Taraklı da ve civarı (Geyve-Göynük-Mudurnu-Gölpazarı) ile köylerinde yaşayan halk MANAV olarak bilinmektedir. Manav kelimesinin nereden geldiği ve bu yörelerde yaşayan halkın niçin manav olarak belirtildiği hakkında aşağıda kısmen açıklamaya çalışayım. Fakat daha detaylı bilgileri Vikipedi den veya internetten merak eden arkadaşlarımız bulabilir.
Taraklının ve manavların yüzyıllardan bozulmadan günümüze ulaşmasının sebeplerini bu yazıdan anlayabiliriz.
Manav Türkleri
Anadolu'ya göç ederek gelen Türkler'den bazıları yerleşik hayata geçerek tarım faaliyetlerinde bulunmaya başlamışlardır. Buna bağlı olarak manavlık, “Batı Anadolu’ya dışarıdan gelen (göçmen/muhacir) ve göçebelikten yerleşmiş (Yörük) nüfus dışında eskiden yerleşmiş köylere / köylülere verilen ad veya “Yerli Halk”, “Yerleşik Türk / Türkmen Topluluğu” ya da “Yerli olan, muhacir olmayan” ve yahut “hareketli nüfusa karşın yerini değiştirmeyen, devamlı olarak orada oturan “Türkçe dışında dil bilmeyen” topluluk üyeleri olarak tanımlanmaktadır. Manavlar, Anadolu Selçuklu'nun bakiyesi olan Türkmen halkıdır.
Balkanlara Karadeniz'in kuzeyinden gelen ve Hıristiyanlığı kabul eden Peçenekler ve Kumanlar gibi Türk toplulukları da dönem dönem Bizans tarafından Anadolu'ya yerleştirilmiştir ve bu toplulukların, yerleşik hayata geçen Oğuz Türkleriyle kaynaşarak Manavları oluşturduğu da düşünülmektedir.
Cevdet Türkay'ın "Osmanlı İmparatorluğu'nda Oymak, Aşiret ve Cemaatlar" adlı eserinde belirtilene göre Manavlar "İçel sancağı, Anamur kazası (İçel sancağı), Manisa kazası (Saruhan sancağı) Düşenbe kazası (Ala iye sancağı) gibi yörelerindeki yörükan taifesidir." Diğer bir deyişle, Manavlar aslında göçebe Türkmenler olup Anadolu'nun çeşitli yerlerine dağılmış bulunmaktadırlar.
Manav Sözcüğü
Manav kelimesi, öz-Türkçe bir sözcüktür. Zira, Manav deyimine "Orhun kitabeleri"nde de rastlanmaktadır ve Bey anlamına gelmektedir. Manav sözcüğünün; Türkistan’daki Kazak-Kırgız ve Sibirya’daki Yakut (Saha) Türkleri’nde kullanılan, koruyucu soylu kişi ve boy beyi anlamına gelen “Manap” ve “Manag”dan geldiği sanılmaktadır.
Eski Türkçe’de “v” sesinin olmamasından dolayı, “Manap” sözcüğündeki “p” ve “Manag” sözcüğündeki “g” sesinin yumuşayarak “Manav” sözcüğünün ortaya çıktığı düşünülmektedir. (Örneğin; berim=verim, takuk=tavuk, kagun=kavun vb gibi.) “Manap”ın; Çağatay Türkçesi’nde “asilzâde, asâlet, beyzadelik”, Kırgız Türkçesi’nde “feodal kabilelik üst tabakasının mümessili” veya “Kırgız Lideri”, Kazak Türkçesi’nde “ağa, bey” ile “Manag”ın; Yakut (Saha) Türkçesi’nde “koruyucu, güdücü, bakıcı” anlamlarını taşıması ve de Türkistan’ın kuzey bozkırlarında yaşayan Kırgız ve Kazakların boy ve oymak başlarına “Manap” demeleri ile 1860’larda Kırgızlar’dan Bugu (Geyik) kabilesi ve Sari Bağış boylarının başlarında Manapların yer alması olguları da, “Manavlar=Yerli Türk/Türkmen” görüşünü desteklemektedir.Kırgızistan'daki Manas destanında yer alan ve soylu beylere verilen Manap ifadesi de bunlara ilave edilebilir.
Aynı zamanda manav sözcüğünün Yunan dilindeki "manavis" sözcüğünden türediği de söylenir. Yunan dilinde manavis, "100 yıldan önce" anlamına gelmektedir. Uzun süredir belli bir bölgede yaşayan halk için, "bilindi bilineli burada yaşayanlar" anlamında kullanılmaktadır. Eski Türkçe'den daha yeni bir dil olan Yunanca'ya 'Manap-Manag' sözcüklerinden geçmiş olması daha muhtemeldir.
Diğer bir yanda, "manav" sözcüğü, Türkçe'de çiftçilikle uğraşan ve geçimini ürettikleri ürünleri satarak geçinen anlamına da gelmektedir. Anadolu'ya ilk göçen Türkmenler, yerleşik hayata geçip tarım faaliyetlerine başlamış olmalarından bu sözcük kullanılmış olabilir. Bu görüşü destekleyen bir durumda, Osmanlı kayıtlarında saraya ve İstanbul'a sebze-meyve temin eden köylere "manav köyleri" tabiri kullanılmasıdır. Zira hayvancılığın yapıldığı köylere "kasap köyleri", arıcılığın yapıldığı köylere "kovan köyleri", ormancılığın yapıldığı köylere "tahtacı köyleri" şeklinde tabirlerin kullanıldığı görülmektedir. Bu görüşe göre manav sözcüğünden, tarımla uğraşan Türkmen köylerine takılan bir lakap kastedilmektedir. Daha sonra bu köyler, 18.yy'la birlikte muhacırlerden, hala konar-göçerliğe devam eden Türkmenlerden ve Anadolu'ya gelen diğer unsurlardan kendilerini ayırt etmek için manav lakabını ön plana çıkarmaya başladılar. Zira günümüzde Anadolu'da kendilerini Kasap, Kovan veya Tahtacı olduğunu söyleyen topluluklar da vardır.
Manavların Karakteristik Özellikleri
Türkologlar'a göre, Manavların, Türk soylu olduğunu gösteren en önemli delil, Mongolid karakteristikleridir; Manavlarda gözlerdeki çekiklik ve yuvarlak yüz hatları hemen farkedilebilir. Türkologlar'a göre başka bir delil ise, manavların eski sosyal yaşamda büyük önem tutan ipek böcekçiliğidir. Özellikle Marmara Bölgesi'ndeki manav köyleri Orta Asya'dan gelen alışkanlıklarıyla ipek böceği üreticiliği yapmaktadır. Örneğin; Osmanlı döneminde Bursa'daki ipek kumaşların üretiminde bu ipek böceği üretimini yapan manav köylerinin payı büyüktü. Son yıllara kadar manav köylerinin en büyük geçim kaynağı ipek böcek yetiştiriciliğiydi ve hala bunu sürdüren köyler mevcuttur.
Manavlar, Türkçe'den başka bir dil anlamazlar. Türkçe'den başka sözcükler-ünlemler kullanmazlar. İkinci dilleri ya da mahalli dilleri yoktur.
Geçmişte, yerleşik hayata geçen veya Yerleşik düzene adapte olan Türk toplulukları, Konar-Göçerliğe devam eden Yörük-Türkmen toplulukları ile sorunlar yaşamışlardır. Hatta, Manavlar, konar-göçerliğe devam eden Yörük-Türkmen grupları tarafından yerleşik hayata geçtikleri için küçümsenmişler ve her zaman alaya alınmışlardır. Çoğu zaman Konar-Göçer Yörük ve Türkmenler, göç yolunda karşılarına çıkan yerleşik (manav) Yörük ve Türkmen köyleriyle ters düşmüşlerdir. Bazı zamanlar, Konar-Göçer gruplar manav köylerini talan etmişler ve yerleşik köyler üzerinde baskı kurmuşlardır.
Son derece uysal, mülâyim ve başkası tarafından söylenenlere fazla karşı çıkmayarak yani tartışmayarak geleneksel yaşamlarını sürdüren Manavlar kendi ifadeleri ile; “yedi kez düşünmeden adım atmayan”(yavaş davranan) bir yapıya sahiptirler. Bu uyumlu ve uysal yapıları, başkalarına “sen bilirsin” ya da “siz bilirsiniz” ifadesinin sık kullanılmasında da kendini göstermektedir.
Manavlar, uzun yıllar Rum köyleri ile komşuluk yapmışlar ve uyumlu kişilikleriyle onlarla iyi geçinmeyi başarabilmişlerdir. Ancak kız alıp verme konusunda son derece tutucu davranıp Rumlarla kaynaşmamış ve kendi geleneklerini koruyabilmişlerdir.
Birinci Dünya savaşı sonucunda Osmanlı'nın gittikçe toprak kaybetmesiyle, eski Osmanlı topraklarından Boşnak, Arnavut, Çerkez , Laz, Gürcü gibi anadili Türkçe olmayan göçmenler ile Muhacir diye adlandırılan ve Balkanlar'dan gelen Türk kökenli gruplar Anadolu'ya göçmüşlerdir. Bu dönemde yerli köyler kendilerini göçmenlerden ayırmak anlamında Manav olduklarını belirtmeye başlamışlardır.
Manavlar dışa açılmayı pek tercih etmediklerinden uzun yıllar bu müslüman göçmenlerle dahi evlilik yapmamışlardır. Manavlar geleneklerine bağlı olduklarından daha çok köy yaşamını tercih etmişlerdir. Şehirlerde yaşayanlar da azımsanmayacak kadar çoktur.
Tarih ve dokusunun etkisini üzerinden taşımasını inatla sürdüren Taraklı evleri ve dokusu hızla son 3 yılda hızlı bir diriliş atağına geçerek aşağıdaki görüntüler oluşmuştur.
Yenileme işlerinde emlak vergileri için Özel idareye tahsis edilen %10 emlak vergisi kültür payları, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteklemeleri ile Özel sektörün destekleri ve Taraklı Belediyesinin açmış olduğu Restorasyon atölyesi öncü olmuştur. Yapılan işlemler buradaki Ustaların ve yetiştirdiği yerli elemanlar tarafından yapılmış ve büyük bir istihdam ve sektörün oluşmasıda iç büyüme oluşturmuş,kredilerin yönlendirilmesi sağlanmıştır.
KÜÇÜKHANIN TAMİRAT İŞLERİNDEN SONRAKİ ŞİMDİKİ HALİ. ALT KATI YÖRESEL EL İŞLERİ SERGİSİ OLARAK ÜST KATI İSE HAN CAFE-SOFRASI OLARAK FAALİYET GÖSTERMEKTEDİR.
(+) [/url]
BUDA TARİHİ ÇINAR AĞACI. MALESEF 2 KERE YANGIN GEÇİRDİĞİNDEN DOLAYI GÖVDE İÇİNDE OYUKLAR VAR. KORUNMASI HUSUSUNDA YARDIMCI OLABİLECEKLERE DE DUYURULUR.
BELEDİYE PARKI ARAKSINDA BULUNAN BU TARİHİ BİNA EV OLARAK KULLANILMAKTA İKEN RESTORE EDİLİYOR ŞU AN. İLERİDE KAFE VE RESTORANT OLARAK HİZMET ETMESİ PLANLANIYOR. EĞER YOLUNUZ DÜŞERSE BURASININ DUVAR BOYAMALARI VE TAVAN SÜSLEMELERİNİ ZİYARET ETMENİZİ TAVSİYE EDERİM.
(+)
BURASIDA AYNI EVİN 2.KAT SOFA ÇIKMASI VE SAÇAK SÜSLEMELERİ.
(+)