Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ecevit: Vahdettin hain değildi !..
123 ... 424344   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 1
yalper
18 yıl önce - Cmt 16 Tem 2005, 04:30
Ecevit: Vahdettin hain değildi !..


Alıntı:
Vahdettin hain değildi

Osmanlı döneminde Anadolu halkının durumunu araştıran Ecevit, Zaman’a önemli tespitlerde bulundu. Eski Başbakan, uzaktan akrabası olan Padişah Vahdettin’le ilgili tarihî bir yanılgıyı düzeltti: Kurtuluş Savaşı’na açıktan olmasa da belirgin şekilde destek verdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nun son padişahı Vahdettin... Kimilerine göre, İngiliz gemisiyle ülkeyi terk eden bir hain, kimilerine göre ise Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışını onaylayan ve vatanın kaderini Atatürk’e teslim eden bir kahraman... Resmî tarih ile muhalif görüşü savununlar arasındaki tartışma 80 yıldır sürüyor. Türk siyasetinin sembol isimlerinden Bülent Ecevit, olaya yeni bir boyut kazandırdı. Osmanlı’nın son sultanı ile uzaktan akraba olan eski Başbakan, Vahdettin’e ‘vatan haini’ denilmesine karşı çıkıyor: “Kurtuluş Savaşı’na açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul’dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu.”

3 Kasım seçimlerinin ardından aktif siyasete veda eden DSP’nin eski lideri Ecevit, günlerini Or-An Sitesi’ndeki kütüphane evinde geçiriyor. Oluşturduğu ‘Ulusal Uzmanlar Grubu’ aracılığıyla ağırlıklı olarak dış politikayla ilgili çalışmalar yürüten Ecevit, Osmanlı döneminde Anadolu halkının durumunu ele alan bir kitap yazıyor. Zaman’ın sorularını cevaplayan eski Başbakan, Padişah Vahdettin ile uzaktan akraba olduğunu açıklıyor. Vahdettin’in damadı Sadrazam Tevfik Paşa, Ecevit’in annesinin teyzesinin kayınpederi.

Ecevit’in anlatımına göre, Sultan Vahdettin, Damat Ferit Paşa’dan sonra Tevfik Paşa’yı sadrazamlık makamına getirir. Atatürk’ün öncülüğündeki Milli Mücadele hareketine destek veren Tevfik Paşa’nın iki oğlu vardır; İsmail Hakkı Oktay ve Ali Oktay. İsmail Hakkı, Vahdettin’in kızı Naciye Sultan ile evlenir. Fakat bu evlilik kısa sürer. Anadolu’ya geçerek Kurtuluş Savaşı’na katılan İsmail Hakkı Bey, İstanbul’daki Naciye Hanım’la ayrılır. İsmail Hakkı Bey’in daha sonra hayatını birleştirdiği Ferhande Hanım ise Ecevit’in akrabasıdır. Eski Başbakan bu durumu şöyle anlatıyor: “Ferhande Hanım annemin teyzesidir. Annemle aynı yaşlarda, kardeş gibiydiler. Beni de oğlu gibi severdi. Aynı zamanda Arabistan’da bulunan büyüğümüzün de akrabasıdır.”

Bülent Ecevit, bu sebeple çocukluk döneminde Tevfik Paşa’yı tanıma fırsatı bulur. Tevfik Paşa, Kurtuluş Savaşı’na destek verdiği için saltanatın kaldırılmasından sonra zarar görmez, sürgüne gönderilmez. Erenköy’deki bir konakta hayatını sürdürür. Ecevit, o günleri hâlâ unutmamış: “4-5 yaşlarında idim. Eniştem İsmail Hakkı Bey, babası ile görüşmeye gittiği zaman beni de götürürdü. Tevfik Paşa, benimle ilgilenir, kıvançlandırırdı. Onu ilgi ile izlerdim.”

Bülent Ecevit, Osmanlı padişahları için iyi-kötü ayrımı yapmanın doğru olmadığını, hepsinin farklı yönleri olduğunu vurguluyor. Abdülhamit’in ‘demokratikleşmeyi engelleme ve aydınları yurtdışına gönderme’ gibi tavırlarını eleştiren Ecevit, olumlu bulduğu yanlarını ise şöyle özetliyor: “Hem dinine bağlı birisiydi hem de Batı kültürünü ihmal etmedi. Okullar, köprüler, yollar yaptırdı. Eğitim çalışmaları yaptı.”

Biz Türk'ler kadar geçmişini karalayan, hatta ondan yüz çeviren başka bir millet var midir acaba, Vahdettin'e iade-i itibar yapmak kime zarar??


yalper
18 yıl önce - Pzr 17 Tem 2005, 06:49

Tarihçiler demiş ki:
Sultan Vahdettin hain değildi
Tarihçilerden Ecevit’e destek: Sultan Vahdettin hain değildi

Eski Başbakan Bülent Ecevit’in “Sultan Vahdettin vatan haini değildi. Kurtuluş Savaşı’na belirgin şekilde destek verdi.” sözleri tarihçilerden destek buldu.

Kuva-yı Milliye hareketinin Vahdettin tarafından başlatıldığını vurgulayan Osmanlı Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Cumhuriyet ve Osmanlı dönemindeki yöneticileri ‘iyi’ ya da ‘kötü’ diye ayırmanın haksızlık olacağını belirtti. Akgündüz, “1922’den sonra Vahdettin hakkında söylenen hiçbir ithamı tarihsel kaynak olarak kabul etmiyorum. Siyasi demeçler belge olmaz. Vahdettin çok iyi yetişmiş bir diplomattır. Vatanı için hayatını, sülalesini feda etmiştir.” şeklinde konuştu. Kuva-yı Milliye başarıya ulaşana kadar Sultan Vahdettin ile Mustafa Kemal’in birbirini desteklediğini anlatan Akgündüz, daha sonra Hakimiyet-i Milliye gazetesinin Vahdettin’e ‘vatan haini’ demeye başladığını kaydetti. Akgündüz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anadolu’da kurtuluş hareketi başlatmak için Osmanlı Genelkurmayı Erenköy’de günler süren toplantı yapıyor. ‘Kimi bu işle görevlendirelim’ tartışması yapılıyor. Burada çıkan isimlerden biri Mustafa Kemal. Neticede karar Mustafa Kemal lehine veriliyor. Bunu 19 Mayıs’tan 3 ay önce söylüyorlar. Heyet Vahdettin’e giderek kararı iletiyor. Mustafa Kemal’in cumhuriyetçi olduğunu, saltanatı yıkıp kendisini devirebileceğini de söylüyorlar. Vahdettin ise ‘Vatan ve millet tehlikede. Vatanım kurtulsun da kim neyi kurarsa kursun. Getirin Mustafa Kemal’i görüşmek istiyorum.’ karşılığını verir.”

Bilgi Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Murat Belge de fikirleri yüzünden Vahdettin’i vatan haini ilan etmenin yanlış olduğunu belirtti. “Bir padişah kendi devletini, memleketini istemez mi?” sorusunu yönelten Belge, şu görüşleri dile getirdi: “Vahdettin, Damat Ferit ve Ali Kemal’in İttihat Terakki’ye karşı birikmiş nefretleri var. İttihat Terakki, insanları nefret ettirecek çok şey yapmış. Ankara’daki hareketi de İttihat Terakki’nin yeni bir direnişi olarak yorumluyorlar. Bu da çok yanlış. Mustafa Kemal de İttihat Terakki tarafından itilmiştir. Ama çevresindeki adamların yüzde 80’i ittihatçıydı. Bazı tarih kitaplarında Vahdettin ve diğerleri hakkında yanlış bilgiler var. İdeolojimize göre akları karaları tespit ediyoruz. Çocuk o kitabı okuyunca bizim istediğimiz şekilde şunlar iyi şunlar kötü diyecek. II. Abdülhamit de benzer suçlamalara maruz kaldı. Abdülhamit, belki dağılan imparatorluğu kurtarmanın yolunu İslam birliği olarak düşündü. O zamanki düşmanları İngiltere ve Fransa’nın bünyesindeki Müslümanlara ulaşmaya çalıştı. Bunlar gerçek dışı düşünceler değildi. Abdülhamit gerçekçi ve kafası çalışan bir adamdı.”

Ders kitaplarımızda Vahdettin’in vatan haini olarak gösterilmesine tepki gösteren Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Hanefi Bostan ise ‘ciddi bir içerik sorgulaması’ gerektiğini ifade etti. Vahdettin’in, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya gönderilmesinde büyük emeği olduğunu kaydeden Bostan, kitaplardaki hain suçlamasının kaldırılmasını istedi. Bostan, “Ancak Vahdettin’in hatası yoktu demek de yanlış olur. İngilizlerin İstanbul’u işgali sırasında yaptığı yanlışlar vardır. Bunları bilerek yaptığını söylemek de yanlış olur. Olayları zamanın koşullarında değerlendirmek gerekir. Ancak hiçbir şey bir insanı vatan haini ilan etmemize yetmez.” dedi.



