Ana Sayfa  



S.Memo



Sal 23 Ağu 2005, 20:32  

Dayanamadım sizlere V-Y harflerinde oluşan isimleride göstermek istiyorum.Arada kalan harflerle başlayan isimlerede yukarda verdiğim adresten bakabilirsiniz.


VAR: (Bar) Oluş, ortaya çıkış, doğuş
VARAK: Menzil, varılacak yer
VARAN: 1- Varlıklı, zengin 2- Sonuca ulaşan, eren
VARGI: 1- Varılan yer, sonuç 2- mal, mülk
VARHAN: birl. Var/han
T...1- Doğu Hun devleti hanlarından 2- Çengiz kaan dönemi, Kerayet hanlarından
VARIM: 1- Servet, mal, mülk 2- Evlilik çağına gelmiş kız
VARIMLU: Evlilik çağına girmiş kız
VARIŞ: Menzil, varılacak yer
VARIŞLI: Menzil
VARLIG: (Varlık) 1- Mevcudiyet, var olma hali 2- Varlık, servet, zenginlik, bütünlük 3- Evren, kainat
VAROĞUL: birl. Var/Oğul
VAROL: birl. Var/Ol Uzun ömür dileği
VERDİ: Cömert, eli açık, bağışlayıcı, ihsanda bulunan
VERDİ HAN: birl. Verdi/Han
T...Altınordu devleti, hanlarından
VERGİ: (Bergi, birgü) 1- Huy, tabiat, yaratılış, aitlik, özellik 2- Haraç, nusum, verilen, ödenen nesne
VERİM: Veriş, verme, bolluk, bereket
VURAL: birl. Vur/Al (Almak..dan)
VURGUN: 1- Vurulmuş, aşık 2- Baskın, ırgalama, yağmalama
VURGUNALP: birl. Vurgun/Alp
VURGUNAY: birl. Vurgun/Ay
VURGUNER: birl. Vurgun/Er
VURSAY: birl. Vur/Say
VURTUT: birl. Vur/Tut (Tutmak..dan)
VURUŞ: Savaş, döğüş, kırış

YABA: (Yapa, yapu) 1- Yapı, oluşum 2- Alet, edevat
T...Özbeklerin, Üç Uruğ oymağı, dip dedelerinden
YABAGU: Yabgu, genel vali
YABALAK: (Yablak) Dayanıklı, metin, mütehammil
YABAN: 1- Yabancı, yabani, vahşi 2- Yapan, yapıcı
YABASU: birl. Yaba/Su
YABAY: Yapay, yapan, yapıcı, yapılmış
YABGU: 1- Üst düzey yönetici, genel vali 2- Merkeze bağlı, özerk, bölge yöneticisi
T...Göktürkler döneminde kullanılan ünvanlardan
YABGUKAĞAN: birl. Yabgu/Kağan
T...Batı Göktürkleri, kağanlarından
YABIR: 1- Yapıcı, pozitif kişilikli, aktif, çalışkan 2- Güreşçi, döğüşçü
T...Altay Türkleri, Tuva oymağı, dip dedelerinden
YABIRAY: birl. Yabır/Ay
YABIT: Yapı, yapıt, eser, mamulat
YABLAK HAN: birl. (Yabalak Han) Yablak/Han
T...Sibir Hanlarından
YAD: Yabancı, el, değişik, farklı
YADA: 1- Yabancı, yabancılık 2- Büyü, sihir, büyü yapmada kullanılan bir taş
YADABÖRİ: birl. Yada/Böri
YADAÇI: Yaya, piyade
YADAĞ: (yadağ)
T...Altay Türkleri, Kişiler oymağı, dip dedelerinden
YADAKUL: birl. Yada/Kul
YADASAY: birl. Yada/Say
YADEL: birl. Yad/Er Gurbet, yabancı memleket
YADOBA: birl. Yad/Oba
YADU: Yadçı, yad edici
YAGLA: Talan, yağma
YAĞADUR: Yağış, yağmur, bolluk, bereket
YAĞAN: (Yagan, yakan) 1- Ucu ateşli ok 2- Yağmur 3- Gökten inen nur 4- Yakın, yar, canan
YAĞANALP: birl. Yağan/Alp
YAĞANAY: birl. Yağan/Ay
YAĞANBAY: birl. Yağan/Bay
YAĞANBEK: birl. Yağan/Bek
YAĞANBORA: birl. Yağan/Bora
YAĞANBUKA: birl. Yağan/Boğa
YAĞANER: birl. Yağan/Er
YAĞANHAN: birl. Yağan/Han
YAĞANKUL: birl. Yağan/Kul
YAĞANKULU: birl. Yağan/Kulu
YAĞANTAY: birl. Yağan/Tay
YAĞANTEKİN: birl. Yağan/Tekin
YAĞANTİGİN: birl. Yağan/Tigin
YAĞANTİMUR: birl. Yağan/Timur
YAĞDI: Yağmur, yağan
YAĞDIALP: birl. Yağdı/Alp
YAĞDIBAY: birl. Yağdı/Bay
YAĞDIBEK: birl. Yağdı/Bek
YAĞDIKAR: birl. Yağdı/Kar (kar yağarken doğan)
YAĞDIKAR HAN: birl. Yağdıkar/Han
T...Kıpçak hanlarından
YAĞDIKAR TUGAY: birl. Yağdıkar/Togay
T...Babür han dönemi bey ve komutanlarından
YAĞDIBASAN: birl. Yağdı/Basan Düşmana baskın yapan, düşmanı yok eden
T...Danişmendoğulları beyliği, komutanlarından. Gümüş Tekin’in oğlu
YAĞIBASMIŞ: birl. Yağı/Basmış (Yağıbasan)
T...Salçuklular devleti, bey ve komutanlarından
YAĞIBASTI: birl. Yağı/Bastı (Yağıbasan)
YAĞISAVAN: birl. Yağı/Savan Düşmanı püskürten, düşmanı kovan, kovalayan
T...Suriye Salçukluları dönemi, bey ve komutanlarından
YAĞISIYAN: birl. Yağı/Sıyan (defeden,kovan)
T...Salçuklular dönemi, bey ve komutanlarından
YAĞIŞ: (Yakız- Yavuz) Kara, yanarak kararmış, karaya çalan mec. Cesur, gözüpek, şiddetli, yaman, yiğit
YAĞIZALP: birl. Yağız/Alp
YAĞIZAY: birl. Yağız/Ay
YAĞIZBAY: birl. Yağız/Bay
YAĞIZER: birl. Yağız/Er
YAĞIZHAN: birl. Yağız/Han
YAĞLAKAR: (Yaylakar) birl. Yayla/Kar
T...1- Uygur kağanlarının sülale adı 2- Göktürkler dönemi beylerinden, Kürşad’ın kırklarından

YAĞMA: Ganimet, ganimet paylaşımı, bolluk
T...Oğuz Kağan dönemi, beylerinden
YAĞMIŞ: Yağmakdan
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YAĞMUR: Yağmur yağışı
T...1- Göktürkler dönemi, beylerinden Kürşad’ın kırklarından 2- Musul Salçukluları beylerinden,
3- Salçuklular (Alparslan Han) dönemi, bey ve komutanlarından
YAĞMUR HAN: birl. Yağmur/Han
YAĞMURAY: birl. Yağmur/Ay
YAĞMURBAY: birl. Yağmur/bay
YAĞMURBEG: birl. Yağmur/Beg
YAĞMURCA: 1- Sessiz ve kısa süren yağmur 2- Bir geyik türü
T...Cuci Han’ın oğullarından. Batu Han’ın kardeşi
YAĞMURÇAK: (Yağmurca)
YAĞRIK: Yakarış, dilek, niyaz
YAĞRIKÇI: 1- Yakarıcı, duacı 2- Faydalı, yararlı, işe yarayan
T...Dede Korkut destanlarında adı geçen bir bey
YAĞUK: (Yavuk) Sevilen, yakınlık duyulan, gönül yakınlığı
YAKA: 1- Sınır, sınır bölgesi 2- Kıyı, sahil
YAKACIK: Dağ eteği
YAKAK: Ucu ateşli ok
T...Salçuklulara ad veren, Salçuk beğ’in babası
YAKAN: 1- Yakıcı, yok edici 2- yağan
YAKANER: birl. Yakan/Er
YAKARCA: Yakan, sıcaklığı artıran
YAKARI: Dua, temenni, yakarış, dilek
YAKI: 1- İlaç, em 2- Yakıcı, yakan
YAKIT: Yakılan, enerji, ısı kaynağı
YAKITİMUR: birl. Yakı/Timur
T...Oğuz Kağan’ın torunlarından
YAKŞI: Yakışıklı, güzel, çekici, yakıcı, uygun, yakışan, doğru, iyi
T...Salçuklular devleti bey ve komutanlarından. Demirtaş beğ’in oğlu
YAKŞIALP: birl. Yakşı/Alp
YAKŞIBAY: birl. Yakşı/bay
YAKŞIBEK: birl. Yakşı/Bek
YAKŞIER: birl. Yakşı/Er
YAKŞILIK: İyilik, güzellik, uygunluk
T...Kırgızların, Togay, Buğu ve Kıdık oymakları, dip dedelerinden
YAKŞITAY: birl. Yakşı/Tay
YAKŞITOGA: birl. Yakşı/Toga
YAKŞİHAN: birl. Yakşi/Han
T...İsfandiyaroğulları beyliği, beylerinden
YAKTU: Işık, meşale, aydınlık
YAKURA: Yakın, yakınlık duygusu
YAKUŞUK: Yakışıklı, güzel, uygun, uyumlu
YAKUT: Yakıt, enerji, yakılan
T...Halen Sibirya’da yaşamakta olan, en eski Türk boylarından
YAKUTALP: birl. Yakut/Alp
YAKUZ: (Yağız)
YALABIR: Parlak, parıldayan
YALABUK: Parlak, parlayan, ışık saçan
YALAP: Parlak, ışıltı, ışık saçan
T...Eski dönem, Tanrı ad ve sıfatlarından
YALAV: Alev, yalaz
YALAVAÇ: (Yalvaç)
T...Türkmenlerin, Salur oymağı, dip dedelerinden
YALAZ: 1- Yalın, çıplak, aleni 2- Yalın, parlak, ışıklı, alev
YALAZA: (Yalaz)
YALAZALP: birl. Yalaz/Alp
YALAZAY: birl. Yalaz/Ay
YALAZBEK: birl. Yalaz/Bek
YALAZBÖRÜ: birl. Yalaz/Böri
YALAZBUĞA: birl. Yalaz/Boğa
YALAZER: birl. Yalaz/Er
YALAZHAN: birl. Yalaz/Han
YALAZTİMUR: birl. Yalaz/Timur
YALÇIN: Dik, sarp, yukarıda, ulaşılmaz
YALÇINAY: birl. Yalçın/Ay
YALÇINBAY: birl. Yalçın/Bay
YALÇINER: birl. Yalçın/Er
YALÇINKAYA: birl. Yalçın/Kaya
YALÇINSAY: birl. Yalçın/Say
YALÇINTAN: birl. Yalçın/Tan
YALÇINTAŞ: birl. Yalçın/Taş
YALÇINTAY: birl. Yalçın/Tay
YALDIR: 1- Parlak, parlayan 2- Yıldır, yıldıran,caydırıcı, ürkütücü
YALDIRALP: birl. Yaldır/Alp
YALDIRAN: 1- Yıldırıcı, caydırıcı, ürkütücü 2- Parlak, parlaklık veren
YALDIRAY: birl. Yaldır/Ay
YALDIRIM: Yıldırım
YALDIZ: Yıldız, ışık saçan parlaklık, parlayan, ışıyan
T...Gazneliler devleti, beylerinden
YALDRUK: (Yaldırık) Parlak, parlatılmış
YALGIN: Serap, yanıltıcı, görüntü
YALGINAY: birl. Yalgın/Ay
YALIM: 1- Ateş, kıvılcım 2- Kılıcın keskin tarafı, ince ağzı 3- Yüksek kayalık
YALIMAY: birl. Yalım/Ay
YALIMBAY: birl. Yalım/Bay
YALIMBEK: birl. Yalım/Bek
YALIMER: birl. Yalım/Er
YALIMHAN: birl. Yalım/Han
YALIN: 1- Alev, parlaklık 2- Çıplak, net, açıkta olan, açık 3- Kınsız, kılıfsız kılıç
4- Tek başına, yalnız, korumasız
YALINALP: birl. Yalın/Alp
YALINAY: birl. Yalın/Ay
YALINBARS: birl. Yalın/Bars
YALINBAŞ: birl. Yalın/Baş
YALINBAY: birl. Yalın/Bay
YALINBEK: birl. Yalın/Bek
YALINBÖRİ: birl. Yalın/Böri
YALINCA: Yalnız, tek başına
YALINCA HAN: birl. Yalınca/Han
T...Oğuznamede, Tatar Han’ın oğullarından
YALINÇAK: Fakir, çıplak, garip, korumasız, sahipsiz
YALINER: birl. Yalın/Er
YALINKARA: birl. Yalın/Kara
YALINTAŞ: birl. Yalın/Taş
YALINUZ: birl. Yalın/Uz
YALMA: Yağmurluk, pelerin
YALMAN: 1- Kılıcın keskin ağzı, kılıcın uç kısmı 2- Eğimli, dik tepe
YALTUK: Yalınlık, yalın olma hali
YALUNCUK: (Yalınçık, yalınçak)
T...Dede Korkut dönemi, Dış Oğuz beylerinden
YALUNMUŞ: Yalın, çıplak, saf, arınmış
YALUY: Büyü, tılsım, sihir
YALVAÇ: Elçi, resul, nebi, peygamber
T...1- Otmanoğullarının dip dedelerinden 2- Çengiz Kaan dönemi, Türkistan valilerinden
YAM: 1- Ulak atı 2- At gibi, ata benzeyen 3- Çöl, kıymık
YAMAÇ: 1- Bayır, dik yokuş, dağ ya da tepenin herhangi bir yanı 2- karşı, karşısı, öteki taraf

YAMAN: 1- Müthiş, dehşetli, etki ve beceri bakımından olağanüstü 2- kötü, fena, üzücü
T...Otmanoğullarının dip dedelerinden
YAMANHAN: birl. Yaman/Han
YAMANAY: birl. Yaman/Ay
YAMANBAY: birl. Yaman/Bay
T...Kırgızların, Togay, Buğu ve Kıdık oymakları, dip dedelerinden
YAMANBEK: birl. Yaman/Bek
YAMANBÖRÜ: birl. Yaman/Böri
YAMANBUĞA: birl. Yaman/Boğa
YAMANER: birl. Yaman/Er
YAMANSAY: birl. Yaman/Say
YAMANTİMUR: birl. Yaman/Timur
YAMÇI: 1- Ulak, postacı 2- Ulak atı, postacı atı 3- Yağmurluk 4- Kalın, kolsuz yelek, kuzu
derisiyle kaplı giysi
YAMI: 1- Ulak atı 2- Çöp, kıymık 3- İtibar, nüfuz
YAMTAR: 1- Yaman, güçlü, kuvvetli 2- Yağmurluk 3- Obur, iştahlı
T...Göktürkler dönemi, beylerinden. Kürşad’ın kırklarından
YAMUN: Denetleyici, murakıp, müfettiş
YANAÇI: (Yanaç) Canip, candan
YANAĞ: (Yanak) Yanak, kısım, yan
YANAR: 1- Işıltı, ışık 2- Ateşli, sıcak kanlı, heyecanlı
YANARAY: birl. Yanar/Ay
YANARBAY: birl. Yanar/Bay
YANARBEK: birl. Yanar/Bek
YANARBUĞA: birl. Yanar/Boğa
YANARDAĞ: birl. Yanar/Dağ Volkan
T...Kırgız oymaklarından
YANARHAN: birl. Yanar/Han
YANARKAN: birl. Yanar/Kan
YANARKUL: birl. Yanar/Kul
YANARTAN: birl. Yanar/Tan
YANARTAŞ: birl. Yanar/Taş
YANARTAY: birl. Yanar/Tay
YANAŞIK: 1- Ev kızı 2- Evlatlık alınmış, kız çocuğu
YANBAŞ: Sadık, bağlı, yakın, yanında,yanı başında, vefakar
YANÇ: (Yanıç) Hilal, yarım ay biçiminde
YANÇI: At zırhı
YANÇUK: (Yancık) At zırhı, at örtüsü
YANÇUR: birl. Yan/Çur
T...Kıpçak hanlarından. Çuci Buğa Han’ın oğlu
YANDAŞ: Yanında duran, destekleyen, taraftar
YANDIK: Heybetli, gösterişli, azametli
YANDU: İnançlı, inanmış, imanlı
YANGAK: 1- Yanak 2- yanık, sevdalı
T...Türkmenlerin, Göklen oymağı, dip dedelerinden
YANGAL: Isı, hararet, ateş, ateşlilik
YANGIBEK: (Yengibek) birl. Yangı/Yengi/Beğ
T...Babür Han dönemi bey ve komutanlarından
YANGIR: Hazin söz, dokunaklı söz, hazin konuşma
YANI: Cilve, işve, can yakıcılık
YANIK: Sevdalı, aşık, istekli
YANIKER: birl. Yanık/Er
YANIŞIK: (Yanaşık)
YANIT: 1- Ödül, mükafat 2- Karışık
YANK: (Yang) Metod, tarz, usul
YANKU: (Yankı) Aksi seda, eko
YANKUÇİ: Mübaşir, mahkeme memuru
YANTIR: Şehla, şehla gözlü
YANTUK: Gösterişli, azametli
YANTUT: Bedel, tazminat
YANUÇ: İnce, zayıf, narin
YANUK: 1- Esmer tenli, kara 2- Tutgun, aşık, sevdalı
YANUKAY: birl. Yanuk/Ay
YANUKBAY: birl. Yanuk/Bay
YANULMAS: Yanılmaz, deneyimli ve bilgili otorite
YANUT: 1- Yanıt, karşılık 2- Ödül, mükafat
YAPA: 1- Yaba, yapma, çaba, enerji 2- Bütün, hep, bütünlük 3- Vefa
YAPAGI: Yapağı
YAPAN: 1- Yapıcı 2- Yaban, vahşi
YAPAR: Yapıcı, üretken, olumlu
YAPARLI: Olumlu, yapıcı
YAPI: Mamul, yapılmış
YAPINÇ: (Yapınçak) Yapılmış, mamul, üretilmiş
YAPRAK: (Yapurgak) Ağaç ve çiçek yaprağı
YAPRAKÇIĞ: birl. Yaprak/Çığ
YAPSIK: Memnuniyet, neşe, meftunluk
YAPŞIN: Yapıcı, olumlu, becerikli
YAPURGAK: (Yaprak)
YAR: (Yarı) 1- Uçurum, dik bayır 2- Tanzim, tertip, organizasyon
YARAGU: Yarar, fayda, faydalı, yararlı
YARAĞ: (Yara, yarag) 1- yarar, fayda, faydalı, yararlı 2- Silah, zırh, kalkan
YARAŞUK: Uyumlu, ahenkli, barışsever
YARAŞUR: Uygun, münasip, layık
YARATGAN: Yaratan, yaratıcı
YARATU: Yaratma, tertipleme, düzenleme
YARATUN: Yaratıcı, tertipli, düzenli, örgütlü
YARATUR: Yaptırır, yaptırımcı, buyurucu, örgütleyici
YARAY: Usta, ehil, beceri sahibi
YARAYLI: uygun, münasip, yararlı
YARBAY: birl. Yar/Bay
YARÇI: Ortak, şerik, hissedar
YARDAK: Yardımcı, asistan, muavin, refik
YARGAN: 1- yararlı, faydalı, güvenilir, yakın 2- Koruyucu, muhafazakar 3- Mahkeme,
yüksek mahkeme
YARGAN TARKAN: Yargan/Tarkan
T...Bilge Kağan dönemi beylerinden
YARGI: Hukuk, hüküm, mahkeme, adalet
YARGIALP: birl. Yargı/Alp
YARGIBAY: birl. Yargı/Bay
YARGIBEK: birl. Yargı/Bek
YARGICI: (yarguçu, yagıçı, yargıç) Yargıç hakim, yargı mercii
T...Otmanlıların, ilk dönem bey ve komutanlarından
YARGIÇ: Yargıcı, hakim
YARGIÇU: Yargıç
YARGIER: birl. Yargı/Er
YARGIHAN: birl. Yargı/Han
YARGIN: (yarkın) 1- Gün ışığı 2- Şimşek, çakın 3- Canan, arkadaş, dost 4- Güleryüzlü, mütebessim
YARGITAN: birl. Yargı/Tan
YARGITAY: birl. Yargı/Tay
YARGUÇİ: yargıcı, yargıç, hakim
YARIM: 1- Yapıcı, yaparlı 2- yarış, müsabaka 3- Bölüm, bölünmüş
T...Türkmenlerin, Çavdur oymağı, dip dedelerinden
YARIP: Yarı, yarım, bölük, bölünmüş
YARIŞ: 1- Bölüş, bölüm 2- Müsabaka, karşılıklı, ileriye atılma
YARIZ: Yarıcı, seri, çabuk, hızlı
YARKIN: (Yargın)
YARKINBAY: birl. Yarkın/Bay
YARKINBEK: birl. Yarkın/Bek
YARKINER: birl. Yarkın/Er
YARLIG: 1- Bağışlama, acıma 2- Ferman, buyruk
YARLIGAÇ: İnayet, yardım, bağış, merhamet
YARLIGAMAS: Acımasız, acımaz, bağışlamaz
YARLIGAMIŞ: Bağışlayıcı, merhametli, rahman
YARLIGAN: Rahman, bağışlayıcı
YARLIGAR: Bağışlayıcı
YARLIGASUN: Bağışlayıcı, rahman
YARLIK: 1- Esirgeme, bağışlama 2- Buyruk, ferman
YARLUĞ: İrade, istem, buyruk
YARLUK: Muhtaç, yoksul
YARLUKA: Bağış, lütuf, koruma
YARMAKAN: (Yarmayan) Armağan, hediye
YARP: (yarıp) Durgun, sabit
YARPAN: (Yarban, yarıban) Sabit, sakin, kendi halinde
T...Kırgızların, Togay, Sarı ve Bağış oymakları, dip dedelerinden
YARŞI: Hissedar, ortak
YARTIM: 1- Kısım, bölük, fırka 2- yardım, inayet, destek
YARUK: 1- Işık, ziya, nur 2- Zırh, koruyucu
T...Salçuklular dönemi, Halep valilerinden
YARUKBAY: birl. Yaruk/Bay
T...Türkmenlerin, Teke ve Toktamış oymakları, dip dedelerinden
YARUKTAŞ: birl. Yaruk/Taş
T...Salçuklular devleti, komutanlarından. Merv valilerinden
YARUKTEKİN: birl. Yaruk/Tekin
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YASA: (Yasağ, yasak) Yasa, kanun, nizam, kural, kaide, yasak
YASABAY: birl. Yasa/Bay
YASABEK: birl. Yasa/Bek
T...Otmanoğullarının, dip dedelerinden
YASABUĞA: birl. Yasa/Boğa
T...Kıpçak hanlarından
YASAÇU: (Yasacı) 1- Parlamenter, Yasa yapan, yasa koyucu 2- Yasaya bağlı, yasal
YASAĞ: yasak, yasa
YASAĞUL: (Yasavul)
YASAHAN: birl. Yasa/han
YASAKUL: birl. Yasa/Kul
YASAKBEK: (Yasabek)
YASAL: 1- Disiplin, sıra, saf, ordunun yürüyüş düzeni 2- Yasalara uygun, nizami
YASAN: 1- Tertip, düzen, tasarı, plan 2- İşaret, alamet, bünyan, karar
YASAR: (Yasur) yasaya uyan, yasayı uygulayan
T...Çengiz Kaan’ın Tatar kökenli evdeşi
YASATAN: 1- Yasalara saygılı 2- Yasa/Tan
YASATUR: birl. Yasa/Tur Yasaya bağlı, yasayı uygulayan
T...İlhanlılar devleti, Anadolu beylerbeyi
YASAVUL: Yasayı korumak ve uygulamakla görevli memur. Zabıta, polis
T...İlhanlılar (Olcaytu Han) dönemi bey ve komutanlarından
YASAVUR: (Yasavul)
YASGUÇ: Nikap, gizlilik
YASUGAN: (yasakan) birl. Yasa/Kan
T...Çengiz Kaan’ın Tatar kökenli evdeşi. (Bazı kaynaklarda “yasdır” olarak geçer)
YASUGAY: (yesugey, yasakay)
YASUN: (Yisun, İsun) Doğa, tabiat
YASUT: (yasıt) Onur, şeref, haysiyet
YASVUL: (Yasavul) 1- Polis, bekçi 2- Mübaşir
YAŞ: Yaşam, ömür, dirilik, aydınlık, tazelik, ışımak, gelişim, yeşil, yeşillik, gençlik
YAŞAGU: Ömür, yaşam, canlılık
YAŞALP: birl. Yaş/Alp
YAŞAM: Hayat, ömür, dirlik
YAŞAR: Ömür, yaşam, hayatta kalış.(çocukları sık ölen, ya da fazla yaşamayan ailelerin, yeni çocuklarına verdikleri, Turan, Turmuş, Tokta vb. adlardan)
YAŞAR ALP: birl. Yaşar/alp
YAŞARAY: birl. Yaşar/Ay
YAŞARBAY: birl. Yaşar/Bay
YAŞARBEK: birl. Yaşar/Bek
YAŞARŞAD: birl. Yaşar/Şad
T...Göktürk prenslerinden. Kürşad’ın ağabeyi
YAŞASAY: birl. Yaşa/Say
YAŞASUN: birl. Yaşa/Sun
YAŞAY: birl. Yaş/Ay
YAŞER: birl. Yaş/Er
YAŞERK: birl. Yaş/Erk
YAŞERKE: birl. Yaş/Erke
YAŞIL: 1- Yeşil renk mec.Tazelik, gençlik, zindelik 2- Yeşillik, çimenlik
YAŞIN: 1- Gizlilik, gizem 2- Şimşek, çakın
YAŞIT: 1- Genç, körpe, taze 2- Eş, denk, eşit
YAŞLAK: Giz, sır, esrar, gizli kalması gereken
YAŞMUT: birl. Yaş/Mut
T...Diyarbakır ve Azerbaycan valilikleri de yapmış olan, İlhanlı,prenslerinden.
Kulagu Han’ın oğullarından
YAŞRU: Giz, gizlilik, gizem
YAŞUK: 1- Işık, ışın, şua 2- Aşkın, aşık, aşmış
YAŞURGAN: Ketum, sıkı ağızlı, sır vermez
YATAĞAN: (yatağan, yatakan) 1- Kama türünde, iki tarafı da kesen bir bıçak 2- Tembel, miskin
Borcunu ödemeyen, üstüne yatan (Uygurlarda)
YATI: Yatık, meleke, beceri, el yatkınlığı
T...Altay Türkleri, Kunanda oymağı, dip dedelerinden
YATKIN: Yatık, yatan, uygun, uygunluk
YATMAN: Muti, efendi, uyumlu, itaatkar
YATUK: 1- Yatkın, becerili, meleke sahibi 2- Tembel, ağırkanlı 3- Türklerin İslamiyet’e geçtikten sonraki dönemlerde, göçebe ve şamanist oğuzların, kentlerde yaşayan, Oğuz ve öteki Türk boyları için kullandıkları sıfatlardan
YATUK HAN: birl. Yatuk/Han
T...Kazan hanlarından
YAVÇIN: (Yatçın) Konuk, yatıya gelen konuk
YAVGA: Soy, sop, nesil
YAVNIK: Sevinç, neşe
YAVRİ: Zayıf, güçten düşmüş
YAVRU: Zayıf, bakıma muhtaç, ilgi ve bakım bekleyen
YAVUK: Yakın, yakında duran, yakınlık duyulan, sevgili
YAVUZ: (Yağız) Kara. Mec. Sert, şiddetli, dehşetli, gözükara, yaman
T...Otmanlı padişahı 11.Selim’in ünvanlarından
YAVUZHAN: birl. Yavuz/han
YAY: 1- Yaz mevsimi 2- Silah, ok atmaya yarayan, gergin ip, gerginlik
YAYAK: yaya, piyade
YAYBEGÜM: birl. Yay/Begüm
YAYBİKE: birl. Yay/Bige
YAYBUKA: birl. Yay/Boğa
YAYGARU: Bahar, ilkbahar, yaza doğru giden zaman
YAYGIN: Yayık, yayılmış
YAYGIR: (Yaykır) Uzay, sema, yıldızlar alemi
YAYIK: 1- Yaygın, geniş, genişlemiş 2- Tufan, deprem 3- Altay destanlarında adı geçen, Tanrı Bayülken’in oğullarından
YAYIN: Serap, feyezan
YAYKIRU: Sema, feza, uzay
YAYKUT: birl. Yay/Kut
YAYLA: Yaz yeri, yazlık. Bahar, yaz aylarını geçirmek için çıkılan, yüksek dağlık bölge
YAYLAERİ: birl. Yayla/Eri Yaylada yada yaylaya çıkarken doğan çocuklar için kullanılan adlardan
YAYLAK: Yayla, yazlık, sayfiye
T...Nogay hanlığı hanlarından, Nogay Han’ın evdeşi (Yaylak Hatun)
YAYLIM: Yayılım, yayılma yeri, otlak, mera

YAYMUT: birl. Yay/Mut Yaz sevinci
T...Türkmen oymak beylerinden ve oymaklarından
YAYSAY: birl. Yay/Say
YAYSEV: birl. Yay/Sev
YAYSUN: birl. Yay/Sun
YAYUÇI: Yayıcı, dağıtıcı, haber yollayan, propaganist
YAYUK: 1- Yayvan, yayık, uçsuz bucaksız, geniş 2- Deprem, yer sarsıntısı
YAZAL: Takı, süs, ziynet, mücevher
YAZARBAY: birl. Yazar/Bay
YAZDIÇ: Anıt, kitabe
YAZGAN: Yazan, yazıcı, yazgıyı tayin eden
T...Eski dönem Tanrı ad ve sıfatlarından
YAZGANALP: birl. Yazgan/Alp
YAZGANAY: birl. Yazgan/Ay
YAZGANBAY: birl. Yazgan/Bay
YAZGANBEK: birl. Yazgan/Bek
YAZGANER: birl. Yazgan/Er
YAZGANKULU: birl. Yazgan/Kulu
YAZGI: 1- Yazı, kader, mukadderat, alın yazısı 2- Tanrısal, ilahi
YAZGU: (Yazgı)
YAZGULU: Talihli, bahtı açık
YAZIÇU: Yazıcı, katip
YAZIM: Yazgı, mukadderat
YAZIN: 1- Yaz vakti, bahar vakti 2- Kader, alın yazısı
YAZINÇ: Kader, alın yazısı, yazgı
YAZIR: 1- Çok ülkeler gezmiş, görmüş 2- Çok ülke fethetmiş, fatih 3- yazar, yazıcı, katip
T...Dede Korkut dönemi, Oğuz beylerinden
YAZUCUALP: birl. Yazucu/Alp
YAZUK: Günah, ayıp, suç
YAZUKER: birl. Yazuk/Er
YALIKSUZ: Günahsız
YEDEN: 1- Yedeği olan, yedeğine alan, tedbirli 2- Yetkin, yeterli, usta
YEDİTAG: birl. Yedi/Dağ
YEDİ URUK: (Yedi Uruğ)
T...Kazakların, Kiçiyüz bölüğü, oymaklarından
YEĞ: (Yek, yeke) 1- Yüksek, ala, etfal, iyi, daha iyi 2- Soylu, asil, seçkin, güzide, mümtaz
YEĞEN: 1- Yeğ, üstün tutulan, yeğin, yeğlenmiş 2- Kardeş çocuğu (Babası ya da anası
ölmüş, ya da uzakta olup da yakın akrabaları tarafından yetiştirilen çocuklar için kullanılan adlardan) 3- Güveyi, damat
YEĞEN ALP: birl. Yeğen/Alp
YEĞEN SİLİG: birl. Yeğen/Selig
T...Uygur kağanlığı dönemi, bey ve komutanlarından
YEĞENAY: birl. Yeğen/Ay
YEĞENBEK: birl. Yeğen/Bek
YEĞENBOĞA: birl. Yeğen/Boğa
YEĞENBÖRİ: birl. Yeğen/Böri
YEĞENÇİK: (Yeğencik)
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YEĞENER: birl. Yeğen/Er
YEĞİN: 1- Üstün, faik 2- Bereketli 3- Çok güçlü, hızlı, şiddetli
YEĞİNHAN: birl. Yeğin/Han
YEĞİNALP: birl. Yeğin/Alp
YEĞİNBAY: birl. Yeğin/Bay
YEĞİNBEK: birl. Yeğin/Bek
YEĞİNEK: 1- Yığınak, küme 2- Üstün, faik, daha iyice
T...1- Salçuklular dönemi, bey ve komutanlarından 2- Dede Korkut destanlarında adı geçen bir bey
YEĞİNER: birl. Yeğin/Er
YEĞİNHAN: birl. Yeğin/Han
T...Çin’de hükümet etmiş, Türk hanlarından
YEĞİNTİMUR: birl. Yeğin/Timur
YEĞNİ: 1- hafif 2- Alçak gönüllü, mütevazı
YEĞNİK: (Yeğni)
YEĞREK: (Yekrek) Etfal, evla, iyi, üstün
YEĞİTAN: (Yektan) birl. Yeğ/Tan
YEKE: (Yeğ)
T...Göktürk beylerinden. Kürşad’ın kırklarından
YEKE YOSUN: birl. Yeke/Yosun
T...Uygur kağanlığı dönemi, bey ve komutanlarından
YEKEBAY: birl. Yeke/Bay
YEKEBUĞA: birl. Yeke/Boğa
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YEREKOCA: birl. Yeke/Koca
T...Babür han dönemi, ünlü deniz komutanı
YEREKUL: birl. Yeke/Kul
YEKEKÜLÜG: birl. Yeke/Külüg
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YEKREK: Evla, iyi, üstün, daha iyi
YEKSAY: birl. Yek/Say
YEKSEK: Tedbirli, ihtiyatkar
YEKÜL: (Yeğül) Yeğni, faik, üstün, muzaffer
YEL: Rüzgar, esi
YELARSLAN: birl. Yel/Arslan
YELAY: birl. Yel/Ay
YELBARS: birl. Yel/Bars
YELBATU: birl. Yel/Batu
YELBATUR: birl. Yel/Batur
YELBAY: birl. Yel/Bay
T...Mısır-Türk kölemenleri devleti, bey ve komutanlarından
YELBEK: birl. Yel/Bek
YELBÖRİ: birl. Yel/Böri
YELBUĞA: birl. Yel/Boğa
T...Mısır-Türk kölemenleri devleti, Suriye valisi ve komutanlarından
YELÇİ: Yel gibi, hızlı
T...Timur Kürkan han dönemi, bey ve komutanlarından
YELEÇ: Havadar, yel alan
YELEGEN: Hızlı, süratli, yel gibi
YELEĞİN: Yel alan yer, rüzgarlı yer
YELEK: 1- yel gibi, hızlı 2- Okun arkasına takılan tüy, denge tüyü 3- Kolsuz ve yakasız üst giyeceği
YELEKİN: (Yeleğin) Rüzgarlı, yel esen yer, yel alan yer
YELEN: 1- Arzu, istek, dilek 2- Fırtına
YELER: birl. Yel/Er
YELES: Yel esintisi, havadar, rüzgarlı
YELESDİ: birl. Yel/Esti
YELESEN: birl. Yel/Esen
YELESER: birl. Yel/Eser Esintili, havadar, yel esen..
YELESEY: birl. Yel/Esey Yel esintisi
T...Kırgız oymak beylerinden
YELESİ: birl. Yel/Esi
YELESİN: birl. Yel/Esin
YELİM: Hareket, eylem, devinim
YELİN: 1- Yel uğrağı, yel alan yer 2- Yel değişi, yel teması
YELİNCE: birl. Yel/İnce (Meltem)
YELİNCE HAN: birl. Yelince/han
T...Oğuznamede, Boğa Han’ın oğlu. Tatar Han’ın torunu
YELİS: Havalı, havadar, rüzgarlı
YELİZ: birl. Yel/İz Havadar, rüzgarlı, havalı
YELKARA: birl. Yel/Kara
YELKİM: Havadar, havası güzel yer
YELKİN: 1- Konuk 2- Hızlı, yol gibi

YELKÖK: (Yelgök) birl. Yel/Kök, gök
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YELKUTLUĞ: (Yelkutlu, Yelkutluk) birl. Yel/Kutluğ
YELME: Öncü, yol gösteren, mihmandar
YELSALU: birl. Yel/Salı salmak...dan
T...Yalınçak Han’ın oğullarından
YELSAY: birl. Yel/Say
YELSEV: birl. Yel/Sev
YELTAN: birl. Yel/Tan
YELTAY: birl. Yel/Tay
YELTEKİN: birl. Yel/Tekin
T...Abbasiler, (Mu’tasım) dönemi, Fergana valiliği yapmış bir Türk beyi
YELTUTAR: birl. Yel/Tutar
YELUZ: birl. Yel/Uz
YEN: 1- Yenmek, alt etmek 2- Deri 3- Yeni, yenilik, orijinal
YENAL: birl. Yen/Al
YENCİLEK: Hafif, yeğin, narin, ince
YENDÜN: Tercih, seçim, referans
YENER: Yenmek...den
YENGİ: 1- Yeni, orijinal 2- Zafer, utku
YENGİALP:birl. Yengi/Alp
YENGİAY: birl. Yengi/Ay
YENGİBAY:birl. Yengi/Bay
YENGİBEK: (Yangıbek) birl. Yengi/Bek
YENGİÇAÇAM: birl. Yengi/Çaçam
YENGİÇİCİ: (Yengi Çiçim) birl. Yengi/Çiçi-çiçim
T... Babür Han’ın kız yeğeni.
YENGİER: birl. Yengi/Er
YENİN: Galip, muzaffer, utkan
YENİSEY: birl. Yeni/Say
YENİŞ: Galebe, galibiyet, utku
YENOL: birl. Yen/Ol
YENTİMUR: birl. Yen/Timur
T... Yisun Timur Han, dönemi, saray nazırlarından.
YENTÜR: Kalender
YENÜL: Mutevazı, alçak gönüllü
YEPREM: Aktif, faal, becerikli, çalışkan
YER BAYIRKU: birl. Yir/Bay/Urku
YERBEK:birl. Yer/Bek
YERÇİ: Başkan, yol gösteren, mürşid.
YERÇİLİG: İzci, takipçi
YERGİN: Mahzun, hüzünlü, bitkin, yere bakan, boynu bükük
YERİNÜR: Durağan, üşengeç, müşkülpesent
YERKARA: birl. Yer/Kara (Kara toprak)
T...Altay destanlarında adı geçen bir bey
YERÜNMES: Hamarat, çalışkan, vurdumduymaz
YESUGA: (Yesuge, yasagay) Yasa, yasak, yasaya bağlı, yasadan yana
T...Tuman Han’ın oğullarından
YESUGENBAGATUR: birl. Yesuken/Bagatur
T...Karayetler devleti beylerinden
YESUGEY: (Yasagay) birl. Yasağ/Ay
T...Çengiz Kaan’ın torunlarından. Kubilay Kaan’ın kardeşi
YESUGEY BAGATUR: birl. Yasugay/Bagatur
T...Çengiz Kaan’ın babası
YESUKAN BEGÜM: birl. Yasugan/Begüm
YESUKEN: (Yasuga, yasag, yasa) Yasa, yasak, yasalı, yasaya bağlı
T...Bahatur Han’ın oğullarından
YESUNTİMUR: (Yisun Timur, İsen Timur)
T...Çengizoğullarının son dönem hanlarından
YEŞİL: (Yaşil) 1- Tazelik, taze, körpe 2- Çimen, çimenlik
YEŞİM: Eski dönemlerde, Türklerce kutsanmış, değerli taş
YET: (yeti, yete) Kudret, kuvvet, güç, yeterlilik, yetenek, beceri, maharet
YETEK: Gaye, emel
YETEN: Yeterli, yetkin, usta
YETER: Yeterli, yetkin, uzman, usta
YETGİN: (Yetkin) Çok çocuklu ailelerin, doğan çocuklarının sonuncu olması
dileği ile verilen adlardan
YETİ: 1- yetenek, kabiliyet 2- Yetkin, kamil, olgun, becerikli, mükemmel
2- Etki, etkileyici 3- Yitik, kayıp, harcanmış, zayi olmuş
YETKİN HAN: birl. Yetkin/Han
YETİKARA: 1- Yedi/Kara 2- Yeti/Kara
T...Yenisey yazıtlarında adı geçen bir bey
YETİKAY: birl. Yetik/ay
YETİKBARS: birl. Yetik/Bars
YETİKBUĞA: birl. Yetik/Boğa
YETİKKOCA: birl. Yetik/Koca
YETİKOZAN: birl. Yetik/Ozan
YETİKTİMUR: birl. Yetik/Timur
YETİKULİ: birl. Yeti/Kuli
YETİKUZ: birl. Yetik/Uz
YETİŞGİN: (yetişkin) Yetişmiş, olgun, kamil, mükemmel, yetenekli
YETİZ: Hazır, amade, yeterli, olgunluğa ermiş
YETKİ: Sorumluluk, maharet, iş bitirme gücü
YETKİN: 1- yetişkin, ehil, uzman, yeterli 2- Etkileyici, çekici, mükemmel
YETKİNALP: birl. Yetkin/alp
YETKİNAY: birl. Yetkin/Ay
YETKİNBAY: birl. Yetkin/bay
YETKİNER: birl. Yetkin/Er
YETKİNHAN: birl. Yetkin/Han
YETMEN: Olgun, gelişkin, uzman, yeterli, yetenekli
YEYGÜ: Armağan, bahşiş, ihsan
YEYİ: (Yeğ, yeke)
YEYİN: Galip, kavi, üstte olan
YEYNİ: Ehven, iyi
YEYREK: Makbul, kabul gören, beğeni toplayan
YEYTEM: Eski, kadim
YIBAR: 1- Koku, parfüm 2- Kokulu mum
YIĞ: Yığılı, toplu, birikim
YIĞAÇ: 1- Ağaç 2- Erkeklik organı 3-Yığıcı, toplayıcı
T...Göktürkler dönemi beylerinden. Kürşad’ın kırklarından
YIĞAÇHAN: birl. Yığaç/Han
T...İlhanlılar dönemi, beylerinden
YIĞAN: (Yıkan) 1- Yığıcı 2- Yıkıcı
YIĞANTEKİN: birl. Yığan/Tekin
T...Karahanlılar dönemi bey ve komutanlarından
YIĞIN: Birikim, kitle, yığılı olma hali, yığılmış, istifli
YIĞINAK: Toplum, kitle
YIĞINCA: Genel, teamül, sosyal kural, toplumun benimseyip uyguladığı kurallar
YIĞLINÇ: (Yığlınçı) İffetli, edepli, namuslu
YIĞNAK: Yığın, yığınak, toplum, cemaat
YIĞRIK: Mahçup, utangaç
YIKIN: (yığın) Afet, yıkım , zarar
YIKINÇ: Yıkmış, yıkıcı
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YIKMIŞ: Yıkıcı, devirici, güçlü
YILBARS: birl. Yıl/Bars
YILDIKU: Yıldız, yıldız kümesi
T...Atilay Han’ın son evdeşi. (Bu adı ona Atilay Han vermiş)
YILDIR: Yıldırıcı, ürkütücü, heybetli, dehşetli, şiddetli, gözükara, korkusuz
YILDIRALP: birl. Yıldır/Alp
YILDIRAN: Ürkütücü, korkutucu, heybetli, gösterişli
YILDIRAY: birl. Yıldır/Ay
YILDIRBAŞ: birl. Yıldır/Baş
YILDIRBAY: birl. Yıldır/bay
YILDIRBEK: birl. Yıldır/Bek
YILDIRGAN: Yıldıran, ürküten, korkutan, şaşalı, gösterişli
YILDIRHAN: birl. Yıldır/han
YILDIRIM: (Yaldırım) 1- Berk, yüksek voltajlı elektrik 2- Göz kamaştırıcı, ışık, aşırı parlaklık
T...Otmanlı hanlarından 1. Bayezit’in ünvanı
YILDIRKAN: birl. Yıldır/kan
YILDIZ: Yaldız, parlak ışık, parlayan, ışıyan
T...Türk mitolojisinde, Böritiçine’nin oğullarından
YILDIZAY: birl. Yıldız/ay
YILDIZER: birl. Yıldız/Er
YILDIZHAN: birl. Yıldız/han
T...1- Oğuz Kağan’ın oğullarından 2- eski dönem Tanrıçalarından
YILDURU: Berrak, net, temiz, billur
YILGI: Yılma, dehşet, ürküntü
YILGIN: Yılmış, ürkek, bezgin
YILIĞ: Yılgın, yılmış, yılık
YILKI: 1- At, at yavrusu 2- At sürüsü
YILMA: 1- Yılmaz, azimli, dayanıklı, cesur, korkusuz 2- Dik yokuş, dağ yamacı
YILMABEK: birl. Yılma/Bek
YILMABÖRİ: birl. Yılma/Böri
YILMABUĞA: birl. Yılma/Boğa
YILMASIN: Yılmaz, korkusuz
YILMAZ: Gözüpek, korkusuz, batur, dayanıklı, azimli
YILMAZBAY: birl. Yılmaz/bay
YILMAZER: birl. Yılmaz/er
YILTAŞ: birl. Yıl/Taş
T...Altay Türkleri, Kişiler oymağı, dip dedelerinden
YILTAN: birl. Yıl/Tan
YILTAY: birl. Yıl/Tay
YIRAGU: Yırcı, çalgıcı, enstrüman çalan, müzisyen
YIRAK: Irak, uzak, mesafeli
YIRI: Sol, sol taraf, tek taraf, tek taraflı
YIRIM: 1- Solak 2- Yarım 3- yurt, toprak
T...Göktürkler dönemi, beylerinden.Kürşad’ın kırklarından
YIŞ: (Yaş, yaşıl) Orman, yeşillik içindeki bölge
YIŞIK: 1- Tulga, demir örgülü tulga 2- ışık
YİBEK: Ateşli, hararetli, heyecanlı
YİGE: Dayanıklı, kavi, metin
YİĞENÇUR: birl. Yiğen, yeğen/Çur
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YİĞENEK: 1- Toplum, kitle, cemaat 2- Yeğen, yeğencik
T...Salçuklular dönemi, beylerinden
YİĞİN: Daha iyi, sıkı, dayanıklı, üstün, tercih edilir
YİĞİT: 1- Yeğ, yiğ, iyi, daha iyi, sıkı, sağlam, güçlü, batur, cesur 2- Delikanlı, cıvan, genç 3- Koca, eş
YİLUN: (Yulun) İri, heybetli, gösterişli, cesim
YİLUNTEKİN: birl. Yilun/Tekin
T...Dokuz Oğuz destanında adı geçen bir bey. Buğu Han’ın torunu
YİNAL: İnal
YİNÇKE: İnce, zarif, narin
YİNÇKELÜ: Nazik, anlayışlı, kibar
YİNÇÜ: 1- İnce, zarif 2- İnci
YİNDEK: Daimi, ebedi, sürekli, kalıcı
YİR: Yer, toprak, arazi, arz, yeryüzü, dünya
YİRÇİ: Kılavuz, izci, rehber, yer bilen, yer bildiren
YİRDEŞ: Yurttaş, hemşehri, aynı toprağı paylaşan
YİRDİNÇÜ: (Yirtinçü) Evren, kainat
YİRGA: Mesut, mutlu, mutluluk dolu
YİRTİNÇÜ: Evren, kainat
YİSUN: (yasun, yosun) Doğa, tabiat, yeşillik
T...Çengiz Kaan dönemi bilginlerinden
YİSUNAY: birl. Yisun/Ay
YİSUNBOĞA: birl. Yisun/Boğa
T...Çağatay hanlarından
YİSUNBUDAK: birl. Yisun/Budak
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
YİSUNER: birl. Yisun/Er
YİSUNTİMUR: birl. Yisun/Timur
T...Çağatay hanlarından. Çağatay han’ın torunu
YİTER: Varis, mirasyedi
YİTİK: 1- Yetik, olgun 2- Keskin 3- Kayıp
YİTİRMİŞ: Yitik, kayıp, kaybetmiş, yoksul
YİTÜT: Meziyet, maharet, beceri
YİZEK: Askeri kılavuz, öncü
YOĞANAK: Yığınak, kütle
YOĞÇI: Yoğ’çu, yun yapan, yokluk çeken, yas tutan, yasçı
YOĞUN: Kalın, gür, iri, sık, sıkı, cüsseli, fazla, fazlalaşmış, katılaşmış
YOĞUNALP: birl. Yoğun/Alp
YOĞUNAY: birl. Yoğun/Ay
YOĞUNBAY: birl. Yoğun/Bay
YOKUŞ: Yukarı, yukarı doğru çıkan, dik yol, bayır
T...Tiyeli Türkleri, oymak beylerinden
YOL: Üzerinden gidilen...mec. 1- Kut, mut, baht, yazgı, kader 2- Örf, adet, töre, gelenek
teamül, ilke, tarz, gidişat
YOLA: 1- Örf, adet, usul, erkan 2- Meşale, kandil
T...Bulgar hanlığı dönemi, bey ve komutanlarından
YOLAÇ: Yol gösterici, mihmandar, rehber, önder, öncü
YOLAÇAN: birl. Yol/Açan Önder, öncü
YOLAÇBEK: birl. Yolaç/Bek
YOLAÇBÖRİ: birl. Yolaç/Böri
YOLAÇHAN: birl. Yolaç/Han
YOLAK: birl. Yol/ak 1- Dürüst, namuslu, temiz 2- Çığır, yenilik, gidişat 3-Kısa yol, kestirme yol
YOLALDI: birl. Yol/Aldı 1- İlerleme kaydeden, gelişen, uzman, profesyonel 2- Terbiyeli, yola gelmiş, geleneklerine bağlı
YOLAY: birl. Yol/Ay
T... 1- Kazak hanlığı dönemi, beylerinden (Çariçe Katerina’ya isyanıyla ünlenmiş bir Türk beyi)
2- Manas destanında adı geçen bir bey
YOLBAK: (Yolbaka, yolbakan) Konuksever, misafirperver
YOLBİLİR: birl. Yol/Bilir Görgülü, bilgili, usul erkan sahibi
YOLBUĞA: birl. Yol/Boğa
T...Baybars Han’ın komutanlarından
YOLÇU: 1- Önder, başkan, şef, lider 2- Peygamber, nebi 3- Gelenekçi, muhafazakar 4- Yolcu, yola çıkmış, yolunda giden
YOLDAM: 1- Uysal, yola gelen, yolunda giden 2- Usul, metod, tarz
YOLDAN:
YOLDAŞ: Aynı yolun yolcusu, aynı yolu paylaşan, aynı yola gönül vermiş, aynı yola baş koymuş, aynı, töre ya da prensipler üzerinde, fikir ve gönül birliği eden, çok yakınlaşmış dost, dava arkadaşı
YOLDAŞBEGÜM: birl. Yoldaş/begüm
YOLER: birl. Yol/Er
YOLERİ: birl. Yol/Eri 1- Töreye bağlı, edep erkan sahibi, bilgili, deneyimli 2- Tarikat ehli, tarikata ya da bir şeyhe bağlı kişi
YOLKUL: birl. Yol/Kul
YOLKULA: birl. Yol/Kula
T...Kıpçak hanlarından. Toktamış han’ın babası ( Bazı kaynaklarda, “yolkulu” olarak geçiyor.)
YOLKULU: birl. Yol/Kulu mec. Töreye ve kurallara bağlı, irşad olmuş
YOLLUK: (Yolluğ) 1- Kutlu, mübarek 2- Olgun, ergin 3- Halas bulmuş, huzura kavuşmuş, mesut, bahtiyar
YOLOĞLU: birl. Yol/Oğlu 1- Fedai, sedengeçti 2- Adak, adanmış, kurban 3- Bağlı, kendini töreye ya da şeyhe bağlamış
YOLSAY: birl. Yol/Say
YOLSEV: birl. Yol/Sev
YOLTAY: birl. Yol/Tay
T...Manas destanında adı geçen bir bey
YOLUKARSLAN: birl. Yoluk/Arslan
T...Kırman salçukluları, beylerinden. Melik Arslan’ın oğlu
YOLUM: Usul, kaide, prensip
YONAT: Tam, eksiksiz, kusursuz
YONCA: Sulu yerlerde yetişen bir bitki türü
YONGA: (Yonca)
YORÇI: (Yorçu)
YORÇU: 1- Askeri kılavuz, öncü, yol gösteren 2- Yorumcu, yorumlayan, eleştirmen
YORDAM: 1- Alışkanlık, eğilim, usul, meleke, beceri 2- Jest, eda, işve, naz
YORGA: (Yurga) Rahvan giden at
YORNUK: İstirahat, istirahatgah, dinlenme yeri
YOSUNBUKA: birl. Yisun/Buğa
T...Koço Uygurları, prenslerinden
YOVAŞ: (Yavaş) Çelebi, efendi, ağırbaşlı, halim
YÖĞRÜK: Yörük, göçebe
YÖNDEM: (Yöntem) Usul, tarz, teamül, töreye uygun biçimde olan
T...Harzemler devleti beylerinden
YÖNET: 1- Biçim, tarz, yöntem 2- uygun, uyumlu, uysal, geçimli
YÖNTEM: (Yöndem)
YÖNTEN: Uslup, tarz, biçim
YÖRGENÇ: Dağ dönemeci, dağ yolu
YÖRTEM: Usul, biçim, tarz
YÖRÜK: (Yöğrük, yürük) Yürüyen, yürüyücü, göçen, göçücü, göçebe
YÖYEN: Mevsim, sezon
YUDUM: (Yutmak...dan)
YUĞAK: Bir su kuşu
YUĞKA: İnce
YUĞRUŞ: (Yukruş, Yukruç) Eskiden, halktan biri olmasına rağmen, gösterdiği performans ve yararlılıklardan sonra, bey mertebesinde değerlendirilerek, devletin üst düzey kademelerinde görev alan kişi.
YULA: 1- Su kaynağı, yerden fışkıran su, göze 2- Işıldak, ışık veren, meşale, kandil
YULAK: (Yula)
YULU: Adalet
YULYU: (Yulu, yuluk, Yulug) 1- Yardımcı, yardımsever, fedakar, adil 2- haraç, cizye, vergi 3- traş, traşlı, bakımlı 4- Yağma, yağmacı
YULUĞ TİGİN: birl. Yuluğ/Tigin
T...Bilge Kağan ve Kül Tigin’in yeğeni
YULUĞBİRİM: birl. Yuluğ/Birim
T...Uygurlar döneminde alınan mahsul vergisi
YULUK: 1- Traşlı, matruş, bakımlı 2- Yağmacı
YULUK ARSLAN: birl. Yuluk/Arslan
T... Artukoğulları beylerinden. İlgazi Beğ’in oğlu.
YULUM: 1- Fedakar, yardımsever 2- Yolcu, yoluna bağlı, töresine bağlı
YULUMHAN:birl. Yulum/ Han
T... Buhara hanlığı, hanlarından.
YULUMBAY: birl. Yulum/Bay
YULUN: Yolcu, yola giden
YUM: Mutluluk, neşe, ferahlık, rahatlık
YUMAK: Yumlu, yumulu
YUMLU: Mutlu, kutlu, mübarek, huzurlu
YUMRU: 1- Yumulu, yumuk, yumruk 2- İri, heybetli, gösterişli
T...Göktürkler dönemi beylerinden. Kürşad’ın kırklarından.
YUMUK: Gül, goncagül
YUMUŞ: (Yumuç) 1- Söz, öğüt, nasihat 2- Emir, ferman, buyruk 3- Müjde, müjdeli haber 4- Yumuk, yumulmuş, yumruk
YUMUŞAY: birl. Yumuş/Ay
YUMUŞBAY: birl. Yumuş/Bay
YUMUŞER: birl. Yumuş/Er
YUMUŞGA: Bir dağ yemişi
YUMUŞHAN: birl. Yumuş/Han
YUMUTGAN: Yapıcı, birleştirici, pozitif kişilik
YUNAK: Üzerinde çamaşır döğülen ve yıkanan, büyük taş parçası
YUNMUŞ: Yıkanmış, temiz, titiz, arık
YUNT: 1- Çadır, oba, ev, yurt, vatan 2- Terbiyesi tamamlanmamış, yarı yabani at 3- Uygarlık, medeniyet
YUNTAL: birl. Yunt/Al
YUNTBAY:birl. Yunt/Bay
YUNTBİL: birl. Yunt/Bil
YUNTER: birl. Yunt/Er
YUNTSAY: birl. Yunt/Say
YURÇI: 1- Becerikli, mahir 2- Yirçi, yer gösteren, rehber
YURDAER: birl. Yurda/Er
YURDAKAN: birl. Yurda/Kan
YURDAKUL: birl. Yurda/Kul
YURDUM: Vatanım
YURGA: Rahvan giden at.
YURT: 1- Vatan, kutsanmış toprak 2- Kaynak, asıl, kök 3- Uygarlık, medeniyet 4- Çadır, oba, ev
YURTAL: birl. Yurt/Al (.. almak..dan)
YURTALP: birl. Yurt/Alp
YURTAN: birl. Yurt/An
YURTAY: birl. Yurt/Ay
YURTBAY: birl. Yurt/Bay
YURTBEK: birl. Yurt/Bek
YURTBİLDİ: birl. Yurt/Bildi
YURTER: birl. Yurt/Er
YURTERİ: birl. Yurt/Eri
YURTHAN: birl. Yurt/Han
YURTKAN: birl. Yurt/Kan
YURTLAK: Yurt, vatan, sonradan yurt edinilmiş yer, yurtlaştırılmış yer.
YURTNOYAN: birl. Yurt/Noyan
T... Nogay hanlığı dönemi, beylerinden.
YURTSAY: birl. Yurt/Say
YURTSEV: birl. Yurt/Sev
YUTLUK: Kayıp, zarar
YUTUM: Yudum, damla, tike, parça
YUVANÇ: Teselli
YUVANIŞ: (Yuvanç, yavanıç)
YÜCE: Yüksek, ulu, alicenap, haşmetli
YÜCEL: Yücelik, ululuk, haşmet.
YÜĞNEK: Alçak gönüllü, mütevazı.
T... Dede Korkut destanlarında adı geçen bir bey.
YÜĞNÜK: Salih, temiz
YÜĞRÜK: Yürük.
YÜĞÜNT: Reverans, selam
YÜKNÜ: Secde, secdede olan
YÜKSEL: Yükseklik, ululuk, büyüklük
YÜKSELAY: birl. Yüksel/Ay
YÜKSELEN: Ulu, kişi.
YÜKSELGÜN: birl. Yüksel/Gün
YÜKSELİŞ: Büyüklük, ululuk, ikbal
YÜKÜN: Baş eğme, saygı duruşu, tazim. ( Kuran’ın ilk çevirisinde, İ.S. 10. Yz. Bu sözcük, “Namaz” karşılığı olarak da kullanılmıştır.)
YÜKÜNÇ: Eğilme, reverans
YÜKÜNGEN: Eğilen, reverans yapan, saygılı
YÜKÜNTÜR: Baş eğdirir, diz çöktürür.
YÜKÜNÜK: Eğilme, reverans
YÜKÜNÜR: İbadet eden
YÜLEK: Okun arkasındaki, denge tüyü.
YÜLEK HAN: birl. Yülek/Han
YÜLEKBAY: birl. Yülek/Bay
YÜLEKBEGÜM: birl. Yülek/Begüm
YÜLEKBİGE: birl. Yülek/Bike
YÜNKÜL: Hafif, narin
YÜRE: Daire, helezon, çember
YÜREĞİR: Yürekli, cesur
YÜREKLİ: Cesur, korkusuz.
YÜRİK: Yaşam, hayat,, ömür, geçim.
YÜRÜKALP: birl. Yürük/Alp
YÜRÜKBİGE: birl. Yürük/Bike
YÜLÜK: (Yülek)
YÜLÜK ARSLAN: birl. Yülük/Arslan
T... Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey.
YÜRÜKBİLGE: birl. Yürük/Bilge
YÜRÜKER: birl. Yürük/Er
YÜRÜKTİMUR: birl. Yürük/Timur
T... Koço Uygurları, prenslerinden.
YÜRÜM: Yaşam, hayat, ömür
YÜZAK: birl. Yüz/Ak Masum, günahsız.
YÜZAKI: birl. Yüz/Akı Masumiyet, tgemizlik, namus, namusluluk, başarı, beceri
YÜZAY: birl. Yüz/Ay
YÜZBAY: birl. Yüz/Bay
YÜZBEG: (Yüzbek-Yüzbey) birl. Yüz/Beg, bek, bey
T... Babür Han dönemi bey ve komutanlarından.
YÜZBEGÜM: birl. Yüz/Begüm
YÜZBİKE: birl. Yüz/Bike
YÜZHANIM: birl. Yüz/Hanım
YÜZKARA: birl. Yüz/Kara
YÜZLÜG: (Yüzlüg, yüzlük) Soylu, dürüst, namuslu.
YÜZÜAY: birl. Yüzü/Ay


