gökhan demirci
14 yıl önce - Pts 23 Mar 2009, 04:00
sizlere türkiyedeki hatta türkiye diye kısıtlamayayım dünyadaki taraftar profilini yazsam inanınız taraftar olmak istemezdiniz. en amiyane tabirle taraftarlık ' hiçbir yere ait olmayan insanların, tamamen aidiyet duygusuyla, kendisini bir yere körü körüne hapsetmesidir ' bu inanın benim görüşüm değil. sosyologların, psikologların görüşü bu. o yüzden fanatik taraftarlık dünyada hiçde hoş görülen bir durum değildir. sempatizanlık nispeten olumlu karşılansa da taraftarlık körü körüne bağlılığı ifade eder ki hiçbir rasyonel görüş bunu olumlamaz.
'' Folklorun işlevlerinden biri olan ‘aynı grubun üyesi olma mutluluğunu yaşama/aitlik’ duygusu, sosyal bir varlık olan insanın sosyalizasyon zincirini oluştururken kullandığı en önemli kültürel değerlerden biridir. Aileye, takıma, siyasi bir gruba, millete ait olma, kişinin toplumda üstlendiği rolün belirlenmesinde ve sosyal statü kazanmasında mihenk taşı görevi üstlenmektedir. Hemşehri dernekleri, kabul günleri, dini ve etnik gruplar, öğrencisi olunan okul gibi aitlik duygusunun ön plana çıktığı topluluklar yanında, kent kökenli merkezlerde bu duygunun en yoğun yaşandığı alan “futbol”dur. ‘Sosyal fonksiyonlara katılan insanların isteklerine göre belli bir zamanda meydana gelen grup olan futbol takımı ve sosyal grubun üyesi olan taraftarları, sosyal grup oluşturarak, fertler arasında etkileşimin bulunmadığı ‘YIĞIN’ dan ayrılırlar. Futbolun temel amacı olan başarı, paylaşımı, AİDİYETLİĞİ ve mutluluğu beraberinde getirir. Bir futbol takımının başarısı, üstünlük duygusuyla özelde takım taraftarlarının, genelde ülke itibarının yükselmesini sembolize eder. Takımın kazanmasıyla elde edilen zafer, ' KAPALI FONKSİYON ! olarak taraftarın özel ve iş hayatındaki başarısının yükselmesine, motivasyonunun artmasına, buhran ve sıkıntılarından kurtulmasına yardımcı olur.
Futbol takımlarının ‘din’ ya da ‘mezhep’; slogan ve tezahüratların ‘zikir’ veya ‘ilahi’; slogan atmanın ‘ayindeki TRANS ÇIĞLIKLARI’; stadyumların ‘MABED’ halini aldığı kent kökenli merkezlerde, ayin mekanı olan stadlarda takım renklerini taşıyan özel kıyafet ve aksesuarları, takım renklerine boyanmış yüzleriyle büyük bir ' KABİLE ' ayinini andıran futbol maçı, sözlü kültür ürünlerinin yaşatıldığı ve dönüştürüldüğü mekanlar haline getirilmiştir. Umberto Eco’ya göre futbol, “günümüzün en yaygın 'DİNİ ve BATIL' inancıdır. Futbol sahiden halkın ' AFYONUDUR' .”
“Taraftarlık ve iman sözcüklerinin yan yana kullanılması anlamlıdır; çünkü yenmek ve yenilmek kavramlarının iç içe olduğu bir oyunda, taraftarın bağlılığını sürdürmesi için ‘KOŞULSUZ İMANA'a' ihtiyacı vardır. Bu iman sayesinde hem kendine ' SIĞINACAK' bir alan bulur; ki bu alanda yalnız olmayacak, hem güçlü bir kulübün çatısı altında hem de kendisiyle aynı emeli paylaşan grupla bir arada olacaktır. İnsanoğlunun doğasından gelen ‘inanma’ duygusu, sosyalleşme süreci içinde, fizyolojik ihtiyaçlardan daha etkili olarak her zaman varlığını hissettirmiştir. Futbol ve taraf olunan takım, bireyin, din olgusundaki ‘KENDİNDEN DAHA ÜSTÜN VARLIĞA ' KAYITSIZ ŞARTSIZ GÜVENME, İNANMA ve TESLİMYET’ duygusunun dışında, aitlik duygusuyla ' KOŞULSUZ' her türlü paylaşımı aktarabileceği; ‘toplumsal hayattaki statüsü’nden; BAŞARISIZLIK , MUTSUZLUK ve HAYAL KIRIKLIKLARINDAN sıyrılarak yalnızca ‘TARAFTAR ROLÜ’nü benimsediği, güven duygusunu hayata geçirdiği bir sosyalizasyon aracıdır.
Sosyolojik anlamda cemaat ‘bağlılık ve karşılıklı sorumluluk bilinci’yle varlığını sürdürür. TARAFTAR ise ‘Türk popüler futbol kültürünün, toplumun MİKRO ekonomik bir temsilini ve yeniden kuruluşunu ifade eden bir CEMAAT türü’dür. Bir taraftar için tuttuğu takımın işlevi, bir referans grubu olarak görülmekte ve onun başarısı, kendisi için bir tür güven ve iftihar duygusunun kaynağı olmaktadır. “Sporla ilgili yapılan incelemeler, taraftarlığın iki işlevinin olduğunu ortaya koymuştur. Bunlardan birincisi, kişide bir yere ait olma duygusu uyandırması, diğeri ise ‘FANATİK’ kelimesinin çağrıştırdığı, başka ortamlarda yapıldığında toplum tarafından KABUL EDİLEMEYECEK DAVRANIŞLARIN ‘taraftarlık’ adı altında ÇIKIŞ YOLU bulmasıdır. İnsanlardaki takım tutmanın sebebi, ‘insanlardaki KİMLİK ARAYIŞI ile ‘KİMLİK VAADİDİR’dir. ” Meslek ve kişilikle şekillenen ferdi kimliğiyle SIRADAN insan konumunda olan kişi, taraftar kimliğine büründüğünde, rutin hayatı içinde ulaşamadığı SAYGINLIK ve BAŞARIYA ulaştığını düşünmektedir.
