İbrahim Kalın - MİT başkanı (eski Cumhurbaşkanı Sözcüsü)
1971 İstanbul doğumlu olan İbrahim Kalın, köken olarak Erzurum'ludur. İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünden 1992 yılında mezun olan Kalın, islam düşüncesi ve felsefe alanındaki yüksek lisans çalışması için Malezya'ya gitmiş ve 2 yıl sonra Türkiye'ye geri dönmüştür.
başbakanlık kamu diplomasisi koordinatörlüğü'nün başında bulunan, ingilizceyi, farsçayı, arapçayı ve eski türkçeyi ana dili gibi konuşan akademisyen. makaleleri ufuk açar, fikirleri zihin egzersizi yaptırır. Kapı güçlü, saz çalabiliyor, şiirleri var ney de üflüyor sanırım.
Doktora çalışmaları için tekrar harekete geçmiş ve 1996 yılında doktora çalışmalarını yapmak üzere George Washington Üniversitesine gitmiştir. Eğitiminin ardından birçok ülkeye seyehat etmiş ve uluslararası konferanslarda tebliğler sunmuştur. Doktora alanı olan islam felsefesi ile ilgili yayınlanmış birçok makalesi bulunmaktadır.
Türkçe çeviri konularında da birçok kazanımı bulunan İbrahim Kalın, Japon araştırmacı Toshihiko Izutsu'nın 'İslamda Varlık Düşüncesi' kitabını Türkçe'ye çevirerek katkı sağlamıştır.
BİRÇOK GÖREV VE VAKIF BAŞKANLIĞI
İbrahim Kalın, akademisyen kimliğinin yanı sıra fotoğrafçılığı da benimsemiş, bağlama ve ney'e gönül vermiştir.
Aynı zamanda 2005-2009 yılları arasında SETA Vakfı'nın kurucu başkanlığını da yapmıştır.
2007 yılında İslam ve Batı adlı kitabı yayımlanmıştır.
2009 yılında Dış Politikadan Sorumlu Başbakan Başdanışmanlığına getirildi.
2011 yılında Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Üyeliğine atandı.
2012 yılında ise Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı görevini üstlendi.
İbrahim Kalın son olarak 11 Aralık 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Cumhurbaşkanlığı sözcüsü olarak atanmıştır.
Alıntı:
türkiyenin ince gücü - ibrahim kalın
2006'da kaleme aldığım bir yazıda türkiye'nin uluslararası arenadaki etkinliğinin, "ince güç" (soft power) kapasitesini artırmasına bağlı olduğunu söylemiştim. bu, iki ana sebebe dayanıyor. birincisi türkiye'nin kelimenin tam manasıyla "bölgesel bir güç" haline gelmesi. bu, bazılarının korktuğu gibi türkiye'yi bölgesine hapsetmek manasına gelmiyor. tersine bölgesel bir özgürlük, güvenlik ve refah alanı yaratmasını ifade ediyor. türkiye bu değerler etrafında şekillenen bir bölgenin kurulmasında öncü rol oynamak durumunda. savaş, terör, baskı, sefalet, yolsuzluk ve dış müdahalelerin kol gezdiği bir bölgede türkiye tek başına güven ve refah içinde yaşayamaz.
türkiye'nin ince gücünü zaruri kılan ikinci sebep, türkiye'nin son yıllardaki güç temerküzünü meşrulaştırmak zorunda olması. bazı arap rejimlerinin türkiye'nin bölgedeki güç ve etkinliğini artırmasından rahatsız olduğu bir sır değil. demokratik meşruiyet sorunu olan yapıların, meşru bir gücün yükselişinden rahatsız olmasına şaşırmamak gerekiyor. fakat şu da bir gerçek ki meşruiyeti olmayan bir gücün sürdürülebilir olması ve etkinliğini muhafaza etmesi de mümkün değil. türkiye'nin yeni bölgesel açılımları, bu meşruiyet zeminini göz önünde bulundurmak durumunda.
ince güç nedir?
ince güç, türkiye'ye böyle bir imkân sunabilir. peki, nedir ince güç? benim türkçeye "ince güç" olarak çevirdiğim, standart tercümede ise "yumuşak güç" olarak ifade edilen "soft power" kavramı, amerikalı bilim adamı joseph nye'ın ifadesiyle "istediğiniz bir şeyi karşınızdakini ikna ederek elde etme" sanatıdır. nye'a göre bir şeyi elde etmenin üç yolu var. ya kaba kuvvet kullanarak zorbalık yaparsınız, ya karşınızdakini satın alırsınız ya da onu ikna edersiniz. birincisi askeri yöntemler kullanarak karşınızdakini dövmek, ikincisi ise "havuçla" karşınızdakini satın almak manasına geliyor. insanlık tarihinde ve uluslararası ilişkilerde bunların mebzul derecede örneği var. bazen ikisi birden aynı anda da karşınıza çıkabiliyor. art arda gelen amerikan yönetimlerinin ortadoğu politikaları, bunun tipik bir örneği.
peki, karşınızdakini kandırmak değil samimi olarak ikna etmek istiyorsanız, bunu nasıl yaparsınız? bunu ancak adil, akıllı ve inandırıcı politikalar izleyerek yapabilirsiniz. yani gücü, akıllı bir şekilde kullanmanız gerekir. buna "akıllı güç kullanımı" da diyebiliriz. bir ülkenin ince güç unsurları nelerdir? bunlar asker sayısından yahut ekonomik yaptırım gücünden çok bir ülkenin kültürü, sanatı, sineması, mimarisi, müziği, eğitim sistemi, rekabet ortamı, özgürlükleri, demokrasisi, yaratıcı düşüncesi, insan kalitesi ve sosyal sermayesi, tarihi birikimi, kültürel zenginliği, bilim ve teknoloji altyapısı, inovasyon kapasitesi, diplomatik becerisi ve kendini anlatabilme yeteneğinin toplamıdır. bu unsurları bir araya getiren bir ülke, bir cazibe merkezi haline gelir. takip edilen, konuşulan, "hikâyesine kulak kabartılan" bir ülke haline gelir.
demokrasi ve ince güç
türkiye, bölgesindeki diğer ülkelerle mukayese edildiğinde bu unsurların pek çoğuna sahip. bu yüzden de cazibe merkezi haline gelebiliyor. türk bilim, kültür ve sanat insanları, diplomatları, gazetecileri, eğitimcileri ve insani yardım kuruluşları, türkiye'nin ince gücünü hem inşa eden hem de sınır ötesine taşıyabilen temel aktörler. fakat türkiye'nin ince gücünü oluşturan asıl özelliği, onun demokrasisi. bütün iniş çıkışlarına rağmen türk demokrasisi, yükselen "türkiye hikâyesi"nin en önemli ve güçlü unsuru.
iç ve dış politikanın iç içe geçtiği kesişme noktası da burası. türkiye'nin demokratikleşme mücadelesi, aynı zamanda dış politika hamlelerinin de beslendiği en önemli kaynak. özgürlük-güvenlik dengesini kuramamış, askeri müdahalelerle anılan, temel hak ve hürriyetleri garanti altına alamamış, kendi vatandaşlarını hukuk ve kanun önünde eşit hale getirememiş bir türkiye tek başına ordusuyla yahut ekonomisiyle bir cazibe merkezi olamaz. karşınızdakini ikna edebilmek için öncelikle sizin demokrasi karnenizin temiz olması gerekir.
adil ve akıllı politika, aynı zamanda değermerkezli bir dış politika izlemek anlamına geliyor. ahlaki-değerlerden arındırılmış, 'real-politik' adına haksızlığın, hırsın, doyumsuzluğun ve çifte-standardın meşrulaştırıldığı bir uluslararası ilişkiler düzeninden adalet, barış, insan onuru ve dürüstlüğün hâkim olduğu bir dış politikaya geçiş mümkündür. türkiye'nin değer-yüklü ince güç potansiyeli, yeni bir küresel düzen vizyonunu inşa edecek imkânları bize sunmaktadır.
Sizler ne düşünüyorsunuz İbrahim Kalın Hakkında?
2.numaralı Adam görevinde. Arkada kalıyor ama bazı, fikir, düşünce ve uygulamalar sanırım ondan geliyor
MIT Başkan'ı olabileceği söyleniyor
Bazı kesimlere göre cemaatçi
Tarih bölümü mezunu imiş. Açıkçası bu durum hoşuma gitti. Çünkü devlette önemli yerlere siyasal mezunu kişiler dışında istihdam edilmiyor. Başka bölümlerden de iyi siyaset okuyucuları çıkabilir. Güzel bir örnek.
Hakikaten entellektüel, vizyonu, derinliği olan bir kişi.
Alıntı:
2.numaralı Adam görevinde. Arkada kalıyor ama bazı, fikir, düşünce ve uygulamalar sanırım ondan geliyor
MIT Başkan'ı olabileceği söyleniyor
Görevi Cumhurbaşkanı Sözücülüğü, o nedenle 2 numaralı adam denilemez.
Mit Başkanı olabileceği söylentisine gelince, o konu için birşey söylemek için erken, belki üst düzey devlet kademesindeki iş/işleyişi bilmek için böyle bir görevde bulunuyor, sonrasında Mit'e geçebilir ancak, Mit'e direk başkan olmak yerine birkaç sene Mit içerisinde görevde bulunup sonrasında Mit'in başına geçmek hem ülke, hem kendi açısından, hemde onu o göreve (şayet düşünülüyorsa) getirenler açısından daha iyi olur...
Kızının okul taksitlerini FETÖ soruşturmasında adı geçen Abdullah Tivnikli tarafından burs niteliğinde ödendiğini biliyoruz. Sayın Erdoğan etrafındaki/yakınındaki bu tiplerden artık kurtulmalı. Komple çehresini değiştirmeli/temizlemeli..
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "ABD ve AB’nin terör örgütleri listesinde olan ve ABD yönetiminin başına ödül koyduğu bir teröriste (Cemil Bayık) sayfalarını açan Washington Post, açıkça terör propagandası yapmakta ve ABD yasalarını da çiğnemektedir" ifadelerini kullandı. (sputniknews)
Alıntı:
İbrahim Kalın'ın, 'Kırmızı bültenle aranan bir teröristle nasıl röportaj yaparsınız' tepkisine Washington Post Genel Yayın yönetmeni cevap verdi: " Kırmızı bültenle arandığını bilmiyorduk" (zaytung)