Çapanoğlu isyanları sebebiyle Ankara’yı çok uğraştıran Yozgat, rivayete göre bir ziyaretinde halk zamanın reisicumhurunu protesto ettiği ve heykel yaptırmadığı için kara listeye alınmış; hiçbir yatırım yapılmadığı gibi; yol üzerinde olmasına rağmen demiryolu bile geçirilmemiştir. Nitekim Ankara-Sivas demiryolu, arazi müsait olduğu halde, Yerköy’den Kayseri’ye iner; sonra tekrar yukarıya çıkarak Sivas’a ulaşır.
Konya
İki defa patlak veren ve zor bastırılan Konya isyanı, bu şehrin kara listeye alınmasına sebebiyet vermiştir. Türkiye’nin en büyük vilâyeti Konya’da bulunmazken; Konya’nın kazâsı kadar şehirlerde sivil havaalanı vardır. Üstelik Konya’da devlete ait fabrika yok denecek kadar azdır. Yani devletten yeterince destek alamamıştır. Bugün bile Konya’daki fabrikaların tamamı hususi sektöre aittir. Sağ iktidarlar da, zaten Konya çantada keklik diyerek yatırım yapmamıştır. Yani Konya, Bursa gibi, kendi kendine zengin olmuştur. Ayrıca Konya’daki heykelin yüzünün istasyona, sırtının ise şehre dönük oluşu, bazılarınca Atatürk’ün şehre küskünlüğü olarak tefsir edilmiştir.
Rize ve Maraş
Bu şehirler şapka inkılâbına isyan (1925) sebebiyle kara listededir. Hatta Hamidiye zırhlısı, bu sebeple Rize’yi bombardıman etmiştir.
Kütahya
Yunan Harbi sırasında büyük bir mağlubiyete sahne olduğu için kara listeye alınmış; bütün yatırımlar, Kütahya’dan çok küçük olan Eskişehir’e kaydırılmıştır. Böylece, eski bir eyâlet merkezi olan Kütahya sönerken; Eskişehir, onu defalarca katlamıştır.
Isparta
Nurculuğun merkezi olarak görüldüğü için, kara listede iken; Demirel sayesinde zincirini kırmıştır.
Kayseri
Reisicumhurun Kayseri’ye 1930’daki ziyaretinde, imam-müezzin maaşlarının çok düşük olduğundan şikâyet eden müftü Kızıklı Kasım Hoca’ya, Sizin peygamberiniz, namaz kıldırırdı, maaş mı alırdı? diye sorduğunda, Bizim peygamberimiz devlet idare ederdi; maaş mı alırdı? diye cevap vermesi, infiale sebep olmuş; Kayseri kara listeye alınmıştır. Kayserililer, 4 sene sonraki gelişinde Atatürk’ün çok beğendiği bir heykel dikerek ve Anıtkabir’in taşlarını taşıyarak kendilerini affettirdiler. Şehir, bez ve tayyare fabrikasına kavuştu.
Bursa
Bursa’nın kara listeye alınmasını Rıza Nur hikâye ediyor. Rivayete göre, 1930’da Mudanya iskelesine doğru giden çok sayıda otomobilin hikmetini soran Atatürk, Kaplıcaya gelen meşâyıhdan Esad Efendi’yi karşılamaya gidenlermiş cevabını alınca; Beni karşılamaya bu kadar araba gelmedi diyerek üzüntüsünü belli ediyor. Esad Hoca ve ailesi kabahatin cezasını, ertesi sene vuku bulan Menemen hâdisesi vesilesiyle öderken; Bursa, başta demiryolu olmak üzere devlet yatırımlarından mahrum kalmıştır.
Bilecik
Osmanoğulları’nın anavatanı Bilecik, Yunan işgali sırasında tamamen yanmıştı. Derler ki, yeniden kurulurken, Ankara, yeni şehrin istasyon yakınında olmasını istemiş; halk ise buradaki tarlalar yerine, bir tepe yamacına kurulmasını tercih edince, ipler kopmuştu.
Kırşehir,
Kırşehir, 1954 seçimlerinde reylerin tamamını Millet Partisi kurucusu olan hemşehrisi Osman Bölükbaşı’na verdiği için kazâ hâline getirildi; üstelik vilâyet yapılan eski kazâsı Nevşehir’e bağlandı. Bunun üzerine Kırşehirliler, DP idaresine Bizi köy de yapsanız, Osman’ı muhtar seçeriz diye telgraf göndermişti. Ankara, hatasını çabuk anlamış; Kırşehir, 1957’de tekrar vilâyet hâline getirilirken, bu işten Nevşehir, kazançlı çıkmıştır.
Böyle sitelerde dolaşırsanız sağlıklı analiz etme becerinizi kaybedersiniz. Belge olmadan kaynak olmadan Ahmet amca şöyle demişti, Mehmet amca şöyle demişti diye makale yazılmaz.
Makalede ki çoğu bilgi yanlış ve gereksiz hepsini yazmayacağım gerek yok ama bir kaç örnek verirsem Rize'nin malum coğrafi şartlarından dolayı sanayileşmesi bir hayli zor ve buna bağlı olarak Türkiye'de en fazla göç veren illerin başında gelmiştir. Bölge halkının kalkınması için çay tarımı teşvik edilmiş ve başlatılmıştır. İkinci dünya savaşının sona ermesiyle de çay fabrikası kurulmuştur. Demek ki bölge halkının kötülüğü değil yaşam koşullarını iyileştirilmesi istenmiş..Çaykur'un resmi sitesinde kaç bin ton tohum getirildi kaç bin hektar alana dikildi gibi bilgiler vardır.
İkincisi Kayseri, hikayeyi geçtim doğrudur, yanlıştır hangi hatıratta geçiyor bakmak lazım fakat ama şu alıntı yaptığım bilgiler nedir Allah aşkına kronoloji bilgileri de yok bu adamların ;
Alıntı:
Kayserililer, 4 sene sonraki gelişinde Atatürk’ün çok beğendiği bir heykel dikerek ve Anıtkabir’in taşlarını taşıyarak kendilerini affettirdiler. Şehir, bez ve tayyare fabrikasına kavuştu.
Makaleye göre M. Kemal 1930 yılında gelmiş Kayseri'ye, hikaye yaşanmış, 4 yıl sonra tekrar gelmiş heykeli görmüş çok hoşuna gitmiş. Sonra Kayseri'ye yatırım yağmış. Doğrusu ise tayyare fabrikası 1926 yılında temeli atılıyor, 1928 yılında faaliyete geçiriliyor. Nato'ya girildikten sonra 1952 yılında ABD uçak sattığı için montaj fabrikasına dönüştürülüyor. Bez fabrikası ise sadece Kayseri'ye lütufmuş gibi değil Birinci Kalkınma Planı doğrultusunda birçok ille beraber yapılan fabrikalardan birisi. Anıtkabir taşları mevzusuna girmiyorum bile 1944 yılında inşası başlandı. Adam yaşarken mezarını yaptırmadı.
Kütahya-Eskişehir ise, Kütahya'nın daha art bölge'de kalmasından ve Eskişehir'in demir yolu bağlantısıyla, Ankara-İstanbul arasında köprü vazifesi görmesinden dolayıdır. Malum 1920'ler de kara taşımacılığı yok denecek kadar az'dır. Üstelik Dumlupınar Muharebesi kahramanlarını aşağılamakta hoş değil..
Yani daha yazılır ama gerek yok. Tavsiyem fazla dolaşmayın böyle siteleri malum pek niyetleri sağlıklı değil. Cumhuriyet kurulduktan sonra başlangıçta her şehre eşit derecede yatırımlar beklemek biraz gerçek dışı niyetli olunuyor. Hem imkansız coğrafi şartlar,nüfus, ulaşım vs.. hem de yatırım yapılabilecek kredinin olması gerekir.
Yunanistan'dan ithal ettiğinizi söylemiyorsanız,
taptığınız atanızda Osmanlıdan miras.
Ekmeğini yediği, okullarında okuduğu, korumak üzerine yemin ettiği
devleti yıktığı için övünen atanız.
Şuan TSK generallerinden biri Türkiye Cumhuriyetini yıkıp yerine daha küçük bir devlet kursaydı ona da tapardınız.
Ne boş beleş bir yazıdır fatih, muhendis olman ise ayri bir olay tabi, ekmedigi yedigin,okullarinda okudugun ulkenin ve devletin kurucusuna laf ediyorsun ,senim dusunce yapina gore
Ne boş beleş bir yazıdır fatih, muhendis olman ise ayri bir olay tabi, ekmedigi yedigin,okullarinda okudugun ulkenin ve devletin kurucusuna laf ediyorsun ,senim dusunce yapina gore
Ben asker, polis, istihbaratçı veya devlet memuru değilim.
Devleti koruyacağıma dair yemin etmedim.
Yaptığım projelerin, binaların sağlam olması üzerine yemin ettim.
Tesadüf müdür bilmem okuduğum okulların hepsini hayırsever vatandaşlar yaptı.
Devletten bir kuruş maaş, burs, kredi, ihale almadım.
Prş 05 Oca 2017 19:58 (-1) fotoğraf kalitesi çok kötü
veren akıllı, eğer profil fotoğrafımın kalitesine puan veriyorsan,
merak etme IP adresim, profilimdeki avatar fotoğrafımın büyük hali
senin gibi fanatik site denetçileri vasıtasıyla ilgili yerlere gidiyordur.
Sizin gibi Kemalist olan generallerin darbe yapıp hesap soracağından korkmuyorum.
Sadece bu darbenin son darbe teşebbüsü olacağından,
çünkü böyle bir darbe teşebbüsünden sonra ülkenin yıkılacağından ve
Anadolu'nun 1071 öncesine döneceğinden korkuyorum .
Fatih beyin paylaştığı yeminlere bakıyorum da resmen yemin edeni dinden çıkaracak şeyler üzerine yemin ediliyor.
Kemalist sistemin dayattığı yeminler kaldırılmalı.
Fatih beyin paylaştığı yeminlere bakıyorum da resmen yemin edeni dinden çıkaracak şeyler üzerine yemin ediliyor.
Kemalist sistemin dayattığı yeminler kaldırılmalı.
İmamlar yemin ederken,
ayaklarını kaldırmıyorsa veya parmaklarını çapraz tutmuyorsa
arkasında namaz kılınmaz.
Allah'a secde eden insanları,
bir ateistin ilkeleri üzerine yemin etmeye zorlayan
rejimin adıdır Kemalizm.
O yemin metinleri olduğu sürece devlete bir gün bile memurluk etmem.