1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 31  |
 |
ali-yavuz
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 00:00
| Alıntı: |
| Ingiliz gemisi ile kaçarken, güvendiği kesindir.. |
O zamanda işgal altındayken yurt dışına çıkmak ancak başka bir ülkenin gemisi ile mümkündü. Bu bir şeyin delili olmaz. Sultan Vahdettin böyle bir karar vermiş, yeni hükümetin de önünü açmış.
| Alıntı: |
| Ne olursa olsun, terketmemeliydi ülkeyi, gerekirse ölmek pahasına kalmalıydı. Bir Osmanlı Padişahı, ain olmayan bir padişah, dimdik durur gerekirse ölür, fakat ıngiliz gemisiyle "kaçmaz", sürgünü içine sindiremez. |
Bu farklı bir konu. Kalmak ve savaşmak ile gitmek arasındaki kararı vermek zor elbette. Gitme kararı verdikten sonra da yıllarca rahat içinde yaşamadığını hepimiz biliyoruz. Sadece o değil sülalesinden pek çok kimse de. Ayrıca yurt dışında Vahdettin'e hak etmediği bazı uygulamalarda bulundular. İmkanı varken hiçbir şey götürmeden yurt dışına gitmeye kaçmak denilemez.
En son ali-yavuz tarafından Pts 15 Arl 2008, 00:08 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
|
 |
M.ALİ AKKAN
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 00:06
| Alıntı: |
| Yüz tane belge gelse, arşivler açılsa, bu olayı açıklayamaz bence.. |
bu kadar emin olmayın. 100 yıl önceki mevzuyu asparagas bir tarihle yorumlamak yanlıştır. bakarsınız bir gün güvendiğiniz yerden bir kaynak gösterilir pişman olursunuz ama bir işe yaramaz.
|
 |
OrhanSezgin
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 01:53
| Alıntı: |
| Ne olursa olsun, terketmemeliydi ülkeyi, gerekirse ölmek pahasına kalmalıydı. Bir Osmanlı Padişahı, ain olmayan bir padişah, dimdik durur gerekirse ölür, fakat ıngiliz gemisiyle "kaçmaz", sürgünü içine sindiremez. Yüz tane belge gelse, arşivler açılsa, bu olayı açıklayamaz bence.. |
Aynen katılıyorum.
Çok yakın tarihten örnek verirsek,belki çok benzer bir olay değil fakat sonuçta buda bir işgal olayıdır
Bilemediğimiz bir mizansen değilse Saddam Hüseyinin nasıl kaçtığını ve yakalanıncada idam edildiğini hatırlatırım
Mustafa Kemal hakkında idam fermanı yayınlatıyorlar fakat Sultanı en azından savaş suçlusu olarak yargılamıyorlar..Bu ilginç
| Alıntı: |
| bu kadar emin olmayın. 100 yıl önceki mevzuyu asparagas bir tarihle yorumlamak yanlıştır. bakarsınız bir gün güvendiğiniz yerden bir kaynak gösterilir pişman olursunuz ama bir işe yaramaz |
İnanırım doğrudur
Öyle belegeler çıkarırlarki.Aslında Orhan sezginin (Bu ben oluyorum) kökeninin aslında Tanzanyadan geldiğini dahi kanıtlayabilirler.Benimde "gık"ım çıkamaz
Emperyalizmden korkulur
Lord Cursonun İsmet İnönüye dediklerini unutmamakta fayda var
mealen "Bu verdiklerimizi bir gün tek tek geri alacağız"
Osmanlıyı ,yabancı arkadaşlara ve nette tartıştığım Yunanlı,ermenilere karşı sonuna kadar savundum.Her zamanda savunurum.
Fakat
Bu benim kişisel görüşüm katılırsınız veya katılmazsınız bilemem
Osmanlının etki alanındaki pek çok millete çok zarar verdiğini düşünüyorum.
Şu zamanlardaki ABD den nasıl nefret ediliyorsa o zamanki Osmanlınında nefret ve korku uyandırdığını düşünüyorum..
Bu nedenledirki ikinci bir işgal yaşamamış (örneğin Tunus) milletler dışındakiler Osmanlıyı ve dolasıyla Türkleri sevmezler..
Onlardaki bu sevgisizlik az bucuk anlasılır bir seydirde
Anlayamadığım 90 sene önce dedeleri bile hayatta olmayan vatandaşlardaki bu Osmanlı tutkusunun nedeni..Yoksa nedeni o bahsedilen cumhuriyet travmasımı
|
 |
Turgay34
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 12:56
Mustafa Kemal'den Vahdettin'e: Hatt-ı hümayununuz milletin mücadele gücünü uyandırdı.
Daha önceki sayfalarda dile getirildi ama, bazı çarpıcı noktaları dikkati çekmek istiyorum. 14 Haziran 1919'da Mustafa Kemal'in bizzat Sultan Vahdettin'e Havza'dan çektiği telgraf ortaya çıktı. İşte onlardan bir bölüm:
Mustafa Kemal'e göre Vahdettin son hatt-ı hümayunuyla bütün milletin azim ve mücadele gücünü uyandırmış imiş. Peki kime karşıymış bu mücadele? Cevabını telgraf sahibi veriyor zaten:
Milletin beka ve varlığına düşman olanlara karşı. Yani İngilizlere ve İngilizlere yaltaklanmayı meslek edinen zayıf karakterlilere karşı.
Şimdi düşünelim:
Beni Anadolu'ya ikna ettiniz diyen kim? Atatürk.
Anadolu'ya geçmeden önce milletin bu kadar uyanık ve mücadeleye hazır olacağını hayal bile edemezdim diyen kim? Yine Atatürk.
Uyanmış olan milletin bağımsızlık ateşiyle tutuşmuş olduğunu ve saltanat ve hilafetin haklarını desteklemek için kararlılık içinde olduğunu söyleyen kim? Yine Atatürk.
Vahdettin'e, hatt-ı hümayununuz milletin mücadele gücünü uyandırdı diyen de o, İngilizlere ve onların destekçilerine karşı mücadele etmek üzere anlaştıklarını söyleyen de.
Üstelik Vahdettin'in Anadolu halkına, yanınızdayım mesajını veren bir beyannamesi var ki, gazete sütunlarında alkışla karşılanmış. Mustafa Kemal, 28 Eylül 1919 tarihli nüshada bu beyannamenin Osmanlı tarihinde her bakımdan benzersiz olduğunu yazıyor. "Padişahımız" diyor, "Anadolu harekâtının tamamiyle meşru olduğunu ilan ederek mevcut cereyanı, yani Kuva-yı Milliyeyi lütfen teşvik etmekte ve hatta katılarak kuvvetlendirmektedir."
Sultan Vahdettin'e hain diyenler Atatürk'ün yukarıdaki sözlerini bir daha, bir daha okusunlar ve sussunlar artık!
| Alıntı: |
Osmanlının etki alanındaki pek çok millete çok zarar verdiğini düşünüyorum.
Şu zamanlardaki ABD den nasıl nefret ediliyorsa o zamanki Osmanlınında nefret ve korku uyandırdığını düşünüyorum.. |
Böyle bir mukayese nasıl yapılabilir? ABD her gittiği yere savaş, kan, gözyaşı ve yıkım götürüyor. Osmanlı ise her gittiği yere huzur, barış, medeniyet götürmüştür. Bunu Osmanlı coğrafyasının en ücrâ köşelerinde dahi hâlen müşâhede edebilirsiniz.. Bugün Balkanlar'da, Ortadoğu'da yaşanan çalkantıların ve huzursuzlukların biraz da Osmanlı'nın arkasında bıraktığı boşluktan kaynaklandığını inkar edebilir misiniz?
En son Turgay34 tarafından Pts 15 Arl 2008, 14:05 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
alicanoalicans
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 15:10
okul kitaplarından tarih öğrenilirmi size bırakıyorum asıl tarihi araştırıp öğreneceksiniz neyse uyumaya devam... 
|
 |
meral paksoy
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 16:14
Elbette tarih belgelerle desteklenirse daha güvenilir ve doğru olur.Bu arada liderlerinde toplumları yönlendirme başarılarını irdelemek gerekiyor.Son Osmanlı Padişahı da bu milletin bir bireyiydi.... Kendimizi tanımak (millet karekterimizle) bir çok soruya cevap olabilir diye düşünüyorum.
|
 |
OrhanSezgin
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 18:29
| Alıntı: |
| Daha önceki sayfalarda dile getirildi ama, bazı çarpıcı noktaları dikkati çekmek istiyorum. 14 Haziran 1919'da Mustafa Kemal'in bizzat Sultan Vahdettin'e Havza'dan çektiği telgraf ortaya çıktı. İşte onlardan bir bölüm |
ermeni soykırım iddacılarının ,kanıtlamaya çalıştıkları soykırım safsatası için gösterdikleri delillerinden ikisinin Mustafa Kemal ve Talat Paşanın telgrafları olduğunu eminim biliyorsunuz ?
Tabiki sahte olduklarını yazmama gerek yok.?
(veya resmi tarihin dışında kaldığından inanmamızmı gerekiyor*)
14 haziran telgrafı sahte veya değil,buna tarafsız ve obejktif tarihçiler karar vermeli
Bu iddaları ortaya atan sayın tarihçinin obejktif olduğuna inanmıyorum.
Bu konuyu yukarıda yazmıştım
| Alıntı: |
| Böyle bir mukayese nasıl yapılabilir? ABD her gittiği yere savaş, kan, gözyaşı ve yıkım götürüyor. Osmanlı ise her gittiği yere huzur, barış, medeniyet götürmüştür. Bunu Osmanlı coğrafyasının en ücrâ köşelerinde dahi hâlen müşâhede edebilirsiniz.. Bugün Balkanlar'da, Ortadoğu'da yaşanan çalkantıların ve huzursuzlukların biraz da Osmanlı'nın arkasında bıraktığı boşluktan kaynaklandığını inkar edebilir misiniz? |
ABD ıraka ne götürüyordu ? Demokrasi ?
Gerçi tartışma Osmanlı hakkında değil fakat
Osmanlıdan barış medeniyet ve huzur isteyenmi olmuştu?
O beğenmediğiniz ve doğru olmadığını kanıtlamaya çalıştığınız "resmi tarih" aynen sizin gibi,yukarıda yazdığınız gibi düşünüyor..
Fakat örneğin Yunanlarda aynen sizin gibi resmi tarihimize inanmadıklarından olsa gerek osmanlıya karşı akla hayale gelmeyecek suçlamalarda bulunurlar
Yazacağıma inanıp inanmamakta serbestsiniz..4-5 sene evvel ,net üzerinden tartıştıklarımdam biri Yunan asıllı tarih profesörü çıktı
Bane mealen "resmi tarih"inizle beyninizi yıkamışlar dediğinde ."Buna ne söylesem boş" şeklinde düşündüğümü hatırlıyorum.
Sultan Vahdettin hakkında resmi tarih dediğinizin dışına çıktığınızda,doğru veya yanlış hosunuza giden veriler önünüze sürülebilir
Fakat bunu, tüm Osmanlı tarihini kapsayacak hale getirdiğinizde hiç hoşunuza gitmeyecek iddalarda ortaya atılır.Ve atılıyor
|
 |
Ertuğrul MERTEL
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 19:22
Sultan Vahdettin kaçmasa kriter olarak iyi olurdu gibi şahsiyetli bir davranış olarak gözüküyor. Bu olaya 2.Abdülhamit Selanik ordusuna karşı hareket başlatsaydı iyi olurduyuda katmamız gerekir o zaman.Devletin 1700'lü yıllardan beri uğradığı akametin geldiği son noktaları şahıslara izafe etmek çok doğru değil bence. Nitekim Cumhuriyeti kuran kadroda Osmanlı'nın yetiştirdiği ve döneminin olayları ile yoğrulup şekilllenmiş kişiler.
Sultan Vahdettin ve yanındaki Babı-alideki Devletin erkanı arasında bir konuşma geçmeden,durum değerlendirmesi yapmadan,saltanat terkedilebilir mi? O konuşmaları ve İngilizlerle yapılan görüşmeleri net bilmediğimiz için sadece tahmin edebiliriz. Fakat Halkı Ankara'nın temsil ettiği ve hakimiyete dayalı iç galibiyet hukuken tescillenmiş oluyordu İstanbul'da. Bugün A.öcalanı asamayan devlet acaba Vahdettin'i asabilecekmiydi.Yeni devletin yaşaması için en sorunsuz çözüm sultanın ülkeyi aile fertleri ile beraber terk etmesi idi. Vahdettin'in hain olarak nitelendirilmesi siyasi ve askeri bir gereklilikti yığınların kontrolü için. Eğer yurtta kalsaydı Abdülhamit Han gibi bir yerde kontrol altında tutulamazdı çünkü Milli mücadeleye verdiği destek barizdi ve yeni devletin yönüne çok ters iç sıkıntılara varlığı ile sebep olurdu.
Bu bile saltanatın yeni devlete yaptığı iyilik olarak yeter.Eğer hain olarak asılsaydı yeni doğan devlet prematüre olurdu. Bir bacağı da topal olurdu kesin. Sağlıklı olarak doğan bebek bile 85 yılda savaşa girmemişken sıkıntılardan kurtulamıyor. Ayrıca Osmanlı hanedanından hiçbirinden M.Kemal aleyhine bir laf duyulmamıştır bildiğim kadarı ile.M.Kemal'in sözleri de şahsi değil siyasi ve askeri gereklilikti tezimi tekrarlamak isterim. Gerçeklik değil.
Hem Kurtuluş Savaşı başladığında İstanbul'daki hükümetinin G.Kurmay başkanı kimdi. Niye orada idi. Sonradan niye Ankara'ya geçti. Hem İsmet İnönü niye ilk zaman İstanbul'da idi. Asıl Anadolu'da olanlar sonradan niye tasfiye edildi.
Görünenle gerçek arasında bir fark var olsa gerek. Kurmaylık bunu çözebilmekte saklı . Almanlar bu arada ne yapıyordu acaba?
Bu yöne hiç değinilmez. Yoksa gizlilik buradada mı mevcut? İngilizler gözüküyorda Alman ordusunca eğitilip,onların komutası altında savaşan bizim komutanlarımız yönlerini belirlerken Almanlarla nasıl bir hesap yaptılar acaba? Yoksa Almancılar tasfiye edildi mi?
Sevgili Ümit1 bu konuyu okuyorsa bu konudada bir yazı yazarsa sevinirim.
|
 |
ali-yavuz
14 yıl önce - Pts 15 Arl 2008, 21:32
| Alıntı: |
Şu zamanlardaki ABD den nasıl nefret ediliyorsa o zamanki Osmanlınında nefret ve korku uyandırdığını düşünüyorum..
Bu nedenledirki ikinci bir işgal yaşamamış (örneğin Tunus) milletler dışındakiler Osmanlıyı ve dolasıyla Türkleri sevmezler.. |
Bu durumu tam ters olarak biliyorum. Yurt dışında Türkiye'den geldiğini söyleyince, ilk olarak Osmanlı'yı hatırlayan, Osmanlı'yı hami olarak görmüş olan dedelerinden Osmanlı'nın hayırla yad edildiğini duyan insanlar var. Bunlar televizyonda gösterildi, yazıldı, çizildi. Osmanlı'dan sonra emperyalist devletlerin işgalini gören devletler Osmanlı yönetiminden memnun olsa gerek. Bazı Avrupa devletlerindeki durum bundan farklı olabilir ki, onların Osmanlı hakkında yanlış bilgilerle doldurulabileceğini de unutmamak lazım. Tüm Avrupalıların Osmanlı hakkında olumsuz düşündüğünü söylemek elbette mümkün değil. Ciddi araştırmalar yapıp Osmanlı hakkında gerçekçi bilgilere ulaşan ve eserler kaleme alan Batılılar da var. Osmanlı kültür ve medeniyetini, üç kıtada bu kadar sene nasıl hüküm sürdüklerini detaylı olarak araştırdılar. İlginç olan bu araştırmaların sayıca bizden çok fazla olmasıdır.
| Alıntı: |
| Fakat örneğin Yunanlarda aynen sizin gibi resmi tarihimize inanmadıklarından olsa gerek osmanlıya karşı akla hayale gelmeyecek suçlamalarda bulunurlar |
Avrupa kütüphanelerindeki kitaplarda da Osmanlı ile ilgili asılsız bir sürü yazı var. Her suçlamayı ve yalanı ciddiye almak gerekmiyor.
| Alıntı: |
| Osmanlıdan barış medeniyet ve huzur isteyenmi olmuştu? |
Osmanlı Filistin ve Balkanlardan çekildikten sonra huzur ve barış açısından bu topraklarda Osmanlı'nın arandığı muhakkak. Osmanlının süper devlet olarak görülen Amerika veya başkaları ile kıyaslanmayacak kadar üstün olan özelliklerinden biri budur. Yönettiği topraklara barış, huzur ve medeniyet götürmesi.
| Alıntı: |
| O beğenmediğiniz ve doğru olmadığını kanıtlamaya çalıştığınız "resmi tarih" aynen sizin gibi,yukarıda yazdığınız gibi düşünüyor.. |
Resmi tarihin her noktası yanlıştır diyen yoktur herhalde. Ama bazı içi dolu olmayan boşlukların da bulunduğu görülüyor. Tarihi belgelerle bazı yazılanların yanlışlığı ortaya çıktıkça, insanın yanlış bilgileri savunmaması normaldir.
| Alıntı: |
| Sultan Vahdettin kaçmasa kriter olarak iyi olurdu gibi şahsiyetli bir davranış olarak gözüküyor. Bu olaya 2.Abdülhamit Selanik ordusuna karşı hareket başlatsaydı iyi olurduyuda katmamız gerekir o zaman. |
Sultan Vahdettin ülkeyi terk etti, kaçmadı. Bunun sebeplerini kendisi de ifade etmişti. Buradaki önceki mesajlarda da yer alıyor. Ülkeden ayrıldıktan sonra, çok zor şartlar altında yaşadı. Buna nasıl kaçmak denilebilir? Sultan 2.Abdülhamid kan dökülmesini istemediği için müdahelede bulunmadı. Müdahelede bulunabileceğini ve buna muktedir olduğunu biliyoruz.
|
 |
teoman1
14 yıl önce - Sal 16 Arl 2008, 02:02
ben daha önce lozanla ilgili bir başlıktada yazmıştım, fikrimi tekrar yazayım.
iki şey çok gariptir bu dönemde:
1. 1918 de osmanlı ordusunu feshetti, dağıttı, silahlarını herşeyini düşmana verdi. bu kim nederse desin normal değil. barış imzalarsınız, almanyanın yaptığı gibi ama daha düşman suriyedeyken orduyu yok etmezsiniz. ingilizlerin önünde daha toroslar var anadolu bozkırı var ve içeride karabekir ordusunun bilmem kaç katı hazır birlik var. ölümüne savaşırsın öyle teslim edersin 600 senelik devleti. ama osmanlı bunu yapmadı.
2. aynı şeyi bu sefer ingilizler istiklal savaşı sonunda yaptılar. biz yunanlıları yendik diye tası tarağı ve koskoca donanmayı toplayıp gittiler. neden? bizim elimizde kayık yok, neden donanmayı marmaradan boğazlarda çıkardılar???
bu soruların cevabını vermeden hain - hain değil yorumları havada kalıyor. bol bol belge çıkarılır ama aslolan olayları bütün olarak görebilmek.
askeri açıdan olaylar siyah yada beyazdır. gri olamaz. askeri denklemler ile bakarsanız o donanma o armaradan çıkarılamaz ve o ingilizler o anadolu bozkırını 2 seneden önce aşıp istanbula gelemez, gelincede tutunamazlar.
nereye gelmek istiyorum onu da özetleyeyim. muhtemlen 1918 de almanlar sahneden çekilince osmanlı derin devleti ingilizlerle masaya oturdu. ingilizler osmanlı devam eder, bizim adımıza petrol sahasını kontrol edersiniz ama patron biziz dediler. osmanlı bu anlaşma üzre orduyu dağıttı, (o caanım tuğralı gew 98 leri, maximleri, cebelleri verdi). askeri evine yolladı. ama bir süre sonra ingilizler yan çizdi ve bir B planı yaparak bütün osmanlı coğrafyasını devletçiklere bölmeye karar verdi. bu kimden çıktı ayrıntısı nedir bilemiyorum. sonuçta adıyla, yazısıyla, tarihiyle, elitiyle, osmanlıdan tamamen arınmış yüzünü batıya dönmüş bir türk devleti planlandı. yunanlılar bu planın şamar oğlanlarıdır. anadolunun en dibine yollanarak sıkı bir şamar yemeleri sağlanmış, ama bu zor günümüzdeki bu büyük zaferimizin aslında başımıza örülmüş biir "operasyonun" basmaklarından birisi olduğu elbette gözlerden saklanmıştır.
beni yanlış anlamayın, atatürk çok büyük adamdır. elde ne varsa kullanmış ve bir devlet kurmuştur.
vahidettinin büyüklüğü bu senaryoda kendisine biçilen vatan haini rolünü develtin devamı için gözünü bile kırpmadan ve 87 senedir bütün sülalesininde boyun eğdiği bir sükunetle kabullenmiş olmasıdır.
daha iyisini yapabilirmiydi bilemiyorum. ben kendisini şükran ve rahmetle anıyorum, ve çok ayrı bir yere koyuyorum.
En son teoman1 tarafından Sal 16 Arl 2008, 10:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 31  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|