 mesajı beğendiniz mi?: +1
Ati



Sal 23 Ağu 2005, 21:30   Atila=Atilla=Atılay=Atilay=Atalay=Atlıhan vs.

Alıntı:
ATİLAY: Türk tarihinin en önemli kişilerinden,Batı Hun imparatoru, Bu kişinin adı üzerinde tarihçi ve dilciler pek de anlaşamamışlardır. Benim görüşüm de göç sırasında İtil ırmağı kıyısında doğmuş olmasından dolayı “İtil/Ay”dır. Ancak bununla birlikte bu kişi için bazı adlar söylenmekte (Atila,Atilla,Atılay,Atilay,Atalay,Atlıhan vb.)


Vay be ismimin kac cesidi varmis da bilmiyormusum,
demek ki internette zaman zaman kod adimi Atilay, Atılay falan koymam
tesadufi degilmis, isim cekiyormus .

___

Not: Bu arada arkadasim ne yaptin oyle, Allah´tan birkac harfle sinirladin,
yoksa isimlere sayfalar yetmez .


 mesajı beğendiniz mi?
Mete Baştürk



Sal 23 Ağu 2005, 21:34  

Alıntı:
Atila,Atilla,Atılay,Atilay,Atalay,Atlıhan


Hepsi yazılmışta bugün en sık kullanılan ve üzerinde doğru olduğu beyan edilen Attila konmamış E bunu da ben ekleyeyim bari...


 mesajı beğendiniz mi?
Ahmet ERDEM



Sal 23 Ağu 2005, 22:11  

Bu kadar alternatiften sonra sanırım ATİ nin de bir anlamı kalmadi


ATİ(LLA) sen iyisi zikredilen tercihlerden birisi ile yetin


 mesajı beğendiniz mi?
S.Memo



Sal 23 Ağu 2005, 23:11  

zaten sığmayacağı için bir kaç harfle sınırladım.

Alıntı:
Not: Bu arada arkadasim ne yaptin oyle, Allah´tan birkac harfle sinirladin,
yoksa isimlere sayfalar yetmez .


 mesajı beğendiniz mi?
S.Memo



Cmt 17 Eyl 2005, 21:25  

-O-

OBA: 1- Yurt, mekan, mesken,diyar, çadır, mahalle 2- Göçebe, kabile, aşiret
OBABEY: birl. Oba/Bey
OBAER: birl. Oba/Er
OBAR: Ev, baraka
OBEN: 1- Genç aygır 2- Erkek deve yavrusu
OBULAZ: (Oblas, oflas) 1- Gözüpek, atılgan 2- Alicenap, yüce gönüllü.
OBUT: Şeref, haysiyet
OBUZ: Kaynak, menba
OCAK: (Otak, odak) Ateşlik, ateş olan yer, ateş tüten yer. Mec. Ev, yuva, insan eğitiminin, başladığı, insanın pişmeye ve biçimlenmeye başladığı yer.
OCAKLI: Ocak sahibi.
T... Kazakların, Uluyüz bölüğü oymak beylerinden.
OD: Ot, ateş
ODAK: Ocak, yanma, yansıma merkezi
ODAKAN: Hanım ozan
ODANA: birl. Od/Ana
T... Şamanist gelenekte, “Dişi Melek”
ODATA: birl. Od/Ata
T... Şamanist gelenekte “erkek melek”
ODAY: birl. Od/Ay
ODBEK: birl. Od/Bek
ODÇU: Ateşçi
ODER: birl. Od/Er
ODGELDİ: birl. Od/Geldi
ODGURMUŞ: 1- Oturmuş, oturaklı, sakin, kendinden emin 2- Yuva kuran, birlik kuran
T... Karahanlılar dönemi beylerinden. /Kutadgu Bilig’de Yusuf Has Hacip’in şiirlerini yazarken seslendiği ve hitap ettiği beylerden.)
ODHAN: birl. Od/Han
T... Şamanist gelenekte, “Ateş Tanrısı”
ODKIZ: birl. Od/Kız
OFLAZ: (Obulaz, Oblas)
OG: Ok (Doğma, doğum, yaratılış)
T... Sibir Hanlığı dönemi bey ve komutanlarından.
OGAN: (Okan, Ugan) 1- Tanrı, Tanrılık vasıfları, yaratma, yaratış, doğuş, halik 2- Anlayış, zeka, bilgelik 3- Eski Türklerde, kan davalarına karşı çıkan, oba ve oymaklar arasındaki geçimsizliklerde, arabuluculuk yapan, “Barış Tanrısı” 4- Altay ve Tuna Türklerinde “ Ateş Tanrısı”
T... Hiyve Hanlarından Muhammed Han’ın oğlu. Şecerei Türk’ün yazarı olan, Bahatur Han’ın kardeşi.
OGAN APA: birl. Ogan/Apa
OGAN HAN: birl. Ogan/Han
OGANALP: birl. Ogan/Alp
OGANAY: birl. Ogan/Ay
OGANBAY: birl. Ogan/Bay
OGANER: birl. Ogan/Er
OGANKUL: birl. Ogan/Kul
OGANKULU: birl. Ogan/Kulu
OGANSAY: birl. Ogan/Say
OGANSOY: birl. Ogan/Soy
OGANSU: birl. Ogan/Su
OGANVERDİ: birl. Ogan/Verdi
OGÇİ: (Okçu)
OGLAĞU: Körpe, genç kız
OGRAK: 1- Azim, kararlılık 2- Niyet
OGRAŞ: Uğraş, mücadele, meşgale
OGSAT: Benzer, benzerlik, benzeyiş
OGTADURMUŞ: birl. Okda/Durmuş ( Bu ad, iki anlamda da yorumlanabilir. Akıllı, zeki Durmuş. Zor durumda kalan, zor koşullarda olan Durmuş..)
T...Uygur kağanlığı dönem bey ve komutanlarından
OGUR: 1- Gizlilik, gizem 2- Uğur, baht, talih, mutluluk
OGURLU: Uğurlu
OGURMUŞ: Gizemli, ağzı sıkı
OGUTUR: Gizli, gizemli
T...Kırgızların, Mündi oymağı, dip dedelerinden
OGÜN: birl. O/Gün (..Eski bir Türk geleneği olan, tarihin önemli ve özel günlerinin anısına verilen, o gün ya da o günlerin yıldönümüne denk düşen günlerde doğanlar için kullanılan bir ad. Örneğin, Fenerbahçe’nin eski futbolcularından O gün Altıparmak “10 kasım 1938” doğumludur ve Ata’ nın ölümüne atfen bu adı almıştır.)
OGÜNER: birl. Ogün/Er
OĞÇU: Okçu, haberci, ulak
OĞIRCIK: Uğurcuk
T...Türkmenlerin, Salur ve Karaman oymakları dip dedelerinden
OĞLAGU: Körpe kız
OĞLAK: Keçi yavrusu
T...Babür Han dönemi beylerinden
OĞLAMAN: Bir yaşında doğum yapan, koyun ve keçi
OĞLAN: Oğul, erkek çocuk, genç erkek
T...Türkmenlerin, Teke ve Toktamış oymakları dip dedelerinden
OĞLANÇUR: birl. Oğlan/Çur
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
OĞRAMIŞ: Uğurlu
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
OĞRUN: 1- Gizli, gizemli 2- Yavaş, ağır
OĞUL: 1- Oğlan, erkek çocuğu 2- Evlat, genel olarak, kız yada erkek çocuğu
T...Türkmenlerin, Salur ve Karaman oymakları dip dedelerinden
OĞULALP: birl. Oğul/Alp
OĞULBARS: birl. Oğul/Bars
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
OĞUL HAN: birl. Oğul/Han
OĞULAK: birl. Oğul/Ak
OĞULAY: birl. Oğul/Ay
OĞULBAY: birl. Oğul/Bay
OĞULBEK: birl. Oğul/Bek
OĞULBÖRİ: birl. Oğul/Böri
OĞULÇA: 1- Oğulcuk, biricik oğul, biricik evlat 2- En küçük oğul
OĞULÇA KATIR HAN: birl. Oğulça/Katır/Han
T...Karahanlı hanlarından
OĞULÇAK: Oğulça
OĞULER: birl. Oğul/Er
OĞULGANMIŞ: Oğlu olmayan
OĞULGAYMIŞ: Oğlu olmayan
OĞULHAN BUĞRA: birl. Oğulhan/Buğra
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
OĞULKAN: birl. Oğul/Kan
OĞULTEKİN: birl. Oğul/Tekin
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
OĞUR: 1- Uğur, taLİH, bahtiyarlık 2- Vakit, zaman, devir
OĞUŞ: 1- Bolluk, bereket 2- Hısım, akraba, nesil
T...Otmanoğullarının 16. Göbek dedesi
OĞUZ: 1- Ok-Uz 2- Ağuz, ağız 3- Öküz 4- Olağanüstülük 5- Çağrı, davet, toparlama
birleştirme, yaratış
T...Türklerin en önemli ve geniş bölgelere yayılmış olan boyu. Türkiye’nin büyük bölümü, Azerbaycan, Türkmenistan, Musul, Kerkük, Gagavuzya, İran Türkmenleri, hep bu boyun kollarındandır.)
OĞUZALP: birl. Oğuz/Alp
OĞUZ BİLGE: birl. Oğuz/Bilge
T...Bilge Kağan dönemi bey ve bilginlerinden (Oğuz Bilge Tamgaçu)
OĞUZ KAĞAN: Oğuz/Kağan
T...Türklerin, tüm boylarının mitolojik atası. Belli tarihsel dökümanlar içersinde değerlendirmek mümkün olmamakla birlikte, tarihçilerin büyük çoğunluğu, bu kişinin, Hun Kağanı “ Mete Kağan” olabileceğini söylemektedirler. Tarihte ilk defa olarak bütün Türk boylarını bir araya getirerek, tek devlet çatısı altında topladığı, kuzey ve orta Asya’yı, Türk yurdu haline getirdiği, Oğuz töresi ya da “ Türk Töresi” adı altında, kültürel bir alt yapı hazırladığı, yine uzun yıllar hemen bütün Türk devletlerinin genel yasaları durumunda olan “Oğuz Kağan Yasaları” nı hazırlayıp yürürlüğe koyduğu söylenir.
OĞUZBEY: birl. Oğuz/Bey
OĞUZER: birl. Oğuz/Er
OĞUZGÜN: birl. Oğuz/Gün
OĞUZHAN: birl. Oğuz/Han (Oğuz Kağan)
OĞUZTAN: birl. Oğuz/Tan
OĞUZTAY: birl. Oğuz/Tay
OK: 1- Doğum, doğuş, yaradılış 2- Akıl, us 3- Dokunma, el sürme 4- Söyleyiş, çağırış, haber verme 5- Silah, yay ile kullanılan ok 6- Örgüt, teşkilat
T...Türkmenlerin, Ersarı oymağı dip dedelerinden
OKAN: 1- Ogan 2- Anlayış, fehim
OKANBARKAN: birl. Okan/Barkan
T...Çengiz Kaan’ın dip dedelerinden Kubilay’ın oğlu
OKANBAY: birl. Okan/Bay
OKANER: birl. Okan/Er
OKANKUL: Birl. Okan/Kul
OKANSOY: birl. Okan/Soy
OKATMIŞ: (Okutmuş) Haberci, ulak
OKAY: birl. Ok/Ay
T...Kırım hanlığı dönemi bey ve komutanlarından
OKBAY: birl. Ok/Bay
OKÇI: 1- Okuyucu, haberci 2- Ok atan, okçu 3- Örgütçü, komitacı
OKÇU: (Okçı)
OKER: birl. Ok/Er
OKHAN: birl. Ok/Han
OKIÇI: Davetçi, davetkar, çağırıcı
OKİ: Çağrı, davetiye
OKKAN: birl. Ok/Kan
OKLAMIŞ: Ok atmış, savaşçı
OKLU: 1- Akıllı, zeki 2- Örgütlü
OKSU: birl. Ok/Su
OKŞAK: Benzeyen, andıran, tanıdık, bildik
OKŞAN: Benzeyen, okşayan
OKTA: Akıllı, zeki, dahi
T...Niyuçi Tatarları hanlarından
OKTAMGA: birl. Ok/Tamga
T...Özbeklerin Konrat oymağı dip dedelerinden
OKTAN: birl. Ok/Tan
OKTAR: 1- Okçu, iyi ok atan 2- Bilgili, akıllı, yaratıcı 3- Davetçi, davetkar
T...Batı Hunları devleti komutanlarından
OKTAŞ: birl. Ok/Taş
OKTAY: birl. Ok/Tay
OKUKLU: Alim, bilgin
OKUMAGAN: Arif, eğitimsiz ama kendini yetiştirmiş, olgunlaşmış
T...Harzemşahlar devleti bey ve komutanlarından
OKUNÇ: Toy ve düğün davetiyesi
OKUŞ: 1- Bilgi, bilgelik 2- Bereket
OKUŞLUĞ: 1- Alim, bilgin 2- Bolluk, bereket, bereketli
OKUTGAN: Okutan, eğitmen
OKUTAN: Eğitmen, öğretmen
OKUV: Okuyuş, kıraat, çağırış
OKYAY: birl. Ok/Yay
OLAGAN: Olan, doğal, olumlu
OLAM: Debdebe, gösteriş, tantana
OLBAK: Oluş, oluşum
OLCA: Ganimet, bolluk
OLCAŞ: Tören, seremoni, tazim
OLCAY: Tanrı sıfatlarından. Baht, talih, açık talih, ululuk
OLCAYBEGÜM: birl. Olcay/Begüm
OLCAY HAN: birl. Olcay/Han
T...Oğuzname’de Nuh’un oğlu olan Yafes’in gerçek adı
OLCAY HANIM: Olcay/Hanım
T...Kara Kulagu Han’ın evdeşi
OLCAY KUTLUĞ: Olcay/Kutluk
OLCAY TÜRKAN: Olcay/Türkan ( Terken )
T... Timur Kürkan Han’ın evdeşi.
OLCAY BİGE: birl. Olcay/Bike
OLCAYKUT: birl. Olcay/Kut
OLCAYTU: Açık talih, bahtı açık, bereketli
OLCAYTU BUĞA: birl. Olcaytu/ Boğa
T... İlhanlılar dönemi, bey ve komutanlarından
OLCAYTU HAN: Olcaytu/Han
T... İlhanlı hanlarından. Gazan Han’ın kardeşi.
OLCAYVERDİ: birl. Olcay/Verdi.
OLÇA: Ganimet, bereket
OLÇAM: Ganimet, nimet, bolluk
OLÇAR: 1- Saldırı komutu, saldırı 2- haber, havadis 3- Uygun, muvafık
OLÇUM: 1- Olgunluk, olgun, yetişkin 2- Hüner, marifet
OLGAÇ: Olgun, olmuş
OLGUN: Yetişkin, olmuş, kamil
OLGUN HAN: birl. Olgun/Han
OLGUNAY: birl. Olgun/Ay
OLGUNBAY: birl. Olgun/Bay
OLUM: Oluş, doğuş, olmaya elverişli.
OLUN: 1- Oluş, olgunluk, ağırbaşlılık 2- Genç, taze 3- Soyluluk
OLUN BİGE: birl. Olun/Bike
OLUN İYE HATUN : (Olun ige hatun)birl. Olun/İye/Hatun
T... Çengiz Kaan’ın anası
OLUŞ: Oluşum, düzen
OMAÇ: Amaç, gaye
OMAK: 1- Soy, kan, soyluluk 2- Aile, akraba
OMAY: (Umay) Seçkin, güzide
OMRAK: Sevilen, maşuka
OMUR: (Umur) 1- İlgi, heves 2- Güç, dayanıklılık, dayanıklı
T... Aydınoğulları beyliğinden, Aydın Bey’in oğullarından
OMURCA: Sağlam, dayanıklı
T... Astgragan hanlığı, hanlarından.
OMURTAG: Kartal yavrusu
T... Bulgar hanlarından
OMURTAY: birl. Omur/Tay
T... Tuna Bulgarları, hanlarından.
ONAK: 1- Onanmış, kabul görmüş 2- Sevgili, el üstünde tutulan
ONAKA: 1- (Onak) 2- On/Aka
T... Atialy han dönemi, bakan ve komutanlarından
ONAL: 1- Doğuş, ortaya çıkış 2- Sağlam, dayanıklı
ONANLI: Sağlam, meyin, mütehammil
ONANMIŞ: Sağlam, bayındır, destekli
ONAT: 1- Sağlam, dayanıklı 2- Yakışıklı 3- Terbiyeli, iyi davranışlı
ONATBAY: birl. Onat/Bay
ONATÇA: Makbul, hatırşinas
ONAY: 1- Sağlam, dayanıklı, uygun 2- Makul, kabul,tasdik
ONBEG: birl. On/Bey
ONBOY: birl. On/Boy
ONG. 1- Sağlamlılık, kalıcılık, dayanıklılık 2- İyilik, rahmet, bereket, bolluk 3- Sevinç, neşe, mutluluk
ONG TUTUK: birl. Ong/Tutuk
T... Yenisey yazıtlarında adı geçen bir bey.
ONGAL: birl. Ong/Al
ONGAN: 1- Uğurlu, mutlu, bahtiyar 2- Verimli, gelişkin 3- Bayrak, simge, totem
ONGAN HATUN: birl. Ongan/Hatun
T... Kazak hanlığı dönemi, ünlü kadınlarından.
ONGANER: birl. Ongan/Er
ONGER: birl. Ong/Er
ONGHAN: birl. Ong/Han
T... Sibir hanlığı,- hanlarından.
ONGU: 1- Kar, kazanç 2- Set, sütre
ONGUÇ: Karlı, kazançlı, verimli, uğurlu
ONGUÇ ALP: birl. Onguç/Alp
ONGUÇAY: birl. Onguç/Ay
ONGUÇBAY: birl. Onguç/Bay
ONGUÇER: birl. Onguç/Er
ONGUDAY: Karlı, kazançlı
ONGUN: 1-Bolluk ve bereket tanrısı. 2- Uğurluluk, verimlilik, kalıcılık 3- Av totemi, kutsanmış av hayvanı 4- Totem, sembol, bayrak, flama
ONGUN ALP: birl. Ongun/Alp
ONGUNER: birl. Ongun/Er
ONGUNSAY: birl. Ongun/Say
ONGUNSOY: birl Ongun/Soy
ONGUR: 1- Kurtuluş, salah 2- On-Ogur
ONGUT: Koruyucu, muhafız, kale muhafızı
ONOĞUL: birl. On/Oğul (..On oğul değerinde..)
ONOK: birl. On /Ok
T... Batı Türk illerinin temelini teşkil eden, on boyun genel adı.
ONUÇUR: birl. On/Uçur
T... İkşitler devleti hanlarından .Tokuç Han’ın oğlu
ONUK: 1- Sağlıklı, dayanıklı 2- Uğurlu, aziz, saygıdeğer 3- Usul, yol, teamül 4- Yararlı, faydalı
ONUKAY: birl. Onuk/Ay
ONUKBAY: birl. Onuk/Bay
ONUKBEGÜM: birl. Onuk/Begüm
ONUKBÖRÜ: birl. Onuk/Böri
ONUKER: birl. Onuk/Er
ONUKTAY: birl. Onuk/Tay
ONUŞ: 1- Bereket, bolluk, verim 2- Uğur, talih
OPAK: (Apak) Temiz, bakımlı
T... Kazak hanlarından
OPAN: Mağara, delhiz
OPÇIN: (Apçın,afşın) Zırh, demirağ
T... Salçuklular dönemi, Azarbeycan atabeylerinden
OPUR: Obur, iştahlı
OPUZ: Katı,sert
OR: 1- Yer, durak, bölge 2- Doğramak, biçmek 3- Mevki, mertebe 4- Düzen, kuruluş
ORAK: Doğramak, kesmek, doğrayıcı, biçici
T... Nogay oymaklarından ve bu oymağın dip dedelerinden
ORAKBAY: birl. Orak/Bay
ORAKBEK: birl. Orak/Bek
ORAKHAN: birl. Orak/Han
ORAL: 1- birl. Or/Al (..almaktan) 2- Aral
ORALBAY: birl. Oral/bay
ORALP: birl. Or/Alp
ORALTAN: birl. Or/Altan
ORALTAY: birl. Or/Altay
ORAN: 1- Taht, şeref makamı 2- Yüksek mevki, yüksek derece
ORAY: birl. Or/Ay 1- Aynı, eşit, eş değerde (Kırgızlarda) 2- Fırsat, hamle
(Kazaklarda) 3- Beşik(Soglarda)
ORAZ: (Uraz, uras, ıraz) Şeref, onur, talih
T...Kırgız oymak beylerinden
ORAHAN: birl. Oraz/Han
T...Şeybanlılar devleti hanlarından
ORBAY: birl. Or/Bay
ORBUĞA: birl. Or/Boğa
ORÇUN: 1- Kesici, keskin, doğrayıcı 2- Bölge, vilayet 3- Onurlu, ahlaklı, iyi huylu
ORDA: Orta, merkez (Kağan veya Han otağının bulunduğu yer)
ORDAY: birl. Ordu/Ay
ORDU: (Orda) 1- Orta, çekirdek, merkez 2- Silahlı ve düzenli topluluk
ORDUAKA: birl. Ordu/Aka
ORDUAPA: birl. Ordu/Apa
ORDUBAY: birl. Ordu/Bay
ORDUBEG: birl. Ordu/Bey
ORDUCA: 1- Ordu ile ilgilenen 2- Ortaca, ortanca
T...Özbek Han’ın evdeşi
ORDUHAN: birl. Ordu/Han
ORDUKAYA: birl. Ordu/Kaya
ORGA: Bayrak, flama
ORGARUN: 1- İstihkam 2- Bayraklı, bayrak sahibi
ORGİR: Kesici, biçici
ORGUN: Sırdaş, sır saklayan, ketum
ORGUNER: birl. Orgun/Er
ORGUN: birl. Or/Gün
ORHAN: birl. Or/Han
T...1- Oğuzname’de Oğuz Kağan’ın amcası ve kayın atası 2- Otmanoğullarının ikinci hanı ve Otman beğ’in oğlu 3- Timur Kürkan Han’ın komutanlarından 4- Yıldırım Bayezit’in en küçük oğlu
ORHUN: Sır saklayan, sırdaş, gizli, gizemli
ORHUNER: birl. Orhun/Er
ORKAN: birl. Or/Kan
ORKAYA: birl. Or/Kaya
ORKUN: (Orhun)
ORKUNER: birl. Orkun/Er
ORKUNŞAT: birl. Orkun/Şad
ORKUT: birl. Or/Kut
ORMAG: Doğramak, biçmek
ORMAN: Ağaçlık, bölge
ORMUŞ: Doğrayan, biçen
ORNAK: 1- Taht, tahtıravan 2- yer, yöre
ORPAG: Menşe, kök, neseb
ORTAÇ: 1- Ortadaki, ortanca 2- Ilımlı, dengeli, ortayolcu
ORTAÇI: Ilımlı
ORTAĞ: Ortak, ortalama, ortada buluşma
ORTAYÜZ: birl. Orta/Yüz Kazakların, üç ana bölümünden biri
ORTİGİN: birl. Or/Tigin
T...Dokuz Oğuz destanında adı geçen bir bey
ORTUG: Ortak, pay sahibi
ORTUĞ: birl. Or/Tuğ
ORUK: 1- Yol, eylem, gidişat 2- Çare, çözüm, imkan, uygunluk
ORUM: Mera, otlak
ORUMBAY: birl. Orum/Bay
ORUMBEK: birl. Orum/Bek
ORUMKULİ: birl. Orum/Kuli
ORUN: 1- Makam, mevki, özel yer, şerefli yer, taht 2- Karargah, görev yeri
ORUNÇ: Hediye, bahşiş
ORUNÇAK: 1- Oya, işleme 2- Rehin, emanet
ORUNDUK: Koltuk, iskemle
ORUNGULUK: Bayrak, flama
ORUNKUL: birl. Orun/Kul
ORUNKULİ: birl. Orun/Kuli
T...Kırgız beylerinden
ORUNLUG: Taht, makam
ORUNTAG: Yüksek mevki, makam
ORUS: 1- Talih, uğur, baht, mutluluk 2- Amaç, hedef
T...Özbeklerin, Konrat ve Kançagalı oymakları dip dedelerinden
ORUS ARGUN: birl. Orus/Argun
ORUS HAN: birl. Orus/Han
T...1- Altınordu devleti hanlarından Toktamış Han’ın oğlu 2- Oğuzname’de Türk’ün oğullarından
ORUZ: (Orus)
ORUZ EMEN: birl. Oruz/Emen
T...Dede Korkut destanlarında adı geçen bir bey
ORUZKOCA: birl. Oruz/Koca
T...Dede Korkut destanlarında adı geçen bir bey
OSKAY: 1- Hamarat, işgüzar 2- Neşeli, şen
OT: 1- Ateş, ocak, ev 2- Nebat, bitki
OT TİGİN: birl. Ot/Tigin
OTACI: (Utacı) 1- Doktor 2- Eczacı, ot ve bitkilerden ilaç yapan kişi 3- kam, baksı
OTAĞ: 1- Oda, içinde ateş yakılarak oturulabilen büyük ve geniş çadır 2- Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır
OTAĞA: birl. Ot/Ağa ..evin reisi, aile reisi, evde sözü geçen kişi
OTAĞAY: birl. Otağ/Ay
OTAK: Yeni evlenenlere armağan edilen ev, çadır, oda
OTAMIŞ: Doktor, hekim
T...1- Karahanlılar devleti bey ve komutanlarından 2- Abbasiler dönemi, vali ve komutanlarından
OTAMIŞ GİRAY HAN: birl. Otamış/Giray/Han
T...Son Kazan hanı. (Ünlü Siyun Bike’nin oğlu)
OTANCAK: İlaç, merhem, deva
OTAR: Geçici, fani
OTAY: birl. Ot/Ay
OTÇİGEN: birl. Ot/Çigen (“Ot/Tigin” adının , Moğol ağzındaki söylenişi.)
T...Çengiz Kaan’a gençlik yıllarında,yardımcı olan dokuz beyden biri.
OTÇU BOĞA: birl. Otçu/Boğa
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey.
OTGUN: Kabadayı.
OTHAN: birl. Ot/Han
OTKAN: birl. Ot/Kan
OTKUN: Kabadayı.
OTLUĞ(K): Ateşli
OTMAN: Ailenin en küçük oğlu .Ocağın ateşini yakıp ısıtacak ve devamlılığı sağlayacak olan, Çok eskilerden beri süregelen,Türk töresince çocuklar arasındaki paylaşımlarda ev , en küçük çocuğa kalır. Bu yüzden ilerde evin yada mülkün idaresi küçük oğlandadır. Yani, ocak,onunla yanmaya devam edecek,aile oba yada oymağın yaşamı onun sayesinde sürecektir. Bu çocuklara içeren”Otman,Ot Tigin,Othan”vb. adlar verilir.
T..Otmanlı devletinin kurucusu ve ilk hanı. Ertuğrul Beğ’in en küçük oğlu. Daha Ertuğrul Bey ölmeden,Töreye göre,birçok mal mülk, büyük çocuklara, beylik, en küçük olan Otman’a geçmişti.
Ayrıca, çok ilginç bir durum da şudur ki, Türkiyede’ki çoğu tarihçilere göre bu ad Osman, fakat Türkiye dışındaki, birçok ciddi tarihçiye göre ise Otmandır..(Bazılarına göre ise, Ataman ve Atman’dır.)
OTMAR: Ateşli, ateş saçan
T...Atilay Han’ın dedelerinden
OVAT: Düzgün, muntazam
OVLAZ: Gözüpek, atılgan
OVMAÇ: El ile yoğrularak yapılan yiyecek
OY: 1- Düşünmek, düşünce, fikir 2- Çukur
OYA: 1- Oyularak yapılan elişi, işleme 2- Emanet, rehin 3- Sempatik, minyon
OYABEGÜM: birl. Oya/Begüm
OYABİGE: birl. Oya/Bike
OYAÇİÇEK: birl. Oya/Çiçek
OYAN: 1- İman, inanç 2- Düşünce, efkar
OYAZ: Çukur, kuyu
OYBAK: Çukurlu vadi
OYBAT: Oyuk ve çukurlu yer
OYGAK: 1-Oya, rehin 2- Uyanık, müteyakkız
OYGUR: Dere yatağı, dere oyuğu
OYINLI: Düşünceli, efkarlı
T...Özbeklerin, Konrat oymağı dip dedelerinden
OYLUM: 1- Çukur, kuyu, boşluk 2- Kurucu, kuruntu, yormak
OYMAK: Yığın, kitle. Türklerin sosyal birimleri içindeki sıralamada, Obadan büyü Boy’dan küçük olan akrabalar topluluğu
OYMAKAY: birl. Oymak/Ay
OYMAKBEG: birl. Oymak/Bey
OYMUR: Dere, dere yatağı
OYNAK: Maral, ceylan, vb. Hayvanların bir arada olup su içtikleri kuyu, su birikintisi
OYNUK: (Oynak)
OYRAM: Girdap, anafor
OYRAT: Derin, oyuk, derinleşmiş
OYTUN: Kutsanmış, mübarek
OYTUNAY: birl. Oytun/Ay
OYTUNBAY: birl. Oytun/Bay
OYTUNBEK: birl. Oytun/Bek
OYTUNER: birl. Oytun/Er
OYUR: Vücut, endam
OZ: İleri, ön, önde
OZA: Kadim, eski, ezeli, hep var olan
OZAĞI: Tecrübeli, bilgili, uzman
OZAMIŞ: Uzamış, uzman, usta işinin ehli
OZAMIŞ KAĞAN: birl. (Uzamış Kağan) Ozamış/Kağan
T...Göktürk kağanlarının sonuncusu
OZAN: (Uzan) Öncü, herkesin önünde olup hitap eden, şiir yazan ve okuyan, kopuz çalarak şiir okuyan ve yazan. Usta, işinin ehli
OZAN HAN: birl. Ozan/Han
OZANALP: birl. Ozan/Alp
OZANAY: birl. Ozan/Ay
OZANBAY: birl. Ozan/Bay
OZANBEK: birl. Ozan/Bek
OZANBİGE: birl. Ozan/Bike
OZANBÖRİ: birl. Ozan/Böri
OZANER: birl. Ozan/Er
OZANSAY: birl. Ozan/Say
OZANSOY: birl. Ozan/Soy
OZANSU: birl. Ozan/Su
OZANTİMUR: birl. Ozan/Timur
OZAR: Uzman, usta, bilir kişi
T...Oğuz Kağan’ın torunlarından, Bozok Han’ın oğullarından
OZARIK: birl. Oz/Arık
OZGAN: Kademeli, dereceli, öncelikli
OZMAN: Uzman
OZMUŞ: Uzmanlaşmış, yetik
OZMUŞ TEKİN: birl. Ozmuş/Tekin
T...Uygur yazıtlarında adı geçen bir bey
OZUL: Esas, kaide
OZUT: İkamet, ikametgah
OZUTGAN: İleride, ilerici


 mesajı beğendiniz mi?
Saygun




Cum 02 Arl 2005, 03:32  

O harfiyle çok sevdiğim ve %100 Türk olduğunu sandığım (ama bilgi yetersizliği nedeniyle iddia etmediğim) iki isim vardır: Ogeday, ve Odekan.

Bunların anlamlarını ve/veya kökenlerini bilen var mı acaba forumumuzda?

Açıkçası oğlum olursa bu isimlerden birini düşünürüm..


 mesajı beğendiniz mi?
Hakan1661



Cum 10 Şub 2006, 13:15  

Ogeday sıkça kullandığımız bir isim olan Oktay'ın da ata kelimesidir, ismini Cengiz Han'ın torunlarından Ögetay' dan alır

 mesajı beğendiniz mi?
Batur




Cum 10 Şub 2006, 15:48  

Benim soyadım Batur. Moğolistan'ın başkenti Ulan Batur'dur. Ulan(kızıl), Batur(kahraman) anlamındadır. İlk kez içinde Türk kelimesinin geçtiği Göktürkler döneminden kalma, en eski belgeler Orhun yazıtları da Moğolistandadır.
Saygılar


 mesajı beğendiniz mi?
Husnu Kursun2



Cum 10 Şub 2006, 16:32  

Tan, Tarkan, Kaan, Ece, Bige, Bilge, Tuğçe, Ayahan, Tolga, Gokhan, Hakan, Oguz, Yagiz,


 mesajı beğendiniz mi?
Mesajları seç: