ve "Tantura" belgeseli


Katliama tanık olan İsrailli milislerin itiraflarının bir kısmı ilk olarak, Hayfa Üniversitesi öğrencisi Theodore Katz tarafından, 1998 yılında yazılan ve İsrailli Aleksandroni milisleri tarafından Arap savaş esirlerine karşı işlenen mezalimi konu edinen bir yüksek lisans tezinde yer almıştı.

Tezden yola çıkarak, 2000 yılında Maariv adlı gazetede “Tantura Katliamı” başlıklı bir makale yayımlandı.

Ardından, Aleksandroni "gazileri" tarafından Katz'a karşı iftira davası açılması üzerine, Katz'ın bulguları yıllarca üniversitede arşivlendi ve konu tarihçi akademisyenler arasında şimdiye kadar mesleki bir tartışma olarak kaldı.

Yıllar sonra bugün, Tantura Katliamı, Katz'ın belgelediklerine ek olarak yönetmen Alon Schwarz'ın bir belgesel projesinde yer alıyor.

Tantura köyünde Filistinlilerin katledişine ilişkin milis tanıklıklarını içeren “Tantura” adlı belgesel film, Utah'taki Sundance Film festivali kapsamında bu hafta sonu iki defa çevrimiçi olarak gösterilecek.

Ayrıca araştırmacı Adam Raz makalesinde, "Tantura'daki korkunç olayların asla tam olarak araştırılmayacağını, gerçeğin tam olarak bilinemeyeceğini" kaydetti.

Raz, makalesini şu cümlelerle bitiriyor:

"Bununla birlikte, büyük bir kesinlikle iddia edilebilecek bir şey var: İsrail'in Akdeniz'deki en bilindik ve en sevilen tatil yerlerinden birinin otoparkının altında, İsrail'in Bağımsızlık Savaşı'nın apaçık katliamlarından birinin kurbanlarının kalıntıları yatıyor."

Popüler bir İsrail plajının altında toplu bir Filistinli mezar var, 1948 savaş gazileri itiraf ediyor.





Filistin'deki "Büyük Felaket": Nekbe


İsrail, tarihi Filistin topraklarını işgal ederek 14 Mayıs 1948'de İsrail devletini kurduğu 1948 Arap-İsrail Savaşı sürecini "Bağımsızlık Savaşı" olarak tanımlıyor.

Filistinliler, işgal edilen topraklarından zorunlu göçe tabi tutulmalarıyla nedeniyle 15 Mayıs'ı "Nekbe" (Büyük Felaket) olarak anıyor.

İsrail'in tarihi Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan etmesi, Filistinliler için onlarca yıldır devam eden felaketler silsilesinin başlangıcı oldu. (AA)




Walid Khalidi'nin Geriye Kalan Her Şey adlı kitap çalışmasından bir fotoğraf.

All That Remains: The Palestinian Villages Occupied and Depopulated by Israel in 1948



Tantura harabeleri̇nde cami̇ kalintilari. Zalameh zalameh adli ki̇şi̇ni̇nZochrot'taki̇ fotoğrafı



Alıntı:

@RiverToSea48:

This photograph of Palestinians commemorating the Tantura massacre in 1947 while israelis relax on the beach is the perfect encapsulation of what israel was built on and what it continues to be


İsrailliler sahilde dinlenirken 1947'deki Tantura katliamını anan Filistinlilerin bu fotoğrafı, İsrail'in neyin üzerine kurulduğunu ve ne olmaya devam ettiğini mükemmel bir şekilde özetliyor.




Alıntı:

@HashemAbuShama
:
Tantura'daki katliamdan sonra tutuklanan mahkumlardan biri olan tutuklu İbrahim Shafiq Al 'Eik'ten bir mektup. 20 Eylül 1948 tarihli gazete.

Selamlar ve sevgiler, sağlığım iyidir. Umarım siz ve çocuklarım Ezziddine, Rafida ve Suliman iyi ve sağlıklısınızdır. Umarım seni tekrar görürüm. Bana her zaman Ezzidine ve Rafida'nın çizimleriyle yazmaya gayret et. Herkese selamlar. Şefik (Tutuklu 3951)










Deir Yasin, Kıbya vb. katliamlarından:





Uğur ÖZ
1 yıl önce - Prş 24 Şub 2022, 03:00



crypton
1 yıl önce - Pzr 27 Mar 2022, 17:10

Alıntı:
İsrail hükümeti, Negev'de 5 yeni yerleşim birimi inşasını onayladı
İsrail hükümetinin ülkenin güneyindeki Necef (Negev) Çölü bölgesinde 5 yeni yerleşim birimi inşasını onayladığı belirtildi.

Halime Afra Aksoy, Mücahit Aydemir |27.03.2022
Kudüs
Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre, haftalık kabine toplantısının gündem maddelerinden biri Necef'te (Negev) 5 yeni yerleşim birimi inşasıydı.

İsrail Başbakanı Naftali Bennett, İçişleri Bakanı Ayelet Şaked, İsrail İskan ve İnşa Bakanı Ze'ev Elkin tarafından sunulan öneri Bakanlar Kurulunca onaylandı.

Başbakan Bennett, kararın bölge sakinlerinin tamamı için önemli bir adım ve ülkenin uzun yıllardır ihmal edilen kırsal bölümündeki düzenleme sürecinin bir parçası olduğunu söyledi.

Bennett, Necef'in ülke sınırları dışında bir bölge olmadığını, hem kaynaklar hem yönetim açısından İsrail'in bulunduğu bir yer olduğunu savundu.

İsrail Başbakanı, ocak ayının sonlarında yaptığı bir açıklamada, İsrail'in Necef'teki Arap vatandaşları üzerinde kendi kontrolünü dayatma konusunda yetersiz olduğunu ifade etmişti.

Necef bölgesi
Necef bölgesindeki Arap köylerine elektrik ve su gibi hayati altyapı hizmetlerini sunmayan İsrail, bölgede yaşayan Filistinli bedevilerin arazi mülkiyetini de tanımıyor.


Necef Çölü'nde tamamı Filistinli bedevi 85 bin kişinin yaşadığı 38 Arap köyü bulunuyor.

Filistin kaynaklarına göre, İsrail bugüne kadar 220 bin İsrail vatandaşı Filistinlinin yaşadığı 12 milyon dönümlük Necef Çölü'nün 11 milyon dönümüne el koydu.
https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-hukumeti-ne ...di/2547309


KATİL İSRAİL


yusufyuşa
1 yıl önce - Pzr 27 Mar 2022, 17:28

Alıntı:
KATİL İSRAİL

Keşke katil demek işe yarasa.
Kaç tane müslüman ülke var biz de dahil olmak üzere 13 milyonluk bir ülkenin zulmünü sadece seyrediyor.


Emin54
1 yıl önce - Pzr 17 Nis 2022, 22:35



sayfa 10
« önceki   123 ... 9101112   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET