sayfa 14  |
 |
Okhan
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:24
Evet ve işte o meclis resmi olarak Vahdettin tarafından Nisan 1920'de kapatıldı. Ayrıca Misak-I Milli kararı doğrudur, ancak o meclisteki bir çok üye Ankara'da yeni açılan Meclis'e katılmıştır, bir kısmı ise belirtildiği gibi Malta'ya sürülmüştür. Iyi de bütün bunlar 22 Temmuz'da Vahdettin başkanlığinda yapılan Saltanat Surası kararıyla Sevr Antlaşmasının kabul edilmesi, ardından sözleşmenin imzalanması ve bu antlaşmanın Ankara 'daki Meclis tarafından tanınmaması konusuyla alakasi benim dediğimden öte nedir.
|
 |
Nihat Özcan
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:25
İngilizlerin beklentisi istanbul'da toplanan son Osmanlı meclisinin işgalleri onaylayan bir karar alması idi. Fakat durum bunun tam tersi olunca İstanbul'u işgal edip kendilerine taraftar bir kişi olan Damat ferite hükümet kurdurdular. Bu hükümete de Sevr antlaşmasını imzalattılar. Eğer son Osmanlı meclisi açık olsaydı SEvr antlaşmasını onaylardı diye düşünmek tarihi hiç bilmemek demektir. Son Osmanlı meclisinin İtilaf devletlerine cevabı MİSAK-I MİLLİ kararlarıdır. Unumayın ki bu kararlarlar 1920 Ocağında yani durumun pek parlak olmadığı bir zamanda alındı.
|
 |
Orhan Kınık
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:27
İngiliz askerlerinin, bir kurşun yemeden İstanbul'u terketmesinin iki temel sebebi vardır. Önemli sebeblerden birisi Bolşevik ihtilalidir. Bolşevik ihtilali hesapları altüst etmiştir. Yeni bir tehdit unsuru ortaya çıkmıştır. İkinci sebeb, Lozan'da Misak'ı Milli delinmiş ve gerekli tavizlerin alınmış olmasıdır.
Rus tehdidine karşı daha bütüncül bir Türkiye gerekli görülmüştür. Sevr'de ısrar edilmemsinin nedenlerinden birisi de budur. Sevr'de dayatılan Kürdistan planından bu nedenle vazgeçilmiştir.
Kurtuluş mücadelesini verdik ancak Güney'de Fransızları, Ege'de Yunanlıları yenebildik. İstanbulda İngilizier Lök gibi oturuyordu.
|
 |
Okhan
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:30
Boğazlar uluslararası alan olarak belirlendi. Dünya ve itilaf devletleri zaten Savaş yorgunu idi. Kendileri ile mücadele eden ve Yunan ordusunu yenebilecek güçte olan bir orduyu karşilarında görünce, kan dökülmeden ve yeniden savaşmadan sevr antlasmasının uygulanamyacağını anladılar. Yeni savaş ise yeni bir mücadele ve ölümler demekti, buna ek olarak Bolşevik ihtilali büyük bi tehlike arz etmekteydi. Bu ihtilalin yani Rusya'nın yeni devrimci Cumhuriyet'e destek olması endişesi mevcut idi. Sonuç olarak bunlara ek olarak savaş yorgunu halklarından gelecek tepkileri hesaba katarak kurulan Cumhuriyet ile yeni bir antlaşma imzalayarak çekilme kararı aldılar.
|
 |
Figen
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:30
İstanbul’daki işgalcilerin başı İngiliz Yüksek Komiseri Sir Rumbold’un, Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a gönderdiği gizli raporu İngiliz devlet arşivinde şunlar yazıyor : (Bilal Şimşir’in "İngiliz Belgelerinde Atatürk. 1919-1938’" isimli eserinin 3. cildi)
| Alıntı: |
| ‘Vahdettin’le 2 saat konuştuk. Tercümeyi elçilik tercümanı Mr. Ryan yaptı. Vahdettin, Ankara liderleri diye söz ettiği kişilerin ülke ile kan bağı dahil hiçbir bağları olmadığını söyledi. Mustafa Kemal’den, geçmişi bilinmeyen Makedonyalı bir ihtilalci diye söz etti. ‘Onun kanında her şey olabilir. Bulgar, Yunan, belki de Sırp kanı taşır. Zaten kendisi de Sırp’a benzer. Bunların hepsi Arnavut, Çerkez olup hiçbiri Türk değildir.’ |
Vahdettin döneminde:
Mondros Antlaşması imzalanıyor. Osmanlı’yı parçalayan, Türklüğü yok eden Sevr Antlaşması yine onun döneminde gündeme geldi.
İşgal İstanbul’unda insanımızı "Ermeni tehciri yaptılar’" diye Harp Divanlarında yargılatıp idam ettiren yine onun dönemi. (Harp Divanlarında hakim ve savcı olarak Ermeni ve Rumları görevlendirilmişti yanlış hatırlamıyorsam)
Nice asker-sivil işgal ordusu tarafından tutuklandı ve İngilizler tarafından topluca Malta adasına sürüldü. Vahdettin bütün bunları seyretti.
Zor bir dönemde tahta çıktı..
|
 |
Okhan
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:39
| Alıntı: |
| Eğer son Osmanlı meclisi açık olsaydı SEvr antlaşmasını onaylardı diye düşünmek tarihi hiç bilmemek demektir. Son Osmanlı meclisinin İtilaf devletlerine cevabı MİSAK-I MİLLİ kararlarıdır |
Böyle bir şey iddia eden olmadı ki, bunu buraya yazip tarihi bilip bilmemekten dem vuruyorsunuz. Biz Vahdettin'in yaptıklarından bahsediyoruz, Vahdettin'in meclis imzalamadı ben de imzalamam diye bir kararı vs. yok, çnkü o zamanlar meclis yok. Vahdetin Başkanlığında Saltanat Surası kurulyor ve hükümetle beraber Sevr Antlaşmasını imzalanmasına karar veriliyor. Bunu sürgündeyken yazdığ mektupla kendisi de ifade ediyor. Meclis imzalamayınca Vahdettin de imzalamadı hikayesinin gerçeklerle alakası yok. O zaman Meclis yoktu ki, Vahdettin böyle bir gerekçeye sığınsın. Itilaf devletleri salakmı.
|
 |
Okhan
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:42
| Alıntı: |
Daha öncelere dönersek, Vahdettin Mustafa Kemal'i Anadolu'ya yollamıştı.
Mustafa Kemal Vahdettin'den ve İngilizlerden habersiz Samsun'a gitmedi. |
Mustafa Kemal Vahdettin'den habersiz Samsun'a gitti diye iddia eden de yok zaten. Olmayan iddiaları yazarak ne yapmaya çalışıyorsunuz anlamış değilim. Vahdettin Atatürk'ü müfettiş olarak gönderiyor. O ise Kurtuluş mücadelesini başlatmaya karar vererek görevinden istifa ediyor. Zaten Vahdettin de kurtuluş mücadelesi nedeniyle idam Fermanı'nı çikartıyor. Vahdettin o'nu sen git Kurtuluş mücadelesi yap diye gönderdiği yok, aynı zamanda da Atatürk'ün gizlice Samsun'a gittiği de yok.
Anlaşılıyor ki burada yazanların çoğu Nutuk'u dahi okumamış, çünkü bunları Atatürk zaten kendisi bir bir anlatıyor.
|
 |
erkan
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:42
Aslında bu konuda kafam net değil. Bu yüzden fikir beyan etmektense yorumları okuyup düşüncelerimi netleştirmeye çalışıyorum. Yalnız Vahdettin'i savunanlardan ispatlamalarını istediğim birkaç şey var: Milli mücadeleye Mustafa Kemal'i göndermektense neden kendisi Anadolu'ya gidip bu hareketi örgütlemeyi denemedi? Kurtuluş savaşında neden karşıt bir tutum sergiledi Ankara'ya karşı? Savaş sonrası neden İngiliz gemisiyle ayrıldı? Bunun ne anlam ifade ettiğini mi bilmiyordu? Gitmektense kalıp verilecek hükme(idam dahil) razı olmak daha doğru bir davranış olmazmıydı?
Vahdettin karşıtlarına sorularımı bu sorulara cevap verildikten sonra yönelteceğim.
|
 |
Orhan Kınık
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:43
Lozan bir milattır. Lozan antlaşması bitmiş, meclisten onaylanmış ve İngilizler öyle ayrılmıştır İstanbuldan.
Lozan dönüşünde İsmet Paşa'nın şöyle dediği rivayet olunur '' Biz 100 yıl daha kazandık'' Bu söz çok anlamlıdır. Benim çıkarttığım anlam: ''Lozan'ı imzalamasaydık İngilziler'in gideceği yoktu''
O dönem meclis tutanakları incelenirse çok ağır ithamlarla karşılaşmıştır. İnönü, Sürekli savunamda kalmıştır. Şayet biz İngilizleri kurşun ata ata İstanbuldan çıkartsaydık bu tavzileri vermek zorunda kalmayacaktık. Bana göre İnönü'nün eli zayıftı. Bu zayıf el, kötünün en iyisini kotarmıştır diyebiliriz.
Düşmanı Anadolu'dan topyekün söküp attık sözü dayanaksız bir sözdür.
En son Orhan Kınık tarafından Çrş 20 Ağu 2008, 00:44 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Abdülbaki
15 yıl önce - Çrş 20 Ağu 2008, 00:44
Osmanlı padişahlarının hiç biri kancık değildi.
Hepsi halife idi ve hepsi halife nin n manaya geldiğini iyi bilirlerdi.
Zira onlar bir nevi peygamber kanı taşıyorlardı neredenmi çıkardım kalbleri peygamber aşkı ile yanarken bir kez olsun gidemediler hacc yapmaya niye; islama zeval gelebilir yokluğumda düşüncesindeydiler.
Vahdettin çok akıllı bir insandı.(araştırmalarıma göre)...Saygılar.
|
 |
sayfa 14  |