1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 32  |
 |
Cemoli D18
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 00:04
Peki devletin ölüm timi var mı kralım?
İstihbarat yurt dışında bunu yapabilir...
|
 |
mafakyanc
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 00:27
| Alıntı: |
| ABD'de, Aynı anda uçak kaçırıldı, ikiz kulelere saldırıldı, aynı uçaktan bir iki tane daha kaçırılıp, pentagon'a çaktırıldı.. |
O dönemdeki Amerikan Yönetimi ne dediyse, onlara inanarak konuşuyorsunuz!!!
Eğer Pentagon'a "çakılan" o nesne bir uçak ise (iddia edildiği gibi sivil bir yolcu uçağı ise...) ben de ŞİMENDİFER'im!...
|
 |
rdv10
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 00:43
Kemalistlerin açtığı taga bakın.
Bakın bunlar bu ülkenin 100 yılını kendi sığ ideolojilerine kurban ettiler şimdi gelecek 100 yılı çalmak için var güçleriyle PKKya sarılıyorlar
Ama nafile. Türkiyenin geleceğinde sizlere yer yok
|
 |
M. Ali veli
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 00:47
hep bu saray kelimesi üzerinden saltanat ve devrilmesi gereken bir makam olarak lanse ediliyor. artık günümü<de her şeyi dil belirliyor.
HDP açıklamasında masum sivillere karşı yapılan bu saldırılar kabul edilemez gibi BM AB tarzında bir açıklama yapmış. sivil vurgusu aslında askere ve polise yapılan saldırıları meşrulaştıran bir işleve sahip.
Numan Kurtulmuş da HDPden canı gönülden kınama bekliyor. HDP kınasa noolcak kınamasa hala neden muhatap alıyorsun bombacıya taziye ziyaretinde bulunup onu şehit diye kutsallaştıranları.
yazık Ak parti kendi ayağına kurşun sıkıyor...
|
 |
Mehmet DK
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 01:51
Uykudan uyanıp, geçen zamandaki verimsizliğin biran önce giderilmesi için yola çıkmış Türkiye'yi görenler, anlayanlar ve çekemeyenler milletimizi kamplara bölerek, ırk, mezhep, ideolojik v.b. unsurlarla birbirine düşman yapmak istemektedirler. Milletimizin, nesillerimizin ahlakını bozarak, inancımızdan, İslam’dan uzaklaştırıp çökertmek istemektedirler. Tüm bu çirkefliklere, haysaızlıklara tek vucut halinde mücadele etmemiz gerekiyor. Bu uğurda da tüm ülkesini ve milletini seven bizlere büyük görev düşmektedir. Yazıp çizmek ile, beddua etmek ile, lanet olsun demekle, partizanlık ile bu çirkefliklerin önüne geçemeyiz. Tek bir vucut olmalıyız. Ülkenin geleceği, çıkarı ve huzuru sadece bu düşünceyi benimsemiş kişiler tarafından belirlenir. Tek vucut olmanın zamanı gelmiştir, geçmesine müsade etmiyelim. Bu gidişatımızı ve çıktığımız bu yolu kimsenin kapatmasına müsade etmiyelim.
|
 |
mafakyanc
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 13:47
@ Sn. Mehmet Dabak :
Yukarıda yazdıklarınıza, bir T.C. Vatandaşı, artı Türkiyeli artı (kendini yeterince Türk hisseden) bir Türk olarak ve de apolitik olarak yeni bir şapka giyip %1500 katılırım.
Ancak mevcut siyasi iradeden de en azından bundan sonraki yol haritamızın (en azından dış politikada) ne olacağını bilmek, duymak ve en azından "hissetmek" de isterim.
Bugün (an itibariyle) bir analiz yapacak olursak:
1) Tam güneydoğumuzda, "Irak sınırı" dediğimiz artık göstermelik kalmış sınırın güneyinde fiilen bir Kürt Devleti oluşmuştur. (Barzani'nin liderliğindeki oluşumdan bahsediyorum...) Barzani ve yandaşlarının güvenilmez dansözler olduğunu biliyoruz. PKK denilen illet halen bu Kuzey Irak Kürt Devleti topraklarında barınabilmektedir.
2) Daha doğuda İran'ın ve de Ermenistan'ın T.C. ile çok dostane ilişkileri olduğunu söyleyemeyiz; Ermenistan zaten Rusya'ya askeri üsler de sağlayarak rengini alenen belli etmektedir. İran'la ise tarihsel ve aptalca bir mezheb farkından kaynaklanan gerginlik ve güvensizlik ortamı zaten yüzyıllardır mevcuttur. Ancak şu günlerde, Batı'nın yeni kaldırdığı ambargo sonrasında, İran Şark Kurnazlığı da yaparak işine gelen alanlarda Türkiye'den belli şekillerde yararlanacaktır ama ondan sonrası "öküz öldü, ortaklık bitti !" hikayesine dönüşür... Zaten AB/D'nin gayesi SSCB'nin dağılmasından sonra Rusya'ya yaptıklarını İran'da da yapmak: "sizi modernize ediyoruz" diye İran'ın elindeki maddi kaynakları olabildiğince söğüşlemek, sağmak!...
3) Kuzey'de Rusya, Batıda özellikle Yunanistan'la olan ilişkilere hiç girmeyelim; sayfalar tutar...
4) Güncel olan, ve güneybatıdaki (yani Suriye tarafındaki) durum en önemlisi/kötüsü: Amerika ve AB öte tarafta da Rusya bu konuda bal gibi aralarında anlaşmış gibi gözüküyor. İsrail de bunların erketesi durumunda (özellikle de askeri açıdan; zira elinde çok ciddi bir askeri güç ve teknoloji mevcut...) Daha üç gün öncesinde Suriye'deki birtakım baldırı çıplaklar güruhları bir Federasyon ilan ettiler. Bu işin, henüz girizgahı. Yapılmak istenen şeyler (aşamalı olarak):
a) Böyle bir federasyon veya benzeri bir oluşumla, mevcut T.C.-Suriye sınırının altında kalacak 50-100 km. genişliğindeki bir koridorda ikinci bir Kürt Devletçiği oluşturmak. Bu şekilde Kürt kontrolünde olan bir bölgenin Akdeniz'e çıkmasını sağlamak.
b) Sonrasında bu oluşumu Kuzey Irak Kürt Devleti ile (tek bayrak altında) birleştirmek. Bizim topraklarımızdaki boru hattı'nın değer bir anda sıfıra düşecektir. (Bu yeni oluşturulacak Kürt devletinde Akdeniz çıkışlı yeni bir petrol boru hattı acilen inşa edilecektir...) Buna karşılık Rusya'ya da Suriye'deki askeri üslerini muhafaza etme garantisi de verilmiş olsa gerek; yoksa Igor kolay kolay Suriye'den toparlanmazdı. Ancak Igor'un herhalde Ukrayna ile daha görülecek hesabı var da orada AB/D ile nasıl anlaşacak/anlaşmış acaba?
c) Daha da sonrasında, "siz buralarda yeterince kaldınız, artık bize lazım oraları" deyip Türkiye'den Hatay'ı, Kilis'i, Şanlı Urfa ilinin güney bölümünü ve tabii ki en büyük hayalleri olan Diyarbakır'ı bahsettiğimiz Kürt Devleti'ne katmak...
Bunlar önümüzdeki 3-4 yıl içinde değil aşamalı olarak bugünle 20-25 yıl içinde gerçekleştirilmek istenen senaryolar.
Şimdi bana bunlara karşı T.C. siyasi iradesinin (bugünkü irade ve gelecektekiler) nasıl caydırıcı ve önleyici bir politika izleyeceklerdir; bunun olası senaryolarını yazabilir misiniz lütfen?
Bu arada bilmeyenler için peşinen söyliyeyim: TSK'ne bu konuda aşırı ümit bağlanmasın!... Lütfen yanlış anlaşılmasın; TSK'nin olası beceriksizlik ye da cesaretsizliklerini kesinlikle kasdetmiyorum. İş gögüs göğüse çarpışmaya gelebilse, kimse bizim önümüzde duramaz. Ama savaşlar artık "teknolojiyle" yapılıyor, "bilek ve iman gücüyle" değil!
TSK de maalesef donanım olarak: Kara ve Hava Kuvvetlerinde ağırlıklı olarak ABD teknolojisine ve alt yapısına, Deniz Kuvvetlerindeyse ise kısmen ABD kısmen de Alman teknolojisi ve alt yapısına bağımlıdır. Son 20 yılda (bakın son 10 yıl tanımlamasını özellikle kullanmıyorum zira son 10 yılda ortaya somut olarak çıkan projelerin bir de 10 yıl öncesinin evveliyatı var; bunları yok saymak olmamalı!...) milli silah/savunma sistemleri adına pekçok olumlu gelişmeler var ama bunlar hiçbir zaman yeterli olamayacak. Zaten ne Türkiye, ne de Amerika dışında bir başkası, %100 milli sayılabilecek savaş/savunma sanayi ürünü (buna artık vazgeçilmez durumdaki yazılımlar da dahil...) üretemiyor. Çin ve Rusya önemli ölçüde "tersine mühendislik" yapmak zorunda kalıyorlar ve teknoloji olarak genelde Amerika'nın hep bir arkasında kalmalarının çözümünü nitelik olarak değil de nicelik olarak (yani adet olarak daha fazla sayıda silah/sistem üretmekle) kapatmaya çalışıyorlar. Bu açıdan değerlendirirsek, körü körüne girişilecek bir olası savaşta (ve bu savaşın da teknoloji bazlı bir savaş olması halinde) TSK'nin mühimmat başta olmak üzere pilinin tükenmesi çok uzak bir olasılık (maalesef) değil... Kaldı ki bu süreçte elde, mühimmatı yollayacak/taşıyacak silah platformunun (özellikle savaş uçakları konusunda)
ne kadarı telef olur; orasının hesabı dahi zor. Eğer ki Rusya ve/veya AB/D direkt olarak böyle bir savaşa bulaşmazlarsa ve Kürt taifesine sadece silah/mühimmat sağlarlarsa zorlu ve kayıpları yine de büyük olacak bir kara savaşında Türkiye zor ve geç olsa da üstünlük sağlayabilir (unutmayınız: ilk önce Suriye cephesinde ama tırmanmayla birlikte hem de Irak cephesinde savaşmak zorunda kalınabilir; Irak coğrafyası ise çok daha zorlu...). Karşı tarafta, aslında kalleş ama savaşsever ve bu konuda da kabiliyetli Kürt'ler olacağını (yani yalelli Arap'lar olmayacağı) da işin hesaplanması gereken bir diğer yönü...
Çoğunuz bilmeyebilir: İstiklal savaşı süresince Ankara Hükümeti Rusya'dan (Bolşevizm'e yeni geçmiş olan Rusya'dan) silah, muhimmat ve parasal (altın) yardımı almıştır. Taksim'deki anıtta bile bu yardımın teşekkür ibareleri mevcuttur. Ama artık silah teknolojisi öyle bir durumdadır ki, siz mevcut tankınızda ya da uçağınızda isteseniz bile Rus mühimmatı kullanamazsınız.
Sözü daha fazla uzatmayayım. Bize herşeyden önce yanılmayacak ve başarı şansı yüksek bir "A Planı", bunun yürümemesi halinde kullanılacak bir de "B Planı" (hatta "C Planı") gerekiyor.
|
 |
nedimussoy
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 14:12
99 yılında orada burada deprem olacak diye haftalarca insanları sokaklarda yatırdılar.
Şimdi de bomba patlayacak diye evlere hapsediyorlar...
|
 |
Yusuf Esengül
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 14:17
Ama bu sefer söylentiler doğru çıktı maslesef.
Normal varandaşlar aradında bile bir sürü Whatsapp mesajı dolaştı 18-19- 20 Martta dikkatli olun diye.
Evet teröre boyun eğmemek lazım.
Ama ihtiyatlı olmak için toplu yerlerden kaçmayı da engelleyemeyiz.
|
 |
Müco42
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 14:21
Bir de bu olayları fırsat bilen şakacılar!ortaya çıktı. Ortaya çantalarını atıp bomba var diye milleti kandırıyorlar. Sonra da buna gülüyorlar. Aslından bunu yapanları bomba patlatmış gibi yargılayacaksın.
|
 |
Hamza Koçak
7 yıl önce - Pzr 20 Mar 2016, 14:23
Malesef yakında bir bomba daha patlayabilir.
Erdoğan 29 mart'ta abd'ye gidecek. Erdoğan ne zaman abd'ye gidecek olursa memlekkette bir bomba patlar.
Allah devletimizi, milletimizi ve vatanamızı korusun.
|
 |
sayfa 32  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|