Ana Sayfa  



Selahattin



Pzr 10 Tem 2005, 01:07   Ankara Hasanoğlan Kasabası

Önce Hasanoğlan hakkında bilgiler vereyim sizlere.



Hasanoğlan Nerededir?

Ankara Samsun Karayolunun 35. km sinde Elmadağ ilçesine 13 km kala yolun sol tarafındadır.



(+)



Nasıl Gidilir?

Kasabamıza ulaşım belediye bünyesinde çalışan otobüslerle yapılmaktadır. Ankara'ya ve Elmadağ'ına yapılan düzenli otobüs seferleri Hasanoğlan'ın ulaşımını sağlayan temel unsurlardır.

Ankara'dan Hasanoğlan'a gidecekseniz yapmanız gereken, özel otonuzla, Ankara-Samsun karayoluna çıktıktan sonra Mamak, Kayaş, Ortaköy, Lalahan güzergahını izleyip Lalahan dan sonra 5-6 km daha gidince Hasanoğlan'a girişi sağlayan üstgeçitten geçerek Hasanoğlan'a ulaşabilirsiniz.


TARİHÇESİ

Hasanoğlan köyü ile ilgili Tarihi bilgiler daha önce Köy Enstitüleri Dergisi’nin birinci sayısında Tahir Erdem tarafından yayınlanmış bulunmaktadır. Bu konuda başka yeni incelemeler çıkmadığı için bizde adı geçen dergideki vesikalardan yararlanarak köyün tarihine, bazı noktalar hakkındaki görüşlerimizle kısaca değinmeyi uygun buluyoruz.

Tarihi vesikaların gösterdiğine göre köyün eski adı “ Hasanoğlanı” dır. Sonradan bazı yerlerdeki köy adları gibi zamanla sonundaki sesli harf düşerek “Hasanoğlan” diye anılmıştır.

Her ne kadar zamana ait bir eserde (Küçük Asya ve Köylerimiz gibi) “Hasanoğlu” görülmekte ise de bundan köyün bu adla anıldığı anlamını çıkarmak pek güçtür. Çünkü 1933 de çıkan Köylerimiz adlı kitabın yayınlandığı sırada bu köye halk tarafından “Hasanoğlu” denilmediği belirlenmektedir.

Bununla beraber “Hasanoğlanı” ve “hasanoğlan” sözcüklerinden bu köyün ‘Hasan’ adında birinin oğluna izafe edilerek adlandırılmış olduğunu anlamak mümkündür.Nitekim bugün Ankara’nın Elmadağ şosesindeki Hasanoğlan’a ayrılan yolun kavşağındaki eski mezarlığın ucunda “Hasan Dede” diye ün alan bir yatır ve onun yanı başında “Hasan Dede” pınarı olarak anılan bir yer vardır.(1944) Herhalde köyün tarihi ile bu “Hasan Dede” arasında bir ilgi bulunması ihtimal içindedir. Gerçekten bugün (1944) dahi “Hasan Dede” yatırı köyün manevi hayatında özel bir yer tutmaktadır. Mesela köylüler genellikle yağmur duaları ve adaklarını onun mezarı dolaylarında yaparlar.(Cedderesi) . İstanbul başbakanlık arşivinde Ankara Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü “Kuyud-i kadime” sinde mevcut XVI. Yy ait Tahir Defterinde öğrenildiğine göre o zamanda “ Hasanoğlan” diye geçen bu köy Ankara livasına bağlı ve “Hacı Bayram-ı Veli” ahfadından “Tayyıb Baba” nın tımarı olup kendisine oturak olarak verilmiştir. Aynı kayıtlara göre Kanuni Devrinde bu köyün ev durumu 26-36 hane arasında olduğu düşünülürse nüfusun tahminen 130-180 olduğu anlaşılabilir.

Yine bu vesikalardan edinilen bilgilere göre köyün belli başlı gelir kaynakları arpa buğday gibi toprak ürünleriyle arıcılık, bağcılık ve koyunculuktan ibarettir.

Bütün bu bilgiler Hasanoğlan köyünün en az XVI yy kadar varan bir geçmişi olduğunu göstermektedir. Yine b bilgilerden yola çıkılarak hasanoğlan köyünün çevresinde bulunan diğer komşu köylerden daha eski olduğu anlaşılmaktadır.


Hasanoğlan hakkında bir yazı

Alıntı:
ANKARANIN YEŞİL KASABASI HASANOĞLAN


MUSTAFA ÖZÇELİK

Hasanoğlan,Başkent Ankara’nın 34 km doğusunda Elmadağ ilçesine bağlı,bir kasabadır.

