Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5
Kenanwow
2 yıl önce - Prş 20 Arl 2018, 15:19

Yeşilçamı kuranlar Sabetayist Yahudileri ve Ermeni-Yunan kriptolarıydı.

Şimdi eskisi gibi etkili değiller ama torunları hala film sektöründe-medyada ve siyasette varlıklarını sürdürüyor.

Ne geliyorsa da başımıza bu kriptolardan geliyor. Çünkü dışarıdan emir almaya bayılıyorlar.


Ynstrn
2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 11:18











Başörtüsünün bir adab-ı vardır. Kendi istediklerini moda gibi tvlerde sinemalarda topluma enjekte etmek isteyen bir yapıydı ve kısmende olsa başarılı oldu.


En son Ynstrn tarafından Pts 07 Oca 2019, 12:40 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


HAKAN UZN

2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 12:32

Eskiden bunları bilmezdik ve herşey masum olduğunu düşünürdük. Bu konuyla alakalı farkındalığı 10 sene öncesine kadar sosyal medya aracılığıyla başlayarak araştırma yapmıştım hakikaten öyleymiş. Sadece yerli televizyon yayınlarında yok yabancı ve animasyon çizgilerinde de var. Demek istediğim hiç bir şey televizyonlarda görüldüğü gibi masum değildir. Türkiye'de hiç bir yayın örneğinde Türk örf geleneklerine uygun ve İslami aykırı olmayan bir tane örnek yayın türü bulamazsınız. Varsa da 5 parmağı geçmeyecek kadar sayısı çok azdır. Zihin nereye çalışırsa çalışsın akıllı insan kolay kolay yemez bunları ama araştırma gereği duymayan insanlar tipi maalesef söylüyorum birebir yediği gibi yansıtıyor. Etrafımıza baktığımız zaman anlayan görür.

Misafir f3a

2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 12:58

Şimdi de sıra yeşilçama mı geldi. Hayırlı işler.

Hakikaten 20 25 yıl önce bitmiş yeşilçam çok zararlıydı. Şimdi ki mafyatik diziler, hayal ürünü komplo teorilerinden ibaret derin devlet ilişkili mafya dizileri, toplumsal ahlakın yerlerde gezdiği diziler çok güzel,çok faydalı. Toplum bunları izleyip izleyip hayal aleminde yaşar hale geldi. Oradaki ilişkileri, futursuzluklari, zenginlikleri gercek sanıp normal hayatını doğru düzgün yaşayamaz hale geldi. Toplum gerçekle hayal urunu olani ayirt edemedigi için kitlesel ruhsal bozukluk yasıyor.

Genç nesilin ise ne hale geldiğini görüyoruz.

Hiç bir şeyden haberi olmayan,

eğitilemeyen ve eğitilmek istemeyen ama her haltı bildiğini zanneden,

delikanlılığı dizilerde gördüğü serserilik sanan, cadde kovboyluğundan öte geçemeyen,

On kelimesinden yedisi küfür olan,

Erkekliği onun bunun karısı kızına yan gözle bakmak sanan,

3 5 kişi bir araya gelip baskasına ortamlarda dayılık yapmayı adamlık sanan ama sopayı yeyince kuzu olan,

İş ve para beğenmeyen,

En onemlisi de, askere gitmeyip kaçtığı halde boynuna asker künyesi takınca adam olduğunu zanneden

Iste bu abuk sabuk tarzlar yeşilçam olmadan ortaya çıktı. Hakikaten yeşilçam çok zararliymiş.


Misafir 0f2

2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 13:10

Baş ortusunun adabi nedir ya? Bas ortusunun adabini belirleyen biri veya birileri mi var? Bas ortusu bunlarin begendigi sekle uymayinca adap bilmemek mi oluyor? Kimin ne haddine adap bildirmek? Bu abuk dusunce sekli 80 den sonra yasananlarla ortaya cikti. 80 85 arasinda kimse kimseye boyle saygisizlik yapamazdi. Rahmetli haci babaannem sana mi soracakti adabini? Herkes haddini bilsin. Su kacirmanin alemi yok. Yesilcam falan diye cikip alttan mesaj vermeye calismasin kimse haddini bilsin.



Burç

2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 13:14



Bu başörtüsü değil, kulak örtüsü ...


Ynstrn
2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 13:40
Isteyen istediğini yaşar, burdaki amaç farkındalık oluşturmak. Bizler haşa fetva ehli değiliz!!!


Alıntı:
Bizler için en kolay şey cehalettir. Çünkü cahiller kıyamette “Ya Rabbi! bizler namazın sevabını, terk edildiği zaman günahını, haramdan kaçınıp, helale yaklaşmanın sevap olduğunu bilmiyorduk.” diyecekler. Ama onların cehaleti özür kabul edilmeyecek. Onun için bizler ilmi kendimize gaye edinmeliyiz. İşte bu vesile ile öğrenmemiz ve öğretmemiz gereken en önemli konulardan biri de tesettürdür.

Ayet-i kerime ile sabit olduğu için farzı ayındır tesettür.

Ayet-i kerime : “Habibim! mü’min kadınlara söyle; gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, zinetlerini açmasınlar, zahir olan başka (el yüz hariç) ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar.” (sure-i nur 31)

Ayet-i kerimede geçen “baş örtülerini yakaları üzerine vursunlar” ifadesi şöyle tefsir edilmiştir: Başlarını, saçlarını, kulaklarını, boyunlarını, gerdanlıklarını, zinetlerini açık tutmayıp bu suretle sımsıkı örtünsünler ve o halde bu emri ifa edecek baş örtüsü kullansınlar.

Müfessirlerimizin nakline göre cahiliye devrinde inanmayan kadınlarda baş örtüsü kullanırdı. Tabiinin büyüklerinden Said bin Cübeyr hazretleri diyor ki: “Cehalet devrinde kadınların adetleri, başlarına baş örtüsü örtüp iki omuzları arasından arkaya doğru sarkıtarak tamamen gerdanları ile göğüslerinin bir kısmını açık bırakmak idi.”


Resul GUL
2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 13:44

Şu anki lerin de Yeşilçam dan aşağı kalır yanı yok Öncesi ne ise şimdisi de o galiba..

O zamanlar bu tarz şeyler sorgulanmıyordu Şimdi ise sorgulanıyor O dönem Modasını Yeşilçam belirlerken şimdikini ise Diziler belirliyor..

O zaman Yeşilçam kime hizmet ediyorsa Şimdiki nin Dizleri de aynı kişilere hizmet ediyor malesef


Misafir ab5

2 yıl önce - Pts 07 Oca 2019, 14:06

Su ankilerin yaninda yesilcam agzi sut kokan bebek. Ayrica kimsenin kimsenin ortunme sekliymis gibi konulari elestirme veya ustunde soz soyleme hakki yoktur. Seninde tipin hosuma gitmiyor det cikar biti yuzune bir gun. Apisir kalirsin mesela.

Bulut Turhan

2 yıl önce - Cmt 12 Oca 2019, 00:13

Tüm yorumları okuduktan sonra yazmak istedim. Bazı arkadaşların konuyu tam anlayamadığı hissine kapıldım.

60-70 ve 80 'li yıllarda sadece Yeşilçam yani sinema sektörünü kontrol edenler değil, basın yayım, kitap yazarı, aktör, aktrist, oyuncu, tiyatrocu, ve hemen hemen tüm diğer sanat dallarında faliyet gösterenler, çok büyük çoğunlukla sol görüşlü insanlardan oluşmaktaydı.

Bu ''aydın'' ve ''entel'' insanlar, kendi hayat görüşlerini haliyle eserlerine yansıtmaktaydı.
Yalnız olay sadece din, dindar kesim üzerinden, içki üzerinden yapılmıyordu.

O filmlerin büyük çoğunluğunda, iyi patron, iyi zengin, iyi zengin çocuğu da yoktu.Patronlar hırslı, gözünü para bürümüş, taş yürekli, kötü insanlardır. İyi aile çocuğu olmak için birinci kural, fakir olmaktı. Fakirlik yüceltilirdi.

Köyden gelip, adamın para verip tapusuna sahip olduğu arsaya kaçak gece kondu yapanlar, hep melek gibi insanlardı. Kötü, taş kalpli, hain bir zengin gelip yıkmak isterdi hep o evleri. Fabrikalar çevreyi zehirleyen gereksiz yerlerdi hep. Zenginler, sabah kalkıp acaba bugün fakirlere nasıl eziyet etsem, onları evlerinden nasıl atsam, hatta başlarına nasıl yıksam diye düşünürdü bu filmlerde.

Milletin tapulu arsasını gasp edenler, temiz güzel insanlardı. Gaspçı değillerdi.
Patron çocukları asla efendi, okumuş, işiyle gücüyle uğraşan tipler olamazdı. Bu zengin çocukarı, havuz başında ( yada filmin çekildiği mevsime göre diskoda vs ) salak salak figürlerle dans ederler, viski içerler, uyuşturucu alırlar, fakir aile kızlarına tecavüz ederlerdi.

Yani, bu filmleri yazanların, yapanların ve hatta oynayanların ideolojisi, filmlere tabiki yansıyordu.
Filmlerdeki Hacı-Hoca karakterlerinin ekseriyetle kötü-hırsız-çakal-üç kağıtçı gösterilmesi de bu bağlamdadır.

Hırsız fabrika sahibi yok muydu, elbette vardı.
Üç kağıtçı Hacı Hoca yok muydu, elbette vardı.
Züppe yavş.k patron çocuğu yok muydu, elbette vardı.

Ama %99' u böyle miydi? Sanmam. Tersten bakalım, hiç mi hırsız, namussuz , yavş.k fakir yoktu?
Elbette vardı ama filmlerde yoktu, göremezdiniz.

Bunun bir diğer sebebi ise tamamen ekonomik sebeplidir. Bahsedilen yıllarda sineme, fakir, sıradan halkın en büyük eğlencesiydi. TV hem herkesde yoktu, hem de bedavaydı. Sinema ise para demekti.
O dönemin yapımcılarının en büyük müşterisi fakir kitlelerdi. Halk sinemaya gidip filmi izlediğinde, bir nevi kendini izlemiş olacaktı. Çıkınca da fakirliğin ne kadar güzel bir şey olduğu mottosuyla hayata devam edecekti. Bir sonraki filme de koşarak gidecekti.

Orhan Gencebay'ın, İbrahim Tatlıses'in, Ferdi Tayfur'un zengin birini canlandırdığı filmi var mı?
Yani en aznında filmin başında zengin birini oynadığu filmi var mı? Hatta bir zenginin hayatının anlatıldığı film var mı? Yoktu sanırım, aklıma gelmiyor.

Subliminal mesaja falan gerek yok. O yıllarda mesajlar gayet açıktı:

Fakirlik iyidir.
Zenginlik çok pis kötü bişeydir. Hele patronlar çok kötü insanlardır.
Zengin çocukları züppedir.
Zenginler mutsuzdur.
Fakirler aç bile yatsa, çok mutludur. Fakirlik çok güzeldir.
Zenginler çok yalnızıdır.Beter olsunlar.
Fakirler hep birlikte , beraberdir. Böyle çok güçlüdürler.
Dindar tipler aslında, kendi içlerinde çok kötüdür. Dindar olmaya gerek yok.
Zenginler viski içer.
Fakirler şarap ya da rakı içer. İçki kötü bişey değildir.
Parayla saadet olmaz.
Zengin olmuşsun ama adam olamamışsın. ( Bkz. Yaşar Usta' nın efsane posta koyma sahnesi )
Aile önemlidir.
Yine bekleriz. ( Bkz. Aynı kadrolu, çok benzer konulu devam filmleri )



sayfa 5
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET