Yalnızlığa dayanırım da, birbaşınalığa asla..
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka..
Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla.....
Korkmam
Geçinip gideriz biz mutluluğumla,
ama
'Günün aydın, akşamın iyi olsun' diyen biri olmalı..
Bir telefon sesi çalmalı arasıra kulağımda...
yoksa
Zor değil, hiç zor değil,
demli çayı bardakta
karıştırıp bir başına
yudumlamak doyasıya....
Ama
'çaya kaç şeker alırsın? '
Diye soran bir ses
olmalı ya ara sıra......
22.11.2002
Elif Şebnem Akal
Bu şiirin bir öyküsü var...
Bu şiiri yazan kişi benim arkadaşımdır. "Elif Şebnem Akal"
Onun en sevdiğim şiirlerinden biridir.
Bu şiir bir gün internet aleminin azizliğine uğrar
Gülermisin ağlarmısın misali...
Birgün bir okuyucu e-maille alır bu şiiri birilerine yollar...
Böylece şiirin sanal alemdeki gezisi başlar...
Ve yine birgün şiirin altına yazan kişi Can yücel adı yazılır...
O günden sonra şiir sanki Can Yücel'e aitmiş gibi gazetelere, dergilere çıkar...e-maillerde gezer...
Belkide şiir çok sevildiği için... Ve benim arkadaşım her defasında bu şiir benim diye birsürü mücadeleye girer kiminde sevinir, kiminde üzülür...
En son duyduğuma göre şiir Cahit Berkay tarafından bestelenir ve Mogolların albümünde yer alır...
Albüm onlarca basılmıştır... Ve söz yazarı yine Can Yücel olarak yazılmıştır... arkadaşımın mücadelesi tekrar başlar... Kendine ait bir şiir olduğunu kabul ettirir ama Albümde yazanları değiştiremezler...
Elif Şebnemden özür dilerler... Çeşitli yayınlarda bunu duyuracaklarını söylerler ve duyururlar...
Oda şiiri beğenildi bestelendi sevinsin mi üzülsün mü bilemez bir halde kabul eder
Satarsın gözlerinin dikkatini, ellerinin nurunu, bir lokma bile tatmadan
yoğurursun
bütün nimetlerin hamurunu.
Büyük hürriyetinle çalışırsın el kapısında, ananı ağlatanı
Karun etmek hürriyetiyle hürsün!
Sen doğar doğmaz dikilirler tepene,
işler ömrün boyunca durup dinlenmeden yalan
değirmenleri,
büyük hürriyetinle parmağın şakağında düşünürsün vicdan
hürriyetiyle hürsün!
Başın ensenden kesik gibi düşük,
kolların iki yanında upuzun,
büyük hürriyetinle dolaşıp durursun,
işsiz kalmak hürriyetiyle hürsün!
En yakın insanınmış gibi verirsin memleketini, günün birinde, mesela,
Amerika'ya ciro ederler onu seni de büyük hürriyetinle beraber,
hava üssü olmak hürriyetiyle hürsün!
Yapışır yakana kopası elleri Valstrit'in, günün birinde, diyelim ki,
Kore'ye gönderilebilirsin, büyük hürriyetinle bir çukura
doldurulabilirsin, meçhul asker olmak hürriyetiyle hürsün!
Bir alet, bir sayı, bir vesile gibi değil insan gibi yaşamalıyız dersin,
büyük hürriyetinle basarlar kelepçeyi,
yakalanmak, hapse girmek, hatta asılmak hürriyetinle
hürsün
Ne demir, ne tahta, ne tül perde var hayatında, hürriyeti seçmene lüzum yok
hürsün.
Bu başlığa kaç mısra kaç şiir yazılır bilmem ama çok beğendiğim bir şiiri burada paylaşmak istiyorum. Şair dostum Ah Muhsin Ünlü'ün (Onur Ünlü) bir şiiri.
resulullahla benim aramdaki farklar-
resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim.
resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.
resulullah azrail’i yolda görse tanırdı;
ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,
derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.
resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü;
fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?
resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret!’;
ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’
ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’;
annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz.
resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.
ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının
anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…
resulullah çok şanslı bir insan
annesi öldüğünde o küçücüktü;
benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.
annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!
olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü.?
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
..........
..........
Ad Verme Töreni
az sonra uyanır kiremit rengi ova
şeyler güne karışmak için yarışır
tamburdan havalanır rüzgarın şiiri
gözlerim yeter mi öte'yi okumaya
kaldığım yerde körüm
gittiğim yerde mahmur
ney saatleriydi eski sazlıkta
annem güneşten önce yükselir
ruhunu üflerdi çocuklarına
erken mi heves ettim makamımı duymaya
kaldığım yerde hüzzam
gittiğim yerde mahur
cümbüşü kimseler ciddiye almaz
nazla ağırlanırdı yaz akşamında
çinko çatılara tohum ve alaz
ey aşk bir kez yağdırsan olmayacaktım!
kaldığım yerde hoyrat
gittiğim yerde mazlum
öyle hatalar var beni mazur gösterir
bahçelerden geçirip aklar rengimi
üç erik ağacıyla bir kuyu arasına
gerilmiş tellerine asar sesimi
kaldığım yerde ölüm
gittiğim yerde kanun
kudüm vurdu dedim ki diril ömrüm
derin utta bendirde tefte diril
tanrıya görünmek hiç de zor değil
seyrediyor kendini sığ ayanalarda
kaldığım yerde adsız
gittiğim yerde m a l û m...
SEVDALI SÖZCÜKLER
Beni tanımadın mı dedi
Bir sözcük bir sözcüğe
Çevir zamanın sayfalarını
Belleğini iyi yokla
İyi bak gözlerimin içine
Anılar devşir yüzümden
Bir yağmur sonrasıydı
Yan yana düşmüştük hani
Bir şiirin ilk dizesinde
Göz göze gelmiştik birden
Bir şey kımıldamıştı içimizde
Sonra sürülmüştük şiirden
İzinsiz öpüştük diye
Anımsadım dedi öbürü
Elin elime değince
Bindim sevdanın mor atına
Gittim ta eski günlere
Küçüldükçe büyüdü hüzün
Adını bilmediğim bir şey
Çıt diye kırıldı içimde
Ne acılar çektim bilsen
Nelere katlandım gurbette
Senetlere tutanaklara
Mahkeme kararlarına geçtim
Yıllarca ad oldum bir kötüye
Bir an bile unutmadım seni
Göz göze gelmedim hiç
Senden başka bir sözcükle
Sesin sesime değince
İçimdeki süt denizleri
Köpürmeye başladı gene
Öpüşe banınca dudaklarımızı
Kendi kokusunu duydu yosun
Şiirin gizli aynasında
Kendi rengini gördü menekşe
Haydi gel dedi
Dişi sözcük erkek sözcüğe
Başka bir şiire girelim
Görünmeden ozan abiye
Ali YÜCE
Bu yıllar önce ezberlediğim tek şiir, sözcüklerin sihrini hissettirir. Sözcüklerin ruhu olur, şiirin ve aşkın ne olduğunu aynı anda gösterir bize. İyi bir ses tonuyla okunduğunda da gözler kapalı dinlettirir kendini..
Ben hiç böyle olmamıştım,
Başımı ellerimin arasına hiç almamıştım
Geceler böyle uykusuz geçmezdi eskiden
Biliyorum ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Yıldızlara hiç bakmazdım,anlamsız gelirdi bana
Ben kutup yıldızının yerini dahi bilmezdim.
Iki mısra bile yazamazdım kalemi elime aslamda
Yüreğim hiç böyle sızlamazdı önceleri
Ellerim,ellerim böyle terlemezdi soğukta
Ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Izlemezdim denize karşı gün doğumlarını
Sessizliğimi ve sensizliğimi hiç dinlemezdim
Dimdik ayakta olmazdı pişmanlıklarım gün doğumlarında
Benzetmezdim kendimi bir çiceğin boyun büküp soluşuna
Ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Ben Böyle yangın yangın yanmazdım hiç
Böyle üşümezdim gece yarılarında
Irkilmezdim her kapı çalınışında
Buğulanmış bir cam aralığından bakmazdım hayata
Ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Sonbaharı severdim ben,yaprakların dökülüşünü
Kışları yağan karı severdim
Ama sevmezdim hiç kardan adam yapmayı sensiz
Umrumda olmazdı böyle bomboş ellerim
Yüreğim sızlamazdı hiç ilkbaharlarda
Ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Bende hüküm sürmezdi böyle yalnızlıklar
Hiç bilmezdim bir yangınla kül olduğumu
Dilim düğümlenmezdi böyle kelimelerle
Hiç bilmezdim bahara vurgun bir gül olduğumu
Ellerim,Ellerim Titremezdi böyle
Ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Duymazdım hiç göz yaşlarımın sesini
Sesini hiç duymazdım o deli dalgaların
Diz çökmenin ne demek olduğunu bilmezdim böyle çaresiz
Yalanların bu denli acı olduğunu,bilmezdim
Ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Içimde böyle fırtınalar kopmazdı benim
Neden bu boşluk?
Bu gözleri kör eden karanlıkta ne?
Ya bu içkisiz sarhoşluk?
Bu geceleri sır eden yalnızlıkda ne?
Ben daha önce hiç böyle olmamıştım
Bakışlarım hep koca bir boşlukmuş önceden
Utanarak hiç bakmamışım kimsenin gözlerine
Yüreğim hiç vurulmamış böyle orta yerinden
Değsin istememişim hiç ellerim bir başkasının ellerine
BEN SENİ SEVMEDEN öNCE HİÇ BöYLE OLMAMIŞTIM
Beğenerek defalarca okuduğum,ruh halimi tasfir eden bir şiiri paylaşmak istedim.