Ben " Üç İstanbul " uda gördüm;
Vazgeçsede aklım ve bedenim
Ey asi yüreğim,
Onu "Sen" varsın diye sevdim...
Işığında pervaneyim,
kapıldım girdabına
çeperinde dönmekteyim...
Bilmem ;
Hangi meçhule gitmekteyim...
NECİP FAZIL KISAKÜREK'TEN ENFES BİR ŞİİR (Lütfen Okuyun)
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımi makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırtılar geliıyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekün hattını afet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir laf var, buyurun size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodrum!
Bir şey koptu benden, şey, Herşeyi tutan bir şey.
Benim adım bay Necip, babamın ki Fazıl bey,
UTANIRDI BURNUNU GÖSTERMEKTEN SÜT NİNEM,
KIZIMIN GÖSTERDİĞİ KEFEN BEZİNE MAHREM !!!
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kralın buyruğu:
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
Allah'ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!
Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilac;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilaç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamin iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar MUKADDES EMANETİ ?
Rahmetli bu şiiri ne zaman yazdı bilmiyorum. Ama sahip olduğumuz manevi değerlerin fütursuzca yok sayıldığı,maneviyatımızın talan edildiği şu günlerde bu şiir ile bağdaştıracağımız o kadar olay oluyor ki. Gelir dağılımındaki adaletsizlikten,yırtılan haya perdemize,tarih yağmacılığına kadar tam da bu günü anlatıyor gibi.
En son Yusuf Esengül tarafından Cum 16 Ekm 2009, 10:09 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Vatanımda sular akar , başıboş;
Herkes, birbirini kakar, başıboş.
Bozkırlardan topal bir tren gecer;
Çocuk, merkep , öküz bakar, başıboş.
Yanmaz da yürekler , güneşe atsan;
Bir kibrit , bir orman yakar, başıboş.
Tarih, kutuplara kaçmış bir fener,
Buz denizlerinde çakar başıboş.
Yirmidokuz harflik sözde aydınlar,
Yafta yazar, isim takar, başıboş.
Allah ' ım sen acı bu sâf millete !
Akşam yatar , sabah kalkar, başıboş...
Zamanı fütursuzca harcayanlara,
Yapması gerekenleri yapmayanlara,
Konumunun hakkını vermeyenlere ithaf olunur.
Ağına düşmüştüm artık çarnâçar,
Ben ondan kaçamam, o benden kaçar,
Ağlasam, çapkınca karşıma geçer,
Güldürür, salını salını kâfir...
Hesabı, kitabı şaşırdım çoktan...
Bu bir işve değil, belâdır Hak’tan!
Aklıma düştü mü gece yataktan
Kaldırır, salını salını kâfir...
O çeşmeye gelir, sabır son hadde.
Cilve kitabına girmez bu madde!
Bir küçük testiyi yarım saatte
Doldurur, salını salını kâfir...
Sıtkı’m olan olmuş bize âlemde,
Âşığa kurtuluş yoktur bu demde.
Görmesem ölürüm, fakat görsem de,
Öldürür, salını salını kâfir...
Bekir Sıtkı ERDOĞAN
Muhtevasına katılmasam bile, şekil ve edebîlik yönü ile çok hoşuma giden bir şiir. Aşka tutulmuş ve bu aşktan dolayı argo tabirle feleğini şaşırmış bir adamın çaresizliği, aynı zamanda kızın fettanığı ne güzel mısralara dökülmüş.
Birşey var aramızda
Senin bakışlarından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki
Gülüşerek başlıyoruz söze
Birşey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek
Fakat ne kadar saklasak nafile
Birşey var aramızda
Senin gözlerin ışıldıyor
Benimse dilimin ucunda
Nahit Ulvi Akgün
_________________
Okumaktan zevk aldığım ve kendi yazılarımla örtüştürdüğüm bir yazı. Okuyanı düşünmeye sevkeden, alenen aşk kokan bir yazı.. Umarım siz de beğenirsiniz.. Ki beğenememek olanaksız..
ANİDEN
aklın var mı diye sorma,
nedir bu yaptıkların deme,
içindeki sensin bunları yaptıran.
dünya yıkılsa umurumda değil,
eninde sonunda ölüm varsa,
neden,ölmek aniden;sevmeden!.....
Kayalıklı boğazlarda yön arayan bir gemi;
Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.
Ne okudun, ne öğrendin, ne bildinse berhavâ;
Yer çökmeden, gök iki şak yarılmadan geçilmez.
Geçitlerin, kilitlerin yalnız O'nda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!
1983
Necip Fazıl Kısakürek
Bu dünyada büyük bir idealin peşinde koşan (buna dava da diyebilirsiniz) ve hayatın bu ideale vakfedenere ithaf olunur. Ben Necip Fazıl'ın pek çok şiirini kendi duygularıma tercüman bilirim. O'nu henüz tanımayanlara da talihsiz gözüyle bakarım. Üstad'ın şiir düğnyasına daldığınızda siz de kendinizden çok şey bulacaksınız.
Osman Yüksel SERDENGEÇTİ , tıpkı soyadı gibi serdengeçti birisiydi. Rahmetli N.Fazıl ile dava arkadaşlığı yapmış, bir dönem milletvekili seçilmiş, dünya ile lay eden bir mefkure adamıydı. Kendisine ait aşağıdaki dörtlüğü sizlerle paylaşmak istedim:
Yüz verdikçe yüz isteyen yüzler bilirim,
İnişi yokuşuna denk düzler bilirim.
Dünya öküzün üstünde derler amma
Dünya üstünde gezen çok öküzler bilirim.