Ankara ‘nın –Samsun karayolunun Hasanoğlan’a ayrılan kavşağında “Hasandede”diye ün alan yatır ve onun yanıbaşında “Hasandede Pınarı “ mevcuttur.Hasandede yatırı köyün manevi hayatında özel bir yer tutmaktadır.Bu mevki kışları çok soğuk olduğundan Hasandede’nin oğulları beldenin bugün merkezi olan Havuzbaşı civarına yerleşirler. Hasandede’nin oğullarına izafeten köyün adı (Hasanoğulları –Hasanoğlu)biçiminde olmuştur.Burada hemen şunu da belirtmemiz gerekir ki,Hasanoğlan’ı halen Kırıkkale ilinin Hasandede beldesi ile karıştırırlar. Bu iki belde birbirinden farklıdır.Birisi Ankaray’a bağlı,diğeri ise Kırıkkaleye bağlıdır.

Hasanoğlan’ın deniz düzleminden en yüksek noktası 1985 metreyi bulan “idris” dağındaki “Kırkkızlar “tepesidir.

Bugüne geldiğimizde Hasanoğlan, onbinaltıyüz nüfusla ilçe olmayı çoktan hak etmiş ,bu hakkının nezaman verileceğini dört gözle bekleyen şirin bir kasabadır.

Kasabanın ekonomisi,tarım,hayvancılık ve sanayiye dayanır.Civar ilçeler ve kasabalar içerisinde Hasanoğlan’ın tarımı çok gelişmiştir.Hasanoğlan’ın ekonomisinde arıcılık önemli bir yer tutmaktadır.Bu yönüyle Hasanoğlan’ın balı civar yörelere göre çok meşurdur.Nüfusun çoğunluğu bir işte çalışmaktadır.Civarındaki fabrikalar belirli oranda genç nüfusu istihdam etmektedir.Bugün Hasanoğlan,emeklisi ve çalışanı çok olan kasabadır.İstihdamla ilgili olarak,kasabamızda yapımı devam eden,Akademi ve ders aletleri fabrikasının tamamlanmasıyla kasabanın nüfusunun daha da artacağı umulmaktadır.

Hasanoğlan’da bugün yedi tanesi kasaba içerisinde iki tanesi yol güzargahında olmak üzere dokuz tane cami mevcuttur.Bunların içerisinde kasabanın en eski yerleşim bölgesi olan Havuzbaşı Mahallesin’de,yapılış tarihi kesin bilinmeyen üst tavanı ağaç işlemeyle yapılmış olan Büyük Cami vardır.

Hasanoğlan’ın ,baklavası, bazlaması ve gözlemesi çok meşurdur.Eğer yolunuz bir gün Ankara’nın şirin kasabası Hasanoğlan’a düşerse sakın gözlemesini yemeden gitmeyiniz.Buyurun misafirimiz olunuz.




Hasanoğlan'dan bir panorama.




(+)



 mesajı beğendiniz mi?: +1
Selahattin



Pzr 10 Tem 2005, 01:17  

Hasanoğlan'nın gelişmesinde en önemli paya sahip olan Köy Ensittüleridir.Bugün Hasanoğlanlı bir çok kişinin kaderini değiştirmiştir,yüzlerce Hasanoğlanlı öğretmen Köy Enstitüleri sayesinde öğretmen olmuştur.Ben de şu an öğretmen isem burdan Köy Enstitüleri kurucularına minnetlerimi bir kez daha sunuyorum.Ayrıca Hasanoğlan'dan bir çok aydın,yazar,ressam,şair vb. yetişmiştir.

Köy Enstitüleri hakkında kısa bir bilgi:

KÖY ENSTİTÜLERİ

Eğitim alanında kırsal kesimde yaşayan halk ile kentliler arasındaki bozuk dengeyi eşitlemek ve köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla 1936'ta Saffet Arıkan'ın Vekilliği döneminde Köy Eğitmeni projesi uygulamasına başlanır. Askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan gençler, Ziraat Bakanlığı'nın işbirliğiyle, modern tarım tekniklerini uygulayan Mahmudiye Devlet Üretme Çiftliği'nde yetiştirilerek köylere gönderilir. Amaç, köye hem bir öğretmen hem de modern üretim araçları ve tarım yöntemleri sağlamak ve eğitimin mali yükünü hafifletmektir. İsmail Hakkı Tonguç yönetiminde başlanan bu projenin başarılı olması üzerine 1937 ve 1939 yıllarında çıkarılan yasalarla köy eğitmeni yetiştirme deneyimi yaygınlaştırılır. Kırsal kesime yönelik bu eğitim uygulaması hiç şüphesiz daha sonra kurulan Köy Enstitüleri için uygun koşullar yaratmış ve Köy Enstitüleri'ne geçişi kolaylaştırmıştır. Yücel, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmasında Enstitülerin özelliğini ve daha önceki kuruluşlardan farklılığını vurgular: "Biz bu müesseselere köy öğretmen okulu demedik. Çünkü evvelce bu isimde müesseseler vardı. Bunları ona bağlamak istemedik. Bunlar yepyeni şeylerdir."

"Enstitü kelimesini biz frenklerin telaffuz ettiği tarzda aldık ve buna alıştık. [...] Biz köy enstitüsünü sadece içerisinde nazarî tedrisat yapılan bir müessese olarak almadık. İçerisinde ziraat sanatları, demircilik, basit marangozluk gibi amelî bir takım faaliyetler de bulunduğu için okul adı ile anmadık, enstitü diye isimlendirmeyi muvafık gördük." Köy Enstitüleri Kanunu'yla ilgili tartışmalar sırasında Yücel, bu hareketin toplumda kentten uzak kalmış yeni bir sınıf yaratacağı iddialarını şiddetle reddeder. Karşıt görüşte olanlar, bundan başka, Köy Enstitüleri'nin gerek kuruluş ve gerekse öğretim yöntemini eleştirmişlerdir. Bu bağlamda ifade edilen kaygı ve düşünceler, köylülerin parasız çalıştırılarak acımasızca istismar edileceği, kız-erkek bir arada eğitim görmelerinin ahlak anlayışına aykırı olduğu, Köy Enstitüleri'nin keyfi olarak geliştirilmiş bir model olduğu ve sonuçta da "yarım münevver" yetişeceğidir. Yoğun bir çaba göstererek bu projeyi gerçekleştirmeye çalışan Yücel ise, tutarlı bir eğitim uygulamasıyla Türkiye'deki öğretmen açığının 15 yıl gibi kısa bir zaman içersinde kapatılabileceğini vurgular. 17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri Yasası çıkarılarak köy okullarında görev alacak olan öğretmenleri yetiştirmek üzere kent ve kasabalardan uzak, geniş arazisi bulunan uygun yerlerde Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. "Köy Enstitülerinde devletin az bir yardımı ile, öğretmen adayları, iş içinde çalışarak hem kendi barınaklarını, dersliklerini ve diğer gereksinimlerini, çalışma yerlerini yapmışlar; hem de gereken genel kültür ile meslekî bilgileri ve tarım çalışmaları yaparak köy için gerekli olan beceriyi kazanmışlardır. Bunlar, işi bilen öğretmen ve usta öğreticilerin rehberliği altında gerçekleşmiştir."

1942-43 öğretim yılında, Köy Enstitüleri'ne öğretmen, bölge okullarına yönetici, gezici başöğretmen, ilköğretim müfettişi ve kesim müfettişi yetiştirmek amacıyla Hasanoğlan Köy Enstitüsü bünyesinde Yüksek Köy Enstitüsü açılır. Enstitülerin ilk resmî öğretim programı 1943 yılında yayımlanmıştır. Programa göre, ilkokulu bitiren çocuklar sınavla Köy Enstitülerine alınır ve karma eğitim uygulanır. Toplam beş yıl süren öğretim zamanının yarısı kültür derslerine, dörtte biri tarım dersleri ve çalışmalarına, dörtte biri de sanat ya da teknik derslere ve çalışmalara ayrılmıştır. Bütün derslerde ve çalışmalardaki temel yöntemin 'yaparak öğrenme' ilkesi olduğu söylenebilir. "Gerek öğretimin eğitsel bir biçimde yapılmasında, okuldaki toplumsal ortamın yaratılmasında ve gerekse toprakların işlenip uygar bir eğitim kurumunun oluşmasında öğrenci - öğretmen ilişkilerinin bir aile yuvasındaki gibi içten oluşunun büyük rolü olmuştur." Zamanla sayıları 21'i bulan Köy Enstitüleri 1944'ten itibaren yılda ortalama 2000 öğretmen mezun etmeye başlar. Köylere gönderilen öğretmenlere tarım araç ve gereçleri ile üretimde bulun-mak ve gelirinden yararlanmak üzere tarla ve irat hayvanları verilir. Öğretmenlerin ödevleri 1942 yılında çıkan 'Köy Okulları ve Enstitüleri Teşkilat Kanunu'nda belirlenmiş ve 'okul ve kurslarla ilgili işler' ve 'köy halkını yetiştirmekle ilgili işler' diye ikiye bölünmüştür. Ulaşılmak istenen hedef, Atatürk'ün halkçılık ilkelerine uygun olarak, geniş halk kitlelerinin eğitim düzeyini yükseltmek, böylece reformların yerleşmesi için gerekli koşulları yaratmak, halkın politik, ekonomik ve kültürel yaşama aktif olarak katılmasını sağlamak ve aynı zamanda kendi hakları konusunda bilinçlendirmektir. Enstitüler, geniş bir halk kütlesine ulaşan bir eğitim ve kalkınma etkinliği olması dolayısıyla ülkenin gelişmesinde en büyük katalizör olarak görülebilir. Nitekim daha başlangıç noktasında kalan bu eğitim modelinin başarısı, 1946'ya kadar köylerdeki öğretmen açığını kapatan 16.400 kadın ve erkek öğretmen ile 7300 sağlık memuru ve 8756 eğitmen yetiştirmiş olmasıdır. Mezunlar arasında Mehmet Başaran (doğ. 1926), Talip Apaydın (doğ. 1926), Fakir Baykurt (doğ. 1929) ve Mahmut Makal (doğ. 1933) gibi yazarlar da bulunmaktadır. Şiir, hikaye ve romanlarında köy sorunlarını işleyen bu yazarlar, sosyal, kültürel ve siyasal etkinlikler de göstererek köy insanının dünyası için bilinç yaratmışlardır. "Köy Enstitüleri sisteminin eğitimimize en büyük katkısı, o güne kadar yalnızca eğitim kitaplarında görülen, fakat geleneksel eğitimin etkisiyle, okula ve sınıflara giremeyen eğitim ilke ve yöntemlerini, doğanın içinde hayata geçirmek olmuştur. Bunların somut birer örneğini vermiştir. Buralarda binlerce öğretmen adayı, bunları bizzat yaşayarak öğrenmişler ve gittikleri okullara da bunları taşımışlardır."

Yücel'in başarısı, bu projeyi Büyük Millet Meclisi'ndeki şiddetli eleştirilere karşın gerçekleştirmiş olmasıdır. 1946'da bu girişim durdurulur ve sonraki yıllarda hiç karşı dayanışma olmaksızın ortadan kaldırılır. "Köy Enstitüleri 'bütün' ünün içinde İnönü'nün büyük ağırlığı olmuştur. İnönü'nün bu desteği savaş bitene, memleketimizde ve dünyada yeni bir güçler dengesi kurulana kadar sürmüştür. Çok partili döneme girilince İnönü artık eski gücünü bulamamış ve bu desteği enstitülere verememiştir. Köy Enstitüleri de, Türkiye'nin öteki reform girişimleri gibi yukarıdan geldiği, tabanda itici bir kuvvete dayanmadığı için, İnönü desteğinin ortadan kalkması enstitülerin oturduğu temellerden en önemlisinin yıkılması olmuştur." Bundan başka, kırsal kesim halkı böyle bir kuruluşun gerekliliğine yeterince hazırlanmamıştır. Böylece proje dinamizm geliştirememiş ve kendi kendisini yürüten bir sürece dönüşememiştir.


 mesajı beğendiniz mi?
Metin Arslan




Cum 25 Ksm 2005, 23:59  

Alıntı:
Hasanoğlan'nın gelişmesinde en önemli paya sahip olan Köy Ensittüleridir

   Su anda bu okullar Anadolu Ögretmen Lisesi olarak faaliyet gösteriyor. Hasanoğlan Türkiye'de tanınıyorsa bu okulun sayesinde.
   Sevgili Selahattin,
Bu okuldan bir kac resim ekleme zamanı gelmedimi. ?


 mesajı beğendiniz mi?
cemilaydemir



Prş 08 Hzr 2006, 00:34  

Sevgili Selahattin,İlk kurulduğunda statüsü Köy Enstitüsü olan Atatürk Öğretmen Lises'sinin ben de siz de birer mezunu olarak ne kadar gururlansak azdır.Ülkemizin eğitim seferberliği başlattığı yıllara damgasını vurmuştur.

 mesajı beğendiniz mi?
Selahattin



Prş 22 Mar 2007, 18:07  

Hasanoğlan'dan  Panoramalar

32 parça fotoğraftan oluşan bu panoramada ilk fotoğraf 14 kareden,ikinci ve üçüncü fotoğraflar 9'ar kareden oluşmaktadır.



 

(+)




(+)


 

(+)






Yardımlarından ötürü Burç Abiye teşekürler.


 mesajı beğendiniz mi?: +8
Mesajları seç: