Sitenin bu bölümüne bir kısmını gönderdiğim Nostaljik Maddeler aslında 500'den fazlalar ama, ben sadece 100-110 kadarını iliştirdim. Kalanları da (belki) ileride bu tarz bir kitap hazırlama gibi bir düşüncem olursa, orada kullanmayı düşündüğüm için devam etmedim göndermeye.. Yoksa sapandan tutun da, Vatan Caddesi'nde düzenlenen 23 Nisan törenlerine varasıya, şu ana dek henüz bu başlık altında işlenmemiş 400 kadar bâkir madde, dizilmiş, tashih edilmiş ve numaralandırılmış halde, tümünün de yanlarında birer açıklayıcı resimle birlikte, elimde bir bütün olarak mevcut
O eski salepçiler o eski faytoncular insanların nefes aldigı o güzelim rengarenk çiçeklerin bulunduğu insanların gezip dolaştığı eğlendiği piknik yaptığı parklar ama artık o parklarda yok her yer beton yığını oldu insanların rahat nefes alabileceği yerler sayılı artık.
nostalji konuları ile ilgili yorum yaparken, kişi başkaları ile olan ortak yönlerini keşfedip çoğu kez harika bir muhabbet ortamına dalabiliyor.Diğer yazılara baktığımda aklıma gelmeyen bazı şeyleri hatırlayıp geçmişi düşünmeme vesile olan sitedeki arkadaşlara çok teşekkürler.
BU KONUDA AKLIMA GELENLER;
1)Tahtadan yapılan bilye arabaları bayır aşağı giderken (verdiği haz unutulmazdır.)
2)Mahalle arasındaki düğünlerde bir binadan diğer binaya geçirilen ip vasıtasıya asılan ampüller
3)Mahalle sütçüleri
4)Telefon hatlarının mahallere ilk dağıldığı yıllarda telefon çaldığında heyecanlanıp birçok insanın ne söyleyeceğini şaşırması
5)Absürd reklamlar tuhaf replikler
6)futbol üzerine oynanan spor toto ve loto oyunlarının en revaçta olduğu yıllar özellikle 80'ler
7)michael jackson'un özellikle bad ve smooth criminal şarkılarıyla havaya girip düğünlerde bile michael jackson dansı yapmaya kalkan insanlar
8)Kemal sunal filmleri özellikle hababam sınıfı serisi ve kara şimşek dizisi
9)beatles, deep purple, pink floyd gibi efsanevi gruplar
10)prekazi'nin neuchetal xamax ' a attığı gol
11)elvan gazozları ve rc kola
12)trt'nin çocuk programları 7'den 77
13)serçe, murat gibi arabalardaki kapının hemen üstündeki damalı şeritler
14)kalın çerçeveli kahverengi camlı gözlükler özellikle türk ve avrupa sinemalarında figüran tiplerde çokca kullanılırdı.
15)tüp ve ekmek için sıraya girilen yıllar
16)erotik filmlerin türk sinemasının en ünlü dalı olması
17)sezen aksu şarkıları en çok 80'ler de
HATIRLADIKÇA EKLEMEYE ÇALIŞAĞIM
4)Telefon hatlarının mahallere ilk dağıldığı yıllarda telefon çaldığında heyecanlanıp birçok insanın ne söyleyeceğini şaşırması
Hehhehehhee.. 1970'lerde rahmetli karşı komşumuz yaşlı teyzenin telefonu vardı sadece. Telefonu açtığında; "Kim o?..." derdi... Bizler de pek gülerdik bu hitâp şekline... Keşke yine olsa da "Kim o?" dese
> 80'LI YILLARDA YASAMAK DEMEK
>
> 1980li yillarda hayatinin ilk tecrübelerini yasamis, ilkokula gitmis,
>kenan evren'i, erdal inönü'yü, özali tanimis olmak, ajda pekkan'in alo,
>michael jackson'in pepsi reklamlarini hatirlayacak kadar sansli olmak demek
>Big in Japan , the final countdown , eye of the tiger demek.
>
> icraatin içinden demek, semra koy bir kaset de nesemizi bulalim demek.
>köprü demek, ödediginiz her kurus verginin yol, su, elektrik olarak size
>geri dönmesi demek
>
> voltran voltran voltran demek , depozito toplamak adina kola sisesi
>biriktirmek demek , adile nasit ten masal dinlemek demek. debbie gibson,
>tiffany, jason danovan, sandra,modern talking .vb... dinliyor
>olmak...comanchero'nun ve life is lifein sözlerini ezberlemeye çalismak
>demek...michael jackson, madonna, samantha fox demek
>
> korhan abay,cenk koray,metin milli,ersen ve dadaslar demek.clementine,
>he man, she ra, transformers demek.
>
> okula siyah önlükle gitmek demek.
> kayahan,nilüfer,sezen aksu, baris manço ile büyümek demek ihtilal
>cocugu demek köle izaura demek, ziyaretçiler demek!!!! acidçi misin metalci
>mi demek...
>
> moruk demek, herild yani demek, hey corc versene borc demek, olmaz
>maykil bende de yok cevabini isitmek demek, geriye donup baktikca ic
>gecirmek demek...
>
> yüzyil içindeki en iyi, en kiyak kusak. hem eski hem yeni olmak demek.
>biraz gözü açik bir 80 li yüz yillik nesil kültürünü bir porsiyonda almis
>demektir.
>
> edi mörfiiiiiii huuuuuuuuuuuuuu sörli makleeyynn yeeeeeee diye bagirip
>en az bir technotronic kasedine sahip olmak demek.
>
> mahalle ce$melerinden su icmek, bayramlari iple cekmek, cumhurba$kani
>denince kenan evreni hatirlamak demek
>
> koltukaltinda topla okul bahçesine yalniz giderken "nasilsa oyniycak
>birileri vardir" diyebilmek demek
>
> eti kemik geciyor demek; evden çikmayan bilgisayar bebeleri haline
>gelmeden çocuklugunu yasayabilmis,son dönemin bir üyesi olmak, ne sorusuna
>zonk cevabi vermekten zevk duymak, , büyüteç ile kagit yakmak ve siyah
>kagitlarin beyaza oranla daha kolay yandigini kesfetmek,
>
> 9 voltluk pile dilinle dokunup o eksi ani yasamak, televizyon
>konserlerini teybe çekerken odaya giren anneyi hemen susturmak, 23 nisan
>çocuk senliginde gelen yabanci çocuklara 5 dakikada asik olmak demek
>
> son dersin son 5 dakikasinda parkeleri giyip zilin çalmasini beklemek,
>hurraa kapiya dolusmak, disariya pestil olarak çikmak demek, sinek ilaci
>arabalarinin arkasinda biraktigi bulutta deli gibi dolasmak demek.
>
> kutu kolayi actiktan sonra kapagini cekip cikarip atmak demek, tipe
>bak demek, fon muzigi laura brannigandan self control olan gunler. bakkala
>gitmenin, sokakta oynamanin, harclik toplamanin gecerli sayildigi, havuc'un
>olmadigi yillar demek...
>
> her seye ragmen temiz ve el degmememis bir hayat demek...sonrasinda
>biz buyuduk ve kirlendi dunya demek.
>
> pazar aksamlari mecburen yikanmak ve erken yatmak demek, sesi açip
>kismak için televizyonun dibine kadar gidip üstündeki dügmelere basmak
>zorunda olmak demek
>
> sehirlerarasi yolculuklara cikarken otobusun 302s olmasi icin dua
>etmek. bilet alirken arka kapinin onu ve tekerlek ustu olmasin demek.
>
> resimli futbolcu kartlari demek, süper babaanne demek, fantayla kolayi
>karistirmak demek, mahalle kavrami demek.
>
> cavusevsku ve karisinin kursuna dizilisini tvden seyretmek demek, o
>goruntulerin yillar sonra bile kafadan hala cikmami$ olmasi demek.
>
> anket ve hatira defterlerinin olmasi bunlara seviyorum ama kimi diye
>baslayan maniler yazmak,
>
> önünde tek arkasinda 2 çizgi olan külotlu çoraplarin havada sallanarak
>giydirilmesi, içinde biri sabunlu iki islak bez olan mustili beslenme
>çantasi,dantel yaka,yenen kokulu silgi,leblebi tozu çekerken atlatilan ölüm
>tehlikeleri,hulahop,ayak bilegine takilarak çevrilen top,sek sek
>oynamak,bayramda mahalleye dagilip seker toplamak, müsaitseniz annemler size
>gelecek demek
>
> trt'nin yayin akisinin bitmesiyle çalan istiklal marsi için ayaga
>kalkip, marsi hazirolda bangir bangir söylemek ve marsin bitiminden sonra
>çikan tiz "biiiiiiiiiiiiip"sesine ragmen televizyonu kapatmamak demek.
>
> Zerrin Özer demek. Nasil da geçmisti bütün bir yaz demek. Bu sarkiya
>kafanda klip çekmek demek.
>
> annelerin çernobil yüzünden çay içirmemesi, gofret yedirmemesi demek..
> challengerin oldugu günkü haberleri hatirlamak demek..
> pkk saldirilarinda her gün mutlaka birilerinin öldügünü duymak ama
>anlamamak demek..
>
> veronica castroyu güzel zannetmek demek..
> kenan evreni atatürk zannetmek demek..
>
> Yazlik diskolarda içeri alinmamak demek. bunun için aglamak ve
>içeride - her nedense- You are in the army now- sarkisinda sarmas dolas
>danseden abi ve ablalara bakip özenmek demek
>
> gorbaçov'un kafasindaki kirmiziligin ne oldugunu merak etmek, anneye
>"zeki müren'e teyze mi diyim amca mi diyim" diye sormak, kenan evren'in
>cumhurbaskanligi görevinden ayrilirken çankaya köskü basamaklarindan yavas
>yavas inip sekreteriyle vedalasmasini hatirlamak, "hayat bilgisi" kitabinda
>kenan evren'in resmi olmasi, her yere modern cami insa etme furyasina anlam
>verememek, batman ve sirnak'in henüz il olmadigi günleri hatirlamak,
>
> özalin çenesinin enteresan yapisina anlam veremeyip, "acaba benim
>çenem de ilerde böyle olur mu" kaygisiyla aynaya bakmak demek...
>
> breyk breyk arkadas ariyorm demek eve lazim olur diye fazlaca pul
>almak demek ho ho ho hoover demek zeki müren in size alo diyoruuuum demesi
>demek
>
> ilkokulda halley, petrol ve komancero sarkilarini uydurma sozlerle
>soyleyerek danseden tolga han ozentisi sefil dans gruplari kurmak okul
>sonrasinda ise her gun kosturarak eve gidip; bu topragin sesi programinda
>kimil zararlisi ile mucadele yontemleri, orman koylusunun sorunlari ve
>yuksek randimanli durum bugdayiturleri ile ilgili verilen faydali bilgilerin
>ardindan kamber aga ile uyanik skeclerini buyuk bir ilgi ile izlemek demek
>kucuk yasta bilinçli bir ciftci kadar ziraat bilgisine sahip olmak demek
>
> sinemalarda the lord of the rings, harry potter vs. izlemek yerine
>jules verne romanlari okumakla gecirilen bir cocukluk demek
>
> aldim çantami kolumaaa,
> çiktim dallas yoluna,
> ben babi'yi beklerken
> ceyar girdi koluma
> sarkisini dansiyla birlikte bilmek demek.
>
> kimler geliyo kimler?
> sana ne,sana ne?
> ama bunu söylemenize gerek yokki,
> ben yapinca alisverisi,zaten aliyorum satis fisi
> replikleri barindiran ali-aysegül atik reklami ve bakkal amca, bir
>pergel, bir kalem, bir de çikolata alacagim.
> erooooolll, eroooolll (mahallede çocuklardan biri) buraya gelin dedim
>size buraya !
> fisini de al oglum'daki meshur erol,
> hadi hep birlikte,hep birlikte,
> biz biz olalim
> yemeklerden önceeee,
> lavaboya kosalim,
>
> hafta da bir kere tirnaklari keselim, firçalayip onlari tertemiz
>olalim diye sarkilar ezberleyen bir nesil olmak
>
> icraatin içinden izleyip özal'in kalemine bakip hipnotize olmaya
>çalismak
>
> videocudan american ninja, kartal,kan sporu ve evil dead gibi filmleri
>kiralamak demek
>
> analogtan dijitale geçis devrini yasamis birey oldugunu anlamak ve
>ikisinden de farkli zevkler aldiginin farkina varmak demek
>
> çok güzel bir ülkenin son yillarini hayal meyal hatirlamak, sonra da
>çivisinin çikisini görerek büyümek demek
>
> Hava durumlarinin eksi degil de "sifirin altinda bilmem kaç"
>denildigini bilmek demek
>
> Muhtemelen hayatimiz boyunca yasadigimiz en güzel 10 yil demek...
>
> trt 1'de olu$an sorunlar sonucu yayina bir süre ara verildiginde
>ekrana getirilen donuk agaç, dag bayir resmine 10 dakika hareketsiz
>bakabilmek demek,
>
> Türkiyede yasamis son mutlu kusak oldugunu hüzünle hissetmek demek.
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, çok güzel bir ülkede, mahalleler varmış.
Bu mahallelerin çocukları birbirlerini çok severlermiş. Dışarıdan gelen parolalı bir ıslığa uçarak aşağı iner, beraber olacakları anları iple çekerlermiş. Kavga da etseler kin tutmaz, her gün yeniden dünyalar kurarlarmış. Herkeste sevgi, paylaşma ve arkadaşlarını kollama duygusu yavaş yavaş gelişirmiş.
O zamanlar, çocuklar evden okula servis ile değil, buluşarak giderlermiş.
Onların yolunu gözlemezmiş; evdeki bilgisayar, şehrin en iyi dershanesi, hazırlık kursları.
Bilirlermiş duvarların üzerinde sohbeti, anket defterleri doldurup, sevgileri keşfetmeyi
Horoz şekercisini, elleri leş gibi macuncunun, tornavida ile koyduğu rengarenk macunu
Eve gitmeyi unutmayı, hava kararınca dayak yemeyi, sonra da bir ıslıkla tekrar aşağıya, kukalı saklambaça kaçmayı
O hakkında türlü şeyler söylenen evdeki garip adamdan korkmayı
Küsmeyi, aynı kıza asılmayı, torbalarla misket toplamayı, gıcır köstek ayırmayı, değiş tokuşu, kaybedince kapışı (o muhteşem "kapış"ı)
Teksas'ı, Tommiks'i, Konyakçı'nın dişlerini
Paramparça Red Kid'leri
İç içe konan naylon topları, taştan kale direklerini
Üç korner bir penaltıyı
Üzerine apartman yapılan top sahalarını, sonra o apartmana taşınan yeni dostları ve onları kapma yarışını
Taşınanların kırmızı kamyonlarını
İlk ergenliği, boyların ölçülmesini
Hey dergisini
Otobüsteki biletçinin lastik sarılı kalemini
Yoğurtçuyu, kalaycıyı, hallacı
Evlerin arkasındaki odun kömür depolarını
Yakan topun yakışını
Adam alırken, adım hesabını, iki çocuğu en iyi arkadaşla takası
Mantarlı gazoz kapaklarını, yaldız kazımayı
Yandaki mahalle ile alınan kavgayı, her kavganın çıkarttığı kahramanı – ödleği
Kan kardeşliğini
İp atlama, lastiğe basma, topaç virtüözlüğünü
Çelik çomağı, kırılan camları - toplanan paraları
Açık hava sinemalarını, frigo buzu
Silik seksek çizgilerini...
Sonra zamanla, bu güzel ülkede durumlar değişmeye başlamış. Yaşlar ilerledikçe, bu birliktelik, kollama, koruma duyguları, bu mahallelerin çocuklarının başlarına çok işler açmış.
Daha sonra işsizlik, enflasyon, köşeyi dönme, adamını bulma, malı götürme falan derken, herkes yüzünde soluk bir bakış, içinde hayatın yenilgisi, çaresizlikleri, tatminsizlikleri ile başbaşa kalmış.
Çocukları mı? Çocukları şimdi koca koca apartmaların arasında, nefes alınmaz bir havada, evlerinde, sanal bir dünyada, emniyet içerisinde yalnız yaşıyorlar.
Anneleri-babaları onları çok seviyor. Beta kapmasın diye kalabalık ortamlara hiç sokmuyor.
Hafta sonları hep beraber "Karum" ya da "Akmerkez"deler.
Okul servisi çocukları neredeyse yataklarından alıyor.
Çocuklar, trafik kaygısıyla, köşedeki markete dahi gönderilmiyor.
Babalar şirketlerin bilançolarını, çocuklar da dershane reytinglerini izliyorlar.
Hepsi birer test uzmanı, sayısal-sözel yuvarlanıp gidiyorlar.
Seksek oynamayı değil ama taban puanları çok iyi biliyorlar.
Hayata açılan pencereleri "Windows", onlar ekrana-ekran onlara bakıyor ve koca bir hayat dışarıda akıp gidiyor.
Ve şehrin dışında ağaçlar, tırmanacak, salıncak kuracak, kalp kazıyacak mahalle çocuklarını bekliyor.
Hiç sopa yememiş, ağaçtan düşmemiş, topu yandaki bahçeye kaçmamış,
dizlerinde bir metrekare kabuklar olmamış çocukları...
(düş hekimi-1 kitabından)
düş hekimi yalçın ergir
Benim yazmak istediklerimi, kitabında yazan bir yazarın,bu güzel yazısını buraya koyduğum için, bana kızmazsınız umarım. Çocukluğumuzda aynen yaşadığımız bu güzel şeyleri sizinle paylaşmak istedim. Uygun görmezseniz silebilirsiniz.