Bülent
18 yıl önce - Pzr 17 Tem 2005, 15:33

Alıntı:
Vahdettin�e hiç hain demedim

Eski Başbakan Bülent Ecevit, Türkiye Cumhuriyeti resmi tarihinin en büyük tabularından birini yıktı. Ecevit, bugüne kadar �Hain� olarak nitelenen son padişah Vahdettin için, �O bir hain değildir. Bazı hoş olmayan şeyleri mecburen yapmıştır. Bu arada ülke için çok iyi şeyler de yapmıştır� dedi.

Hazırladığı �Osmanlı Tarihi� kitabını iki ay içinde tamamlayacağını söyleyen, Ecevit, Hürriyet�in sorularını şöyle yanıtladı:

Zaman Gazetesi�ndeki mülakatınızda son Sultan Vahdettin�in hain olmadığını söylemişsiniz. Doğru mu?

Ben Vahdettin için hiçbir zaman hain demedim. Çünkü ne kadar zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamış. Bu koşullar altında bile bir çok önemli iş yaptı.

Bunu kanıtlayan bilgileriniz var mı?

Benim şahsen çocukluğumdan beri dinlediğim şeyler var. Son Padişah Vahdettin�in son sadrazamı Tevfik Paşa�dır. Tevfik Paşa, Osmanlı�nın tasfiyesi için İstanbul�u temsilen Londra�da düzenlenen toplantıya gider. Orada Ankara�yı temsil eden İsmet Paşa da vardır. İlk sözü Tevfik Paşa�ya vermek isterler. İnönü buna kızar. Tevfik Paşa sözü alır ve şunu söyler: �Bugün halkın iradesini Ankara temsil etmektedir. O nedenle İsmet Paşa�nın konuşması gerekir.� Tevfik Paşa�nın bu sözlerine İstanbul�daki Vahdettin de hiç itiraz etmez.�

Kitabınız ne zaman bitecek?

Aslında kitap bitti gibi. Ama son zamanlarda gözümde bir sorun var. Ameliyat oldum. Ameliyattan sonra tam düzelemedim. Okuyamamam benim için en büyük azap. İyileşir iyileşmez kitabı bitireceğim. İki aylık işim kaldı.

Akraba değiller

Bülent Ecevit�in �Vahdettin�in hain olmadığı� şeklindeki demecini yayınlayan Zaman Gazetesi, aynı haberde bazı maddi hatalar yaptı. Gazetede Ecevit�in �Vahdettin ile akraba olduğu� iddia ediliyordu ancak Bülent Ecevit ile Vahdettin arasında hiçbir akrabalık bağı bulunmuyordu. Ecevit, Vahdettin�in değil, son padişahın dünürü olan son sadrazam Tevfik Paşa ile evlilik yoluyla akrabaydı. Haberde yine �Ecevit�in eniştesinin ilk karısı� olduğu söylenen ve �Vahdettin�in kızı� diye bahsedilen Naciye Sultan ise Enver Paşa�nın eşiydi ve padişahın Ecevit�in eniştesiyle daha önce bir evlilik yapan kızı, Ulviye Sultan�dı.

Kurtuluş�u desteklemiş

ESKİ Başbakan Bülent Ecevit, Zaman Gazetesi ile yaptığı söyleşide de Padişah Vahdettin�le ilgili ilginç görüşler ileri sürdü. Ecevit, Vahdettin�in �vatan haini� olmadığını öne sürerek, şunları söyledi: �Kurtuluş Savaşı�na açıktan olmasa bile belirgin şekilde destek oldu. İstanbul�dan ayrılacağı zaman devletin elinde külliyetli altın ve para vardı. O, çok az bir miktar aldı. İstese tümünü alabilirdi. Saygıdeğer bir davranışta bulundu.�

