Ayşe Asena'nın bahsetmiş olduğu; 17 numaralı İETT otobüs hattı hakkında:
2003-2004 Kış Tarifesine göre, “17" numaralı İETT hattının tur müddeti (175-200) dakika, günlük servise verilen İETT otobüsü adedi, pik saatlerde; 4, ara dinlenmeli saatlerde ise; 2... ÖHO’ların adedi ise, tüm gün boyunca; 9 otobüs... Yani, sabah/akşam pik saatlerde 16 İETT ve 34 ÖHO seferi var (Tek yönde toplam 50 sefer). Bu hatta verilen servis adedi; 11-13 otobüs... Sefer aralıkları ortalama; 10-15 dakika arasında değişmekte...
Günümüzde ise (2005-2006 Kış Tarifesi); günboyu (gördüğüm kadarıyla ara dinlenmesiz) 5 İETT otobüsü tahsis ediliyor (1 İETT otobüs artırılmış). Ancak, ÖHO’lar tamamen kaldırılmış durumda. Tur müddeti yine aynı. Günde; 25’er sefer yapılıyor. Sefer aralıkları; 20-55 dakika arasında... Kalkış aralıkları, ortalama; 30 dakikada bire düşmüş durumda...
Yani, günlük sefer sayısı, 2 sene içinde; 50’den => 25’e indirilerek, yarıyarıya azaltılmış. Otobüslerdeki yoğunluk bundan kaynaklanmakta... ÖHO'lar anlaşılan, yeni ihdas edilen 130'ların türevlerine kaydırılmışlar...
İŞ VE CUMARTESİ GÜNLERİ SAAT 09:00A KADAR SAAT UYGULAMASI YOKTUR.
(İBB-WEB Sitesi Hat-Hareket Saatleri / Anadolu Yakası)
İETT'nin WEB sitesinde, Anadolu yakasında çalışan tüm otobüs hatlarının tarifelerinin altına, bu ibare eklenmiş. Burada anlatılmak istenenden anladığım kadarıyla; ilk seferden itibaren 09:00'a kadar keyfî bir kalkış periyodu mu uygulanacaktır?
Dün akşam Taksim'den 87'ye bindim. Benden sonra bir beyefendi kendi Akbilini kullanarak eşini otobüse bindirdi ve kendisi geri indi. Şöfor itiraz etti "hop olmaz bayan, bastığın akbil sende duracak, kocan şimdi gider aktarmayı başka otobüste kullanır, kendi otobüsünü bedava getirir vs. vs." Sonuçta kadını indirdi, yeni bilet aldırdı, Böylece hanımefendi 1.25+1.30= 2.55 ytl'ye seyahat etti. Eşi akbili kullandı mı? Bilinmez.......
Ne kadar saçma sapan bir şey yine! :-(
Adam kullansa da ne olur? Eşi kullanamaz ya, biletsiz. Yani çiğnenen hak yok.
Ne rezalet, almanyalaşmış orası yahu ... Nerede kaldı rahatlık, insanlık, laisser faire'lik. Ben de bindiğimde yanımda birisi olduğunda çift basamıyorum mu? Eh ...
Tek çiğnenebilecek hak, adam "öğrenci" olur da hanımını indirimli tarife ile bindirir, o zaman ama düdüldüt sesi değişik. Yani yani yani.
Yazık. Neyse, tüm şöförlere kızmıyorum şimdi, kimse bir şey söylemesin, birisi -bence- haksızlık yaptı
Bence de bu türden bir kullanımda beis yok... Madem ki bu hak verilmiş. Ha kocası ha karısı binsin!... Zaten herkesin bu tür bir uygulamayı devamlı olarak yapacağını zannetmem. Belli ki, eşi hanımını uğurlamış ve de büyük bir ihtimalle işyerine geri dönmüştür... Şayet tersi bir durum bile sözkonusu ise, zaten çiftlere özel bir çift kullanım yapmış oluversinler. Biraz da insanlara kolaylık gösterilmesi, önlerine set çekilmemesi gerekli. Kesinlikle şoför arkadaş, o andaki halet-i rûhiyesinin verdiği psikolojiyle böyle bir tepki vermiştir kanaatimce. Yoksa hiçbir İETT şoförü yolcuya zorluk çıkartmaz. Artık günümüzde İETT şoförleri; oldukça kibar, iyiniyetli ve yolcu lehine kararlar veren eğitimli arkadaşlardan...
Hürriyet Gazetesinde 10 Aralık 2005 tarihinde çıkan bir yazı...
Alıntı:
Londra’nın simge otobüsleri seferden kaldırıldı
İngiltere’nin başkenti Londra denildiğinde akla ilk gelen sembollerden çift katlı otobüsler, dün son seferlerini yaptılar. Yarım yüzyıldan fazla süredir Londralılara hizmet veren otobüsler için bir veda töreni düzenlendi. ‘Routemaster’ denilen bu otobüslere son kez binebilmek için Londralılar, adeta yarıştı.
Bazıları otobüste fotoğraflar çektirdi. Tören kalabalığını kontrol altına almak için polisler de görev yaptı. Bundan böyle sadece iki adet Routemaster, Londra’nın merkezindeki turlarda turistlere hizmet verecek. Çünkü Routemaster engelliler için elverişli değillerdi. Klasik Routemaster otobüsleri kullanımdan kalksa da yeni çift katlı otobüsler Londra sokaklarında hizmete devam edecek. Ancak klasik çift katlı otobüslerin fanatikleri, yeni araçları Routemaster’lar kadar çekici bulmadıklarını söylüyor.
Keşke zamanında (çok yıllar önce), İstanbul'un da bunlara benzer iki katlıları olsaydı, günümüze kadar bir şekilde ulaştırılsaydı, şehiriçi ulaşımın simgelerinden biri olurlardı. Ama, bu saatten sonra böyle bir girişim, başka bir şehirde klâsikleşmiş olan araçları haketmeden sahiplenmekten öteye geçemez.
1950'lerin başlarında, İETT de Routemaster türü otobüslere yönelik alımlar yapsaydı, kimbilir belki bunlar da İstanbul'un ulaşım simgeleri olurlardı. Lâkin çok geç...
Bu araçların üst katında ayakta yolcu taşınmaz, zaten eğilmeden de normal boyda bir adam ayakta duramaz, alt katta ise biletçi sık sık ikaz eder "Five standings only!" (Sadece beş ayakta!). Çok kötü hava şartlarında veya bir şekilde seferler aksamışsa da muhteremin insafına kalınmıştır beşten fazlası için. Şimdi bu düzeni Istanbul'da düşünsenize, ne biletçiler hastanelik olurdu ama ya
Altıncı in aşağıya diyorum sana, ahh..
Kemal ÇEVİK
Aslında 1950'li yıllar, bütün dünyada katlı otobüslerin yayıldığı, talep gördüğü yıllar olmuştur. İETT ise; 1951-54 arası Almanya'dan 150 adet Büssing, 1955'de 11 Mercedes-0321-H, 1956-57 arası Çekoslavakya'dan 300 Skoda ve 1958-59 arasında da 76 Mercedes-0321H-L, 30 Magirus-Saturn-II ve 22 Büssing-6500 satın almıştır. 1960'da da 2 adet 3 kapılı Mercedes-0317'ler getirilmiştir. 1950-60 arasında toplam olarak; 593 araç filoya katılmıştır. Bu zaman zarfında çıkan İETT Dergisi'nin muhtelif sayılarında, dünya otobüs üretici ülkelerin son model otobüsleri hakkında sürekli makaleler yayınlanmıştır. Bunların arasında Büssing'lerin katlı modellerini çok gördüm (Bizdeki eski Büssing'lerin görünümlerinin aynısı, sadece 2 katlı olarak). Ayrıca, yine Büssing'lerin aynı görünümlü mafsallı (körüklü) modelleri... Kimbilir, belki de fiyatları pahalı geldi. Bu yüzden İETT'nin bu konuda herhangi bir teşebbüsü olmadı.
Oysa, bu 593 aracın 500'ünün 2 katlı otobüslerden teşekkül ettiğini düşünsenize!... 1980'lere kadar 20-25 yıl boyunca İstanbul caddelerinde çalışan kırmızı-krem boyalı 2 katlı Büssingler, şehrin simgelerinden biri olur çıkarlardı. Tabii ki, İstanbul şartlarına uygun olarak dizaynları yapılması kaydıyla: 2 ya da 3 kapılı ve yüksek tavanlı!... İçine en az 100-150 kişi alabilecek tarzda... Bu girişim ileriki yıllarda da yeni katlı otobüs alımlarıyla desteklenebilirdi.
Belki de tramvay tellerinin yeterince yüksek olmaması, caydırıcı etkenlerden biri olmuştur.
Londra otobüsleri o kadar iyi ve güzel değil. Tabiîki imge rolü oluyor, atla-bin de güzel di ... amma ...
Londra teknolojisi (daha iyisi UK teknolojisi) bütün ingiliz kolonilerine dağildı, nerelerde var, Avusturalya/Tasmanya, Yeni Zelanda, Hindistan. Irak ...
Bağdat'ın çoğu otobüsü kırmızı çift katlı, ama biz bombadan başka bir şey duyup göremiyoruz oradan artık ne yazık ki.
Bence Berlin'in çift katlıları (ki Berlin'den başka sadece Lübeck ile Travemünde arası çalıştı eski modeller) ÇOKKKK daha iyi.
Boyları şahane, boyutları da, üç kapılı, o İstanbul'un Optare'leri oyuncak gibi!
Olsa olsa İstanbul'a Berlin'in otobüsleri lâzım.
Hong Kong'da çift katlı bir milyon senelik tramvay bile işliyor, yani ...