TAKSİME ne cami, ne kilise ne sinagog nede otel yapılmalı, taksime yeni bir ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ ve İstanbul Kent Müzesi yaplmalıdır. TAKSİM istanbulun modern yüzüdür.
Taksime cami yapılacaksa boğaziçi elektirik dağıtım şirketinin bulunduğu binanın yerine yapılmalıdır. taksim meydanı yapılan yanlış ve illegal imar uygulamaları sonucu daralmıştır ve bir şaheser bir yapı olan taksim topçu kışlası yok edilmiş ve taksim gezi parkına yeşil alan ve sit alanı olarak eklenmiş ve istanbul nazım imar planında yeşil alan olarak gösterilmiş fakat bu alana 15 yıl sonra dönemin yöneticileri tarafından yeşil alan ve sit alanı olmasına rağmen illegal yollardan turizm bölgesi ilan edilerek meydan imara açılmış ve bu bölgeye 5 yıldızlı oteller inşaat edilmiştir. eğer Taksime cami yapılırsa Taksim meydanı büyük ölçüde daralacak ve Taksim anıtının görünmesini engelleyerek önemini yittirmesine neden olacaktır.
En son Vedat BEHAR tarafından Cmt 23 May 2009, 18:22 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, bugünkü bir gazetede yer alan "Taksim'e cami geliyor" haberinde sözü geçen yerin, Taksim Su Maksemi'nin arkasında 32 yıldan beri bulunan mescit olduğunu bildirdi.
Belediyeden yapılan yazılı açıklamada, belediyenin, çevresi gazete bayii, bankamatikler ve trafo tarafından kapatılmış ve metruk durumda bulunan Taksim Su Maksemi'ni restore edip "Cumhuriyet Sanat Galerisi" olarak hizmete açtığı belirtilerek, restorasyon tamamlandığında, maksemin arkasında derme çatma minaresiyle yıllardan beri bulunan mescidin de görünür duruma geldiği kaydedildi.
Açıklamada İstiklal Caddesi ile alanın birleştiği köşede binaların arkasında bulunan mescidin 2 katlı, galvanizli saçtan yapılmış ve estetikten uzak minaresiyle alandan görülebildiği, mescidin Beyoğlu Güzelleştirme Derneği tarafından mimari olarak iyileştirilmesinin de gündeme geldiği ifade edildi.
Açıklamada, "Mescidin inşa edildiği tarihte söz konusu alan, 1977 onaylı 1/1000'lik planda 'cami, çarşı ve otopark' olarak yer almıştır. Yine 1977 yılında Anıtlar Kurulu'nun (Gayrimenkul Eserler ve Anıtlar Görsel Yüksek Kurulu), bu alanda makseme zarar vermemek ve civarındaki mezbeleliği kaldırmak şartıyla, makseme mesafe kaydı aranmaksızın yeni bir cami yapılmasında eski eser açısından sakınca bulunmadığı kararı mevcuttur" denildi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi açıklamasında, "Gerek kültür varlığı, gerekse planlama kriterleri açısından 2863 sayılı kanun çerçevesinde hazırlanan Beyoğlu 1/5000 Ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı, Anıtlar Kurulu tarafından 7 Ocak 2009 tarih ve 2302 sayılı kararla onaylanmıştır. Plan, 15 Mayıs 2009 tarihinde İstanbul Büyükşehir Meclisi'nde kabul edilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sonuç olarak sözü geçen yerin, halihazırda mevcut bulunan ve 32 yıl önce de plandaki fonksiyona uygun biçimde yapılmış mescit olduğu belirtilerek, "1977 tarihli özel nitelikteki Anıtlar Kurulu kararıy ile 2009 tarihli plan kurul onayı mevcuttur. Yeni bir dini tesis alanı kararı mevzubahis değildir. Kamuoyunca bilinen Taksim Camii ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Araştırıldığında, mescit ile yeri Gezi Parkı olarak anılan Taksim Camisi'nin farklı konular olduğu görülecektir" denildi.
1- Cami göztepe parkına değil, köşedeki kullanulmayan atıl bir alana yapılacaktı.
2- Ailem 1938, ben ise 1971'den beri o civarda oturuyoruz. İstanbul'da en fazla cami ihtiyacı herhalde bu civardadır. Ben her cuma ve bayram saçmasapan yerlere gitmek zorunda mıyım?? Bazı mahallelerde 5 tane cami var, bizim mahallede ara ki bulasın..
Daha önceki mesajımda da alıntı yaptığım gibi olayın tamamen bu kısmıyla ilgiliyim. Yıllardır bu konuda bir arpa boyu yol alınamıyor olmasına, konunun bir şekilde siyasi fikir kamplaşması boyutuna çekilmesine de son derece tepkiliyim. Sonuçta bu kadar nüfus hareketliliğinin olduğu ve kapasiteyi karşılayacak derecede caminin olmadığı bir bölgeye ihtiyaca göre bir veya birkaç cami yapılabilir. İlla çok büyük ve bir tek caminin yapılması da şart değil. Tabi özellikle şehir merkezi olmasından dolayı uygun yer ve mimari estetik de önemli konular. Yani bırakın bölgeye yolu düşenleri, bölgede oturanların dahi ihtiyacını karşılayacak derecede bile cami bulunmaması bir mağduriyet gerçekten.
Her cumartesi sinagoguna giden Musevi'leri ve her pazar kiliselerine giden protestan ve katolikleri; İstiklal Caddesi'nde gördükçe benim dinimden olan insanların ufacık bir mescide sığdırılmak istenmesine isyan ediyorum.
Yani hayir gökdelenler direk gökkafes gibi bogazda yapilsalar gam yemicem,zaten sehir disinda,biz iyi gözükmüyorlar diye üzülürken adan istanbulun "imajini" bozuyorlar diyor!
Düsünsenize istanbuldaki bütün gökdelenler fatihde olcakdi su kenarinda yarim adada,üfff be!!!
Cok zeki bir fikir, bence Fatih'i gecin, tarihi yarimada gokdelen niye yapmiyorlar anlamiyorum, Ayasofyayi yikin 1500 yillik yasamis zaten daha ne isimize yarar, Gokdelen dikin yerine bakin ne guzel olur. Istanbul gibi onemsiz bir sehiri gokdelenlerle susleyelim, hem medeni, hem cagdas, hemde avrupali oluruz. Sacmalik bir yana Istanbul'un imajin degil, siluetini bozuyorlar, Istanbul gibi dunya tarihinin onemli bir parcasi olan bir sehirin onemli parcasi olan Fatih gibi bir yere gokdelen dikmek istemek, cahillik ve görmemislikden baska bir sey degildir, akli dengesi yerinde olan bir insan ne Istanbula, ne Roma'ya, nede Paris'e gokdelen dikilmesine olumlu bakmaz. Zevkler ve renkler tartisilmaz, mi acaba? Tartisilir, hemde bal gibi. Istanbul ne zevk ne de renk, Istanbul bir tarihdir, kimseninde zevki ve cebi dolsun diyede o tarihe gokdelen darbesi vurulamaz.
Not: Atalarinin feth ettigi ve dikdigi binalarin guzelligini kavrayamamis nasipsizler, yeni sembol ve marka yaratma pesinde kosarlar, cabalari bosdur. Gokdelen dikilsin, ama tarihi yarimadanin siluetini etkilemicek bir yere.
atahancım boşver kim nereye giderse gitsin.. malum oralar eski ve tarihi yerler, azınlıkların çok olduğu yerlerden biri.. tabi keşke taksimde gösterişli büyük bir camii miz olsa çok güzel olurdu bir islam ülkesi olarak ama yok işte...
Başkan Topbaş Taksim’e cami tartışmasına noktayı koydu; “Fıçıdan yapılmış minare İstanbul’a reva mı?”
Taksim’deki mevcut mescidin yenilenmesine karşı çıkılmasına anlam veremediğini açıklayan Başkan Kadir Topbaş, “Zaten şu anda orada bir mescit var. Ancak fıçıdan yapılmış bir minaresi var ve eski. Reva mı bu şehre? Mimarlar Odası’nı anlamak mümkün değil” dedi.
Emirgan’da İstanbul’un yeni otobüslerini tanıtan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, basın mensuplarının yenilenmesi düşünülen Taksim’deki mescit ile ilgili sorularını cevaplandırdı. Taksim’de İstiklal Caddesi’nin girişinde bulunan tarihi mescitle ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı uygulama imar planlarına dava açıldığının ve mahkemenin yürütmeyi durdurduğunun hatırlatılması üzerine Başkan Kadir Topbaş şöyle konuştu;
“Yargının verdiği karara saygı göstermek durumundayız. Ama özellikle burada Koruma Amaçlı İmar planları belediyemiz ve ilçe belediyesi tarafından yapıldı. STK’lardan bu konuda destek de alındı. Daha sonra Koruma Kuruluna gitti ve orada da onaylandı. Onaylanmış bir Koruma Amaçlı İmar planına Mimarlar Odası tarafından dava açıldı. Caminin yapılmaması ve camiye ayrılan alan konusunda. Zaten şu anda orada bir mescit var ve fıçıdan yapılmış bir minare. Reva mı bu şehre? Doğru bir şey mi bu? Kalsın mı böyle? Mimarlar odasını anlamak mümkün değil.”
Fransız Kültür Merkezi’nin hemen karşısında salaş bir halde olan mescidin yenilenmesi için düzgün bir plan yapıldığını ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu’nun da plana ‘evet’ dediğini anlatan Başkan Topbaş, “Maalesef Mimarlar Odası farklı bir değerlendirmeyle konuyu yargıya taşıdığı için yargı da burada tabi ki bir gerginliğe bir siyasi politik şeye dönüşmemesi konusunda iptaline karar verdi. Ancak, 1960’lardan beri burada planlar işlenmiş olan ve halen hizmet veren bir mescit var. Geçmişte iddia edildiği gibi Taksim Gezi Parkı’nda büyük bir cami yapılmıyor. Taksim makseminin arkasında mevcut olan iki katlı mescidi daha düzgün hale getirip ibadet isteyenlere fırsat verecek bir yapı olarak düşünüyordu. Burada fıçı minareyi görmekten bir mimar olarak, Beyoğlu’nda büyümüş biri olarak, bu kentte yaşayan biri olarak rahatsız oluyorum. Fıçıyı değiştirmek isteseniz ona bile karşı çıkıyorlar. Hasılı bu kadar çirkinlik anıtsal yapı özelliği taşıyan bir kilisenin karşısında böyle ucube, berbat rezil bir fıçı minarenin bulunduğu bir mescit şeklinde devam etmesini reva görenler var. Bunu anlamak mümkün değil” diye konuştu.
Özellikle mimar arkadaşlarına kendilerinin bir tasarım yaparak tekliflerini sunmalarını istediğini vurgulayan Kadir Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Mimarlar odasındaki arkadaşlarıma siz çalışın siz dernekle yönetim kurulu ile bir araya gelin dedim. Büyük bir cami büyük bir yapı değil. ‘Orada bir terslik varsa düzeltelim. Şu salaşlıktan Beyoğlu’nu taksimi kurtarın’ dedim. Ama o yönde bir çalışma olmadı. Geçmişte plan yapanlar mevcut mescidin olduğu lejanta mescidi işlemişler. Koruma amaçlı imar planı da geçmişte Koruma Kurulu tarafından onanmış. Büyük bir cami değil ve halihazırda mescidin var olduğu bir yer burası. Efenim bunu yargıya götürmüşler, yürütmeyi durdurmuşlar. Ufacık bir yer orada. Büyük bir selatin camii dediğimiz ölçekte değil. Bunu planlara biz de koymadık.”
Yargı kararının ardından ilgili kurumların konuyla ilgili tekrar değerlendirme yapacağını dile getiren Topbaş, “Yargının verdiği karar da dikkate alınmak zorunda. İlgili kurum ve birimler ona göre bir değerlendirme yaparlar. Üzerinde bir çalışma yapılır ve ne gerekiyorsa yapılır. Burada bir gerginlik olsun çekişme olsun istemiyorum. Ama sizler medya mensupları, İstanbulluları aydınlatan kişiler olarak gidin Taksim’deki mescidin minaresinin fotoğraflarını çekin. Yansıtın ne olduğunu görün. Memnuniyet varsa bu haliyle hizmet vermeye devam etsin” dedi.
Engin Ardic'in dunku yazisi bu konuda...pekte yalan degil...
Taksim'e cami niçin yapılamazmış?
Çünkü "yürüme mesafesinde yeterince dini tesis" varmış.
Minicik Ağa Camii var, bir de taa Şişli'de "burjuva camii", başka hatırlayamadım.
Bir de Maksem'in hemen arkasında "lumpen mescidi" var tabii. Sokak aralarını bilemem, çetelesini tutmadım.
Aya Triada var, elde zulmetmeye ortodoks cemaat kalmadığı için boş duruyor, çevrede binlerce Müslüman yaşıyor, büyük cami yok.
Yaptırmıyorlar.
"Dini simge" olduğu için!
Çünkü Sinan çok öngörülü bir adam, Süleymaniye'yi dört yüz elli sene sonra AKP'ye oy getirsin diye inşa etmiş.
Gülünç oluyorsunuz beyler.
Sonra da "bu kafayla 2049 seçimlerini belki kazanırsınız" deyince kızıyorsunuz.
Yargının, hani şu "bürokrasinin bayraktarlığını ordunun elinden alan" yargının Taksim'e cami yaptırmama gerekçesine bakınız: "Hiçbir bilimsel ve teknik temele dayanmıyor..."
Niçin beyefendi? Zemin mi kaygan?
Marmara oteli ne güzel uyum sağlamış tarihi çevreye, öyle mi beyefendi? Bir mimari başyapıtı...
AKM'nin tam simetriğinde bir "kütle" daha olsa kötü mü olur onu dengeleyecek, yoksa boşluk mu daha estetiktir, ben çözemedim.
Bir caminin hangi "bilimsel" ve "teknik" temele dayanması gerektiğini de çözemedim. Mimari projenin "statik hesaplarından" sözetmiyoruz burada, Taksim'e cami yapılması "fikrinden" sözediyoruz.
Çünkü Taksim Meydanı "cumhuriyet değerleriyle" anılıyormuş... Bunu da TMMOB söylüyor, mühendisler ve mimarlar...
Öyle ya, orada Atatürk'ün heykeli olunca, cami hiç uymaz. Sizin cumhuriyetiniz camiye karşı mıdır? (Allah Allah, merak ettim, niçin hiçbir seçimi kazanamıyorsunuz yahu?)
Aynı heykelde Atatürk'ün yanında Bolşevik generalleri Frunze ile Voroşilov da var, onlar cumhuriyetin hangi değerlerine uyum sağlamışlar, Türkiye Komünist Partisi'ni kapatan ve altmış yıl boyunca yasaklayan değerlerine mi?
Tövbe, gülünç olmuyorsunuz beyler, "bizatihi" gülünç adamlarsınız.
Ciddi adamlar olsanız, caminin "varlığından" değil binanın "estetik düzeyinden" kaygı duyardınız.
Çünkü, bu bir gerçek, günümüzde yapılan camiler ya çok sakil, ya da Osmanlı mimarisinin en kabadayısı orta halli taklitleridir.
Çağdaş mimarlar çağdaş bir cami mimarisi üretemediler. "Gidip de sevimsiz bir bina yaparlar" deyin, anlayalım.
Mühendis ve mimar olduğunuza göre o binanın sevimlisini, güzelini, görkemlisini yapmak benim değil sizin asıl göreviniz, hadi onu da geçelim. "Biz mühendisler ve mimarlar güzel bir cami inşa etmekten aciz insanlarız" deyin, peki diyelim.
Ama "gericiler namaz kılarlar sonra" diye cami yaptırmamak...
Lideriniz Kılıçdaroğlu'ya söyleyin, hiç boşuna nefesini tüketmesin adamcağız. Size iktidar haramdır.
Siz gidin az satışlı gazetelerde "İstanbul'a köprü de yapılmasın" diye yazılar da yazın, beğenen üç beş kişi çıkar.
dogu ile batinin...
muslumanlik ile hristiyan alemenin bulustugu...
topraklarinin dunyanin en buyuk imparatorluklarina sahitlik ettigi bir bolgeden bahsediyoruz..
aslinda o kadar cok simgemiz varki bence biz hala ona karar veremedik.
saydiginiz sehirler(ny-paris-londra vs..) istanbul ile kiyaslanamaz..
onlarin tabiki bir simgesi olur cunku ondan baska zaten hic bir seyleri yok
biz bence yeni simge yaratmak yerine zaten elimizde var olanlari nasil markalastirirz onu dusunelim..
ve illa da istanbulda simge yaratilcaksa bu bir tek camii ile olmaz..yanina cok ta guzel bir kilise yapilsin..o zaman istanbul tam anlami ile bir medeniyetlerin sehri olur
Londra, Paris, Milan, Madrid, Berlin.. bakin her kentin dunyada simgelesmis en az bir aniti meydanlarini susluyor. Istanbulda ne var? Dis haber ajanslari ne zaman Istanbuldan bir haber gecseler arka planda goruntu olarak Eminonundeki camileri gosteren bir fotograf koyarlar ki haberin Turkiye ile ilgisi anlasilsin.
Yani camiden baska anitlasmis ve Turkun karakterini kimligini simgeleyen gorsel bir anit yok bu ulkede.
Istanbul deyince herkesin aklina bir tek sey gelir. Camiler. Taksime Istanbulu gorsel alanda dunyaya tasiyacak, simgelestirecek modern bir yapinin coktan yapilmasi gerekirdi. Ancak, Istanbulun daglarca yigilmis sorunlari yuzunden hep geciktirildi ve oncelik olmadi. Umalim en azindan Taksim meydani bir gun cagdas bir kente yakisir bir goruntu verir.