Toplum içinde farklı kişi ve ortamlarla iletişim kurarak varlığını sürdürme ihtiyacı hisseden insan, aradığı desteği, kimi zaman dinde, kimi zaman ideolojide, kimi zaman da tuttuğu takımda bulur. Şahsi kimlikten sıyrılarak toplumsal kimliğe bürünen taraftar, BİREYSELLEŞMENİN ZIDDI olarak, futbolla toplumsallaşmaktadır. Kişisel mutsuzluklar, düş kırıklıkları, başarısızlıklar, futbolun geniş kitlelere ulaşan misyonuyla umuda dönüşür ve toplumsal bir olay haline gelir.''
yukarıdaki makale sizler gibi arkadaşların durumunu çok basit ve yalın olarak anlatmaktadır. sizler için maalesef üzülerek bu makaleyi ekledim. sizlerin kendinizi nereye koyduğunuz ve konumlandırdığınız kaba tabiriyle' kimsenin umurunda değil' aslında tam olarak böyle de değil. sizler bir araştırma konususunuz soyoloji ve psikoloji için. çünkü davranış ve tutumlarınız normal değerlerle örtüşmüyor. sizin bu psikolojik sorunlarınızın koca bir topluma zarar vermesi ve ilgilendirmesi kusura bakmayın ama bizi de ilgilendirdiği için biz rasyonel düşünen ve gerçekleri görebilen insanların da hayatına müdahale ettiği için kayıtsız kalamıyoruz.
Modern çağın ve teknolojik gelişmelerin getirisi/götürüsü olan bireyselleşme, yabancılaşma ve yalnızlaşma duygusuna karşı koymaya çalışan sosyal varlık; yani, insan, hayatını kolaylaştıracak her türlü teknolojik gelişmeyi kullanırken, aitlik duygusuyla, kendini güvende ve mutlu hissedebileceği bir cemaat, bir grup, bir kulüp, bir dernek vb. sosyal grubun üyesi olmak istemektedir. İnsandaki sosyal aidiyet duygusu ve ülküsü o denli güçlüdür ki, futbol taraftarı, aşireti için her şeyi yapan aşiret mensubu gibi, takımı için cinayeti ve ölümü göze alabilecek kadar AŞIRILIĞA varıp hayatını feda ederek ‘toplumsal içgüdü’nün ESİRİ olabilmektedir. Futbol, çağımızda ekonomik ve sosyolojik baskınlığı en üst düzeyde spor dalı olup sportif etkinliği aşan sosyal, psikolojik ve özellikle de ekonomik bir endüstridir. Bu yönüyle futbol, silah ve ilaç endüstrisini dahi geri planda bırakabilecek evrensel güce sahiptir. Futbolun SALDIRMAYA ve SAVUNMAYA dayalı konsepti, adeta silahsız bir SAVAŞ niteliği taşımakta, taraftarlarının bu savaşa EDİLGEN olarak katılmalarını sağlamaktadır. Adeta, Roma’nın ölen ve öldüren gladyatörleri, günümüz futbol sahasının futbolcuları; kanlı, vahşi sahneyi seyreden, seyretmenin ötesinde şiddetle destekleyen Romalılar da TAKIM TARAFTARLARI halini almaktadır
yukarıda yazdığım tamamen bilimsel araştırmalar ve değerlendirmeler de sizler için bişey ifade etmiyorsa artık sizler için yapılabilecek yada söylenebilecek söz yok demektir.
sözün özü 'FANATİZM İYİ BİŞEY DEĞİLDİR '
( KENDİ ÇAPIMDA ÖNEMLİ GÖRDÜĞÜM NOKTALARI BÜYÜK HARFLERLE YAZMAYA ÇALIŞTIM)
Konuyu staddan çıkarıp taraftarlığa getirenin ben olmadığımı, diğer arkadaşalrımızın ısrarla üzerine vurgu yaptığı ' cefalı, vefalı vs vs taraftar karar verecektir, stad yerinde kalacaktır söylemleri üzerine, stad konusunun bütün bir şehri ilgilendireceği ve buradan hareketle sadece taraftarın değil bütün şehrin buna birlikte karar vermesi gerektiğine vurgu yapan ben ve benim gibi birkaç arkadaştır . kısacası konu bizim tarafımızdan tafartarlık meselesine dönüştürülmemiştir.
ve bundan sonra benim bu konuya ekleyeceğim hiçbir konu ve yorum yoktur. alın stad da sizin olsun eskişehirspor da. bu konya girdiğim güne de lanet olsun. kim ne hali varsa görsün. size ne gerek rasyonalizm, bilim, akıl ve mantık. RTE dedi ya. daha da ben bu konuya girmem.
En son gökhan demirci tarafından Pts 23 Mar 2009, 13:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|