İnternette inanılmaz iş fırsatı vaadiyle gemici arayan bir sürü firma mevcut!!
Ay'da 3000 Dolar para, Değişik ülkeleri görme fırsatı, belki de her limanda ayrı bir sevgili vaadi ile kandırıyorlar insanı...
Böyle iyi para, muhteşem koşullar, başka ülkeleri görme imkanı ile başlayan umutlu yolculukların, İstinalar kaideyi bozmaz bir çoğu aşşağıda birazdan okuyacağınız hikayede ki gibi sonu hüsran ile biten hikayeler barındıyor...
Bir nevii " Modern İnsan Tüccarlığı " gibi birşey...
Dahası beklediğiniz parayı kazanamadığınız gibi size imzalatılan sözleşmeler ile burada sözleşmenizin sonuna kadar çalışmanız zorunlu kılınıyor ve daha sonra hakkınızı aramanıza dahi müsaade edilmiyor...
Aşşağıda ki gibi internette dolu hikaye mevcut!
Daha beterleri de var!
İstiyorum ki ; Maddi sıkıntıya düşmüş, mecburiyetten ailesi ile 8-10 ay görüşmemeyi bile göze alan kardeşlerimiz daha fazla bu tuzağa düşmesinler...
Bu işi seçmeden önce iyi araştırsınlar.
Sizlerinde arasında bu işi yapmış, deneyimlemiş kişiler varsa burada başlık altında yaşadıklarımızı paylaşalım...
Bu insanları bu şekilde kullanmaya ne hakları var ?
Bu insanlar haklarını nerede ne şekilde arayacaklar ?
Gidipte memnun olanda, olmayanda fikirlerini yazsınlar...
Bu konu ile ilgili Fikirlerinizi de paylaşabilirsiniz...
Gerçek yaşanmış hikayedir, Alıntıdır!..
- İBRETLİK AYDA 3000 USD KAZANMA HAYALİM -
Merhabalar sevgili arkadaşlar,
Yaklaşık dört yıl önce başıma gelen bir iş bulma öykümü sizlerle paylaşmak istiyorum. Bunun sebebi de aradan dört yıl geçmesine rağmen bu hikayemin baş kahramanlarının hala böyle ilanlar vererek kendilerine yeni "av" aramaları...
Yıl 2000; Ben ekonomik zorluklardan dolayı üniversiteyi bırakmış, kendime güzel bir iş arıyordum. Bir gün şöyle bir ilanla karşılaştım;
" Amerika'da gemilerde garson veya fotoğrafçı olarak çalışarak ayda 3000 USD kazanmak ister misiniz ? Deneyim şart değil. Sadece İngilizce bilmeniz yeterli. "
- Oh ne ala!! ,
Üniversiteyi terketmeden hazırlık da okumuştum..
"İki yıl çalışsam bir ev alırım herhalde" diye düşündüm ve bir CV yolladım...
Beni birkaç gün sonra bir beyefendi aradı ve görüşmemiz gerektiğini, telefonda detay veremeyeceğini söyledi...
( Daha sonra bu beyefendi'yi tanıyınca aslında bu kısa telefon görüşmesinin sebebinin bu beyefendinin küçücük bir telefon parasını bile hesaplamış olması olduğu gerçeğini öğrendim. Evet! Belki de inanması zor ama gerçek!!! )
Adamın Ofisine gittim...
- FOTOĞRAFÇI OLMAK İSTERKEN -
Ben aslında fotoğrafçı olursam daha mutlu çalışabileceğimden bahsettiysem de asıl amacımın kısa zamanda para biriktirmek olduğunu anlayan sevgili işverenim beni, bir şekilde garson olarak gitmeye ikna etti... ( Daha sonraları bunun asıl nedeninin de gemiye gönderdiği garson başına aldığı komisyonun, fotoğrafçıya oranla daha fazla olduğunu öğrendim ) Ee, peki nasıl olacak deneyimim yok artı, üniversiteyi de terk ettim maddi zorluklar nedeniyle filan desem de, her şeyi halledeceğini, işin o kısmıyla kendi ilgileneceğini söyledi...
Adama bütün samimiyetimle soruyorum;
- Gerçekten de 3000 USD kazanabilecek miyim ?
" Tabii, yeter ki iste zaten 1000 USD maaşın var geriye kalanı da senin performansınla orantılı olacak bahşişlerden oluşuyor " dedi...
- Vay be !! rahmetli babam bile 3000 USD'ı kaç ayda kazanıyordu? "
Fakat bu arada sevgili işverenim işin yoruculuğundan filan bahsetmeyi de ihmal etmiyor hani... 12 saat 7 gün çalışacağımı ve restoranda çalışmanın zor olduğundan ara ara bahsediyor tabii... ( Ne iyi bi ağabey! ) Daha ilk gittiğim gün yalap sap ingilizcesiyle bana bir iki bir şey sordu ve yeterli olduğuma da oracıkta karar verdi tabi...
OHHHH! iş buldum, sefam olsun.. Hem de çok kazanacağım, çoookkk!!!
Ben tam çıkmak üzereyim, bana dedi ki;
" Haa!! bu arada ben burada turizm deneyimi olmayan arkadaşlara eğitim veriyorum ki, mulakatta Amerika’dan gelecek olan Recruitment Specialist'e mahcup olmasınlar, onların da şansı olsun.."
- AAA!! Ne kadar iyi !! diyorum tabii ki ben...
" Ama ilk önce su kitapçığı alman lazım bunun içinde şarap, yemek ve soslar anlatılıyor, bak "
Dedi ve uzattı elime bir tane... Güzelmiş dedim, o kitap (çık) için 20 milyon TL istedi benden... O anda aklımdan gecenler " eh canım kaz gelicek yerden tavuk esirgenmez, nolur ki sanki, o adamcağız da para kazanıcak bir şekilde! " Verdim parayı... Cumartesi eğitimlere başlamak için ofisinde sözleştik.....
- BU ADAM DOLANDIRICI GALİBA... -
Cumartesi eğitime gittim, benim gibi umutları olan gençler heyecanla ağabeylerini dinliyorlar, ondan gemiye gidebilmenin 3 altın kuralını öğreniyorlardı. Dersin sonunda sevgili ağabeyimiz beni odasına çağırdı ve bu eğitimin 350 Dolar olduğunu söyledi.. Açıkçası birden şaşırdım ama sonra zaten bu eğitimin bedelsiz olması tuhaf olurdu diye düşündüm. 350 USD da iyi para napsam, kimden borç alsam diye düşünürken anneme bunu söyleyemeden dayımdan borç aldım ve bunu gemiye gider gitmez göndereceğime söz verdim...
5 Hafta bitti, insanlarda bir heyecan, gerilim, acaba Amerikalı Recruitment Specialist bizi gemide garson olmaya yeterli bulacak mı ? Mülakat günü yaklaştıkça bu heyecan bende de daha çok arttı çünkü hayatımda hiç büyük servis tepsisi görmemiştim bile... Diğerleri deneyimli en azından...
Ama Allahtan altın kalpli ağabey bana 3 adet kapı gibi referans ayarlıyor, kendim bile inanamıyorum.. hem de böyle antetli kağıda filan yani.. Aaa.. Bir de bakmışım ki Ankara Hilton’da ben 1 yıldır garsonluk yapıyorum.. valla ben bile inandım yani... İki tane daha vardı sanırım İstanbul the Marmara biri de Kemerde bir tatil koyu... Nerden baksan meslekte 4 yılım var, tabii eğitimler de bunu destekliyor, oldu mu size deneyimli, referanslı, bir garson!!!
Amerikalı beni almasın da kimi alsın di mi Bu arada bu işveren beyefendiye ağabey filan demeye başladım, samimi olduk yani.. Eh, o kadar sahte evrak düzenlemeye teşvik etti beni... Bu arada da bu evrak kıyağını unutmamamı söylüyor yani diğer deneyimsiz adaylardan ücret almış da beni sevdiğinden kıyak yapmış yani... Ne iyi adam ?
Mülakat günü geldi çattı... Amerikalıyla görüşmek için İstanbul’da bir otel ayarlanmış. E tabiiki otobüsü bu abi organize ediyo, başka şekilde gidemezsin İstanbula, gitsen bile o ayırtılan otobüsün parasını vericeksin yani kaçarı yok... Neyse canım kaz gelicek ya, tavuğu esirgemenin vakti diil.. zaten birkac milyon bu daha pahalı, olsun.. birbirimizi kırmayalım..
Gemiye gidince ailem de rahat edicek ben de.. Yolda yine para toplanıyor... Ne parası, diye soruyorum. Mülakatı yapacak Amerikalıya hediye alınacakmış, Amerikalılar çok severmiş böyle jestleri.. Neyse canım 20 milyon değil mi, sırf işe alsın da... Mülakatın detaylı anlatılacak bir şeyi yok açıkçası.. Amerikalıya o otellerde çalıştığımı ve bu işi sevdiğimi söylüyorum. O da inanıyor bana, alıyor beni işe!!!! Tamam artık sıkıntılar geride kaldı..
Artık dönme vakti eve, annemi arıyorum, dayımı arıyorum... Otobüsle dönerken bir hesap numarası veriyor abimiz ve pazartesi hesabında 600 USD görmek istediğini söylüyor. Öhö Öhö 600 USD mi ? Nerden bulayım ben o parayı, napıcam? Ne için diye soruyorum, cevap pek tatmin edici değil ama napalim yüzdük artık kuyruğuna geldik pes edilmez ki... Sağlık raporu ve vize parası..
Vize parası mi ? Vizeyi kendimiz almıycaz mı diye soruyorum, cevap tabiiki de HAYIR!!! E sağlık raporu da 10 milyon mu neydi ben ehliyeti aldığımda.. Neyse, ben altı saatimi yolda parayı nasıl bulacağımı düşünürken varıyoruz Ankara’ya.. Bu arada herkeste bir dedikodu aslında Amerikalıya hediye filan alınmamış diye.. Neyse canım, kazanıcam ya ayda 3000 USD!
Birkaç gün sonra gidiyorum sağlık raporu almaya hastaneye, valla 600 USDlik pek bişey yok yirmi dakika surdu sürmedi yani...( Dayımdan borç alıp verdim yine abimize ) Bu arada pasaport çıkarttırıyorum filan, gitme vakti yakın tabii... Heyecanla haber bekliyorum, gemiye garson isteyecekler, bu abi de beni arayıp gönderecek hemen beni gemiye.heyecanla beklediğim telefon en sonunda geliyor ve “ beni ara konuşmamız lazım ” diyor abi ve suratıma kapatıyor, artık bu kadarı da fazla neyse canım köprüyü geçmeye ne kaldı... Arıyorum tabi, heyecanlı bir ses;
" müjdemi isterim gemiye eleman istediler ama bana 50 milyonluk çarşıdan çek getirmen gerek " diyor...
Artık iyice geriliyorum...
Bu kadarını da beklemem yani kimseden, ne kadar ayıp.. Adam bariz bir şekilde hediye istiyor ya, saka gibi... Az kaldı, az kaldı, az kaldı diye avutuyorum kendimi... Aldım çekimi gittim ofisine.. hemen vize almamız gerektiğini söylüyor, bir kaç gün sonra davet mektubuyla birlikte konsolosluğa gitmem gerektiğinden filan bahsediyor... Bu arada sezon turist sezonu tabii, uçak biletleri pahalı eh, ben de miamiye aktarmalı gidicem ne de olsa..
" 1000 USD hazır et cumaya kadar, İstanbul’daki ofisten sana bilet ayarlayacaklar...
- 1000 USD çok pahalı diilmi ? Komşumuz daha birkaç hafta önce 650 USD'a Toronto’ya gitmişti...
Ukâla bir tavırla; " valla, Bileti başka yerden alırsan bütün işlemleri iptal ederim, gidemezsin kalırsın.. "
Tamam canim, iyi ki dayım var nasıl olsa ben ona yollarım diyorum...
1000 USD'a sadece gidiş bileti alan tek kişi olarak tarihe geçeceğimi düşünerek alıyorum bileti abimizden...
- YOLCULUK BAŞLADI VE BİTTİ -
En sonunda gittim Miamiye, gemiye bindim dostlar...
Hiç anlatıldığı ile alakası olmayan bir ortam, inanılmaz yorucu bir iş ve en hazini maaşlı bir iş diil... Sadece bahşişlere dayanan bir sistem, ve ayda 3000 USD'ı 5-6 yıldır garson olanlar bile alamadıklarını bizim iyi keklendiğimizi söylüyorlar...
Hem de biz garson bile değiliz daha komiyiz..
Ben yiğitliğe çamur sürdürmemek adına 6 aylık kontratımı tamamlayıp, yurda döndüm ve bir daha gitmedim... Altı ayın sonunda cebimde 4000 USD vardı ve bu paranın yarısıyla dayıma olan borcumu ödedim geri kalanını da anneme verdim...
Tabiki, benim bu hikayemi bir ibret öyküsü olarak adlandırdım fakat gemide 4-5 yıldır çalışanlar yok muydu ? Tek tük tabiiki vardı ama hepsi de istisnasız alkoliklerdi... Eee, senelerce yemek artıklarının içinde, ( çoğunluğu Türk, hindistanlı ve filipinli olan ) uluslararası bir ortamda, paraya tapan insanların içinde olmak insandan tabiiki bir şeyler götürecek onun da bir bedeli muhakkak olucaktı...
Bu arada herkesin merak ettiği soruyu da yanıtlayayım; gemi mesela Hawaideki adaları geziyor fakat siz inanılmaz yorgun,bitkin ve baygın olduğunuzdan ne hawaiyi görüyorsunuz ne de başka bir şeyi...
İnsanlar seçimlerini yapmakta tabiki özgürler, ve bunun bedelini kendileri öderler, Fakat yarım yamalak bilgilerle ve sadece para hırsıyla bir daha bir işe kalkışmamam gerektiğini üzücü bir şekilde de olsa gördüm. Burada 23 yaşında bir kişinin zayıf noktasıyla oynayıp, ondan çıkar sağlamaya çalışan işverene mi, lise mezunlarına ( hatta üniversite mezunlarına ) doğru düzgün iş vermeyen sisteme mi yoksa sadece para için hiç anlamadığı bir işe kalkışan bana mı hata bulursunuz, yorum sizin!..
İnsanların özellikle gençlerin hayallerini kendi lehlerine paraya çeviriyorlar. Elinde hiçbir teknik meziyeti, özelliği olmayan kişilere gemilerde çalışmaya başladı diye 3000 $ kimse vermez.
Gemilerde gerekli sertifikalarını tamamladıktan sonra yeni başlayan bir kişi bırakın 3000 $'ı 2000 TL maaşla işe başlayabilirse (başlayabilir ama) ay sonunda maaşını da alabilirse ne mutlu. Ayrıca günlerce karadan, sevdiklerinden uzak kalma, asosyalleşmiş tiplerle aynı ortamda kalmak herkesin yapacağı bir iş değil.
Gemilerde aylık 3000 $ kazanmak herhalde 15 sene ve üzerinde çalışıp 2.çarkçı, 2.kaptan seviyesine çıkmak ve iyi şirket bulmak gerekir.
Öyle garsonluk, komilik falan yapılarak 3000 $ maaşı dünyanın hangi ülkesinde olursa olsun hiç kimse vermez..
Genellikle büyük tonajlı olup, kıtalar arası dökme yük
( tahıl, maden, şeker, kömür... ) taşırlar... Filoda yaş ortalaması çok yüksek olan bu tip gemiler çok sorunludur genellikle...
30-40 günde bir operasyon yapan bu gemilere bu sıklıkta operasyon bile stresli gelmektedir... Yükleme limanlarında yalnızca 20-30 saat kalan bu gemilerde, overload (aşırı yüklü olmak) olmamak için balastı zamanında basmak tek marifettir... Balastı basmak o kadar önemlidir ki kuru yük gemilerinde normalde makine personelinin sorumluluğu olan balast operasyonu güvertecilere geçmiştir...
Balast pompa ve Valf kontrol panelleri güverte kargo ofisindedir. Makineciler bu gemilerde de rahattır. Aşçısı becerikli, kumanyası zengin ve personeli kalabalıktır...
Ama, tahliye limanları buna göre daha rahattır... 3-5 gün kalır limanda tahliye için... Gemi tonajı büyük olduğu için kötü havalarda az etkilenir... Personelin uzakyolda çalışıyor olması şımarıklığa sebep olur... Ama, bu gemilere sahip firmalar gemide disiplini sağlamak için deniz örf ve adetlerine uymayanlara prim vermez, Kaptan'ın raporu doğrultusunda ilk limanda derhal gemiden çeker... Tercihini bu yönde kullanacak denizci 30-35 bin ton sınırına dikkat etmelidir...
Bu tonaja kadar kreynli dökme yük gemisi limanlarda çok kalır. Yükleme/tahliyesi kendi kreynleri kullanılacağından uzun sürer. Bu gemiler Brezilya, Rusya, Ukrayna, Batı Afrika ve Uzak Doğu'nun merkeze en yakın ve en güzel limanlarına gider... 1 hafta-1 ay arası limanda kalır...
Tanker gemileri
Genellikle küçük tonajlı olup, tanklarının kaplamasına göre aklınıza gelebilecek bütün sıvı kimyasal maddeleri taşıyan gemilerdir... Bu gemilerde çalışmak büyük riskler içerir...
Personeli, kuru yük gemilerine göre 1/2-1/3 oranında daha fazla maaş alırlar.. Bu işi zor kılan sık liman, tahliye sonrası tankı yeni yüke hazırlamak ve bunu kısıtlı zaman diliminde yapmaktır... Bu acele yüzünden yapılan en basit hatalar can almaktadır...
Gaz ölçümü yapılmadan girilen tankta ölmek, uzun süre kanserojen yükün buharını soluyarak kanser olmak, yıkama esnasında topraklaması yapılmamış aletin tanka sallandırarak spark yapıp tankı patlatması ve personelin zarar görmesi vb gibi...
Yüklenen madde sıvı olduğundan çok dikkat gerektirir. Oluşacak bir taşıntı hem güvertedeki personele hem deoluşacak kirlilik yüzünden şirkete maddi zarara neden olur. Bu gemilerde tanklardaki oksijen oranını belirli bir seviyeye düşürmek için kullanılan inert gaz, erkeklerde iktidarsızlığa sebep olur...
Genellikle yabancı bayraklı oldukları için sosyal güvenlik primi ödenmez...
Dolayısıyla personeli sosyal güvenlikten kapsam dışıdır. Başınıza bir kaza gelse, şirketin sizin hastane masraflarınızı karşılama zorunluluğu yoktur...
Bunlar yetmezmiş gibi bir de major oil company'lerin
( shell, total, bp, chevron, texaco... ) denetleme gerginliği vardır... Sıkı denetimden geçen gemide bütün prosedürlerin takip edildiği, cihazların çalışır olduğu, emniyet kurallarından haberdar olunduğu, sertifikasyon gibimaddeler kontrol edilir...
Bulunan kusur büyüklüğüne göre gemiyi kiradan düşüreceğinden gemide gözler her zaman suçlayacak birisini arar...
Bu gemiler şehre en uzak limanlara yanaşır ve limanda sadece saatlerle sayılı kalırlar. Avantajı olarak sayılırsa sözleşmeleri 4 aylıktır...
General kargo gemileri
Aslında mesleğin en güzel yapılacağı gemiler bunlardır... Kırkambar yükü taşıyan gemilerdir... Yerine göre; yat, fabrika modülleri, uzay mekiği, konteyner taşırlar. Bunda olan zorluk ise parça yükün emniyete alınmasının (lashing) gemi personelince yapılmasıdır...
Zabiti personeli farketmez herkes kısa zamanda yüzlerce parçayükün lashingini yetiştirmeye uğraşır. İlk olarak fiter uygun yerlere mapa kaynatır... Daha sonra zincirler, liftinler taşınır... Diğer ekip bunları sabitleyerekgerdirir...
Bu liman tarafından yapıldığında çok pahalı bir iştir. Ama, gemi personeli ekstra para aldığından aynı işi artı tahliye limanında lashingleri çözmeyi 1/5 fiyatına yapar...
Çok yorucu ve bu yüzden de çok tehlikelidir. Türk armatör general kargonun merkezi Almanya ve Hollanda dan yük bağlayamadığından gemiler hep kiradadır, bu yüzden zamanla yarışılır...
Bu gemilerin kreynlerinde yanlış kullanım sonucu oluşan tel atma başa gelebilecek kabustur. Tel değişmesi ve bununen kısa sürede yapılması gerekmektedir. Buna ilaveten yük seperasyonu için yapılan bulkhead kurulumu ve tween deck kurulumu çok tehlikeli ve zor operasyonlardır...
Konteyner gemileri
6 ay-1 yıllık programları önceden saatine kadar belli olan, kutu taşıyan gemilerdir... Filonun en yüksek hızla giden gemileridir... Çok sık liman yapar ama sadece saatlerce kalır limanda... Dolayısıyla gidilen limanlarda dışarı çıkmayı unutursunuz... Lashing limana ait olmasına rağmen personel tarafından tek tek kontrol edilmesi yorucudur. Konteyner patlak mı, mührü yerinde mi derken limandan kalktığınızı farkedersiniz...
Bu gemiler tender diye adlandırılan düşük stabiliteleriyle meşhurdur. Güverteye yüklenen konteynerler yüzünden gm'leri düşüktür... Yükleme limanında batma tehlikesi bile yaşayabilirler...
Personel ambar yıkama işiyle uğraşmaz. Bir nevi şoförlük yaparsınız bu gemilerde. Zabitan arasında çok iyi bir uyum gerektirir. Özellikle bu gemilerin kaptanlarının gemilerinin selameti için zabitlerine yardım etmesi, liman sonrası vardiyalarına yardım etmesi gerekir. Reefer konteyner soğutucu arızası, yanlış ağırlık dağılımı sonrası konteynerlerin göçmesi, tahliye limanı öncesi bilerek/bilmeyerek stowage sonucu konteyner shiftingi karşılaşılan sık problemlerdir. Sözleşmeleri 4 aylıktır, maaşları daha rahat kuru yük gemilerinden bile azdır...
Ro-ro gemileri
Bu gemiler yüksek süratleri ile tanınır. Sadece araç taşıyanı ve hem yolcu hem de araç taşıyan çeşidi vardır. En güzel olanı gurbetçi taşıyanıdır. Giyersiniz beyaz üniformanızı, takarsınız rayban gözlüğünüzü bayan yolculara caka satarsınız... Dikkatin merkezinde olursunuz.
Personel araçları yükler, kıç kapağınızı kapatır yola çıkarsınız. Seyir vardiyasında gemiyi merak eden gurbetçilerle takılırsınız... İşiniz sadece şoförlüktür. Sezonluk iştir. Torpiliniz sağlamsa kışında yattığınız yerden maaş alırsınız. Bu gemilerin en önemli mekanizması kıç kapağıdır...
Bunun operasyonu makinecilere aittir ve her açma-kapama karşılığı bonus alır sorumlu kişi. Sadece araç (tır) taşıyanlar daha yorucudur. Neyse ki personel bunların lashingiyle uğraşmaz... Lashinglerin bağlanması ve çözülmesi ayrı ekiplerce yapılır. Bu gemiler her zaman çalışır sezonluk değildir... Bu gemilerde anti-heeling sistemi vardır.
Yüksek balast kapasiteli pompaları sayesinde yükleme sonucu oluşan yatmakısa sürede bu sistem sayesinde düzeltilir. Aynı zamanda bu sistemde oluşan arıza yüzünden limanda batan birçok gemi vardır. Yüksek makine devirleri yüzünden oluşan titreşim rahatsız edicidir.
ÖZET
Yukarıdaki açıklamalar benim bu gemilerde gördüğüm olaylardır... Şahsi kanaat olarak ideal çalışılacak gemi tipi Türk bayraklı kuru yük gemileridir...
Zaten tankeri tercih edenler kısa zamanda daha çok para kazanıp denizi bırakan tiplerdir... Asıl denizcilikte yarayı açan bu tip insanlardır...
Şirkete verdiği tavizlerle deniz örf adetlerini bitiren korkak insanlardır bunlar... Bunlar denizciliğin d'sinden anlamaz kişilerdir... Ağızlarında "safety first" sloganı düşmez ama safety'den bihaberlerdir... Tank yıkamasını yetiştirmek için gece tüm güverte aydınlatmaları yanık seyre müsade edenler de bunlardır... Ama, içlerinde en küçük fiyat/performansa sahip olanları konteynercilerdir. Gece, gündüz demeden çalışır, az para kazanırlar...
www.denizcigunlugu.com sitesinden alıntıdır...
En son ÖzgürZB tarafından Cmt 27 Şub 2016, 18:07 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Genellikle yabancı bayraklı oldukları için sosyal güvenlik primi ödenmez...
Genellikle değil yabancı bayraklı gemilerde sosyal güvenlik primi ödenmiyor, ödense bile Türkiye ile anlaşması olmayan ülkelere ödenir ki, hiçbir faydası olmaz.
