Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Gökhan Pamir
14 yıl önce - Pzr 24 Tem 2005, 03:55
LOZAN'IN RÖVANŞI


Bu hükümetin Türkiye’yi bugün getirdiği nokta ülkemizin bölünme tehlikesidir. Bölücülük siyasallaşma yolunda çok önemli mesafeler katetmiştir. Hem teröre karşı olan tavrı açısından, hem de AB ile olan ilişkilerde yaşadığımız sürekli verici huyundan dolayı AKP hükümeti, tam bir beceriksizlik örneği sergilemektedir.



Uluslararası alanda Türkiye’nin eli hiç bu kadar zayıflamamıştı. Burnunun dibinde olan bitene seyirci kalmaktan başka yapacağı bir şey olmayan Türkiye, neyazık ki gelişmeleri izlemekle yetiniyor. ABD’nin Irak harekâtı;yeniden şekil verilirken moraran kırmızı çizgilerimiz,unutulan Türkmen varlığı ve terör örgütünün Kuzey Irak’taki faaliyetleri…Hepsini sadece seyretmedi mi hem AKP hemde gerekli yerler…??? Kısa bir süre öncesinde TÜSİAD Toplantısındaki konuşmasında teröristleri ‘’insani davranmaya davet ederek’’ neredeyse zeytin dalı uzatan Başbakan, daha sonra askerin K.Irak a girmekteki net sözleri sonucunda U dönüşü yaparak aynı cümleleri kullansada çok geç kalındı……Hemde çok…



Artık okadar kolay değil bazı şeylerin yerine getirilmesi.Bu saatten sonra Kuzey Irak’ta bir askeri operasyon yapılabileceğini düşlemek, sadece iyimserlikten ibaret kalır. Oysa, hatırlayınız, bu iktidar öncesine kadar Türkiye sık sık terör yuvalarını Kuzey Irak’a girerek yok ediyor, mihrakların bellerinin doğrulmasına fırsat vermiyordu.



Ancak gelinen noktada artık işler değişti gibi. Bir zamanların iki Kürt aşiretinin başı, bizim yüzbaşımıza bile selam durup köpeklenen bu peşmerge bozuntuları; şimdilerde farklı mertebelerde. Birisi Kürdistan Federasyonu Başkanı oldu, diğeri ise Irak Cumhurbaşkanı.

Artık istediğinizde ne Talabani’yi, ne de Barzani’yi Türkiye’ye çağırıp hesap soramaz duruma getirildik, o devirler geçti, eskilerde kaldı. Ne eskisi gibi bölgede rahat davranabilirsin, ne de burnunun dibindeki terör yuvalarını vurabilirsin.



Hiç birini yapamazsın, çünkü sınırından başını uzatsan dahi direk muhatabın Sam Amca bunu hiç istemiyor …



Talabaninin "terörist" demeye bile yanaşmadığı PKK'nın Kandil'deki silahlı gücü konusunda sürekli oyalama, erteleme politikası güdüyor, dahası o teröristleri Türkiye'yi "siyasal çözüm"e zorlayacak etken olarak görüyor. Kimbilir belki de Kerkük sorunu için pazarlık kozu yapmayı planlıyor.Zaten son haritalarında da sanki inat olsun diye Kerkük’ü kürtbölgesi içinde göstermediler mi? Barzani aşireti, PKK terör örgütüyle eşdeğer çalışıyor. Terör örgütü mensupları, Barzani aşiretinin vatandaşı olmuş durumda….(Unutmamak gerekir ki bir zamanlar Talabani için siyasi fahişe tanımını uygun görmüşlerdi…Halen geçerliliğini korumakta, hatta terfi bile almış gibi..)


Tüm bu gelişmeler bölgede oluşurken Türkiye yine izliyordu, işte izlemenin neticesi ortada :Hergün patlayan mayınlar, pusuda can veren mehmetcikler…



Hükümetin bu konuda da klâsik ağıt sözcüklerinden başka bir söylemi olmadığı da artık açıkça ortaya çıkmıştır. Siyasetsizliğin, hedefsizliğin ve yol gösterici tavrın olmaması ise meydanı bazı çıkarcı kişiliklerle, sonu nereye varacağı hesaplanmamış projelerine,günlük şov peşinde koşan aydın adındaki zümreye bırakmıştır..



Ve ABD tarafından da, hani o stratejik ortağımız, müttefikimiz ABD tarafından, net biçimde tehdit edildik... Kandil dağındaki eşkiyaya, "Başım şıkışık, kendimi zor idare ediyorum’’ diye operasyon düzenlemeyi rededen ve Akp’ye "Bunlara kapsamlı ,af çıkarın, siyaset yapsınlar terör biter" diye akıl veren ABD; Türkiye ile savaş edebileceğini ima ediyor,söylüyor... İlginç olanlarından birisi de ‘’vay Türk halkı beni neden sevmiyor? ’’ diye kızdığı bir ortamda bunu söyleyebiliyor.. Bizimle iyi dalga geçiliyor anlayacağınız…



Aslında şöyle geriye bakıp düşündüğümüz de yaşadıklarımızı, bize dayatmaları, bizim kör inadımız sonrası çıkarttığımız AB Kanunları… Hepsi pazılın birer parçası. Ama görmekte yada gördüğünü anlamakta salaklıkta yarışan yerler, birtürlü bunu itiraf edemiyorlar. Kralın çıplak olduğunu hepimiz görüyoruz.Hatta Kral bile görüyor gerçeği….



Anlaşılıyor ki; ABD ve AB, Türkiye üzerinde planladıkları Kürt devleti için yeni bir planı yoğunlaştırdılar. Bu oyun son derece kurnazca ilerliyor. Batı ve taşeronları sanki bu güne kadar besleyip büyütmemişler, hep karşı çıkmışlar gibi PKK’yı hedef alacaklar. PKK’yı lanetleyecekler ve Türk milletine “Bakın teröriste karşıyız, Terörün başlarını tasfiye ediyoruz. Dağdaki militanların şehirlere dönmesine siyasete girmesine yol açılmalıdır. Kürtçü istekler siyasi zeminde kabul edilmelidir. Federasyonlara icazet verimelidir. Böylece huzur bulunur” dayatmasını çağdaş demokrasinin, toplumdaki bunalımın kurtuluş reçetesinin, belkide AB ye girişin bile sebebi olarak söylenecek bu tarz sözleri dayatacaklar. Bunları da uzaktan uzağa izliyor, sadece ‘’not’’ alıyor Türkiye…



Medyadaki malum çete ise bir süredir ağız birliği şekilde PKK’yı lanetler görüntüsüyle, ”Kürt aydınlarının önünü tıkayan Apo” yazıları yazıyorlar. Hepsi, geçen altı ay öncesine kadar İmralı muhabbetleriyle ile ünlüydüler. Şimdi Apo’ya karşı bir “Kürt aydını” tipini parlatıyorlar.. Zanaların her attığı adım haber yapılıyor! Kimileri için Kürt aydını, yok Kürt düşünürü, Kürt sorunu, Kürt hareketi, denerek Türk milletinin kulağına aşinalık yapılıyor..! Sanki ülkemizin başka sıkıntısı yokmuş gibi Kürtlerle ilgili haberler yapılarak Kürt azınlığı yaratma topluma enjekte ediliyor!

Medyamızın bu muhteremleri, değerli yazarları da Barzani ve Talabani muhabbetleri, lokanta resimleri ile ünlüdürler! Ve hep beraber, ABD den, SOROS dan beslendiği sıradan vatandaşca bile bilinir üstelik….Düne kadar arka çıktıkları PKK’ya şimdi karşılar görüntüsü çiziyorlar sanki!. Uzun zamandır, altını çizdiğimiz Türk medyasının PKK sempatisi, artık iyice ayyuka çıktı!.

Görüyoruz ki oyun yeni değil!..Ve devam da edeceğe benziyor…
Ve daha acı olanı ise; ...

Devleti koruma adına namusları üstüne yemin eden gelmiş geçmiş tüm siyasi kadroların bu işlere nasıl göz yumduklarını, ülkeyi korumakla yükümlü güvenlik kadrolarının da ya uyuduklarını ya da engellendiklerini de yaşayarak görüyoruz, öğreniyoruz... ‘’Diyarbakır’da düzenlenen Kürt federasyonu için imza kampanyası etkinliği kaç gün sürecek?’’ diye soran neden yok? Bu soruyu soran kaç tane muhalif ses çıktı T.B.M.M içinden ?

Bugün cenaze törenlerinde inanılmaz görüntüler ortaya çıkıyor, inanılmaz sloganlar atılıyor. Güvenlik güçleriyle öne sürülen çocuk ve kadınların karşı karşıyla gelmesi için her türlü provokasyona giriliyor. Amaç, güvenlik görevlilerinin çocuklara, kadınlara saldırdığını dünyaya yaymak, halkın gözünden düşürmek…

Terör örgütünün renkleri moda... Örgütü öven şarkılar serbest, hatta liste başını zorluyor... Terör örgütünün mitingleri, örgüt bayraklarıyla donatılan belediye araçları eşliğinde yapılıyor. Gözaltı bile yok. Vatandaş, PKK bayraklı, Apo posterli gösterilerin yasak olduğunu sanıyor. Hayır, bunlar yasak değil. O yüzden bu gösterileri yapanlar için bir yaptırım da yok!


Bugün su yüzüne çıkarılan oyunun son 15 yıldır yoğun olarak gözden uzak oynandığını da anlıyoruz... AB’ye gireceğiz diye imzalanan teslimiyet yasalarının özgürleştirdiği düşman güçler, artık alenen işgal provaları yapacak hale geldiklerinden, icraatlarına ve geçmişlerine bakıp neler yaptıklarını, yapabileceklerini yaşayarak öğreniyoruz ….



Öldürülmesini fırsat bilip, Apo’ya karşı Kürtçü harekete zemin hazırlarcasına yayınlar sürdüren malum gazeteler Hikmet Fidan haberleri yayınlıyor. Bu haberlerde Fidan’ın arkasından ağıt yakanlardan kendisinin Türk toprakları üzerinde devlet kurma hayali ile dolu bir ayrılıkçı kimlik olduğunu öğreniyoruz…. Peki değişen ne?



Medyadaki yağdanlıklar ne şekilde veriyorlar olayları, gelişen büyüyen terörü?



Milliyet’teki köşesinde “Kürtler” kitabının yazarı Hasan Cemal, daha çok demokratik haklardan söz ederken, ondan bir gün sonra yazan Aslı Aydıntaşbaş’ın yazıları adeta parçaları birbirine tamamlamıştır.Ve muhterem Taha Akyol’ un yazısı da…

Aydıntaşbaş, “Ankara, her zamanki gibi tek ses değil, farklı perspektiflerle yaklaşıyor tırmanan teröre” diyerek yazısında “derin devlet”in genel affa desteği(!) olduğunu ima etmiştir: “İstihbarat, güvenlik ve askeri kesimin, "sahada" çalışan kadroları, yani bire-bir PKK terörüyle mücadele eden, şehit veren kesim, gizliden gizliye genel af istiyor. Daha önce Pişmanlık Yasası çerçevesinde çıkan af, tamamen bir fiyaskoydu. Gelen olmadı. ABD'nin ısrarıyla denenen ve yeterince duyulmadığı ve örgütün yönetim kadrosunu kapsamadığı için, sınırlı fayda sağlayan bir aftı.
İlginçtir ki, devlet içinde af konusunda en cüretli kesim, PKK'yı en iyi tanıyan ve ondan en fazla çekenler. İntikam duygularını bir kenara bırakarak, örgüt üye ve yöneticilerinin, dağdan inmeye özendirilmesi gerektiğini düşünüyorlar.”

“PKK terörü neden azdı?” sorusundan sonra, bazı üst düzey emniyet ve istihbarat yetkililerine atfen: “PKK, Avrupa Birliği müzakere sürecinde ‘muhatap’ alınmak istiyor. Örgütün amacı, kendini dayatmak, AB nezdinde ‘gözardı edilemeyecek bir faktör’ haline gelmek. Hükümetle Brüksel pazarlığına oturmak...” diye yazmıştır. Ve devam eden satırlarda daha da açık söylüyor: Kapsamlı bir genel af bu işi halleder!



…‘’ Dağdaki gençlerin neredeyse yüzde 40'ı henüz çatışmaya girmemiş. Bunları topluma kazandırmak için kapsamlı bir yasa düşünülüyor. Bu fikir Cumhurbaşkanı Sezer'e de sunulmuş. Eski 'pişmanlık' yasaları gibi değil, daha etkili, daha cazip bir yasa... Mesela dönenlere belli ekonomik yardım yapılması, durumuna göre iş sağlanması, 'dönüş'ü psikolojik olarak kolaylaştıracak bir yaklaşım sergilenmesi gibi alternatifler düşünülüyor. Henüz siyasetin gündeminde değil. Eylülde yapılacak bir 'güvenlik zirvesi'nde gündeme alınması bekleniyor’’… Taha Akyol/ Milliyet



Ciddi ve işinin ehli kişilerce yada meclisteki muhalif sesler tarafından bu yazılar sonrası gerek yazana, gerekse işaret ettiği yerlere sorulması gerekmezmiydi? Hani nerede senin Basın ilkelerin ve Ahlakın? Hesap soracak hiç mi kurum yok, kalmadı yoksa?


Üstelik ne bu yazılar nede yazan adı aydınlar ilk ve son olacaktır………. Görünen odur ki Medya- PKK- Aydınlar(?)-AB-D, ve Hükümleri geçmeyen hükümet; bu işi başka tarzda halletmek için şimdiden affı, çookk demokrasiyi topluma yavaş yavaş vermeye çalışacaklar gibi

İnsanın sorası geliyor:
Patlayan bomba mıdır ülkeye zarar veren, yoksa psikolojik bombardıman mı?



İşin bir trajikomik yanı da, aklını hangi hastane odasında yitirdiğini bilemediğimiz Ecevit’in başlattığı Vahdettin oyununa seferberlik halinde birçok kişinin de eklenmesi, zihnimizin bulanması. Meğer nede çok suskun adam varmış piyasada. Ha mübarek; Ecevit’in saçmalamasını mı bekliyordunuz be kuzum?



Gidişat böyle giderse yeni bir Kurtuluş savaşı olur mu sizce, ya Lozan ?


Görünen odur ki, ülkemiz sanki Gayya kuyusu*na atılmış da, sanki dışarıdan mehdi misali kurtarıcı el bekliyor. Vahdettin polemiklerinden ziyade bir vakitler neyi nasıl başardığımızı ve istersek yeniden yapabileceğimizi birlikte hatırlamanın tam zamanı değil mi?… Hiçbir vakit LOZAN ın anlamını unutmamalıyken, bu saçma ‘’Vahdettin haindir-değildir’’ polemiklerin anlamı ve yararı kime sizce? Unutmayın.. Bu LOZAN iki rövanşlı… Birincisini biz kazandık… Oysa son rövanş için düşmanlar artık sadece topla veya askeri hedefleriyle gelmiyorlar.Artık önce beynimizi işgal ederek kolayını seçtiler…….



AMAN DİKKAT!...İŞGAL ÖNCE ZİHİNDE BAŞLAR!



*:Gayya kuyusu: Karmaşık işlerin döndüğü yer veya çok çapraşık durum. TDK.





Kaynak: Psikolojik Harekat


ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET