2002-2011 Yükseliş dönemidir, 2011-2014 Duraklamadır, 2014 sonrası ise gerilemedir.
Sadece partiyi eskiden savunan kadrolar ile şu an savunanların kalitesine bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Gerileme dönemine bakın hele... 23,5 milyon oy alıyorlar ama gerileme
Sadece partiye eskinden muhalefet olanlar ile şuan muhalefet olanların kalitesine bakın.
Alınan 23 milyon oydan biri de benimki.
Fakat ben de çoğu Ak Partili gibi sırf 7 Haziran sonrası ülkeyi karıştırmak isteyenlere fırsat vermemek ve Muhafazakarların 13 yıllık kazanımları heba olmasın diye oy verdim.
Ak Parti kitlesi şu an durumdan çok büyük bir memnuniyet duymuyor fakat elindeki kazanımları da kaybetmemek zorunda.
Diğer yandan MHP'nin kongresi yapılmasın diye dizilen tezgaha bakılırsa, Tayyip Erdoğan bu 23 milyonun bir tarafa kanalize olmasından ürküyor demektir. Bu da yönetimin iyi götürülmediğinin gizli bir kanıtı.
Ben 2022-20011 arası Ekonomi verilerini çok çok iyi biliyorum, o dönemki Ekonomik atılım yok, bitti. Bunun sebebi kadrolarda kaliteye değil biata göre atama yapılıyor olması.
Ahmet Davutoğlu buna iyi bir örnek aslında, adamı deli gibi çalışmasına rağmen sırf biat etmiyor diye gönderdiler. (:
Osmanlı'nın gerilemesine yol açan olayların daha çok zirve dönem sayılan Kanuni döneminde atıldığını biraz tarih okumuş olanlarınız bilir.
2023'e kadar Ak Parti'nin mazotu yetmez, fakat bu önemli bir problem değil zira muhafazakarlar Demokrasiyi kullanarak iktidara gelmesi ve orada kalmasını öğrendiler. Bu giderse yerine yeni ve temiz bir hareket çıkacaktır, bu benim görüşüm. Yine de Ak Parti'yi mevcut haliyle değerlendirmesini bilmek gerek.
Birincisi Fetö yapılanması ile kavga edip temizlemesi, ikincisi Hendek Operayonları ile Pkk'yı temizlemesi.
Fetö , hangi dönemde bu kadar büyüdü , pkk'ya hendekleri kazabilecek kadar tolerans hangi dönemde gösterildi diye sormadan edemiyorum.
Yinede bu konularda destekliyorum , zararın neresinden dönülürse kardır.
Osmanlı'nın gerilemesine yol açan olayların daha çok zirve dönem sayılan Kanuni döneminde atıldığını biraz tarih okumuş olanlarınız bilir.
2023'e kadar Ak Parti'nin mazotu yetmez, fakat bu önemli bir problem değil zira muhafazakarlar Demokrasiyi kullanarak iktidara gelmesi ve orada kalmasını öğrendiler. Bu giderse yerine yeni ve temiz bir hareket çıkacaktır, bu benim görüşüm. Yine de Ak Parti'yi mevcut haliyle değerlendirmesini bilmek gerek
şimdi osmanlı ile akpartiyi kıyaslamak deli saçmasından öte birşey değil.osmanlı gerilerken diğer ülkeler reform ve rönesans hareketleri ile ilerliyorlardı.o dönem kazandıkları ivme ile hareket ettiler.osmanlı zamana tam anlamıyla ayak uyduramadığı için malum sona gelindi.akpartinin malum sona gelmesi için rakiplerinin atılım yapması gerekiyor.hangi rakibi atılım yapacak chp nin hali ortada ve seçimlerde oyların büyük çoğunluğunu oluşturan muhafazakar-milliyetçi kesime hitap etmiyor.mhp nin hali şuan içler acısı iç şıkıntıları var.olmasa bile iktidar ortağı olduğu dönemde muhafazakar gönüllerde onarılması güç yaralar açtı.yani sizin görüşünüz doğmamış çocuğa don biçmekten öteye geçmez.Allah gecinden versim Erdoğan vefat eder veya ben siyaseti tamamen bıraktım deyip kenara çekilir ve parti bölünürse o zaman belki beklentiniz olabilir.hali hazırda Erdoğan ın işaret edeceği ismin dışında birinin akpartiye genel başkan olması imkansız.çıkıp başka bir parti kursa akıbeti abdullatif şener inkinden farklı olmaz.onun için akpartinin 2023 e kadar mazotu yetmez lafı temenniden öte bir şey değil.
Birincisi, Fetö'nün zararlı bir oluşum olduğu bilinmiyordu. Bu konuda hiçbir Ak Partili suçlanamz diye düşünüyorum. Cemaatleşme ve Dersanelerden adam devşirme gibi uniqe yöntemler kullanarak devlete paralel bir oluşum tasarlamak ilk kez başımıza gelen bir olay, kisme bu durumu tahmin edemezdi.
Durumun anlaşılmasından itibaren bu grubun üzerine bu kadar kararlılıkla gidilmesi de olabilecek en doğru tavırdır.
Şunu unutmamak gerek, bu grupla dersanelerin kapatılması yüzünden kavga edilmesi, Ak Parti'nin gerçekten bir halk hareketi olduğunun kanıtı aslında.
Yine de, bu cemaat kavgası şunu gösterdi, hiçkimseye sırf dindar veya şu bu cemaatten diye kadrolaşma yaptırmamak gerekir, önemli olan liyakattir. Dindarların bu konuda zaafı var, dindar olan adamı baştan "iyi" kabul ediyorlar. Halbuki dindar ve cemaat olmak ile iyi olmak eşit değil.
PKK meselesinde de farkedilmeyen bir şey var: eskiden devlet kavgacı ve haksız taraftı, bu durum PKK'ya kendi kitlesi içinde meşruiyet sağlıyordu.
Çözüm Süreci doğru bir adımdı ve devlet iyi niyet gösterdi fakat PKK haince bu süreci istismar etti. Bu olay pozisyonları değiştirdi; devlet iyi ve PKK kesin şekilde haksız taraf haline geldi. Bu şartlar altında Hendek Operasyonlarına meşru bir müdahale alanı sağlanmış oldu. Emin olun eğer Çözüm Süreci olmasaydı, Hendek olayları bu kadar başarılı şekilde atlatılamazdı. Yine de Pkk'ya karşı aşırı tolerans gösterilmiş olduğu bir gerçek. İnşallah bu konuda da tecrübelenmiştir bizimkiler.
Fakat duraklama ve çöküş döneminde dahi Ak Parti'nin büyük hizmet ettiği iki konu var: Birincisi Fetö yapılanması ile kavga edip temizlemesi, ikincisi Hendek Operayonları ile Pkk'yı temizlemesi.
İşin acı yanı her ikisi de mümkün görünmüyor. Zira sosyoloji ile mücadele edilemez. Devlet aygıtı ile hiç bir sivil toplum kuruluşu ya da dini cemaat "temizlenemez". Asıp keser, mümkün olduğu kadar çok insanı hapse atarsınız ama sonuç alamazsınız. Bakınız Nurcuları (Said Nursi dönemi) hapis hapis gezdirmişler, her nevi işkenceyi yapmışlar. Sonuç ? Babkis.
Ha zaten PKK ile yapılan mücadelede PKK hep büyüdü. Böyle giderse daha da büyür. Adamlar dünya da tanınır oldular. PYD zaten ABD'nin müttefiği. ABD gözüne baka baka "sen öyle görebilirsin ama biz Terör örgütü olarak görmüyoruz" diyor zaten.
Yani çöküş döneminde dahi AKP'nin yaptığı olumlu bir icraat yok.
Olabilseydi şu vizelerin kalkması AKP'ye kafadan %5 -10 oy kazandırırdı amma sayın Cumhurbaşkanımızın bildiği bir şey var ki gün aşrırı Avrupa'ya sert mesajlar veriyor. Biz tabi bilemeyiz altında yatan hikmetleri.
Zaten AKP diye bir parti yok. Saray var. AKP sadece önde görünen paravan bir yapı oldu. Koskoca %50 almış başbakanı bile MKYK ile azlediliyor. AKP ne ki? Bir sonraki seçimde bana gelseler ben oy verdiğim başbakanı hain ilan ettiniz gönderdiniz, ben şimdi sizin adayınıza nasıl güvenip oy vereyim derim.
AKP'ye ve sayın Cumhurbaşkanımıza kızmayalım. Sayın Erdoğan muhalifler ile bırak mukayeseyi son 50 yılın hatta Cumhuriyet döneminin (Atatürk ile kafa kafaya yarışır) en keyfiyetli politikacısı. Böyle keyfiyetli bir insan ortada koskocaman bir muhelefet ve hatta iktidar acziyeti varken kenarıda oturup domates dikecek (Eski cumhurbaşkanımız Sezer gibi) hali yok. Siyaset boşluk kabul etmez.
Bence deli saçması olan, bunca emeklerle bugüne gelmiş bir hareketi tek bir adamın şahsına indirgemek ve onu yüceltme davası gütmektir. Maalesef bu deli saçması tavır bugün hakim görüş haline gelmiş durumda. Nasıl ki Fetö'nün müritleri Fetö'den başka hiçbir şeyi ve hiçkimseyi doğru göremiyorsa, aynı şey şu an için Tayyipist diyebileceğimiz bir kitlede de mevcut.
Tarihin en önemli işlevi insanlara karşılaştırma ya da muhakeme yaptırmasıdır, eğer ki doğru bir bakış açısına sahipseniz. Osmanlı 1683'de doğal sınırlarına ulaşmış ve gücü ile gidebileceği son noktaya gitmişti. Arkadan yetişen yeni nesilleri doyuracak başarı gerekiyor fakat bu başarıyı sağlayabilecek devasa güç de artık bulunmuyordu. Haliyle arkadan gelen kitlelerin enerjisi ve nefreti birbirine yöneldi. Yeniçeriler, eyalet yöneticileri veya Anadolu'daki Türkmen göçebeleri birbirine girdi, herkes kelle ister oldu, çünkü insanlardaki o vahşi duyguyu bir şekilde doyurman gerekir.
Şimdi Ak Parti'nin artık gerilemesinde biraz da bunun etkisi var. 2011'e dek her alanda müthiş bir büyüme sergilense de, mevcut kadroların kapasitesi ve kalibresi daha ilerisine izin vermiyor. Güney Kore tarzı atılım yapabilecek bir kitle yok. Ama arkadan yetişen yeni kadroları doyurmak için başarı gerekiyor, bu kitleleri doyuracak başarınız olmayınca kendi içinde birbirini yemeye başlarsın.
Sosyal Medyada oluşan ortama bak, insanlar sürekli Ak Parti içinde birini hedef haline getirip onu yemek için bekliyorlar, linç düzenliyorlar.
Neden Ahmet Davutoğlu alındı? Çünkü yeni gelenleri duyrabilecek bir başarı saplayamıyorsun, ekonomik veriler insanları susturabilecek düzeyde değil. Bu sefer eğitilmemiş onca insan kendi içinde bir kurban seçip bunun başını yiyerek kendini tatmin ediyor. Yapılması gereken şey Ak Parti'yi bir Tayyip partisi haline getirmek değildi, hele ki Tayyip Erdoğan'a "başkan yapacağız" tarzı bir politika bir intihardır. Senin soft power olan gücünle kültürel olarak genişlemen gerekirdi. Böylece yeni nesillere başarılı olabileceği farklı alanlar açacaktın. Bunun yerine ülke içine kapanıp, dış güçler paranoyasına büründü, ürkek ve hırçın bir karakter kazandı ve refleksleri Erdoğan'a göre ayarlandı.
Ben Ahmet Davutoğlu Sosyal Medya eli ile va atama yöntemi ile 2 sene önce başa getirildiğinde, olayların iyi gitmeyeceğini ve karkaşanın hakim olacağını tahmin ediyordum. Bundan sonrası içinde görüşüm Ak Parti'nin yavaş yavaş kendini tüketeceği yönündedir. Ama bakarsın akıllı biri çıkar, Erdoğancılık ile değil "özgür" bir karakter ile halktan sevgi toplar ve yeni lider olarak ortaya çıkar, hareketi kurtarır, belli olmaz.
Erdoğan'ın yaptığı en doğru iş Fetö'yi temizlemektir, çünkü Yargı ve Emniyet kurumlarına bu denli hakim bir grubun ülkede kafasına göre korku yöntemiyle başbakan atayacağını görmek zor değil. Bu adamlardan kurtulmamızın bayram olarak kutlanması lazım.
Eğer bu grubun bir üyesi isen, kendini oradan kurtarmanı tavsiye ederim.
Yok kurtaramıyorsan, Allah rahmet eylesin.
Devlet aygıtı ile hiç bir sivil toplum kuruluşu ya da dini cemaat "temizlenemez". Asıp keser, mümkün olduğu kadar çok insanı hapse atarsınız ama sonuç alamazsınız. Bakınız Nurcuları (Said Nursi dönemi) hapis hapis gezdirmişler, her nevi işkenceyi yapmışlar. Sonuç ?
Şu fetö melaneti ile Said Nursi'yı kıyas en öncelikle hadsizliktir. Asil bir mümin ile köküne kadar siyasi ve kapitalist bir projeyi kıyas etmek ahlaken de terbiyesizliktir.
Tek bir soru: "Cemaatiniz dini hizmetleri nedeni ile mi, yoksa melun kadrolaşması, kumpasları, dinlemeleri, kasetleri, darbe girişimleri nedeni ile mi hasım kabul ediliyor?"
Zerre kadar ahlaklı biri bu soruyu dosdoğru anlar, dosdoğru cevap verir. Beyni, aklı, fikriyatı ve şuuru gasp edilmiş mankurtlara Allah'tan acil şifa ve ıslah diliyoruz..
**
Alıntı:
çözüm bence anayasayı ayaklar altına alarak değil,istifa et partinin başına geç,git seçime ,eğer yeterli oyu alırsan ne halt edersen et,millet istemesede saygı duyar,yeter milleti germe
Bir konuda fikir beyan ederken, öncelikle doğru kanıt, bağlantı ve argümanlarla fikir tabanının oluşturulması gerekir. Ezberlerle ve sloganlarla konuşulunca "bence" de dense, "bizce" de dense fasaryadır. Öncelikle anayasa'nın nasıl ayaklar altına alındığının maddi, inandırıcı ve gerçekçi kanıtları ortaya konulabilmelidir.
Tüm siyasi varlıkları anayasa üstüne anayasa ihlal ve kökünden iptal edip memlekete çökmekle geçen çevrelerin içi boş ezberleri ve sloganları ile bu "fikir temeli" oluşturulamaz.
Ayrıca, şu "milleti germe" ifadesi de, o "millet" diye geçinen azgın azınlığın, ZATEN CUMHURİYET TARİHİMİZ BOYUNCA GERÇEK MİLLETİN TEVECCÜH ETTİĞİ KİM VARSA EN BAŞTAN VE OTOMATİKMAN O TEVECCÜH GÖSTERİLEN ŞAHISLARA OLAN SONSUZ KİNLERİ, GAREZLERİ, ORTADA İKEN İÇİ BOŞ BİR AVUNMA VE İLGİLİLERİNİN KONU İLE İLGİLİ GEÇMİŞ GÜNAHLARINI KAMUFLE AMAÇLI OLABİLİR ANCAK.
O nasıl bir "millet" imiş ki, Menderes haksızca indirilirken bayram etti, asıldığına sevindi, bunca haksızlığın sonunda yapılan ilk seçimde darbe kışkırtıcısı CHP'ne %35'den fazla oy verebildi;
O nasıl bir "millet" ki, memlekete çok büyük hizmetler, imkanlar, özgürlükler getiren Özal'a "alışamadım" dedi, öldürüldüğünde (gözlerimle gördüm) sevinip göbek atanlar oldu;
O nasıl bir "millet" ki, çok namüsait şartlarda ve koalisyon ortaklığı esnasında millete 6 ay gibi kısacık sürede büyük hizmetler yapan Erbakan'ın da devrilmesine destek oldu, her gece çanak çömlek paraladı, ülkenin 23 bankası soyulurken "Türkiye laiktir laik kalacak" diye sokakları inletti,
O nasıl bir "millet" ki, Erdoğan seçilir seçilmez, henüz iyi veya kötü hiç bir icraatı bile olmadan, bahsettiğimiz o büyük, otomatik ve en başından itibaren taşıdıkları garezin yansıması ve itirafı olarak "geldikleri gibi giderler" sloganlarına sarıldı. Bunları kim "gerdi" yoksa zaten kurulu zemberek gibi bir zihniyetle mi maluldüler?
Kimse kimseyi kandırmasın, hepimiz biliyoruz ki, dün Menderes vardı, Özal vardı; birileri otomatik gerliveriyordu. Bugün Erdoğan var yine aynı haltı yiyip bir de Erdoğan'a çemkiriyorlar. Yarın emri hak yerini bulduğunda milletin teveccühü ile bir başkası gelecek, aynı tipler bu sefer de o yeni isme "diktatör" diyecek, "yobaz" diyecek, "geriyor" diyecek...
Ne kadar çok eser bırakırsa, ne kadar çok hizmet ederse o kadar "hırsız" diye yırtınacaklar... O kadar çok "gerilecekler"..
Bu son alıntı sahibi üzülmesin, kendilerini geren zamanında iyi germiş, zembereklerini iyi kurmuş, sloganlarını iyi ezberletmiş; gerine gerine, rahat rahat "gerilebilirler"...
En son Rüştü BAKMAZ tarafından Çrş 11 May 2016, 16:57 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Zaten AKP diye bir parti yok. Saray var. AKP sadece önde görünen paravan bir yapı oldu. Koskoca %50 almış başbakanı bile MKYK ile azlediliyor
bu sanliizzet e gerçekten acıyorum.adamdaki erdoğan düşmanlığı ne diyeceğini şaşırtıyor.daha düne kadar davutoğlu na david diye hitap edip aklınca alçaltıyordu bugün çıkmış koskoca % 50 almış başbakan diye yazıyor.arkadaşım anladık fetö operasyonlarından dolayı kuyruk acın var ama insan biraz dikkat eder ben dün ne demişim diye.ama onu sende göremiyorum.dün hükümete şak şak çekerken, dersane kavgasından sonra azılı hükümet düşmanı kesildin.