Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Mete Baştürk
15 yıl önce - Prş 30 Hzr 2005, 04:18
Biz Ne İstiyoruz ?


Biz Ne İstiyoruz ?

(Son Bulgaristan Seçimlerine Atfen ve Genel Olarak Devlet Siyasetimiz'e Dair)

Tam ki Bulgaristan daki Türk partisinin başarısına sevinecek idik, aradan ırkçı bir parti çıkarak bu sevincimizi kursağımızda bıraktı.

Ama öğrendik ki adamların tek marifetleri sevinçleri kursaklarda bırakmak değilmiş, daha ne marifetleri varmış meğersem. İsim değiştirmek bunlara küçük bir örnek. Sonuçta adamlar bundan sonra Türkçe isimleri yasaklamak bir yana değiştireceklermiş!

Sonuç itibari ile orda bugün yaşananlar bir dönem itibari ile geçmişte daha büyük baskılar ile vuku bulmuş olaylardı, ancak bu olayları unutacak ve unutturacak değiliz, görmeyecek kadar kör ve görmemezlikten gelecek kadar nankör de değiliz. Geçmişin Jivkov'u ile günümüzün Siderov'u arasında bir ayrım gözetmemekteyiz.

Bütün bir samimiyet ile belirtmek gerekir ise bu işlerin aslolan çözüm yolu ve mantığı bir zamanlar gücümüzü kaybetmemizden dolayı Bulgarlara ve diğer bazı ülkelere emanet bıraktığımız bu toprakların Türklere ait olan bölümlerini güçlendiğimizde geri almaktır. Aynen bir zamanlar Kıbrısta yaptığımız gibi.

Şunu belirtmeyi de faydalı görmekteyiz, bizler bir ülkünün münteha ve nihai hedefe ulaşması heycanı ve çoşkusallığı ile milletimizi derin bir ateşe atma gayesinde de değiliz. Bizler her zaman olduğu gibi bugün ve yarın için “güçlü bir Türkiye ülküsünün eksiksizce tahakkuk etmesi gayesinde” olan ve çalışan kişileriz.

Bizler kendi vatan topraklarımız içerisinde olan Türkler için nasıl ki en iyisini ister ve en iyilerini yapmaya gayret gösteriyor isek elbetteki adına vatan dışı demeye dilimizin dahi varmadığı bugün ki misak-ı milli sınırları dışında kalan Türk milleti içinde en iyisini yapmaya gayret göstermekteyiz.

Bizler hayellerin diğmalarda oluşturuduğu bir büyüklükte toprak istemiyoruz, bizler adı tüm milletlerin aklına korku, kalbine kin ile kazanılmış bir şekli ile tüm dünyayı Türkleştirme hayalleride kurmuyoruz. Bizim istediğimiz Atalarımızın canlarını bedel vererek aldığı ve bizlere emanet bıraktığı bu toprakları yeniden bedel olarak can vermeyi göze alarak geri istiyoruz.

Bu elbetteki bizim hakkımız. Hayatı boyunca Trakya ya bir kez giren Bulgarlar nasıl ki tüm Trakya üzerinde hayeller kuruyor, Bize ait olan Batum u ellerinde tutmasına rağmen nasıl ki Gürcüler Artvin in adını hasretle anıyor, Ruslar ve Ermeniler nasıl ki bu topraklar üzerinde hak iddia ediyor ise bizlerde elbetteki tarihin büyük döneminde Türke yurtluk etmiş olan bu topraklarımızı geri isteme hakkına sahibiz.

Büyüklüğünün her döneminde idealler e sahip olan yüce Türk milleti ne yazıktır ki son 300 yıldır ideallerinden feragat etmiştir. Bir zamanlar Cihan düzeni kurma, büyük topraklara hükmetme ideallerine haiz olması ile birlikte büyüyen milletimiz son yıllarda hep, tek taraflı kabul edilmiş olan barış ve kardeşlik masalları ile iç siyasetini dış siyasetine uydurmuştur.

Dış siyasetinde elini Avrupaya kaptıran devletimizin elbetteki iç siyasetide Avrupaya göre şekillenmektedir.
Artık dış politikaya göre iç politika yapmaktan bıktık ve artık böylesine basiretsiz işlerle uğraşmak istemiyoruz. Tüm milletler sadece “Dış İşleri Bakanlığımızın dostudur”. Başka bir dostluk masal ve hayal olmakla beraber bize hizmete yönelikte değildir.

Evet hiç bir şeyi unutmayacağız, eski Bulgar zulmünü unutmayacağız, Kırım’ı, Karabağ’ı unutmayacağız. Her zaman bir adavet ile anacağız, yanlız bu adavet sadece milletlerin yaşam haklarını gaspa yönelmiş, hedefsizce bir adavet değil, aslı itibari ile geçmişin acılarını bir nebze dindirmek ve hasretle beklenen vatan topraklarının ele geçirilmesi ile nihai hedefine ulaşacak bir adavettir.

