1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
battal_44
6 yıl önce - Cum 21 Ekm 2016, 12:21
İSMET İNÖNÜ VE MALATYA..
Değerli ve kıymetli arkadaşlarım bu sayfayı açmamda'ki amacım iSMET İNÖNÜ Malatya'ya nasıl katkılar sağlamış ve muhalefetteyken o zamanın iktidarı Malatya'dan neler almış götürmüş. Burada siyaset üstü bir yaklaşım ve tamamen iyi niyetli bir yaklaşım içerisinde olarak sizlere bir sunum yapmış olmaktayım. ...Hepinize saygılar ve sevgiler sunuyorum.
İSMET İNÖNÜ Muhalefet lideri iken Malatya da.......
Fotoğraf:ismet paşa Malatya Belediyesinde 1953 olabilir,Sağdan sola Nüvit Yetkin İsmet İnönü Abdullah Kantarcı Şahin Karacabey.
Biz Malatyada ismet inönü diyince ,hemşerilik duyguları nedeniyle gururlanırdık Atatürlkle birlikte Malatyada o dönemin yapılandırılmasında değerli girişimleri de oldu.
Malatya demir yolu bağlantısı,Mensucat Fabrikası Lise binasının yapılması,Sanat okulu Ticaret lisesi Ekçadağ köy enüstitüsü Halk evi Tekel tütün Fabrikası Hükümet binası zamanın önemli yatırımları olmuştur.çok sayıda yerli halka işve eğitim olanağı sağlayan kuruluşlardı.
İsmet paşa zaman zaman Malatyaya gelirdi bu ziyarelerinde Kabristana gidip annesinin mezarını ziyaret ederdi.paşa geldi diye kulaktan kulağa yayılır şehirde özel günün heyecanı yayılırdı.
1946 da çok partili rejime geçilince seçimlerdeİnönü nün Partisi chp kazandı malatyada üst üste tam liste millet vekili çıkardı. Demokrat parti1950 seçimlerini kazannınca bu durumu normal karşılamadı ve Adıyaman ilçesini Malatyadan ayırdılar vilayet yaptılar amaç Malatyanın milletvekili sayısını azaltmaktı, Seçimlerde Malatya CHP nin Kalasi olarak biliniyordu İsmet Paşa Muhalefete düşmüştü ama inönü sevgisi doruk noktasındaydı ,demokrat parti bunun farkındaydı her fırsatta Malatya yı cezalandırmak için fırsatlar yaratıyorlardı Kara yolları devlet su işleri
bölge müdürlükleri başka vilayetlere kaydırıldı.Malatyalı ileri gelenler sık sık ismet paşaya desteklerini göstermek için Ankaraya ziyaretine gidiyorlardı.
1953 yılıydı sanırım İstanbuldaki öğrencilerden bir gurup inönü yü Maçkadaki evinde ziyarete gitmiştik Hava yağmurluydu toplu halde ziyaret için evin karşısında toplanmak için bekledik tabi ıslandık biraz . 20/25 kişiydik içeri girdik bizim ıslak halimizi görünce
DELİ MALATYALILAR NEDEN DIŞARIDA ISLANDINIZ DA İÇERİ GİRMEDİNİZ DEDİ,yaşlanmıştı hepimizle teker teker ilgilendi okuduğumuz yerleri sordu hızla geçti İstanbulda askerliğini yapan Ahmet isimli hemşerimize gözü ilşti er traşı olduğundan asker olduğunu farketti
herhalde,onu öne çağırdı uzun uzun askerlik hikayelerini anlattı gönlünü aldı,Kendi mesleğini hatırlamış olmalı ki en çok yakınlığı ona gösterdi.
|
 |
AhmetDemir
6 yıl önce - Cum 21 Ekm 2016, 12:30
Allah rahmet eylesin. Gecmiste ne yapip ne yapmadigini konusmak su an icin kiyaslamadan ah vah etmekten baska hic bir sey yaptirmaz.
|
 |
Misafir 8ba
6 yıl önce - Cum 21 Ekm 2016, 23:09
Hemşehrimizle Gurur Duyuyoruz . . . ! ! ! Laf Atanlara Sözüm Önce Kendi Arka Bahçesini Temizlesin Herkes . . .
|
 |
Misafir c19
6 yıl önce - Cum 21 Ekm 2016, 23:21
Atatürk'ün ve Türklüğün kökünü kurutmaya çalışan, Türkiyeyi solcu ve Ortadoğulu yapmak isteyen bu adam kürttü.
|
 |
brknt44
6 yıl önce - Cum 21 Ekm 2016, 23:26
27 Aralık 1949 tarihinde, yani İsmet İnönü'nün Cumhurbaşkanlığı döneminde,
Türk çocuklarının eğitimi resmen Amerikalılara teslim edildi.
ABD ile imzalanan ikili anlaşma gereği, sekiz kişiden oluşan bir Eğitim Komisyonu kuruldu.
Bu komisyonun adı Fulbright Eğitim Komisyonu idi.
Sekiz üyeden dördü Amerikalı, dördü de Türk'tü.
Bu Komisyonun görevi, Türk çocuklarının ilk, orta ve lisede okuyacağı derslerin müfredatını yani programlarını belirlemekti. Gençler bir ulusun geleceği demek değil midir? Türk ulusunun geleceği olan gençlerin eğitimi, yarısı Amerikalılardan oluşan bir komisyona bırakılıyordu.
Bu kadarla kalsa neyse, komisyon herhangi bir konuda karar verirken oylar 4 evet, 4 hayır çıkarsa ne olacaktı? Çözüme bakınız; O tarihte Ankara'da bulunan Amerikan Büyükelçisinin vereceği oy, belirleyici olacaktı.
Çok açık değil mi, Türk gençlerinin ne tür bir eğitimden geçeceği, derslerde hangi konuları ne tür boyutlarda öğreneceği, Amerikalılara bırakılmıştı. Bu tür bir uygulamayı, ancak sömürge ülkelerinde görebilirsiniz.
27 Mayıs 1960 İhtilalini yapanlar, kendilerini 'devrimci' olarak niteleyenler, Fulbright Eğitim Komisyonu'nu ortadan kaldırmadılar!
Misafirin dedigi gibi bu adam Atatürk ve Türk'lügün kökünü kurutmaya çalıştı.!
|
 |
battal_44
6 yıl önce - Cum 21 Ekm 2016, 23:36
Sayın İsmet İnönü (Paşa)'nın Özgeçmişi..
Ara
Merkez Teşkilatımız
Yurtdışındaki Temsilciliklerimiz
Yurtiçi Temsilciliklerimiz
Dışişleri Bakanları Listesi
Ana Sayfa Bakanlık Dışişleri Bakanları Listesi İsmet İnönü (Paşa)
Sayın İsmet İnönü (Paşa)'nın Özgeçmişi
İsmet İnönü
Mustafa İsmet, Malatya'da yerleşmiş eski bir Türk ailesi olan Kürümoğollarındandır. Büyük babasının adı Abdülfettah'dır. Mahkeme üyeliklerinde bulunmuş ve Harbiye Nezareti Muhakeme Dairesi Mümeyyizliğinden emekli Hacı Reşit beyin oğludur. 24 Eylül 1884 de İzmir'de doğmuştur. Evli ve üç çocuk babasıdır. Babasının görevi nedeniyle Sivas'ta ilk okula başlamış, 1892 de Askeri Rüştiye'ye girmiş, 1895 de okulu bitirmiş, Sivas Mülkiye İdadisinde (lise) öğrenimine devam etmiştir. 31 Temmuz 1897 de babasının İstanbul'a tayini nedeniyle 6. sınıfta ayrılmış, Halıcıoğlu'ndaki Harp okulunun lise kısmını kaydolmuştur. 1900 da Liseyi bitirmiş, 14 Şubat 1901 de Topçu Harbiye sınıfına girmiş 1 Eylül 1903 de okulu birincilikle bitirmiş ve Topçu Mülazımı Sanisi (Teğmen) olmuştur. Okuldaki başarısı nedeniyle Erkanı Harbiye (Kurmay) sınıfına ayrılmış ve burayı da birinci ile bitirerek altın Maarif madalyası almıştır. 1903 de Pangaltı'da bulunan Harp Akademisine girmiş ve 26 Eylül 1906 da sınıfının birincisi olarak Kurmay Yüzbaşı rütbesi ile mezun olmuştur.
2 Ekim 1906 da Kurmay Yüzbaşı olarak Edirne'de Ordu Merkezinde ilk görevine başlamış ve Sahra Topçu 8. Alay 3. Bölük Kumandanı olarak görevine devam etmiş, 7 Kasım 1908 de Kolağası rütbesine yükselmiş ve Edirne 2. Tümenin Kurmaylık görevine getirilmiştir.
26 Şubat 1910 da İmam Yahya'ya karşı Hükümet tarafından harekete geçirilen Yemen Mürettep Kuvvetlerinin Kurmaylığına atanmış ve Hudeyde'ye gelmiştir. İmam Yahya ile yapılan görüşmelere katılmış ve gösterdiği başarılar nedeniyle 26 Nisan 1912 de Binbaşılığa yükseltilmiştir. 25 Şubat 1913 tarihine kadar Yemen'de Genel Kuvvetlerin Kurmay Başkanlığı görevinde bulunmuştur.
Balkan harbinin çıkması üzerine İstanbul'a çağrılmış, 11 Nisan 1913 de Büyük Karargahı Umumi I. Şubesinde, 8 - 29 Eylül 1913 de Bulgar delegeleri ile İstanbul'da Barış görüşmeleri ile görevlendirilmiştir. 15 Aralık 1913 de Genel Kurmay 3. Şubesinde görevlendirilmiş, 2 Ağustos 1914 de ilan edilen genel seferberlik ile I. Ordunun Kurmaylığına atanmış, Osmanlı İmparatorluğunun 11 Kasım 1914 de savaşa katılmasından sonra 29 Kasım 1914 de Kaymakamlığa (Yarbaylığa) yükseltilmiştir. 1914 de Başkomutanlık Genel Karargahı I. Şube Müdürlüğüne atanmış, 16 Ağustos 1915 de Gümüş Harp Liyakat Madalyası kazanmış, Umumi Karargahta bir yıl bulunduktan sonra cephede görev istemiş, 2 Ekim 1915 de II. Ordunun Kurmay Başkanı olmuş ve 14 Aralık 1915 de Miralaylığa (Albaylığa) yükselmiştir. 30 Aralık 1916 da II. Orduya bağlı 4. Kolordu Kumandanlığına atanmıştır.
12 Aralık 1916 da Kafkas cephesindeki yararlıkları nedeniyle altın harp madalyası almış, 1 Mayıs 1917 de Filistin cephesindeki 20. ve 19 Haziran 1917 de 3. Kolordu Komutanlıklarına atanmış, 20 Eylül 1917 de 7. Orduya bağlı 3. Kolordu Kumandanı iken Atatürk'ün Başkomutanlığa verdiği önemli raporun hazırlanmasında rol oynamıştır. 1918 Sonbaharında Şeria vadisinde Kolordusu ile başarılar kazanmıştır.
Mondros mütarekesi görüşmeleri sırasında 24 Ekim 1918 de Harbiye Nezareti Müsteşarlığına getirilmiş, 22 Kasıma kadar bu görevde kaldıktan sonra, 29 Ocak 1919 da kurulan Mütareke Komisyonuna Askeri uzman olmuş ve Harbiye Nezaretinde bu amaçla kurulan Komisyona da Başkanlık yapmıştır. 4 Ağustos 1919 da Kolordu Komutanlığı yetkileri ile Askeri Şura üyeliğine ve Muamelatı Umumiye Müdürlüğüne atanmış ve 8 gün sonra bu görevinden alınmıştır.
8 Ocak 1920 de ilk defa Anadolu'ya geçmiştir. Davet üzerine İstanbul'a dönmüş, 16 Mart 1920 de İstanbul'un İşgali üzerine tekrar Anadolu'ya geçmiştir.
25 Nisan 1920 de seçilen geçici yürütme kurulunda Atatürk tarafından kendisine bir görev verilmiş ve 3 Mayıs 1920 de kurulan ilk İcra Vekilleri Heyetinde Genel Kurmay Başkanı olmuştur. İnönü; Edirne'yi seçerek Büyük Millet Meclisine Edirne Millet Vekili olarak girmiştir.
8 Kasım'da Garp Cephesi Komutanlığına (Genel Kurmay Başkanlığı görevi üzerinde kalmak üzere) atanmış, Çerkez Etem kuvvetlerini tasfiye etmiş, 10 Ocak 1921 de I. İnönü zaferini kazanmış ve Tuğgeneralliğe yükseltilmiş, 31 Mart 1 Nisan 1921 de II. İnönü kazanmıştır. 1921 de Fevzi Çakmak'ın Genel Kurmay Başkanlığına getirilmesi ile sadece cephe komutanlığı ile görevlendirilmiştir.
10 Kasım 1921 de Garp Cephesi Kuvvetleri, 2 Ordudan meydana gelmiş ve Ordular grubu halinde İsmet Paşanın Komutanlığına verilmiştir. 9 Eylül de kazanılan zafer üzerine rütbesi Ferikliğe (Korgeneralliğe) Yükseltilmiştir.
03-11 Ekim tarihleri arasında Mudanya'da Mütareke görüşmelerini sürdürmüş ve anlaşmayı imzalamıştır. 26 Ekim 1922 de Edirne Millet Vekili sıfatıyla Dışişleri Bakanı olmuş ve Lozan Konferansına heyet Başkanı olarak katılmıştır. I. Lozan Konferansı 4 Şubat 1923 de kesilmiş, II. Lozan Konferansı 23 Nisan 1923 de başlamış ve 24 Temmuz 1923 de Barış Anlaşması imzalanmıştır.14 Ağustos 1923 tarihinden 5 Mart 1924 tarihine kadar ikinci defa Malatya Milletvekili olarak Hariciye Vekili olmuş ve 30 Ekim 1923 de Türkiye Cumhuriyetinin ilk Başbakanı olmuştur. 20 Kasım 1924 de Başbakanlıktan çekilmiş ve 5 Mart 1925 de ikinci defa Başbakan olmuş ve 25 Ekim 1937 de istifa ederek ayrılmıştır. 1937 de kendi isteği ile emekliye ayrılmıştır.
10 Kasım 1938 tarihinde Atatürk'ün vefatı üzerine 11 Kasım 1938 de Cumhurbaşkanı seçildi. 14 Mayıs 1950 yılında yapılan seçimlerde Demokrat Partinin çoğunlukla iktidara geçmesi üzerine Cumhurbaşkanlığından çekildi ve o günden sonra muhalefet liderliği görevine başladı.(İnönü 3 Nisan 1939 - 8 Mart 1943 - 21 Temmuz 1946 seçimlerinde iki defa Cumhurbaşkanı seçilmiştir).
2 Mayıs 1954 de ve 27 Ekim 1957 seçimlerinde Malatya'dan Millet Vekili Seçilmiş, 20 Kasım 1961 de İnönü başkanlığında ilk Koalisyon Kabinesi kurulmuş ve bu kabinenin ömrü kısa olmuştur. 25 Haziran 1962 de ikinci bir Koalisyon Hükümeti kurmuştur. 25 Aralık 1963 de bağımsızlardan oluşan üçüncü Koalisyon Hükümeti kurulmuş ve bu koalisyon Şubat 1965'e kadar devam etmiştir. Ekim 1965 Seçimlerinde Adalet Partisinin çoğunlukla iktidara gelmesi üzerine ana muhalefet liderliğine devam etmiştir.
1931 de Atina'ya ve Budapeşte'ye 1932 de Moskova ve Roma'ya 1933 de Sofya'ya 1937 de Belgrat'a Paris'e ve Londra'ya ve 1963 de Kenedi'nin cenaze töreni için ve 1964 Haziran'ında Kıbrıs Sorunu için Amerika'ya gitmiştir. 25 Aralık 1973'te vefat etmiştir.
Kırmızı - yeşil İstiklal Madalyası vardır.
|
 |
battal_44
6 yıl önce - Cum 21 Ekm 2016, 23:42
Burada dikkate değer olay şudur .....Cumhuriyetin öncesi ve sonrası İsmet inönü hem öncesi hemde sonrasında Devletin en üst makamlarında bulunmuştur.
|
 |
battal_44
6 yıl önce - Cmt 22 Ekm 2016, 00:14
Buda kızın ağzından bir röportajdan aldığım bir paragraf. Bu aileyi nasıl oluyor'da kürtleştiriyorsunuz. Kaynağınız varsa burada paylaşın..
TOKER: Şimdi hikayesi şöyle… Bir kere iki tarafında geçmişlerinden, orijinlerinden anlatayım. Biliyorsunuz babamın babası Malatyalı. Kürümoğlu ailesi, birkaç asır evvel Orta Asya’dan geliyor. İlk evvela Bitlis’e yerleşiyor, sonra Bitlis’ten dağılıyor. Bir kolu Malatya’ya gidiyor, Malatya’daki kolun oğlu büyükbabam Malatya’da doğuyor, büyüyor ama babası gibi ticaret yapmak istemiyor. Okumak istiyor ve o sırada üniversite sadece İstanbul’da var, Darülfünun. İstanbul’da hukuk okuyor. Savcı yardımcısı olarak ilk görev yaptığı yerdeki amiri Hakkı Bey Rumelili. Kız kardeşi Cevriye Hanım babaannem. Evlendikten sonra ilk çocukları da İzmir’de doğuyor ama babam ikinci çocukları. İzmir’de dayısının evinde doğuyor. Harp Okulu’nu İstanbul’da okuduktan sonra Akademi’ye gidiyor.
Ondan sonra ailecek Süleymaniye’deki bir eve kiracı olarak taşınıyorlar. Hem büyük amcam, babam o zaman Osmanlı ordusunda subay ve aynı evde yaşıyorlar. Karşıki evde ise annemin ailesi oturuyor. Annemin annesi de babası da Rumelili. Önce İzmir’e gelmişler, sonra İstanbul’a yerleşmişler. Bu şekilde iki karşı komşu, hanımlar Rumelili. Hanımlar, anneler önce ahbap oluyor. Sonra anlaşılıyor ki, bir evde babam var, annesi evlendirmek istiyor. Babam hep ‘Ben askerim, evlendiğim kız çok sıkıya girecek, zordur asker hanımı olmak’ diyerek evliliğe pek yanaşmıyor. Anne tarafımda da annem büyükbabasıyla oturuyor. Ailede birçok insan veremden ölmüş, o zaman son derece yaygın bir hastalık. Bir tek annem kalmış, üzerine titriyorlar. Annem güzel de bir kız, isteyenleri oluyor bir türlü vermeye kıyamıyorlar. Ama iki taraf komşular birbirini sevince bu işe kalkıyorlar. Annem kafes arkasından at sırtında taş yollardan eve dönerken babamı görüyor. Ama babam annemi göremiyor.
|
 |
battal_44
6 yıl önce - Pts 24 Ekm 2016, 09:49
Burada dikkatimi çeken bir haber. En alt haberde'ki 3 lü (1945) ler ABD,RUSYA VE İNGİLTERE Liderleri çok samimi bir şekilde poz vermişler. Bu gün bakıyorum'da Orta doğuda yine bu üçlüyü görüyoruz. Ben buna bermuda üçgeni diyorum ve uyanık olmamız lazım vatanımızın bütünlüğünü korumamız lazım. Şeytanlar kapımızın önünde dolaşıyor.
|
 |
battal_44
6 yıl önce - Pts 24 Ekm 2016, 09:54
(+)
ALINTI.. İsmet inönü Malatya'da hemşehrileriye sohbet ediyor. Tek bir tane bile koruma yoktur.
(+)
(+)
(+)
(+)
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|