Mustafa Kemal�in idamını onamıştı

SON Osmanlı padişahı Vahdettin, 1918�de tahta çıktı. Bir kaç ay sonra 1. Dünya Savaşı sona erdi ve Osmanlı İmparatorluğu�nun işgalini öngören Mondros Mütarekesi imzalandı. Vahdettin, İtilaf Devletleri�nin isteklerine boyun eğen bir politika izleyerek Heyet-i Mebusan�ı kapattı ve Anadolu�daki direniş hareketlerine karşı tutum aldı. Kurtuluş Savaşı karşısındaki tutumunu giderek sertleşti, Mustafa Kemal�in gıyabında verilen idam kararını onayladı. 10 Ağustos 1920�de Osmanlı topraklarının paylaşılmasını öngören Sevr Antlaşması�nı kabul etti. Kurtuluş Savaşı�nın kazanılmasının ve 1 Kasım 1922�de saltanatın kaldırılmasının ardından 17 Kasım�da bir İngiliz gemisiyle kaçtı. Önce Malta�ya gitti. Bir süre Mekke�de kaldıktan sonra San Remo�ya yerleşti ve burada öldü. Cenazesi Şam�da gömüldü. Atatürk�ün de Nutuk�da �hain� olarak nitelendirdiği Vahdettin, resmi tarih tarafından da bugüne değin o şekilde değerlendirildi.

SOYSUZ, ALÇAK

Vahdettin ile ilgili olarak Atatürk, Nutuk�ta şu ifadeleri kullanıyor: �Saltanat ve hiláfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa�nın başkanlığındaki hükûmet áciz, haysiyetsiz ve korkak.�

http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~2@nvid~ ...283,00.asp


Alıntı:
18.07.2005
Demirel: Ecevit�i yadırgadım

Osmanlı tarihi ile ilgili bir kitap yazan eski başbakan Bülent Ecevit�in, �Vahdettin hain değildi� demesi tartışma yarattı. Ecevit�in, �Ben Vahdettin için hiçbir zaman hain demedim. Çünkü ne kadar zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamıştı. Yine de çok önemli işler yaptı� sözlerine öncelikle, eski politik rakibi Süleyman Demirel karşı çıktı.

Demirel, �Türkiye�de bu konuda ilk defa bilinenlere aykırı bir şey söyleniyor. Ben böyle bir beyanı muhakeme edemiyorum. Ancak, tarihteki bazı kişiler hakkında, alışılagelmiş kanaatlerin dışındaki beyanlar yadırganır. Sayın Ecevit�in beyanı da yadırgatıcı bir beyandır. Türkiye böyle bir beyanı kaldıracak durumda değildir� dedi. Tarihçiler ise şunları söyledi:

Hain, demek haksızlıktır

PROF. METE TUNÇAY Ben öteden beri �Hain padişah Vahdettin� sözünün, o dönemin şartları içinde söylenmiş haksız bir şey olduğunu düşündüm. Vahdettin siyasi anlamda yanlış hesap yapmış olabilir ama bu Vahdettin�in veya Damat Ferit Paşa�nın hain olduğu anlamına gelmez. Hain olması için en azından karşılığında bir şeyler alıp satması gerekir. Vahdettin�in bir şey alıp sattığını kimse söyleyemez herhalde. Bu, Cumhuriyet�in kuruluş dönemi koşulları öyle gerektirdiği için dolaşıma sokulan bir söyleyiştir. Bugün artık bu meselelere çok daha soğukkanlı bakabilecek ve şefkatle yaklaşabilecek durumdayız.

Hain siyasi bir kavram

YILMAZ ÖZTUNA Sultan Vahdettin�in hain olmadığını ben 40 senedir yazıyorum zaten. Kaldı ki, tarihçiler �hain� kelimesini kullanmaz. Çünkü bu siyasi bir kelimedir. Kuruluş yıllarının ateşli dönemlerinde kullanılmış bir kelimedir bu ve öyle bir dönemde de mutlaka kullanılması gerekirdi. Bu Fransız İhtilali�nden sonra da böyle olmuştur, Rus Devrimi�nden sonra da böyle olmuştur. Ama aradan zaman geçip yeni rejim yerleştikten sonra, geçmiş dönemleri daha dikkatle tetkik etmek ve inceleme yaparken de böyle kavramlara yer vermemek gerekir. Ecevit�in böyle düşünmesi ve düşüncelerini cesurca söylemesi, bence önemlidir.

Ne haindi ne kahraman

PROF. M. KEMAL ÖKE Vahdettin ne bazılarının iddia ettiği gibi ne hain, ne de onlara karşıt olan kesimlerin iddia ettiği gibi, Mustafa Kemal�e Anadolu�ya geçip Milli Mücadele�yi başlatması insiyatifini kullanan perde arkasındaki gizli kahramandır. Doğrudur, Vahdettin, Mustafa Kemal�i Samsun�a gönderirken, Mustafa Kemal�in ne yapacağını gayet iyi biliyordu. Ve bu projeye de sadece onay vermekle kalmadı, para da verdi. Ancak, bunu saraya yakın çevrelerin telkin ve hatta tazyikiyle yaptı. Bir yerde bu işe zorlandı. Mustafa Kemal�in idam fermanını onaylaması ise tamamen İngiliz baskısının bir sonucudur.

Sevr�deki tutumu tartışmalı

PROF. REŞAT KAYNAR Padişah Vahdettin�in doğrudan doğruya memlekete zarar vermek için yaptığı bir hareket yok. Dolayısıyla, elimizde Vahdettin�in ihanetini gösterecek bir belge de yok. Ama hadiseleri Atatürk�ün Nutuk�ta anlattığı gibi gözden geçirirsek, Vahdettin�in en büyük kusurunun Sevr�in imzalanması sırasında ortaya çıktığını görürüz. Sevr, devletin ve milletin ortadan kalkması demektir. Atatürk, Sevr konusunda doğrudan Vahdettin�i suçluyor. Dolayısıyla, asıl tartışılması gereken Vahdettin�in Sevr konusunda aldığı tutum olmalıdır.

İhanetle alakası yok

MURAT BARDAKÇI (Vahdettin biyografisinin yazarı) Bir hükümdarın devletine ihaneti ile sıradan bir insanın kendi evini yakması arasında hiç fark yoktur, zira hükümdarlar devletin kendilerine Allah�ın lutfu olduğuna inanırlar ve devleti mülkleri olarak görürler. Vahdettin herşeyin bittiği bir anda, 4 Temmuz 1918�de tahta geçti, üç ay sonra, 30 Ekim�de Mondros Mütarekesi�ni imzalayıp teslim olduk. Yani, dünya savaşının ve yenilginin Vahdettin ile hiçbir alákası yoktur. İktidarı, Bebek ile Aksaray arasındaki bölgeye sıkışmış bir padişahın çaresizliği sözkonusu. Tek yaptığı, �iki tarafı birden idare edip zaman kazanma� çabası ve işte bu oyalama taktiği bizde ihanet olarak yorumlanıyor. Hatıralarında, �Facialara ve olaylara kalkan olamadım ise de, paratoner vazifesi gördüm. Musibetleri üzerime çektim, kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım� diyor. Vahdettin hakkındaki tek belgesel biyografiyi yazmış bir kişi olarak şunu söyleyebilirim: Osmanlı Tarihi�nin en şanssız hükümdarıdır, her insan gibi o da bazı hatalar yapmıştır ama memleketini seven bir kişidir ve ihanetle hiçbir alákası yoktur.

http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~2@nvid~ ...622,00.asp


Alıntı:
Tarihçiler Ecevit'in "Vahdettin hain değildi" sözlerini tartışıyor
'Osmanlı'yı göğe çıkarma modası'

Ecevit'in, "Vahdettin hain değildi" sözünü yorumlayan tarihçilerden Halaçoğlu, "Böyle sözlerle kitabınız satar", Turan, "Tartışma ülkeye zarar getirir" dedi

Osmanlı tarihi ile ilgili bir kitap yazan eski Başbakan Bülent Ecevit'in, son Osmanlı Padişahı Vahdettin için "O hain değildir" ifadesini kullanması, tarihçiler arasında tartışmaya yol açtı. Tarihçiler, Ecevit'in açıklamasıyla ilgili şunları söyledi:
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu (Türk Tarih Kurumu Başkanı): Atatürk, Vahdettin'in yaveridir. Birlikte Berlin'e gittiler... Genelkurmay'ın, Atatürk ve Vahdettin'in telgraflarına yer veren yayını vardır. O kitapta Atatürk, Nutuk'ta yazdıklarından farklı şeyler söylüyor.
Vahdettin, İngilizlere başvuru yazısında İngiliz devletine sığınmak istediğini belirtiyor. Ben olsam yazmazdım. Ancak yine de ihanet etmek çok farklı bir şey. Ecevit'in yazdıkları sansasyon yaratır. Bu gibi kitaplarda böyle şeyler çok yapılır. Bugüne kadar hain bilinen insan için 'hain değildir' derseniz kitabınız satmaya başlar.

'Beni karşısında bulur'
Prof. Dr. Şerafettin Turan: 'Şahbaba' diye kitaplar da var, Vahdettin'i öven. Necip Fazıl da Vahdettin'e 'vatan kurtaran' diyor. Vahdettin için Kurtuluş Savaşı için '40 bin altın verdi' diyenler var. Belgeler ortada olduğu halde, 30 yıldır tartışılıyor.
Vahdettin de, İngilizlerin kucağına atlayarak memleketi kurtarmak istemiş. Anlaşılan yöntemi farklıydı. Şimdi Türkiye'de Osmanlı'yı göklere çıkarma modası var. Bence Osmanlı'nın hatası, sevabı tarihe göçmüştür. Geçmişi överek orada yaşamaya olanak yok.
Bu tartışma Ecevit'e bir şey getirmese bile memlekete zarar getirir. Ecevit bunu yazdığı anda beni karşısında bulur.

'Atatürkçülüğe ihanet'
Erdoğan Aydın (Tarih yazarı - araştırmacı): Ecevit'in iddiasının aksine, ben Vahdettin'in hain olduğu kanısını sürdürmek zorunda olduğumuzu düşünüyorum... Kurtuluş Savaşı başarıya ulaşıp İngilizler çekilmek zorunda kaldıklarında, Vahdettin de yakın çevresi ve el koyabildiği paralarla İngiliz gemisine binerek yurdu terketmeyi tercih etmiştir. Vahdettin'i aklamaya çalışmak, Ecevit'in şahsında Türkiye'nin ne kadar geriye götürülmeye çalışıldığının somut göstergesidir.
Rahmi Kumaş (BM Türk Derneği Başkanı, eski Trabzon Milletvekili): Ecevit, Vahdettin için yaptığı açıklamalarla barışa zarar verdi. Mustafa Kemal'e karşı çıkma modasına katıldı... Böyle bir ortamda bunu dile getirmek Atatürkçülüğe de ihanettir. Asıl hain Ecevit'tir.

Atatürk'e göre 'alçak ve soysuz'

Vahdettin ile ilgili olarak Atatürk, Nutuk'ta şunları söylüyor:
"Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, mütereddi (soysuzlaşmış), şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği deni tedbirler araştırmakta... (Padişah ve halife olan Vahdettin, soysuz, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça önlemler araştırmakta...)
Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki kabine; aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız padişahın iradesi altında ve onunla beraber şahıslarını esirgeyebilecek herhangi bir duruma razı..."

Ecevit ne demişti?

'Osmanlı Tarihi' isimli kitabını 2 ay içinde tamamlayacağını söyleyen Ecevit, Hürriyet gazetesinde dün yer alan açıklamalarında şöyle demişti: "Ben Vahdettin için hiçbir zaman vatan haini demedim. Çünkü ne zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamıştı. Yine de önemli iş yaptı..."

http://www.milliyet.com.tr/2005/07/18/guncel/axgun02.html


Alıntı:
19.07.2005
Oktay EKŞİ
Yakıştı mı?

BÜLENT Ecevit bu ülkenin yetiştirdiği önemli aydınlardan, önemli siyaset adamlarından ve -bazıları öyle düşünmese de- kanımızca iyi şairlerinden biridir.

Tüm bu kimlik çizgileriyle de �iyi bir Atatürkçü� olduğunu sayısız defa göstermiş bir kimsedir.
�Kadir Mısıroğlu dün yaptığı açıklamada Sultan Vahdettin�in vatan haini olmadığını söyledi� diye bir haber okusanız bunun garipsenecek bir tarafı olmaz.

�Mete Tunçay, Murat Belge, Yılmaz Öztuna bu iddiayı ortaya attı� diyen de sizi şaşırtmaz.

Ama Bülent Ecevit aktif siyaseti bırakıp amatör tarihçiliğe soyunduktan sonra ortaya çıkıp da �Ben Vahdettin için hiçbir zaman hain demedim. Çünkü ne kadar zor koşullar altında padişahlık yaptığını biliyorum. Ülke işgal altındaydı. Ordusu kalmamıştı. Yine de çok önemli işler yaptı� derse, ister istemez kafanız karışır.

Biliyorsunuz Vahdettin�i �hain� olarak niteleyenlerin başında Atatürk gelir. O�nun hakkında niçin bu sıfatı kullandığını da Atatürk, meşhur �Büyük Nutuk�ta kanıtları ve ayrıntılarıyla anlatır.

Dahası... Vahdettin�in hangi koşullar altında padişahlık yaptığını, ülkenin -padişahlığının ikinci yılında- işgal edildiğini, ordusunun kalmadığını herhalde Atatürk, Sayın Ecevit�ten daha iyi biliyordu.

Buna rağmen Ecevit eğer �Atatürk�ün söyledikleri doğru değildi� demek istiyorsa, oturup �Atatürk neleri doğru söyledi, hangileri gerçeğe aykırıydı?� tartışması açmamız gerekir.

Aslını ararsanız Atatürk 1927�de Büyük Nutku okuduktan sonra bu tür iddialar hiç ortaya atılmamış değildir. Örneğin Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Kazım Karabekir, Ali İhsan Sabis gibi Kurtuluş Savaşı sırasında ön planda görünen isimler, sonraki yıllarda yayınladıkları anılarında kıyısından kenarından laflarla Nutuk�ta söylenenlere itiraz etmişlerdir.

Ama bu itirazların hiçbiri yankılanmamış ve hiçbiri Nutuk�taki görüşleri çürütmeye yetmemiştir.

O nedenle de Atatürk hem o görüşleriyle hem de diğer eserleriyle bugüne kadar �Türk halkını �TEK ULUS� yapan değerlerin simgesi� olarak kalmıştır.

Daha uzun yıllar böyle kalması -Sayın Ecevit de umarız kabul eder ki- gereklidir. Özellikle Türkiye�deki ulusal bütünlüğü parçalamaya dönük (terör dahil) her türlü haince faaliyetin tüm gücüyle ortalıkta fink attığı bu dönemde gereklidir...

Sayın Ecevit�in sözleri, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı sıfatını taşımış bir politikacının ağzına o nedenle de hiç yakışmamaktadır.

Biz Sayın Ecevit�e, uzun siyasi yaşamı boyunca zaman zaman uğradığımız hayal kırıklıklarına rağmen, Başbakan sıfatıyla son dönemde yaptığı hizmetler nedeniyle (2001 ekonomik krizini önceki hükümetler hazırlamıştı, onun elinde patladı) �yaşayan tek devlet adamı� dediğimizi anımsıyoruz.

Dediğimiz için pişman olmayı hiç istemiyoruz.

http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,au ...135,00.asp


Alıntı:
19 Temmuz 2005 / Salı

Ecevit, Vahdettin tartışmasını sürdürdü: Zamanı gelince açıklanmalı

Vahdettin tartışmasını sürdüren Bülent Ecevit, Atatürk�ün, sadrazam ve padişahın bilgisi ve onayı olmadan Ankara�ya gitmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Evinde düzenlediği basın toplantısında konuşan ve zamanı geldiğinde tarihle igili bazı gerçeklerin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyleyen Ecevit, "Atatürk, padişahın ve sadrazamın bilgisi ve onayı olmasaydı Ankara�ya gidemezdi" dedi.
Sevr Antlaşması�nın altında padişahın da Damat Ferit�in de imzasının bulunmadığını belirten Ecevit, Sevr konusunda bir belirsizliğin olduğunu söyledi ve tarihçilerin bu konuda daha çok ve derinlemesine araştırmalar yapması gerektiğini ifade etti.
Tevfik Paşa�nın başından beri milli harekete destek verdiğini de sözlerine ekleyen Ecevit, "Tarihle ilgili bu tür gerçekleri bilmenin ne Cumhuriyet�e ne de başka bir kimseye zararı dokunmaz" dedi.
Ecevit, Süleyman Demirel�in bu konuda yaptığı açıklamalar hakkında fikrinin sorulması üzerine de "Demirel�in taktiklerini bildiğim için beni şaşırtmadı.
Başından beri beni zor durumda bırakacak açıklamalar yapıyor ve sanırım bazı gazetecilerden de bu konuda destek talep ediyor" diye konuştu.
Bir gazetecinin "Atatürk Nutuk�ta Vahdettin�i sert bir biçimde suçluyor. Eğer padişah, Mustafa Kemal�i gerçekten destekleseydi Atatürk niçin Nutuk�ta bu ifadelere yer verdi?" sorusuna da Ecevit, "Atatürk Vahdettin�le bazı konularda fikir ayrılığına düşmüş olabilir. Geçmişi fazla karıştırmanın yararı olacağını sanmıyorum" şeklinde yanıt verdi.

"BİZİM İÇİN TÜRKİYE NEYSE KIBRIS DA ODUR"
Açıklamalarında Kıbrıs konusuna da değinen Ecevit, Kıbrıs�ta sadece üç garantör olduğunu hatırlattı ve diğer ülkelerin Kıbrıs konusunda söz haklarının olmadığını söyledi. Türkiye�nin Kıbrıs�a yönelik desteğinin devam etmesi gerektiğini söyleyen Ecevit "Ancak bu destek önündeki en büyük engeller ne yazık ki dost ve müttefik ülkelerden geliyor" dedi. Ecevit ayrıca "Bizim için Türkiye neyse Kıbrıs da odur. Aramızda hiçbir ayırım yoktur" dedi.
Ecevit, AKP Hükümetini de Kıbrıs konusunda AB�nin dayatmalarına boyun eğmekle suçladı ve Kıbrıs konusunda hiçbir ödün verilmemesi gerektiğini söyledi. Ecevit, bu konuda verilecek ödünleri Türk halkının kabul etmeyeceğini de sözlerine ekledi.
"AB başka hiçbir işi kalmamış gibi her oturumunda Kıbrıs konusunu tartışıyor" diyen Ecevit. AB�nın kendi kamuoyunu birliğin içindeki tatışmalardan uzak tutmak için Kıbrıs konusuna gereğinden fazla ilgi gösterdiğini söyledi.
Ek Protokolün imzalanması konusunda da konuşan Ecevit, Kıbrıs�ta aslında çözüme ulaşıldığını söyledi ve "Şu anda orada iki ayrı dil, iki ayrı kültür ve iki ayrı din vardır.
Kıbrısta iki ayrı devlet vardır" dedi.

http://www.milliyet.com.tr/2005/07/19/son/sonsiy21.html


En son Bülent tarafından Sal 19 Tem 2005, 17:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi


serhate
18 yıl önce - Pts 18 Tem 2005, 17:08



yalper
18 yıl önce - Sal 19 Tem 2005, 07:16

ebay demiş ki:
Vahdettin hainliğin ete kemiğe bürünmüş halidir. Hain kere haindir.

Sayin bu son mesajin sahibi! adınızin basinda Tarih Ordinaryüsü vasfı mı vardirki yukarida gorus belirten eski basbakanlar, profesorler ve dahi Türk Tarih Kurumu Baskanlari dururken siyasi yargilar ve atiflarda bulunuyorsunuz?
Oysa "Söz gümüşse sükut altindir", "Bir bilene sormali" gibi özlü sözler derki biraz geride durasınız ve olayın gerçek yüzünü gorebilesiniz.
Bu konuda en olgun ve ağır yorumu TTK başkani yapmis kanimca, yakinda çıkacak kitabinin satislarini arttirmak için yapilan bir girisimdir, bu konuda Ecevit suçlu da sayilmaz zira, o yazmissa o kitap kötü de olsa satar nasil olsa(!) <sanirim> ..



erengin
18 yıl önce - Sal 19 Tem 2005, 09:46



Okhan
18 yıl önce - Sal 19 Tem 2005, 10:48

Alıntı:
Oysa "Söz gümüşse sükut altindir", "Bir bilene sormali" gibi özlü sözler derki biraz geride durasınız ve olayın gerçek yüzünü gorebilesiniz.

Sitemizde herkes görüşlerini açıklayabilir (site kurallarına uydukça ), özetle "sen sus bakayım" mesajını içeren, gereksiz tartışmalara neden olabilecek açıklamalar yerine ortaya attığımız tezimizi ikna edici argümanlarla savunmamız site sağlığı için daha iyi olur.
Şimdi konu dağılmadan tartışmaya devam


serhate
18 yıl önce - Sal 19 Tem 2005, 11:08



yalper
18 yıl önce - Sal 19 Tem 2005, 15:52

Alıntı:
‘Kimi bu işle görevlendirelim’ tartışması yapılıyor. Burada çıkan isimlerden biri Mustafa Kemal. Neticede karar Mustafa Kemal lehine veriliyor. Bunu 19 Mayıs’tan 3 ay önce söylüyorlar. Heyet Vahdettin’e giderek kararı iletiyor. Mustafa Kemal’in cumhuriyetçi olduğunu, saltanatı yıkıp kendisini devirebileceğini de söylüyorlar. Vahdettin ise ‘Vatan ve millet tehlikede. Vatanım kurtulsun da kim neyi kurarsa kursun. Getirin Mustafa Kemal’i görüşmek istiyorum.’ karşılığını verir.”

Ben bu görüşü desteklerim. Bana gore Vahdettin kahramanda, hainde değildir. Bu konuda uzun uzadıya tartismalara katilacak degilim. Ne de olsa eski basbakanlar, profesorler populerlik pesinde madem, ben populerlik pesinde olmayayim.


serhate
18 yıl önce - Sal 19 Tem 2005, 18:30



sayfa 1
123 ... 424344   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET