1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
 |
yalper
17 yıl önce - Çrş 08 Şub 2006, 06:23
Cogu yazarın buluştuğu ortak payda "O zamanki konjönktür bunu gerektirdiginden atamız bu sözleri söylemiştir." Eğer Atatürk o sözleri söylememiş olsaydı, bugün Atatürk'ün siyasi dehası kusurlu muydu diye tartışmalar çıkardı..
|
 |
Volkan CİHAN
17 yıl önce - Çrş 08 Şub 2006, 12:05
Sultan Vahidettin'den bir hatıra(san remo-İtalya)
Bir gün San remo'daki köşkün bahçesinde oğlu Ertuğrul Efendi ile torunu Neslişah Sultan , Türkiye'de ağızlarına takılan Yaşa Mustafa Kemal Paşa Yaşa şarkısını söylüyorlardı.Sonra yanlarına bir kalfa yanaştı ve şöyle dedi; --Yaşa Mustafa Kemal Paşa derseniz Şahbabanız kızar "kahrolsun Kemal paşa diyeceksiniz" dedi ve çocuklarda öyle söylediler.(bu olayda Ertuğrul 12 , Neslişah ise 6 yaşında)
Kahrolsun Kemal Paşa şeklinde söyledikleri şarkıyı Sultan Vahidettin duyar ve odasının balkonundan oğlunu ve torununu yukarı çağırır.
Sultan Vahidettin;
--(kızgın bir sesle)Bu şarkı yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa diye söylenmiyormuydu?Niye kahrolsun Kemal paşa diye söylediniz?
Ertuğrul efendi;
--Bi kalfa geldi ve şarkıyı bu şekilde söylerseniz Şahbabanız kızar "kahrolsun Kemal Paşa" diye söyleyeceksiniz dedi.
Sultan Vahidettin;
--Mustafa Kemal Paşa iyi bir askerdir.O vatanımızı kurtardı.Düşmanla savaşıp düşmanı yurttan attı.Bir daha o şarkıyı öyle söylemeyeceksiniz.dedi
|
 |
recep124
17 yıl önce - Çrş 08 Şub 2006, 15:29
volkan1025 arkadaşım, vahdettinin yüksek vatan sevgisini göstermek için bu anıyı - ki kaynağı belirtilmemiş - yazdın heralde. yani vahdettin ingilizlerle işbirliği yaptı ama onun da amacı vatanını kurtarmaktı diyorsun. düşünün ki bir "padişah" savaşta yenildiği devletlerle işbirliği yapıp vatanını kurtarmayı düşünüyor. bu nasıl bir vatanseverlik ki vatanın düşmanlarca parçalanmasına göz yumuyor. işin gerçeği, ve atatark'ün anlatmak istediği şöyle: vahdettin, milli mücadelenin başarısız olacağını düşünüyor ve hatta milli mücadele başarılı olursa kendisinin padişah olarak kalamayacağını biliyor. bunun için de sömürge ve parçalanmış da olsa kendisinin padişah olduğu bir ülkeyi daha makul görüyor. işte vahdettinin vatanseverliği budur. hatta vahdettin "ingiliz dostları(mühipleri) cemiyeti"ne girerek vatanseverliğe yeni bir boyut kazandırmış. müslümanlığın yeryüzü halifesi vahdettin, başkanlığını rahip fru'nun yaptığı ingiliz dostları cemiyetine* girerek ülkesini kurtarmayı mı planlıyordu?
| Alıntı: |
| Cogu yazarın buluştuğu ortak payda "O zamanki konjönktür bunu gerektirdiginden atamız bu sözleri söylemiştir." Eğer Atatürk o sözleri söylememiş olsaydı, bugün Atatürk'ün siyasi dehası kusurlu muydu diye tartışmalar çıkardı.. |
bugünlerde bazıları atatürkçülüğü kendi kafasına göre bir yana çekmeye çalışıyor. bu da yetmiyor atatürk'ün sözlerini dahi "konjonktür gereği" söylediğini dile getirerek geçersiz saymaya çalışıyorlar. vahdettin, vatana ihanetini kanıtlamak için daha ne yapsın.adam düşmanla ortak olmuş, kuvayı milliyeye karşı yapılan ayaklanmaları desteklemiş, düşmanla beraber "çok sevdiği vatanından" kaçmış. tabiki vahdettin de bunları "siyasi konjonktür gereği" yapmıştır. ama şu kesin ki yukarıda geçen yazarlar bu sözlerini "kişisel çıkarları bunu gerektirdiğinden" söylediler...
*
"...İstanbul'da önemli sayılacak kuruluşlardan biri İngiliz Muhipleri Cemiyeti idi... Bu derneğe girenlerin başında Osmanlı Padişahı ve yeryüzü Halifesi sanını taşıyan Vahdettin, Damat Ferit Paşa, Dahiliye Nazırı olan Ali Kemal, Adil ve Mehmet Ali beyler veSAit Molla bulunuyordu. Dernekte ingiliz ulusundan kimi serüvenciler de vardı. Örneğin Rahip Fru gibi. Yapılan işlerden ve işlemlerden anlaşıldığına göre, derneğin başkanı Rahip Fru idi..." Söylev s.5
"... Baylar, Ali fuat Paşa, 28 Ekim 1919 günlü bir kapalı teli ile İstanbul'daki örgütümüzden benim adıma gelen bir teli bildirdi... Çerkez Bekir'in çıkardığı bilinen olay, Adapazarı ve çevresinde Kuvayı Milliyeye(Ulusal Kuvvetler) karşı ayaklanma başlangıcı sayılmış. Bunun ne yolla yararlanılacağını görüşmek üzere Padişah, Ferit Paşa, Adil Bey ve Sait Molla ile Ali Kemal Beyden meydana gelen bir kurul, birtakım tasarlamalarda bulunmuşlar." Söylev s.191
|
 |
murad muhsin
17 yıl önce - Çrş 08 Şub 2006, 16:44
Tarihçi değilim.Asıl ilgi alanım edebiyat.Ancak beni yönlendiren bir olay var:Cumhuriyetin ilk yıllarında bir akşam, Atatürk kader arkadaşlarıyla sohbet ederken masadakilerden biri"Gazi hazretleri, çok sıkıntılar çekerek bu günlere geldik.Acaba gelecekte bu yapılanlar layık-ı vechile hatırlanır mı? dediğinde Atatürk:"Ben Cumhuriyeti Türk Gençliğine emanet ediyorum ve onlara güveniyorum! demiştir.Bir Bahçıvanın, elindeki çiçeği yaşatma azmi o çiçeği tam manasıyla tanımasına bağlıdır diye inandığım için yakın tarihi duygusallıktan arınmış bir gözle araştırmayı,öğrenmeyi,ders almayı boynumun borcu bildim.Bastığım zemin ne kadar sağlam olursa geleceğe o kadar emin sıçrayabilirim diye düşünüyorum.Kavramları ele alırken çok aceleci davranmayı karakter haline getirmişiz.Cümle kurmak,düşünce üretmek yerine kolaycı bir yaklaşımla tanımlama-karalama-yüceltme veya yerin dibine batırmayı tercih ediyoruz.Tarihsel bir olay ya da kişi hakkında hüküm vermek için cımbız kullanılmaz.Geniş bir perspektif ile ele alınmayan tarih, her zaman yanlış karara sürükler kişiyi.Tarih, yapay kavgalar üretmek amacıyla kullanıldığında hüsrandan başka sonuç vermez.İbret almayı -varsa eğer hatalardan ders çıkarmayı- başardığımızda tarih görevini yapmış demektir.Sayfalar dolusu yazmış konuşmuşuz peki ama sonuç? sonuç yok. Bir o kadar daha konuşalım sonuçta"az gittim uz gittim dere tepe düz gittim bir de dönüp baktım bir arpa boyu yol gittim"tekerlemesinden farklı bir durum çıkmayacaktır.Bir taraf aklamaya diğer taraf asmaya çalıştıkça bu böyle.Atatürk bir peygamber değildir.O,Türk milletinin en ihtiyaç duyduğu anda koşulların yoğurarak ortaya çıkardığı askeri ve siyasi bir deha idi.S.Selek (acizlik sergileme alışkanlığımızın ifadesi:-ci,cu,cı'lardan yola çıkalım hadi ve diyelim ki solcu tarih yazarı) "Anadolu İhtilali" adlı eserinde, şu tekrarlanıp duran Almanya seyahati sonrasında Vahdettin'in çevresindekilere Mustafa Kemal(ATATÜRK) için:"bu adam çok tehlikeli fikirlere sahip"dediğini belirtir.Yine aynı eserde, M.Kemal'in çok hırslı olduğunu bildiğinden Vahdettin'in ondan çekindiği anlatılır ve gelinir şu meşhur görevlendirme olayına.Bilindiği gibi Mustafa Kemal Paşa "Ordu Müfettişi"olarak Anadolu'ya gönderilir.S.Selek'in ifadesi ile, padişah bu görevlendirmede büyük bir hata daha yapmış ve "askeri kurumları denetleme yetkisinin yanısıra sivil yöneticilerin de kayıtsız şartsız Mustafa Kemal Paşa'ya itaat etmesi emredilmiştir".Damat Ferid bu hatayı geç farketmiş ve hemen iptali cihetine gitmiştir.Bu geçen zaman zarfında Mustafa Kemal ATATÜRK gerekli iletişimi ve düzenlemeyi başarmıştır.(devam ederiz)
|
 |
fatih kocaoglu
17 yıl önce - Çrş 08 Şub 2006, 17:45
| Alıntı: |
Alimemo arkadaşım, kaynak olarak Atatürk'ü göstermeyim de kimi göstereyim. Atatürk bu sözlerini laf olsun diye söylememiş, tümünü mecliste okuduğu söylevin başına yazmış. bunu da yazacak şey bulamadığından yazmadı heralde. vahdettinin çıkarları uğruna ülkesini nasıl ingilizlere pazarladığını gelecek kuşaklara bildirmek için yazdı. heralde Atatürk'ün, Vahdettin hakkında, güneri civaoğlundan daha fazla bilgisi vardır.
Atatürk düşünmeden, yorum yapmadan kendisine inanılmasını istemezdi tabi. ama tarihe baktığın zaman Atatürk'ün her konuda ne kadar haklı olduğunu görürsün... |
Ne kadar Tarih Aydınlatıcısıyız Arkadaşlar Tarih bir milletin hafızası, şuuru, hatta yol haritasıdır, Tarihle asla oynayamazsın kafamıza göre tarihi yorumlar isek zira bunu kendi düşüncemize modernize eder isek bir millettin değerleri ile dinamikleri oynarsın şimdi gelelim konumuza O zaman Enver paşada Hain Bu mantığınla fikri olarak dayandığın bilgiler çelişmekte Atatürkün Samsuna Çıkışını kim istedi ? Vahdettin ile sarayda buluşan fikir alan tarih seni yazacak Paşa diyen Kimdi ?Atatürk ve cumhuriyet aleyhine tek kelime etmeyen, edenleri de huzurundan kovan kimdi ?. Sürgüne giderken hazineden istediğini alabilecek durumda olmasına rağmen hakkı olmayan tek kuruşa el uzatmayan, hatta okumak için aldığı kıymetli kitapları bile makbuz karşılığında iade ettikten sonra vatandan ayrılan kimdi ? Hain diyecek kadar hain olup Hainliği organize eden körü körüne kemalist geçinen belirsiz kişilikler yüzünden işlerine geldimi nutuk söylev işlerine gelmedimi o yanlış hayır benimkisi doğru.İşin garip yönü Atatürk ama bilinmeyen atatürkçülük yalan olan tezlerini kabul etmedinmi sonucu Darbeye sığınmak Çığırtkanlık yapmak kaos yaratmak bu Ülkenin hizmetkarlarını bu zamana kadar okullarda Hain gösterenlere hatırlatmak isterim artık yemiyor beyler. Tarih yargılanması için değil anlaşılması için yol gösterir beyler mantıklı düşünün Atatürkün yaptığı her icraat Vahdettin ile beraber yani saray ile yapılan organizsyondur.Bu konuyu ben şununla bağdaştırırım Padişahın Ailesi ve kabinesinin Cenazelerini dahi bu ülkeye girişini engelleyen gereksiz kişiliklerin yaptıklarını unutmayalım. Menderesin idam edilmesindede bu zihniyet vardı farkı olmayan bir durum ve örnek iyi düşünün olayların geçmişini anlayın analiz edin.Ülkemizin yararına olmayan karşıt Sohbetleri dinleyip Kulaktan dolma bilgilerle mantık yürütmeyelim.
|
 |
Volkan CİHAN
17 yıl önce - Çrş 08 Şub 2006, 22:45
recep124 arkadaşım bana bu anının kaynağını sormuş bende söyliyeyim.:
Murat Bardakçının hazırlayıp sunduğu ve 3 hafta boyunca çarşamba günleri ....... .. televizyonunda yayımlanan "Son Osmanlılar" adlı belgeselde anıda adı geçen Neslişah Sultan kendi ağzıyla anlatmıştır.Milliyet yayınlarının yayınladığı "Son Padişah Vahidettin" adlı kitapta da bu anıya yer verilmiştir.
|
 |
Edadil
17 yıl önce - Cum 17 Mar 2006, 12:46
Hayret dogrusu, hala Vahdettin muhabbeti ediliyor. Tamam Ecevit, yas yetmis is bitmis misali, iki lakirdi etmis, edemezmi, edebilir. Demokratik bir devlet degilmidir Türkiye? Öyledir, umarim, o halde herkes istedigini söyler ve düsünebilir. Ne yani, adam, vazifesinden tekaüd olmus, artik gizli düsüncelerini herkes ile paylasabilir. Demek istedigim Ecevit "Vahdettin hain degildi" sözüne kiyametler kopuyor - gereksiz hadiseler bunlar bence ve tarih bakimindan hic önem tasimiyor. Belki de adam sadece tekrar ön plana cikmak, kendisinden konusulmasini istiyordu? Kim bilir.
Birde tarihi yönüne bakalim: türk milleti zaten Vahdettin'e bir hain dedimi, orada is bitmistir, bunun aksini isbat etmek mümkün olsa dahi inadim inat diyenlere karsi gelinmez. Ayni ermeni gibi, soy kirim vardi, türkü yoktu der. Uzun hikaye buda. Efendicigime söyliyeyim: Vahdettin hainmiydi? Vallahi Tarih okudum, Avrupa Üniversitelerinde de az dirsek cürükmedik, sunu söyleyebilirim ki mantiken haindir! Belgeler de bunu söyler. Fakat birde baska yönden yaklasilmasi lazim bu hadiseye: Hain ise neden Mustafa Kemal Pasa'yi vazifelendirdi ve Anadolu'ya gönderdi? Vahdettin, Mustafa Kemal Pasa'nin düsüncelerinden, yani demokratik bir sistemin pesinde kostugunu, gayet iyi biliyordu. Bilmemesi mümkün degil. Düsünün günde bilmem kac defa Padisah'a jurnaller geliyor, zaten Ingilizin kulagi her yerde.
Padisah sonucu biliyordu, peki Vahdettin aptalmiydi? Asla, fevkalade bir zihne sahip, halk arasinda cin fikirli denilen bir adamdi. Peki neden gönderdi o halde Atatürk'ü? Simdi mevleviler gibi etrafimizda dönebilir, sakiz gibi bastan agzimizda dolastirabiliriz lafi. Ama ne gerek var, biri der hain, ötekisi ulu hakan, yok Padisah efendimiz nidalari yükseltir. Bunlar kisisel özgürlügü ifade eden sözlerdir ve saygi duyulmasi gerekir.
|
 |
Hasan18
17 yıl önce - Cum 17 Mar 2006, 18:42
Osmanlı imparatorluğundan Türkler tasfiye edilmiş ve güç devşirmelerin , dönmelerin , toplamaların eline geçtikten sonrada kademe kademe çöküş sürecine girilmiştir.
Vahdettine gelinceye kadar daha bi sürü padişah var sırada. Kanuni bu zincirin ilk halkadısır çünkü Roksalan denen zehirli yılanı Osmanlı sarayını sokmuştur.
Osmanlı imparatorluğu Türklüğünü koruduğu müddetçe başarılı olmuştur. Ne zamanki Türkler 2. plana düşürülmüş işte o vakitten sonra Osmanlı zaten bitmiştir.
Allah Türkiye Cumhuriyetine zeval vermesin , Osmanlı artık tarih olmuş hiç gerek yok Vahdettin muhabbetine.İşgal gemilerini saray penceresinden seyredip ruhen emperyalistlere teslim olan bir adamın neyini tartışalım , Allah rahmet eylesin .
Atatürke Minnettarız çünkü o Türklüğüyle gurur duymuştur . Ve kurduğu yeni Devlete TÜRKİYE CUMHURİYETİ adını vermiştir. Ne mutlu Türküm diyene cümlesini kuran bir tane bile Osmanlı Padişahı varmıdır ?
|
 |
abdullah1
15 yıl önce - Prş 14 Ağu 2008, 19:17
Sultan Vahdettin'in millete beyannamesi
Tarihin yüzünü ne kadar boyarsanız boyayın nafile! Günün birinde boyalar bir yerinden dökülmeye başlar. İşte Sivas Kongresi günlerinde çıkmaya başlayan ve Milli Mücadele’nin Anadolu’daki ilk resmî yayın organı olan “İrâde-i Millîye” gazetesinin koleksiyonu, tam da resmî tarihin yüzüne sürülen kat kat boyayı kazıyacak metinlerden oluşuyor. Yayını 14 Eylül 1919’dan 3 Aralık 1922’ye kadar 254 sayı devam eden bu gazetenin bırakın yayınlanmasını, daha bütün sayılarını bir araya getirebilmiş bile değiliz. Hakkında bir yüksek lisans tezi hazırlayan Aytül Tamer, ancak 47 tanesini inceleyebilmiş ki, bazı sayılarının Türkiye kütüphanelerinde değil de, Chicago Üniversitesi arşivinde bulunuyor olması bile Cumhuriyet tarihimizi dahi yeterince ciddiye almadığımızı göstermiyor da neyi gösteriyor dersiniz? (Baksanıza, mesleğinin pirlerinden Prof. Sina Akşin “İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele” adlı ‘bilimsel’ incelemesinde “İrâde-i Milliye”den haberdar dahi değildir! Düşünün gerisini.) Velhasıl “İrade-i Milliye” koleksiyonuna gidildiğinde, 1919-1922 yıllarının manzarası çok başka bir yüzle karşımıza çıkmaktadır. Bizzat Mustafa Kemal’in yazılarında bile Vahdettin hiç de “hain” ilan edilmiş değildir. Mesela gazetenin 28 Eylül 1919 tarihli nüshasında çıkan “Padişahımız ne emrediyor, hükümet ne yapıyor?” başlıklı makale, son derece ilginç verilerle doludur.
Vahdettin 20 Eylül’de bir beyanname yayınlayarak Anadolu hareketiyle İstanbul hükümetinin arasını bulmaya çalışmış, taraflara savaş baltalarını gömme çağrısı yapmıştı. Atatürk’ün “Nutuk”un sonuna da aldığı bu pek dikkat çekmeyen beyannamede Vahdettin, “halkla hükümet arasında muhalefet varmış gibi gösterilerek Avrupa kamuoyunun aleyhimize dönmesi”ni amaçlayanlar olduğunu söylemekte, 6,5 asırdan beri Avrupa dengesinde önemli bir faktör olan devletimizin bütünlüğünü ve Osmanlı milletinin haysiyetli konumunu garantileyecek bir barışı yakınlaştırması için dua etmekteydi.
İşte bu beyanname, Sivas Kongresi’nden yeni çıkmış olan Milli Mücadele hareketine heyecan vermiş, adeta coşturmuştu. Bundan kısa bir süre önce, ileride Halife olacak olan Veliahd Abdülmecid Efendi de Milli Mücadele’nin yanında olduğuna dair bir “lâyiha” kaleme almış ve bu da gazetenin 3. sayısında yayınlanmıştı. Böylece Sadrazam Ferid Paşa karşısında hem padişahı, hem de veliahdı yanına çektiğini düşünüyor Anadolu hareketi. İşte bu yazıdan birkaç satır :
“Davamızın meşruiyetine karşı bir lutf-i İlahi olarak bugün de tekmil Anadolu efkâr-ı umumiyesine [kamuoyuna] padişahımızın da aynı hissiyat ile mütehassis ve milletle beraber olduğunu ispat edecek bir beyanname-i hümayuna destres olduk [kavuştuk]. Filvaki zât-ı hazret-i hilafet-penâhi, bundan evvel de şeref-müsûle nâil olan bir ecnebi muhabirine vâki olup bütün cihan matbuatına in’ikas eden [dünya basınına yansıyan] beyanat-ı mülûkânelerinde, “Milletle beraber olduklarını” ve “Milletin mukaddesatını müdafaa için pençeleşmeye amade bulunduğunu” söyleyerek hareket-i milliyeyi lütfen takdir etmiş ve hatta cereyanın [hareketin] başında bulunduklarını zımnen ilan buyurmuşlardı. Son beyannâme-i hümayun ise hemen kâmilen [tamamen] bu mesele hakkındaki nokta-i nazar-ı şahaneyi [Vahdettin’in bakış açısını] millete tebşir etmek [müjdelemek] itibariyle umumun ibret ve minnetini tahrik edecek bir vesika-i tarihiyye addolunabilir [tarihî vesika olarak kabul edilebilir].”
Vahdettin’in 20 Eylül’de yayınladığı beyanname, milli hareket tarafından bir İlahi lütuf olarak karşılanmış, padişahın da milletle beraber ve onun yanında olduğunu ispat etmiş, Anadolu’nun elini kuvvetlendirmişti. Aslında bir yabancı gazeteciye verdiği demeçte Vahdettin bu fikirlerini daha önce de ifade etmiştir. Hatta milletle beraber olduğunu söylemekle yetinmemiş, millet ve vatan uğrunda düşmanlarla pençeleşmeye de hazır olduğunu ifade ile milli hareketi takdir etmiştir. Fakat eldeki beyanname, padişahın desteğine ihtiyaç duyan Anadolu hareketi için bir doping etkisi yapmışa benzemektedir.
İyi ama kim okur, kim dinler bu sözleri? Varsa yoksa Vahdettin haindi, şuydu, buydu. Böyle söyleyenler kendi açılarından resmî tarihin yüzüne bir kat daha astar vuruyor olabilirler. Onlara kızabilirsiniz de. Ancak burada çuvaldızı biraz da kendimize batırmamız gerekiyor. Peki biz Vahdettin’in hain olmadığını bilenler ne yaptık? Onun söylev ve demeçlerini yayınlamak aklımıza geldi mi hiç? Beyannamesi “Nutuk”ta yer aldığı halde gidip oradan da olsa okuduk mu? İttihatçıların elinde payimal olan tahtını tekrar fethedilmek için ne tür operasyonlara giriştiğini, dizginleri nasıl eline aldığını, Meclis-i Mebusan’ı neden kapattığını, Cuma selamlıklarında cephelerden dönen generallerle neler konuştuğunu ortaya çıkartacak bir çaba içerisine girdik mi şimdiye kadar? Birilerine kızmak kolay. “Bir şey” yapmaktır asıl zor olan. İşte size bir teklif : Gelin şu “İrade-i Milliye” nüshalarını toplama işinde bana yardımcı olun. Bir grup oluşturup bunları aynen yeni harflere aktaralım ve bir finansör bularak yayınlayalım! Var mısınız?
( M.Armağan - Zaman)
|
 |
ahmet_38
15 yıl önce - Prş 14 Ağu 2008, 22:36
bize göre hain işgalcilere göre yandaş görünen bir istanbul hükümeti olmasaydı, anadoludaki kurtuluş hareketi bu kadar hızlı ve derinden gerçekleşebilirmiydi. bence istanbul hükümetinin hainliği milli mücadelede kendilerine biçilen bir roldü ve bu rolü çok iyi oynadılar. işgal kuvvetlerinin başlarda meşru hükümet olarak osmanlıyı ve istanbul hükümetini görmesi anadoludaki direnişe ve kurtuluş mücadelesine zaman kazandırmıştır.
atatürkün vatan haini ilan etmesi ise gayet doğaldır ve doğrudur.siz olsanız yeni bir devlet ve yeni bir rejim kurarken öncekini övermisiniz, yoksa yerin dibine mi gömersiniz?
En son ahmet_38 tarafından Cum 15 Ağu 2008, 02:05 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|