Geminin adı Türkçe bildiğimiz isim olabilir ama, maddi avantajlar sağlamak için avantaj sağlayan ülkelerin gemi siciline kayıt olunca o ülkenin bayrağını taşıyor, şirket merkezi Türkiye'de olsa bile burada ancenta hizmeti verilmiş gibi muamele yapılıyor.
Hatta maaş almak bile zaman zaman sıkıntı olabilir, herhangi bir ihtilaf durumunda kime şikayet edeceksin?
Sizin de dediğiniz gibi gemicilik sözleşmesi imzalarken eğer imzaladığınız sözleşmeye dikkat etmezseniz maaşınızın sürekli içerde kalması gibi bir durum da söz konusu olabiliyormuş...
Dava açma konusunda ise bu sözleşmeler sebebi ile muhattap bulmak bile çok zormuş..
Türkiye'de bu konu ile ilgili bir kanun, bir yasa yok mu acaba?
Bu insanların müşkiliyetinden bu kadar yararlanmamalı kimse !..
Dava açma konusunda ise bu sözleşmeler sebebi ile muhattap bulmak bile çok zormuş..
Türkiye'de bu konu ile ilgili bir kanun, bir yasa yok mu acaba?
İmzaladığınız sözleşmedeki şirket (bir zamanlar of shoree bankaları gibi) ..... bilmem ne adasına ait, en iyimser tahminle liberya, panama veya başka bir ülkeye kayıtlı gemi/şirket için nasıl dava açacaksınız? Devlet sizi nasıl koruyacak? bu tamamen sizinle şirket arasındaki bir durum oluyor.
Tabi bütün gemicilik şirketleri böyle değil, Türkiye'de de kurumsallaşmış herhangi bir problemi olmayan gemicilik şirketleri var, bunlarda iş bulursanız belki diğerlerine göre biraz az maaş alabilirsiniz ama maaşınız gününde Türkiye'deki banka hesabınıza yatırılıyor.
Herhangi bir sıkıntılı durumda aileniz, şirket ile irtibat kurabiliyor, şirket vasıtasıyla sizinle irtibat kurulabiliyor...
Alıntı:
Bu insanların müşkiliyetinden bu kadar yararlanmamalı kimse !..
Elbette insanların zor durumda kalmasından istifade edilmemeli, ama bu durumu lehine çeviren insanlarda namus, vicdan gibi kavram yok, tamamen para kazanmaya odaklılar, o nedenle de insanların zaaflarından istifade ediyorlar.
Birde şu açıdan bakmak lazım, her işin, her malın bir karşılığı var, o karşılığın çok üzerinde/altında bedeli olduğu zaman hemen sorgulanmalı.
Şu anda günümüzde sorgulama çok kolay, mesela sizin paylaştığınız yorumlar internette paylaşılmış, bunun gibi bir sürü yorum var, iyi/kötü yorumları dikkate alıp o şekilde karar vermek lazım.
Ama unutmamak lazım her malın/hizmetin bedeli var bu bedelin çok altında/üstünde vaad ediliyorsa uzak durulmalı...
Yukardaki ilk yorumu okudum sanırım iş ilanı sahtekar çıkmış.
Gemide garson olarak çalışmayi bende düşünüyordum. Bir gemi adamı tanıyorum, şubat ayında ücretsiz garson egitimi alırsın, vize işlemleri şirket ilgileniyor. Alman isvicre amerikan iş sözlesmesinden birisini secebilirsin, ikamet adresin Miami olarak görünecek. Iş cok agir her zaman gemiyi terk edemiyorsun. Gemi durakladığında gemiden inecek kişiler seciliyor.
Hayatimda değisiklik istiyorum bir sezon gemide çalışmak benim için yeterli dedim. O ise sezon bitince seni tekrar ararlar dedi.
Turist gemilerinde calisabilen 3000s`dan fazla da ucret alabilirdi.Ben 2003 yilinda iyi bir firmadan teklif almistim.O zamanki kazanacagim para 1500-2000 dolar civariydi.Ancak o vakit ticarete atildigim icin gitmemistim.Ki gitseydim daha karli cikacaktim Biraz zarar etmistim.Asiretli cakma turizmcilerle ugrasayim diye
Bunun haricindeki gemilerde gercekten cok agir sartlarda calistirildigini biliyorum.Bir kac tanidigim vardi gemilerde calisan.Ancak o kadar ahim sahim bir para almiyorlardi.Benim normal yillik kazancim daha fazlaydi onlardan