“BİZ NE İSTEDİĞİMİZİ BİLYORUZ” şimdi sıra almak için harekete geçmekte. Biz Avrupaya güvenmiyoruz, biz Amerikaya güvenmiyoruz, biz bundan yıllar önce bizi bağımsızlığa taşıyan ve kutsal bir ateş olan temeli bu milletin vatanperverlik duyguları olan ve milli vicdanlarında hala engin bir kor gibi parlayan 19 Mayıs 1919 zihniyetine, Kuva-i milliye ruhuna güveniyoruz. Biz “Muhtaç Olduğu Kudreti Damarlarındaki Asil Kanda” bulanlara ve onların asil evlatlarına güveniyoruz.

Biz kimmiyiz? Biz tarihin büyük dönemlerinde Avrupa barbarlıktan ve geri kalmışlıktan kırılır iken yüce bir medeni kültürü ortaya çıkartan Mete’nin ve Attila’nın torunlarıyız, biz her şey bitti derken mavi gözlerinde engin zaferler parlayan Mustafa Kemal’in evlatlarıyız, biz tabiatın bile ordularını durduramadığı, önüne çekilen setleri bile yıkıp geçebilen “yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız” kısacası biz tarihin her devrinde yüce ve üstün olan Türk Milletiyiz. Bundan sonrada olacağımız dair en ufak bir şüphemiz yoktur!

Saygılarımla.
Mete Baştürk.


sipahi
15 yıl önce - Prş 30 Hzr 2005, 04:43

kilici kalkani kusanalim gidelim!

dur yigidim yahu ne yaptin sen? güzel dersin de nerde bizde o para, o ordu, o zenginlik ve o halk?

3 kisi bir araya gelip futbol macina bakamiyoruz!

ABD gibi zengin, silahli, gaddar ve sömüren bir ülke olsaydik derdim amenna!

biz günü kurtaramiyoruz, yolumuz cok uzun...calismamiz gerek en azindan calismayi ögrenmemiz gerek!

ilk etapta alfabemizden "Ali yat uyu" cümlelerini kaldirarak! baslayabiliriz, temennimiz o olmali.

belkide iyi bir politikayla disardakileri örgütleyip lobiler yaratabilirdik...

simdi hic kipirdamamiza gerek yoktur fiilen, bahane ariyorlar basimiza üsüsmek icin!

yoksa evdeki bulgurdan da oluruz!

neyse.


Mete Baştürk
15 yıl önce - Prş 30 Hzr 2005, 05:10

Azizim Mehmet Beğ;

Büyüklük; fikirlerde başlar, çalışma isteği ile hayata geçirilir. Resminize bakınca yaşınızı ve hayattan anladığınız ve aldığınız dersleri tahmin etmek hiçte zor değil. Bu sebeptendir ki sizlere çoğu şeyi en ince detayı ile anlatmak; hem size karşı bir saygısızlık olurdu hemde bu uğraş abes bir işle meşgale olmaktan öteye gitmez idi.

Bizler burada düşüncelerimizi dile getirir iken elbetteki kendimizin sorululuklarınıda kabullenmekteyiz.

Biliyormusunuz bilmem fakat bundan yaklaşık bir hafta önce son yüzyılımızın yetiştirdiği en büyük Türk liderlerinden biri olan Ebulfeyz Elçibey in doğum günü idi. Elçibey kendi döneminin süper gücü olan Sovyetlerin milletleri baskı ve korku altında yaşatmaya muktedir olamayacağını, bir süre sonra çökeceğini söylediğinde herkes gülmüştü. Fakat galip gelen o olmuştu.

Bakın Sovyet Rusya dağılıp gitti geriye o büyük cihan imparatorluğundan ne kaldı! Geçmişe göre bir hiç. Ama bugün Rusya bütün yokluğuna rağmen dünyada söz söylediğinde hala ciddiye alınan bir millet. Çünkü milli bağımsızlığa inanmakta ve siyasetini Avrupa nın yada Amerikanın isteğine göre yapmamakta. Bugün tüm inancımla şunu belirtirim ki Türkiye genel anlamda Rusyadan çok daha büyük bir ülke fakat dünya arenasında Rusya ile Türkiye aynı kefeye konulabilir mi?

Bizler ağızlarından çıkan her sözünü büyük bir inançla ve istekle söyleyen kişileriz. Bir gün bu isteklerimiz gerçek olacak ve işte o gün ebedi huzura kavuşmuş ve ecdadına varolan borcunu ödemiş bir neslin son evlatları olarak veda edeceğiz sevdiklerimize.

Bizler söylemlerini bir duygunun sadece ateşli isteklerine bağlanarak dile getiren değil; bütün bir samimiyet ile bunların gerçekleşeceğine inanmış kişileriz. Bizlerin ecdanına ödemesi gereken büyük borçları var ve bunu; zihinleri yeni, yeni gerçekleri gören ve artık milli benliğe inanmanın gerekliğini haykıran ve kavrayan kısacası uyanmakta olan bir millet ile hakikat yapacağız. İşte üzerinde yüremeyi hedeflediğimiz yolu bu millet aydınlatmaktadır. Başarımıza dair kuşkunuz olmasın.

Sağlıcakla Kalınız.



ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET