Ana Sayfa 878 bin Türkiye Fotoğrafı
  
Antalya Elmalı - Tekke Köy - Abdal Musa Türbesi
Sayfa: 1, 2  Sonraki
Ana Sayfa -> ANTALYA
cevap yaz (üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
erengin
9 yıl önce - Çrş 06 Tem 2005, 10:11
Elmalı - Tekke Köy - Abdal Musa Türbesi


"Hind'den bezirganlar gelir yayınur
Aşık olan bu meydanda soyunur
Pişer lokmaları açlar duyunur
Toklar gelür pirim Abdal Musa'ya"

Kaygusuz Abdal

Abdal Musa Türbesi Elmalı ilçesinin 14 km uzağındaki Tekke köyünde
Elmalı Finike karayolundan saparak ulaşılıyor.





(+)





(+)





(+)


Kaygusuz Abdal'ın asıl adı Alaaddin Gaybi imiş. Alanya Beyi'nin oğlu olan Gaybi bir geyik avı sırasında okuyla yaraladığı geyiğin izini sürerken Abdal Musa'nın dergahına varmış ve dervişlerden geyiği sormuş. Abdal Musa koltuğunun altına saplanan oku göstererek "oğul attığın ok bu muydu" deyince şaşırıp üzelen Gaybi onun tekkesine kul olmuş ve Kaygusuz adını almış. Kırk yıl orada hizmet etmiş. Biz bugün onu halk şiirinin önemli isimlerinden biri olarak biliyoruz. Türbenin duvarında bu olayı anlatan bir resim ve yanındaki parkta bir heykel var.



(+)




(+)


Abdal Musa her yıl Haziran ayında Tekke köyünde yurdun dört bir yanından gelen misafirlerle ve etkinliklerle anılıyor.


Mete Baştürk
9 yıl önce - Çrş 06 Tem 2005, 20:21

Sadece resimleri ile değil kısa açıklamaları ile de bizlere Anadolu Kültürünün önemli bir parçası olan Abdal Musa'yı tanıttığım için sana şükranlarımı sunuyorum.

Esen Kal.


erkandogan
7 yıl önce - Çrş 30 Ağu 2006, 13:52

merhabalar

yaklaşık beş yıl önce Abdal Musa hazretlerinin ziyaretine gittim.çok orjinal,çok güzel bir yer.biz hep büyüklerimizi menkıbelrle tanıyoruz.oysa onların gerçek hayatı şimdi yaşınılan Aleviliğe benzemiyordu veya şimdi ki Aleviliğin islama bakış açısını taşımıyorlardı.her neyse onların gerçek takipçileri oraya uğradığında genizlerinde taze gül kokusunu duyacaklardır.resimler için teşekkürler.yalnız kubbedeki alemin  daha yakın bir görüntüsünü yayınlarsanız sevinirim.


halily

6 yıl önce - Pzr 05 Ağu 2007, 23:11

Abdal Musa türbesin den bir görünüm.
 

(+)


Hüseyin Çimrin

6 yıl önce - Pts 06 Ağu 2007, 23:58
Elmalı-Tekke Köy-Abdal Musa Türbesi ve Kaygusuz Abdal


Kaygusuz Apdal (Asıl adı Gaybi)konusunda sizleri bilgilendirmek isterim:

ELMALI'DA ALANYALI BİR TEKKE OZANI:KAYGUSUZ ABDAL

Kaygusuz Abdal, II.Murat devrinde (1421-1452) yaşamış; Alanya'da başlayan serüveni Elmalı'ya, oradan da Mısır'a kadar uzanmıştır.

Kaygusuz Abdal'ın yaşamı çeşitli söylentilerle doludur. Bir söylentiye göre, Karamanoğulları devrinde, Alanya Beyi'nin Gaybi adında bir oğlu vardır. Ele avuca sığmayan, geçit vermez dağlarda at koşturan, cirit atan oğul, vamanının büyük bir bölümünü geyik avında geçiriyormuş. Bu çevrede dağlar birden bire yükseldiğinden, avcılık bugün bile sevilen bir spordur bu bölgede. O devirlerde okla avlanılırmış. Gaybi de bir gün yine okunu yayını hazırlamış, şu dağ senin, bu dağ benim derken bir alageyiğe rastlamış. Arkasından yıldırım hızı ile at sürmüş, ancak yakalayamıyacağını anlayınca, yayını germiş, okunu fırlatmış. Ok hedefini bulur, fakat geyik bir türlü yere yıkılmaz. Gaybi'nin oku koltuğunun altında, geyik  kanını akıta akıta rüzgar hızı ile koşar. Gaybi de arkasından. Geyik önde, Gaybi arkada, dere tepe aşarlar. Efsane bu ya; ta Alanya Dağları'ndan Elmalı yöresine geçerler. Elmalı Ovası'nı bir uçtan bir uca geçen yaralı alageyik sonunda, bugünkü Tekke Köyü'nde bulunan Abdal Musa Dergahı kapısında kaybolur gider.

Bey oğlu Gaybi kan ter içinde dergahın kapısına dayanır. Birkaç derviş onu karşılayarak, ne istediğini sorarlar. Gaybi olup biteni anlatır. Dervişler:
- Biz, böyle bir Alageyik görmedik, derler. Gaybi ısrar eder, çekişme büyür. Tam bu sırada dergahın, nur yüzlü, yaşlı şeyhi Abdal Musa kapıda belirir ve gürültünün nedenini sorar. Anlatırlar. Abdal Musa cübbesinin önünü aralar, koltuğunun altına saplanmış oku göstererek:

- Oğul, atttığın ok bu mudur? der. Bey oğlu oku görür görmez tanır.

- Evet bu.. Benim okum. Onu, sapındaki gümüş halkasından tanıyorum.

Böyle der ama, kendinden de geçer. Artık bundan sonra onu bu dergahtan kimse ayıramaz. Adını, sarayını unutur. Abdal Musa'nın Kaygusuz Abdal adında bir dervişi, dervişlikten öte onun gerçek bir ozanı olur.

Gaybi'nin babası günlerce, haftalarca oğlunu arar, bir türlü bulamaz. En sonunda haber alır ki, Elmalı'da Abdal Musa'nın dergahındadır. Haber gönderir, oğlu gelmez. En sonunda yanına askerlerini, adamlarını alıp, Elmalı üzerine yürür. Söylentiye göre, Tekke Köyü ile Akçeiniş Köylerinin 3-4 km yakınındaki bir tepenin yanında Alanya Beyi'nin adamları ile Aldal Musa Dergahı'nın edenleri karşı karşıya gelirler. Bunun sonucu ne olmuş bilinmez ama, Alanya Beyi her ne yaptı ise, Gaybi'yi geri getiremez. Gaybi,

Hind'den beziganlar gelir yayınır,
Pişer lokmalar açlar doyunur,
Aşıkları gelir bunda soyunur,
Erler gelir şahım Abdal Musa'ya..

diye Abdal Musa'ya bağlılığını dile getirir.

Yunus için Tapduk Emre ne ise, Kaygusuz Abdal için de Abdal Musa odur. Kırk yıl hizmetine koşar, kırk yıl ocağında pişer. Bu ocakta pişmeyenler, nasıl gelmişlerse, kaskatı yine öyle giderler, ham ruhlular, gönül adamı, olgun olmayanlar da vardır. Kaygusuz  Abdal, bir taşlamasında şöyle der:

Bir kez aldım ben karıdan
Boynu da uzun borudan
Kırk Abdal kanın kurudan,
Kırkgün oldu kaynatırım kaynamaz.

Sekizimiz odun çeker,
Dokuzumuz ateş yakar,
Kaz kaldırmış başın bakar,
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz.

Kaza verdik birçok akçe,
Eti kemiğinden pekçe,
Ne kazan kaldı ne kepçe,
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz.

Kaz değilmiş be bu, azmış,
Kırk yıl Kafdağı'nı gezmiş,
Kanadın kuyruğun düzmüş,
Kırk yıl oldu kaynatırım kaynamaz.

Kaygusuz Abdal  n'idelim,
Ahd ile vefa güdelim.
Kaldır postu biz gidelim,
Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz.

Kaygusuz'un şiirlerinde çekici bir sadelik vardır. Engelsiz akan ırmaklar gibi çağlar gider.

Abdal Musa'dan gerekli eğitimi gören ve orada Kaygusuz Abdal adını alan Gaybi, 40 yıl dergaha hizmet etmiş. Derler ki, Yunus örneği gibi, dağdan odun getirirken devamlı doğru odunları getirir, eğri odun bu dergahın kapısından giremez, dermiş. Zaman geçmiş Kaygusuz Abdal yetişmiş, Anadolu'yu karış karış gezerek, kendisini gerçek yolunda Anadolu'yu aydınlatan bir görevli saymıştır. Onun nerede, ne zaman öldüğü tam kesin olarak bilinmemekle birlikte, şiirlerinden, Osmanlı Padişahı II. Murad devrini yaşadığı, onun ordusu ile Rumeli'ye gittiği, bu bölgede geziler yaptığı anlaşılmaktadır. Onun bir Divanı, Dolapname adlı bir Mesnevisi, bir de Budalaname isimli bir eseri vardır. Bütün eserleri, İstanbul Nuruosmaniye Kütüphanesi'nde yazma bir ciltte toplanmıştır. Kaygusuz Abdal'ı, obeşinci Yüzyıl Anadolu'sunu aydınlatan, ana diline bağlı ozanları arasında başta saymak gerek. Kaygusuz, devrinin açık sözlü Yunus'udur.

O'nun gerçeküstü, sembolik şiirlerinden biri şöyledir:

Kaplı kaplı Kaplumbağalar
Kanatlanmış uçmaya
Kertenkele geçmeye
Kırım suyun geçmeye

Kelebek ok yay almış,
Aba şikara çıkmış,
Domuzları korkutur
Ayıları kaçmaya.

Leylek koduk doğurmuş
Havda zurna çalar
Balıklar kavağa çıkmış
Söğüt dalın biçmeye

Bir karınca devenin
Tepmiş oyluğun ezmiş
Bir budunu götürmüş
Dönüp ister kaçmaya.

Domuz düğün eylemiş
Ayıya kızın vermiş
Maymun sinde getirmiş
Kaftan gömlek biçmeye

Ergene'nin Köprüsü
Susuzluktan kurumuş
Edirne Minaresi
Eğilmiş su içmeye.

Deve hamama girmiş
Dana dellaklık eder
Su sığırı natır olmuş
Nöbet ister çıkmaya

Kaygusuz'un sözleri
Hindistan'ın kozları
Bunca yalan söyledim
Girer misin uçmaya.

Kaynak: Hüseyin Çimrin, Antalya Folkloru II.Kitap, Antalya-1985


Ana Sayfa -> ANTALYA